2010-12-15 - 22:25
TBMM Genel Kurulunda, Atatürk Kültür, Dil ve
Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, TDK, TTK,
TÜBİTAK, TÜBA, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile YURTKUR'un bütçeleri kabul
edildi.
TBMM Genel Kurulunda, Atatürk Kültür, Dil ve
Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, TDK, TTK,
TÜBİTAK, TÜBA, Gençlik ve Spor, YURTKUR'un bütçeleri görüşülmeye başlandı.
Dördüncü tur üzerinde ilk sözü AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim
Kavaz aldı.
AK Parti Ankara Milletvekili Aşkın Asan, tarihi
gerçekler ve belgelerin saklanmaması gerektiğini belirterek, ''Tarihi
araştırmalar sırasında kötü şeyler çıkacağı duygusu bizi frenlememelidir''
dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu (AKDTYK),
Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu (TDK), Türk
Tarih Kurumu (TTK), TÜBİTAK, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), Gençlik ve Spor
Genel Müdürlüğü, YURTKUR'un bütçeleri üzerinde ilk konuşmayı AK Parti'li
milletvekilleri yaptı.
AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim Kavaz, AKDTYK bünyesinde yapılan
araştırmaların geliştirilerek, toplumla paylaşılmasının önemine değindi. Kavaz,
kurum bünyesinde yüksek lisans ve doktora yapan öğrencilere burs verilmesi, bilgi
üretilmesi için veri tabanı oluşturulması konularında projeler yürütüldüğünü
anlattı.
AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç, bir bütçenin halkın yararına
olup olmadığının, eğitim ve sağlığa ayrılan paya bakılarak anlaşılabileceğini
söyledi. 2011 yılı bütçesinde eğitim ve sağlığa önemli oranlarda pay ayrıldığına
dikkati çeken Domaç, ''Bu nedenle, bu bütçe halkın yararına bir bütçedir. Düşük
gelir gruplarına ve yardıma muhtaç vatandaşlara geçmişe kıyasla çok daha fazla
pay verilmektedir'' dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Necat Birinci de bu yıl 2010'da TDK'nın,
34 ilmi eser yayımladığını belirterek, söz varlığının, bir milletin tarih içinde
köklerini belirleyen en önemli kaynaklar olduğunu ifade etti. TDK'nın internet
sitesinin, Türkiye'de en çok ziyaret edilen internet ağı olduğuna dikkati çeken
Birinci, dille oynamanın, tarihle, kültürle, sevdalarla, heveslerle, nefretlerle
oynamak anlamına geldiğini söyledi.
AK Parti Ankara Milletvekili Aşkın Asan, TTK'nın, çalışmaya başladığı
günden bugüne, kuruluş amaç ve ilkeleri doğrultusunda başarılı projelere imza
attığını anlattı. Asan, ''Üç boyutu birlikte yaşarız. İnsan, eylemleriyle
şimdide, anılarıyla geçmişte, umutlarıyla gelecekte yaşar. Tarih üzerinde
düşünmek, insanı düşünmek demektir. Bunu yaparken belli bir tarihe ve tarihsel
bilince sahip değilsek, tarih yazımında eksikler olur'' diye konuştu.
Tarihin belgelere dayanarak yazılabileceğini belirten Asan, ''Tarihi
gerçekler, belgeler saklanmamalıdır. Tarihi araştırmalar sırasında kötü şeyler
çıkacağı duygusu bizi frenlememelidir'' dedi.
AK Parti Tekirdağ Milletvekili Necip Taylan ise TÜBA'nın ülkeyi ve
toplumu, geleceğin bilgi toplumuna hazırlamakla görevli olduğunu söyledi.
TÜBA'nın, genç bilimcileri destekleyen önemli bir program uyguladığını belirten
Taylan, Türkiye'nin bilgi toplumuna geçiş sürecinde en önemli yatırım alanının
eğitim sektörü olduğunu ifade etti.
AK Parti Sivas Milletvekili Hamza Yerlikaya, Gençlik ve Spor Genel
Müdürlüğü bütçesi hakkında söz alarak, genel müdürlüğün ülkenin Avrupa'ya açılan
penceresi olduğunu söyledi.
Genel Müdürlüğün, 2010 yılı itibarıyla tesisleşmede önemli atılımlar
yaptığını anlatan Yerlikaya, bitirilemeyen spor tesislerinin de yeniden ele
alınarak, tamamlandığını belirtti. Yerlikaya, genel müdürlüğün ayrıca, çok sayıda
uluslararası organizasyonu da alnın akıyla tamamladığını ifade etti.
AK Parti Bingöl Milletvekili Kazım Ataoğlu ise AK Parti hükümetleri
döneminde üniversite gençliğinin barınma ve burs imkanlarının geliştirildiğini
söyledi.
AK Parti'li milletvekillerinin ardından söz alan BDP İstanbul
Milletvekili Ufuk Uras, Türkiye'nin Ar-Ge çalışmalarına yeterince önem
vermediğini öne sürerek, ''Türkiye'yi teknoloji satın alan değil, satan ülke
durumuna getirmeyi hedefliyor muyuz? Soru bu olmalı. Diyanet İşleri Başkanlığının
bütçesi TÜBİTAK'ın 2 katı. Böyle mi Ar-Ge'ye verilen önemi göstereceğiz. Ar-Ge'ye
ayrılan pay, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi yüzde 2'ye çıkarılmalıdır'' diye
konuştu.
BDP Van Milletvekili Özdal Üçer de ''sınır illerinde öldürülen gençlere
ilişkin İnsan Hakları Komisyonunun araştırma yapmasını istediklerini'' söyledi.
Üçer, ''İstedik ama komisyon, zahmet edip böyle bir şeye katlanmadı. Sayın
Komisyon Başkanı, bize karşı bastırma tutumunu kendisini için püsküllü bir zafer
olarak ilan etti'' diye konuştu.
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün, yatırımlarının bölgeler arasında
ayrımlara neden olacağını savunan Üçer, ''Hangi rakamları koyarsanız koyun bu
bütçeyi yolsuzluktan arındıramasınız. Topluma hiçbir faydası olmaz'' dedi.
Üçer, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, dün Genel
Kurul'da yaptığı konuşmayı hatırlatarak, Arınç'ın kendilerine siyaseti öğretir
tarzda konuştuğunu söyledi. Arınç'ın dünkü Kürtçe cümlesini tekrarlayan Üçer,
konuşmasını yine Kürtçe ifadelerle tamamladı.
Üçer'in ardından, ''sataşma'' gerekçesiyle söz alan TBMM İnsan Hakları
İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, ''İnsan Hakları İnceleme Komisyonu
Başkanı'na sataşmak, onu eleştirmek, hatta geçmişte bazen olduğu gibi onu hedef
göstermek bazıları için spor haline geldi'' dedi.
Üskül, Komisyona, insan hakları alanında, bir yurttaş veya milletvekili
tarafından yapılan başvuruların aynı titizlikle incelendiğini ve sonuç hakkında
başvuru sahibinin bilgilendirildiğini anlattı. Komisyonun, başvuru olmadan da
insan hakkının ihlaliyle karşılaştığında gereken incelemeyi yaptığını ve sonuç
hakkında kamuoyuna ve ilgili kamu kurumlarına rapor gönderdiğini ifade eden
Üskül, ''Komisyon, kurulduğu günden beri bu dönemde yaptığı çalışmalarla
kendinden önce yapılan tüm çalışmalara yakın bir performans ortaya koymuştur.
Kurulduğu 1982 yılından beri 104-105 rapor hazırlanmış. Bunun 50'ye yakını bu
dönemde gerçekleştirilen raporlar'' diye konuştu.
Üskül, Van'daki ölüm olaylarını incelemek üzere Mülkiye Başmüfettişi ve
bir adalet müfettişini gönderdiğini belirten Zafer Üskül, bu konuda
hazırladıkları raporu da ilgili milletvekillerine gönderdiklerini söyledi.
Her iddiayı incelediklerini belirten Üskül, ''Ama bunların sonuçlarını da
insan hakları ihlali olup olmadığını da raporlarımızda ortaya koyuyoruz. Her
iddia insan hakları ihlali anlamına gelmeyebiliyor'' dedi.
Objektif değerlendirmeler yaparak, hak ihlallerinin önlemesi için
öneriler geliştirdiklerini anlatan Üskül, ''Bizim komisyonumuzun arşivinde
toplumsal olaylarda, toplumla güvenlik görevlilerini karşı karşıya getirmeye
yönelik, onları çatıştırmaya yönelik açıklamaların, kışkırtmaların, görüntüleri
ve ses kayıtları da var. Bunu da bilgilerinize sunuyorum'' diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen,
yanında getirdiği bir takım elbiseyi, ''yumurta atarak ceketini kirlettikleri
için öğrencileri mahkemeye veren'' Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'a
iletmek üzere Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak'a vermek istedi, ancak Bakan Özak,
kabul etmedi.
Bütçeler üzerinde MHP Grubu adına söz alan Aydın Milletvekili Ali
Uzunırmak, bazı üniversitelerde polisin öğrencilere yönelik tutumunu eleştirerek,
''12 Eylülde asker geldi ve gençlere, öğrencilere ne yaptığını biliyorsunuz. Peki
bu yönetim de öğrencilere aynı şeyi yaparsa, 12 Eylülden bir farkı olur mu?''
dedi.
CHP Kırklareli Milletvekili Tansel Barış, benzin fiyatlarını gündeme
getirdi.
''Benzin neden bu kadar pahalı, bunu birilerinin izah etmesi lazım''
diyen Barış, ''Petrol fiyatlarını kimler tespit ediyor? Bizim milli gelirimiz 50
bin dolar mı? Niye 4 liraya benzin alıyoruz? İnsaf diye bir kavram var. İtalya
petrol üretiyor mu? Hayır, ama bizden 3 misli daha ucuz benzin. İran'da 8 misli
daha ucuz'' şeklinde konuştu.
CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünü 8
yıldır AK Parti'nin yönettiğini, ancak sporda bir başarı elde edilemediğini ifade
etti.
Bu bütçe ile başarının yakalanamayacağını dile getiren Tüzün, ''Bu kadar
genç nüfustan sporcu çıkaramıyoruz, ithal sporcu getiriyoruz. 11 kişilik futbol
takım kadrosunda 6 yabancı futbolcu var'' dedi.
Yaşar Tüzün, devşirme sporcularla başarı arandığını, ancak bunda da
başarılı olunamadığını kaydederek, Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Özak'ın
sporla ilgisinin sadece Trabzonspor'la sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi.
Tüzün, ''Geçen yıl Bursaspor şampiyon oldu. Ancak Bursaspor'un,
şampiyonluk kupasını aldığı törene katılmayan bir Spordan Sorumlu Bakan ile karşı
karşıyayız'' dedi.
Tüzün, Atatürk ve İnönü gibi stat isimlerinin başına ''parayı veren
düdüğü çalar'' mantığı ile başka bir isim konulmasını doğru bulmadığını
söyledi.
CHP'li Mehmet Sevigen de devlet yurtlarının sorunlarını dile getirdi ve
öğrenci burslarının artırılması gerektiğini ifade etti.
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın, kendisine yumurta atan
bir öğrenciye, ''siyah ceketinin sol üst kısmı yumurta ile kirlendi'' diye dava
açtığını belirten Sevigen, şöyle konuştu:
''Bu çocuklar sizin çocuklarınız olabilirdi. Ben sizin, Wikileaks
belgelerinde Sayın Başbakan hakkında çıkan iddialar ile ilgili neden dava
açmadığınızı merak ediyorum. Hakkını arayan öğrencilerin dövüldüğü, sövüldüğü,
bir Bakan tarafından mahkemede süründürüldüğü bir ülkede gerçekten demokrasiden
söz etmek mümkün değil.''
Sevigen, daha sonra yanında getirdiği ve ''yumurtalardan iz tutmadığını''
söylediği takım elbiseyi, yılbaşı hediyesi olarak Bakan Egemen Bağış'a iletmek
üzere komisyon sırasında oturan Bakan Faruk Özak'ın önüne koydu. Ancak Bakan
Özak, eliyle almak istemediğini işaret etti.
Faruk Özak'ın çağırdığı kavas, takım elbiseyi TBMM İdare Amiri, BDP Muş
Milletvekili Sırrı Sakık'ın yanına götürdü.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ve partisinin diğer
milletvekilleri, ''Burayı şov yeri haline getirdi'' diyerek, Sevigen'e tepki
gösterdi.
Mehmet Sevigen, daha sonra kuliste, Sırrı Sakık'tan takım elbiseyi aldı
ve kargoyla Bakan Bağış'a göndereceğini söyledi.
Devlet Bakanı Mehmet Aydın, AB tarafından
hazırlanan ilerleme raporlarında, Türkiye'de bilim ve teknoloji alanında atılan
adımların takdir edildiğini söyledi.
Bakan Aydın, TBMM Genel Kurulunda, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek
Kurumu (AKDTYK), Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil
Kurumu (TDK), Türk Tarih Kurumu (TTK), TÜBİTAK, Türkiye Bilimler Akademisi
(TÜBA), Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, YURTKUR'un bütçeleri üzerinde konuşan
milletvekillerinin eleştirilerini yanıtladı.
Milletvekillerine eleştirileri ve önerileri için teşekkür eden Aydın,
bilimde, teknolojide hatta hayatın pek çok alanında bir noktada durma anlamında
ilerleme olmayacağını söyledi.
''Ne kadar ilerlerseniz de atılması gereken adımlara baktığınız zaman
bulunduğunuz yeri yeterli göremezsiniz'' diyen Aydın, ''Bilimde, teknolojide ya
da başka alanlarda bizi tatmin edebilecek noktaya geldik'' diyebilme hakkı
bulunmadığını söyledi.
Hükümetin, Ar-Ge çalışmalarına ilişkin bilgi veren Aydın, Ar-Ge için
ayrılan miktarın 2002-2009 yılları arasında 3 kat arttığına dikkati çekti. Aydın,
''Üç kat artışı yeterli görmemekte haklıyız, ama bunun adının ilerleme olması
lazım. Gerileme, duraklama değil, bu bir ilerlemedir'' dedi.
Aydın, pek çok AB ülkesinde, Ar-Ge'ye ayrılan miktarda azalmalar olurken,
Türkiye'nin Ar-Ge bütçesinde daralma olmadığını söyledi.
''Ar-Ge'ye ayrılan payı hemen yüzde 2'ye çıkaralım'' demenin çok kolay
olduğunu belirten Aydın, burada 20 milyar lirayı aşan bir rakamın söz konusu
olduğunu ifade etti. Hedefle gerçekleşeni birbirine karıştırmamak gerektiğini
söyleyen Aydın, ''Dünyanın her yerinde bir hedef konur, bu hedefe doğru
ilerlersiniz, ama içerideki ve dışarıdaki şartlar sizin hedefinizi
gerçekleştirmeye engel olabilir'' diye konuştu.
İnsan kaynakları açısından da önemli ilerleme olduğunu anlatan Aydın, bu
alanda konulan hedefin 1 yıl önceden yakalandığını anlattı.
Bilimsel yayın açısından da büyük ilerleme bulunduğunu dile getiren
Aydın, ''Bilimsel yayınların artışıyla bilimsel yayınlara yapılan atıfların
artışı aynı ölçekte olmadı. Atıflarda daha bir azalma var. Gerçekten de nicelik
açısından değil, nitelik açısından da işi ciddiye almamız lazım. Uluslararası
atıfları da dikkati alarak ilerleme önemli'' dedi.
Bakan Aydın, özel sektörün Ar-Ge'ye yılda 3 milyar lira kaynak ayırdığını
belirterek, şöyle dedi:
''Eğer sektör Ar-Ge için ayırdığı kaynağı artırabilirse bu kamu
kurumlarının alan yoğunlamasında değişiklik ortaya çıkaracak. TÜBİTAK ve TÜBA
olarak temel bilimlere yeteri kadar imkan hazırlayamamanın sıkıntısı içindeyiz.
Eğer özel sektör, laboratuvardan pazara gidecek yükü bizim üzerimizden alırsa biz
temel araştırmalara, temel bilimlere daha fazla para ayırabileceğiz, daha fazla
inan kaynağı ayırabileceğiz. Bu, son derece önemlidir. Laboratuvardan pazara
gitme sürecinin yurt dışına bağımlı olmaması için bilimin bu ülkede üretilmesi
lazım. Bilim üretmenin kendi başına değeri vardır. Bize yetecek ve rekabet edecek
kadar temel bilim alanlarında 'sosyal bilimleri de katıyorum' bilgi üretme
mecburiyetimiz vardır.
Bilginin üreticisi kendiniz değilseniz o bilginin güvenliğini sağlama
imkanı da sizin için kolay değildir. Bilgide ve teknolojide dışarıya bağımlı
olanların sadece ekonomide gelişmeleri kesintiye uğramaz, sadece siyasette bilim
eksenli mesafe almaları sıkıntıya düşmekle kalmaz, o ülkenin güvenliği tehlikeye
düşer.
AB tarafından hazırlanan ilerleme raporlarında Türkiye'de bilim ve
teknoloji alanında yaşanan gelişmeler kayda alınıyor. Bu alanda attığımız adımlar
görülüyor, raporlarda takdir ediliyor.''
Aydın, bilim insanları ile akademik projelere verilen desteklerin de
arttığını ifade ederek, ''Hala Türkiye'de üzülerek söyleyeyim, sosyal bilimlere
yeteri kadar önem veremiyoruz. Üniversitelerimizi kastederek söylemiyorum.
TÜBİTAK ve TÜBA gibi kurumları kastederek söylüyorum. Bilimsel zihniyet bir
bütündür. Sadece fen bilimleri, doğa bilimleri dediğimiz alanda ilerleme,
bilimsel zihniyetin gelişmesi için yeterli değildir. Her ikisinin birlikte olması
lazım. Ancak o zaman ülkemizin ilaç kadar, su kadar, hava kadar muhtaç olduğu
güçlü bir bilimsel zihniyete sahip olabiliriz'' diye konuştu.
''Arkadaşlarımız birkaç defa yasadan bahsettiler'' diyen Aydın, şunları
kaydetti:
''Doğrudur. Eğer milletvekili arkadaşlarımız bana yardımcı olurlarsa yasa
hazır. Hiç değilse mayıstan biraz önce yardımcı olabilirseniz, mesela, Atatürk
Yüksek Kurumunun yasası hazırlandı bitti, ama Meclise sevk etmekte zorluk
çekiyorum. Çünkü önümüzde bir program var, ama siz bana destek olursanız Bakanlar
Kuruluna hemen götüreyim. Destek aldığımız zaman bu çıkar. Doğrudur o yasanın
çıkmasıyla pek çok alanda işimiz daha da kolaylaşır.''
Bilim ve toplum ilişkilerine özel bir önem atfettiğini belirten Aydın, bu
konudaki icraatların da bunu gösterdiğini söyledi. Türkiye'de, sosyal bilimlerin
varlığının güç kazandığını ifade eden Bakan Aydın, tüm bölgelerde Ar-Ge günleri
düzenlediklerini anlattı.
Aydın, ''Bu çalışmanın çok faydasını görmeye başladık. Pek çok ilimizden
orijinal projeler gelmeye başladı. İl Yenilik Platformlarını da başlatacağız. Çok
daha derinliğine bir çalışma yapacağız. Kültürel varlıklarımızı da tespit etme
çabası içine gireceğiz ki bundan sonra bir yatırım söz konusu olduğunda orada
neyin var olduğu yok olduğu bilik kurullarımızın hafızasında bulunsun'' diye
konuştu.
TÜBİTAK bünyesinde faaliyet gösteren Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi
Merkezinin (ULAKBİM) çalışmalarına da değinen Aydın, bu merkezin çalışmalarının
yılda ortalama 30 milyar liraya mal olduğunu anlattı.
Aydın, ''Ama helal olsun. Bu ağ vasıtasıyla tüm üniversitelerimizin
elektronik bilgi kaynaklarına ulaşması sağlanıyor. Çok yararını gördük'' dedi.
Aydın, bir milletvekilinin, ''Nutuk bile sansürleniyor'' iddiasına
ilişkin, Türk Tarih Kurumu söz konusu ise böyle bir şeyin olamayacağını
söyledi.
Bütün baskıların, 1927 baskısından çoğaltıldığına dikkati çeken Aydın,
şöyle devam etti:
''Dolayısıyla, orada herhangi bir kelimeye dahi dokunmak mümkün değil.
Atilla İlhan'ı rahmetle anmak istiyorum, 'Nutuk'u okuduğu zaman anlamakta zorluk
çeken birisi Türk aydını olamaz' dedi. Onun için Nutuk'u daha anlaşılır hale
getirme çabası içinde olup da anlaşılmaz hale getirme çabalarını da biliyorum.
Resmi kurumlar olarak hiçbir zaman artık Nutuk gibi neresinde ne olduğu belli
olan eserde tasarrufa gitmek mümkün değildir.''
Bakan Aydın, bir milletvekilinin, Türkçe sözlükte yer alan bazı
kelimelerin Kürtçe kökenden geldiğine dair bilgi bulunmadığı şeklindeki
eleştirisi üzerine de ''Yazılı kaynaklara dayanarak onlar hazırlanıyor. Yazılı
kaynaklar yeteri kadar çok olsa bu dediğiniz olmak zorundadır. Şu anda yavaş
yavaş yayımlanıyor. Birini Kültür Bakanlığı yayımladı. Umarım kısa zamanda çok
sayıda kaynak yayımlanır. Şu anda içimizde uzmanlar da yok. Eğer bir kelime şu
kökten geliyorsa, bilim adamı onu zaten saklayamaz'' dedi.
Bu arada, TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, kendisini ziyaret eden
öğrencilerle bir süre Genel Kurul çalışmalarını izledi. (22.25)
NOT: HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.
Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, TDK, TTK,
TÜBİTAK, TÜBA, Gençlik ve Spor, YURTKUR'un bütçeleri görüşülmeye başlandı.
Dördüncü tur üzerinde ilk sözü AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim
Kavaz aldı.
AK Parti Ankara Milletvekili Aşkın Asan, tarihi
gerçekler ve belgelerin saklanmaması gerektiğini belirterek, ''Tarihi
araştırmalar sırasında kötü şeyler çıkacağı duygusu bizi frenlememelidir''
dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu (AKDTYK),
Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu (TDK), Türk
Tarih Kurumu (TTK), TÜBİTAK, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), Gençlik ve Spor
Genel Müdürlüğü, YURTKUR'un bütçeleri üzerinde ilk konuşmayı AK Parti'li
milletvekilleri yaptı.
AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim Kavaz, AKDTYK bünyesinde yapılan
araştırmaların geliştirilerek, toplumla paylaşılmasının önemine değindi. Kavaz,
kurum bünyesinde yüksek lisans ve doktora yapan öğrencilere burs verilmesi, bilgi
üretilmesi için veri tabanı oluşturulması konularında projeler yürütüldüğünü
anlattı.
AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç, bir bütçenin halkın yararına
olup olmadığının, eğitim ve sağlığa ayrılan paya bakılarak anlaşılabileceğini
söyledi. 2011 yılı bütçesinde eğitim ve sağlığa önemli oranlarda pay ayrıldığına
dikkati çeken Domaç, ''Bu nedenle, bu bütçe halkın yararına bir bütçedir. Düşük
gelir gruplarına ve yardıma muhtaç vatandaşlara geçmişe kıyasla çok daha fazla
pay verilmektedir'' dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Necat Birinci de bu yıl 2010'da TDK'nın,
34 ilmi eser yayımladığını belirterek, söz varlığının, bir milletin tarih içinde
köklerini belirleyen en önemli kaynaklar olduğunu ifade etti. TDK'nın internet
sitesinin, Türkiye'de en çok ziyaret edilen internet ağı olduğuna dikkati çeken
Birinci, dille oynamanın, tarihle, kültürle, sevdalarla, heveslerle, nefretlerle
oynamak anlamına geldiğini söyledi.
AK Parti Ankara Milletvekili Aşkın Asan, TTK'nın, çalışmaya başladığı
günden bugüne, kuruluş amaç ve ilkeleri doğrultusunda başarılı projelere imza
attığını anlattı. Asan, ''Üç boyutu birlikte yaşarız. İnsan, eylemleriyle
şimdide, anılarıyla geçmişte, umutlarıyla gelecekte yaşar. Tarih üzerinde
düşünmek, insanı düşünmek demektir. Bunu yaparken belli bir tarihe ve tarihsel
bilince sahip değilsek, tarih yazımında eksikler olur'' diye konuştu.
Tarihin belgelere dayanarak yazılabileceğini belirten Asan, ''Tarihi
gerçekler, belgeler saklanmamalıdır. Tarihi araştırmalar sırasında kötü şeyler
çıkacağı duygusu bizi frenlememelidir'' dedi.
AK Parti Tekirdağ Milletvekili Necip Taylan ise TÜBA'nın ülkeyi ve
toplumu, geleceğin bilgi toplumuna hazırlamakla görevli olduğunu söyledi.
TÜBA'nın, genç bilimcileri destekleyen önemli bir program uyguladığını belirten
Taylan, Türkiye'nin bilgi toplumuna geçiş sürecinde en önemli yatırım alanının
eğitim sektörü olduğunu ifade etti.
AK Parti Sivas Milletvekili Hamza Yerlikaya, Gençlik ve Spor Genel
Müdürlüğü bütçesi hakkında söz alarak, genel müdürlüğün ülkenin Avrupa'ya açılan
penceresi olduğunu söyledi.
Genel Müdürlüğün, 2010 yılı itibarıyla tesisleşmede önemli atılımlar
yaptığını anlatan Yerlikaya, bitirilemeyen spor tesislerinin de yeniden ele
alınarak, tamamlandığını belirtti. Yerlikaya, genel müdürlüğün ayrıca, çok sayıda
uluslararası organizasyonu da alnın akıyla tamamladığını ifade etti.
AK Parti Bingöl Milletvekili Kazım Ataoğlu ise AK Parti hükümetleri
döneminde üniversite gençliğinin barınma ve burs imkanlarının geliştirildiğini
söyledi.
AK Parti'li milletvekillerinin ardından söz alan BDP İstanbul
Milletvekili Ufuk Uras, Türkiye'nin Ar-Ge çalışmalarına yeterince önem
vermediğini öne sürerek, ''Türkiye'yi teknoloji satın alan değil, satan ülke
durumuna getirmeyi hedefliyor muyuz? Soru bu olmalı. Diyanet İşleri Başkanlığının
bütçesi TÜBİTAK'ın 2 katı. Böyle mi Ar-Ge'ye verilen önemi göstereceğiz. Ar-Ge'ye
ayrılan pay, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi yüzde 2'ye çıkarılmalıdır'' diye
konuştu.
BDP Van Milletvekili Özdal Üçer de ''sınır illerinde öldürülen gençlere
ilişkin İnsan Hakları Komisyonunun araştırma yapmasını istediklerini'' söyledi.
Üçer, ''İstedik ama komisyon, zahmet edip böyle bir şeye katlanmadı. Sayın
Komisyon Başkanı, bize karşı bastırma tutumunu kendisini için püsküllü bir zafer
olarak ilan etti'' diye konuştu.
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün, yatırımlarının bölgeler arasında
ayrımlara neden olacağını savunan Üçer, ''Hangi rakamları koyarsanız koyun bu
bütçeyi yolsuzluktan arındıramasınız. Topluma hiçbir faydası olmaz'' dedi.
Üçer, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, dün Genel
Kurul'da yaptığı konuşmayı hatırlatarak, Arınç'ın kendilerine siyaseti öğretir
tarzda konuştuğunu söyledi. Arınç'ın dünkü Kürtçe cümlesini tekrarlayan Üçer,
konuşmasını yine Kürtçe ifadelerle tamamladı.
Üçer'in ardından, ''sataşma'' gerekçesiyle söz alan TBMM İnsan Hakları
İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, ''İnsan Hakları İnceleme Komisyonu
Başkanı'na sataşmak, onu eleştirmek, hatta geçmişte bazen olduğu gibi onu hedef
göstermek bazıları için spor haline geldi'' dedi.
Üskül, Komisyona, insan hakları alanında, bir yurttaş veya milletvekili
tarafından yapılan başvuruların aynı titizlikle incelendiğini ve sonuç hakkında
başvuru sahibinin bilgilendirildiğini anlattı. Komisyonun, başvuru olmadan da
insan hakkının ihlaliyle karşılaştığında gereken incelemeyi yaptığını ve sonuç
hakkında kamuoyuna ve ilgili kamu kurumlarına rapor gönderdiğini ifade eden
Üskül, ''Komisyon, kurulduğu günden beri bu dönemde yaptığı çalışmalarla
kendinden önce yapılan tüm çalışmalara yakın bir performans ortaya koymuştur.
Kurulduğu 1982 yılından beri 104-105 rapor hazırlanmış. Bunun 50'ye yakını bu
dönemde gerçekleştirilen raporlar'' diye konuştu.
Üskül, Van'daki ölüm olaylarını incelemek üzere Mülkiye Başmüfettişi ve
bir adalet müfettişini gönderdiğini belirten Zafer Üskül, bu konuda
hazırladıkları raporu da ilgili milletvekillerine gönderdiklerini söyledi.
Her iddiayı incelediklerini belirten Üskül, ''Ama bunların sonuçlarını da
insan hakları ihlali olup olmadığını da raporlarımızda ortaya koyuyoruz. Her
iddia insan hakları ihlali anlamına gelmeyebiliyor'' dedi.
Objektif değerlendirmeler yaparak, hak ihlallerinin önlemesi için
öneriler geliştirdiklerini anlatan Üskül, ''Bizim komisyonumuzun arşivinde
toplumsal olaylarda, toplumla güvenlik görevlilerini karşı karşıya getirmeye
yönelik, onları çatıştırmaya yönelik açıklamaların, kışkırtmaların, görüntüleri
ve ses kayıtları da var. Bunu da bilgilerinize sunuyorum'' diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen,
yanında getirdiği bir takım elbiseyi, ''yumurta atarak ceketini kirlettikleri
için öğrencileri mahkemeye veren'' Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'a
iletmek üzere Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak'a vermek istedi, ancak Bakan Özak,
kabul etmedi.
Bütçeler üzerinde MHP Grubu adına söz alan Aydın Milletvekili Ali
Uzunırmak, bazı üniversitelerde polisin öğrencilere yönelik tutumunu eleştirerek,
''12 Eylülde asker geldi ve gençlere, öğrencilere ne yaptığını biliyorsunuz. Peki
bu yönetim de öğrencilere aynı şeyi yaparsa, 12 Eylülden bir farkı olur mu?''
dedi.
CHP Kırklareli Milletvekili Tansel Barış, benzin fiyatlarını gündeme
getirdi.
''Benzin neden bu kadar pahalı, bunu birilerinin izah etmesi lazım''
diyen Barış, ''Petrol fiyatlarını kimler tespit ediyor? Bizim milli gelirimiz 50
bin dolar mı? Niye 4 liraya benzin alıyoruz? İnsaf diye bir kavram var. İtalya
petrol üretiyor mu? Hayır, ama bizden 3 misli daha ucuz benzin. İran'da 8 misli
daha ucuz'' şeklinde konuştu.
CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünü 8
yıldır AK Parti'nin yönettiğini, ancak sporda bir başarı elde edilemediğini ifade
etti.
Bu bütçe ile başarının yakalanamayacağını dile getiren Tüzün, ''Bu kadar
genç nüfustan sporcu çıkaramıyoruz, ithal sporcu getiriyoruz. 11 kişilik futbol
takım kadrosunda 6 yabancı futbolcu var'' dedi.
Yaşar Tüzün, devşirme sporcularla başarı arandığını, ancak bunda da
başarılı olunamadığını kaydederek, Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Özak'ın
sporla ilgisinin sadece Trabzonspor'la sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi.
Tüzün, ''Geçen yıl Bursaspor şampiyon oldu. Ancak Bursaspor'un,
şampiyonluk kupasını aldığı törene katılmayan bir Spordan Sorumlu Bakan ile karşı
karşıyayız'' dedi.
Tüzün, Atatürk ve İnönü gibi stat isimlerinin başına ''parayı veren
düdüğü çalar'' mantığı ile başka bir isim konulmasını doğru bulmadığını
söyledi.
CHP'li Mehmet Sevigen de devlet yurtlarının sorunlarını dile getirdi ve
öğrenci burslarının artırılması gerektiğini ifade etti.
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın, kendisine yumurta atan
bir öğrenciye, ''siyah ceketinin sol üst kısmı yumurta ile kirlendi'' diye dava
açtığını belirten Sevigen, şöyle konuştu:
''Bu çocuklar sizin çocuklarınız olabilirdi. Ben sizin, Wikileaks
belgelerinde Sayın Başbakan hakkında çıkan iddialar ile ilgili neden dava
açmadığınızı merak ediyorum. Hakkını arayan öğrencilerin dövüldüğü, sövüldüğü,
bir Bakan tarafından mahkemede süründürüldüğü bir ülkede gerçekten demokrasiden
söz etmek mümkün değil.''
Sevigen, daha sonra yanında getirdiği ve ''yumurtalardan iz tutmadığını''
söylediği takım elbiseyi, yılbaşı hediyesi olarak Bakan Egemen Bağış'a iletmek
üzere komisyon sırasında oturan Bakan Faruk Özak'ın önüne koydu. Ancak Bakan
Özak, eliyle almak istemediğini işaret etti.
Faruk Özak'ın çağırdığı kavas, takım elbiseyi TBMM İdare Amiri, BDP Muş
Milletvekili Sırrı Sakık'ın yanına götürdü.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ve partisinin diğer
milletvekilleri, ''Burayı şov yeri haline getirdi'' diyerek, Sevigen'e tepki
gösterdi.
Mehmet Sevigen, daha sonra kuliste, Sırrı Sakık'tan takım elbiseyi aldı
ve kargoyla Bakan Bağış'a göndereceğini söyledi.
Devlet Bakanı Mehmet Aydın, AB tarafından
hazırlanan ilerleme raporlarında, Türkiye'de bilim ve teknoloji alanında atılan
adımların takdir edildiğini söyledi.
Bakan Aydın, TBMM Genel Kurulunda, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek
Kurumu (AKDTYK), Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil
Kurumu (TDK), Türk Tarih Kurumu (TTK), TÜBİTAK, Türkiye Bilimler Akademisi
(TÜBA), Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, YURTKUR'un bütçeleri üzerinde konuşan
milletvekillerinin eleştirilerini yanıtladı.
Milletvekillerine eleştirileri ve önerileri için teşekkür eden Aydın,
bilimde, teknolojide hatta hayatın pek çok alanında bir noktada durma anlamında
ilerleme olmayacağını söyledi.
''Ne kadar ilerlerseniz de atılması gereken adımlara baktığınız zaman
bulunduğunuz yeri yeterli göremezsiniz'' diyen Aydın, ''Bilimde, teknolojide ya
da başka alanlarda bizi tatmin edebilecek noktaya geldik'' diyebilme hakkı
bulunmadığını söyledi.
Hükümetin, Ar-Ge çalışmalarına ilişkin bilgi veren Aydın, Ar-Ge için
ayrılan miktarın 2002-2009 yılları arasında 3 kat arttığına dikkati çekti. Aydın,
''Üç kat artışı yeterli görmemekte haklıyız, ama bunun adının ilerleme olması
lazım. Gerileme, duraklama değil, bu bir ilerlemedir'' dedi.
Aydın, pek çok AB ülkesinde, Ar-Ge'ye ayrılan miktarda azalmalar olurken,
Türkiye'nin Ar-Ge bütçesinde daralma olmadığını söyledi.
''Ar-Ge'ye ayrılan payı hemen yüzde 2'ye çıkaralım'' demenin çok kolay
olduğunu belirten Aydın, burada 20 milyar lirayı aşan bir rakamın söz konusu
olduğunu ifade etti. Hedefle gerçekleşeni birbirine karıştırmamak gerektiğini
söyleyen Aydın, ''Dünyanın her yerinde bir hedef konur, bu hedefe doğru
ilerlersiniz, ama içerideki ve dışarıdaki şartlar sizin hedefinizi
gerçekleştirmeye engel olabilir'' diye konuştu.
İnsan kaynakları açısından da önemli ilerleme olduğunu anlatan Aydın, bu
alanda konulan hedefin 1 yıl önceden yakalandığını anlattı.
Bilimsel yayın açısından da büyük ilerleme bulunduğunu dile getiren
Aydın, ''Bilimsel yayınların artışıyla bilimsel yayınlara yapılan atıfların
artışı aynı ölçekte olmadı. Atıflarda daha bir azalma var. Gerçekten de nicelik
açısından değil, nitelik açısından da işi ciddiye almamız lazım. Uluslararası
atıfları da dikkati alarak ilerleme önemli'' dedi.
Bakan Aydın, özel sektörün Ar-Ge'ye yılda 3 milyar lira kaynak ayırdığını
belirterek, şöyle dedi:
''Eğer sektör Ar-Ge için ayırdığı kaynağı artırabilirse bu kamu
kurumlarının alan yoğunlamasında değişiklik ortaya çıkaracak. TÜBİTAK ve TÜBA
olarak temel bilimlere yeteri kadar imkan hazırlayamamanın sıkıntısı içindeyiz.
Eğer özel sektör, laboratuvardan pazara gidecek yükü bizim üzerimizden alırsa biz
temel araştırmalara, temel bilimlere daha fazla para ayırabileceğiz, daha fazla
inan kaynağı ayırabileceğiz. Bu, son derece önemlidir. Laboratuvardan pazara
gitme sürecinin yurt dışına bağımlı olmaması için bilimin bu ülkede üretilmesi
lazım. Bilim üretmenin kendi başına değeri vardır. Bize yetecek ve rekabet edecek
kadar temel bilim alanlarında 'sosyal bilimleri de katıyorum' bilgi üretme
mecburiyetimiz vardır.
Bilginin üreticisi kendiniz değilseniz o bilginin güvenliğini sağlama
imkanı da sizin için kolay değildir. Bilgide ve teknolojide dışarıya bağımlı
olanların sadece ekonomide gelişmeleri kesintiye uğramaz, sadece siyasette bilim
eksenli mesafe almaları sıkıntıya düşmekle kalmaz, o ülkenin güvenliği tehlikeye
düşer.
AB tarafından hazırlanan ilerleme raporlarında Türkiye'de bilim ve
teknoloji alanında yaşanan gelişmeler kayda alınıyor. Bu alanda attığımız adımlar
görülüyor, raporlarda takdir ediliyor.''
Aydın, bilim insanları ile akademik projelere verilen desteklerin de
arttığını ifade ederek, ''Hala Türkiye'de üzülerek söyleyeyim, sosyal bilimlere
yeteri kadar önem veremiyoruz. Üniversitelerimizi kastederek söylemiyorum.
TÜBİTAK ve TÜBA gibi kurumları kastederek söylüyorum. Bilimsel zihniyet bir
bütündür. Sadece fen bilimleri, doğa bilimleri dediğimiz alanda ilerleme,
bilimsel zihniyetin gelişmesi için yeterli değildir. Her ikisinin birlikte olması
lazım. Ancak o zaman ülkemizin ilaç kadar, su kadar, hava kadar muhtaç olduğu
güçlü bir bilimsel zihniyete sahip olabiliriz'' diye konuştu.
''Arkadaşlarımız birkaç defa yasadan bahsettiler'' diyen Aydın, şunları
kaydetti:
''Doğrudur. Eğer milletvekili arkadaşlarımız bana yardımcı olurlarsa yasa
hazır. Hiç değilse mayıstan biraz önce yardımcı olabilirseniz, mesela, Atatürk
Yüksek Kurumunun yasası hazırlandı bitti, ama Meclise sevk etmekte zorluk
çekiyorum. Çünkü önümüzde bir program var, ama siz bana destek olursanız Bakanlar
Kuruluna hemen götüreyim. Destek aldığımız zaman bu çıkar. Doğrudur o yasanın
çıkmasıyla pek çok alanda işimiz daha da kolaylaşır.''
Bilim ve toplum ilişkilerine özel bir önem atfettiğini belirten Aydın, bu
konudaki icraatların da bunu gösterdiğini söyledi. Türkiye'de, sosyal bilimlerin
varlığının güç kazandığını ifade eden Bakan Aydın, tüm bölgelerde Ar-Ge günleri
düzenlediklerini anlattı.
Aydın, ''Bu çalışmanın çok faydasını görmeye başladık. Pek çok ilimizden
orijinal projeler gelmeye başladı. İl Yenilik Platformlarını da başlatacağız. Çok
daha derinliğine bir çalışma yapacağız. Kültürel varlıklarımızı da tespit etme
çabası içine gireceğiz ki bundan sonra bir yatırım söz konusu olduğunda orada
neyin var olduğu yok olduğu bilik kurullarımızın hafızasında bulunsun'' diye
konuştu.
TÜBİTAK bünyesinde faaliyet gösteren Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi
Merkezinin (ULAKBİM) çalışmalarına da değinen Aydın, bu merkezin çalışmalarının
yılda ortalama 30 milyar liraya mal olduğunu anlattı.
Aydın, ''Ama helal olsun. Bu ağ vasıtasıyla tüm üniversitelerimizin
elektronik bilgi kaynaklarına ulaşması sağlanıyor. Çok yararını gördük'' dedi.
Aydın, bir milletvekilinin, ''Nutuk bile sansürleniyor'' iddiasına
ilişkin, Türk Tarih Kurumu söz konusu ise böyle bir şeyin olamayacağını
söyledi.
Bütün baskıların, 1927 baskısından çoğaltıldığına dikkati çeken Aydın,
şöyle devam etti:
''Dolayısıyla, orada herhangi bir kelimeye dahi dokunmak mümkün değil.
Atilla İlhan'ı rahmetle anmak istiyorum, 'Nutuk'u okuduğu zaman anlamakta zorluk
çeken birisi Türk aydını olamaz' dedi. Onun için Nutuk'u daha anlaşılır hale
getirme çabası içinde olup da anlaşılmaz hale getirme çabalarını da biliyorum.
Resmi kurumlar olarak hiçbir zaman artık Nutuk gibi neresinde ne olduğu belli
olan eserde tasarrufa gitmek mümkün değildir.''
Bakan Aydın, bir milletvekilinin, Türkçe sözlükte yer alan bazı
kelimelerin Kürtçe kökenden geldiğine dair bilgi bulunmadığı şeklindeki
eleştirisi üzerine de ''Yazılı kaynaklara dayanarak onlar hazırlanıyor. Yazılı
kaynaklar yeteri kadar çok olsa bu dediğiniz olmak zorundadır. Şu anda yavaş
yavaş yayımlanıyor. Birini Kültür Bakanlığı yayımladı. Umarım kısa zamanda çok
sayıda kaynak yayımlanır. Şu anda içimizde uzmanlar da yok. Eğer bir kelime şu
kökten geliyorsa, bilim adamı onu zaten saklayamaz'' dedi.
Bu arada, TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, kendisini ziyaret eden
öğrencilerle bir süre Genel Kurul çalışmalarını izledi. (22.25)
NOT: HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.
