2008-11-14 - 13:40
CHP Genel Sekreter Yardımcısı Algan Hacaloğlu, Parlamentoda düzenlediği basın toplantısında,Türkiye'ye yönelik ''soykırım'' iddiaların ardında, Türkiye'yi zayıf düşürme, olabildiğince küçültme, dağıtma, parçalama ve öyle AB içinde eritme projesi olduğunu ifade ederek, ''Kimse, bu oyuna gelmemelidir. Herkes, yaşanmış olan acılardan ders almalıdır'' dedi.
CHP Genel Sekreter Yardımcısı Algan Hacaloğlu, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında,
Hükümetin, AB ile müzakere sürecini muhalefet partilerinden kaçırdığını iddia etti.
Müzakere sürecinde, her fasılla ilgili ''Müzakere Pozisyon Belgesi''
oluşturulduğunu, bu belgelere bugüne kadar, TBMM AB Uyum Komisyonu üyeleri de
dahil CHP milletvekilleri olarak ulaşma olanağı bulamadıklarını söyleyen
Hacaloğlu, AK Parti dışındaki siyasi partilerin, fasıllarda neyin müzakere
edildiğini bilmediğini öne sürdü.
Hacaloğlu, Brüksel'de resmi bir toplantıda konuyu aktardığı Dışişleri
Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan'ın ''AB, bize müsaade etmiyor, izin
vermiyor'' dediğini ileri sürerek, Babacan'ın bu cevabını anlamanın mümkün
olmadığını söyledi.
Konuyu yazılı soru önergesiyle Meclis gündemine getirdiğini ifade eden
Hacaloğlu, Babacan'ın da ''Müzakerelerin belirli bir şeffaflık içerisinde ve
ilgili tüm çevrelerin katkı ve katılımıyla sürdürülmesi gerektiği açıktır. Ancak,
bu şeffaflığın nasıl ve ne ölçüde sağlanacağının dikkatle değerlendirilmesi de
önem taşımaktadır. Müzakere Pozisyon Belgelerinin kamuoyuyla paylaşılması
durumunda, bu iki tarafın olacak; yani tüm belgeler hem ülkemizdeki, hem de AB
üye ülkelerindeki vatandaşların erişimine açılacaktır. Böyle bir durumun, AB
kamuoylarında ülkemizin üyeliğine yönelik mevcut hassasiyeti olumsuz
etkileyebileceği; müzakerelerin kamuoyları tarafından ayrıntılı mercek altında
tutulmasına, AB'ye üye ülke siyasetçileri üzerinde baskı yaratabileceği ve süreç
içerisinde ülkemize karşı daha sert mesajlar vermeye, tutum takınmaya itebileceği
de göz ününde tutulmalıdır'' şeklinde yanıt verdiğini anlattı.
-''DEVLET ADAMI MANTIĞI DEĞİL''-
Babacan'ın verdiği yanıtı eleştirerek, ''Ben utandım'' diyen Hacaloğlu,
şöyle konuştu:
''Halk adına biz de 'bilgi sahibi olalım' diyoruz. Bizim, bilmediğimiz
neler kotarılıyor Türkiye'nin çıkarlarını korumaya yönelik de bunlar, gizli
yürütülüyor da bunlar, açıklanırsa AB kamuoyu daha bir rahatsız olur, Türkiye'nin
AB üyeliğine karşı çıkar... Bu çocuk işi, buna gülerler. Böyle bir mantık, devlet
adamı mantığı değil. Böyle bir mantığın içinde parlamenter rejim anlayışı yok.
Demokrasi kavramı yer almıyor. Bu, TBMM'yi, halkın iradesini küçük görmektir.
Türkiye'nin konumunu bilmemek anlamına gelir.''
Hacaloğlu, AK Parti'nin, AB'ye üyelik sürecine ilişkin anlayışının,
Türkiye'ye yakışmadığını, ''böyle güdük, sığ'' anlayışla AB ile ilişkilerin
sürdürülemeyeceğini ileri sürdü. Hacaloğlu, şöyle devam etti:
''Hükümetin bu uygulaması, Türkiye'nin ulusal duyarlılıklarını ciddiye
almamasından ve AB üyelik müzakerelerini hiçbir zaman sonuçlanmayacak, ancak
sürdürüldüğü sürece siyasi rant ve dış siyasal destek sağlayabileceği bir alan
olarak görmesinden kaynaklanmaktadır. AKP iktidarı, bu nedenle 17 Aralık 2004'de;
'işçilerin serbest dolaşımı, tarımsal destekler ve bölgesel kalkınma fonlarından
yararlanma' konularında dayatılan kalıcı kısıtlamalara itiraz etmeden, Kopenhag
Kriterleri kapsamı dışında kalan alanlarda ortaya konan siyasi dayatmalara karşı,
AB Konseyini ikna etmeden, önüne konan belgelere imza atmıştır. AKP iktidarı, bu
nedenle 3 Ekim 2005'de başlatılan müzakerelerde ancak kaplumbağa hızıyla yol
alabilmektedir.''
CHP'nin ''AB'ye eşit koşullu tam üyelik'' iddiasından AK Parti'nin yoksun
olduğunu ileri süren Hacaloğlu, ''AKP iktidarı, çözümü, tek becerisi Müzakere
Pozisyon Belgelerini muhalefet partilerinden ve AB Uyum Komisyonundan kaçırıp,
Türkiye'ye dayatılan siyasi içerikli talepler karşısında boynu bükük duruş
sergileyen bir kişiyi başmüzakereci olarak tayin etmekte bulmuştur'' dedi.
Hacaloğlu, Ali Babacan'ın derhal başmüzakereci görevinden
uzaklaştırılmasını istedi.
-''DERSİM KONFERANSI''-
Hacaloğlu, bir gazetecinin ''Avrupa Parlamentosunda dün DTP'lilerin
katıldığı 'Dersim' konulu konferansta, Tunceli'de 1937-1938 yıllarında Kürtlere
yönelik soykırım yapıldığı iddia edildi ve bu bildiriye de geçti. DTP'li
milletvekilleri de buna destek verdi. Ne diyeceksiniz?'' sorusunu, ''Herhangi bir
milletvekilinin, Türkiye'ye yönelik herhangi bir şekilde soykırım iddiasını
desteklemesini, TBMM'de yapmış olduğu yeminle bağdaştıramıyorum'' diye
cevapladı.
Türkiye'nin, geçmişte bazı sıkıntı ve sorunlar yaşadığını, ancak Türkiye
Cumhuriyeti'nin kuruluşunda Kürtler dahil her etnik kökenden insanın yer aldığını
anımsatan Hacaloğlu, Türkiye'nin çok kimlikli yapısına dikkati çekti. Hacaloğlu,
şunları kaydetti:
''Türkiye'ye yönelik bu tür iddiaların ardında, özünde, o büyük
Türkiye'yi, o Türkiye modelinin sahibi olan, Avrupa barışının ve istikrarının
güvencesi olan Türkiye'yi zayıf düşürmek, olabildiğince küçültmek, dağıtmak,
parçalamak ve öyle AB içinde eritmek vardır. Kimse, bu oyuna gelmemelidir.
Türkiye'de herkes, yaşanmış olan acılardan ders almalıdır. Ancak günümüzün
Türkiye'si, herkese barış, herkese hoşgörü, 'herkesin kimliği bir şereftir'
anlayışı içinde, herkesi kucaklayan bir anlayışı sürdürmemizi gerektirmektedir.
Ben, şimdi Almanya'nın soykırım nedeniyle geçmişinde bir leke olmasını
tartışmanın bir anlamı olduğunu sanmıyorum. Herkes bundan ders alıyordur ama her
türlü soykırım iddiasının bir süreci, yapısı vardır. Bu kişilerin değil, ilgili
mahkemelerin kararlarına dayalı bir süreçtir. Bunları gerçekten çok anlamsız,
Türkiye ile Almanya arasındaki dostluk ilişkilerine uygun bir şey olarak
görmüyorum. Bunlar, Türkiye'ye karşı son derece haksız değerlendirmelerdir.''
-''SİYASİ GAF''-
Bir gazetecinin, ''Ermeniler, açıklamaları dolayısıyla Vecdi Gönül'e
teşekkür etti. Bu konuda ne diyeceksiniz?'' sorusu üzerine de Hacaloğlu, önce
''Ne deme mi istiyorsunuz?'' sorusuyla karşılık verdi. Hacaloğlu, ''Sayın Milli
Savunma Bakanımızın, geçmişte benim ufak odamda neler dediğini de hatırlıyorum
ama bugün Milli Savunma Bakanımızdır. Silahlı kuvvetleri, hiç kimse siyasete
karıştırmasın. Hiç kimsenin silahlı kuvvetlerden, Türkiye'nin dış güvenliğini
sağlamak dışında bir beklentisi olmasın. O nedenle Vecdi Gönül'ün açıklamalarını
da bir siyaset gaf olarak değerlendiriyorum'' diye konuştu.
Hacaloğlu, ''Size küçük odanızda neler söylemişti?'' sorusuna da ''Yok.
Bugün ortamı değil. Anılarımı yazdığım zaman söylerim. Bazı arkadaşlarım
biliyor'' yanıtını verdi.
Hükümetin, AB ile müzakere sürecini muhalefet partilerinden kaçırdığını iddia etti.
Müzakere sürecinde, her fasılla ilgili ''Müzakere Pozisyon Belgesi''
oluşturulduğunu, bu belgelere bugüne kadar, TBMM AB Uyum Komisyonu üyeleri de
dahil CHP milletvekilleri olarak ulaşma olanağı bulamadıklarını söyleyen
Hacaloğlu, AK Parti dışındaki siyasi partilerin, fasıllarda neyin müzakere
edildiğini bilmediğini öne sürdü.
Hacaloğlu, Brüksel'de resmi bir toplantıda konuyu aktardığı Dışişleri
Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan'ın ''AB, bize müsaade etmiyor, izin
vermiyor'' dediğini ileri sürerek, Babacan'ın bu cevabını anlamanın mümkün
olmadığını söyledi.
Konuyu yazılı soru önergesiyle Meclis gündemine getirdiğini ifade eden
Hacaloğlu, Babacan'ın da ''Müzakerelerin belirli bir şeffaflık içerisinde ve
ilgili tüm çevrelerin katkı ve katılımıyla sürdürülmesi gerektiği açıktır. Ancak,
bu şeffaflığın nasıl ve ne ölçüde sağlanacağının dikkatle değerlendirilmesi de
önem taşımaktadır. Müzakere Pozisyon Belgelerinin kamuoyuyla paylaşılması
durumunda, bu iki tarafın olacak; yani tüm belgeler hem ülkemizdeki, hem de AB
üye ülkelerindeki vatandaşların erişimine açılacaktır. Böyle bir durumun, AB
kamuoylarında ülkemizin üyeliğine yönelik mevcut hassasiyeti olumsuz
etkileyebileceği; müzakerelerin kamuoyları tarafından ayrıntılı mercek altında
tutulmasına, AB'ye üye ülke siyasetçileri üzerinde baskı yaratabileceği ve süreç
içerisinde ülkemize karşı daha sert mesajlar vermeye, tutum takınmaya itebileceği
de göz ününde tutulmalıdır'' şeklinde yanıt verdiğini anlattı.
-''DEVLET ADAMI MANTIĞI DEĞİL''-
Babacan'ın verdiği yanıtı eleştirerek, ''Ben utandım'' diyen Hacaloğlu,
şöyle konuştu:
''Halk adına biz de 'bilgi sahibi olalım' diyoruz. Bizim, bilmediğimiz
neler kotarılıyor Türkiye'nin çıkarlarını korumaya yönelik de bunlar, gizli
yürütülüyor da bunlar, açıklanırsa AB kamuoyu daha bir rahatsız olur, Türkiye'nin
AB üyeliğine karşı çıkar... Bu çocuk işi, buna gülerler. Böyle bir mantık, devlet
adamı mantığı değil. Böyle bir mantığın içinde parlamenter rejim anlayışı yok.
Demokrasi kavramı yer almıyor. Bu, TBMM'yi, halkın iradesini küçük görmektir.
Türkiye'nin konumunu bilmemek anlamına gelir.''
Hacaloğlu, AK Parti'nin, AB'ye üyelik sürecine ilişkin anlayışının,
Türkiye'ye yakışmadığını, ''böyle güdük, sığ'' anlayışla AB ile ilişkilerin
sürdürülemeyeceğini ileri sürdü. Hacaloğlu, şöyle devam etti:
''Hükümetin bu uygulaması, Türkiye'nin ulusal duyarlılıklarını ciddiye
almamasından ve AB üyelik müzakerelerini hiçbir zaman sonuçlanmayacak, ancak
sürdürüldüğü sürece siyasi rant ve dış siyasal destek sağlayabileceği bir alan
olarak görmesinden kaynaklanmaktadır. AKP iktidarı, bu nedenle 17 Aralık 2004'de;
'işçilerin serbest dolaşımı, tarımsal destekler ve bölgesel kalkınma fonlarından
yararlanma' konularında dayatılan kalıcı kısıtlamalara itiraz etmeden, Kopenhag
Kriterleri kapsamı dışında kalan alanlarda ortaya konan siyasi dayatmalara karşı,
AB Konseyini ikna etmeden, önüne konan belgelere imza atmıştır. AKP iktidarı, bu
nedenle 3 Ekim 2005'de başlatılan müzakerelerde ancak kaplumbağa hızıyla yol
alabilmektedir.''
CHP'nin ''AB'ye eşit koşullu tam üyelik'' iddiasından AK Parti'nin yoksun
olduğunu ileri süren Hacaloğlu, ''AKP iktidarı, çözümü, tek becerisi Müzakere
Pozisyon Belgelerini muhalefet partilerinden ve AB Uyum Komisyonundan kaçırıp,
Türkiye'ye dayatılan siyasi içerikli talepler karşısında boynu bükük duruş
sergileyen bir kişiyi başmüzakereci olarak tayin etmekte bulmuştur'' dedi.
Hacaloğlu, Ali Babacan'ın derhal başmüzakereci görevinden
uzaklaştırılmasını istedi.
-''DERSİM KONFERANSI''-
Hacaloğlu, bir gazetecinin ''Avrupa Parlamentosunda dün DTP'lilerin
katıldığı 'Dersim' konulu konferansta, Tunceli'de 1937-1938 yıllarında Kürtlere
yönelik soykırım yapıldığı iddia edildi ve bu bildiriye de geçti. DTP'li
milletvekilleri de buna destek verdi. Ne diyeceksiniz?'' sorusunu, ''Herhangi bir
milletvekilinin, Türkiye'ye yönelik herhangi bir şekilde soykırım iddiasını
desteklemesini, TBMM'de yapmış olduğu yeminle bağdaştıramıyorum'' diye
cevapladı.
Türkiye'nin, geçmişte bazı sıkıntı ve sorunlar yaşadığını, ancak Türkiye
Cumhuriyeti'nin kuruluşunda Kürtler dahil her etnik kökenden insanın yer aldığını
anımsatan Hacaloğlu, Türkiye'nin çok kimlikli yapısına dikkati çekti. Hacaloğlu,
şunları kaydetti:
''Türkiye'ye yönelik bu tür iddiaların ardında, özünde, o büyük
Türkiye'yi, o Türkiye modelinin sahibi olan, Avrupa barışının ve istikrarının
güvencesi olan Türkiye'yi zayıf düşürmek, olabildiğince küçültmek, dağıtmak,
parçalamak ve öyle AB içinde eritmek vardır. Kimse, bu oyuna gelmemelidir.
Türkiye'de herkes, yaşanmış olan acılardan ders almalıdır. Ancak günümüzün
Türkiye'si, herkese barış, herkese hoşgörü, 'herkesin kimliği bir şereftir'
anlayışı içinde, herkesi kucaklayan bir anlayışı sürdürmemizi gerektirmektedir.
Ben, şimdi Almanya'nın soykırım nedeniyle geçmişinde bir leke olmasını
tartışmanın bir anlamı olduğunu sanmıyorum. Herkes bundan ders alıyordur ama her
türlü soykırım iddiasının bir süreci, yapısı vardır. Bu kişilerin değil, ilgili
mahkemelerin kararlarına dayalı bir süreçtir. Bunları gerçekten çok anlamsız,
Türkiye ile Almanya arasındaki dostluk ilişkilerine uygun bir şey olarak
görmüyorum. Bunlar, Türkiye'ye karşı son derece haksız değerlendirmelerdir.''
-''SİYASİ GAF''-
Bir gazetecinin, ''Ermeniler, açıklamaları dolayısıyla Vecdi Gönül'e
teşekkür etti. Bu konuda ne diyeceksiniz?'' sorusu üzerine de Hacaloğlu, önce
''Ne deme mi istiyorsunuz?'' sorusuyla karşılık verdi. Hacaloğlu, ''Sayın Milli
Savunma Bakanımızın, geçmişte benim ufak odamda neler dediğini de hatırlıyorum
ama bugün Milli Savunma Bakanımızdır. Silahlı kuvvetleri, hiç kimse siyasete
karıştırmasın. Hiç kimsenin silahlı kuvvetlerden, Türkiye'nin dış güvenliğini
sağlamak dışında bir beklentisi olmasın. O nedenle Vecdi Gönül'ün açıklamalarını
da bir siyaset gaf olarak değerlendiriyorum'' diye konuştu.
Hacaloğlu, ''Size küçük odanızda neler söylemişti?'' sorusuna da ''Yok.
Bugün ortamı değil. Anılarımı yazdığım zaman söylerim. Bazı arkadaşlarım
biliyor'' yanıtını verdi.
