2008-04-01 - 12:10
MHP GRUP TOPLANTISI...
Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partilerin kapatılmamasına ilişkin önerilerinin çok açık olduğunu belirterek, ''Bu da siyasi partilerin kapatılarak cezalandırılması dışında, bundan sorumluluğu olduğu tespit edilen yöneticilere yaptırım uygulanmasıdır. AKP yöneticilerinin bu önerimizi doğru anlamalarını ve değerlendirmelerini beklediğimizi samimiyetle ifade etmek isterim'' dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partilerin
kapatılmamasına ilişkin önerilerinin çok açık olduğunu belirterek, ''Bu
da siyasi partilerin kapatılarak cezalandırılması dışında, bundan
sorumluluğu olduğu tespit edilen yöneticilere yaptırım uygulanmasıdır.
AKP yöneticilerinin bu önerimizi doğru anlamalarını ve
değerlendirmelerini beklediğimizi samimiyetle ifade etmek isterim'' dedi.
Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, AK Parti'ye açılan
kapatma davası sonrası yaşanan gelişmelere değindi.
Türkiye'nin sancılı bir haftayı geride bıraktığını, AK Parti'nin
kapatılması için dava açılmasının üzerinden 17 gün geçtiğini hatırlatan
Bahçeli, Anayasa Mahkemesinin dün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının
iddianamesini kabul etmeyi kararlaştırdığını, böylece dava sürecinin
başladığını söyledi.

-''NAZİK BİR DÖNEME GİRİLDİ''-

Devlet Bahçeli, ''Kapatma davasının siyasi sonuçlarının daha fazla
hissedileceği ve AKP'nin hükümet ve Meclis düzeyindeki bütün
tasarruflarının tartışmaya açılacağı ve sorgulanacağı çok nazik bir
döneme girilmiştir. Karşı karşıya olduğumuz tehlikeler, artık kamuoyunun
gözleri önünde cereyan etmekte ve maalesef sorunlar giderek
ağırlaşmaktadır'' diye konuştu.
Bu sürecin; stratejik ve jeopolitik açıdan istikrar ve huzura, sosyal ve
siyasal dengeler açısından güçlü iktidara ve milli gelecek açısından ise
birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğunu ifade eden Bahçeli, Türkiye'nin
böyle bir noktaya gelmiş olmasının her bakımdan büyük bir talihsizlik
olduğunu bildirdi.
''Bütün temennimiz bugünkü krizin bir Anayasa krizine ve rejim
bunalımına dönüşmemesidir'' diyen Bahçeli, ancak karşılarındaki
tablonun, bu konuda iyimser olmaya fazla yer bırakmadığını söyledi.
Siyaset kurumunun, istikrar ve hukuku esas alan çözümler üreterek, krizi
aşma yönünde çaba gösterme dirayetini ve basiretini gösteremediğini
savunan Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:
''TBMM çatısı altında çözüm yönünde demokratik süreçler ve mekanizmalar
harekete geçirilememiş, bunun için gereken diyalog kanalları
açılamamıştır. Tıkanan ve kilitlenen siyaset kurumu, gelişmelerin
peşinde sürüklenmekte ve bunun sonucu başlı başına bir kriz unsuru
haline gelmektedir. Kapatma davası sonrası çalkantı ve gerilim
döneminde, karşıt tutumları giderek kemikleşmekte yeni bir gerginlik ve
çatışma ortamının direniş mevzileri her geçen gün güçlenmektedir. Ortak
aklın ve iyi niyetin yerini, siyasi miyopluk ve çıkar hesabı almış,
gemlenemeyen siyasi ihtirasların çatıştığı bir cepheleşme sürecine
girilmiştir. Türkiye çok ağıt tahribatı olacak siyasi bir depremin öncü
sarsıntılarını yaşamaktadır.''

-MHP'NİN TAVRI-

MHP Lideri Bahçeli, 22 Temmuz seçimlerinden sonra 70 milletvekili ile
TBMM'de temsil edilen MHP'nin, sorumlu muhalefet anlayışı ile son beş
yılda üzerlerine çöken sisleri dağıtmaya çalıştığını, yapıcı ve çözüm
getiren yaklaşımıyla kutuplaşma ile gerilen Türkiye'nin tansiyonunu
düşürmeyi hedeflediğini bildirdi.
Ancak yaşanan gelişmelerin; MHP'nin attığı adımların karşılık bulmadığı,
basit ve günlük hesaplarla heba edildiği, yeni bir siyasal münakaşa
ortamını doğurduğunu öne süren Bahçeli, ''Daha düne kadar, partimizin
Meclis çatısı altında gerginlikleri azaltmak için yürüttüğü uzlaştırıcı
siyasete karşı çıkanlar, eleştirenler ve destek vermeyenler, partimizi
hafife alanlar, karalayanlar, nihayet bugün bizim çizgimize bir nebze
olsun yaklaşabilmişlerdir'' dedi.

-STK'LARIN SAĞDUYU ÇAĞRISI-

Sivil toplum örgütlerinin sağduyu çağrılarına da değinen Bahçeli, şöyle
konuştu:
''Herkes şu hususlar üzerinde çok iyi düşünmeli, önyargıları ve
suya-sabuna dokunmadan ortalama konuşma alışkanlıklarını bırakarak
bunlardan doğru sonuçları çıkarmaya çalışmalıdır. Bu konuda adım atması
ve inisiyatif alması gereken sadece ve sadece siyaset kurumudur. Yargı
bu sürecin dışındadır. Krizden çıkış arayışlarının yegane adresi
TBMM'dir. Meclis'te sahip olduğu çoğunluk nedeniyle bu süreçte tek
başına belirleyici konumda olan AKP'dir. Bu bakımdan gerilimi azaltma
yönünde somut adımlar atarak çözüm arayışları sürecini başlatmak ilk
planda Sayın Başbakanın görevidir. Aleyhine kapatma davası açılan ve
kendisini meşruiyet içinde hukuki yollarla savunmak durumunda olan da
AKP'dir. Bu nedenle, Sayın Başbakan somut çıkış yolu olarak neyi
öngördüğünü, muhalefetin desteğini hangi konuda aradığını, geliştirdiği
hangi yöntemi tartışmamızı istediğini ve bundan neyi amaçladığını bütün
yönleriyle açık ve dürüst olarak ortaya koymak zorundadır.
Konunun siyasi ve hukuki çerçevesinin bunlar olduğunu aklı başında
herkes görebilecektir. Ancak Sayın Başbakan bütün bunlar yokmuş gibi
fevri hareket etmekte; bir çözüm sürecinin önünü açmak için makul bir
yaklaşımla ortaya çıkamamaktadır. Sayın Erdoğan'ın kapatma davası
sonrası sergilediği tavır bu bakımdan anlaşılabilir değildir. Konunun
özünden sürekli kaçan Sayın Başbakan mutlak haklılık psikolojisi içine
girmiştir. Buna göre herkes haksız, herkes hatalı ve herkes kendisine
tezgah kurmaktadır. Kendisinin bu noktaya gelinmesinde hiçbir hatası ve
sorumluluğu bulunmamaktadır. Böyle bir savunma mekanizması geliştiren
Sayın Başbakan, etrafına ördüğü sorumsuzluk duvarı içinde özeleştiri
yapamamakta, gerçekleri ve tehlikeleri görememektedir.''

-''...BİLİNÇ ALTI''-

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın milletvekili
dokunulmazlığını bugüne kadar arkasına saklanacağı bir koruma zırhı
olarak gördüğünü, şimdi de aynı amaçla milli irade kalkanına sığınmaya
çalıştığını ileri sürdü.
''Arkamda halk desteği var, önümden çekilin'' diyen Başbakan'ın,
meşruiyet sınırlarını tanımama ve her istediğini yapma konusunda açık
çek istediğini savunan Bahçeli, ''Bunun doğal bir sonucu olarak, kendisi
bir kenara çekilmekte ve bu krizden çıkış yollarını bulma
sorumluluğunun, bunu yarattığını vehmettiği çevrelere ait olduğu
düşüncesindedir'' diye konuştu.
Devlet Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın Bulgaristan'da, ''Ben ne yanlış
yaptım ki geri adım atayım'' sözlerini de eleştirerek, şunları söyledi:
''Sayın Başbakan'ın, 'Eğer muktedir olsaydım kapatma davasını önlerdim'
sözleri de aynı psikolojinin bir yansıması olmuştur. Bu sözün anlamı,
Sayın Başbakan'ın bilinç altında yargıya müdahale etme niyetini
taşıdığını, ancak gücü olmadığından bunu yapamadığıdır. Bu söz bilinçli
olarak söylendiyse, bu aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının
siyasi meşruiyetini kaybettiğinin ve eğer imkan bulursa Anayasa suçu
işlemeye hazır olduğunun açık bir ikrarı olacaktır. Bu ruh hali sağlıklı
bir durum değildir. Bu psikoloji, kendisi ve partisi için çıkmaz bir
sokağın adresidir. Önümüzdeki siyasi krizden en az hasarla çıkılabilmesi
eğer hala mümkün olabilecekse, bunun için ilk önce bu ruh hali ve kafa
yapısının süratle değişmesi elzemdir. Sayın Başbakan'ın şimdi sükunete,
sağlıklı düşünmeye ve soğukkanlı bir vicdan muhasebesi yapmaya ihtiyacı
bulunmaktadır.''

-''HER YOLU MUBAH SAYIYORLAR...''-

''Bu süreci demokrasi taraftarları ve karşıtları arasında son savaş
olarak gördüğü anlaşılan AKP'nin, her yolu meşru ve mubah sayan bir
anlayışla bütün imkanlarını cepheye sürme hazırlığında olduğu
anlaşılmaktadır'' diyen Bahçeli, bunun için milli irade ile yargının
karşı karşıya getirildiğini, basın üzerinden yargıya adeta cihat ilan
edildiğini öne sürdü.
Devlet Bahçeli, yargı süreçlerini basın vasıtasıyla etki altında
bırakmak için başlatılan kampanyanın, son dönemde hız kazanarak
sürdürüldüğünü belirterek, ''Bu baskı kampanyası zaman zaman tehdit
niteliğine dönüşmekte, yargı organları alenen hedef haline
getirilmektedir. Bağımsız yargı ağır bir kuşatma altına alınmıştır. Bu
kapsamda; AKP'nin, meşru olup olmadığına bakmaksızın, her yolla kendini
savunma hakkının doğduğu, yargı darbesini boşa çıkarmak için gerekirse
ülke dışından müdahalelerin meşru sayılabileceği ve AKP'nin, AB ve
ABD'nin desteğini alarak yargıya karşı mücadele etmesi gerektiği gibi
hezeyanlar gazete sütunlarında hayasızca dile getirilebilmektedir'' dedi.
AK Parti'nin kontrolü altındaki basın vasıtasıyla başlatılan bu
kampanyada, basın üzerinden Yüce Mahkemenin yargılanmak istendiğini
ileri süren Bahçeli, bunların hukuk devleti, demokrasi anlayışı, basın
ahlakı ve sorumluluğuyla bağdaşmadığını bildirdi.

-KAPATMA DAVASI VE AB-

MHP Genel Başkanı Bahçeli, bakanların ön planda rol aldığı yargıyı
etkileme seferberliğinde, AB sopasının da bir tehdit silahı olarak
kullanıldığını ve kapatma davası sürdürülürse AB sürecinin askıya
alınacağı şantajıyla yargıya gözdağı verilmek istendiğini savundu.
''Bu konuda da AB'ye sığınan ve yardım isteyen AK Parti'nin, ''İmdat''
çağrısına beklenen cevabın gecikmediğini ifade eden Bahçeli, ''AB
sözcüleri, 'Türkiye'de yargıya güvenilemeyeceği, yargı reformunun şart
olduğu' ve 'Kapatma davasının Türkiye'nin Anayasal çerçevesinde
değişiklik gerektirebilecek bir sistem hatası bulunduğunu gösterdiği'
yolunda yakışıksız beyanlarda bulunmuşlardır. AB, PKK'nın sözcülüğünü
yapan etnik bölücü partilerin de kapatılmamasını istemektedir. AKP
aleyhine açılan dava konusundaki sözde hassasiyeti de Türkiye'de
demokrasinin güçlenmesi aşkından ziyade, her istediklerini yaptırdıkları
bir taşeronu kaybetme telaşından kaynaklanmaktadır. AKP bu tutumuyla, bu
krizi TBMM çatısı altında aşmak yerine, çareyi Türkiye'yi her vesileyle
aşağılayan AB'nin koruyucu kanatları altına sığınmakta bulduğunu
göstermiştir'' diye konuştu.

-CHP'NİN TUTUMU-

Devlet Bahçeli, CHP'nin, bu konudaki tutumu ve kendisi için belirlediği
savunma çizgisinin artık bütün yönleriyle bilindiğini dile getirerek,
''Türkiye'nin ortak değeri ve devletin temel taşlarından birisi olan
laiklik ilkesini bir cephe hattı olarak gören bu yaklaşım, siyasi
gündemdeki sorunları ve bunların çözüm imkanlarını münhasıran bu
pencereden değerlendirmektedir'' dedi.
Bahçeli, ''Böyle bir yaklaşım içinde olan ana muhalefet partisi,
yaşadığımız siyasi krizden çıkış yolları arayışlarına peşinen kapalı ve
karşı olduğunu beyanlarıyla ortaya koymuştur'' diye konuştu.
''Terörü ve şiddeti meşru bir siyasi araç olarak gören ve etnik
bölücülüğün siyasi merkezi olarak faaliyet gösteren PKK maşası siyasi
partinin tutumu hakkında ise değerlendirme yapmak yersiz ve gereksiz''
diyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bunların yegane amacı, hiç bir Anayasal ve yasal engel ve müeyyide
olmaksızın serbestçe melanet icra etmek imkanına kavuşmaktır. Bu parti,
amaçlarının bir kısmını, milletvekili dokunulmazlığı konusunda Sayın
Başbakan'ın verdiği garanti ile gerçekleşmiştir. Terörü destekleyen
partilerin kapatılmaması ve sorumluların cezalandırılmaması hedefine de
AKP'nin dümen suyunda yakında ulaşacakları ümit ve beklentisi içine
girmişlerdir. AKP kapatma davasını düşürmek amacıyla kendisi için özel
Anayasal düzenlemesi yaparsa, bu parti de bundan yararlanacak ve terörün
siyasi araç olarak kullanılması ve etnik bölücülük meşru siyasi faaliyet
haline gelecektir. Yaşadığımız süreçte bu partinin hesabı budur. Bu
yöndeki bir Anayasa değişikliği için Meclis'te AKP ile işbirliğine
hazırdır.''

-''BİZİM TUTUMUZ AÇIK VE NET''-

MHP'nin parti kapatılmasına yönelik tutumunun ilk günden beri açık ve
net bir şekilde ortaya koyduğunu ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:
''Önerimiz çok açıktır; bu da siyasi partilerin kapatılarak
cezalandırılması dışında, bundan sorumluluğu olduğu tespit edilen
yöneticilere yaptırım uygulanmasıdır. Bu yöntem, demokratik hukuk
devleti ilkesine aykırı olmayacağı gibi, çağdaş ceza hukukunun evrensel
normu olan cezaların şahsiliği ilkesine de uygun, makul bir çözüm
olacaktır. Bizim bu konudaki yegane telaşımız demokrasiye sahip çıkmak
ve demokratik rejimin yara almasını önlemek olmuştur. Bunun dışında
bizim şahıslarla bir meselemiz yoktur.
Bu bakımdan AKP yöneticilerinin bu önerimizi doğru anlamalarını ve
değerlendirmelerini beklediğimizi samimiyetle ifade etmek isterim.
Konuya şahıslar penceresinden değil, ilkeler ve Türkiye açısından bakan
MHP, hukuka ve Anayasaya gölge düşürmeyecek, adalet duygularını
yaralamayacak ve kamu vicdanını rahatsız etmeyecek bir yaklaşımı ortaya
koymuştur.''
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti'li
bazı bakanların ve bu zihniyetin basındaki temsilcilerinin, MHP'nin
önerisini çarpıttığını öne sürdü.
Önerilerinin amacının, açılmış olan bir davada parti kapatılması yerine
ara yaptırımlar uygulanabilmesi için bireysel sorumluluğu belirlemede
Mahkemeye yeni değerlendirme kriterleri vermek olduğunu kaydeden Bahçeli,
kendilerine hakim olan düşünceleri tahrif ederek kişiselleştirmenin,
MHP'nin samimi çabasına gölge düşürmek anlamına geldiğini bildirdi.

-''AKP İLE SANDIKTA HESAPLAŞACAĞIZ''-

''Bizim dürüst ve ilkeli siyaset anlayışımızda mağduriyetten siyasi
kazanç sağlamaya yer yoktur. Biz Sayın Başbakan ve AKP ile sandık
başında hesaplaşacağız'' diyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Sayın Genel Başkanınız sizin olsun. Biz kendisini alıp da ne
yapacağız... Kapatma davası iddianamesinde suçlanan Genel Başkanınız ve
partiniz, bu süreçte savunmasını yapar ve aklanırsa, biz bundan
demokrasi adına sadece memnuniyet duyarız. Sizler de şarkı nakaratlarına
uygun olarak yolunuza devam edersiniz.
Bizim sizin Genel Başkanınızla ve sizlerle beraber yürüdüğümüz ve
bundan sonra da yürüyeceğimiz bir yol yoktur. Milliyetçi
Hareket, iyi niyetli bir yaklaşımla yapıcı bir öneride bulunmuş ve bunun
tartışılmasını istemiştir. Bunu tenkit
edenlerin, bunu yetersiz bulanların yapması gereken, bulanık suda balık
avlamak ve gölge oyunu oynamak yerine, kendilerinin somut bir düşüncesi
varsa bunu dürüst ve açıkça ortaya koymaktır.
Bu noktada, açıkladığımız görüşler arasında farklılıklar bulunduğunu,
iki hafta önce söylediklerimizle şimdi söylediklerimizin farklı şeyler
olduğunu iddia eden Sayın Başbakan'a buradan seslenmek istiyorum: Sayın
Başbakan, bizim siyasi ve fikri çizgimizde hiçbir devirde kırılma ve
sapma olmamıştır. İnandığımızı söylemiş, söylediğimize inanmış ve bunun
arkasında da sonuna kadar durmuşuzdur. Siyasi parti kapatılması
konusunda söylediklerimiz, bunu duymak ve anlamak isteyenler için, çok
açıktır, berraktır ve her yönüyle tutarlıdır. Bizim
beyanlarımız ayaküstü söylenen sözler değildir. Tümü kamuoyu önünde dile
getirilmiş ve yazılı metne bağlanmıştır.''

-''SAYIN BAŞBAKAN, SİZDEN BEKLENEN...''

MHP Lideri Bahçeli, Başbakan'ın, Bulgaristan'da basınla yaptığı sohbet
toplantısında başörtüsü konusunda MHP'nin çağrısı üzerine kendilerinin
de adım atmak zorunluluğunun doğduğunu söyleyerek, anlaşılması güç bir
savunma telaşı içine girdiğini savundu.
Bahçeli, şöyle devam etti:
''Sayın Başbakan, bu beyanlarının akla getirdiği şu sorulara cevap
vermek durumundadır: Bu sözler, başörtüsü konusunda istemeden ve
isteksiz olarak bir adım atmak zorunda kaldığınızın ve bundan şimdi
pişmanlık duyduğunuzun bir ifadesi olarak mı görülmelidir? Sayın
Başbakan, durum bu ise yapmanız gereken, dolaylı yollara sapmadan, sözü
eğip bükmeden, dürüstçe ortaya çıkıp bunu açıkça söylemek ve geçmişe
dönük olarak günah çıkarmaktır.
MHP'nin desteğinin görmezden gelindiğini söylemenizin ve buna ikircikli
bir yaklaşım olarak değerlendirmenizin amacı ve muhatabı da tam
anlaşılamamıştır. Kim neyi görmezden gelmiştir? Bu sözleriniz, bu
çevrelere bir davetiye, bir suç duyurusu olarak mı anlaşılmalıdır? Bu
çevrelerin bu ihbarın gereğini ne şekilde yerine getirmesini
istiyorsunuz?
Sayın Başbakan, sizden beklenen bu davetin konusunu ve muhatabını
açıklamanızdır. Bunun siyasi ahlakın asgari bir icabı olacağını
dikkatinize getirmek isterim. Biliniz ki her kararımız siyasal
tarihimizin, ilkelerimizin ve duruşumuzun kırılmayan çizgisine uygun
olarak alınmaktadır. Milletimizin her türlü sorununu çözmeye yönelik
olarak aldığımız kararların, vardığımız mutabakatların ve verdiğimiz
sözlerin dün olduğu gibi bugün de arkasında olduğumuzu, buradan bir kez
daha kararlılıkla ifade etmek istiyorum.''

-''...İKİ ALTERNATİF YOL BULUNMAKTADIR''-

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Anayasa Mahkemesindeki kapatma davasının ve
önünde bulunan ve henüz karara bağlanmayan diğer konuların, siyasi bir
pazarlık denkleminin parçası olmasının hiçbir şart altında
düşünülemeyeceğini belirterek, sürecin kendi mecrasında seyredeceğini
bildirdi.
Bunun aksini düşünmenin, hukuk ve siyaseti bir takasın unsuru olarak
görmenin ve bunları ucuz bir meta olarak masaya sürmenin çok çirkin ve
gayri ahlaki olacağına işaret eden Bahçeli, ''Böyle bir sakat anlayış;
yargının bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı ve
demokratik hukuk devleti ilkelerinin açıkça katledilmesi anlamına
gelecektir'' diye konuştu.
Devlet Bahçeli, bulunacak çözümün Anayasanın 68. ve 69. maddeleri ile
milletvekili dokunulmazlığına ilişkin düzenlemeler olması gerektiğini
ifade etti.
Bahçeli şöyle dedi:
''Bu çerçeve içinde yapılacaklar da bellidir. Bunun için önümüzde iki
alternatif yol ve tercih bulunmaktadır. Bunlardan birincisi,
partilerin cezalandırılması yerine, bireysel sorumluluk ve siyasi
yaptırım odaklı yeni bir Anayasal ve yasal çerçevenin hayata
geçirilmesidir. İkinci yol ise devletin temel ilkelerine, ülkesi ve
milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı fiil ve eylemlerin tümünü cezasız
bırakmak, terör ve bölücülük dahil bu esaslara aykırı faaliyetleri,
siyasi partiler ve yöneticileri için meşru hale getirecek zorlamalarla
Anayasal düzenin temellerine dinamit koymaktır. Meclis
çoğunluğuna sahip AKP'nin önündeki tercihler bunlardır. Sayın
Başbakan şimdi bunlardan birini seçecektir.
Bu gerilim yüklü ortamı rahatlatmak ve basiretli bir kriz yönetimi ile
Türkiye'yi bu girdabın dışına çıkarmak görev ve sorumluluğu şimdi Sayın
Başbakan'ın ve AKP'nin omuzundadır. Bu konulardaki
düşüncelerini son iki hafta içinde bütün yönleriyle ortaya koymuş ve
gereken telkin ve uyarılarda bulunmuş olan Milliyetçi Hareket siyasi
bakımdan vicdan huzuru içindedir.''

-''KABRİ NUR, MEKANI CENNET OLSUN''-

MHP Genel Başkanı Bahçeli, 4 Nisan Cuma gününün MHP'nin kurucusu ve ilk
Genel Başkanı Alparslan Türkeş'in ölümünün 11. yıldönümü olduğunu
anımsatarak, ''Bu vesile ile kalplerimizdeki yeri, gönlümüzdeki
sevgisi hiç değişmeyecek olan Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey'i bir kez
daha saygı ve minnetle yad ediyorum. Merhum liderimizin kabrinin nur,
mekanının Cennet olmasını Cenab-ı Allah'tan diliyorum'' dedi.