2016-12-05 - 14:03
KADINLARIN SEÇME VE SEÇİLME HAKKINI ELDE ETMESİNİN 82. YIL DÖNÜMÜ...
Başbakan Binali Yıldırım, TBMM'de düzenlenen, "Kadınların Seçme ve Seçilme Hakkını Elde Etmelerinin 82. Yıl Dönümü Etkinliği"ne katıldı.
Başbakan Binali Yıldırım, TBMM'de düzenlenen, "Kadınların Seçme ve Seçilme Hakkını Elde Etmelerinin 82. Yıl Dönümü Etkinliği"ne katıldı.

Kadınların haklarını büyük mücadeleler sonunda elde ettiğinin altını çizen Yıldırım, mücadele edilerek, bedel ödenerek kazanılan her şeyin daha kıymetli ve makbul olduğunu dile getirdi.

Türkiye'nin, Anadolu topraklarında genç Cumhuriyet'i kurarken, Kurtuluş Savaşı'nda kadını, erkeği, genci, yaşlısıyla hep beraber mücadele ettiğini vurgulayan Yıldırım, Halide Edip Adıvar ve Nene Hatun gibi istiklal mücadelesinde yerini almış unutulmaz kadınları hatırlattı.

Kadının memleket ve istiklal sevdasının erkeğinden farklı ya da az olmadığına işaret eden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sevinçte de beraberiz, üzüntüde de beraberiz çünkü kadın ve erkek birbirini tamamlıyor. Kadın ve erkek eşit, eyvallah. Ama bir bütünün iki parçası. Biri olur, diğeri olmazsa eksik olur. Bakan olabilirsiniz, başbakan olabilirsiniz ama sonunda size bir bakan olmazsa hiçbir şey yapamazsınız. Kadınlarımız sadece erkeklere bakmıyorlar, kadınlarımız çocuklarımızı da hayata hazırlıyorlar. Kadınlarımız iş hayatında da önemli yerlere gelmeye başladı. Üst düzey yönetici olmuş çok başarılı kadınlarımız var. Siyasette adından söz ettiren kadınlarımız gittikçe artıyor."

Demokrasi geliştikçe kadınların özgüveninin arttığını, kendilerini daha rahat ifade ettiklerini belirten Yıldırım, kadınların kendi mücadelelerini vererek, haklarını kazandıklarını vurguladı.

O mücadeleyi görüp gerekli adımları atmanın önemine işaret eden Yıldırım, "O da demokrasiyi özümseyen ve kadınlarımızın beklentilerini yerinde, zamanında gören idarecilerle olur. Burada bir korumacılık, bir ayrımcılık asla kabul edilemez. Kadına esasında kota ayırmak belki bilinçlenmemiş, yeterince demokrasi anlayışını geliştirmemiş ülkelerde düşünülebilir. Ama benim kişisel tercihim kadına kota değil kadına mücadele edeceği alanları açmaktır. Doğru olan budur. Kota bir korumacılıktır. Korumacılık da gelişmenin önündeki en büyük engeldir."

Yıldırım, kadın ve erkeğin birlikte mücadele etmesi, hayatın zorluklarını elbirliği ile göğüslemesi, güzelliklerini de yine beraber yaşaması gerektiğini söyledi.

AK Parti iktidarları döneminde kadınlara ve kadın haklarına yönelik yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veren Yıldırım, kadınların haklarının güçlenmesi için Anayasa değişikliği yaptıklarını, Medeni Kanun'da cinsiyet ayrımcılığına son verdiklerini aktardı. Yıldırım, "Aile reisi tanımlamasında erkeklerin pabucunu dama attan da yine bizim iktidarımız. Şimdi aile reisi kadınlar da olabilir, erkekler de olabilir. Aynı zamanda kızlık soyadlarını rahatlıkla kullanabiliyorlar." ifadelerini kullandı.

Yıldırım, 2010 yılında kadınlara pozitif ayrımcılık uygulayan kararı da aldıklarını hatırlatarak, "İşte buraya kadar iyiydi de bu iyi değil. Pozitif ayrımcılık uyguladığımız zaman bu sefer erkeklerin hali ne olacak, onu düşünmek lazım. Şimdi hanımlarımız da der ki, 'Bu kadar yıl siz zaten öne çıktınız, biraz da siz bakın, biz ilerleyelim' diye düşünebilirler. Haksız da değiller." sözleri salonda gülüşmelere neden oldu.

Gayretler sonunda elde edilen başarıların dünyadaki tüm kadınların başarısı olacağını belirten Yıldırım, şunları kaydetti:

"Bu büyük sorumluluğu vakarla taşıdığınıza yürekten inanıyorum. Özellikle Halep'te ızdırap çeken kadınlarımızı buradan hürmetle selamlıyorum. Gazze'de, Suriye'de dünyanın birçok yerinde hiçbir suçu, günahı olmadan bedel ödeyen kadınlarımıza buradan selamlarımızı iletiyoruz. Terör örgütlerinden devletlere, çetelerden mezhep savaşçılarına kadar hepsinin bir olup bir şehir üzerine bu kadar gideceğini, bu şehrin sakinlerine bu kadar ağır bir bedel ödeteceğini hiç kimse tahmin edemezdi. O masum çocukların acısını tarif edemediğimiz, anaların, babaların, o çaresizlerin ve kimsesizlerin kısık sesleri kalbimizi kanatıyor. Ama Türkiye burada da kendine yakışanı yapmaya devam ediyor. Zulüm gören o insanlara sahip çıkıyor, ekmeğini, paylaşıyor, kucak açıyor, sofrasında yer ayırıyor."

Özellikle de kadınların çektiği acılara dikkati çeken Yıldırım, "Buradan bütün kadınlarımıza çağrıda bulunuyorum; gelin Türkiye'den yola çıkarak bir vicdan hareketi başlatalım. Sessiz dünya, STK, özel sektör, devlet, siyaset, el ele verelim, Halep'teki acı çeken kadınların seslerini duyuralım. Sesleri dünyanın dört bir köşesinden duyulsun. 'Hiçbir coğrafyada kadınlarımız ağlamasın' diyerek yola çıkalım. Yanı başımızda yaşanan insanlık dramına dikkati çekelim." diye konuştu.

Yıldırım, kine, nefrete ve yıkıma karşı gönül dili ile konuşan, sevgiyi ve birlikteliği savunan bir hareket içinde olunması gerektiğini vurgulayarak, bu yolda emek ve gayret sarf eden herkese teşekkür etti.

Yıldırım sözlerini, "Bütün emek ve gayretleriniz için, ürettiğiniz bütün değerler için ülkem adına siz kadınlarımıza minnet ve şükranlarımızı sunuyorum. Allah hepinizden razı olsun, Allah eksikliğinizi göstermesin. Analarımız başta olmak üzere tüm cefakar, fedakar kadınlarımıza en derin selam ve saygılarımı iletiyorum. Allah hepinize kolaylık versin." diyerek tamamladı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, "İnanıyorum ki yakın bir gelecekte, siyasette ve karar alma mekanizmalarında kadının temsil oranı yüzde 50 seviyelerine çıkacaktır." dedi.

Kaya da gerçekleştirdiği konuşmasında, "Kadınların Seçme ve Seçilme Hakkını Elde Etmelerinin 82. Yıl Dönümü Etkinliği" töreninde yaptığı konuşmada, kadına seçme ve seçilme hakkının, bundan 82 yıl önce TBMM'deki bir toplantıda verildiğini anımsattı.

Kadının her alanda ilerlemesinin, hem sosyal adaletin bir şartı hem de sürdürülebilir, adil ve kalkınmış bir toplumu inşa etmenin tek yolu olduğunu vurgulayan Kaya, "Demokratik, ileri bir toplum için kadınların güçlendirilmeleri, etkinlik alanlarının genişletilmesi, eğitim, istihdam, sağlık, siyaset, hukuk gibi alanlarda eşit fırsat ve olanaklardan faydalanması büyük önem taşımaktadır." dedi.

Kaya, bu hassasiyetle çalışmalarını sürdüren Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı (KEFEK) Başkanı Radiye Sezer Katırcıoğlu ve komisyon üyelerine teşekkür etti.

Seçme ve seçilme hakkı, kadının toplum hayatına katılmasının yollarını açması bakımından bir çıkış noktası olduğu gibi, demokrasinin ve kalkınmanın da ölçüsü olduğunu belirten Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye?nin demokratikleşme sürecinde elde ettiği en önemli başarı, kadınların siyasete aktif katılımının gerçekleşmesiyle olmuştur. 2002 yılından itibaren kadınların siyasi temsilinde gösterdiğimiz özel gayretle kadın milletvekili sayısı önemli ölçüde artmıştır. 2002 genel seçimlerinde 24 kadın vekil TBMM'ye girerken, bu sayı 1 Kasım 2015 seçimlerinde 81?e yükselmiştir. Bir başka ifadeyle, bu rakamlar yüzde 4,4?ten yüzde 14,7 oranıyla artış göstermiştir. Elbette bunun yeterli olduğunu söyleyemeyiz. Ancak bu konuda önemli bir ilerleme söz konusudur.

Bugün pek çok alanda ayrı ayrı sürdürdüğümüz kadın çalışmalarıyla dünyada kadınların istismara, sömürüye, zulme, haksızlığa ve şiddete uğramadan onurlu bir yaşam sürdürmeleri için mücadele veriyoruz. Hak ve adalet duygusundan uzaklaşan, gücü üstün tutan bir dünyada kadınlar, çok fazla mağduriyet yaşayan kesimlerden biri olmaktadır. Pozitif ayrımcılıkla, bu adil olmayan durumu düzeltecek yeni bir bakış açısı ortaya koyduk. Özellikle Anayasa değişikliğinden sonra, çeşitli kanunlarda yaptığımız düzenlemeler bu yaklaşımın izlerini taşıyor."

Bakan Kaya, hükümetin kadın politikalarının temelinde; kadının toplumsal statüsünün güçlendirilmesi, kadına karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi, kadına yönelik şiddet ve istismarın ortadan kaldırılmasının bulunduğunu kaydetti.

Bu nedenle kız çocuklarının eğitimine özel bir önem verdiklerine işaret eden Kaya, ilkokul ve ortaöğretimde okullaşma oranlarını yükselttiklerini söyledi.

"İnanıyorum ki yakın bir gelecekte, siyasette ve karar alma mekanizmalarında kadının temsil oranı yüzde 50 seviyelerine çıkacaktır." diyen Kaya, bunun başarmanın siyasetçilerin elinde olduğunu vurguladı. Kaya, bu alanda attıkları adımlarla, kadın erkek arasında adil ve eşit bir denge kurulmasını amaçladıklarını belirtti.

Kaya, Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması Programı ile getirdikleri pek çok yeniliğin, bu hassas dengenin korunmasına yönelik olduğunu söyledi.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Kaya, sözlerini şöyle tamamladı:

"Aile kurumunu güçlendirip korumayı hedefleyen program, kadınların temel sorun alanlarından biri olan iş ve aile arasında seçim yapma gerilimini azaltacak önlemler geliştirmiştir. Çalışma hayatı içinde kadına sağlanan doğum izinleri, doğuma bağlı yarı zamanlı ve kısmi süreli çalışma izinlerinin kapsamı genişletilerek, bu alandaki sorunları büyük ölçüde azalttık. Kadının, eğitimden istihdama, yönetimden siyasete pek çok alanda temsil edilmesi ve hayatın her alanında desteklenmesi aile ve toplumu da güçlü kılacaktır."

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) Başkanı Radiye Sezer Katırcıoğlu da siyasal hakların en önemli bölümünü oluşturan seçme ve seçilme hakkının kadınlara ilk olarak 1934'te verildiğini söyledi.

Anadolu kadınının her kulvarda örnek alınmaya ve takip edilmeye layık olduğunu vurgulayan Katırcıoğlu, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne güzel ifade etmiş; 'Dünyada hiçbir milletin kadını, ben milletimi zafere ve kurtuluşa götürmekte Anadolu kadını kadar çalıştım, Anadolu kadını kadar emek verdim diyemez. Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlar işletmiştir. Çifti süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile kar, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep o ilahi Anadolu kadını olmuştur. Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim.' Tarihimiz ve içinden geçtiğimiz dönemler bize şunu göstermiştir ki kadınlarımız ülkenin kaderini değiştirmede çok güçlü bir iradeye sahiptir." ifadelerini kullandı.

Bu olguyu Hayme Hatun'lardan, Nene Hatun'lardan, Kara Fatma'lardan, Halide Edip Adıvar'lardan bildiklerinin altını çizen Katırcıoğlu, "Son dönemde şahit olduğumuz 15 Temmuz'un tanklarına direnen kahraman kadınlarımızdan biliyoruz. Ayak bastığımız bu aziz topraklarda kadınlarımızın emeği, gücü, fedakarlığı eksik olmayacaktır. Hepsinden Allah razı olsun. Bu vesiliyle tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet gazilerimize şifa diliyorum." diye konuştu.

Kadınların kendi kaderleriyle birlikte ülke kaderinde de söz sahibi olabilmelerinin en önemli yolunun siyaset yapmaktan geçtiğini vurgulayan Katırcıoğlu, siyaset ve karar alma mekanizmalarında artan etkinliklerle her kulvarda kadın başarısını artırmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi Ülke Program Rektörü Fulya Vekiloğlu da kadınların eğitim, iş hayatı, sivil toplum, sosyal ve ekonomik hayatta var olma mücadelelerinin Cumhuriyet öncesine dayandığını söyledi.

Henüz kadınların seçme ve seçilme hakkını elde etmeden önce 1923'te Nezihe Muhittin'in Kadınlar Halk Fırkasını kurmasının bu mücadelenin önemli adımlarından biri olduğunun altını çizen Vekiloğlu, şunları kaydetti:

"Çağdaş ve demokratik bir Türk toplumunu hedefleyen Mustafa Kemal Atatürk, dönemin hükümetleri ve TBMM, kadınların insan haklarından eşit olarak yararlanması için yapılan gerekli anayasal düzenlemelerde de 5 Aralık 1934'de milletvekili seçme ve seçilme hakkını tanımış, Türk kadınının siyasete katılım ve liderliği önünde geri dönülemez bir yol açmıştır. Ekonomik, sosyal ve her alanda güçlü barış ve refah seviyesinde yüksek bir topluma ulaşabilmek, bu toplumun varlığını sürdürebilmek için nüfusumuzun yüzde 50'sini oluşturan kadınlarımızın liderlik yollarını güçlendirmek ve Mecliste temsiliyetlerini artırmak en temel hedeflerimiz arasında yer almaya devam etmelidir."

Kadınların liderlik ve siyasete katılmaları noktasında önlerindeki engelin küresel boyutta olduğunu vurgulayan Vekiloğlu, yasalardaki ve kurumlardaki ayrımcılık gibi yapısal engellerin kadınlar için fırsat eşitsizliği yaratmakta olduğunu dile getirdi.

Birleşmiş Milletler Kadınlar Birimi'nin bu noktada kadınların liderlik ve siyasete aktif katılımını sağlamak üzere dünyada çeşitli programlar yürüttüğünü belirten Vekiloğlu, "Bu alanda Türkiye'de yürütülen en önemli çalışma, Türkiye'de siyasi liderlik ve siyasi katılımda toplumsal eşitlik projesidir." diye konuştu.

Toplantıda, KEFEK ve çalışmalarına ilişkin sinevizyon gösterisi yapıldı ve "Türk siyasi tarihinde kadın" adlı kısa film gösterildi.

Toplantıya, TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, AK Parti Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Lütfiye Selva Çam, eski bakanlar, milletvekilleri ve misafirler katıldı.

Toplantının sonunda, Başbakan Binali Yıldırım'ın da katılımıyla aile fotoğrafı çektirildi.