2013-05-21 - 14:58
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gelecek yıl referandum da dahil 3 seçim yapılabileceği sözleriyle ilgili, "MHP yapılacak her seçime hazırdır" dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gelecek yıl referandum da dahil 3 seçim yapılabileceği sözleriyle ilgili, "MHP yapılacak her seçime hazırdır" dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Erdoğan'ın ABD ziyaretiyle ilgili eleştirilerde bulundu.
Ziyaretin, hararet, heves ve iştahla tartışıldığını ifade eden Bahçeli, "Zannedersiniz ki ABD'ye ikinci Colomb çıkarma yapmış, ikinci fetih gerçekleştirilmiştir. Yandaş basın Başbakan'ın ziyaretine kerametler ve derin anlamlar yüklemiştir" dedi.
Bahçeli, Erdoğan'ın yaptığı görüşmeleri, "ABD ziyaretini, Başbakan ve hükümetinin durum raporu sunması ve son gelişmeler hakkında izin ve icazet aldıkları makamlara bilgi vermesi şeklinde okumak ve değerlendirmek doğru olacaktır" diye değerlendirdi.
Ziyaretle ilgili Türk kamuoyunda büyük beklentiler yaratıldığını iddia eden Bahçeli, şunları söyledi:
"İlk önce Oval Ofis'te heyetler arasında görüşmeler yapılmış, ardından da Beyaz Saray'ın Gül Bahçesi'nde basının önüne çıkılmıştır. Önce birlikte yürüyen, yağan yağmurda birlikte ıslanan, sonra da şemsiye yardımı alan Başkan Obama ile Başbakan Erdoğan görüşlerini açıklamışlar, sorulan soruları cevaplandırmışlardır. Yağmurdan kaçmadığını söyleyen Başbakan, gerçekte Türkiye'yi doluya mahkum ettiğini fark edemeyecek kadar kendinden geçmiş, neşeli ve heyecanlı yüz hatlarıyla sevimlilik gösterisine soyunmuştur. Başbakan Erdoğan'ın ABD Başkanı'nın ağzına bakan tarz ve görüntüsü, onay bekleyen ve teyit isteyen mahcup bakışları, milletimizi temsil eden birisine hiç yakışmamış ve hiç de uygun düşmemiştir.
Gül Bahçesi'nden sonra, Beyaz Saray'ın Kırmızı Salonu'nda son derece dar bir katılımcıyla pişmaniye ve helva katıklı görüşmelere geçilmiştir. Kırmızı Salon'da nelerin konuşulduğu, nelerin paylaşıldığı ve hangi sözlerin alınıp verildiği hala vuzuha kavuşmuş değildir. Kırmızı Salon'da BOP'un kan kırmızı bilançosu mu masaya yatırılmıştır- Bu görüşmeler tutanağa bağlanmış mıdır- Türk devlet geleneğine riayet edilmiş midir- Başbakan Erdoğan, Obama'ya gerçekte ne söylemiş, neleri vaat etmiş ve hangi tavizleri vermiştir- Obama, Başbakan'a neyi dikte etmiş, neleri buyurmuş ve hangi yeni talimatları sıralamıştır- Bize göre ABD ziyaretinin ana fikri, esas gündemi ve özeti bu Kırmızı Salon'daki konuşulanlarda saklıdır. Burası açığa kavuşursa gerçekler de bir bir ortaya çıkacak, kimin nerede durduğu ve hangi niyetleri taşıdığı netleşecektir."
Erdoğan'ın, Obama ile yaptığı görüşmede birinci konunun Suriye olduğunu belirten Bahçeli, "Başbakan, Suriye'ye müdahale edilmesi konusunda adeta canını dişine taksa da 'elimizde sihirli değnek yok' diyen Obama'dan yüz bulamamıştır" dedi.
Bahçeli, Erdoğan'ın, Obama'nın baskısı üzerine Cenevre konferansıyla ilgili fikrini iki günde 180 derece değiştirdiğini savunan Bahçeli, "Başbakan Erdoğan, Beyaz Saray'ın ikna odalarında yeniden gömlek değiştirmiş, ıslanan elbisesini BOP kumaşından kestirdiği yenisiyle anında değiş tokuş yaptırmıştır" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın Suriye tezlerinin Beyaz Saray'da ilgi görmediğini, karşılık bulmadığını, uçuşa yasak bölge temennilerinin sonuç vermediğini savunarak, "Başbakan Erdoğan ne yaptıysa, ne ettiyse ABD'yi Suriye'ye yönlendirememiş, askeri seçeneği masaya getirememiştir" dedi.
Devlet Bahçeli, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in kendi halkına saldıran şiddet yanlısı bir zalim olduğunu vurgulayarak, Suriye halkına yapılan insanlık dışı muameleleri kınadı.
Esad ile muhaliflerin mücadelesinin vahşetin zirvesine oturduğunu belirten Bahçeli, şöyle devam etti:
"Bize göre iki taraf da ölüm diline saplanmış kalmıştır. Hele hele yüce dinimiz İslam'ın cinayetlere alet edilmesi ayrı bir aymazlık ve ayrı bir ahlaksızlıktır. Esad-a karşılık vermek adına, insan kalbi ve ciğeri yemekten çekinmeyecek kadar gözleri dönen bu çağın yamyamları ve müşrikleri insanlıklarını çoktan gömmüştür. Hükümetin bunlara çanak tutması, hem medeniyetimizin inkarı hem de merhametin iflasıdır. Ebu Süfya-nın canavar eşi Hind-in yolundan gidenlerle ittifak kurulması, insan eti yenmesine sessiz kalınması büyük milletimiz adına utanç verici bir durumdur. AKP kimleri silahlandırdığının, kimlere payanda olduğunun farkında mıdır- Bunlar günahtır, rahmet dolu dinimize açıkça karşı çıkış ve hakarettir."
Başbakan Erdoğan'ın Gazze'ye gitme planlarının ABD'nin bozduğunu savunan Bahçeli, Washington yönetiminin İsrail işgali altındaki Batı Şeria'yı da ziyaret etme şartıyla Gazze ziyaretine izin verdiğini iddia etti. Bahçeli, "Gazze için İsrail-e söylenmedik söz bırakmayan Başbakan-ın, bu ülke üzerinden ziyaretini gerçekleştirecek olması, hem bir mağlubiyet hem de keskin sirkenin küpüne verdiği zarar olarak yorumlanmalıdır" şeklinde görüş belirtti.
Başbakan Erdoğan'ın, çözüm sürecinin ABD tarafından takdirle izlendiğini ve bunu ancak AK Parti'nin gerçekleştirebileceğinin söylendiğini aktardığını anımsatarak, "Evet doğrudur, böylesi bir ihaneti AKP-den başkasının yapması asla mümkün değildir" dedi.
Bahçeli, görüşmelerin sonuçlarıyla ilgili olarak, "Merak etmekteyiz ki Türkiye ve Türk milleti ne elde etmiş ve ne kazanmıştır- Görüşmeler hangi yaramıza merhem olmuştur- Tantana ve şatafat içinde ABD-ye intikal eden Başbakan-ın eli boş ve yeni tavizler vererek geri dönüşü bir kayıp değil midir-Lütfen söyler misiniz bana, Bostonbul-lu mahdumların dahi övüldüğü bu temas ve ziyaret trafiğinin turisttik geziden ne farkı vardır-
Suriye-deki iç çatışmaların Türkiye-ye taşınması için çok aktörlü bir tertip ve komplonun devamlı mesafe aldığını ifade eden Bahçeli, özellikle Reyhanlı'ya gelip gidenlerin belli olmadığını söyledi.
Bahçeli, mezhep temelli kışkırtmaların iyice gün yüzüne çıktığına dikkati çekerek, "Reyhanlı-lı kardeşlerim mutlaka soğukkanlı olmalı, itidalli ve temkinli hareket etmeli ve sağduyunun çizgisinden ayrılmamalıdır" uyarısında bulundu.
Reyhanlı saldırısının önlenememesinde istihbarat birimleri arasındaki kopukluğun ve iletişimsizliğin etkili olduğunun anlaşıldığını savunan Bahçeli, şöyle konuştu:
"Başbakan Erdoğan-ın, kendisine bağlı Teftiş Kurulu-nu görevlendirmesi, zımnen bunu kabullendiğini göstermektedir. Bu zaafta, hükümetin istihbarat teşkilatını farklı amaç ve hedefler için kullanmasının büyük payı bulunmaktadır. Ülkemizin her tarafından teröristler meydanı boş bulmuşçasına hareket ederken, en başta MİT-in süreç ihanetinin taşıyıcı ve hızlandırıcı unsuru haline getirilmesi affı mümkün olmayan bir gaflettir. Başbakan, devletin istihbaratını PKK-nın aklanması ve temize çıkarılması için alet ederken, terör grupları fırsatı kaçırmamış ve müsait zemini eylemleriyle kana bulamıştır. 2010 yılında kurulan ve terörizmle mücadele için ilgili kurum ve kuruluşlar arasındaki koordinasyonu sağlamak, bu konuda politika ve strateji geliştirmekle yükümlü olan Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı neyle meşguldür- Bu Müsteşarlık istihbarat birimleri arasındaki uyum, eşgüdüm ve irtibatı sağlamak maksadıyla kurulmamış mıdır- Üç yıldır sağlanamayan istihbarat birimleri arasındaki koordinasyon, bundan sonra nasıl temin edilecek, tehlikeler nasıl fark edilecektir- Görünen gerçek şudur: Devlet çalışmamakta, hükümet hainliklerle vakit geçirmektedir. Bombacılar, katiller, suikast timleri, tetikçiler, taşeron terör örgütleri ve kanlı eller milletimize saldırı için provokasyon ortamı ararken, istihbarat birimlerinin PKK-nın sözde geri çekilmesine kılavuzluk yapmakla memur edilmesi sorumsuzluktur, hatadır ve net olarak suçtur."
Devlet Bahçeli, devlet kurumlarının iktidar partisinin oyuncağı değil, milletin hizmetinde olduklarını ve varlığını korumakla mükellef olduklarını bilmesi gerektiğini ifade ederek, şöyle devam etti:
"Başbakan Erdoğan ABD-ye gitmeden evvel şahsıma yönelik; 'Bahçeli-ye demek lazım, sen çok güçlüsün, bu bozkurtlarınla sınırları koruman altına al' mesajını iletmiştir. Sayın Başbakan Allah-a şükürler olsun ki, milletimizden aldığımız destekten dolayı güçlüyüz, sana ve kol kola olduklarına tek başımıza kalsak da yeteriz. Sen sınırlarda teröristlerinle bekle, ben de bozkurtlarımla birlikte sizden ve emellerinizden bu aziz vatanı muhakkak ki koruyacak iradeyi seve seve gösteririz. Başbakan Erdoğan, bu sözleriyle Türkiye-nin güvenliğini sağlayamadığını itiraf etmiştir ve bu sebeple Başbakanlıktan istifa etmeyi kesinlikle önceliğine almalıdır."
Başbakan Erdoğan'ın, gelecek yıl üç seçim olabilir sözlerini de değerlendiren Bahçeli, Erdoğan'ın TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nu baskı altına almak için referandum kartını hatırlatmasının talihsiz ve tahrik edici bir yaklaşım olduğunu söyledi.
Terör örgütüyle anayasaya yapmak için tüm hazırlıkların sürdürüldüğünü öne süren Bahçeli, "AKP'nin aklında ve hedefinde Meclis'ten kendi hazırladığı anayasayı BDP işbirliğiyle geçirmek ve sonra da referanduma götürmek vardır. Şimdilik şunu herkes bilmelidir ki MHP, yapılacak her seçime hazırdır" diye konuştu.
Samimiyetle, sabırla ve sebatla "Türk milleti" demeye devam edeceklerini belirten Bahçeli, parti olarak vehimleri devireceklerini ve iktidar olacaklarını iddia etti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve hükümetinin şu sıralar en sık gündeme getirdiği ''istismar malzemesinin'' Merkez Bankası-ndaki döviz rezervi miktarı ile IMF-ye olan borcun bitirilmesi olduğunu öne sürerek, ''Başbakan Erdoğan hem Merkez Bankası-ndaki döviz rezervinin artışını takılmış plak gibi her fırsatta duyurmakta, hem de IMF-ye olan borcun ödendiğini her zeminde tekrarlamaktadır" ifadesini kullandı.
Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan Bahçeli, hükümetin ekonomik politikalarını eleştirdi.
Hükümetin ekonomide sanal bahar havası estirdiğini ve bunun gerçekle bağdaşmadığını savunan Bahçeli, 6 milyon 38 bin kişinin işsiz olduğunu belirtti. Türkiye'nin adı konulmamış ekonomik bozgun yaşadığını iddia eden Bahçeli, "Uluslararası derecelendirme kuruluşlarının danışıklı dövüş not artırımları gerçek manzarayı saklamaya yetmemiş ve yetmeyecektir" diye konuştu.
Merkez Bankası'nın döviz rezerviyle IMF'ye ödenen son borç taksidinin AK Parti'nin ana propaganda teması haline geldiğini ifade eden Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın millete gerçekleri yansıtmadığını iddia etti.
Bahçeli, ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve hükümetinin şu sıralar en sık gündeme getirdiği 'istismar malzemesinin' Merkez Bankası-ndaki döviz rezervi miktarı ile IMF-ye olan borcun bitirilmesi olduğunu'' öne sürdü. Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan hem Merkez Bankası-ndaki döviz rezervinin artışını takılmış plak gibi her fırsatta duyurmakta, hem de IMF-ye olan borcun ödendiğini her zeminde tekrarlamaktadır" şeklinde konuştu.
AK Parti iktidarında Türkiye'nin toplam borç miktarının 230 milyar dolardan yaklaşık 580 milyar dolara yükseldiğini ifade eden Bahçeli, şöyle konuştu:
"Türk milletinin geleceğini dahi borçlandıran ve ipotek ettiren AKP'den başkası değildir. Uluslararası kuruluşların bütününe olan borçlar artarken, mesela Dünya Bankası'na olan borç miktarı AKP döneminde 5,3 milyar dolardan 13,1 milyar dolara çıkması son derece manidardır. IMF'ye olan borcun bitmesi, bir daha herhangi bir kredi ilişkisinin kurulmaması en içten temenni ve beklentimizdir. Ancak Başbakan'ın, yalnızca IMF borcunun azalmasını diline dolayarak, diğer uluslararası kuruluşlara olan yükümlülüğü ağzına dahi almaması makul, mantıklı ve meşru bir tavır değildir. 11 Mayıs 2005 tarihinde IMF'den alınan yaklaşık 10 milyar dolarlık borcu nereye koyacak, nasıl gizleyecektir- IMF'ye ödendiği iddia edilen borçların önemli bir tutarını AKP almış ve bunu da hiç gündeme getirmemiştir."
Merkez Bankası'nın döviz rezervine de değinen Bahçeli, "Başbakan'a birileri şu hususları iyi anlatmalı ve kendisi de mutlaka saat ücretine bakmadan ekonomi özel dersi almak için kolları sıvamalıdır. Bankalara yatırılan mevduat ve mevduat benzeri kaynaklardan Merkez Bankası'na ödenen zorunlu karşılıkları, işçi dövizlerini, kamu sektörü mevduatını da rezerv zannetmek, 'kasayı doldurduk' diyerek çığlıklar atmak ancak Başbakan Erdoğan'a mahsus bilgisizliktir" diye konuştu.
Bahçeli, Merkez Bankası döviz rezervinin kar ve tasarruf olmadığını belirterek, "Merkez Bankası'ndaki rezerv para tutarı kısa vadeli dış borcun karşılığı olarak küresel para tacirlerine yönelik güvence akçesi ve sigortadır" dedi. Rezervin önemli bir bölümünün başta ABD olmak üzere değişik ülkelerdeki banka hesaplarında tutulduğunu anlatan Bahçeli, bu paranın yatırım ve yeni iş sahalarının finansmanı için kullanılmadığını, sadece faiz geliri sağlandığını söyledi.
Bahçeli, yurt içi mevduattaki azalışı dış borçla telafi etmeye çalışan bankaların, rezerv artışının nedenleri arasında olduğunu savunarak, "Başbakan Erdoğan, milletimizi rezerv artış hikayeleriyle yanıltmakta, yanlışa düşürmekte ve gözünü boyamaktadır. Pek tabiidir ki kendi kasasıyla Merkez Bankası'nın kasasını karıştırmaktadır. Başbakan'ın kasası durduğu yerden dolarken, milletimizinki boşalmaktadır. Gerçekleri yok sayarak kasamızın dolduğunu iddia etmek ancak ve ancak ekonomiyi simit-çay hesabına indiren birisinin ya da ödünç olarak alınan paralardan ahkam kesen bir düşüncesizin, bir işgüzarın ve bir hayalperestin işi olarak görülmelidir. Başbakan Erdoğan bilmelidir ki başkalarının atına binenin tez zamanda inmesi mukadderdir" diye konuştu.
Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Erdoğan'ın ABD ziyaretiyle ilgili eleştirilerde bulundu.
Ziyaretin, hararet, heves ve iştahla tartışıldığını ifade eden Bahçeli, "Zannedersiniz ki ABD'ye ikinci Colomb çıkarma yapmış, ikinci fetih gerçekleştirilmiştir. Yandaş basın Başbakan'ın ziyaretine kerametler ve derin anlamlar yüklemiştir" dedi.
Bahçeli, Erdoğan'ın yaptığı görüşmeleri, "ABD ziyaretini, Başbakan ve hükümetinin durum raporu sunması ve son gelişmeler hakkında izin ve icazet aldıkları makamlara bilgi vermesi şeklinde okumak ve değerlendirmek doğru olacaktır" diye değerlendirdi.
Ziyaretle ilgili Türk kamuoyunda büyük beklentiler yaratıldığını iddia eden Bahçeli, şunları söyledi:
"İlk önce Oval Ofis'te heyetler arasında görüşmeler yapılmış, ardından da Beyaz Saray'ın Gül Bahçesi'nde basının önüne çıkılmıştır. Önce birlikte yürüyen, yağan yağmurda birlikte ıslanan, sonra da şemsiye yardımı alan Başkan Obama ile Başbakan Erdoğan görüşlerini açıklamışlar, sorulan soruları cevaplandırmışlardır. Yağmurdan kaçmadığını söyleyen Başbakan, gerçekte Türkiye'yi doluya mahkum ettiğini fark edemeyecek kadar kendinden geçmiş, neşeli ve heyecanlı yüz hatlarıyla sevimlilik gösterisine soyunmuştur. Başbakan Erdoğan'ın ABD Başkanı'nın ağzına bakan tarz ve görüntüsü, onay bekleyen ve teyit isteyen mahcup bakışları, milletimizi temsil eden birisine hiç yakışmamış ve hiç de uygun düşmemiştir.
Gül Bahçesi'nden sonra, Beyaz Saray'ın Kırmızı Salonu'nda son derece dar bir katılımcıyla pişmaniye ve helva katıklı görüşmelere geçilmiştir. Kırmızı Salon'da nelerin konuşulduğu, nelerin paylaşıldığı ve hangi sözlerin alınıp verildiği hala vuzuha kavuşmuş değildir. Kırmızı Salon'da BOP'un kan kırmızı bilançosu mu masaya yatırılmıştır- Bu görüşmeler tutanağa bağlanmış mıdır- Türk devlet geleneğine riayet edilmiş midir- Başbakan Erdoğan, Obama'ya gerçekte ne söylemiş, neleri vaat etmiş ve hangi tavizleri vermiştir- Obama, Başbakan'a neyi dikte etmiş, neleri buyurmuş ve hangi yeni talimatları sıralamıştır- Bize göre ABD ziyaretinin ana fikri, esas gündemi ve özeti bu Kırmızı Salon'daki konuşulanlarda saklıdır. Burası açığa kavuşursa gerçekler de bir bir ortaya çıkacak, kimin nerede durduğu ve hangi niyetleri taşıdığı netleşecektir."
Erdoğan'ın, Obama ile yaptığı görüşmede birinci konunun Suriye olduğunu belirten Bahçeli, "Başbakan, Suriye'ye müdahale edilmesi konusunda adeta canını dişine taksa da 'elimizde sihirli değnek yok' diyen Obama'dan yüz bulamamıştır" dedi.
Bahçeli, Erdoğan'ın, Obama'nın baskısı üzerine Cenevre konferansıyla ilgili fikrini iki günde 180 derece değiştirdiğini savunan Bahçeli, "Başbakan Erdoğan, Beyaz Saray'ın ikna odalarında yeniden gömlek değiştirmiş, ıslanan elbisesini BOP kumaşından kestirdiği yenisiyle anında değiş tokuş yaptırmıştır" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın Suriye tezlerinin Beyaz Saray'da ilgi görmediğini, karşılık bulmadığını, uçuşa yasak bölge temennilerinin sonuç vermediğini savunarak, "Başbakan Erdoğan ne yaptıysa, ne ettiyse ABD'yi Suriye'ye yönlendirememiş, askeri seçeneği masaya getirememiştir" dedi.
Devlet Bahçeli, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in kendi halkına saldıran şiddet yanlısı bir zalim olduğunu vurgulayarak, Suriye halkına yapılan insanlık dışı muameleleri kınadı.
Esad ile muhaliflerin mücadelesinin vahşetin zirvesine oturduğunu belirten Bahçeli, şöyle devam etti:
"Bize göre iki taraf da ölüm diline saplanmış kalmıştır. Hele hele yüce dinimiz İslam'ın cinayetlere alet edilmesi ayrı bir aymazlık ve ayrı bir ahlaksızlıktır. Esad-a karşılık vermek adına, insan kalbi ve ciğeri yemekten çekinmeyecek kadar gözleri dönen bu çağın yamyamları ve müşrikleri insanlıklarını çoktan gömmüştür. Hükümetin bunlara çanak tutması, hem medeniyetimizin inkarı hem de merhametin iflasıdır. Ebu Süfya-nın canavar eşi Hind-in yolundan gidenlerle ittifak kurulması, insan eti yenmesine sessiz kalınması büyük milletimiz adına utanç verici bir durumdur. AKP kimleri silahlandırdığının, kimlere payanda olduğunun farkında mıdır- Bunlar günahtır, rahmet dolu dinimize açıkça karşı çıkış ve hakarettir."
Başbakan Erdoğan'ın Gazze'ye gitme planlarının ABD'nin bozduğunu savunan Bahçeli, Washington yönetiminin İsrail işgali altındaki Batı Şeria'yı da ziyaret etme şartıyla Gazze ziyaretine izin verdiğini iddia etti. Bahçeli, "Gazze için İsrail-e söylenmedik söz bırakmayan Başbakan-ın, bu ülke üzerinden ziyaretini gerçekleştirecek olması, hem bir mağlubiyet hem de keskin sirkenin küpüne verdiği zarar olarak yorumlanmalıdır" şeklinde görüş belirtti.
Başbakan Erdoğan'ın, çözüm sürecinin ABD tarafından takdirle izlendiğini ve bunu ancak AK Parti'nin gerçekleştirebileceğinin söylendiğini aktardığını anımsatarak, "Evet doğrudur, böylesi bir ihaneti AKP-den başkasının yapması asla mümkün değildir" dedi.
Bahçeli, görüşmelerin sonuçlarıyla ilgili olarak, "Merak etmekteyiz ki Türkiye ve Türk milleti ne elde etmiş ve ne kazanmıştır- Görüşmeler hangi yaramıza merhem olmuştur- Tantana ve şatafat içinde ABD-ye intikal eden Başbakan-ın eli boş ve yeni tavizler vererek geri dönüşü bir kayıp değil midir-Lütfen söyler misiniz bana, Bostonbul-lu mahdumların dahi övüldüğü bu temas ve ziyaret trafiğinin turisttik geziden ne farkı vardır-
Suriye-deki iç çatışmaların Türkiye-ye taşınması için çok aktörlü bir tertip ve komplonun devamlı mesafe aldığını ifade eden Bahçeli, özellikle Reyhanlı'ya gelip gidenlerin belli olmadığını söyledi.
Bahçeli, mezhep temelli kışkırtmaların iyice gün yüzüne çıktığına dikkati çekerek, "Reyhanlı-lı kardeşlerim mutlaka soğukkanlı olmalı, itidalli ve temkinli hareket etmeli ve sağduyunun çizgisinden ayrılmamalıdır" uyarısında bulundu.
Reyhanlı saldırısının önlenememesinde istihbarat birimleri arasındaki kopukluğun ve iletişimsizliğin etkili olduğunun anlaşıldığını savunan Bahçeli, şöyle konuştu:
"Başbakan Erdoğan-ın, kendisine bağlı Teftiş Kurulu-nu görevlendirmesi, zımnen bunu kabullendiğini göstermektedir. Bu zaafta, hükümetin istihbarat teşkilatını farklı amaç ve hedefler için kullanmasının büyük payı bulunmaktadır. Ülkemizin her tarafından teröristler meydanı boş bulmuşçasına hareket ederken, en başta MİT-in süreç ihanetinin taşıyıcı ve hızlandırıcı unsuru haline getirilmesi affı mümkün olmayan bir gaflettir. Başbakan, devletin istihbaratını PKK-nın aklanması ve temize çıkarılması için alet ederken, terör grupları fırsatı kaçırmamış ve müsait zemini eylemleriyle kana bulamıştır. 2010 yılında kurulan ve terörizmle mücadele için ilgili kurum ve kuruluşlar arasındaki koordinasyonu sağlamak, bu konuda politika ve strateji geliştirmekle yükümlü olan Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı neyle meşguldür- Bu Müsteşarlık istihbarat birimleri arasındaki uyum, eşgüdüm ve irtibatı sağlamak maksadıyla kurulmamış mıdır- Üç yıldır sağlanamayan istihbarat birimleri arasındaki koordinasyon, bundan sonra nasıl temin edilecek, tehlikeler nasıl fark edilecektir- Görünen gerçek şudur: Devlet çalışmamakta, hükümet hainliklerle vakit geçirmektedir. Bombacılar, katiller, suikast timleri, tetikçiler, taşeron terör örgütleri ve kanlı eller milletimize saldırı için provokasyon ortamı ararken, istihbarat birimlerinin PKK-nın sözde geri çekilmesine kılavuzluk yapmakla memur edilmesi sorumsuzluktur, hatadır ve net olarak suçtur."
Devlet Bahçeli, devlet kurumlarının iktidar partisinin oyuncağı değil, milletin hizmetinde olduklarını ve varlığını korumakla mükellef olduklarını bilmesi gerektiğini ifade ederek, şöyle devam etti:
"Başbakan Erdoğan ABD-ye gitmeden evvel şahsıma yönelik; 'Bahçeli-ye demek lazım, sen çok güçlüsün, bu bozkurtlarınla sınırları koruman altına al' mesajını iletmiştir. Sayın Başbakan Allah-a şükürler olsun ki, milletimizden aldığımız destekten dolayı güçlüyüz, sana ve kol kola olduklarına tek başımıza kalsak da yeteriz. Sen sınırlarda teröristlerinle bekle, ben de bozkurtlarımla birlikte sizden ve emellerinizden bu aziz vatanı muhakkak ki koruyacak iradeyi seve seve gösteririz. Başbakan Erdoğan, bu sözleriyle Türkiye-nin güvenliğini sağlayamadığını itiraf etmiştir ve bu sebeple Başbakanlıktan istifa etmeyi kesinlikle önceliğine almalıdır."
Başbakan Erdoğan'ın, gelecek yıl üç seçim olabilir sözlerini de değerlendiren Bahçeli, Erdoğan'ın TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nu baskı altına almak için referandum kartını hatırlatmasının talihsiz ve tahrik edici bir yaklaşım olduğunu söyledi.
Terör örgütüyle anayasaya yapmak için tüm hazırlıkların sürdürüldüğünü öne süren Bahçeli, "AKP'nin aklında ve hedefinde Meclis'ten kendi hazırladığı anayasayı BDP işbirliğiyle geçirmek ve sonra da referanduma götürmek vardır. Şimdilik şunu herkes bilmelidir ki MHP, yapılacak her seçime hazırdır" diye konuştu.
Samimiyetle, sabırla ve sebatla "Türk milleti" demeye devam edeceklerini belirten Bahçeli, parti olarak vehimleri devireceklerini ve iktidar olacaklarını iddia etti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve hükümetinin şu sıralar en sık gündeme getirdiği ''istismar malzemesinin'' Merkez Bankası-ndaki döviz rezervi miktarı ile IMF-ye olan borcun bitirilmesi olduğunu öne sürerek, ''Başbakan Erdoğan hem Merkez Bankası-ndaki döviz rezervinin artışını takılmış plak gibi her fırsatta duyurmakta, hem de IMF-ye olan borcun ödendiğini her zeminde tekrarlamaktadır" ifadesini kullandı.
Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan Bahçeli, hükümetin ekonomik politikalarını eleştirdi.
Hükümetin ekonomide sanal bahar havası estirdiğini ve bunun gerçekle bağdaşmadığını savunan Bahçeli, 6 milyon 38 bin kişinin işsiz olduğunu belirtti. Türkiye'nin adı konulmamış ekonomik bozgun yaşadığını iddia eden Bahçeli, "Uluslararası derecelendirme kuruluşlarının danışıklı dövüş not artırımları gerçek manzarayı saklamaya yetmemiş ve yetmeyecektir" diye konuştu.
Merkez Bankası'nın döviz rezerviyle IMF'ye ödenen son borç taksidinin AK Parti'nin ana propaganda teması haline geldiğini ifade eden Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın millete gerçekleri yansıtmadığını iddia etti.
Bahçeli, ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve hükümetinin şu sıralar en sık gündeme getirdiği 'istismar malzemesinin' Merkez Bankası-ndaki döviz rezervi miktarı ile IMF-ye olan borcun bitirilmesi olduğunu'' öne sürdü. Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan hem Merkez Bankası-ndaki döviz rezervinin artışını takılmış plak gibi her fırsatta duyurmakta, hem de IMF-ye olan borcun ödendiğini her zeminde tekrarlamaktadır" şeklinde konuştu.
AK Parti iktidarında Türkiye'nin toplam borç miktarının 230 milyar dolardan yaklaşık 580 milyar dolara yükseldiğini ifade eden Bahçeli, şöyle konuştu:
"Türk milletinin geleceğini dahi borçlandıran ve ipotek ettiren AKP'den başkası değildir. Uluslararası kuruluşların bütününe olan borçlar artarken, mesela Dünya Bankası'na olan borç miktarı AKP döneminde 5,3 milyar dolardan 13,1 milyar dolara çıkması son derece manidardır. IMF'ye olan borcun bitmesi, bir daha herhangi bir kredi ilişkisinin kurulmaması en içten temenni ve beklentimizdir. Ancak Başbakan'ın, yalnızca IMF borcunun azalmasını diline dolayarak, diğer uluslararası kuruluşlara olan yükümlülüğü ağzına dahi almaması makul, mantıklı ve meşru bir tavır değildir. 11 Mayıs 2005 tarihinde IMF'den alınan yaklaşık 10 milyar dolarlık borcu nereye koyacak, nasıl gizleyecektir- IMF'ye ödendiği iddia edilen borçların önemli bir tutarını AKP almış ve bunu da hiç gündeme getirmemiştir."
Merkez Bankası'nın döviz rezervine de değinen Bahçeli, "Başbakan'a birileri şu hususları iyi anlatmalı ve kendisi de mutlaka saat ücretine bakmadan ekonomi özel dersi almak için kolları sıvamalıdır. Bankalara yatırılan mevduat ve mevduat benzeri kaynaklardan Merkez Bankası'na ödenen zorunlu karşılıkları, işçi dövizlerini, kamu sektörü mevduatını da rezerv zannetmek, 'kasayı doldurduk' diyerek çığlıklar atmak ancak Başbakan Erdoğan'a mahsus bilgisizliktir" diye konuştu.
Bahçeli, Merkez Bankası döviz rezervinin kar ve tasarruf olmadığını belirterek, "Merkez Bankası'ndaki rezerv para tutarı kısa vadeli dış borcun karşılığı olarak küresel para tacirlerine yönelik güvence akçesi ve sigortadır" dedi. Rezervin önemli bir bölümünün başta ABD olmak üzere değişik ülkelerdeki banka hesaplarında tutulduğunu anlatan Bahçeli, bu paranın yatırım ve yeni iş sahalarının finansmanı için kullanılmadığını, sadece faiz geliri sağlandığını söyledi.
Bahçeli, yurt içi mevduattaki azalışı dış borçla telafi etmeye çalışan bankaların, rezerv artışının nedenleri arasında olduğunu savunarak, "Başbakan Erdoğan, milletimizi rezerv artış hikayeleriyle yanıltmakta, yanlışa düşürmekte ve gözünü boyamaktadır. Pek tabiidir ki kendi kasasıyla Merkez Bankası'nın kasasını karıştırmaktadır. Başbakan'ın kasası durduğu yerden dolarken, milletimizinki boşalmaktadır. Gerçekleri yok sayarak kasamızın dolduğunu iddia etmek ancak ve ancak ekonomiyi simit-çay hesabına indiren birisinin ya da ödünç olarak alınan paralardan ahkam kesen bir düşüncesizin, bir işgüzarın ve bir hayalperestin işi olarak görülmelidir. Başbakan Erdoğan bilmelidir ki başkalarının atına binenin tez zamanda inmesi mukadderdir" diye konuştu.
