2010-06-23 - 20:15
TBMM Kit Komisyonunda Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş'nin (TÜRKŞEKER) 2008 yılı hesapları genel görüşe sunuldu.
Türkiye Şeker Fabrikaları (TÜRKŞEKER) AŞ
Genel Müdürü Azmi Aksu, şirketin 10 yıldır özelleştirme kapsam ve programında
bulunduğunu belirterek, özelleştirme işlemlerinin tamamlanmasında kararlılık
gösterilmesi veya sektörde yeniden yapılandırılmaya gidilmesi gerektiğini
kaydetti.
Aksu, maliyetleri yüksek olan 5-6 şeker fabrikasının kapatılıp, bu
bölgelerdeki çiftçinin ürünü başka fabrikalarda işlenip, söz konusu
fabrikalardaki işçiler başka fabrikalarda görevlendirildiği takdirde bugünkü
maliyetin yüzde 30 altına inebileceklerini söyledi.
KİT Komisyonu'nda TÜRKŞEKER'in 2008, Şeker Kurumu Başkanlığı'nın ise
2006, 2007, 2008 yılı hesapları görüşülmeye başlandı.
TÜRKŞEKER Genel Müdürü Azmi Aksu, komisyona yaptığı sunumda, 2008 yılının
3 milyon 193 bin lira dönem karı ile kapatıldığını, genel satış hacminin 1 milyar
957 milyon lira olduğunu, ülke ekonomisine 547 milyon dolar katma değer
yaratıldığını söyledi. Aksu, ''Dahilde işleme, tahsis belgesi ve ihraç kaydıyla
yapılan 167 bin 329 ton şeker satışından 151 milyon 669 bin lira zarar oluştu. Bu
zarar şirketimiz bünyesinde kalmamış olsaydı, 2008 yılı faaliyetlerimiz 154
milyon 862 bin lira dönem karı ile kapatılmış olacaktı'' diye konuştu.
2002 yılından itibaren kapatılan bölge şefliği sayısının 60'a, kapatılan
kantar sayısının 184'e ulaştığını belirten Aksu, halen tarımsal faaliyetlerin 133
ziraat bölge şefliği ve 273 pancar alım merkezinde sürdürüldüğünü söyledi.
TÜRKŞEKER'in 2000 yılında başlayan özelleştirme sürecinin 10 yıldır devam
ettiğini kaydeden Aksu, Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) kararına göre, şirkete
ait şeker fabrikalarının 6 portföy halinde belirlendiğini, alıcılara
özelleştirmeden sonra 5 yıllık üretim şartının getirildiğini, şekerde kotaların
Şeker Kurulu tarafından tespit edildiğini, bu kotalara göre üretimin devam
edeceğini hatırlattı.
Azmi Aksu, Portföy B ve Portföy C'deki satışlara ilişkin Danıştay'ın
ihalenin yürütmesinin durdurulması kararı verdiğini hatırlatarak, bu konuyu
Danıştay'dan esastan gelecek karara göre Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın
(ÖİB) tekrar neticelendireceğini söyledi.
TÜRKŞEKER'in ekonomik olmayan fabrikalar nedeniyle üstlendiği yüklerin
azaltılabilmesi için etkin yapıya kavuşturulması gerektiğini de ifade eden Aksu,
şöyle konuştu:
''Özelleştirme uygulamasının bu bağlamda değerlendirilmesi, alınan
kararların ve uygulamaların ülke menfaatlerini dikkate alan iç ve dış dinamiklere
duyarlı bir sektör oluşturma çabası doğrultusunda olduğunun bilinmesi gerekiyor.
Ancak, buradaki özelleştirmeden kasıt zamanında ve sürüncemede olmayan bir
özelleştirmedir. Özelleştirme safhasında yaşanan belirsizlikler, çalışanların
moral ve motivasyonunu negatif etkilemekte bu da şirketimizin performansına
yansımaktadır. Ümit ediyoruz ki özelleştirme öncelikle bu sorunların çözülmesinde
şimdiye kadar yapılamayanların yapılması anlamında bir fırsat yaratabilir. Hem bu
noktada hem de özelleştirmenin en az hasarla atlatılabilmesi noktasında, bir an
evvel özelleştirme işlemlerinin tamamlanmasında kararlılık gösterilmesi veya
sektörde yeniden yapılandırılmaya gidilmesi gerekmektedir.''
Şirketin özelleştirme programında bulunması nedeniyle son yıllarda
yatırımlara çok düşük miktarda ödenek tahsis edildiğini anlatan Aksu, 2010 yılı
yatırım programında şirkete toplam 14 milyon 800 bin lira ödenek tahsis
edildiğini, ancak özelleştirme gerçekleşene kadar yaşanacak süreçte çevre
yatırımlarının yapılması zorunluluğu olduğunu kaydetti. Aksu, 2010 yılı yatırım
programında şirkete tahsis edilen ödeneğin 35 milyon 710 bin liraya revize
edilmesi taleplerinin karşılanması beklediklerini söyledi.
Aksu, kurumun özelleştirme kapsamında bulunması nedeniyle teknik ve idari
personel ihtiyacının karşılanması konusunda sıkıntı yaşadıklarını da kaydetti.
Azmi Aksu, alt komisyon raporundaki önerilere ilişkin olarak da şeker
üretim maliyetinin düşürülmesi, çevre yatırımları ve fabrikaların rehabilitasyonu
kapsamındaki çalışmaları anlattı.
Bir soru üzerine, Aksu, 2000 yılından bugüne şirketin özelleştirme kapsam
ve programında olduğunu, ''bugün, yarın satılacak'' diye yatırım yapılamadığını,
10-11 yıldır personel alamadıklarını belirterek, ''Eğer özelleştirme uzarsa
şirketin zarar göreceğini, şirketin özelleşmeyecekse programdan çıkarılmasını,
özelleşecekse de o güne kadar yatırım yapabilmeleri ve yatırımların aksatılmaması
gerektiğini'' ifade etti.
Maliyetleri yüzde 40-50 indirebileceklerini kaydeden Aksu, bir fabrikanın
3 bin ton, bir fabrikanın 180 bin ton şeker ürettiğini, bir fabrikada şekerin
kilogramı 1 liraya mal olurken, bir diğerinde 5 liraya mal olduğunu anlattı.
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç de, TÜRKŞEKER Genel Müdürü'nün kaç
yıldır görevde olduğunu sordu ve ''Türkiye'de bazı aileler imtiyazlı, bunların
başında da Aksu ailesi geliyor...'' diye konuştu.
Aksu ise 8 yıldır bu görevde olduğunu, bu sürede şirketle ilgili
olumsuzluk olmadığını, ayrıca çeşitli kurumlarda uzun yıllar görev yaptığını
anlattı. Aksu, ''Özelleştirmeyle ne Azmi Aksu'nun ne Aksu ailesinin bir ilgisi
yok. (Kararı) Özelleştirme İdaresi veriyor'' dedi.
Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusunda ise şeker fabrikalarının
çiftçinin geçim kaynağı olduğunu belirten Genç, ''Devletin yapamadığını özel
kesim nasıl yapacak'' diye sordu. Genç, özelleştirme yoluyla alınan arazilerin
imara açıldığını, fabrikaların kapatıldığını, işçilerin işsiz kaldığını da
söyledi. Genç, 'Özelleştirdiğiniz zaman nasıl ülke ekonomisine katkı
sağlayabilirsiniz'' görüşünü de ifade etti.
TÜRKŞEKER'in, ''pancar üreticisine borcu var mı?'' sorusu üzerine Aksu,
üreticiye 8 yıldır borçlarını hep zamanında ödediklerini, ayrıca çiftçinin Ekim
ayında vereceği mahsul için 187 milyon lira alacakları olduğunu ifade etti.
Komisyon çalışmalarına katılan ÖİB temsilcisi de bir soru üzerine,
Portföy C olarak ifade edilen Kastamonu, Kırşehir, Yozgat, Çorum, Çarşamba şeker
fabrikalarının bütün halinde varlık satışı için çıkılan ihalenin tamamlandığını,
ancak bu ihaleyle ilgili Danıştay 13. Dairenin kararları ile ''üretim şartı için
getirilen teminatın yetersiz olduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı
verildiğini'', yargı kararının tamamlanması sonucunda işlemlerin süreceğini
söyledi.
ÖİB temsilcisi, Portföy B olarak ifade edilen, Elazığ, Malatya, Erzincan,
Elbistan şeker fabrikalarının bütün halinde satışı için yapılan ihalede de
Danıştay 13. Daire'nin ''üretim şartı için getirilen teminatın yetersizliği''
gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar verildiğini, yargının esastan
vereceği karar çerçevesinde işlem yapılmak üzere beklendiğini anlattı.
ÖİB temsilcisi, Portföy C için getirilen teminat miktarının 50 milyon
dolar olduğunu, gerekçede neden yetersiz olduğu hususunun bulunmadığını
söyledi.
TÜRKŞEKER'in personel ihtiyacı konusunda ise ÖİB temsilcisi söz konusu
portföy gruplarının özelleştirilmesi halinde kurum içi atamalarla karşılanacağı,
şirketin eleman ihtiyacının da hizmet alımı yoluyla karşılanmasının uygun
olduğunun değerlendirildiğini kaydetti.
KİT Komisyonunda, milletvekilleri arasında soru sorma ve söz alma
konusunda zaman zaman tartışmalar yaşandı.
MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak da, bir havzada şeker pancarının
yöre insanının geçim kaynağı haline gelmişse o fabrikanın satılmasının doğru
olmadığını belirterek, ''TÜRKŞEKER AŞ bir tasfiye kuruluşu mu? Değilse, bütün
fabrikaları satışa çıkarıyor, bu fabrikalardan hiç karlı olan yoksa o zaman orayı
yönetmenin anlamı yok. Kapatsınlar bari devlete yük olmasınlar. Görevlerini
yerine getireceklerse önerilerini ona göre yapsınlar'' diye konuştu.
MHP Kütahya milletvekili Alim Işık, pancar üreticilerinin içinde olduğu
bir özelleştirme yönteminin ülkeye daha uygun bir yöntem olacağını söyledi. Işık,
Kütahya Şeker Fabrikasının 2004'te özelleştirildiğini belirterek, bundan önce ve
sonra ''en az 1 katrilyon liranın üzerinde vurgun olduğunu'' öne sürdü.
CHP Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan'ın ''yapısal değişikler
yapıldığı takdirde yüksek maliyetler düşürülebilir mi?'' sorusu üzerine, Azmi
Aksu, Türkiye Şeker Fabrikaları'na ait 25 fabrikada tek bilanço çıktığını, ancak
maliyeti bildiklerini belirterek, ''Örneğin, Ilgın, Ereğli şeker fabrikalarında 1
kilogram şekerin maliyeti 1,15-1,20 lira arasında; Kars'ta, Çarşamba'da ise bu
rakam 5 liranın üzerine çıkıyor'' dedi. Aksu, 25 fabrikadaki maliyeti paçal yapıp
ortak bir fiyat çıkarıp, satış fiyatını belirlediklerini anlattı.
Şeker Kanunu'nun pancar çiftçisini koruduğunu da belirten Aksu,
maliyetleri yüksek olan 5-6 fabrikayı kapattıkları, oradaki çiftçinin ürününü de
alarak başka fabrikalarda işledikleri, kapatılan fabrikalardaki işçiler başka
fabrikalarda görevlendirildiği takdirde işçiye, çiftçiye zarar vermeden bugünkü
maliyetin yüzde 30 altına inebileceklerini bildirdi.
DPT yetkilisi de özelleşecek bir kuruluş konusunda yatırımların
tahsisinde zorluk yaşadıklarını belirterek, ''Ancak fabrikaların çökmekte olduğu
da bir gerçek'' dedi.
Denetim elemanı eksikliği konusunda ise Aksu, şirketin 2009 yılı memur
kadrolarına göre Teftiş Kurulu Başkanlığı bünyesinde 3 başmüfettiş, 6 müfettiş ve
6 müfettiş yardımcısı kadrosunun boş olduğunu söyledi. Aksu, bu ihtiyacın
karşılanması için yetki dahilinde açıktan atama izni konusunda ÖİB'e 24 Nisan
2009'da yazı yazdıklarını henüz cevap gelmediğini söyledi. Aksu, ayrıca şirketin
merkez ve taşra teşkilatındaki fabrikalar ile diğer iş yerlerinde acil personel
ihtiyacını, 30 Eylül 2009'da yazdıkları yazı ile ÖİB'e bildirdiklerini, toplam
312 sözleşmeli personel ile 818 kampanya ve mevsimlik işçi için açıktan atama
izni talep ettiklerini anlattı.
MHP Bursa Milletvekili Necati Özensoy'un geçici işçilerin kadroya alınıp
almadığı sorusu üzerine, Azmi Aksu, 2006'daki Bakanlar Kurulu kararı gereğince,
2006'da 180 iş gününün üzerinde çalışan 4611 kişinin kadroya geçtiğini anlattı.
Aksu, 15 Eylül'den itibaren fabrikaların 24 saat çalıştığını, kampanya
dönemi biten fabrikalardaki teknik eleman ve işçilerin ihtiyaç olan fabrikalarda
geçici olarak görevlendirildiğini kaydetti.
Genel Müdürü Azmi Aksu, şirketin 10 yıldır özelleştirme kapsam ve programında
bulunduğunu belirterek, özelleştirme işlemlerinin tamamlanmasında kararlılık
gösterilmesi veya sektörde yeniden yapılandırılmaya gidilmesi gerektiğini
kaydetti.
Aksu, maliyetleri yüksek olan 5-6 şeker fabrikasının kapatılıp, bu
bölgelerdeki çiftçinin ürünü başka fabrikalarda işlenip, söz konusu
fabrikalardaki işçiler başka fabrikalarda görevlendirildiği takdirde bugünkü
maliyetin yüzde 30 altına inebileceklerini söyledi.
KİT Komisyonu'nda TÜRKŞEKER'in 2008, Şeker Kurumu Başkanlığı'nın ise
2006, 2007, 2008 yılı hesapları görüşülmeye başlandı.
TÜRKŞEKER Genel Müdürü Azmi Aksu, komisyona yaptığı sunumda, 2008 yılının
3 milyon 193 bin lira dönem karı ile kapatıldığını, genel satış hacminin 1 milyar
957 milyon lira olduğunu, ülke ekonomisine 547 milyon dolar katma değer
yaratıldığını söyledi. Aksu, ''Dahilde işleme, tahsis belgesi ve ihraç kaydıyla
yapılan 167 bin 329 ton şeker satışından 151 milyon 669 bin lira zarar oluştu. Bu
zarar şirketimiz bünyesinde kalmamış olsaydı, 2008 yılı faaliyetlerimiz 154
milyon 862 bin lira dönem karı ile kapatılmış olacaktı'' diye konuştu.
2002 yılından itibaren kapatılan bölge şefliği sayısının 60'a, kapatılan
kantar sayısının 184'e ulaştığını belirten Aksu, halen tarımsal faaliyetlerin 133
ziraat bölge şefliği ve 273 pancar alım merkezinde sürdürüldüğünü söyledi.
TÜRKŞEKER'in 2000 yılında başlayan özelleştirme sürecinin 10 yıldır devam
ettiğini kaydeden Aksu, Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) kararına göre, şirkete
ait şeker fabrikalarının 6 portföy halinde belirlendiğini, alıcılara
özelleştirmeden sonra 5 yıllık üretim şartının getirildiğini, şekerde kotaların
Şeker Kurulu tarafından tespit edildiğini, bu kotalara göre üretimin devam
edeceğini hatırlattı.
Azmi Aksu, Portföy B ve Portföy C'deki satışlara ilişkin Danıştay'ın
ihalenin yürütmesinin durdurulması kararı verdiğini hatırlatarak, bu konuyu
Danıştay'dan esastan gelecek karara göre Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın
(ÖİB) tekrar neticelendireceğini söyledi.
TÜRKŞEKER'in ekonomik olmayan fabrikalar nedeniyle üstlendiği yüklerin
azaltılabilmesi için etkin yapıya kavuşturulması gerektiğini de ifade eden Aksu,
şöyle konuştu:
''Özelleştirme uygulamasının bu bağlamda değerlendirilmesi, alınan
kararların ve uygulamaların ülke menfaatlerini dikkate alan iç ve dış dinamiklere
duyarlı bir sektör oluşturma çabası doğrultusunda olduğunun bilinmesi gerekiyor.
Ancak, buradaki özelleştirmeden kasıt zamanında ve sürüncemede olmayan bir
özelleştirmedir. Özelleştirme safhasında yaşanan belirsizlikler, çalışanların
moral ve motivasyonunu negatif etkilemekte bu da şirketimizin performansına
yansımaktadır. Ümit ediyoruz ki özelleştirme öncelikle bu sorunların çözülmesinde
şimdiye kadar yapılamayanların yapılması anlamında bir fırsat yaratabilir. Hem bu
noktada hem de özelleştirmenin en az hasarla atlatılabilmesi noktasında, bir an
evvel özelleştirme işlemlerinin tamamlanmasında kararlılık gösterilmesi veya
sektörde yeniden yapılandırılmaya gidilmesi gerekmektedir.''
Şirketin özelleştirme programında bulunması nedeniyle son yıllarda
yatırımlara çok düşük miktarda ödenek tahsis edildiğini anlatan Aksu, 2010 yılı
yatırım programında şirkete toplam 14 milyon 800 bin lira ödenek tahsis
edildiğini, ancak özelleştirme gerçekleşene kadar yaşanacak süreçte çevre
yatırımlarının yapılması zorunluluğu olduğunu kaydetti. Aksu, 2010 yılı yatırım
programında şirkete tahsis edilen ödeneğin 35 milyon 710 bin liraya revize
edilmesi taleplerinin karşılanması beklediklerini söyledi.
Aksu, kurumun özelleştirme kapsamında bulunması nedeniyle teknik ve idari
personel ihtiyacının karşılanması konusunda sıkıntı yaşadıklarını da kaydetti.
Azmi Aksu, alt komisyon raporundaki önerilere ilişkin olarak da şeker
üretim maliyetinin düşürülmesi, çevre yatırımları ve fabrikaların rehabilitasyonu
kapsamındaki çalışmaları anlattı.
Bir soru üzerine, Aksu, 2000 yılından bugüne şirketin özelleştirme kapsam
ve programında olduğunu, ''bugün, yarın satılacak'' diye yatırım yapılamadığını,
10-11 yıldır personel alamadıklarını belirterek, ''Eğer özelleştirme uzarsa
şirketin zarar göreceğini, şirketin özelleşmeyecekse programdan çıkarılmasını,
özelleşecekse de o güne kadar yatırım yapabilmeleri ve yatırımların aksatılmaması
gerektiğini'' ifade etti.
Maliyetleri yüzde 40-50 indirebileceklerini kaydeden Aksu, bir fabrikanın
3 bin ton, bir fabrikanın 180 bin ton şeker ürettiğini, bir fabrikada şekerin
kilogramı 1 liraya mal olurken, bir diğerinde 5 liraya mal olduğunu anlattı.
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç de, TÜRKŞEKER Genel Müdürü'nün kaç
yıldır görevde olduğunu sordu ve ''Türkiye'de bazı aileler imtiyazlı, bunların
başında da Aksu ailesi geliyor...'' diye konuştu.
Aksu ise 8 yıldır bu görevde olduğunu, bu sürede şirketle ilgili
olumsuzluk olmadığını, ayrıca çeşitli kurumlarda uzun yıllar görev yaptığını
anlattı. Aksu, ''Özelleştirmeyle ne Azmi Aksu'nun ne Aksu ailesinin bir ilgisi
yok. (Kararı) Özelleştirme İdaresi veriyor'' dedi.
Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusunda ise şeker fabrikalarının
çiftçinin geçim kaynağı olduğunu belirten Genç, ''Devletin yapamadığını özel
kesim nasıl yapacak'' diye sordu. Genç, özelleştirme yoluyla alınan arazilerin
imara açıldığını, fabrikaların kapatıldığını, işçilerin işsiz kaldığını da
söyledi. Genç, 'Özelleştirdiğiniz zaman nasıl ülke ekonomisine katkı
sağlayabilirsiniz'' görüşünü de ifade etti.
TÜRKŞEKER'in, ''pancar üreticisine borcu var mı?'' sorusu üzerine Aksu,
üreticiye 8 yıldır borçlarını hep zamanında ödediklerini, ayrıca çiftçinin Ekim
ayında vereceği mahsul için 187 milyon lira alacakları olduğunu ifade etti.
Komisyon çalışmalarına katılan ÖİB temsilcisi de bir soru üzerine,
Portföy C olarak ifade edilen Kastamonu, Kırşehir, Yozgat, Çorum, Çarşamba şeker
fabrikalarının bütün halinde varlık satışı için çıkılan ihalenin tamamlandığını,
ancak bu ihaleyle ilgili Danıştay 13. Dairenin kararları ile ''üretim şartı için
getirilen teminatın yetersiz olduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı
verildiğini'', yargı kararının tamamlanması sonucunda işlemlerin süreceğini
söyledi.
ÖİB temsilcisi, Portföy B olarak ifade edilen, Elazığ, Malatya, Erzincan,
Elbistan şeker fabrikalarının bütün halinde satışı için yapılan ihalede de
Danıştay 13. Daire'nin ''üretim şartı için getirilen teminatın yetersizliği''
gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar verildiğini, yargının esastan
vereceği karar çerçevesinde işlem yapılmak üzere beklendiğini anlattı.
ÖİB temsilcisi, Portföy C için getirilen teminat miktarının 50 milyon
dolar olduğunu, gerekçede neden yetersiz olduğu hususunun bulunmadığını
söyledi.
TÜRKŞEKER'in personel ihtiyacı konusunda ise ÖİB temsilcisi söz konusu
portföy gruplarının özelleştirilmesi halinde kurum içi atamalarla karşılanacağı,
şirketin eleman ihtiyacının da hizmet alımı yoluyla karşılanmasının uygun
olduğunun değerlendirildiğini kaydetti.
KİT Komisyonunda, milletvekilleri arasında soru sorma ve söz alma
konusunda zaman zaman tartışmalar yaşandı.
MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak da, bir havzada şeker pancarının
yöre insanının geçim kaynağı haline gelmişse o fabrikanın satılmasının doğru
olmadığını belirterek, ''TÜRKŞEKER AŞ bir tasfiye kuruluşu mu? Değilse, bütün
fabrikaları satışa çıkarıyor, bu fabrikalardan hiç karlı olan yoksa o zaman orayı
yönetmenin anlamı yok. Kapatsınlar bari devlete yük olmasınlar. Görevlerini
yerine getireceklerse önerilerini ona göre yapsınlar'' diye konuştu.
MHP Kütahya milletvekili Alim Işık, pancar üreticilerinin içinde olduğu
bir özelleştirme yönteminin ülkeye daha uygun bir yöntem olacağını söyledi. Işık,
Kütahya Şeker Fabrikasının 2004'te özelleştirildiğini belirterek, bundan önce ve
sonra ''en az 1 katrilyon liranın üzerinde vurgun olduğunu'' öne sürdü.
CHP Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan'ın ''yapısal değişikler
yapıldığı takdirde yüksek maliyetler düşürülebilir mi?'' sorusu üzerine, Azmi
Aksu, Türkiye Şeker Fabrikaları'na ait 25 fabrikada tek bilanço çıktığını, ancak
maliyeti bildiklerini belirterek, ''Örneğin, Ilgın, Ereğli şeker fabrikalarında 1
kilogram şekerin maliyeti 1,15-1,20 lira arasında; Kars'ta, Çarşamba'da ise bu
rakam 5 liranın üzerine çıkıyor'' dedi. Aksu, 25 fabrikadaki maliyeti paçal yapıp
ortak bir fiyat çıkarıp, satış fiyatını belirlediklerini anlattı.
Şeker Kanunu'nun pancar çiftçisini koruduğunu da belirten Aksu,
maliyetleri yüksek olan 5-6 fabrikayı kapattıkları, oradaki çiftçinin ürününü de
alarak başka fabrikalarda işledikleri, kapatılan fabrikalardaki işçiler başka
fabrikalarda görevlendirildiği takdirde işçiye, çiftçiye zarar vermeden bugünkü
maliyetin yüzde 30 altına inebileceklerini bildirdi.
DPT yetkilisi de özelleşecek bir kuruluş konusunda yatırımların
tahsisinde zorluk yaşadıklarını belirterek, ''Ancak fabrikaların çökmekte olduğu
da bir gerçek'' dedi.
Denetim elemanı eksikliği konusunda ise Aksu, şirketin 2009 yılı memur
kadrolarına göre Teftiş Kurulu Başkanlığı bünyesinde 3 başmüfettiş, 6 müfettiş ve
6 müfettiş yardımcısı kadrosunun boş olduğunu söyledi. Aksu, bu ihtiyacın
karşılanması için yetki dahilinde açıktan atama izni konusunda ÖİB'e 24 Nisan
2009'da yazı yazdıklarını henüz cevap gelmediğini söyledi. Aksu, ayrıca şirketin
merkez ve taşra teşkilatındaki fabrikalar ile diğer iş yerlerinde acil personel
ihtiyacını, 30 Eylül 2009'da yazdıkları yazı ile ÖİB'e bildirdiklerini, toplam
312 sözleşmeli personel ile 818 kampanya ve mevsimlik işçi için açıktan atama
izni talep ettiklerini anlattı.
MHP Bursa Milletvekili Necati Özensoy'un geçici işçilerin kadroya alınıp
almadığı sorusu üzerine, Azmi Aksu, 2006'daki Bakanlar Kurulu kararı gereğince,
2006'da 180 iş gününün üzerinde çalışan 4611 kişinin kadroya geçtiğini anlattı.
Aksu, 15 Eylül'den itibaren fabrikaların 24 saat çalıştığını, kampanya
dönemi biten fabrikalardaki teknik eleman ve işçilerin ihtiyaç olan fabrikalarda
geçici olarak görevlendirildiğini kaydetti.
