2013-07-13 - 16:00
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Sadık Yakut'un başkanlığında toplandı. Genel Kurul, gündeminde bulunan iki tasarıyı yasalaştırdıktan sonra 24. Dönem 3. Yasama Yılı'nı tamamlayarak, 1 Ekim 2013 Salı gününe kadar tatile girdi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut'un başkanlığında toplandı. Danışma Kurulu, toplanamadığından AK Parti, grup önerisi getirdi. Öneri, Genel Kurul'da kabul edildi.
Buna göre, Pan-Avrupa-Akdeniz Tercihli Menşe Kurallarına Dair Bölgesel Konvansiyonun Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı, gündemin ön sıralarına alındı.
Genel Kurul, bugün Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Pan-Avrupa-Akdeniz Tercihli Menşe Kurallarına Dair Bölgesel Konvansiyonun Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı'nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışacak.
TBMM Genel Kurulu, bu birleşimde iki tasarıyı yasalaştırırsa, yarın toplanmayacak. Tasarıların yasalaşması durumunda ise 1 Ekim 2013 tarihine kadar tatile girecek.
AK Parti Grup önerisinin kabul edilmesinin ardından, Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, "Nereye gerekiyorsa karakollar yapılacak, yapılmaya devam ediyor. Bunu özellikle belirteyim" dedi.
Eroğlu, TBMM Genel Kurulu'nda, TSK İç Hizmet Kanunu'nda değişiklik de yapan Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sürüyor.
Tasarının 2. Bölümü üzerinde milletvekillerinin sorularını cevaplandıran Eroğlu, düzenlemeyle TSK'nın terörle mücadele görevini sekteye uğratacak veya mücadelenin yasal dayanağını kaldıran bir hükmün bulunmadığını vurguladı.
Zorunlu askerliğin kaldırılması yönünde herhangi bir çalışma bulunmadığını ifade eden Eroğlu, Afyonkarahisar'daki elim hadisenin ihmal neticesinde bir patlama olduğunu kaydetti.
Askerin vazifesinin belli olduğunu belirten Eroğlu, "Bu aziz vatanımızı korumak. Yani bu malumu ilan etmeye gerek yok. Vatanımızı korumak. Biz her zaman söylüyoruz. Bu vatan bizim. Hatta biz Türkiye'nin her yerinde göğsümüzü gere gere 'tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak' diyoruz. Bunu gururla söylüyoruz. Bu vatan bizim vatanımız, bu miletin vatanı" dedi.
Karakolların sınırların ve oradaki bütün vatandaşların korunması için yapıldığını dile getiren Eroğlu, "Nereye gerekiyorsa karakollar yapılacak, yapılmaya devam ediyor. Bunu özellikle belirteyim" diye konuştu.
Barajların, su, sulama, elektrik ihtiyacını karşılamak için yapıldığını anlatan Eroğlu, "Barajlar başka bir maksat için yapılmıyor. Nitekim her yapılan baraj o bölgeye hayat vermiştir. Biz de oradaki insanların refah seviyesinin artması için barajları yapmaya devam edeceğiz. Oradaki bütün insanlarımızı, sınırlarımızı korumak için karakollar inşa etmeye devam edeceğiz" dedi.
Eroğlu, darbeler döneminin artık sona erdiğine işaret ederek, her darbeden sonra ekonominin gerilediğinin herkesçe bilindiğini söyledi. Eroğlu, "Darbeler bu ülkeye herhangi bir kazanç getirmemiştir. Biz darbeyi asla meşrulaştırmaktır. Darbeye herkes karşıdır, biz de karşıyı" diye konuştu.
BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, hiç kimsenin barıştan ve demokrasiden korkmaması gerektiğini ifade ederek, barış ve çözüm sürecinde MHP'nin ve CHP grubunun tutumunu kınadı. Buldan, şöyle devam etti:
"CHP'nin barış ve çözüm komisyonuna üye vermemesini...CHP'nin elini taşın altına koyarak, bu sürece katkı sunması gerektiğini, sosyal demokrat bir partinin bu sürecin dışında kalmaması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Herşey lafla değil arkadaşlar. Pratik olarak bu sürecin içinde yer almıyorsunuz. Yine MHP'li arkadaşlar bu sürece katkı sunmanız gerekiyor. Akan kardeş kanından rahatsız olmanız gerekiyor. Öldürülen insanlar bizim insanlarımız, bu coğrafyanın insanları. Bu kan durmalıdır, savaş bitmelidir, bu ülkeye barış, huzur gelmelidir. Silahlar susmalıdır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz."
Bunun üzerine Buldan ile MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural arasında sözlü tartışma yaşandı. Vural, "Lanet olsun kan dökenlere. Kan üzerinden siyaset yapanlara lanet olsun. PKK'yı meşrulaştıranlara lanet olsun. Kürtleri öldüren PKK'yı meşrulaştıranlara lanet olsun" diye bağırdı.
Buldan ise, "Tek taraflı değil, iki taraflı bakacaksınız olaya. Ölen insanlar bizim insanlarımız, bu coğrafyanın insanları" ifadesini kullandı.
Sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da komisyon kurulmasını daha önce kendilerinin istediğini belirterek, "24 kişilik komisyonunun 18'i, 16'sı iktidar partisine mensup olacak. Bizim bilmediğimiz bir süreç ve görüşmeler trafiği var. Biz oraya 3-4 üye vererek... Biz buna üye vermeyi doğru bulmadık. Anayasa Uzlaşma Komisyonu gibi bir komisyon kurulması halinde buna üye vereceğimiz net bir şekilde söyledik" dedi.
Sataşma üzerine söz alan Vural ise "Hiç kimse MHP'yi burada bir komisyona üye vermemesinden dolayı kınayamaz. Kim oluyormuş kınıyor. Önce PKK terör örgütünü, silahı, kanı reddeceksiniz. Önce bunu yapacaksınız. MHP'nin tavrı doğru olmuştur. PKK'nın meşrulaşacağı bir zeminde, TBMM'nin muhatap olmasını istememiştir. MHP'nin bu tutumundan birileri rahatsız oluyorsa demek ki MHP doğru yolda" ifadelerini kullandı.
İçişleri Bakanı Muammer Güler, "(Doğu ve Güneydoğu) Bu bölgede karakolları artırmak değil güvenlik ihtiyaçlarını, normalleşme süreci içinde azaltacak yapıyı öngörüyoruz. Normalleşme süreci olmadan vatandaşın en önemli ihtiyacı, güvenliktir, huzurdur" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, TSK İç Hizmet Kanunu'nda da değişiklikler içeren tasarının görüşmeleri devam ediyor.
İçişleri Bakanı Muammer Güler, MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan'ın, Iğdır'da karakolun kapatılmasına yönelik eleştirilerini yanıtladı. Güler, bu düzenlemenin sadece Iğdır'a yönelik olmadığını belirterek, tasarruf edilen personeli, yine o bölgede bırakacak bir düzenlemenin bulunduğunu söyledi. Güler, bu karakollardan 68'inin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde olduğunu kaydetti.
Güvenlik önceliklerine ve devletin takdiri çerçevesinde karakolların yapımına devam edileceğini dile getiren Güler, şunları söyledi:"İhtiyacı olan yerlere karakol, kalekol kurulacaktır, mevcut karakollların güçlendirilmesi ihtiyacı olduğunda yapılacaktır. 2013'de yatırım programı çerçevesinde, Jandarma Genel Komutanlığı olarak 156 karakol kurulacak, bunların 28'i 2013'de, diğerleri önümüzdeki dönemlerde bitirilecektir. Bunlar içinde ihalesi, inşatı devam edenler var. Son dönemde, özellikle Suriye, Irak, İran sınırlarındaki hassasiyetlerden dolayı oralarda karakollarımızın güçlendirilmesi, geçmişteki karakollar yerine kalekol dediğiniz daha güçlü karakolların kurulması ihtiyacı vardır. Hepsi vatandaşımızın can ve mal güvenliğini sağlamaya yöneliktir" diye konuştu.
BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, bölgede yeni karakol ihtiyacının bulunmadığını, onlarca karakol yapmanın mantığını anlamanın mümkün olmadığını savundu.
Baluken'in sözleri üzerine Güler, bölgede ilave olarak yapılan tek karakol bulunmadığını ancak ihtiyaç olunca yapılabileceğini belirtti.
Diyarbakır'da 9 karakolun kapatıldığını, 15'inin de yenilenmesinin yapılacağını dile getiren Güler, şunları kaydetti:
"Bu bölgede karakolları artırmak değil güvenlik ihtiyaçlarını, normalleşme süreci içinde azaltacak yapıyı öngörüyoruz. Normalleşme süreci olmadan vatandaşın en önemli ihtiyacı, güvenliktir, huzurdur. Yeni karakol yapılıyor denilmesini kabul etmem mümkün değildir" diye konuştu.
MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, demokrasi adına, devletin kuruluş iradesiyle savaşırcasına bir mücadele verildiğini savunarak, "Bu yanlıştır. Demokrasiyi getireceksin diye siz devletle çatışıyorsunuz. Türkiye'de bir Kürt-Türk çatışması, bir ayrışmaya öncülük yapan, bir B planını hazırlayan iktidar partisi" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın da Adan'a sataşma gerçesiyle yanıt verdi. Aydın, TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesindeki değişikliğe işaret ederek, ülkeyi, cumhuriyeti korumak ve kollamanın, Türkiye'de yaşayan 76 milyonun, bir vatandaşlık görevi olduğunu söyledi.
Adan, yeniden sataşma olduğu için söz alarak, Türk milletinin ırk sabıkası olmadığını ifade etti. Adan, "Bir ucu Danimarka, bir ucu İran'da imparatorluk kurmuş ülkenin çocuklarına ırkçı diyemesiniz" dedi.
Tasarının görüşmeleri devam ediyor.
CHP Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan'ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kızı Sümeyye Erdoğan'a yönelik tweeti, AK Parti, CHP, MHP ve BDP TBMM grupları tarafından kınandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sırasında, AK Parti İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca söz aldı.
Dün sosyal medyada CHP'li Sapan'ın çok çirkin ifadelerinin yer aldığını belirten Kaynarca, şunları söyledi:
"CHP milletvekili Başbakanımızın kızına yönelik gayri ahlaki üslup kullanmıştır. Daha önce de eşine şiddetle, kadına şiddetle kamuoyunun gündemine gelen bu CHP'li milletvekilinin terbiye dışı tutumunu, şiddetle kınıyorum. Önceki gün kadın hassasiyeti ile toplu halde basın açıklaması yapan CHP'li kadın milletvekilleri, bu çirkinliğini de kınamalarını bekliyoruz. CHP'li bir Ankara milletvekilinin polisin annesine de küfrettiği gibi şimdi de sezsiz kalmamalarını bekliyoruz. Kalamazsınız, eğer kalırsanız, dünkü hareketinizin ne kadar sahte ve samimiyetsiz olduğu ortaya çıkar. Bu hareketi şiddetle kınadığımı Genel Kurul'un bilgisine sunuyorum"
Yerinden söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Belma Satır da Yıldıray Sapan'ın son derece çirkin, basit ve kabul edilemez bir twett attığını dile getirerek, şunları kaydetti:
"Başbakanımızın kızını işaret ederek attığı bu tweetten dolayı kendisini şiddetle kınıyorum. Suçluluk duygusuyla tweeti kısa bir süre sonra silmiştir. Bu olayı daha önce birçok CHP milletvekili, suç unsuru olacak tweetleri atıp sildiler. Bir vekil olarak eşine şiddet uygulamış, daha sonra dava konusu olmuştur. Bu konu, medyada da dava konusu olmuştur. Kadın üzerinden siyaset yapılmasını, taciz ve tecavüz yapılmasını kınıyorum. Her fırsatta kadın haklarından, kadın erkek eşitliğinden bahseden CHP'li kadın milletvekillerine, Yıldıray Sapan hakkında işlem yapılmasını, disiplin kurullarının işletilmesi için gereğinin yapılmasını hatırlatıyorum. Geçen gün yaşadığımız olaydan sonra beni tebrik eden CHP'li kadın milletvekillerini bu kınamadan dolayı yine beni tebrik etmelerini bekliyorum."
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da iddia ile ilgili twitter'ı açtığını, Yıldıray Sapan'ın hesabına baktığını ama öyle bir tweeti henüz göremediğini söyledi.
Bunun üzerine AK Parti milletvekilleri, Altay'a tepki gösterdi. Oturumu yöneten Başkanvekili Sadık Yakut, milletvekillerini sabırlı davranmaları konusunda uyardı.
CHP İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak, Altay'a, "Hepimiz adına özür dilermisin" uyarısında bulundu. Konuşmasını sürdüren Altay, "Bahse konu arkadaşı hemen aradım, ulaşamadım. Çalışmalar devam etsin. Bu tür şeyler değişik şekillerde de mizansen olabilir. Biz özür dilemenin bir erdem, ahlak olduğunu bilenlerdeniz. Sayın Başbakan'ın mahremine yönelik twetter yoluyla bile bir sataşma yapılmışsa, beklediğinizden fazlasıyla yaparız. Ancak 10-15 dakika izin verin. Biz parti olarak gereğini yaparız" diye konuştu.
BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan da Sapan'ı grup adına kınadığını ifade ederek, "Sayın Başbakanımızın kızı Sümeyye Erdoğan'a atfen yazılan bu tweetin doğru olmadığını, kadınlar üzerinden siyasetin artık yapılmaması gerektiğini, kadın bedeni üzerinden söylemlerin artık bitmesi gerektiğini ifade ediyorum. Kim olursa olsun, Sayın Başbakan'ın kızı da olabilir, bir milletvekilinin kızı da olabilir ya da sıradan bir yurttaşımızın kızı, eşi, annesi de olabilir. Artık kadınlar üzerinden siyaset bitmesi gerekir" dedi.
Buldan, CHP'li kadın milletvekillerinden bu konuda özür beklediğini söyledi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da konudan şimdi haberdar olduklarını ve milletvekilini kınadıklarını belirterek, "Gerçekten bu ifadeler kınanmalı ve kullanılmamalı. Hep beraber bunu dışlamalıyız. Kabul edilebilecek gibi değildir" diye konuştu.
Yeniden söz alan Altay, şu ifadeleri kullandı:
"Hesapta olmamakla böyle bir vaka görülüyor. Cümlede cinsel bir bir şey içermemekle birlikte CHP camiası adına Sayın Başbakan'dan özür diliyorum. Doğru bir hareket değildir, hoş olmamıştır. Bir milletvekiline yakışmamıştır. Dünkü tavrı gösteren bayan milletvekillerimiz aynı tavrı göstereceklerdir. Ben onların grup başkanvekili olarak, onlar adına da CHP adına da bu hoş olmayan tweetten dolayı tekrar tekrar özür diliyorum" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın da Altay'ın tavrını doğru bulduğunu ifade ederek, "Kimden gelirse gelsin, kaynağı ne olursa olsun, bu tür kötü davranışların, söylemlerin önüne Meclis olarak geçmeliyiz. Kötü söz muhatabını değil, hatibi bağlar" diye konuştu.
Aydın, bu hakareti kabul etmenin mümkün olmadığını da dile getirerek, geçmişinde sıkıntıları olduğunu belirttiği Sapan'ı kınadı.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut da Başkanlık Divanı olarak olayı kınadıklarını söyledi.
CHP'li Binnaz Toprak da CHP'li kadın milletvekilleri adına Sapan'ın sözünü kınadığını ifade ederek, "Kendisiyle de görüştüm. Kendisine de belirttim " dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda BDP'nin önergesi dolayısıyla milletvekilleri arasında tartışma yaşandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, TSK İç Hizmet Kanunu'nda da değişiklikler içeren tasarının görüşmeleri devam ediyor.
Genel Kurul'da, BDP'nin tasarının 27. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan "milli", ikinci fıkrasında yer alan "Türk" ibaresinin, madde metninden çıkartılması önergesine ilişkin, MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, bu önergenin işleme alınmaması gerektiğini ifade etti.
"Türk" ibaresinin çıkarılmasının ve bunun da ırkçı zihniyete indirgenmesinin bizatihi ırkçılık olduğunu iddia eden Vural, şunları söyledi:
"Milletimizin adı Türk milletidir, milletvekilleri burada yemin ederken Türk milleti önünde namus ve şeref üzerine yemin ediyor ve vatandaşlarımız da Türk vatandaşıdır. Üstelik, bu kanunların adı Türk Sivil Havacılık Kanunu'dur, Bakanlığın adı da Milli Savunma Bakanlığıdır. Burada kanuna yapılan atıfta bu isimleri çıkarmanın zaten anlamı yoktur, bu bizatihi kasıtla yapılan, ırkçı bir yaklaşımla tezahür etmiş bir önergedir. Bu ırkçı, dışlayıcı önergenin gündeme alınması, işleme konulması doğru değildir. Amaç, sadece ve sadece Türk kavramına saldırıdır, dışlamaktır, ötekileştirmek anlayışıdır. Böyle bir önergenin işleme alınması mümkün değil."
BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, "Burada hiçbir art niyet yoktur. Toplumsal barışın sağlanması için 'Türk' kelimesi kulanılmıştır doğrudur. Ama bu 'Türk' kelimesi yerine, 'Türkiye' kelimesi kullanılmalıdır. O yüzden, bu önergemiz işleme alınmalıdır. Hiçbir art niyet yoktur" dedi.
Bunun üzerine Buldan ile Vural arasında tartışma başladı. Buldan'ın, "MHP'nin bu tutumunu kınıyoruz, önergemizin işleme alınmasını talep ediyoruz" ifadesi üzerine Vural, "Nedir bu, Türklükten alerji duyuyorlar ya? Hiçbir anlamı yok" dedi.
Meclis Başkanvekili Sadık Yakut birleşime 5 dakika ara verdi. Buldan ile Vural arasındaki tartışma verilen arada da devam etti. Vural'ın, "Düşmanlık yapıyorsunuz. Hiçbir amacı olmayan bir önerge işleme alınmamalıdır. Bu millete saygı gösterin" ifadeleri üzerine, Buldan da, "Siz saygı gösterin kaldırtmayacağım, gerekirse kapattırırız Meclisi" karşılığını verdi.
İçişleri Bakanı Muammer Güler, son dönemde, terör örgütünün, çözüm sürecini sabote edici eylemler içinde olduğunun görüldüğünü ifade ederek, "Bir yandan çözümden yana olduğunu ifade edenlerin, diğer yandan bu tür eylemler içinde olmaları, süreçle ilgili samimiyet iddialarıyla tam bir çelişki oluşturuyor" dedi.
Güler, TSK İç Hizmet Kanunu'nda da değişiklik yapan kanun tasarısının TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmelerinde eleştirileri yanıtladı.
Hükümet'in, PKK'yı tatmin etme gibi bir anlayışının bulunmadığını ifade eden Güler, kimseyle çözüm süreciyle ilgili pazarlıklarının olmadığını bildirdi.
Güler, "Cizre'deki olay, Cizre'nin bir kenar mahallesinde kısa bir süre yol kesmek suretiyle yaratılan enstante. Ve kendileri tarafından görüntülerin, televizyonlara aktarılmasıyla gündeme geldi. Güvenlik güçleri, şu anda Cizre'deki bütün mahallelere hakimdir. 50'ye yakın gözaltı yapıldı, 10 kişi tutuklandı. Diyarbakır'daki olayla ilgili de milletvekillerinin bana verdiği görüntülerle ilgili gerekli incelemeyi yaptıracağım. Kanunsuz eylem yapanların yakasına yapışırız" diye konuştu.
Çözüm sürecinin, Türkiye'nin, uzun yıllara dayanan, derinleşmiş sorunlarını çözme adımı olduğunu dile getiren Güler, bu sürecin, kolay ve rahat süreç olmayacağını başından beri ifade ettiklerini kaydetti. Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hükümete yönelik eleştiri getiren herkesin, aynı oranda da katkı sunmasını bekliyoruz. Bu süreç, sadece AK Parti ile ilgili süreç değildir. Bütün halkımızın içinde yer aldığı tarihi bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Hedef sadece belli bir kesimin ya da bir bölgenin değil, tüm Türkiye'nin ve hakmızın, huzur, refahı ve mutluluğudur. Dolayısıyla bu süreçte herkesin, dikkatli, sağduyulu, sabırlı, samimi olması gerekir. Sürecin başarısı, Türkiye'nin menfaatinedir. Ancak her kim, bu süreci kendi dar ajandası için sabote etmeye kalkarsa, bundan da en çok kendisi zarar görecektir. Çözüm süreciyle birlikte oluşan huzur ortamı, çatışma ve şiddetten nemalanan çıkar gruplarının da oyunu bozmaya başlamıştır. Bunu görüyoruz. Bu doğaldır. Çözüm süreci herşeyiyle, meşru, doğru adımdır. Bu adımı başka yönlere çekmeye çalışanlar bilmelidir ki, halkımız onların ne yapmaya çalıştığını çok iyi biliyor.
Son dönemde, terör örgütünün, bu süreci sabote edici eylemler içinde olduğu da görülüyor. Bir yandan çözümden yana olduğunu ifade edenlerin, diğer yandan bu tür eylemler içinde olmaları, süreçle ilgili samimiyet iddialarıyla tam bir çelişki oluşturuyor. Bunu dikkatle izliyoruz. Çözüm süreci, bu ülkede birilerinin alternatif devlet yapılanması oluşturma süreci değildir. Herkesin aklını başına alması gerekiyor. Bunların bir hukuk devletinde olmasına kimse izin vermez, kimse de bizden bu konuda müsamaha beklememelidir. Çözüm sürecinde bizim, her ne yapılırsa yapılsın, sessiz kalınacak bir süreç gibi algılanmasın. Halkımızın çözüm sürecine olan inancı, güveni her gün artıyor. Hükümetimiz bu konudaki önlemlerini sürdürüyor. Kan ve gözyaşının dinmesi, ülkemize huzurun gelmesi, bunun da sürdürülebilir, kalıcı olması, hükümetimizin en büyük hedeflerinden biridir."
**** HABERİN DEVAMINI " İLGİLİ DOKÜMANLAR " BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Buna göre, Pan-Avrupa-Akdeniz Tercihli Menşe Kurallarına Dair Bölgesel Konvansiyonun Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı, gündemin ön sıralarına alındı.
Genel Kurul, bugün Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Pan-Avrupa-Akdeniz Tercihli Menşe Kurallarına Dair Bölgesel Konvansiyonun Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı'nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışacak.
TBMM Genel Kurulu, bu birleşimde iki tasarıyı yasalaştırırsa, yarın toplanmayacak. Tasarıların yasalaşması durumunda ise 1 Ekim 2013 tarihine kadar tatile girecek.
AK Parti Grup önerisinin kabul edilmesinin ardından, Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, "Nereye gerekiyorsa karakollar yapılacak, yapılmaya devam ediyor. Bunu özellikle belirteyim" dedi.
Eroğlu, TBMM Genel Kurulu'nda, TSK İç Hizmet Kanunu'nda değişiklik de yapan Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sürüyor.
Tasarının 2. Bölümü üzerinde milletvekillerinin sorularını cevaplandıran Eroğlu, düzenlemeyle TSK'nın terörle mücadele görevini sekteye uğratacak veya mücadelenin yasal dayanağını kaldıran bir hükmün bulunmadığını vurguladı.
Zorunlu askerliğin kaldırılması yönünde herhangi bir çalışma bulunmadığını ifade eden Eroğlu, Afyonkarahisar'daki elim hadisenin ihmal neticesinde bir patlama olduğunu kaydetti.
Askerin vazifesinin belli olduğunu belirten Eroğlu, "Bu aziz vatanımızı korumak. Yani bu malumu ilan etmeye gerek yok. Vatanımızı korumak. Biz her zaman söylüyoruz. Bu vatan bizim. Hatta biz Türkiye'nin her yerinde göğsümüzü gere gere 'tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak' diyoruz. Bunu gururla söylüyoruz. Bu vatan bizim vatanımız, bu miletin vatanı" dedi.
Karakolların sınırların ve oradaki bütün vatandaşların korunması için yapıldığını dile getiren Eroğlu, "Nereye gerekiyorsa karakollar yapılacak, yapılmaya devam ediyor. Bunu özellikle belirteyim" diye konuştu.
Barajların, su, sulama, elektrik ihtiyacını karşılamak için yapıldığını anlatan Eroğlu, "Barajlar başka bir maksat için yapılmıyor. Nitekim her yapılan baraj o bölgeye hayat vermiştir. Biz de oradaki insanların refah seviyesinin artması için barajları yapmaya devam edeceğiz. Oradaki bütün insanlarımızı, sınırlarımızı korumak için karakollar inşa etmeye devam edeceğiz" dedi.
Eroğlu, darbeler döneminin artık sona erdiğine işaret ederek, her darbeden sonra ekonominin gerilediğinin herkesçe bilindiğini söyledi. Eroğlu, "Darbeler bu ülkeye herhangi bir kazanç getirmemiştir. Biz darbeyi asla meşrulaştırmaktır. Darbeye herkes karşıdır, biz de karşıyı" diye konuştu.
BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, hiç kimsenin barıştan ve demokrasiden korkmaması gerektiğini ifade ederek, barış ve çözüm sürecinde MHP'nin ve CHP grubunun tutumunu kınadı. Buldan, şöyle devam etti:
"CHP'nin barış ve çözüm komisyonuna üye vermemesini...CHP'nin elini taşın altına koyarak, bu sürece katkı sunması gerektiğini, sosyal demokrat bir partinin bu sürecin dışında kalmaması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Herşey lafla değil arkadaşlar. Pratik olarak bu sürecin içinde yer almıyorsunuz. Yine MHP'li arkadaşlar bu sürece katkı sunmanız gerekiyor. Akan kardeş kanından rahatsız olmanız gerekiyor. Öldürülen insanlar bizim insanlarımız, bu coğrafyanın insanları. Bu kan durmalıdır, savaş bitmelidir, bu ülkeye barış, huzur gelmelidir. Silahlar susmalıdır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz."
Bunun üzerine Buldan ile MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural arasında sözlü tartışma yaşandı. Vural, "Lanet olsun kan dökenlere. Kan üzerinden siyaset yapanlara lanet olsun. PKK'yı meşrulaştıranlara lanet olsun. Kürtleri öldüren PKK'yı meşrulaştıranlara lanet olsun" diye bağırdı.
Buldan ise, "Tek taraflı değil, iki taraflı bakacaksınız olaya. Ölen insanlar bizim insanlarımız, bu coğrafyanın insanları" ifadesini kullandı.
Sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da komisyon kurulmasını daha önce kendilerinin istediğini belirterek, "24 kişilik komisyonunun 18'i, 16'sı iktidar partisine mensup olacak. Bizim bilmediğimiz bir süreç ve görüşmeler trafiği var. Biz oraya 3-4 üye vererek... Biz buna üye vermeyi doğru bulmadık. Anayasa Uzlaşma Komisyonu gibi bir komisyon kurulması halinde buna üye vereceğimiz net bir şekilde söyledik" dedi.
Sataşma üzerine söz alan Vural ise "Hiç kimse MHP'yi burada bir komisyona üye vermemesinden dolayı kınayamaz. Kim oluyormuş kınıyor. Önce PKK terör örgütünü, silahı, kanı reddeceksiniz. Önce bunu yapacaksınız. MHP'nin tavrı doğru olmuştur. PKK'nın meşrulaşacağı bir zeminde, TBMM'nin muhatap olmasını istememiştir. MHP'nin bu tutumundan birileri rahatsız oluyorsa demek ki MHP doğru yolda" ifadelerini kullandı.
İçişleri Bakanı Muammer Güler, "(Doğu ve Güneydoğu) Bu bölgede karakolları artırmak değil güvenlik ihtiyaçlarını, normalleşme süreci içinde azaltacak yapıyı öngörüyoruz. Normalleşme süreci olmadan vatandaşın en önemli ihtiyacı, güvenliktir, huzurdur" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, TSK İç Hizmet Kanunu'nda da değişiklikler içeren tasarının görüşmeleri devam ediyor.
İçişleri Bakanı Muammer Güler, MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan'ın, Iğdır'da karakolun kapatılmasına yönelik eleştirilerini yanıtladı. Güler, bu düzenlemenin sadece Iğdır'a yönelik olmadığını belirterek, tasarruf edilen personeli, yine o bölgede bırakacak bir düzenlemenin bulunduğunu söyledi. Güler, bu karakollardan 68'inin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde olduğunu kaydetti.
Güvenlik önceliklerine ve devletin takdiri çerçevesinde karakolların yapımına devam edileceğini dile getiren Güler, şunları söyledi:"İhtiyacı olan yerlere karakol, kalekol kurulacaktır, mevcut karakollların güçlendirilmesi ihtiyacı olduğunda yapılacaktır. 2013'de yatırım programı çerçevesinde, Jandarma Genel Komutanlığı olarak 156 karakol kurulacak, bunların 28'i 2013'de, diğerleri önümüzdeki dönemlerde bitirilecektir. Bunlar içinde ihalesi, inşatı devam edenler var. Son dönemde, özellikle Suriye, Irak, İran sınırlarındaki hassasiyetlerden dolayı oralarda karakollarımızın güçlendirilmesi, geçmişteki karakollar yerine kalekol dediğiniz daha güçlü karakolların kurulması ihtiyacı vardır. Hepsi vatandaşımızın can ve mal güvenliğini sağlamaya yöneliktir" diye konuştu.
BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, bölgede yeni karakol ihtiyacının bulunmadığını, onlarca karakol yapmanın mantığını anlamanın mümkün olmadığını savundu.
Baluken'in sözleri üzerine Güler, bölgede ilave olarak yapılan tek karakol bulunmadığını ancak ihtiyaç olunca yapılabileceğini belirtti.
Diyarbakır'da 9 karakolun kapatıldığını, 15'inin de yenilenmesinin yapılacağını dile getiren Güler, şunları kaydetti:
"Bu bölgede karakolları artırmak değil güvenlik ihtiyaçlarını, normalleşme süreci içinde azaltacak yapıyı öngörüyoruz. Normalleşme süreci olmadan vatandaşın en önemli ihtiyacı, güvenliktir, huzurdur. Yeni karakol yapılıyor denilmesini kabul etmem mümkün değildir" diye konuştu.
MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, demokrasi adına, devletin kuruluş iradesiyle savaşırcasına bir mücadele verildiğini savunarak, "Bu yanlıştır. Demokrasiyi getireceksin diye siz devletle çatışıyorsunuz. Türkiye'de bir Kürt-Türk çatışması, bir ayrışmaya öncülük yapan, bir B planını hazırlayan iktidar partisi" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın da Adan'a sataşma gerçesiyle yanıt verdi. Aydın, TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesindeki değişikliğe işaret ederek, ülkeyi, cumhuriyeti korumak ve kollamanın, Türkiye'de yaşayan 76 milyonun, bir vatandaşlık görevi olduğunu söyledi.
Adan, yeniden sataşma olduğu için söz alarak, Türk milletinin ırk sabıkası olmadığını ifade etti. Adan, "Bir ucu Danimarka, bir ucu İran'da imparatorluk kurmuş ülkenin çocuklarına ırkçı diyemesiniz" dedi.
Tasarının görüşmeleri devam ediyor.
CHP Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan'ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kızı Sümeyye Erdoğan'a yönelik tweeti, AK Parti, CHP, MHP ve BDP TBMM grupları tarafından kınandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sırasında, AK Parti İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca söz aldı.
Dün sosyal medyada CHP'li Sapan'ın çok çirkin ifadelerinin yer aldığını belirten Kaynarca, şunları söyledi:
"CHP milletvekili Başbakanımızın kızına yönelik gayri ahlaki üslup kullanmıştır. Daha önce de eşine şiddetle, kadına şiddetle kamuoyunun gündemine gelen bu CHP'li milletvekilinin terbiye dışı tutumunu, şiddetle kınıyorum. Önceki gün kadın hassasiyeti ile toplu halde basın açıklaması yapan CHP'li kadın milletvekilleri, bu çirkinliğini de kınamalarını bekliyoruz. CHP'li bir Ankara milletvekilinin polisin annesine de küfrettiği gibi şimdi de sezsiz kalmamalarını bekliyoruz. Kalamazsınız, eğer kalırsanız, dünkü hareketinizin ne kadar sahte ve samimiyetsiz olduğu ortaya çıkar. Bu hareketi şiddetle kınadığımı Genel Kurul'un bilgisine sunuyorum"
Yerinden söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Belma Satır da Yıldıray Sapan'ın son derece çirkin, basit ve kabul edilemez bir twett attığını dile getirerek, şunları kaydetti:
"Başbakanımızın kızını işaret ederek attığı bu tweetten dolayı kendisini şiddetle kınıyorum. Suçluluk duygusuyla tweeti kısa bir süre sonra silmiştir. Bu olayı daha önce birçok CHP milletvekili, suç unsuru olacak tweetleri atıp sildiler. Bir vekil olarak eşine şiddet uygulamış, daha sonra dava konusu olmuştur. Bu konu, medyada da dava konusu olmuştur. Kadın üzerinden siyaset yapılmasını, taciz ve tecavüz yapılmasını kınıyorum. Her fırsatta kadın haklarından, kadın erkek eşitliğinden bahseden CHP'li kadın milletvekillerine, Yıldıray Sapan hakkında işlem yapılmasını, disiplin kurullarının işletilmesi için gereğinin yapılmasını hatırlatıyorum. Geçen gün yaşadığımız olaydan sonra beni tebrik eden CHP'li kadın milletvekillerini bu kınamadan dolayı yine beni tebrik etmelerini bekliyorum."
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da iddia ile ilgili twitter'ı açtığını, Yıldıray Sapan'ın hesabına baktığını ama öyle bir tweeti henüz göremediğini söyledi.
Bunun üzerine AK Parti milletvekilleri, Altay'a tepki gösterdi. Oturumu yöneten Başkanvekili Sadık Yakut, milletvekillerini sabırlı davranmaları konusunda uyardı.
CHP İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak, Altay'a, "Hepimiz adına özür dilermisin" uyarısında bulundu. Konuşmasını sürdüren Altay, "Bahse konu arkadaşı hemen aradım, ulaşamadım. Çalışmalar devam etsin. Bu tür şeyler değişik şekillerde de mizansen olabilir. Biz özür dilemenin bir erdem, ahlak olduğunu bilenlerdeniz. Sayın Başbakan'ın mahremine yönelik twetter yoluyla bile bir sataşma yapılmışsa, beklediğinizden fazlasıyla yaparız. Ancak 10-15 dakika izin verin. Biz parti olarak gereğini yaparız" diye konuştu.
BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan da Sapan'ı grup adına kınadığını ifade ederek, "Sayın Başbakanımızın kızı Sümeyye Erdoğan'a atfen yazılan bu tweetin doğru olmadığını, kadınlar üzerinden siyasetin artık yapılmaması gerektiğini, kadın bedeni üzerinden söylemlerin artık bitmesi gerektiğini ifade ediyorum. Kim olursa olsun, Sayın Başbakan'ın kızı da olabilir, bir milletvekilinin kızı da olabilir ya da sıradan bir yurttaşımızın kızı, eşi, annesi de olabilir. Artık kadınlar üzerinden siyaset bitmesi gerekir" dedi.
Buldan, CHP'li kadın milletvekillerinden bu konuda özür beklediğini söyledi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da konudan şimdi haberdar olduklarını ve milletvekilini kınadıklarını belirterek, "Gerçekten bu ifadeler kınanmalı ve kullanılmamalı. Hep beraber bunu dışlamalıyız. Kabul edilebilecek gibi değildir" diye konuştu.
Yeniden söz alan Altay, şu ifadeleri kullandı:
"Hesapta olmamakla böyle bir vaka görülüyor. Cümlede cinsel bir bir şey içermemekle birlikte CHP camiası adına Sayın Başbakan'dan özür diliyorum. Doğru bir hareket değildir, hoş olmamıştır. Bir milletvekiline yakışmamıştır. Dünkü tavrı gösteren bayan milletvekillerimiz aynı tavrı göstereceklerdir. Ben onların grup başkanvekili olarak, onlar adına da CHP adına da bu hoş olmayan tweetten dolayı tekrar tekrar özür diliyorum" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın da Altay'ın tavrını doğru bulduğunu ifade ederek, "Kimden gelirse gelsin, kaynağı ne olursa olsun, bu tür kötü davranışların, söylemlerin önüne Meclis olarak geçmeliyiz. Kötü söz muhatabını değil, hatibi bağlar" diye konuştu.
Aydın, bu hakareti kabul etmenin mümkün olmadığını da dile getirerek, geçmişinde sıkıntıları olduğunu belirttiği Sapan'ı kınadı.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut da Başkanlık Divanı olarak olayı kınadıklarını söyledi.
CHP'li Binnaz Toprak da CHP'li kadın milletvekilleri adına Sapan'ın sözünü kınadığını ifade ederek, "Kendisiyle de görüştüm. Kendisine de belirttim " dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda BDP'nin önergesi dolayısıyla milletvekilleri arasında tartışma yaşandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, TSK İç Hizmet Kanunu'nda da değişiklikler içeren tasarının görüşmeleri devam ediyor.
Genel Kurul'da, BDP'nin tasarının 27. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan "milli", ikinci fıkrasında yer alan "Türk" ibaresinin, madde metninden çıkartılması önergesine ilişkin, MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, bu önergenin işleme alınmaması gerektiğini ifade etti.
"Türk" ibaresinin çıkarılmasının ve bunun da ırkçı zihniyete indirgenmesinin bizatihi ırkçılık olduğunu iddia eden Vural, şunları söyledi:
"Milletimizin adı Türk milletidir, milletvekilleri burada yemin ederken Türk milleti önünde namus ve şeref üzerine yemin ediyor ve vatandaşlarımız da Türk vatandaşıdır. Üstelik, bu kanunların adı Türk Sivil Havacılık Kanunu'dur, Bakanlığın adı da Milli Savunma Bakanlığıdır. Burada kanuna yapılan atıfta bu isimleri çıkarmanın zaten anlamı yoktur, bu bizatihi kasıtla yapılan, ırkçı bir yaklaşımla tezahür etmiş bir önergedir. Bu ırkçı, dışlayıcı önergenin gündeme alınması, işleme konulması doğru değildir. Amaç, sadece ve sadece Türk kavramına saldırıdır, dışlamaktır, ötekileştirmek anlayışıdır. Böyle bir önergenin işleme alınması mümkün değil."
BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, "Burada hiçbir art niyet yoktur. Toplumsal barışın sağlanması için 'Türk' kelimesi kulanılmıştır doğrudur. Ama bu 'Türk' kelimesi yerine, 'Türkiye' kelimesi kullanılmalıdır. O yüzden, bu önergemiz işleme alınmalıdır. Hiçbir art niyet yoktur" dedi.
Bunun üzerine Buldan ile Vural arasında tartışma başladı. Buldan'ın, "MHP'nin bu tutumunu kınıyoruz, önergemizin işleme alınmasını talep ediyoruz" ifadesi üzerine Vural, "Nedir bu, Türklükten alerji duyuyorlar ya? Hiçbir anlamı yok" dedi.
Meclis Başkanvekili Sadık Yakut birleşime 5 dakika ara verdi. Buldan ile Vural arasındaki tartışma verilen arada da devam etti. Vural'ın, "Düşmanlık yapıyorsunuz. Hiçbir amacı olmayan bir önerge işleme alınmamalıdır. Bu millete saygı gösterin" ifadeleri üzerine, Buldan da, "Siz saygı gösterin kaldırtmayacağım, gerekirse kapattırırız Meclisi" karşılığını verdi.
İçişleri Bakanı Muammer Güler, son dönemde, terör örgütünün, çözüm sürecini sabote edici eylemler içinde olduğunun görüldüğünü ifade ederek, "Bir yandan çözümden yana olduğunu ifade edenlerin, diğer yandan bu tür eylemler içinde olmaları, süreçle ilgili samimiyet iddialarıyla tam bir çelişki oluşturuyor" dedi.
Güler, TSK İç Hizmet Kanunu'nda da değişiklik yapan kanun tasarısının TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmelerinde eleştirileri yanıtladı.
Hükümet'in, PKK'yı tatmin etme gibi bir anlayışının bulunmadığını ifade eden Güler, kimseyle çözüm süreciyle ilgili pazarlıklarının olmadığını bildirdi.
Güler, "Cizre'deki olay, Cizre'nin bir kenar mahallesinde kısa bir süre yol kesmek suretiyle yaratılan enstante. Ve kendileri tarafından görüntülerin, televizyonlara aktarılmasıyla gündeme geldi. Güvenlik güçleri, şu anda Cizre'deki bütün mahallelere hakimdir. 50'ye yakın gözaltı yapıldı, 10 kişi tutuklandı. Diyarbakır'daki olayla ilgili de milletvekillerinin bana verdiği görüntülerle ilgili gerekli incelemeyi yaptıracağım. Kanunsuz eylem yapanların yakasına yapışırız" diye konuştu.
Çözüm sürecinin, Türkiye'nin, uzun yıllara dayanan, derinleşmiş sorunlarını çözme adımı olduğunu dile getiren Güler, bu sürecin, kolay ve rahat süreç olmayacağını başından beri ifade ettiklerini kaydetti. Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hükümete yönelik eleştiri getiren herkesin, aynı oranda da katkı sunmasını bekliyoruz. Bu süreç, sadece AK Parti ile ilgili süreç değildir. Bütün halkımızın içinde yer aldığı tarihi bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Hedef sadece belli bir kesimin ya da bir bölgenin değil, tüm Türkiye'nin ve hakmızın, huzur, refahı ve mutluluğudur. Dolayısıyla bu süreçte herkesin, dikkatli, sağduyulu, sabırlı, samimi olması gerekir. Sürecin başarısı, Türkiye'nin menfaatinedir. Ancak her kim, bu süreci kendi dar ajandası için sabote etmeye kalkarsa, bundan da en çok kendisi zarar görecektir. Çözüm süreciyle birlikte oluşan huzur ortamı, çatışma ve şiddetten nemalanan çıkar gruplarının da oyunu bozmaya başlamıştır. Bunu görüyoruz. Bu doğaldır. Çözüm süreci herşeyiyle, meşru, doğru adımdır. Bu adımı başka yönlere çekmeye çalışanlar bilmelidir ki, halkımız onların ne yapmaya çalıştığını çok iyi biliyor.
Son dönemde, terör örgütünün, bu süreci sabote edici eylemler içinde olduğu da görülüyor. Bir yandan çözümden yana olduğunu ifade edenlerin, diğer yandan bu tür eylemler içinde olmaları, süreçle ilgili samimiyet iddialarıyla tam bir çelişki oluşturuyor. Bunu dikkatle izliyoruz. Çözüm süreci, bu ülkede birilerinin alternatif devlet yapılanması oluşturma süreci değildir. Herkesin aklını başına alması gerekiyor. Bunların bir hukuk devletinde olmasına kimse izin vermez, kimse de bizden bu konuda müsamaha beklememelidir. Çözüm sürecinde bizim, her ne yapılırsa yapılsın, sessiz kalınacak bir süreç gibi algılanmasın. Halkımızın çözüm sürecine olan inancı, güveni her gün artıyor. Hükümetimiz bu konudaki önlemlerini sürdürüyor. Kan ve gözyaşının dinmesi, ülkemize huzurun gelmesi, bunun da sürdürülebilir, kalıcı olması, hükümetimizin en büyük hedeflerinden biridir."
**** HABERİN DEVAMINI " İLGİLİ DOKÜMANLAR " BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
