2013-04-17 - 15:11
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, birden fazla dairesi bulunan büyük adliyelerdeki hukuk mahkemelerine gelen dosyaların dava konularına göre tevzi edilerek mahkemelerin uzmanlaşmasını amaçlayan ''Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'' kabul edilerek yasalaştı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı. Sağlam, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline söz verdi.
AK Parti Malatya Milletvekili Mustafa Şahin, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümünün 20. yılı dolayısıyla yaptığı gündemdışı konuşmada, Özal'ın düşünce, din ve vicdan ile teşebbüs hürriyetlerinin yolunu açtığını, İslami kimliğini evrensel değerlerle buluşturduğunu söyledi.
Özal'ın, devleti ve özel sektörü çok iyi bilen, halkın içinden gelen, düşünce ve aksiyon adamı olduğunu kaydeden Şahin, yaptığı değişim ve dönüşümlerin bazı kesimleri rahatsız ettiğini belirtti. Şahin, ''Siyasi hayatımızda sabır, metanet ve dik duruşu sergilemiş, tabuları yıkarak değişim ve yeniliğe açık bakış açısıyla olaylara bakmıştır. Ayrıca yapısal reformlara imza atan, yerleşik kuralları alt üst eden, hayatını milletine adayan ve bu uğurda hayatını veren bir kişiydi. Ölümüyle ilgili iddiaların zamanaşımına uğramaması için hazırlanan iddianamenin kabulü bizi umutlandırmıştır'' diye konuştu.
Başkanvekili Sağlam da Başkanlık Divanı olarak Özal'ı saygı ve sevgiyle andıkların söyledi.
CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker, gündemdışı konuşmasını, bir hastasının yakını tarafından öldürülen Doktor Ersin Arslan'ın birinci ölüm yıl dönümüne ayırdı. Yakasında ''Böyle sağlık istemi olmaz, bu şiddet sona Ersin'' yazısıyla kürsüye çıkan Şeker, ''Doktor Arslan'ı asıl öldüren sistemdir. Sağlıkta dönüşüm sistemi sorunsuz değil. Vatandaş uzun kuyruklar ve katkı paylarıyla hayal kırıklığına uğrarken, doktorların iş yükü arttı. Doktor bir günde 200-230 hastaya bakmaya zorlanıyor. Sistem iki tarafı da mutsuz, umutsuz ve mağdur ediyor. Sonuçta hasta ile doktor karşı karşıya geliyor'' dedi.
Arslan'ın ölümünden sonra geçen bir yıllık sürede sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin hız kesmeden devam ettiğini savunan Şeker, ''Çalışanların yüzde 60'ının saldırıya uğradığı başka bir meslek gösterebilir misiniz- Şiddet uygulayanlar tutuksuz yargılanmak üzere serbest kalıyor. Bu konuda hazırladığım kanun teklifine, başka Ersin'lerin ölmemesi için destek verin'' diye konuştu.
CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı da oturduğu yerden söz alarak, Ersin Arslan'ın katledilişinin birinci yıl dönümü olduğunu ifade etti. Atıcı, Sağlıkta Dönüşüm Programı nedeniyle hekimlerin öldürüldüğünü, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin 17 kart arttığını belirtti. ''Başbakan ve Sağlık Bakanı'nın söylemlerine dikkat etmesini'' isteyen Atıcı, Sağlıkta Dönüşüm Sistemi'nin gözden geçirilerek ıslah edilmesi gerektiğini savundu.
Atıcı ve bazı CHP'li milletvekilleri, kalp şeklinde ve üzerinde ''Böyle sağlık sistemi olmaz. Bu şiddet sona Ersin'' yazılı pankartları gösterdi.
AK Parti Kütahya Milletvekili Vural Kavuncu, Dicle Üniversitesi'nde yaşanan adli bir olayın siyasi bir olay gibi gösterildiğini, bazılarının bundan nemalanmaya çalıştığını ifade etti.
TBMM Genel Kurulu'nda, BDP'nin, üniversitelerde yaşanan olaylarla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi ele alındı. Partisinin önerisi üzerine söz alan Hakkari Milletvekili Adil Kurt, üniversitelerde öğrenciler arasında meydana gelen olayları Meclis'in acilen gündemine alması gerektiğini söyledi. Kurt, ''Bu olayların önüne geçilmez ise hep birlikte kaybederiz. Öncelikle üniversitelerdeki antidemokratik uygulamalara son verilmeli. Öğrenciler protesto haklarını kullanabilmeli. Bu atmosferi oluşturursak üniversitedeki sorunların önüne geçebiliriz. Buna rağmen yine baskı yine polis yine şiddet var'' dedi.
AK Parti Kütahya Milletvekili Vural Kavuncu, Dicle Üniversitesi'nde yaşanan adli bir olayın siyasi bir olay gibi gösterildiğini ve bazılarının bundan nemalanmaya çalıştığını ifade etti.
BDP'nin önergesinin gerekçesinde Kürt öğrencilerin haklarından bahsedildiğine dikkati çeken Kavuncu, bunun bir ayrımcılık, ötekileştirme olduğunu dile getirdi. Kavuncu, ''Biz siyasetçiler son dönemlerde vatandaşların gerisinde kaldık. Vatandaşların bu süreçteki olgunlukları bizden daha ileride. Kimse gençleri piyon olarak kullanmamalı. Ayrımcılık, ötekileştirme politikaları son buldu. Ülkemiz barış iklimindedir' diye konuştu.
CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, üniversitelerde yavaş yavaş tansiyonun yükseldiğine, öğrencilerin anne babalarının yeniden endişelenmeye başladığına işaret etti. İktidarın söz konusu araştırma önergesine destek vermesini isteyen Özel, ''Yarın bir üniversite birbirine girerse, ne taraftan olursa olsun, öğrencilerin gömlekleri kana bulanırsa, emin olun Başbakanlık'tan talimat gelecek, sonra kendiniz önerge hazırlayıp vereceksiniz. Gelin o yiğitliği bugün yapın'' dedi.
Yerinden söz alan BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın, Kürt sorunu konusunda ezberleri bozan cesur politikaları devreye koymaya çalıştığını, bu nedenle öldürüldüğünü düşündüklerini belirtti. Baluken, konuyla ilgili sır perdesinin kaldırılması gerektiğini ifade etti.
BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin yerel basının sorunlarıyla ilgili grup önerisi kabul edilmedi.
MHP, TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanmaması üzerine, yerel basının sorunlarıyla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesini içeren önerisini Genel Kurul'a taşıdı. Öneri lehinde konuşan CHP İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, son zamanlarda basında önemli isimlerin işini kaybettiğini söyledi.
Yerel medyanın zor şartlarda yaşamını sürdürdüğünü, ilanlarla ayakta kaldığını belirten Aslanoğlu, Basın İlan Kurumu Yasası'nın değiştirilmesi gerektiğini savundu. Birilerinin Meclis'e gelen yasayı geri çektirdiğini ileri süren Aslanoğlu, yerel televizyon kanallarına da ilan alma imkanı tanınmasını istedi.
Frekans ihalesinin radyolarla birlikte ele alındığını, ancak yıllarca emek veren kurumların saf dışı bırakıldığını ileri süren Aslanoğlu, ''Türkiye'de en disiplinsiz, başı boş, birilerine çamur atmak isteyenlerin kurduğu internet siteleri var. Bunlar disipline edilmeli. Kimsenin kimseye çamur atmaya hakkı yok. Bunu disipline edemiyorsa yazıklar olsun devlete. Benim onurumla oynamaya kimsenin hakkı yok'' dedi.
BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Terörle Mücadele Yasası'nın basın alanında özgürlükleri kısıtladığını, şu anda 70 gazetecinin gazetecilik faaliyetinden dolayı cezaevinde olduğunu ileri sürdü. Türkiye'de basının tekelleştiğini, patronların denetiminde olduğunu savunan Tuncel, patronun çıkarı kimden yanaysa basın kurumunun ona uygun yayıncılık yaptığını söyledi. Basında örgütlenmenin ciddi bir sorun olduğunu belirten Tuncel, konuyu tüm yönleriyle ele alan bir Meclis araştırma komisyonu kurulmasını desteklediklerini söyledi.
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, üç büyük kentteki gazeteciler cemiyeti dışında kalan Anadolu'daki gazete cemiyetlerinin Basın İlan Kurumu gelirlerinden hakkaniyet ölçüsünde pay alamadığını belirterek, bunun Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, bu haksızlığın giderilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyledi.
AK Parti Konya Milletvekili İlhan Yerlikaya, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, AK Parti iktidarında izlenen politikayla medyada çoğulculuğun sağlandığını, yeni teknolojilerin de bunu kolaylaştırdığını belirterek, ''Basın özgürlüğünü sonuna kadar destekliyoruz. Ama basının silah ya da şantaj olarak kullanılmasına karşıyız. Bu konuda biz de mağduruz. Bununla ilgili görev yargınındır. Medya da özgürlüğü istismar etmemeli'' dedi.
Yıllardır yapılamayan frekans ihalesinin iki günden beri gerçekleştirildiğine işaret eden Yerlikaya, kimseye haksızlık yapılmadığını söyledi. Yerlikaya, AK Parti iktidarında yerel basına eşit ve belirli kriterlere göre önemli destekler verildiğini kaydetti.
Konuşmaların ardından MHP grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurul'da, CHP'nin, yağlı tohum politikası ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi görüşüldü. Öneri üzerine söz alan CHP Mersin Milletvekili Vahap Seçer, Türkiye'de GDO'lu gıdaların sınırdan rahatlıkla geçirildiğini ve raflarda yerini aldığını öne sürdü. Şeçer, ülkede ne kadar GDO'lu ürün bulunduğunu ve tüketildiğini ilgili Bakanlıkların bile bilmediğini, bu konuda yeterli laboratuvarların da bulunmadığını ileri sürdü.
Türkiye'nin yağlı tohum ithalatına ciddi miktarda para ödediğini belirten Seçer, bu bedelin 2011 yılında 3.1, 2012 yılında 3.7 milyar dolar olduğunu kaydetti. Seçer, hükümetin bu konuda önlem alması gerektiğini söyledi.
AK Parti Kars Milletvekili Yunus Kılıç, tarımda bazı ürünlerdeki ithalatın neden arttığı sorusunun yanıtını ararken, ihracat rakamlarını da değerlendirmek gerektiğine işaret etti. Kılıç, 2002 yılında 4 milyar dolarlık tarımsal ihracat yapan Türkiye'nin, şimdi 17.5 milyar dolarlık ihracat yaptığını belirtti. Yunus Kılıç, Türkiye'nin dünyadan tarımsal ürün aldığını ancak katma değeri yüksek ürünler elde edip dünyaya da sattığını dile getirdi.
CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Daha sonra danışma kurulu önerisi görüşüldü. Kabul edilen öneriye göre, Genel Kurul, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve TBMM'nin açılışının 93. yıl dönümü dolayısıyla 23 Nisan Salı günü saat 14.00'te özel gündemle toplanacak.
Genel Kurul'da, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Öngören Kanun Tasarısı'nın bölümleri üzerinde görüşmeye geçildi.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, her davanın kendi şartları içerisinde değerlendirildiğini belirterek, tutuklu kalınacak süre konusundaki kararın mahkemelerin takdirinde olduğunu söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda, mahkemelerin ihtisaslaşmasını öngören, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sürüyor. Ergin, ''temel kanun'' olarak görüşülen tasarının birinci bölümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz'ın ''Son 1 ayda 101 KCK tutuklusu tahliye olurken, Ergenekon ve Balyoz gibi siyasi nitelikli davalarda niye tahliyeler olmuyor?'' sorusuna Ergin, şu karşılığı verdi:
''Bildiğim kadarıyla siz de avukatlık yaptınız. Her dava kendi şartları içinde değerlendirilir. İddianamede sanıklarla ilgili tanzim edilen ceza maddeleri, talep edilen ceza miktarları, davanın mahiyeti, yargılanan kişilerin özel durumları da tutuklu kalıp kalmayacaklarında özel önemi olan hususlardır. KCK soruşturmalarında, yargılamalarında sanıkların yargılamasını istediği maddelerin ceza limitleri ile adı geçen davalardaki ceza limitleri arasındaki farkı, benim size ayrıca hatırlatmama gerek yok. Bunları bilmediğinizi asla kabul etmem. Burada takdir mahkemelerindir. Bir örgüte üye olmak davasındaki tutuklu kalınacak süre ile müebbetle yargılamalarda tutuklanacak süre arasında fark olmasında, hukuken garipsenecek durum olmadığını düşünüyorum.''
CHP'li Yılmaz'ın ''BDP'li Gültan Kışanak'ın grup toplantısında 'Kürdistan'dan gelen dernekler' diyor. Ülkemizde Kürdistan diye bir yer mi var-'' sorusuna Ergin, ''Ben bu ifadeyi tasvip etmem. Ama Sayın Kışanak milletvekilidir. Bunu söylemişse sorunun muhatabı kendisidir. Türkiye'de dört bir coğrafyanın her tarafı bu ülkenin bayrağı altında, bu ülkenin parçasıdır. O coğrafyada yaşayan insanların etnik kökenleri, inançları, mezhepleri, sosyal katmanlarına bulunuş tarzlarına göre yöre adları belirlenmez ama devlet yönetimi de ülkesinin dört bir köşesindeki vatandaşına aynı sıcaklık ve aynı kucaklayıcılıkta yaklaşan yönetimdir, çağdaş modern devletler...'' dedi.
Ergin, hizmete sundukları adliye saraylarının 160'ı aştığını, bunların kapalı alan itibarıyla 2002'ye kadar yapılanların dört katından fazla alana ulaştığını söyledi. Fiziki mekan olarak Türk yargı sisteminin problemlerini önemli şekilde gidermiş durumda olduklarını anlatan Ergin, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi'nin sorunlarının çözüldüğünü, Yargıtay için yer tahsisi yapıldığını, proje ve ruhsat çalışmalarından sonra Yargıtay'ın da fiziki mekan sorununun çözüleceğini anlattı.
''Böylece yargı sisteminin fiziki mekanla ilgili sorunu çözülecek'' diyen Ergin, teknik altyapıda da önemli gelişmeler yaşandığını, UYAP bilişim sistemi ile yargı sisteminin birbiriyle entegre vaziyette, hem ilk derece hem de yüksek mahkemelerin entegre durumda olduğunu kaydetti. Ergin, bilişim teknolojilerinin 2002 ile kıyaslanmayacak şekilde mükemmel noktaya taşındığına işaret ederek, ''Avrupa Konseyi'ne üye ülkeler içinde yargı alanında bilişim teknolojisini en yüksek oranda kullanan ülke Türkiye şu anda'' dedi.
HSYK kararlarının yargı denetimine açılmasının 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliğiyle sağlandığını hatırlatan Ergin, ''Meslekten ihraç kararları yargı denetimine açılmıştır. Bu ağır bir sonuç olan meslekten ihracın bir de ayrıca mahkemelerin denetiminden geçmesini öngören doğru bir yaklaşımdı'' diye konuştu.
Türkiye'de tutuklu yargılama oranlarında çok önemli ve ciddi değişimler olduğunu kaydeden Ergin, hem Yargıtay hem de AİHM içtihatları karşısında ''hükmen tutuklu'' diye bir sınıf olmadığını, bunların ilk derece mahkemesi kararını verdikten sonra hükümlü statüsünde değerlendirildiğini söyledi. Ergin, ''Bunu da hesaba kattığında 2002-2012 arasındaki kıyaslamada yarı yarıya yakın bir azalma söz konusudur. Türkiye'de cezaevlerinde bulunan her 100 kişinin 50,4'ü tutukluydu 2001 yılında. 2002'de cezaevi mevcudu 59 bin olabilir ama 2001 affından dolayı en dip yaptığı rakamdır. Oysa 1999 rakamlarına bakarlarsa cezaevlerinde 70 binleri bulan mevcutlar var. Yeni TCK ile suç ve suçlulukla mücadele önemli ölçüde kolaylaştırıldı ve cezaevinde kalış süreleri artırılmıştır. 2005 öncesinde 100 gün ceza alan bir kişi, 40 gün yatıp şartlı tahliye olabiliyordu'' dedi.
Tasarının birinci bölümü üzerinde konuşan MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, adalete olan güvenin sürekli azaldığını belirterek, ''Adalet herkese lazım. Adaletle çok oynamayın. Çünkü gün gelecek size de lazım olacak'' dedi.
İktidarın ''çözüm süreci'' adı altında yürüttüğü sürece işaret eden Erdoğan, ''Bölücü terör örgütünün açtıracağı okullara nasıl engel olacaksınız- Akil adamlar diye bu milletin değerleri hakkında saçmalayan 63 kişiyi sokağa saldınız. 'Öcalan Bodrum'a paşa yapılsın' deniyor. Paşaların niçin içeriye alındığı belli. Kanunsuz emir verme yetkisini kim veriyor size, bu cüreti nereden alıyorsunuz- Bu süreci Başbakan dışında kimsenin bilmediği söyleniyor. Başbakan da insandır, ona bir şey olursa ne olacak- Lütfen aklınızı başınıza alın'' görüşünü savundu.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, her yargı paketinden sonra haksızlık ve hukuksuzlukların daha da arttığını ileri sürerek, tasarının 4. Yargı Paketi'nin bir parçası olduğunu ancak toplumdaki beklentileri karşılamayacağını söyledi.
Türkiye'nin otoriterleştirildiğini ileri süren Öztürk, paketlerin ifade özgürlüğünü sağlamadığını, buna Fazıl Say'a verilen cezanın örnek olduğunu söyledi. AİHM'in Türkiye'de tutuklama nedenlerinin doğru olmadığına vurgu yaptığını ve sürelerin makul olmadığına karar verdiğini belirten Öztürk, ''8 milletvekili hala tutuklu. Silivri'de yatanlar yatsınlar ama KCK'den tutuklu 5 milletvekili var. O davada sıradan vatandaşlar bırakılıyor. Sıradan insanların delilleri karartmayacağı ya da kaçmayacaklarına karar verilirken milletvekilleri serbest kalmıyor. Milletvekilleri için kaçar, delilleri karatır demek isteniyor'' dedi.
Ergenekon davasında sanıklara savunmalarını yapması için çeşitli süreler verildiğini belirten Öztürk, ''Yasada savunma süresi var mı- Savunma kısıtlanamaz. İster fiili 10, ister 50 yıl olsun. Türkiye'de hukuk, adalet, bağımsız yargı olmayınca Silifke'deki Akdeniz foklarını da etkiliyor. Silifke'deki 3 termik santral yapılması öngörülüyor. Ayrıca 2 çimento fabrikası yapılacak. Halk bunları istemiyor. Termik santral için kömür Güney Afrika'dan gelecek. Bunun için ikinci liman yapılıyor. Limanın yerinde fok balıklarının yuvalarının olduğu mağara ağızları kapatılıyor. 'Çevrecinin daniskasıyım' diyen Başbakan'ı göreve davet ediyorum. Foklar tehlikede...'' diye konuştu.
Tasarının birinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen ve mahkemelerin ihtisaslaşmasını öngören yasa tasarısının ikinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
''Temel kanun'' olarak ele alınan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sürüyor.
Tasarının ikinci bölümü üzerinde CHP Grubu adına konuşan Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk, düzenlemeyle kanuna aykırı eğitim kurumlarına af getirildiğini belirterek, Cumhuriyet değerlerine aykırı eğitim kurumları açılamayacağını söyledi. Bunun laiklik ve eğitimin birliği ilkesine, Anayasaya ve devrim kanunlarına aykırılık oluşturduğunu ifade eden Köktürk, ''Devletin görevi yasaya aykırı eğitim kurumunu yaşatmak değil, tümüyle ortadan kaldırmak olmalı. Bu, tüm devlet organlarının asli yükümlülüğüdür'' dedi.
Köktürk, iktidar eliyle atılan hamleleri gördüklerini, atılan adımların arkasındaki güçler kimler ne olursa olsun hedeften amaca ulaşılmasına müsaade etmeyeceklerini, Cumhuriyetin kazanımlarını ne pahasına olursa olsun koruyacaklarını söyledi.
MHP Elazığ Milletvekili Enver Erdem, kanuna aykırı eğitim kurumlarına yönelik düzenlemeyle ilgili olarak ''Terör örgütünün kontrolünde okullar mı açılacak, bunun sözü mü verildi- Terörist başıyla gizli müzakereler devam ediyor, onun talimatları yasalaştırılıyor. Her düzenlemeyle milletin birlik ve beraberliğine hançer iniyor'' diye konuştu.
AK Parti İstanbul milletvekili Bülent Turan, kanuna aykırı eğitim kurumlarına yönelik düzenleme konusunda muhalefetin içini ferah tutmasını isteyerek, ''Çok korkulacak bir durum yok. 3 aylık hapis cezasının kaldırılmasıyla ne Cumhuriyet yıkılır ne de tevhidi tedrisat. 3 ay ceza kalktı diye hurra herkes çocuklarını kaçak eğitim kurumlarında okulla başlatacak mı- Böyle bir şey yok. Kim 3 aylık cezadan korkup bundan kaçar. Silivri'den başka herkese hapis öngörmeniz anlaşılır bir şey değil. Kadı ki bunun cezası 2004 yılında indirildiğinde koşarak Anayasa Mahkemesine gittiniz. Yüksek mahkeme ise makul düzenleme olduğuna karar verdi. Mahkeme size hukuk dersi vermiş'' görüşünü ifade etti.
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, düzenlemenin ''reform niteliğinde'' olduğunu, yüksek yargının denetim kalitesini yükseltmek, içtihat istikrarını korumak, yargıya güveni artırmayı amaçladığını söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, düzenlemenin reform olduğu görüşüne katılmadığını ifade ederek, ''Tutuklu ve hükümlüler sizin emanetinizdir. Reform insan haklarının verilmesiyle olur. Bir mahkeme 'bu insan hasta, ölüyor' diyorsa, Adli Tıp bunu 45 gün hastaneye götürmüyorsa, reform bunun neresinde- Bu adam ölürse, sorumlusu kim- 15 gün geçti, iki kelimelik rapor vereceksiniz. Hasta insan, hesap veremez'' dedi.
Tasarının ikinci bölüm üzerinde görüşmeler tamamlandı.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DÖKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
AK Parti Malatya Milletvekili Mustafa Şahin, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümünün 20. yılı dolayısıyla yaptığı gündemdışı konuşmada, Özal'ın düşünce, din ve vicdan ile teşebbüs hürriyetlerinin yolunu açtığını, İslami kimliğini evrensel değerlerle buluşturduğunu söyledi.
Özal'ın, devleti ve özel sektörü çok iyi bilen, halkın içinden gelen, düşünce ve aksiyon adamı olduğunu kaydeden Şahin, yaptığı değişim ve dönüşümlerin bazı kesimleri rahatsız ettiğini belirtti. Şahin, ''Siyasi hayatımızda sabır, metanet ve dik duruşu sergilemiş, tabuları yıkarak değişim ve yeniliğe açık bakış açısıyla olaylara bakmıştır. Ayrıca yapısal reformlara imza atan, yerleşik kuralları alt üst eden, hayatını milletine adayan ve bu uğurda hayatını veren bir kişiydi. Ölümüyle ilgili iddiaların zamanaşımına uğramaması için hazırlanan iddianamenin kabulü bizi umutlandırmıştır'' diye konuştu.
Başkanvekili Sağlam da Başkanlık Divanı olarak Özal'ı saygı ve sevgiyle andıkların söyledi.
CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker, gündemdışı konuşmasını, bir hastasının yakını tarafından öldürülen Doktor Ersin Arslan'ın birinci ölüm yıl dönümüne ayırdı. Yakasında ''Böyle sağlık istemi olmaz, bu şiddet sona Ersin'' yazısıyla kürsüye çıkan Şeker, ''Doktor Arslan'ı asıl öldüren sistemdir. Sağlıkta dönüşüm sistemi sorunsuz değil. Vatandaş uzun kuyruklar ve katkı paylarıyla hayal kırıklığına uğrarken, doktorların iş yükü arttı. Doktor bir günde 200-230 hastaya bakmaya zorlanıyor. Sistem iki tarafı da mutsuz, umutsuz ve mağdur ediyor. Sonuçta hasta ile doktor karşı karşıya geliyor'' dedi.
Arslan'ın ölümünden sonra geçen bir yıllık sürede sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin hız kesmeden devam ettiğini savunan Şeker, ''Çalışanların yüzde 60'ının saldırıya uğradığı başka bir meslek gösterebilir misiniz- Şiddet uygulayanlar tutuksuz yargılanmak üzere serbest kalıyor. Bu konuda hazırladığım kanun teklifine, başka Ersin'lerin ölmemesi için destek verin'' diye konuştu.
CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı da oturduğu yerden söz alarak, Ersin Arslan'ın katledilişinin birinci yıl dönümü olduğunu ifade etti. Atıcı, Sağlıkta Dönüşüm Programı nedeniyle hekimlerin öldürüldüğünü, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin 17 kart arttığını belirtti. ''Başbakan ve Sağlık Bakanı'nın söylemlerine dikkat etmesini'' isteyen Atıcı, Sağlıkta Dönüşüm Sistemi'nin gözden geçirilerek ıslah edilmesi gerektiğini savundu.
Atıcı ve bazı CHP'li milletvekilleri, kalp şeklinde ve üzerinde ''Böyle sağlık sistemi olmaz. Bu şiddet sona Ersin'' yazılı pankartları gösterdi.
AK Parti Kütahya Milletvekili Vural Kavuncu, Dicle Üniversitesi'nde yaşanan adli bir olayın siyasi bir olay gibi gösterildiğini, bazılarının bundan nemalanmaya çalıştığını ifade etti.
TBMM Genel Kurulu'nda, BDP'nin, üniversitelerde yaşanan olaylarla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi ele alındı. Partisinin önerisi üzerine söz alan Hakkari Milletvekili Adil Kurt, üniversitelerde öğrenciler arasında meydana gelen olayları Meclis'in acilen gündemine alması gerektiğini söyledi. Kurt, ''Bu olayların önüne geçilmez ise hep birlikte kaybederiz. Öncelikle üniversitelerdeki antidemokratik uygulamalara son verilmeli. Öğrenciler protesto haklarını kullanabilmeli. Bu atmosferi oluşturursak üniversitedeki sorunların önüne geçebiliriz. Buna rağmen yine baskı yine polis yine şiddet var'' dedi.
AK Parti Kütahya Milletvekili Vural Kavuncu, Dicle Üniversitesi'nde yaşanan adli bir olayın siyasi bir olay gibi gösterildiğini ve bazılarının bundan nemalanmaya çalıştığını ifade etti.
BDP'nin önergesinin gerekçesinde Kürt öğrencilerin haklarından bahsedildiğine dikkati çeken Kavuncu, bunun bir ayrımcılık, ötekileştirme olduğunu dile getirdi. Kavuncu, ''Biz siyasetçiler son dönemlerde vatandaşların gerisinde kaldık. Vatandaşların bu süreçteki olgunlukları bizden daha ileride. Kimse gençleri piyon olarak kullanmamalı. Ayrımcılık, ötekileştirme politikaları son buldu. Ülkemiz barış iklimindedir' diye konuştu.
CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, üniversitelerde yavaş yavaş tansiyonun yükseldiğine, öğrencilerin anne babalarının yeniden endişelenmeye başladığına işaret etti. İktidarın söz konusu araştırma önergesine destek vermesini isteyen Özel, ''Yarın bir üniversite birbirine girerse, ne taraftan olursa olsun, öğrencilerin gömlekleri kana bulanırsa, emin olun Başbakanlık'tan talimat gelecek, sonra kendiniz önerge hazırlayıp vereceksiniz. Gelin o yiğitliği bugün yapın'' dedi.
Yerinden söz alan BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın, Kürt sorunu konusunda ezberleri bozan cesur politikaları devreye koymaya çalıştığını, bu nedenle öldürüldüğünü düşündüklerini belirtti. Baluken, konuyla ilgili sır perdesinin kaldırılması gerektiğini ifade etti.
BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin yerel basının sorunlarıyla ilgili grup önerisi kabul edilmedi.
MHP, TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanmaması üzerine, yerel basının sorunlarıyla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesini içeren önerisini Genel Kurul'a taşıdı. Öneri lehinde konuşan CHP İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, son zamanlarda basında önemli isimlerin işini kaybettiğini söyledi.
Yerel medyanın zor şartlarda yaşamını sürdürdüğünü, ilanlarla ayakta kaldığını belirten Aslanoğlu, Basın İlan Kurumu Yasası'nın değiştirilmesi gerektiğini savundu. Birilerinin Meclis'e gelen yasayı geri çektirdiğini ileri süren Aslanoğlu, yerel televizyon kanallarına da ilan alma imkanı tanınmasını istedi.
Frekans ihalesinin radyolarla birlikte ele alındığını, ancak yıllarca emek veren kurumların saf dışı bırakıldığını ileri süren Aslanoğlu, ''Türkiye'de en disiplinsiz, başı boş, birilerine çamur atmak isteyenlerin kurduğu internet siteleri var. Bunlar disipline edilmeli. Kimsenin kimseye çamur atmaya hakkı yok. Bunu disipline edemiyorsa yazıklar olsun devlete. Benim onurumla oynamaya kimsenin hakkı yok'' dedi.
BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Terörle Mücadele Yasası'nın basın alanında özgürlükleri kısıtladığını, şu anda 70 gazetecinin gazetecilik faaliyetinden dolayı cezaevinde olduğunu ileri sürdü. Türkiye'de basının tekelleştiğini, patronların denetiminde olduğunu savunan Tuncel, patronun çıkarı kimden yanaysa basın kurumunun ona uygun yayıncılık yaptığını söyledi. Basında örgütlenmenin ciddi bir sorun olduğunu belirten Tuncel, konuyu tüm yönleriyle ele alan bir Meclis araştırma komisyonu kurulmasını desteklediklerini söyledi.
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, üç büyük kentteki gazeteciler cemiyeti dışında kalan Anadolu'daki gazete cemiyetlerinin Basın İlan Kurumu gelirlerinden hakkaniyet ölçüsünde pay alamadığını belirterek, bunun Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, bu haksızlığın giderilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyledi.
AK Parti Konya Milletvekili İlhan Yerlikaya, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, AK Parti iktidarında izlenen politikayla medyada çoğulculuğun sağlandığını, yeni teknolojilerin de bunu kolaylaştırdığını belirterek, ''Basın özgürlüğünü sonuna kadar destekliyoruz. Ama basının silah ya da şantaj olarak kullanılmasına karşıyız. Bu konuda biz de mağduruz. Bununla ilgili görev yargınındır. Medya da özgürlüğü istismar etmemeli'' dedi.
Yıllardır yapılamayan frekans ihalesinin iki günden beri gerçekleştirildiğine işaret eden Yerlikaya, kimseye haksızlık yapılmadığını söyledi. Yerlikaya, AK Parti iktidarında yerel basına eşit ve belirli kriterlere göre önemli destekler verildiğini kaydetti.
Konuşmaların ardından MHP grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurul'da, CHP'nin, yağlı tohum politikası ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi görüşüldü. Öneri üzerine söz alan CHP Mersin Milletvekili Vahap Seçer, Türkiye'de GDO'lu gıdaların sınırdan rahatlıkla geçirildiğini ve raflarda yerini aldığını öne sürdü. Şeçer, ülkede ne kadar GDO'lu ürün bulunduğunu ve tüketildiğini ilgili Bakanlıkların bile bilmediğini, bu konuda yeterli laboratuvarların da bulunmadığını ileri sürdü.
Türkiye'nin yağlı tohum ithalatına ciddi miktarda para ödediğini belirten Seçer, bu bedelin 2011 yılında 3.1, 2012 yılında 3.7 milyar dolar olduğunu kaydetti. Seçer, hükümetin bu konuda önlem alması gerektiğini söyledi.
AK Parti Kars Milletvekili Yunus Kılıç, tarımda bazı ürünlerdeki ithalatın neden arttığı sorusunun yanıtını ararken, ihracat rakamlarını da değerlendirmek gerektiğine işaret etti. Kılıç, 2002 yılında 4 milyar dolarlık tarımsal ihracat yapan Türkiye'nin, şimdi 17.5 milyar dolarlık ihracat yaptığını belirtti. Yunus Kılıç, Türkiye'nin dünyadan tarımsal ürün aldığını ancak katma değeri yüksek ürünler elde edip dünyaya da sattığını dile getirdi.
CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Daha sonra danışma kurulu önerisi görüşüldü. Kabul edilen öneriye göre, Genel Kurul, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve TBMM'nin açılışının 93. yıl dönümü dolayısıyla 23 Nisan Salı günü saat 14.00'te özel gündemle toplanacak.
Genel Kurul'da, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Öngören Kanun Tasarısı'nın bölümleri üzerinde görüşmeye geçildi.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, her davanın kendi şartları içerisinde değerlendirildiğini belirterek, tutuklu kalınacak süre konusundaki kararın mahkemelerin takdirinde olduğunu söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda, mahkemelerin ihtisaslaşmasını öngören, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sürüyor. Ergin, ''temel kanun'' olarak görüşülen tasarının birinci bölümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz'ın ''Son 1 ayda 101 KCK tutuklusu tahliye olurken, Ergenekon ve Balyoz gibi siyasi nitelikli davalarda niye tahliyeler olmuyor?'' sorusuna Ergin, şu karşılığı verdi:
''Bildiğim kadarıyla siz de avukatlık yaptınız. Her dava kendi şartları içinde değerlendirilir. İddianamede sanıklarla ilgili tanzim edilen ceza maddeleri, talep edilen ceza miktarları, davanın mahiyeti, yargılanan kişilerin özel durumları da tutuklu kalıp kalmayacaklarında özel önemi olan hususlardır. KCK soruşturmalarında, yargılamalarında sanıkların yargılamasını istediği maddelerin ceza limitleri ile adı geçen davalardaki ceza limitleri arasındaki farkı, benim size ayrıca hatırlatmama gerek yok. Bunları bilmediğinizi asla kabul etmem. Burada takdir mahkemelerindir. Bir örgüte üye olmak davasındaki tutuklu kalınacak süre ile müebbetle yargılamalarda tutuklanacak süre arasında fark olmasında, hukuken garipsenecek durum olmadığını düşünüyorum.''
CHP'li Yılmaz'ın ''BDP'li Gültan Kışanak'ın grup toplantısında 'Kürdistan'dan gelen dernekler' diyor. Ülkemizde Kürdistan diye bir yer mi var-'' sorusuna Ergin, ''Ben bu ifadeyi tasvip etmem. Ama Sayın Kışanak milletvekilidir. Bunu söylemişse sorunun muhatabı kendisidir. Türkiye'de dört bir coğrafyanın her tarafı bu ülkenin bayrağı altında, bu ülkenin parçasıdır. O coğrafyada yaşayan insanların etnik kökenleri, inançları, mezhepleri, sosyal katmanlarına bulunuş tarzlarına göre yöre adları belirlenmez ama devlet yönetimi de ülkesinin dört bir köşesindeki vatandaşına aynı sıcaklık ve aynı kucaklayıcılıkta yaklaşan yönetimdir, çağdaş modern devletler...'' dedi.
Ergin, hizmete sundukları adliye saraylarının 160'ı aştığını, bunların kapalı alan itibarıyla 2002'ye kadar yapılanların dört katından fazla alana ulaştığını söyledi. Fiziki mekan olarak Türk yargı sisteminin problemlerini önemli şekilde gidermiş durumda olduklarını anlatan Ergin, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi'nin sorunlarının çözüldüğünü, Yargıtay için yer tahsisi yapıldığını, proje ve ruhsat çalışmalarından sonra Yargıtay'ın da fiziki mekan sorununun çözüleceğini anlattı.
''Böylece yargı sisteminin fiziki mekanla ilgili sorunu çözülecek'' diyen Ergin, teknik altyapıda da önemli gelişmeler yaşandığını, UYAP bilişim sistemi ile yargı sisteminin birbiriyle entegre vaziyette, hem ilk derece hem de yüksek mahkemelerin entegre durumda olduğunu kaydetti. Ergin, bilişim teknolojilerinin 2002 ile kıyaslanmayacak şekilde mükemmel noktaya taşındığına işaret ederek, ''Avrupa Konseyi'ne üye ülkeler içinde yargı alanında bilişim teknolojisini en yüksek oranda kullanan ülke Türkiye şu anda'' dedi.
HSYK kararlarının yargı denetimine açılmasının 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliğiyle sağlandığını hatırlatan Ergin, ''Meslekten ihraç kararları yargı denetimine açılmıştır. Bu ağır bir sonuç olan meslekten ihracın bir de ayrıca mahkemelerin denetiminden geçmesini öngören doğru bir yaklaşımdı'' diye konuştu.
Türkiye'de tutuklu yargılama oranlarında çok önemli ve ciddi değişimler olduğunu kaydeden Ergin, hem Yargıtay hem de AİHM içtihatları karşısında ''hükmen tutuklu'' diye bir sınıf olmadığını, bunların ilk derece mahkemesi kararını verdikten sonra hükümlü statüsünde değerlendirildiğini söyledi. Ergin, ''Bunu da hesaba kattığında 2002-2012 arasındaki kıyaslamada yarı yarıya yakın bir azalma söz konusudur. Türkiye'de cezaevlerinde bulunan her 100 kişinin 50,4'ü tutukluydu 2001 yılında. 2002'de cezaevi mevcudu 59 bin olabilir ama 2001 affından dolayı en dip yaptığı rakamdır. Oysa 1999 rakamlarına bakarlarsa cezaevlerinde 70 binleri bulan mevcutlar var. Yeni TCK ile suç ve suçlulukla mücadele önemli ölçüde kolaylaştırıldı ve cezaevinde kalış süreleri artırılmıştır. 2005 öncesinde 100 gün ceza alan bir kişi, 40 gün yatıp şartlı tahliye olabiliyordu'' dedi.
Tasarının birinci bölümü üzerinde konuşan MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, adalete olan güvenin sürekli azaldığını belirterek, ''Adalet herkese lazım. Adaletle çok oynamayın. Çünkü gün gelecek size de lazım olacak'' dedi.
İktidarın ''çözüm süreci'' adı altında yürüttüğü sürece işaret eden Erdoğan, ''Bölücü terör örgütünün açtıracağı okullara nasıl engel olacaksınız- Akil adamlar diye bu milletin değerleri hakkında saçmalayan 63 kişiyi sokağa saldınız. 'Öcalan Bodrum'a paşa yapılsın' deniyor. Paşaların niçin içeriye alındığı belli. Kanunsuz emir verme yetkisini kim veriyor size, bu cüreti nereden alıyorsunuz- Bu süreci Başbakan dışında kimsenin bilmediği söyleniyor. Başbakan da insandır, ona bir şey olursa ne olacak- Lütfen aklınızı başınıza alın'' görüşünü savundu.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, her yargı paketinden sonra haksızlık ve hukuksuzlukların daha da arttığını ileri sürerek, tasarının 4. Yargı Paketi'nin bir parçası olduğunu ancak toplumdaki beklentileri karşılamayacağını söyledi.
Türkiye'nin otoriterleştirildiğini ileri süren Öztürk, paketlerin ifade özgürlüğünü sağlamadığını, buna Fazıl Say'a verilen cezanın örnek olduğunu söyledi. AİHM'in Türkiye'de tutuklama nedenlerinin doğru olmadığına vurgu yaptığını ve sürelerin makul olmadığına karar verdiğini belirten Öztürk, ''8 milletvekili hala tutuklu. Silivri'de yatanlar yatsınlar ama KCK'den tutuklu 5 milletvekili var. O davada sıradan vatandaşlar bırakılıyor. Sıradan insanların delilleri karartmayacağı ya da kaçmayacaklarına karar verilirken milletvekilleri serbest kalmıyor. Milletvekilleri için kaçar, delilleri karatır demek isteniyor'' dedi.
Ergenekon davasında sanıklara savunmalarını yapması için çeşitli süreler verildiğini belirten Öztürk, ''Yasada savunma süresi var mı- Savunma kısıtlanamaz. İster fiili 10, ister 50 yıl olsun. Türkiye'de hukuk, adalet, bağımsız yargı olmayınca Silifke'deki Akdeniz foklarını da etkiliyor. Silifke'deki 3 termik santral yapılması öngörülüyor. Ayrıca 2 çimento fabrikası yapılacak. Halk bunları istemiyor. Termik santral için kömür Güney Afrika'dan gelecek. Bunun için ikinci liman yapılıyor. Limanın yerinde fok balıklarının yuvalarının olduğu mağara ağızları kapatılıyor. 'Çevrecinin daniskasıyım' diyen Başbakan'ı göreve davet ediyorum. Foklar tehlikede...'' diye konuştu.
Tasarının birinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen ve mahkemelerin ihtisaslaşmasını öngören yasa tasarısının ikinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
''Temel kanun'' olarak ele alınan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sürüyor.
Tasarının ikinci bölümü üzerinde CHP Grubu adına konuşan Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk, düzenlemeyle kanuna aykırı eğitim kurumlarına af getirildiğini belirterek, Cumhuriyet değerlerine aykırı eğitim kurumları açılamayacağını söyledi. Bunun laiklik ve eğitimin birliği ilkesine, Anayasaya ve devrim kanunlarına aykırılık oluşturduğunu ifade eden Köktürk, ''Devletin görevi yasaya aykırı eğitim kurumunu yaşatmak değil, tümüyle ortadan kaldırmak olmalı. Bu, tüm devlet organlarının asli yükümlülüğüdür'' dedi.
Köktürk, iktidar eliyle atılan hamleleri gördüklerini, atılan adımların arkasındaki güçler kimler ne olursa olsun hedeften amaca ulaşılmasına müsaade etmeyeceklerini, Cumhuriyetin kazanımlarını ne pahasına olursa olsun koruyacaklarını söyledi.
MHP Elazığ Milletvekili Enver Erdem, kanuna aykırı eğitim kurumlarına yönelik düzenlemeyle ilgili olarak ''Terör örgütünün kontrolünde okullar mı açılacak, bunun sözü mü verildi- Terörist başıyla gizli müzakereler devam ediyor, onun talimatları yasalaştırılıyor. Her düzenlemeyle milletin birlik ve beraberliğine hançer iniyor'' diye konuştu.
AK Parti İstanbul milletvekili Bülent Turan, kanuna aykırı eğitim kurumlarına yönelik düzenleme konusunda muhalefetin içini ferah tutmasını isteyerek, ''Çok korkulacak bir durum yok. 3 aylık hapis cezasının kaldırılmasıyla ne Cumhuriyet yıkılır ne de tevhidi tedrisat. 3 ay ceza kalktı diye hurra herkes çocuklarını kaçak eğitim kurumlarında okulla başlatacak mı- Böyle bir şey yok. Kim 3 aylık cezadan korkup bundan kaçar. Silivri'den başka herkese hapis öngörmeniz anlaşılır bir şey değil. Kadı ki bunun cezası 2004 yılında indirildiğinde koşarak Anayasa Mahkemesine gittiniz. Yüksek mahkeme ise makul düzenleme olduğuna karar verdi. Mahkeme size hukuk dersi vermiş'' görüşünü ifade etti.
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, düzenlemenin ''reform niteliğinde'' olduğunu, yüksek yargının denetim kalitesini yükseltmek, içtihat istikrarını korumak, yargıya güveni artırmayı amaçladığını söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, düzenlemenin reform olduğu görüşüne katılmadığını ifade ederek, ''Tutuklu ve hükümlüler sizin emanetinizdir. Reform insan haklarının verilmesiyle olur. Bir mahkeme 'bu insan hasta, ölüyor' diyorsa, Adli Tıp bunu 45 gün hastaneye götürmüyorsa, reform bunun neresinde- Bu adam ölürse, sorumlusu kim- 15 gün geçti, iki kelimelik rapor vereceksiniz. Hasta insan, hesap veremez'' dedi.
Tasarının ikinci bölüm üzerinde görüşmeler tamamlandı.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DÖKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
