2014-07-04 - 16:29
Çözüm süreci kapsamında Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Göçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı, TBMM İçişleri Komisyonu'nda kabul edildi.
TBMM İçişleri Komisyonu, "çözüm süreci tasarısının" bugünkü görüşmelerine, tasarının, CHP ve MHP'nin yoğun tepki gösterdiği 4. maddesi üzerinden başladı.
Madde üzerinde konuşan HDP'li Baluken, bu tasarıyla ne yüzyılın Kürt meselesinin ne de demokratikleşme sorunlarının tamamının çözüldüğünü belirterek, "Tasarıyla, hem Kürt meselesinin çözümü hem de Türkiye'nin demokratikleşmesi için umutları artıran, gençlerin cenazelerinin gelmesini engelleyen yasal zemin hazırlıyor. Asıl büyük sorumluluk, iş bundan sonra başlıyor. Yasal zemin üzerinde ilgili devlet görevlileri ya da tarafların daha rahat çalışabileceği bir zeminin oluşması bakımından önemli bir tasarı. Ülkeyi bölmek gibi bir derdimizin olmadığını açıkça hep ifade ettik. Türkiye'de yaşayan bütün halkların beraber ortak bir gelecek ve eşit vatandaşlık hakkı ile birlikte, birarada yaşamayı esas aldığı, demokratik ulus, ortak vatan perspektifiyle sürece yaklaşıyoruz" dedi.
Baluken, halkları yok sayan, kültürleri, dilleri, kimlikleri yok sayan bir anlayışın tehdit olduğunu düşündüklerini kaydederek, "Artık bazı korkulardan sıyrılmamız gerekiyor" diye konuştu. Yeni Anayasa'da vatandaşlık tanımının herkesi kapsayacak bir tanım olması gerektiğine işaret eden Baluken, ana dil önündeki engellerin, ülkenin tarihinden kaldırılmasının zamanının geldiğini kaydetti.
İdris Baluken, Çin'de 51, Hindistan'da 36, İran'da 8, Irak'ta 5, Rusya'da 34, Güney Afrika'da 11, İspanya'da 5, İngiltere'de 10, ABD'de 8 dil olmak üzere, 113 ülkede birden fazla ya resmi dil ya da bölgesel dil olduğunu söyledi.
Avusturya'da 9 eyalet sistemi, Azerbaycan'da idari bölgeler, Fransa'da yerel yönetimleri güçlendiren düzenlemeler, Gürcistan'da 2 özerk Cumhuriyet ve bir özerk bölge, İran'da 30 eyalet, - hatta bir eyaletin adı da Kürdistan - İspanya'da 17 özerk bölge, İtalya'da 20 idari bölge, Kazakistan'da 14 eyalet olduğunu belirten Baluken, Osmanlı'nın da 17 eyaletten oluştuğunu söyledi.
Baluken, tasarının, kalıcı barış doğrultusunda milat olmasını istedi.
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, tasarının görüşmelerinin gecikmiş görüşmeler olduğunu belirtti.
Partisinin, bu sorunun Parlamento içinde görüşülmesi yönündeki çabalarının ancak bugün gerçekleştiğini ifade eden Kaplan, "Bölücülük sendromunu hala aşabilmiş değiliz. Eğer eyaletler, özerk yönetimler bölmeyi getirseydi, gelişmiş ülkeler bu sistemle yönetilmezdi. ABD, Fransa böyle yönetiliyor" dedi.
Kaplan, silahlar susmuşken fikirlerin konuşulduğu ortamın yaratılması gerektiğine işaret ederek, "Caney caney'le Türkiye'nin her noktasında halay çekiliyorsa, Kürtçe müzik ile Şemmamme ile batıda halay çekilebiliyorsa ya ta batıda söylenen bir müzik parçası doğuda da söylenebiliyorsa, demek ki kültürler, müzikler bir düşman değil, terörist değil" diye konuştu.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, "Bu memlekette 20 yıldır şizofren bir biçimde psikolojik harekat yapılıyor, kavramlar, değerler tersinden düşünülüyor" dedi.
"Kişi, Fransa'da 'Fransız' demekten imtina etmiyor, belki dini de farklı, Cezayir'li 'Fransızım' diyor. Almanya'da 'germenim' diyor, hiç de sıkıntı duymuyor ama Türküm denilmiyor" diyen Yeniçeri, Türk kavramının kimlik kavramı olmadığını, Anadolu'da omuz omuza savaşmış insanlara üst kimlik olarak verilen bir kavram olduğunu kaydetti.
Yeniçeri, eskiden 18 yaşın üstündekiler dağa çıkarken, şimdi 18 yaşın altındakilerin de dağa çıktığını belirterek, "Teröristler yol kesiyor, makbuzla vergi topluyor' dedi. Yeniçeri, HDP'nin verdiği önergeyle devlete de "silah bırak" dediğini öne sürdü.
"(Başınızı gövdenizden ayıracağız ama biz sizi bütünleştirmiş olacağız) diyorsunuz" diyen Yeniçeri, devlet otoritesinin bölgeden çekilmesi, yerine örgüt otoritesinin kurulması ve petrol gelirinin bölgeye aktarılmasıyla ilgili düşünce içerisinde olunduğunu bildirdi. Yeniçeri, tasarının özel af niteliği taşıdığını ve bu nedenle de Anayasa Komisyonu'nda görüşülmesi gerektiğine işaret etti.
Yeniçeri, "PKK'yı resmileştiriyorsunuz, yeni bir statü veriyorsunuz. PKK'ya uluslararası meşruiyet kazandırıyorsunuz ve yarın bir gün de PKK'nın terör listesinden çıkması için çabalayacaksınız. 'Verilen görevleri yerine getiren kişilerin hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmaz' diyorsunuz. Yeşiller ordusu mu kuracaksınız? Bakan sessiz devrimden bahsediyor ama sessiz devrim diyenler sessizce devrilmiştir" diye konuştu.
HDP'nin her konuşmasında, konuyu Kürt meselesine getirdiğini belirten Yeniçeri, "Pırasadan bahsetsek, 'Türk pırasası Kürt pırasasını dövdü' diyecekler, neredeyse işi buraya getirdiler" dedi.
Yeniçeri'ye cevap veren BDP'li Kaplan, kanun tekliflerinin sadece yüzde 30'unun bölge ile ilgili, yüzde 70'inin ise genel ekonomi politikalarıyla ilgili olduğunu söyledi.
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, "Biz kalıcı barış istiyoruz" dedi. Serindağ, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı adaylığı açıklandıktan bir gün sonra bu tasarının gelmesini manidar gördüklerini kaydetti.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, tasarıya ilişkin eleştirilerini dile getirirken, "Çözüm sürecinin içine ne koyduğunuzu bilmiyoruz, neyi pazarlık yaptığınızı bilmiyoruz. PKK'nın ne talep ettiğini biliyoruz ama masada ne taviz verildiğini bilmiyoruz. Hükümetin neyi, ne kadar kabul edeceğini bilmiyoruz" dedi. Kanın durmasını kendilerinin de istediğini belirten Bal, millet bütünlüğünü bozacak çözüme karşı olduklarını kaydetti.
Çözüm sürecine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı "Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı" TBMM İçişleri Komisyonu'nda kabul edildi.
Tasarı, terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi için yürütülen çözüm sürecine ilişkin usul ve esasları düzenliyor.
Hükümetin, çözüm süreci kapsamında yürüteceği çalışmalar, tasarıda şöyle sıralanıyor:
-Terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine yönelik siyasi, hukuki, sosyo-ekonomik, psikolojik, kültür, insan hakları, güvenlik ve silahsızlandırma alanlarında ve bunlarla bağlantılı konularda atılabilecek adımları belirleyecek.
-Gerekli görülmesi halinde, yurtiçindeki ve yurtdışındaki kişi, kurum ve kuruluşlarla temas, diyalog, görüşme ve benzeri çalışmalar yapılmasına karar verecek. Bu çalışmaları gerçekleştirecek kişi, kurum veya kuruluşları görevlendirecek.
- Silah bırakan örgüt mensuplarının eve dönüşleri ile sosyal yaşama katılım ve uyumlarının temini için gerekli tedbirleri alacak.
- Düzenleme kapsamında yapılan çalışmalar ile alınan tedbirlere ilişkin kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesini sağlayacak.
- Alınan tedbirlere ilişkin uygulama sonuçlarını izleyecek, ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlayacak.
- Gerekli mevzuat çalışmalarını yapacak.
Bakanlar Kurulu, çözüm sürecine ilişkin gerekli kararları almaya yetkili olacak. Çözüm süreci kapsamında yapılan çalışmaların koordinasyonu ve sekretarya hizmetleri, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı tarafından yürütülecek.
Düzenleme kapsamında verilen görevler, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilecek. Düzenleme kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmayacak.
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, çözüm paketine ilişkin tasarıyla ilgili "Bu yasa çerçeve yasa, yapılacaklar bu yasanın altında olacak. Yeni yasal düzenlemeler gerekirse, onlar Meclis'e gelecek" dedi.
Atalay, TBMM İçişleri Komisyonu'nda kabul edilen, çözüm sürecine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı üzerinde yaptığı konuşmada, bu tasarının çerçeve olduğunu ifade etti.
Yapılacakların bu düzenlemenin altında olacağını ifade eden Atalay, "Yeni yasal düzenlemeler gerekirse, onlar Meclis'e gelecek. Biz bu yasayla, bu sürecin daha şeffaf yürümesini de amaçlıyoruz. Böyle zor bir konuyu muhalefetle, bütün partilerle, Meclis'le ve vatandaşlarla ne kadar iyi paylaşırsak, o kadar daha ciddi destek alarak süreci yürütebileceğimize inanıyoruz. Başka türlü yürümez. Bu konunun farkındayız. Türkiye'nin bütünlüğünü zedeleyecek bir çalışmanın ve düşüncenin içerisinde asla hiçbirimiz olmayız. Hepimizin aslında dertleri, kaygıları aynı" diye konuştu.
Beşir Atalay, tasarının 4. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen, "Bu kanun kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmaz" hükmüne ilişkin eleştirilere de cevap verdi.
Anayasa'da bu konuda açık hüküm olduğunu belirten Atalay, şöyle konuştu:
"Biz o maddeyi getirirken bunlar duruyor burada. Orada 'hukuki, idari cezai sorumluluğu olmaz' derken... Anayasa'nın 137. maddesinde, 'konusu suç teşkil eden emir hiç bir surette yerine getirilemez, yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.' hükmü var. Bunlar bizim üst mevzuatımızdır. TCK'da 24. madde var. Maddede, 'Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez. Yetkili bir merciden verilip yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez, aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur.' deniliyor.
Anayasa'nın mevcut hükmü ve ceza kanununun bu maddesi, bunlar zaten bizim mevzuatımızdaki bağlayıcı hükümlerdir. Bizim buraya koyduğumuz o fıkrayı bunlarla birlikte değerlendirmek lazım. Konusu suç olan emri hiç kimse veremez, emri alan da yerine getirmekle sorumlu değildir. Ama bizim hassasiyetimiz sadece şu: Siz bir talimat veriyorsunuz, örgüt mensuplarıyla birisi görüşmeye gidiyor, ondan sonra savcı onu, Terörle Mücadele Kanunu'nun şu maddesine aykırılıktan dolayı çağırıyor, sorguya çağırıyor. O insanlar tabii o zaman bu görevleri yerine getiremez. Bu değişiklikler, daha güvenli şekilde çalışılmasını sağlamaktır. Ben bu fıkra üzerinde başka alternatifler olabilir mi diye hukukçu arkadaşlara da çok çalıştırdım. Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürlüğü'ndeki arkadaşlar, Başbakanlık'ta Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü, hatta Adalet Komisyonu Başkanı ile de görüşmelerimiz oldu. Anayasa ve ceza hukukunda zaten öbür hükümler olduğu için..."
MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz ve Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, 4. maddenin tasarıdan çıkarılmasına ilişkin önergelerinin kabul edilmemesi üzerine toplantıyı terk etti.
Başbakan Yardımcısı Atalay'ın konuşmasının ardından tasarı kabul edildi.
Madde üzerinde konuşan HDP'li Baluken, bu tasarıyla ne yüzyılın Kürt meselesinin ne de demokratikleşme sorunlarının tamamının çözüldüğünü belirterek, "Tasarıyla, hem Kürt meselesinin çözümü hem de Türkiye'nin demokratikleşmesi için umutları artıran, gençlerin cenazelerinin gelmesini engelleyen yasal zemin hazırlıyor. Asıl büyük sorumluluk, iş bundan sonra başlıyor. Yasal zemin üzerinde ilgili devlet görevlileri ya da tarafların daha rahat çalışabileceği bir zeminin oluşması bakımından önemli bir tasarı. Ülkeyi bölmek gibi bir derdimizin olmadığını açıkça hep ifade ettik. Türkiye'de yaşayan bütün halkların beraber ortak bir gelecek ve eşit vatandaşlık hakkı ile birlikte, birarada yaşamayı esas aldığı, demokratik ulus, ortak vatan perspektifiyle sürece yaklaşıyoruz" dedi.
Baluken, halkları yok sayan, kültürleri, dilleri, kimlikleri yok sayan bir anlayışın tehdit olduğunu düşündüklerini kaydederek, "Artık bazı korkulardan sıyrılmamız gerekiyor" diye konuştu. Yeni Anayasa'da vatandaşlık tanımının herkesi kapsayacak bir tanım olması gerektiğine işaret eden Baluken, ana dil önündeki engellerin, ülkenin tarihinden kaldırılmasının zamanının geldiğini kaydetti.
İdris Baluken, Çin'de 51, Hindistan'da 36, İran'da 8, Irak'ta 5, Rusya'da 34, Güney Afrika'da 11, İspanya'da 5, İngiltere'de 10, ABD'de 8 dil olmak üzere, 113 ülkede birden fazla ya resmi dil ya da bölgesel dil olduğunu söyledi.
Avusturya'da 9 eyalet sistemi, Azerbaycan'da idari bölgeler, Fransa'da yerel yönetimleri güçlendiren düzenlemeler, Gürcistan'da 2 özerk Cumhuriyet ve bir özerk bölge, İran'da 30 eyalet, - hatta bir eyaletin adı da Kürdistan - İspanya'da 17 özerk bölge, İtalya'da 20 idari bölge, Kazakistan'da 14 eyalet olduğunu belirten Baluken, Osmanlı'nın da 17 eyaletten oluştuğunu söyledi.
Baluken, tasarının, kalıcı barış doğrultusunda milat olmasını istedi.
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, tasarının görüşmelerinin gecikmiş görüşmeler olduğunu belirtti.
Partisinin, bu sorunun Parlamento içinde görüşülmesi yönündeki çabalarının ancak bugün gerçekleştiğini ifade eden Kaplan, "Bölücülük sendromunu hala aşabilmiş değiliz. Eğer eyaletler, özerk yönetimler bölmeyi getirseydi, gelişmiş ülkeler bu sistemle yönetilmezdi. ABD, Fransa böyle yönetiliyor" dedi.
Kaplan, silahlar susmuşken fikirlerin konuşulduğu ortamın yaratılması gerektiğine işaret ederek, "Caney caney'le Türkiye'nin her noktasında halay çekiliyorsa, Kürtçe müzik ile Şemmamme ile batıda halay çekilebiliyorsa ya ta batıda söylenen bir müzik parçası doğuda da söylenebiliyorsa, demek ki kültürler, müzikler bir düşman değil, terörist değil" diye konuştu.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, "Bu memlekette 20 yıldır şizofren bir biçimde psikolojik harekat yapılıyor, kavramlar, değerler tersinden düşünülüyor" dedi.
"Kişi, Fransa'da 'Fransız' demekten imtina etmiyor, belki dini de farklı, Cezayir'li 'Fransızım' diyor. Almanya'da 'germenim' diyor, hiç de sıkıntı duymuyor ama Türküm denilmiyor" diyen Yeniçeri, Türk kavramının kimlik kavramı olmadığını, Anadolu'da omuz omuza savaşmış insanlara üst kimlik olarak verilen bir kavram olduğunu kaydetti.
Yeniçeri, eskiden 18 yaşın üstündekiler dağa çıkarken, şimdi 18 yaşın altındakilerin de dağa çıktığını belirterek, "Teröristler yol kesiyor, makbuzla vergi topluyor' dedi. Yeniçeri, HDP'nin verdiği önergeyle devlete de "silah bırak" dediğini öne sürdü.
"(Başınızı gövdenizden ayıracağız ama biz sizi bütünleştirmiş olacağız) diyorsunuz" diyen Yeniçeri, devlet otoritesinin bölgeden çekilmesi, yerine örgüt otoritesinin kurulması ve petrol gelirinin bölgeye aktarılmasıyla ilgili düşünce içerisinde olunduğunu bildirdi. Yeniçeri, tasarının özel af niteliği taşıdığını ve bu nedenle de Anayasa Komisyonu'nda görüşülmesi gerektiğine işaret etti.
Yeniçeri, "PKK'yı resmileştiriyorsunuz, yeni bir statü veriyorsunuz. PKK'ya uluslararası meşruiyet kazandırıyorsunuz ve yarın bir gün de PKK'nın terör listesinden çıkması için çabalayacaksınız. 'Verilen görevleri yerine getiren kişilerin hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmaz' diyorsunuz. Yeşiller ordusu mu kuracaksınız? Bakan sessiz devrimden bahsediyor ama sessiz devrim diyenler sessizce devrilmiştir" diye konuştu.
HDP'nin her konuşmasında, konuyu Kürt meselesine getirdiğini belirten Yeniçeri, "Pırasadan bahsetsek, 'Türk pırasası Kürt pırasasını dövdü' diyecekler, neredeyse işi buraya getirdiler" dedi.
Yeniçeri'ye cevap veren BDP'li Kaplan, kanun tekliflerinin sadece yüzde 30'unun bölge ile ilgili, yüzde 70'inin ise genel ekonomi politikalarıyla ilgili olduğunu söyledi.
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, "Biz kalıcı barış istiyoruz" dedi. Serindağ, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı adaylığı açıklandıktan bir gün sonra bu tasarının gelmesini manidar gördüklerini kaydetti.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, tasarıya ilişkin eleştirilerini dile getirirken, "Çözüm sürecinin içine ne koyduğunuzu bilmiyoruz, neyi pazarlık yaptığınızı bilmiyoruz. PKK'nın ne talep ettiğini biliyoruz ama masada ne taviz verildiğini bilmiyoruz. Hükümetin neyi, ne kadar kabul edeceğini bilmiyoruz" dedi. Kanın durmasını kendilerinin de istediğini belirten Bal, millet bütünlüğünü bozacak çözüme karşı olduklarını kaydetti.
Çözüm sürecine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı "Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı" TBMM İçişleri Komisyonu'nda kabul edildi.
Tasarı, terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi için yürütülen çözüm sürecine ilişkin usul ve esasları düzenliyor.
Hükümetin, çözüm süreci kapsamında yürüteceği çalışmalar, tasarıda şöyle sıralanıyor:
-Terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine yönelik siyasi, hukuki, sosyo-ekonomik, psikolojik, kültür, insan hakları, güvenlik ve silahsızlandırma alanlarında ve bunlarla bağlantılı konularda atılabilecek adımları belirleyecek.
-Gerekli görülmesi halinde, yurtiçindeki ve yurtdışındaki kişi, kurum ve kuruluşlarla temas, diyalog, görüşme ve benzeri çalışmalar yapılmasına karar verecek. Bu çalışmaları gerçekleştirecek kişi, kurum veya kuruluşları görevlendirecek.
- Silah bırakan örgüt mensuplarının eve dönüşleri ile sosyal yaşama katılım ve uyumlarının temini için gerekli tedbirleri alacak.
- Düzenleme kapsamında yapılan çalışmalar ile alınan tedbirlere ilişkin kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesini sağlayacak.
- Alınan tedbirlere ilişkin uygulama sonuçlarını izleyecek, ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlayacak.
- Gerekli mevzuat çalışmalarını yapacak.
Bakanlar Kurulu, çözüm sürecine ilişkin gerekli kararları almaya yetkili olacak. Çözüm süreci kapsamında yapılan çalışmaların koordinasyonu ve sekretarya hizmetleri, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı tarafından yürütülecek.
Düzenleme kapsamında verilen görevler, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilecek. Düzenleme kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmayacak.
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, çözüm paketine ilişkin tasarıyla ilgili "Bu yasa çerçeve yasa, yapılacaklar bu yasanın altında olacak. Yeni yasal düzenlemeler gerekirse, onlar Meclis'e gelecek" dedi.
Atalay, TBMM İçişleri Komisyonu'nda kabul edilen, çözüm sürecine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı üzerinde yaptığı konuşmada, bu tasarının çerçeve olduğunu ifade etti.
Yapılacakların bu düzenlemenin altında olacağını ifade eden Atalay, "Yeni yasal düzenlemeler gerekirse, onlar Meclis'e gelecek. Biz bu yasayla, bu sürecin daha şeffaf yürümesini de amaçlıyoruz. Böyle zor bir konuyu muhalefetle, bütün partilerle, Meclis'le ve vatandaşlarla ne kadar iyi paylaşırsak, o kadar daha ciddi destek alarak süreci yürütebileceğimize inanıyoruz. Başka türlü yürümez. Bu konunun farkındayız. Türkiye'nin bütünlüğünü zedeleyecek bir çalışmanın ve düşüncenin içerisinde asla hiçbirimiz olmayız. Hepimizin aslında dertleri, kaygıları aynı" diye konuştu.
Beşir Atalay, tasarının 4. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen, "Bu kanun kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmaz" hükmüne ilişkin eleştirilere de cevap verdi.
Anayasa'da bu konuda açık hüküm olduğunu belirten Atalay, şöyle konuştu:
"Biz o maddeyi getirirken bunlar duruyor burada. Orada 'hukuki, idari cezai sorumluluğu olmaz' derken... Anayasa'nın 137. maddesinde, 'konusu suç teşkil eden emir hiç bir surette yerine getirilemez, yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.' hükmü var. Bunlar bizim üst mevzuatımızdır. TCK'da 24. madde var. Maddede, 'Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez. Yetkili bir merciden verilip yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez, aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur.' deniliyor.
Anayasa'nın mevcut hükmü ve ceza kanununun bu maddesi, bunlar zaten bizim mevzuatımızdaki bağlayıcı hükümlerdir. Bizim buraya koyduğumuz o fıkrayı bunlarla birlikte değerlendirmek lazım. Konusu suç olan emri hiç kimse veremez, emri alan da yerine getirmekle sorumlu değildir. Ama bizim hassasiyetimiz sadece şu: Siz bir talimat veriyorsunuz, örgüt mensuplarıyla birisi görüşmeye gidiyor, ondan sonra savcı onu, Terörle Mücadele Kanunu'nun şu maddesine aykırılıktan dolayı çağırıyor, sorguya çağırıyor. O insanlar tabii o zaman bu görevleri yerine getiremez. Bu değişiklikler, daha güvenli şekilde çalışılmasını sağlamaktır. Ben bu fıkra üzerinde başka alternatifler olabilir mi diye hukukçu arkadaşlara da çok çalıştırdım. Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürlüğü'ndeki arkadaşlar, Başbakanlık'ta Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü, hatta Adalet Komisyonu Başkanı ile de görüşmelerimiz oldu. Anayasa ve ceza hukukunda zaten öbür hükümler olduğu için..."
MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz ve Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, 4. maddenin tasarıdan çıkarılmasına ilişkin önergelerinin kabul edilmemesi üzerine toplantıyı terk etti.
Başbakan Yardımcısı Atalay'ın konuşmasının ardından tasarı kabul edildi.
