2017-10-05 - 15:00
İÇİŞLERİ KOMİSYONU...
Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM İçişleri Komisyonunda kabul edildi.
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Celalettin Güvenç başkanlığında toplanan komisyonda, alt komisyonun tasarıya ilişkin bazı değişiklikleri içeren raporu üzerinden görüşmelere devam edildi.

CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, il ve ilçe müftülerine nikah kıyma görevi ve yetkisi verilmesinin, anayasaya ve Türk Medeni Kanunu'na aykırı olduğunu savundu.

Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM İçişleri Komisyonunda görüşülüyor.

CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, il ve ilçe müftülerine nikah kıyma görevi ve yetkisi verilmesinin anayasaya ve Türk Medeni Kanunu'na aykırı olduğunu ileri sürdü.

Maddenin bu haliyle kabulü halinde, toplumun, "müftülere ve belediyelere nikah kıydıranlar" diye ikiye ayrılacağını savunan Bakan, müftülere nikah kıyma yetkisi verilmesinin, imam nikahının resmileşmesi olarak anlaşıldığını söyledi.

HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, bütün politikaların erkekçi bir zihniyetle geliştirildiğini, toplumun ve kadınların yaşamının bu şekilde dizayn edilmeye çalışıldığını ifade etti. Kaya, tasarının hazırlanışı sırasında kadın derneklerine görüşlerinin sorulmadığını ileri sürdü.

Müftülere nikah kıyma görev ve yetkisi verme ihtiyacının nereden kaynaklandığını soran Kaya, "Türkiye'nin neresinde evlilik dairelerinin önünde kuyruklar oluştu da müftülerin bu konuya destek olması düşünüldü?" diye konuştu.

MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, terörle mücadele kararlılık beklentilerinin devam ettiğini belirterek, terör örgütlerinin hiçbirinin birbirinden farkı bulunmadığını ve hepsine aynı muamelenin yapılmasını beklediklerini kaydetti.

Tasarıda önemli değişikliklere yer verildiğini dile getiren Erdoğan, doğum sonrasında hastanelerde kimlik belgesi düzenlenmesinin ve nüfus kaydı tutulmasının yanlış olduğunu savundu.

Bu kayıtların tek elden nüfus idarelerince tutulması gerektiğini belirten Erdoğan, "Sağlık Bakanlığı, nüfus kaydı tutacaksa, bundan sonra da İçişleri Bakanlığı sağlık kayıtlarını mı tutacak?" diye sordu.

Erdoğan, Türkiye'de birçok farklı alanda sıkıntı varken, müftülere nikah kıyma görevi ve yetkisinin neden gündeme getirildiğini anlayamadıklarını dile getirdi.

Nüfus idarelerinin işlerinin önümüzdeki günlerde artacağına işaret eden Erdoğan, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne yeni kadro verilmesini, nüfus memurlarının maaş ve özlük haklarının iyileştirilmesini istedi.

CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, tasarı ile Suriyelilere vatandaşlık verilmesi konusunun ilişkili olduğunu düşündüğünü söyledi.

Özcan, bazı belediye başkanlarının istifasının istendiği iddiasına değinerek, terör örgütleriyle ilişkileri belirlenen ve yolsuzluklara bulaşan belediye başkanlarının yargının önüne çıkarılması gerektiğini vurguladı.

CHP Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya, müftülere nikah kıyma görevi ve yetkisi verilmesine ilişkin düzenlemenin inkılap kanunlarını zaafa uğratma çabasından başka bir şey olmadığını, anayasaya ve Türk Medeni Kanunu'na aykırı olduğunu savundu. Laikliğin, Türkiye'nin çimentosu olduğunu dile getiren Yalçınkaya, tasarı bu haliyle kabul edilirse toplumun müftüye ve belediyeye nikah kıydıranlar olarak ikiye ayrılacağını iddia etti.

Komisyon Başkanı Güvenç, müftülere nikah kıyma yetki ve görevi verilmesine ilişkin tasarı maddesiyle, nikahın şekline ilişkin bir düzenleme getirilmediğini belirterek, müftülerin nikahı diğer nikah memurları gibi kıyacağını vurguladı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, PKK'lı teröristlerin, Türkiye'ye sızma konusunda yeni bir yöntem arayışına girdiğini belirterek, "Lazkiye üzerinden, deniz üzerinden, Muğla, Köyceğiz, Fethiye, İzmir civarına sızma konusunda terör örgütü liderleri talimat verdiler." dedi.

MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, dün Muğla'nın Seydikemer ilçesinde teröristlerin yakalandığını, bugün de Köyceğiz'de teröristlerin etkisiz hale getirildiğini belirterek, Bakan Soylu'dan bu konuda açıklama istedi.

Soylu, toplantıda yaptığı konuşmada, terör örgütünün, önü tıkandıkça yeni yöntemler bulmaya çalıştığına işaret ederek, gerek devletin ve hükümetin teknolojik anlamda attığı adımların gerekse terörle mücadelede ortaya konulan kararlılığın, terörle mücadele eden güvenlik güçlerine ciddi anlamda moral verdiğini söyledi.

Ülkenin, birlik ve beraberlik açısından da terörle mücadele açısından da önemli bir süreç geçirdiğini ifade eden Soylu, Türkiye'nin istihbarat kabiliyeti konusunda da ciddi adımlar attıklarını vurguladı. Soylu, "Gerek temel koordinasyonumuzda gerek saha koordinasyonumuzda çok yüksek derecede bir işbirliği ve tutarlılık söz konusudur." diye konuştu.

Terör örgütünün, Irak, İran ve Suriye üzerinden Türkiye'ye terörist sızdırarak, yurt içinde yaşadığı zaafiyeti ortadan kaldırmaya çalıştığını dile getiren Soylu, İran ve Suriye sınırına kurulan duvar hatlarının yanı sıra gerek şehir içleri gerek sınırlarda ciddi anlamda önlem almaya çalıştıklarını söyledi.

Örgütün, çeşitli yöntemlerle Türkiye'nin insicamını bozmaya çalıştığını belirten Soylu, terör örgütünün, özellikle uzun zamandır Amanoslar üzerinden Ege'de ve Akdeniz'e sızmaya çalıştığını, ülkenin ekonomik ve turizm tesislerine saldırmayı planladığını kaydetti.

Kendilerinin de bunu engellemeyebilmek için çaba sarf ettiğini aktaran Soylu, "Bunu burada ilk kez söyleyeceğim. Terör örgütü, son yöntem olarak da Irak'ın kuzeyinden, İran'dan ve Afrin hattından sızmalardan sonra başka bir yöntem arayışına girdi. Arayışı şu; Lazkiye üzerinden, deniz üzerinden, Muğla, Köyceğiz, Fethiye, İzmir civarına sızma konusunda terör örgütü liderleri talimat verdiler. Açık denizlere bir gemiyle gelip, oradan filikalarla, kayıklarla, botlarla sahile gelmek konusunda..." açıklamasında bulundu.

Muğla'da son iki gündeki operasyonlara da değinen Soylu, güvenlik güçlerinin bu yeni yolun önünü tıkayabilmek için çalıştığını anlattı.

Soylu, 13 Ağustos' a Karadeniz'den yasa dışı göç olayına rastlanmadığını da belirten Soylu, "13 Ağustostan itibaren Karadeniz hattında enterasan bir şekilde, bir talimatla birlikte göç başladı." diye konuştu.

Alınan önlemler neticesinde, 12 Eylül tarihinden itibaren şu anda Karadeniz'den bu tür göç olaylarının yaşanmadığını belirten Soylu, Türkiye'nin bu şekilde zaafiyete uğratılarak, başka tehditlerle de sarmalanmaya çalışıldığına dikkati çekti.

Terör örgütlerinin boş durmadığını ve onların attıkları adımlara göre önleyici tedbirler almaya çalıştıklarını aktaran Soylu, Türkiye'nin bu konudaki kabiliyet ve kapasitesinin her geçen gün yükseldiğini belirtti.

Bölücü terör örgütü PKK'nın Türkiye içinden örgüte eleman devşiremediğine işaret eden Soylu, geçen yıldan bu yıla kadar bu oranın yüzde 86 azaldığını söyledi. Soylu, bu yıl örgüte toplam 96 kişinin katıldığını tespit ettiklerini aktararak, geçen sene ise bu rakamın 600'ün üzerinde olduğunu ifade etti.

İçişleri Bakanı Soylu, terör örgütüne katılımın, son 30 yılın en düşük düzeyinde olduğunu kaydetti.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Cinsiyetçilik konusunda sabıkası olan biz değiliz. Buradaki insanlar falan değil. Cinsiyetçilik konusunda sabıkası olan terör örgütü liderleridir. Başta Apo olmak üzere." dedi.

Milletvekillerinin görüş ve sorularına cevaben söz alan Bakan Soylu, cinsiyetçilik tartışmasının içerisine girmeyi doğru bulmadığını belirterek, bu yasa tasarısı içerisinde cinsiyetçiliğin bulunmadığını söyledi.

Tasarının, vatandaşlık tanımı üzerinden hazırlandığını dile getiren Soylu, cinsiyetçilik tanımı içerisinde bir değerlendirmenin söz konusu olmadığını belirtti.

Soylu, vatandaşların birtakım teknik ve bürokratik taleplerine yönelik bir tasarı hazırlandığını aktardı.

Bakan Soylu, "Biz kadına, erkeğe, temelde insana ve bizim kendi değerlerimize göre oluşmuş kurumlara önem veririz. Evlilik bu kurumlardan bir tanesidir. Bunu örnek olsa dahi bir şirket olarak değerlendirmek bana göre dönülmesi gereken bir yaklaşımdır." diye konuştu.

Türkiye'nin, Diyarbakır'ın Sur ilçesi dahil olmak üzere hiçbir noktada bir savaşın içerisinde olmadığını vurgulayan Soylu, şunları kaydetti:

"Biz eğer savaş yapacaksak ki bu bizim için bir tercih değildir, ama savaş yapılırsa bu Türkiye sınırlarının dışında düşmanlarla gerçekleştirilen bir halin adıdır. Yani biz gerek çukur operasyonlarında, gerek diğer operasyonlarda savaş terminolojisi kullanamayız. Bu doğru bir yaklaşım değil. Bunu kabul edemeyiz. Bunu milletimize, vatandaşımıza da anlatamayız."

Kadınlar üzerinden bir değerlendirme yapılmasına da karşı çıkacağını ifade eden Soylu, "12 yaşındaki bir kızı dağa götüren bir iradeye, ben insan hakkı savunucularına sormak istiyorum, kaç kere gittiler de bu konuda Diyarbakır'da, Şırnak'ta, Hakkari'de, Yüksekova'da bir irade ortaya koydular, 'Siz bunu yapamazsınız' diye haykırdılar?" diye sordu.

İçişleri Bakanı Soylu, "Cinsiyetçilik konusunda sabıkası olan biz değiliz. Buradaki insanlar falan değil. Cinsiyetçilik konusunda sabıkası olan terör örgütü liderleridir. Başta Apo olmak üzere. Kitapları, değerlendirmeleri, kadına olan yaklaşımları..." ifadesini kullandı.

Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ben bunu kabul edemem. Ben bakansam benim bir tek derdim var. 13-14 yaşındaki bir kızın dağa gitmesini engelleyemiyorsam ben bundan sorumluyum arkadaş. Ama afedersiniz sizler de bizler de sorumluyuz. Bu kızları oraya çıkarıyorlar. Bu kızların fiziklerine göre onlara pantolon ve etek giydiriyorlar. O çocukları, orada o kisvenin içerisine soktukları ve ailelerine bir daha bakamayacakları için de onları taciz ediyorlar. Ben insanım, ben bir kız çocuğu sahibiyim. 16-17-20 tane böyle 18 ila 22 yaş arasındaki kızların resmini gördüm. Ben insan olarak bundan etkilendim. Bu çocuklar nasıl oraya gitti, hangi motivasyon bunları oraya götürüyor? Bizim esas derdimiz bu."

Hükümetin, kadınlarla ilgili çok önemli adımlar attığını anlatan Soylu, Türkiye'nin bu konuda hiçbir zaman geçmişe öykünme içerisinde olmadığını vurguladı.

Resmi nikah ile imam nikahının ayrı kavramlar olduğunu dile getiren Soylu, bu konuda hiçbir şekilde Avrupa örneği vermediğini söyledi.

Soylu, "Çünkü bizim getirdiğimiz anlayışla oradaki kilisenin resmi nikah kıyma anlayışı arasında hiçbir bağ yoktur. O apayrı bir şey, bu apayrı bir şey. Biz, özellikle belirtilen şekil şartlarının dışında bir değişiklik de ortaya koyuyor değiliz. Tam tersi 'Bunu birtakım memurlar kıyıyor. Bunun sayısını böyle artıralım' diye bir anlayış ortaya koymaya çalışıyoruz." diye konuştu.

Burada herhangi bir şekil şartı değişikliğinin söz konusu olmadığını ifade eden Soylu, "Nasıl nüfus memuru memursa, nasıl nüfus idaresi, belediye, büyükelçilikler, köy muhtarları bunu kıyabilme hakkına sahipse bu konuda müftülüklerimize de yetki verilmesi, hem vatandaşımızın bir kısmından gelen taleplerle gerçekleştirilmiş hem de bu konunun biraz daha yaygınlaştırılmasına yönelik gerçekleştirilmiştir." ifadesini kullandı.

Bazı belediye başkanlarının istifasının istendiği iddiasına da değinen Soylu, İçişleri Bakanı olarak belediyelerin hiyerarşik amiri olmadığını, Bakanlığın belediyelerle sadece vesayet ilişkisinin bulunduğunu aktardı.

İstifanın tek taraflı bir müessese olduğunu belirten Soylu, bunu ortaya koyan iradenin ise kişinin kendi iradesi olduğunu kaydetti.

Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM İçişleri Komisyonunda kabul edildi.

Tasarıyla, Nüfus Hizmetleri Kanunu'nda bulunan tanımlar gözden geçirilerek ifadeler güncelleniyor. Tanımlara, "Veri Paylaşımı Kurulu" ve "yetkili idare" tanımları ekleniyor.

Elektronik ortamda tutulan aile kütüklerinde kişiye ait tek bir kayıt tutulacak, kişi ve olay kayıtları, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ile ilişkilendirilecek. Bu konuda İçişleri Bakanlığı yetkili olacak.

Aile kütüklerinde yer alacak bilgilere velayete ve vesayete ilişkin bilgiler ilave edilecek. Velayet ve vesayeti gerektiren hallere ilişkin bilgiler sadece elektronik ortamda tutulacak.

Uluslararası Koruma ve Yabancılar Kanunu kapsamındaki yabancılara kimlik numarası vermeye ve yabancılar kütüğüne kaydetmeye İçişleri Bakanlığı yetkili olacak ancak diplomatik misyon mensupları bu hükmün kapsamı dışında olacak.

Yabancıların Türkiye'de meydana gelen nüfus olaylarına ilişkin olarak nüfus müdürlüklerine yapılan başvurular üzerine ilgili olay formları düzenlenecek ve bir örneği kendilerine verilecek. Bu formlar özel dosyada saklanacak.

Sağ olarak dünyaya gelen her çocuğun, doğumdan itibaren Türkiye'de 30 gün içinde nüfus müdürlüğüne, yurt dışında ise 60 gün içinde dış temsilciliğe bildirilmesi zorunlu olacak. Doğum bildirimleri, doğumu gerçekleştiren sağlık kuruluşlarına da yapılabilecek.

Sağlık kuruluşları ve sağlık kuruluşları dışında sağlık personeli nezaretinde gerçekleşen doğumlar, ilgili sağlık birimince bulunulan yer nüfus müdürlüğüne 5 iş günü içinde bildirilecek.

Bildirimde doğumun sağlık kuruluşunda veya sağlık personeli nezaretinde olduğunu ispatlayan rapor veya resmi belge ve doğum tescil isteğini belirten form dilekçe yer alacak. Sağlık personeli nezaretinde gerçekleşmeyen doğum bildirimi, gebelik sırasında anneyi takip eden tabip ya da sağlık mesleği mensubunca düzenlenecek rapor veya belge ile yapılacak.

Sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların doğum bildirimi nüfus müdürlüklerine sözlü beyanla yapılacak. Beyanın teyidi amacıyla mülki idare amirinin emriyle, aile hekimlerinin aracılığıyla araştırma yaptırılacak. Doğum bildirimi, veli, vasi, kayyım, bunların bulunmaması halinde çocuğun büyük ana, büyük baba veya ergin kardeşleri ya da çocuğu yanında bulunduranlar tarafından yapılacak.

Çocuğa konulan isim, 3 adı geçmemek üzere ve kısaltma yapılmadan yazılacak.

Yurt dışındaki doğum bildirimleri, yabancı makamlardan alınan resmi belge veya raporun dış temsilciliğe verilmesi ile yapılacak. Doğum bildiriminin dış temsilciliğe bizzat yapılamaması halinde, yabancı makamlardan alınan resmi belge veya rapor ile çocuğa konulan adın belirtildiği dilekçenin, ana ve babanın kimlik bilgilerini gösteren belgelerle dış temsilciliğe gönderilmesi suretiyle de yapılabilecek.

Ölü doğan çocuklar aile kütüğüne yazılmayacak. Bir doğumda birden ziyade doğan çocuklar doğuş sırasıyla yazılacak.

Tasarıyla, il ve ilçe müftüleri de evlendirme memurları arasına ekleniyor.

Tanınan veya babalığa hükümle soybağı kurulan çocuklar, babalarının hanesine baba adı ve soyadı ile nakledilecek.

Merkezi veri tabanında yer alan kayıtlara göre, uzun süre işlem görmeyen ve yaşı itibarıyla ölü olması muhtemel kişiler, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünce tespit edilecek. Tespit edilen kayıtların araştırılması, mülki idare amirinin emriyle kolluk kuvvetlerine yaptırılacak. Araştırma sonucu ölü oldukları belirlenenlerin ölümleri tescil edilecek.

Haklı sebeplerin bulunması halinde, aynı konuya ilişkin düzeltme yapılması hakimden istenebilecek. Nüfus müdürlüğü, ad değişikliği halinde, bu kişinin çocuklarının baba veya ana adına ilişkin kaydı, soyadı değişikliğinde ise eşin ve ergin olmayan çocukların soyadını da düzeltecek.

Kişiler, kendileri ve alt ya da üst soylarına ait nüfus kayıt örneklerini, kendileri ve ergin olmayan çocuklarının ise yerleşim yeri belgelerini, güvenli kimlik doğrulama araçlarını kullanarak e-devlet kapısı üzerinden sorgulayabilecek, sonucu fiziki veya elektronik ortamda mercisine verebilecek. E-devlet kapısı üzerinden alınan belgeler, nüfus müdürlüklerinden alınmış diğer belgeler gibi aynı hukuki değere sahip olacak.

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****