2012-11-27 - 11:44
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Avrupa Birliği?nin işbirliği ile hayata geçirilen Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi çerçevesinde düzenlenen Hoşgörü Sempozyumu'nun birinci oturumuna, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Nabi Avcı, Fransa Parlamentosu?ndan senatör Nathalie Goulet ve Viyana Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Susanne Heine konuşmacı olarak katıldı. Sempozyumun, Avusturya-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Harun Karaca?nın moderatörlüğünü yaptığı ikinci oturumunda ise, Türkiye ve Avrupa Birliği arasında ortak değerlere dayalı köprüler kurulması tartışıldı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Avrupa Birliği?nin işbirliği ile hayata geçirilen Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi çerçevesinde düzenlenen ?Hoşgörü Sempozyumu? Avusturya?nın başkenti Viyana?da başladı.
Sempozyumun Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Grubu Başkanı Nursuna Memecan?ın moderatörlügünü yaptığı birinci oturumuna, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Nabi Avcı, Fransa Parlamentosu?ndan senatör Nathalie Goulet ve Viyana Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Susanne Heine?nin konuşmacı olarak katıldı.
AKPM Türk Grubu Başkanı Nursuna Memecan konuşmasında hoşgörünün katlanma anlamını da içerdiğini belirterek, ?Toplumlarda hoşgörüden çok, eşitliğe dayalı saygı anlayışının gelişmesine ihtiyaç var. Ancak birbirimize kayıtsız şartsız saygı duyduğumuz zaman daha huzurlu toplumlarda yaşama şansı bulabiliriz? değerlendirmesini yaptı. Avrupa Birliği?nin temel değerleri arasında sayılabilecek ?çeşitlilikte bütünleşme? anlayışının ideal bir toplum için iyi bir temel oluşturabileceğini kaydeden Memecan, bugünlerde Avrupalı parlamenterlerin bir çok farklı nedenlerle bu ilkeyi hatırlamamayı tercih ettiğini de belirtti.
TBMM Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Nabi Avcı da konuşmasında Türk vatandaşlarının Avrupa Birliği?ne duyduğu inancın ve birlik üyesi olma isteğinin her geçen gün azaldığına dikkat çekti. Bu durumun tek nedeninin birlik ülkelerinde derinleşen ekonomik kriz olmadığını da ifade eden Avcı, ?Bu algıda, Avrupa kamuoyunu biçimlendirenlerin tutumunun büyük sorumluluğu var. Biz Türkiye olarak karşılıklı anlayışın geliştirilmesi için üzerimize düşeni Avrupa Birliği?nden çok daha fazla yaptık. Bunu zaman zaman kendi zenginliklerimizden vazgeçmek pahasına yaptık. Ama Avrupalı dostlarımızda aynı gayreti göremiyoruz? dedi.
Oturumun ikinci konuşmacısı, Viyana Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr Susanne Heine de toplumların birbirini anlayabilmesi için ön şartın yeterli bilgi olduğunu vurguladı. Herkesin kendi kimliğini koruyarak kabul göreceği bir toplumda yaşamasının büyük önem taşıdığını belirten Heine, farklı dinler konusunda bilgi sahibi olmadan yorum yapma anlayışının da kültürler arası diyaloğa zarar veren unsurlardan biri olduğunu söyledi.
Fransa Parlamentosu?ndan Senatör Nathalie Goulet ise konuşmasında, Avrupa Birliği?nin bugün hastalıklı bir yapı haline geldiğini söyledi. Goulet, ?Avrupa Birliği bir değerler krizinden geçiyor. Her geçen gün daha fazla hoşgörüsüzlük ve bencillik ortaya çıkıyor. Uyumlu bir toplum yaratmamız gerekirken herkes kendi amacı çerçevesinde toplumu bölüyor? değerlendirmesini yaptı. Suriye?de, Yukarı Karabağ?da yaşananlar karşısında Avrupa Birliği?nin sessiz kaldığına da işaret eden Goulet, hoşgörünün birlik için ulaşılması çok uzak bir hedef olarak göründüğünü kaydetti.
Oturumun müzakere bölümünde söz alan AK Parti Şanlıurfa milletvekili Abdülkerim Gök de, insanlığın ortak değerlerinin bir ülkeyi idare edenler tarafından uygulanmaması durumunda, bu değerlerin fazla anlamı kalmadığına işaret etti. Gök, Türkiye?nin Ortadoğu?yla ilgili izlediği siyasetin, diğer bir çok ülkenin aksine çıkarları değil, değerleri temel aldığını sözlerine ekledi.
Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi çerçevesinde Viyana?da gerçekleştirilen ?Hoşgörü? başlıklı sempozyumun Avusturya-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Harun Karaca?nın moderatörlüğünü yaptığı ikinci oturumunda ise, Türkiye ve Avrupa Birliği arasında ortak değerlere dayalı köprüler kurulması tartışıldı.
Oturumun ilk konuşmacısı, Avusturya Parlamentosu Milletvekili Alev Korun, ayrımcılığın ve önyargının önemli bir sorun olduğunu, yalnızca Müslümanlara karşı değil, her toplumda kendisinden farklı inanca sahip insanlara yönelik önyargıların bulunduğunu belirtti. Korun, Türkiye ve Avrupa Birliği?nin ortak değerleri temel alarak önyargıları nasıl yıkabileceği üzerinde çalışılması gerektiğini ifade etti.
Avusturya Parlamentosu Milletvekili Christine Marek de, Avusturya?nın asimilasyona karşı çıkan ancak entegrasyonu destekleyen bir politika izlediğini anlattı. Marek, ?Kimseden kendi dilinden, kültüründen vazgeçmesini isteyemeyiz. Ama önceliği yaşadığımız ülkenin diline vermeliyiz. Yoksa eşit fırsat şansımız olmaz? değerlendirmesini yaptı.
Avusturya İslam Cemaati Başkanı Dr. Fuat Sanaç ise, toplam nüfusu 8 milyon olan Avusturya?da 500 bin civarında Müslüman?ın yaşadığına dikkat çekti. Bugün Avrupa Birliği?nin yaşadığı gibi kriz dönemlerinde popülizmin yükseldiğini vurgulayan Sanaç, ?Bizler yaşanan sıkıntıların dinler arası çatışmalar haline gelmesini önlemek için çalışmalıyız? dedi.
Kültürler Arası Diyalog Koordinatörü, Avrupa Yahudi Parlamentosu üyesi Vital Denis Ojalvo Öner de konuşmasında Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde farklı etnik grupların yüzyıllarca barış içinde birlikte yaşadığını hatırlattı. Anadolu Türk kültürünün hümanist köklerinin çok derin olduğuna işaret eden Öner, bugün dünyanın ihtiyaç duyduğu ortak değerlerin oluşturulması açısından Türk kültürünün bütün diğer kültürlerden daha elverişli unsurlara sahip olduğunu söyledi.
Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Müsteşarı Erwan Martel ise, bugün tüm dünyada ayrımcılık ve ırkçılık eğilimleriyle süren bir mücadele olduğuna işaret etti. Martel, ?Avrupa Birliği üyeleri ve aday ülkeler de bu konuda güçlerini birleştirerek ortak bir mücadele vermeli. Çeşitlilikte zenginliği bulacağımız ortak bir kültürü birlikte inşa edebiliriz? ifadesini kullandı.
Sempozyum katılımcıları Viyana?da ayrıca, Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı ile Viyana Başpiskoposluğu Hristiyan-Müslüman İlişkileri Merkezi?ni de ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldılar.
Sempozyumun Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Grubu Başkanı Nursuna Memecan?ın moderatörlügünü yaptığı birinci oturumuna, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Nabi Avcı, Fransa Parlamentosu?ndan senatör Nathalie Goulet ve Viyana Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Susanne Heine?nin konuşmacı olarak katıldı.
AKPM Türk Grubu Başkanı Nursuna Memecan konuşmasında hoşgörünün katlanma anlamını da içerdiğini belirterek, ?Toplumlarda hoşgörüden çok, eşitliğe dayalı saygı anlayışının gelişmesine ihtiyaç var. Ancak birbirimize kayıtsız şartsız saygı duyduğumuz zaman daha huzurlu toplumlarda yaşama şansı bulabiliriz? değerlendirmesini yaptı. Avrupa Birliği?nin temel değerleri arasında sayılabilecek ?çeşitlilikte bütünleşme? anlayışının ideal bir toplum için iyi bir temel oluşturabileceğini kaydeden Memecan, bugünlerde Avrupalı parlamenterlerin bir çok farklı nedenlerle bu ilkeyi hatırlamamayı tercih ettiğini de belirtti.
TBMM Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Nabi Avcı da konuşmasında Türk vatandaşlarının Avrupa Birliği?ne duyduğu inancın ve birlik üyesi olma isteğinin her geçen gün azaldığına dikkat çekti. Bu durumun tek nedeninin birlik ülkelerinde derinleşen ekonomik kriz olmadığını da ifade eden Avcı, ?Bu algıda, Avrupa kamuoyunu biçimlendirenlerin tutumunun büyük sorumluluğu var. Biz Türkiye olarak karşılıklı anlayışın geliştirilmesi için üzerimize düşeni Avrupa Birliği?nden çok daha fazla yaptık. Bunu zaman zaman kendi zenginliklerimizden vazgeçmek pahasına yaptık. Ama Avrupalı dostlarımızda aynı gayreti göremiyoruz? dedi.
Oturumun ikinci konuşmacısı, Viyana Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr Susanne Heine de toplumların birbirini anlayabilmesi için ön şartın yeterli bilgi olduğunu vurguladı. Herkesin kendi kimliğini koruyarak kabul göreceği bir toplumda yaşamasının büyük önem taşıdığını belirten Heine, farklı dinler konusunda bilgi sahibi olmadan yorum yapma anlayışının da kültürler arası diyaloğa zarar veren unsurlardan biri olduğunu söyledi.
Fransa Parlamentosu?ndan Senatör Nathalie Goulet ise konuşmasında, Avrupa Birliği?nin bugün hastalıklı bir yapı haline geldiğini söyledi. Goulet, ?Avrupa Birliği bir değerler krizinden geçiyor. Her geçen gün daha fazla hoşgörüsüzlük ve bencillik ortaya çıkıyor. Uyumlu bir toplum yaratmamız gerekirken herkes kendi amacı çerçevesinde toplumu bölüyor? değerlendirmesini yaptı. Suriye?de, Yukarı Karabağ?da yaşananlar karşısında Avrupa Birliği?nin sessiz kaldığına da işaret eden Goulet, hoşgörünün birlik için ulaşılması çok uzak bir hedef olarak göründüğünü kaydetti.
Oturumun müzakere bölümünde söz alan AK Parti Şanlıurfa milletvekili Abdülkerim Gök de, insanlığın ortak değerlerinin bir ülkeyi idare edenler tarafından uygulanmaması durumunda, bu değerlerin fazla anlamı kalmadığına işaret etti. Gök, Türkiye?nin Ortadoğu?yla ilgili izlediği siyasetin, diğer bir çok ülkenin aksine çıkarları değil, değerleri temel aldığını sözlerine ekledi.
Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi çerçevesinde Viyana?da gerçekleştirilen ?Hoşgörü? başlıklı sempozyumun Avusturya-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Harun Karaca?nın moderatörlüğünü yaptığı ikinci oturumunda ise, Türkiye ve Avrupa Birliği arasında ortak değerlere dayalı köprüler kurulması tartışıldı.
Oturumun ilk konuşmacısı, Avusturya Parlamentosu Milletvekili Alev Korun, ayrımcılığın ve önyargının önemli bir sorun olduğunu, yalnızca Müslümanlara karşı değil, her toplumda kendisinden farklı inanca sahip insanlara yönelik önyargıların bulunduğunu belirtti. Korun, Türkiye ve Avrupa Birliği?nin ortak değerleri temel alarak önyargıları nasıl yıkabileceği üzerinde çalışılması gerektiğini ifade etti.
Avusturya Parlamentosu Milletvekili Christine Marek de, Avusturya?nın asimilasyona karşı çıkan ancak entegrasyonu destekleyen bir politika izlediğini anlattı. Marek, ?Kimseden kendi dilinden, kültüründen vazgeçmesini isteyemeyiz. Ama önceliği yaşadığımız ülkenin diline vermeliyiz. Yoksa eşit fırsat şansımız olmaz? değerlendirmesini yaptı.
Avusturya İslam Cemaati Başkanı Dr. Fuat Sanaç ise, toplam nüfusu 8 milyon olan Avusturya?da 500 bin civarında Müslüman?ın yaşadığına dikkat çekti. Bugün Avrupa Birliği?nin yaşadığı gibi kriz dönemlerinde popülizmin yükseldiğini vurgulayan Sanaç, ?Bizler yaşanan sıkıntıların dinler arası çatışmalar haline gelmesini önlemek için çalışmalıyız? dedi.
Kültürler Arası Diyalog Koordinatörü, Avrupa Yahudi Parlamentosu üyesi Vital Denis Ojalvo Öner de konuşmasında Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde farklı etnik grupların yüzyıllarca barış içinde birlikte yaşadığını hatırlattı. Anadolu Türk kültürünün hümanist köklerinin çok derin olduğuna işaret eden Öner, bugün dünyanın ihtiyaç duyduğu ortak değerlerin oluşturulması açısından Türk kültürünün bütün diğer kültürlerden daha elverişli unsurlara sahip olduğunu söyledi.
Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Müsteşarı Erwan Martel ise, bugün tüm dünyada ayrımcılık ve ırkçılık eğilimleriyle süren bir mücadele olduğuna işaret etti. Martel, ?Avrupa Birliği üyeleri ve aday ülkeler de bu konuda güçlerini birleştirerek ortak bir mücadele vermeli. Çeşitlilikte zenginliği bulacağımız ortak bir kültürü birlikte inşa edebiliriz? ifadesini kullandı.
Sempozyum katılımcıları Viyana?da ayrıca, Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı ile Viyana Başpiskoposluğu Hristiyan-Müslüman İlişkileri Merkezi?ni de ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldılar.
