2011-03-23 - 01:37
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulunda, ''temel kanun'' olarak görüşülen Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun Tasarısı'nın 8 maddesi daha kabul edildi.


Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil
Çiçek, Anayasa Mahkemesini yeniden yapılandıran tasarıda, ''mahkeme üyelerine
kıyak emeklilik'' olarak değerlendirilen düzenlemeyi tasarıdan çıkaracaklarını
söyledi.

TBMM Genel Kurulunda, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanun Tasarısının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

AK Parti Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün, tasarının, Anayasa
değişikliği paralelinde uyum kanunu olduğu, bundan dolayı bir an önce çıkması
gerektiğini ifade etti.

Anayasa Mahkemesinin bundan sonra demokrasi, özgürlük ve insan hakları
anlayışıyla çalışacağını belirten Üstün, düzenlemeyle ilgili bilgi verdi.

Tasarı üzerinde şahsı adına söz alan CHP Grup Başkanvekili Akif
Hamzaçebi, Yargıtay ve Danıştayın yeniden yapılandırılmasıyla ilgili kanun teklif
aşamasındayken, Anayasa Mahkemesi Başkanının bu teklif lehine görüş beyan
ettiğini kaydetti.

Hamzaçebi, ''O konuşmanın karşılığı hükümet tarafından bu tasarıyla
verilmektedir. Tasarıyla, başkan ve üyeleri önemli imtiyazlarla donatılmaktadır''
dedi. Hamzaçebi, şunları söyledi:

''Tasarıyla olağanüstü bir emeklilik düzenlemesi getirilmektedir. Ballı
emeklilik var. Emeklilik maaşları artırılıyor. Bütün sağlık harcamaları hiç bir
kısıtlamaya tabi olmaksızın yapılabilecek. Hayırlı olsun başkan ve üyelerine.
Bazı üyeler bundan rahatsızdır eminim. Başkan bunu hükümetten talep etmiştir ve
hükümet bunu buraya koymuştur. Neyin karşılığında? Hükümet çıkaracağı Anayasa
aykırı kanunlara karşı açılacak iptal davalarının reddedilmesi karşılığında.''

Tasarıyla Anayasa Mahkemesine olağanüstü yetki verildiğini ifade eden
Hamzaçebi, ''Lütfen bu çirkin, mahkemeyi zan altında bırakacak düzenlemeleri
buradan çıkaralım'' dedi.

Hamzaçebi, düzenlemenin teklif değil tasarı olarak geldiğini de
anımsatarak, ''Hükümet, bir başka kuvvetle ilgili tasarıyı Meclise getiremez. Bu,
kuvvetler ayrılığı ilkesinin rafa kaldırılmasıdır'' dedi.
Daha sonra Hükümet adına konuşan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Cemil Çiçek, tasarının hem Anayasa değişikliği hem de ihtiyaçlardan kaynaklanan
zaruret nedeniyle gündeme geldiğini belirtti.

Anayasa Mahkemesinin kararlarının hem Türkiye'de hem de demokratik
ülkelerde zaman zaman tartışıldığını hatırlatan Çiçek, ''Ama hepimizin ittifak
etmesi gereken husus, kararlarının tartışılması kurumların tartışıldığı anlamına
gelmez. Anayasa Mahkemesine ihtiyaç olduğu, genel kabul görmüş bir görüştür''
dedi.

Demokrasilerde, demokratik rejimin hukuk alanındaki en büyük
koruyucusunun Anayasa Mahkemesi olduğuna işaret eden Çiçek, Anayasa Mahkemesinin,
anayasal ihtilafları çözen, sonlandıran, böylece toplumsal düzeni ve barışı
sağlayan en güçlü hukuk kurumlarının başında geldiğini söyledi.

Çiçek, Parlamentoların esas itibarıyla konuları düzenlediğini, ancak
yapılan konuşmalarda şahıslarla ilgili değerlendirmeler yapıldığını belirterek,
şöyle konuştu:

''Burada bulunmayan, söz, cevap, düzeltme hakkı olmayan kişilerle ilgili,
tek yanlı değerlendirme yaparsak bence çok doğru olmaz. Anayasa Mahkemesine
kimlerin nasıl seçileceği Anayasada yazılı. Anayasada yazılı şartlara göre
seçilmiş olan birilerine, kendimize göre 'Şöyle olsa iyi olur' diyebileceğimiz
bir kısım şeyleri, buraya seçilen kişilerle ilgili bir eksiklik gibi takdim etmek
Anayasaya, hukuka aykırıdır. Anayasada olmayan bir şeyi, seçilmiş bir Başkana 'Şu
diploman yok, bu alanda bu eksikliğin vardır' şeklinde izafede bulunmak doğru
değildir. Anayasa Mahkemesi başkanlarının hukukçu olacağı Anayasada öngörülmüyor.
Biz buradaki kurallara göre işlem yapmak, karar vermek zorundayız. Bunun dışında
ilave şart koşmaya çalışmak, Anayasaya aykırı olur.

Bugünkü Sayın Başkan'ın, hukuk fakültesi diploması olmayabilir. Ama hukuk
fakültesi diploması olmak ayrıdır, hukuk adamı olmak ayrıdır. Her hukuk fakültesi
diploması olan hukuku özümsemiş insanlar değil, birçok yerde darbelerin
gerekçesini de hazırlayanların da önemli kısmının hukuk profesörleri, hukukçu
olduklarını biliyoruz. Ama bu tüm hukuk camiasına teşkil edilemez. Esas olan
hukuk adamı olmaktır, hukuku özümsemektir, hukukun önemini kavramak ve bunu
kararına yansıtabilmektir.

Seçildiği günden beri Sayın Başkan, vermiş olduğu kararlarda, yazmış
olduğu muhalefet şerhlerinde hakikaten hak ve özgürlükler, demokrasi noktasında
katıldığım önemli açılımları gerçekleştirmiş ve önemli kararlara da imza
atmıştır. Hukuk adamı olarak o mahkemenin başında bulunması, hukukçu olmaması
noktasından hareketle bir nakisane olarak kendisine söylenemez.''

Çiçek, dünyada Anayasa mahkemesi üyelerinin hepsinin hukukçu olmadığını
belirterek, ''Belçika'da Anayasa Mahkemesi Başkanının öğretmen olduğu ifade
ediliyor. Hepimizin beklentisi, Anayasa Mahkemesinin gerçekten kuruluş amacına
uygun olarak bir taraftan Anayasa yargısını gerçekten en itibarlı noktaya
taşımak, hak ve özgürlüklerin teminatını oluşturmak, siyaset hukukumuz açısından
da verdiği kararlarla dünya nezdinde 'Türkiye'de de bir anayasa mahkemesi vardır'
denilerek içtihatlarına atıf yapılan bir konuma getirmektir'' dedi.

Çiçek, milletin karara bağladığı hususları tekrar tekrar gündeme
getirmenin doğru olmadığını, yargının tümünü töhmet altına alacak değerlendirme
yapmanın doğru olmadığını kaydetti. HSYK seçimlerinde birçok kişinin aday
olduğunu, sonuçta belli şahısların seçimde kazanarak kurumda görev yaptığını,
aynı durumun Anayasa Mahkemesi için de geçerli olduğuna işaret eden Çiçek, şöyle
devam etti:

''Görev yapan insanları birileri seçti diye, birilerinin döneminde
seçildi diye veya 'Siz ileride şunları yapmanız için biz sizlere bunları temin
ediyoruz' gibi, tümünü zan altında bırakan değerlendirmeler bence çok doğru
değil. O zaman Türk yargısını dünyanın gözünde belli menfaatler karşısında
vicdanları, hakkı, hukuku bir kenara bırakan, vicdanları ipotek altına alınmış
kişiler haline sokarız. Hiçbir yargı mensubunu böyle bir şekilde suçlamaya
hakkımız yok. Kendi vicdanlarına, hukuka göre karar veriyorlar. Kararlarda
yanlışlık varsa onu tartışıyoruz, o ayrı bir olay. Ama bu söylenen, kararların
doğruluğu, yanlışlığıyla ilgili değil, kişisel zaaflarıyla ilgili çok ağır
suçlamada bulunuyoruz. Bu çok doğru değil.

Vatandaşımız bugün Cumhurbaşkanını, Parlamentoyu, belediye başkanını,
muhtarı seçiyor. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası veren, trilyonluk davaya
karar veren bu hakimlerin birilerinden emir ve talimatıyla hareket eden,
kimliksiz kişiliksiz insanlar gibi göstermek doğru değil. Kaldı ki bugün
Yargıtaya, Danıştaya seçilen arkadaşlarımızdan en genci 1998'de seçilmiş. Bizim
dönemimizde olanlar hiçbiri daha daha birinci sınıfa bile ayrılmamış. Geçmiş
dönemlerde, önemli bir kısmı da DYP-SHP döneminde yargıya kazandırılmış
arkadaşlarımızdır.''

Çiçek, tasarıda emeklilik hakkıyla ilgili madde getirilirken, söylenen
düşüncelerden hareketle düzenleme yapmadıklarını belirterek, ''Realite ortada...
Bir şeyi itham, suçlama konusu yapacaksak önüne, arkasına iyi bakmak lazım. Şu an
getirilen bu düzenleme -ki çıkartacağız- mahkemeyi bu kadar zan altında
bırakmanın anlamı yok. Kıyak emeklilik denilen maddeyi çıkartacağız. Çünkü
bugünkü arkadaşlarımız bunu hak etmiyor'' dedi.

Yasadan ilk yararlanacakların 25 yıl sonra olduğunu anlatan Çiçek, bugün
Anayasa Mahkemesinde görev yapan 17 üyeden hiçbirinin düzenlemeden
yararlanmayacağını söyledi. Çiçek, ''Bu itham konusu yapılacak bir şey değil.
Herkesin doğum tarihine bakın, meslekteki müktesebatına bakın, hiçbirisi bundan
istifade etmeyecek. En evvel 25 sene sonradır. Hesabı kitabı ortada. Orada görev
yapan insanları istifade etmediği halde zan altında bırakmak, kendisine temin
edildiği iddia edilen menfaat karşılığı 'önüne gelen davalarda şöyle yapacak,
böyle yapacak' tarzda peşin hükümle hareket etmek doğru değil'' diye konuştu.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil
Çiçek, BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in polise tokat atmasının
milletvekilliği sorumluğu, sıfatıyla bağdaşmadığını belirterek, ''Savcılar
gereğini yaptığında parlamento da gereğini yapar ve yapacaktır'' dedi.

Çiçek, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun Tasarısı'nın tümü ve birinci bölümü üzerinde
milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Yargının görev alanına giren bir konuda ''hükümet şunu niye yapmıyor,
bunu niye yapmıyor'' denilmesinin, farkında olmadan ''yürütmenin yargının
işlerine müdahalede bulunması'' anlamına geleceğini belirten Çiçek, ''Bu, son
derece sakıncalıdır'' diye konuştu.

Çiçek, konuşmasına ''Türkiye, darbeciler karşısında neyin nasıl
yapılacağı, nasıl durulması gerektiği sınavını vermiş bir iktidarla tanışmıştır.
Bizim darbeler karşısında nerede durduğumuz, ne zaman durduğumuz, ne söylediğimiz
bellidir. Bize başka konularda eksiklik izafe edin ama demokratlığımız konusunda
çok fazla kimsenin bir şey demeye hakkı yoktur. Bizi itham edenler darbeler söz
konusu olduğunda nerede olduğunu, konumunu da tespit etmelidir, bunu da kamuoyuna
açıklamalıdır'' sözleri ile devam etti.

TBMM'nin Anayasa Mahkemesine üye seçebilmesi gerektiğini belirten Çiçek,
''Dünyanın hiç bir Anayasa Mahkemesi yoktur ki oraya parlamentolar üye seçememiş
olsun. Bunun tek istisnası Türkiye. Keşke bu eksikliği o tartışmalar sırasında
giderebilseydik'' dedi.

BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in polise tokat atmasıyla ilgili
bir soru üzerine, Çiçek, şunları kaydetti:

''Başbakanımız grup toplantısında buna en ağır şekilde cevabını siyaseten
verdi. Hukuki olarak da ortada işlenmiş bir suç olduğu iddiasıyla savcıların
gerekli işlemi yapması gerekir. O işlemin geleceği yer burasıdır. Buraya geldiği
takdirde hep beraber ne karar vereceksek Parlamento karar verir.

Bu olayı tasvip etmemiz mümkün değil. Özellikle seçimlere giderken
hepimizin toplum önünde sorumluluğu var. Sorumlu davranış içerisinde olmamız
lazım, sorunlu olmamamız gerekir. Yapılan işi kimse tasvip edemez, doğru bulmaz,
bulamaz. Herhalde bu olayın geçtiği yerdeki savcılar da gereğini yapıyordur,
yapacaktır. Yapılan iş yanlıştır. Milletvekilliği sorumluğu, sıfatıyla
bağdaşmıyor. Bunun daha ötesinde bir ifadenin buralarda kullanılması da doğru
değil. Savcılar gereğini yaptığında parlamento da gereğini yapar ve
yapacaktır.''

Bir başka soru üzerine, Anayasanın ilk üç maddesinde yer alan hususların
Türkiye'de yaşayan 74 milyonun ortak paydası olduğunu ifade eden Çiçek, ''Esas
olan; ilk üç maddede değişmez olarak ifade edilen maddelerin varlığını
korumasıdır'' dedi.

Ancak bazı kurumların, meslek odalarının hazırladığı Anayasa
taslaklarında bu özellikler korunmakla birlikte yazım hatalarının giderilmesi
gerekçesiyle farklı düzenlemeler yapıldığına işaret eden Çiçek, ''Biz ifade
bozukluklarına rağmen Anayasa'nın ilk üç hatta beş maddesiyle ilgili bir
değişiklik düşünmedik, düşünmüyoruz. İlk üç madde ve bunları teminat altına alan
dördüncü madde ve 174. maddeyle ilgili bizim yaptığımız çalışmalarda,
açıklamalarda bir değişiklik düşünmediğimizi, bunun yerli yersiz tartışmalara
sebebiyet vereceğini ifade etmeye çalıştım'' diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de ''TBMM'nin Anayasa Mahkemesine
üye seçiminde bizim ısrarımız, Anayasa Mahkemesine üye seçerken nitelikli
çoğunluğun aranmasıdır'' dedi.

Tasarının birinci bölümü üzerinde konuşan CHP Konya Milletvekili Atilla
Kart daha önce yüzde 30 civarlarında olan Danıştay ve Yargıtay'da kadın üye
sayısının, yüzde 3'ün altına düştüğünü belirterek, ''Bu, hükümetin kadınlara
bakış açısındaki çarpıklığı ve söylemlerinde samimi olmadığını gösteren çok
çarpıcı bir tablodur'' diye konuştu.

MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz da, ''Bugün ayaklar altına
aldığınız hak, hukuk ve adaleti yarın mumla arayacaksınız'' ifadelerini
kullandı.

Konuşmaların tamamlanmasının ardından birinci bölümde yer alan maddelerin
görüşmelerine geçildi.

TBMM Genel Kurulunda, Anayasa Mahkemesinin
yeniden yapılandırılmasını öngören yasa tasarısının 7 maddesi kabul edildi.

Genel Kurulda, Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sürüyor. Tasarının görüşmeleri; CHP
Konya Milletvekili Atilla Kart ile AK Parti Rize Milletvekili Ali Bayramoğlu'nun
tartışmasına sahne oldu.

CHP'li Kart, maddelerde değişiklik önergeleri üzerinde yaptığı konuşmada,
yargının yerindelik denetimi değil, yasallık denetimi yapmak istediğini
belirterek, ''Türkiye, HES'leri tartışıyor. Yargı, 'Sen HES kuramazsın' demiyor.
'Sorumluluk ve karar Hükümetindir. Ama HES kurulurken çevreye zarar verip
vermediği konusunda ben bilirkişi incelemesi yaparım' ya da 'TÜPRAŞ
özelleştirmesi yapabilirsin ama bunu bir gece yarısında Maliye Bakanı'nın
odasında yapamazsın' diyor'' dedi.

''İktidarın dikta yapılanmasını kurumsallaştırmak istediğini'',
bürokraside parti ve cemaat memuru yapılanmasının, yargıda da yaratılmak
istendiğini ileri süren Kart, ''Bu savcılar delilleri karartırlar, delillere
müdahale ederler, soruşturmayı sabote ederler. Milletvekili seçildiğinde zaman
aşımının durduğu bilinmesine rağmen bunun aksine hareket ederler'' diye
konuştu.

Kart, AK Parti sıralarından ''Bunu yapan kim?'' diye laf atılması
üzerine, ''Beyoğlu Cumhuriyet Savcısı... Rize milletvekili Ali Bayramoğlu
hakkında böyle bir karar veriliyor'' karşılığını verdi.

AK Parti Rize Milletvekili Ali Bayramoğlu sataşma olduğu gerekçesiyle söz
alarak, Kart'ın kendisi hakkında hiçbir mesnedi olmayan isnatlarda bulunduğunu
belirterek, ''Ben kendisini ispata çağırıyorum. Çamur at izi kalsın anlayışıyla
konuşmak ne size ne hukukçuluğunuza yakışır. Savcının kendi incelemesi sonucunda
karar verilmiştir'' dedi.

Kart, Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulunun soruşturma raporuna göre
konuştuğunu ifade ederek, Bayramoğlu ile ilgili raporda sahtecilik ve hayali
ihracat olduğunun yer aldığını anlattı. Kart, Kurulun raporunu Beyoğlu Cumhuriyet
Savcılığına gönderdiğini belirterek, ''Beyoğlu Savcılığı bu rapor üzerine 'ortada
somut iddia yok, soyut iddia var' diyor. Neyse ki bu devletin, Cumhuriyetin
görevini onuruyla yapan memurları var. Hazine memuru buna itiraz ediyor;
'Milletvekili hakkında zaman aşımı işlemez' diyor ve takipsizlik kararını ortadan
kaldırıyor. Cumhuriyetin savcısı Anayasayı bilmez mi? Bile bile o savcı Mayıs
2010'da nasıl olur da zaman aşımından dolayı takipsizlik kararı verir?'' diye
konuştu.

Bayramoğlu, Teftiş kurullarının çok daha siyasallaşmış kurumlar olduğunu
savunarak, ''İşte size kovuşturmaya yer olmadığına dair belgeler; Çorlu,
Tekirdağ, Büyükçekmece mahkemelerinin kovuşturmaya yer olmadığına, Beyoğlu
Cumhuriyet Savcılığının ise itiraz belgesi...'' dedi.

Sanayicilikten geldiğini ve teknolojik ürün ürettiğini kaydeden
Bayramoğlu, ''Teknolojiyi algılamaktan yoksun kişiler rapor düzenlerse, işte
böyle geri döner mahkemelerden. MÜSİAD Başkanlığı yaptığım dönemde, halktan para
toplayan çok ortaklı şirketlere dava açtığımda, bugün konuşan arkadaşlar onların
avukatlığını yaptılar. Hangi adalet anlayışıyla onları savundunuz. Yaptığımın
sonuna kadar arkasındayım, ürettiğim ürünü hala ihraç ediyorum'' diye konuştu.

TBMM Genel Kurulunda, Anayasa Mahkemesinin
Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun Tasarısı'ndan, mahkeme üyelerinin
emeklilikleriyle ilgili düzenleme metinden çıkarıldı.

Genel Kurulda, ''temel kanun'' olarak görüşülen Anayasa Mahkemesinin
Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun Tasarısı'nın 8 maddesi daha kabul
edildi.

MHP Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil, önerge üzerinde yaptığı
konuşmada, nereden gelirse gelsin polise yapılan saldırıyı kınadığını ve İçişleri
Bakanı'nı göreve çağırdığını ifade etti.

MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, adaletin toplumun en önemli değeri
olduğunu ifade ederek, ''Bu konuda ayrışmaya sebep olursanız toplumun geleceği
açısından yanlış yapmış, kötülük etmiş olursunuz'' dedi. Anayasa Mahkemesi gibi
en üst kurum yapısını tanzim ederken mutabakat sağlanamadığını belirten Şandır,
''Tuz kokarsa ne yaparız?'' diye sordu.

CHP Muğla Milletvekili Gürol Ergin de, yüksek yargının ''güvenilir olma
niteliğini tümden yitirdiğini'' savundu. Ergin, ''Hakim ve Savcılar Yüksek
Kurulunda da (HSYK) TBMM'deki AKP üyeler gibi talimatla parmak kaldırıp indirme
dönemi başlamıştır'' dedi.

Gürol Ergin, tasarının 11. maddesindeki ''kıyak emeklilik'' maddesinin
tasarıdan çıkarılması gerektiğini ifade etti.

CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, ''Hukuk gidiyorken demokrasi
gelmez. Türkiye'nin bugün yaşadıkları demokrasiyle açıklanamaz'' diye konuştu.

CHP Ordu Milletvekili Rahmi Güner ise iktidarın ''sivil darbe'' yaptığını
ileri sürerek, ''Gidip Silivri'de gördüm. Toplama kampı gibi yerde insanların
nasıl ıstırap, çile çektiklerini gördüm. Alman faşizminin toplama kampı gibi
gördüm. 12 Mart ve 12 Eylül sıkıyönetim mahkemelerinden çok daha ağır bir
yargılamanın yapıldığını gördüm. Nasıl bir sivil hükümet zamanında böyle bir şey
yapılıyor diye endişelendim. Oraya gittiğiniz zaman Türkiye'de şerefiyle,
onuruyla görev yapan kişilerin nasıl ıstırap çektiğini ezildiğini gördüm. Sivil
yönetimde, hukukun üstünlüğünde bu olmaz. Buna dur diyecek olan halkımızdır''
diye konuştu.

Kabul edilen maddelere göre, Mahkeme 17 üyeden oluşacak. Üyeler 12 yıl
için seçilecek. Bir kimse iki defa üye seçilemeyecek. Başkan ve üyeler,
azlolunamayacak, kendileri istemedikçe görev süreleri dolmadan ve 65 yaşından
önce emekliliğe sevkedilemeyecek.

Tasarıda, görev sürelerini tamamlayan ancak Anayasa Mahkemesine üye
seçilmeden önceki görevleri için öngörülen zorunlu emeklilik yaşını
doldurmayanlardan görevlerine geri dönmeye, atanmalarına olanak sağlayan ve
emekliliğe ilişkin düzenlemeler içeren fıkra, metinden çıkarıldı.

TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil, 15. maddenin kabul edilmesinin ardından
birleşime ara verdi. Pakdil, verilen aranın ardından Hükümet ve Komisyonun yerine
oturmaması nedeniyle, birleşimi saat 14.00'de toplanmak üzere kapattı. (01.37)