2018-04-06 - 13:17
Uyuşturucu madde bağımlılığı, yeni bağımlılık türlerinin araştırılarak bağımlılığın nedenlerinin ve alınacak tedbirlerin tespit edilmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti Mersin Milletvekili Yılmaz Tezcan başkanlığında toplandı. Komisyonda, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ ayrı ayrı sunum yaptı.
Uyuşturucu madde bağımlılığı, yeni bağımlılık türlerinin araştırılarak bağımlılığın nedenlerinin ve alınacak tedbirlerin tespit edilmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti Mersin Milletvekili Yılmaz Tezcan başkanlığında toplandı. Komisyonda, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, sunum yaptı.
Bakan Gül sunumunda, dünyada uyuşturucu bağımlılığının terör kadar önemli bir sorun haline geldiğini söyledi.
"Uyuşturucu ile mücadele demek, sadece bu alanda faaliyet gösteren suç örgütleriyle mücadele demek olduğu kadar, aynı zamanda bağımlılıkla da mücadeledir." diyen Gül, bu bakımdan uyuşturucu ile mücadelenin, bütüncül bir anlam taşıdığına dikkati çekti.
Gül, bu suçla mücadelede cezaların caydırıcılığı kadar, bağımlılığın tedavisi ve rehabilitasyonunun da önemli olduğunu ifade ederek, "Suç teşkil eden bir fiilin önlenmesi için öncelikle bu suçu oluşturacak bir zemin varsa, bu zeminin yok edilmesi gerekir. Uyuşturucu suçlarıyla ilgili olarak da uyuşturucuya yönelim nedenlerinin net bir şekilde ortaya konulması yoluyla önleme kapsamında bataklık işlevi gören zemin yok edilebilir." şeklinde konuştu.
Ceza politikasında ve asayiş çalışmalarında temel önleyici tedbirin, suça ilişkin araç ve maddelerine erişimin engellenmesi olduğuna işaret eden Gül, uyuşturucu maddenin satışının önlenmesi kadar, bu maddelere erişimin engellenmesinin de önem taşıdığını belirtti.
Adalet Bakanı Gül, "Suça giden yolların kapatılması, suç ortamının yok edilmesi ve bataklığın kurutulması, cezaların caydırıcılığından daha önemlidir. Aslolan suçun oluşmadan önlenmesidir. Tabiri caizse, uyuşturucu suçunun tüm unsurlarının yaşam bulacağı ortamı kurutmak, havasız ve susuz bırakmak gerekmektedir." uyarısında bulundu.
Uluslararası terör örgütlerinin finansmanında uyuşturucu ticaretinin önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Birçok ülke, bu tür terör finansman araçlarına göz yummaktadır. Terör örgütleriyle uyuşturucu ticareti yapan suç örgütleri yan yana yürümüşler, çoğu zaman özdeş olmuşlardır. Uluslararası terörle mücadelede gerektiği gibi, uyuşturucu suçları ile mücadelede de uluslararası alanda sıkı bir iş birliği zorunludur.
Ülkemizde de PKK'nın ana finans kaynaklarının en önemlisi kaçakçılık ve uyuşturucu ticareti olmuştur. Bugüne kadar, terör örgütleriyle yapılan mücadele aynı zamanda bir yönüyle de uyuşturucu suçlarıyla mücadele sayılabilir. Bu mücadeleden netice aldığımızı, PKK ve diğer terör örgütleriyle mücadelemizin bu alanda da olumlu sonuçlarını görüyoruz."
Abdulhamit Gül, uyuşturucu suçlarında ilişkin cezai müeyyidelerin çok ciddi oranda artırıldığını söyleyerek, buna ilişkin bilgiler verdi.
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunda para cezalarının alt sınırının yükseltildiğini, uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçunda ise hapis cezasına ilave adli para cezası getirildiğini belirten Gül, "CMK'da yapılan değişiklikle, gizli tanığın dinlenilmesinin zorunlu olması halinde, kimliğinin saklı tutulması ve özel ortamda dinlenerek deşifre olmamasına yönelik bir usul düzenlemesi getirilmiştir." dedi.
Adalet Bakanı Gül, 2009-2017 yılları arasında cezaevlerinde uyuşturucu ile ilgili suçlardan bulunan hükümlü ve tutuklu sayıları hakkında da bilgi verdi.
2009 yılında uyuşturucu suçundan cezaevinde bulunan kişi sayısı 23 bin 82 iken, bu sayının 2017'de 48 bin 311 olduğunu aktaran Bakan Gül, bugün itibarıyla bu sayının 55 bin 266 olduğunu bildirdi. Gül, bunlardan sadece 520?sinin suça sürüklenen çocuklar olduğunun altını çizdi.
Adalet Bakanı Gül, son üç yılda cezaevlerindeki yaşanan artışın, suçun işlenme oranındaki artıştan kaynaklanmadığını, gerek cezaların artışı, gerekse de bu suçlara dönük infaz rejimindeki değişliklerden kaynaklandığını dile getirdi. Abdulhamit Gül, 2015'ten itibaren, yıl içinde açılan uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçlarının oranında önemli bir azalmanın net olarak görüldüğüne dikkati çekti.
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığına bağlı 139 denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından sürdürülen bağımlılıkla mücadele çalışmalarını geliştirmeye yönelik çalışmaların devam ettiğini belirten Gül, cezaevlerinde bulunan sağlık ve psiko-sosyal yardım servislerinin, bağımlılık tedavi hizmetlerini aralıksız yürüttüğünü bildirdi.
Adalet Bakanı Gül, uyuşturucu suçundan cezaevlerine giren kişilerin, cezaevinden çıktıktan sonra bu suçtan arınmış olarak topluma kazandırılmasının birinci öncelikleri olduğunu vurguladı.
Gül, sözlerini şöyle tamamladı:
"Cezaların caydırıcı olabilmesi için, suçun cezasının muhakkak çekileceği inancının toplumda yerleşik olması gerekmektedir. Bu bağlamda suçların özellikle de uyuşturucu ile ilgili suçların, cezasız kaldığı yönündeki kara propagandanın toplumumuza zararlar verdiği aşikar. Oysa tam tersine tıpkı cinsel saldırı suçlarında olduğu gibi, uyuşturucu ile ilgili suçlarda da geçmiş dönemlerden bugüne cezalar ciddi oranda artırılmış ve ağırlaştırılmıştır."
Komisyonda daha sonra, Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, uyuşturucu mücadelede 2018-2023 yılı için hazırlanan strateji belgesi ve eylem planı hakkında komisyon üyelerine sunum yaptı.
Dünyada 250 milyonu aşkın kişinin uyuşturucu madde kullandığını ve ölüm sayıları açısından ise ABD'nin ilk sırada yer aldığını dile getiren Akdağ, ABD'de bir yılda uyuşturucudan hayatını kaybeden kişi sayısının 50 bine yakın olduğunu kaydetti.
Eroin kullanımı açısından Türkiye'nin az riskli ülkeler arasında yer aldığını belirten Akdağ, "ABD başta olmak üzere dünyada bir salgın var, Türkiye ise bu salgının kapısında." ifadesini kullandı.
Akdağ, Türkiye'de yapılan çalışmada 15-64 yaş grubunda en az bir defa kullanan kişi sayısının 1,3 milyon olduğunu söyleyerek, 15-16 ve 19-25 yaş gruplarında da bir çalışma yaptıklarını ve bunların tamamlanmak üzere olduğunu bildirdi. Akdağ, tedbirlerin ne kadar etkili olduğunu anlamak açısından her yıl araştırma yapmayı planladıklarını vurguladı.
Arzla mücadele konusunda yakalama oranlarının arttığını aktaran Akdağ, 2014'ten bu yana Narkotim ekipleri oluşturulduğunu ve 50 ilde görev yaptığını, bu yıl tüm illerde Narkotim ekibi oluşturulacağını bildirdi.
Tedavi merkezlerinin sayısını da artırdıklarını ve AMATEM ile ÇAMATEM'lerin üzerindeki yoğunluğu azaltmaya yönelik çalışmalar yürütüldüğünü söyleyen Akdağ, 4 sosyal uyum merkezi açıldığını hatırlattı.
Ölüm oranlarına bakıldığında ise Türkiye'nin riskli durumda olmadığını ancak son dönemde sentetik gruplarda Türkiye'nin hedef gösterildiğini vurgulayan Akdağ, şöyle devam etti:
"Afganistan'da üretilen esrar ya da eroinin bir kısmı İran'da satılıyor, bir kısmı Türkiye'de satılmak isteniyor, bir kısmı da bizim üstümüzden, Avrupa'ya gönderilmek isteniyor ancak yakalama oranlarında oldukça iyiyiz, özellikle Avrupa'dan çok daha iyi durumdayız. Sentetik grupların ise riski daha fazla. Sentetikler açısından Türkiye transit bir ülke olmaktan ziyade hedef bir ülke konumunda. Hollanda gibi küçücük bir ülkede sentetik bir uyuşturucu üretiliyor ve Türkiye'ye getiriliyorsa bunun altında ben kötü niyet ararım. Bu hususun üstünde ısrarla duracağız. Avrupa'dan gelen kısım için hem ciddi iş birliğine hem de bu hususta sesimizi yükseltmeye kararlıyız. Suriye'den gelen kısım var ama bu da Suriye'deki terör odaklarının baskılanmasıyla gittikçe etkisini yitirecektir."
Uyuşturucu ile mücadele strateji belgesi ve eylem planı doğrultusunda, önce ellerindeki kaynakları, ardından ulusal ve uluslararası iyi uygulama örneklerini incelediklerini anlatan Akdağ, politika laboratuvarları oluşturduklarını, bu çalışmalar kapsamında amaçları belirlediklerini kaydetti.
Akdağ, strateji belgesinin 132 kişinin 28 toplantı, 700 saat çalışarak ortaya çıktığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Uyuşturucu kullanım oranlarının düzenli yapılacak saha çalışmaları ve atık su analizi gibi yöntemlerle sürekli takibi yapılacak. Arz ile mücadele alanında uluslararası iş birliklerine, organize uyuşturucu suç örgütlerine, gümrük kapılarının yakın takibine, ölüm sayılarındaki oranı giderek artan sentetik kannabinoidlere, özel stratejilere, internete ve kargo üzerinden satışlara odaklanılacak. Eğitim alanında oluşturulan standardize eğitimleri toplumun her kesimine yaygınlaştırılacak. Tedavi alanında uzun süreli rehabilitasyon ve sosyal uyumun dahil olduğu bütüncül tedavi modeli oluşturulacak."
Bakan Gül sunumunda, dünyada uyuşturucu bağımlılığının terör kadar önemli bir sorun haline geldiğini söyledi.
"Uyuşturucu ile mücadele demek, sadece bu alanda faaliyet gösteren suç örgütleriyle mücadele demek olduğu kadar, aynı zamanda bağımlılıkla da mücadeledir." diyen Gül, bu bakımdan uyuşturucu ile mücadelenin, bütüncül bir anlam taşıdığına dikkati çekti.
Gül, bu suçla mücadelede cezaların caydırıcılığı kadar, bağımlılığın tedavisi ve rehabilitasyonunun da önemli olduğunu ifade ederek, "Suç teşkil eden bir fiilin önlenmesi için öncelikle bu suçu oluşturacak bir zemin varsa, bu zeminin yok edilmesi gerekir. Uyuşturucu suçlarıyla ilgili olarak da uyuşturucuya yönelim nedenlerinin net bir şekilde ortaya konulması yoluyla önleme kapsamında bataklık işlevi gören zemin yok edilebilir." şeklinde konuştu.
Ceza politikasında ve asayiş çalışmalarında temel önleyici tedbirin, suça ilişkin araç ve maddelerine erişimin engellenmesi olduğuna işaret eden Gül, uyuşturucu maddenin satışının önlenmesi kadar, bu maddelere erişimin engellenmesinin de önem taşıdığını belirtti.
Adalet Bakanı Gül, "Suça giden yolların kapatılması, suç ortamının yok edilmesi ve bataklığın kurutulması, cezaların caydırıcılığından daha önemlidir. Aslolan suçun oluşmadan önlenmesidir. Tabiri caizse, uyuşturucu suçunun tüm unsurlarının yaşam bulacağı ortamı kurutmak, havasız ve susuz bırakmak gerekmektedir." uyarısında bulundu.
Uluslararası terör örgütlerinin finansmanında uyuşturucu ticaretinin önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Birçok ülke, bu tür terör finansman araçlarına göz yummaktadır. Terör örgütleriyle uyuşturucu ticareti yapan suç örgütleri yan yana yürümüşler, çoğu zaman özdeş olmuşlardır. Uluslararası terörle mücadelede gerektiği gibi, uyuşturucu suçları ile mücadelede de uluslararası alanda sıkı bir iş birliği zorunludur.
Ülkemizde de PKK'nın ana finans kaynaklarının en önemlisi kaçakçılık ve uyuşturucu ticareti olmuştur. Bugüne kadar, terör örgütleriyle yapılan mücadele aynı zamanda bir yönüyle de uyuşturucu suçlarıyla mücadele sayılabilir. Bu mücadeleden netice aldığımızı, PKK ve diğer terör örgütleriyle mücadelemizin bu alanda da olumlu sonuçlarını görüyoruz."
Abdulhamit Gül, uyuşturucu suçlarında ilişkin cezai müeyyidelerin çok ciddi oranda artırıldığını söyleyerek, buna ilişkin bilgiler verdi.
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunda para cezalarının alt sınırının yükseltildiğini, uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçunda ise hapis cezasına ilave adli para cezası getirildiğini belirten Gül, "CMK'da yapılan değişiklikle, gizli tanığın dinlenilmesinin zorunlu olması halinde, kimliğinin saklı tutulması ve özel ortamda dinlenerek deşifre olmamasına yönelik bir usul düzenlemesi getirilmiştir." dedi.
Adalet Bakanı Gül, 2009-2017 yılları arasında cezaevlerinde uyuşturucu ile ilgili suçlardan bulunan hükümlü ve tutuklu sayıları hakkında da bilgi verdi.
2009 yılında uyuşturucu suçundan cezaevinde bulunan kişi sayısı 23 bin 82 iken, bu sayının 2017'de 48 bin 311 olduğunu aktaran Bakan Gül, bugün itibarıyla bu sayının 55 bin 266 olduğunu bildirdi. Gül, bunlardan sadece 520?sinin suça sürüklenen çocuklar olduğunun altını çizdi.
Adalet Bakanı Gül, son üç yılda cezaevlerindeki yaşanan artışın, suçun işlenme oranındaki artıştan kaynaklanmadığını, gerek cezaların artışı, gerekse de bu suçlara dönük infaz rejimindeki değişliklerden kaynaklandığını dile getirdi. Abdulhamit Gül, 2015'ten itibaren, yıl içinde açılan uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçlarının oranında önemli bir azalmanın net olarak görüldüğüne dikkati çekti.
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığına bağlı 139 denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından sürdürülen bağımlılıkla mücadele çalışmalarını geliştirmeye yönelik çalışmaların devam ettiğini belirten Gül, cezaevlerinde bulunan sağlık ve psiko-sosyal yardım servislerinin, bağımlılık tedavi hizmetlerini aralıksız yürüttüğünü bildirdi.
Adalet Bakanı Gül, uyuşturucu suçundan cezaevlerine giren kişilerin, cezaevinden çıktıktan sonra bu suçtan arınmış olarak topluma kazandırılmasının birinci öncelikleri olduğunu vurguladı.
Gül, sözlerini şöyle tamamladı:
"Cezaların caydırıcı olabilmesi için, suçun cezasının muhakkak çekileceği inancının toplumda yerleşik olması gerekmektedir. Bu bağlamda suçların özellikle de uyuşturucu ile ilgili suçların, cezasız kaldığı yönündeki kara propagandanın toplumumuza zararlar verdiği aşikar. Oysa tam tersine tıpkı cinsel saldırı suçlarında olduğu gibi, uyuşturucu ile ilgili suçlarda da geçmiş dönemlerden bugüne cezalar ciddi oranda artırılmış ve ağırlaştırılmıştır."
Komisyonda daha sonra, Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, uyuşturucu mücadelede 2018-2023 yılı için hazırlanan strateji belgesi ve eylem planı hakkında komisyon üyelerine sunum yaptı.
Dünyada 250 milyonu aşkın kişinin uyuşturucu madde kullandığını ve ölüm sayıları açısından ise ABD'nin ilk sırada yer aldığını dile getiren Akdağ, ABD'de bir yılda uyuşturucudan hayatını kaybeden kişi sayısının 50 bine yakın olduğunu kaydetti.
Eroin kullanımı açısından Türkiye'nin az riskli ülkeler arasında yer aldığını belirten Akdağ, "ABD başta olmak üzere dünyada bir salgın var, Türkiye ise bu salgının kapısında." ifadesini kullandı.
Akdağ, Türkiye'de yapılan çalışmada 15-64 yaş grubunda en az bir defa kullanan kişi sayısının 1,3 milyon olduğunu söyleyerek, 15-16 ve 19-25 yaş gruplarında da bir çalışma yaptıklarını ve bunların tamamlanmak üzere olduğunu bildirdi. Akdağ, tedbirlerin ne kadar etkili olduğunu anlamak açısından her yıl araştırma yapmayı planladıklarını vurguladı.
Arzla mücadele konusunda yakalama oranlarının arttığını aktaran Akdağ, 2014'ten bu yana Narkotim ekipleri oluşturulduğunu ve 50 ilde görev yaptığını, bu yıl tüm illerde Narkotim ekibi oluşturulacağını bildirdi.
Tedavi merkezlerinin sayısını da artırdıklarını ve AMATEM ile ÇAMATEM'lerin üzerindeki yoğunluğu azaltmaya yönelik çalışmalar yürütüldüğünü söyleyen Akdağ, 4 sosyal uyum merkezi açıldığını hatırlattı.
Ölüm oranlarına bakıldığında ise Türkiye'nin riskli durumda olmadığını ancak son dönemde sentetik gruplarda Türkiye'nin hedef gösterildiğini vurgulayan Akdağ, şöyle devam etti:
"Afganistan'da üretilen esrar ya da eroinin bir kısmı İran'da satılıyor, bir kısmı Türkiye'de satılmak isteniyor, bir kısmı da bizim üstümüzden, Avrupa'ya gönderilmek isteniyor ancak yakalama oranlarında oldukça iyiyiz, özellikle Avrupa'dan çok daha iyi durumdayız. Sentetik grupların ise riski daha fazla. Sentetikler açısından Türkiye transit bir ülke olmaktan ziyade hedef bir ülke konumunda. Hollanda gibi küçücük bir ülkede sentetik bir uyuşturucu üretiliyor ve Türkiye'ye getiriliyorsa bunun altında ben kötü niyet ararım. Bu hususun üstünde ısrarla duracağız. Avrupa'dan gelen kısım için hem ciddi iş birliğine hem de bu hususta sesimizi yükseltmeye kararlıyız. Suriye'den gelen kısım var ama bu da Suriye'deki terör odaklarının baskılanmasıyla gittikçe etkisini yitirecektir."
Uyuşturucu ile mücadele strateji belgesi ve eylem planı doğrultusunda, önce ellerindeki kaynakları, ardından ulusal ve uluslararası iyi uygulama örneklerini incelediklerini anlatan Akdağ, politika laboratuvarları oluşturduklarını, bu çalışmalar kapsamında amaçları belirlediklerini kaydetti.
Akdağ, strateji belgesinin 132 kişinin 28 toplantı, 700 saat çalışarak ortaya çıktığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Uyuşturucu kullanım oranlarının düzenli yapılacak saha çalışmaları ve atık su analizi gibi yöntemlerle sürekli takibi yapılacak. Arz ile mücadele alanında uluslararası iş birliklerine, organize uyuşturucu suç örgütlerine, gümrük kapılarının yakın takibine, ölüm sayılarındaki oranı giderek artan sentetik kannabinoidlere, özel stratejilere, internete ve kargo üzerinden satışlara odaklanılacak. Eğitim alanında oluşturulan standardize eğitimleri toplumun her kesimine yaygınlaştırılacak. Tedavi alanında uzun süreli rehabilitasyon ve sosyal uyumun dahil olduğu bütüncül tedavi modeli oluşturulacak."
