2008-04-23 - 16:00
ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, ''Demokrasisiz Cumhuriyette laiklik de olmaz''
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile TBMM'nin açılışının
88. yıldönümü dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulunda
bir konuşma yapan ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, 23 Nisan 1920 tarihinin
hem Meclis hem de Türkiye Cumhuriyeti açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Uras, ''Bağımsızlık ve egemenlik, hepimizin tartışmasız bir şekilde üzerine titreyeceği,
asla vazgeçilmez ortak değerlerimizdir'' diye konuştu.
Türkiye Cumhuriyeti'nin, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde, bir imparatorluğun
enkazı arasından yükselerek, çok dinli, çok dilli, çok kültürlü, çok
kimlikli ve çok sorunlu bir coğrafyada kendine yer açtığını ifade eden
Uras, bağımsızlık ve demokrasi kulvarında dünyayı hem etkilediğini hem
de önemli ölçüde gelişmelerden etkilendiğini belirtti. Osmanlı
İmparatorluğu'ndan önemli ama bir o kadar da sorunlu bir miras
devralındığını, sorunların hala çözülemediğini anlatan Ufuk Uras,
''Bugün Türkiye'de yaşanmakta olan siyasal kriz de hala bu sorunların
günümüzdeki yansımalarından kaynaklanmaktadır'' diye konuştu.
-''LAİKLİKTE ORTAK NORMLARDA BULUŞULAMADI''-
ÖDP Genel Başkanı Uras, laiklik konusunda hala ortak normlarda
buluşulamadığını ifade ederek, devlet işleri ile inanç uygulamaları
arasında olması gereken mesafenin iktidardan iktidara değiştiğini
söyledi. Uras, şöyle konuştu:
''Üniversitelerde kılık kıyafet özgürlüğü karakola düşmüştür. Gönül
rahatlığı ile 'Devlet memurları, kamu kurumu yöneticileri dinsel simge
kullanamaz; ilk ve orta öğretimde dinsel simge sayılan kıyafetler
giyilemez; buna karşılık üniversitelerde kimse kılık kıyafetinden ötürü
eğitim hakkından mahrum bırakılamaz' çözümüne gelemiyoruz. Halbuki bugün
Türkiye'nin gündemindeki sorunlardan birini çözebilmenin yolu bu
karşılıklı anlayış birliğinden geçiyor.''
-İFADE VE ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ-
Uras, ifade ve örgütlenme özgürlüğüyle ilgili sorunların da bir türlü
çözülemediğini savunarak, ''Bu gerçeğin bugünkü adı 301. maddedir'' dedi.
Düşüncelerin şiddet çağrısına dönüşmedikçe, ırkçılık ve ayrımcılık
yapılmadıkça ifade edilmeleri gerektiğini söyleyen Uras, ''Türkiye'de
şartların değiştirildiği ve fikir mücadelelerinin kör dövüşüne
dönüştürüldüğü demokrasi dışı darbe dönemlerinden tüm toplum çok
çekmiştir. Meclis iradesi bu tür dönemlere yol vermeyecek kararlılığı ve
yaratıcılığı bugün mutlaka göstermelidir'' dedi.
Türkiye'deki Cumhuriyet ve Meclis deneyiminin, demokrasisiz cumhuriyetin
toplumu çağdaşlığa götüren yol olmadığını gösterdiğini ifade eden Ufuk
Uras, şöyle devam etti:
''Bundan sonra da olmayacaktır. Bu bakımdan, Kürt ve Alevi
yurttaşlarımızın kültürel hakları, insanlık tarihinin bu konudaki
kazanımlarına denk gelecek şekilde düzenlenmelidir. Yapılacak demokratik
düzenlemeler Türkiye Cumhuriyeti'ni zayıflatmaz; tam tersine
bağımsızlığın da egemenliğin de demokrasinin de Cumhuriyetin de
güçlenmesine yol açar. Herkesin, 'Gönüllü yurttaş' olmasını sağlar. Bir
arada yaşama iradesini güçlendirir.''
-''AZ HUKUK DEVLETİ, BİRAZCIK DEMOKRASİ...''-
ÖDP Lideri Uras, Türkiye'nin sorunlarını demokrasi içerisinde
çözebileceğine işaret ederek, şöyle konuştu:
''Böylelikle Türkiye, gözünü kırpmadan iktidar ve muhalefet partilerini
kapatan, sandığın hesabını sandıkta değil, mahkemelerde veya
karakollarda arayan, aydınlarını ceza tehdidiyle yurttan uzaklaşmaya
zorlayan, 1 Mayıs gibi evrensel bir günde emekçilerin polis tarafından
coplandığı, askeri darbe ve olağan dışı müdahale senaryolarının
havalarda uçuştuğu utandırıcı ve demokrasi dışı görüntülerle dünya
gündeminde boy gösteren bir ülke olmaktan çıkabilecektir.
'Az hukuk devleti, birazcık demokrasi' anlayışı ile Türkiye olsa olsa
yeni bir çıkmaza sürüklenir. Bağımsızlığın, egemenliğin ve demokrasinin
odağı TBMM ise bütün yurttaşların bizden beklediği, bir kez daha
tökezleme tehlikesi beliren ülkemizi, güçlü bir demokratikleşme
hamlesiyle bu çıkmazdan çıkarmaktır. Meclis, bu adımları atacak feraseti
ve kararlılığı göstermelidir.
Demokrasisiz cumhuriyet de demokrasisiz laiklik de olmaz. Emekçilerin,
işçilerin, kadınların sosyal hakları olmadan da demokrasi olmaz. Anayasa
karşısında eşit olan yurttaşları, 'Özde-sözde yurttaş'; işçileri,
emekçileri ve yoksulları, 'Ayak takımı' olarak tanımlamak da demokratlık
olamaz. 'Olur' diyenler, 'Demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti'
ifadesini henüz içselleştirememiş olanlardır.''
88. yıldönümü dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulunda
bir konuşma yapan ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, 23 Nisan 1920 tarihinin
hem Meclis hem de Türkiye Cumhuriyeti açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Uras, ''Bağımsızlık ve egemenlik, hepimizin tartışmasız bir şekilde üzerine titreyeceği,
asla vazgeçilmez ortak değerlerimizdir'' diye konuştu.
Türkiye Cumhuriyeti'nin, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde, bir imparatorluğun
enkazı arasından yükselerek, çok dinli, çok dilli, çok kültürlü, çok
kimlikli ve çok sorunlu bir coğrafyada kendine yer açtığını ifade eden
Uras, bağımsızlık ve demokrasi kulvarında dünyayı hem etkilediğini hem
de önemli ölçüde gelişmelerden etkilendiğini belirtti. Osmanlı
İmparatorluğu'ndan önemli ama bir o kadar da sorunlu bir miras
devralındığını, sorunların hala çözülemediğini anlatan Ufuk Uras,
''Bugün Türkiye'de yaşanmakta olan siyasal kriz de hala bu sorunların
günümüzdeki yansımalarından kaynaklanmaktadır'' diye konuştu.
-''LAİKLİKTE ORTAK NORMLARDA BULUŞULAMADI''-
ÖDP Genel Başkanı Uras, laiklik konusunda hala ortak normlarda
buluşulamadığını ifade ederek, devlet işleri ile inanç uygulamaları
arasında olması gereken mesafenin iktidardan iktidara değiştiğini
söyledi. Uras, şöyle konuştu:
''Üniversitelerde kılık kıyafet özgürlüğü karakola düşmüştür. Gönül
rahatlığı ile 'Devlet memurları, kamu kurumu yöneticileri dinsel simge
kullanamaz; ilk ve orta öğretimde dinsel simge sayılan kıyafetler
giyilemez; buna karşılık üniversitelerde kimse kılık kıyafetinden ötürü
eğitim hakkından mahrum bırakılamaz' çözümüne gelemiyoruz. Halbuki bugün
Türkiye'nin gündemindeki sorunlardan birini çözebilmenin yolu bu
karşılıklı anlayış birliğinden geçiyor.''
-İFADE VE ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ-
Uras, ifade ve örgütlenme özgürlüğüyle ilgili sorunların da bir türlü
çözülemediğini savunarak, ''Bu gerçeğin bugünkü adı 301. maddedir'' dedi.
Düşüncelerin şiddet çağrısına dönüşmedikçe, ırkçılık ve ayrımcılık
yapılmadıkça ifade edilmeleri gerektiğini söyleyen Uras, ''Türkiye'de
şartların değiştirildiği ve fikir mücadelelerinin kör dövüşüne
dönüştürüldüğü demokrasi dışı darbe dönemlerinden tüm toplum çok
çekmiştir. Meclis iradesi bu tür dönemlere yol vermeyecek kararlılığı ve
yaratıcılığı bugün mutlaka göstermelidir'' dedi.
Türkiye'deki Cumhuriyet ve Meclis deneyiminin, demokrasisiz cumhuriyetin
toplumu çağdaşlığa götüren yol olmadığını gösterdiğini ifade eden Ufuk
Uras, şöyle devam etti:
''Bundan sonra da olmayacaktır. Bu bakımdan, Kürt ve Alevi
yurttaşlarımızın kültürel hakları, insanlık tarihinin bu konudaki
kazanımlarına denk gelecek şekilde düzenlenmelidir. Yapılacak demokratik
düzenlemeler Türkiye Cumhuriyeti'ni zayıflatmaz; tam tersine
bağımsızlığın da egemenliğin de demokrasinin de Cumhuriyetin de
güçlenmesine yol açar. Herkesin, 'Gönüllü yurttaş' olmasını sağlar. Bir
arada yaşama iradesini güçlendirir.''
-''AZ HUKUK DEVLETİ, BİRAZCIK DEMOKRASİ...''-
ÖDP Lideri Uras, Türkiye'nin sorunlarını demokrasi içerisinde
çözebileceğine işaret ederek, şöyle konuştu:
''Böylelikle Türkiye, gözünü kırpmadan iktidar ve muhalefet partilerini
kapatan, sandığın hesabını sandıkta değil, mahkemelerde veya
karakollarda arayan, aydınlarını ceza tehdidiyle yurttan uzaklaşmaya
zorlayan, 1 Mayıs gibi evrensel bir günde emekçilerin polis tarafından
coplandığı, askeri darbe ve olağan dışı müdahale senaryolarının
havalarda uçuştuğu utandırıcı ve demokrasi dışı görüntülerle dünya
gündeminde boy gösteren bir ülke olmaktan çıkabilecektir.
'Az hukuk devleti, birazcık demokrasi' anlayışı ile Türkiye olsa olsa
yeni bir çıkmaza sürüklenir. Bağımsızlığın, egemenliğin ve demokrasinin
odağı TBMM ise bütün yurttaşların bizden beklediği, bir kez daha
tökezleme tehlikesi beliren ülkemizi, güçlü bir demokratikleşme
hamlesiyle bu çıkmazdan çıkarmaktır. Meclis, bu adımları atacak feraseti
ve kararlılığı göstermelidir.
Demokrasisiz cumhuriyet de demokrasisiz laiklik de olmaz. Emekçilerin,
işçilerin, kadınların sosyal hakları olmadan da demokrasi olmaz. Anayasa
karşısında eşit olan yurttaşları, 'Özde-sözde yurttaş'; işçileri,
emekçileri ve yoksulları, 'Ayak takımı' olarak tanımlamak da demokratlık
olamaz. 'Olur' diyenler, 'Demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti'
ifadesini henüz içselleştirememiş olanlardır.''
