2010-11-05 - 10:30
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Milli Savunma Bakanlığı ve Savunma
Sanayi Müsteşarlığının bütçelerinin görüşülmesine devam ediliyor.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Milli Savunma
Bakanlığı ve Savunma Sanayi Müsteşarlığının 2011 yılı bütçelerinin görüşülmesine
başlandı.
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, komisyonda bütçeyle ilgili sunuşuna
başladı.
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, bugün için
Türkiye'nin güvenliğine yönelik en önemli tehdidin, PKK terörü olduğunu
belirterek, ''PKK terör örgütünün varlığı, güvenlik güçlerimizin yaptığı
operasyonlar ve uygulanan tedbirler neticesinde son derece kritik bir döneme
girmiştir'' dedi.
Milli Savunma Bakanlığı ve Savunma Sanayi Müsteşarlığının 2011 yılı
bütçelerini TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna sunan Gönül, 2003'te milli gelirin
yüzde 2,3'ünü oluşturan bakanlık bütçesinin, bugün milli gelirin 1,5'ini
oluşturduğunu söyledi.
''Türkiye'nin güvenliğine yönelik en önemli tehdidin, bugün için PKK
terörü olduğunu'' belirten Gönül, şöyle konuştu:
''Bilindiği üzere, PKK terör örgütünün varlığı, sınır ötesi de dahil
olmak üzere, güvenlik güçlerimizin yaptığı operasyonlar ve kararlılıkla
uygulanmakta olan tedbirler neticesinde son derece kritik bir döneme girmiştir.
Terör örgütü bu durum karşısında güçlü olduğu imajını vermek istemekte ve
yandaşlarını birlik içinde tutma gayretiyle yeni stratejik arayışlar içine
girmektedir. Terör örgütünün insanlık dışı eylemlerine karşı başta silahlı
kuvvetlerimiz olmak üzere, tüm güvenlik güçlerimizin, hükümetimizin ve konu ile
ilgili tüm kurumlarımızın, kararlı tutumunun sonuna kadar devam edeceğini
özellikle belirtmek isterim.''
Türkiye'nin 65 yıldır BM, 58 yıldır NATO üyesi olduğunu anımsatan Gönül,
Türkiye'nin Kore harekatı ile başlayan uluslararası operasyonlardaki aktif rol
oynama vizyonunun, BM şemsiyesi altında halen dünyanın bir çok yerinde devam
ettiğini söyleyerek, Türkiye'nin uluslararası kuruluşlardaki hizmetleri hakkında
bilgi verdi.
Vecdi Gönül, Türkiye'nin 10 bin Afgan personeli Afganistan'da, bin 543
personeli de Türkiye'de eğittiğini belirterek, Türk Silahlı Kuvvetlerince (TSK)
bu ülkeye yapılan yardımların, 75 milyon dolara ulaştığını ifade etti.
TSK'nın ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapılan 2009'da yapılan 9 bin
237 ihaleden 54 için Kamu İhale Kurumuna şikayette bulunulduğunu ve kurumun
incelemesi sonucunda 1 ihalenin iptal edildiğini söyleyen Gönül, Kamu İhale
Kurumu kararının iptali istemiyle açılan davanın, Milli Savunma Bakanlığı lehine
sonuçlandığını ifade etti.
Gönül, bu yılın Temmuz ayı başına kadar yapılan 3 bin 859 ihaleden 44'ü
için Kamu İhale Kurumuna şikayetçi olunduğunu ve Kurumun da bunlardan 2'sini
iptal ettiğini kaydetti.
Suriye sınırındaki mayınlı alanların temizlenmesi ve temizlenen bölgelere
Sınır Fiziki Güvenlik Sistemi tesisi projesi konusundaki çalışmalarda önemli
mesafeler alındığını belirten Gönül, ''Bu kapsamda NAMSA ile yakın koordine ve
işbirliği içinde çalışmalar sürdürülmektedir. Proje kapsamında, NAMSA ile satış
anlaşmasının Kasımda imzalanabileceği, NAMSA'nın ihalesini Şubat-Nisan 2011
aylarında gerçekleştirebileceği, projenin icra sahasının Mayıs-Haziran 2011'de
başlayıp, Aralık 2014'te tamamlanabileceği değerlendirilmektedir'' diye
konuştu.
2007'de Milli Savunma Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında imzalanan
protokol çerçevesinde, GATA'nın yatak kapasitesinin yüzde 5'inin, TSK
Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi Başkanlığının yatak kapasitesinin yüzde 30'unun
ve askeri hastanelerin yatak kapasitesinin yüzde 10'unun sivil vatandaşlara
açıldığını bildiren Gönül, TSK personeli subay, astsubay ve sivil memurlara da
sivil sağlık kurumlarında muayene olma hakkı getirildiğini kaydetti.
Bakan Gönül, TSK'nın ihtiyaçlarının yurt içinden karşılanma oranının
yüzde 54,7'ye çıktığını, dolaysız sektör cirosunun 2 milyar 319 milyon dolara
yükseldiğini, imzalanan sözleşmeler içinde yurtdışından hazır alımların ise yüzde
10'a düştüğünü bildirdi.
Savunma sanayinin özellikle son 8 yılda kayda değer gelişmelere imza
attığını belirten Gönül, ''İlk temel eğitim uçağı HÜRKUŞ, ilk ana muharebe tankı
ALTAY, ilk korvet MİLGEM, ilk insansız hava aracı ANKA, ilk uydu GÖKTÜRK, ilk jet
motoru, ilk radar, ilk piyade tüfeği, ilk makineli tüfek milli olarak
geliştirilmeye başlanmıştır. ASELSAN da dünya savunma şirketleri arasında 86.
sıraya kadar yükselmiştir'' dedi.
Bakan Gönül, bakanlık bütçesinin 16 milyar 975 milyon TL, Savunma Sanayi
Müsteşarlığı özel bütçesinin ise 32 milyon 14 bin TL olduğunu kaydetti.
Dönemlerinde ilk defa harp gemileri yapımının özel sektöre ihale
edildiğini belirten Gönül, ''Bunun sonucunda, tersanelerde kriz sebebiyle çekilen
büyük sıkıntının bir kısmı giderilmiştir. Bu ihalelerin toplam bedeli 2 milyar
liranın üzerindedir'' dedi.
Vecdi Gönül, Makine Kimya Endüstrisi Kurumunun, 2009 yılı sonu itibarıyla
570 milyon TL'lik satış gerçekleştirdiğini ve böylece İstanbul Sanayi Odasının
organize ettiği ''İSO 500 Şirket'' içindeki sıralamasında 98'den 87'ye
yükseldiğini kaydetti.
AK Parti Bitlis Milletvekili Zeki Ergezen, NATO
tarafından Türkiye'ye kurulması planlanan füze kalkanına ilişkin, ''Füze kalkanı
bir tuzaktır, buna düşmeyelim'' dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Milli Savunma Bakanlığının ve Savunma
Sanayi Müsteşarlığının, 2011 yılı bütçelerinin görüşülmesine devam ediliyor.
MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, orta vadeli ekonomik
programın, Mayıs ayında çıkması gerekirken, Bakanlar Kurulu'nda Ekim ayında
imzalandığını anımsattı.
''Bu durum hükümetin bu işleri ciddi tutmadığını, hukuku çiğnediğini çok
açık ve net bir şekilde gösteriyor'' diyen Ayhan, son yıllarda savunmanın bütçe
içerisindeki payının giderek azaldığına dikkati çekti.
Tehdit ve risk hesaplamalarının hayallere değil, gerçeklere dayanması
gerektiğini belirten Ayhan, ''Milli güvenlik planlamasının değişikliklere göre
revize edilmesi gerekiyor. Burada, günün kurtarılmaya çalışıldığını görüyoruz. Bu
işi nasıl çözdüğünüzü anlamak istiyorum'' diye konuştu.
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'e, bütçe hazırlanırken hangi risk ve
tehdit senaryolarının dikkate alındığı sorusunu yönelten Ayhan, Türkiye'nin
çevresinde yaşanan gelişmeler nedeniyle, önemli bir asimetrik tehlikeyle karşı
karşıya bulunduğunu savundu.
CHP İzmir Milletvekili Bülent Baratalı da yaptığı konuşmada partisinin
bakanlığın bütçesine olumlu baktığını söyledi.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) içeriden ve dışarıdan gelen saldırılarla
zayıflatılmaya çalışıldığını öne süren Baratalı, şöyle devam etti:
''Neden silahlı kuvvetler zayıflatılmaya çalışılıyor? Buna bakmak lazım.
TSK, halkın ordusudur. Halkı yansıtan, halkın içinden gelen bir ordudur. Tarihi
boyunca hep muzaffer olmuştur ama içine siyaset girdiği zaman başarısız olmuştur.
Onun için Gazi, her zaman orduyu siyasetten ayrı tutmuştur. O nedenle ordu
siyasete, siyasette orduya bakarken çok dikkatli olmalıdır.
'Ordu nasıl emir alır' konusunda bazı siyasetçilerin biraz araştırma
yapmaları gerekiyor. TSK bugüne kadar yasalarla kendisine verilen hangi emri
reddetmiştir? Nasıl emir alacakları yasalarda, iç hizmet kanunda yazılıdır.
Askeri Ceza Kanunu var, iç dinamikleri var. TSK'nın, çok küçük istisnalar hariç
tarih boyunca görevlerini başarıyla yaptığı görülür.''
Baratalı, bedelli askerliğin, Türkiye'nin bulduğu bir argüman olmadığına
dikkati çekerek, bedelli askerlik konusunu hak, hakkaniyet kuralları çerçevesinde
çözmemiz gerekiyor. Belki bir profesyonel gücün daha da artırılması gerekiyor.
Askerlik süreleri konusunda bir an önce karar verilmesi gerekiyor. Belki doğrusu
herkesin eşit sürelerde askerlik yapması gerekiyor. 'Profesyonel orduyu biraz
daha güçlendirip, askerlik muafiyeti getirmek bedelliden daha ahlaki olabilir'
şeklinde düşünüyorum'' diye konuştu.
''Bu ordu, TBMM'nin ordusudur'' diyen Baratalı, bunun Büyük Önder
Atatürk'ün, askerlere Kocatepe'de verdiği emirden anlaşıldığını söyledi.
AK Parti'li Ergezen, NATO tarafından Türkiye'ye kurulması planlanan füze
kalkanına ilişkin düşüncelerini komisyon üyeleriyle paylaştı.
''Füze kalkanı ülke için bir tuzaktır buna düşmeyelim'' diyen Ergezen,
şöyle konuştu:
''Kime karşı, İran'a karşı. NATO'nun bu teklifinin arkasında kimin
olduğun görmek lazım. Kumandası NATO'nun elinde olan bir füze rampası yerine
Türkiye'nin elinde olan bir füze rampası için çalışmalıyız. Bunu kabul edemeyiz.
İncirlik de NATO'nun elinde ama bize Kıbrıs savaşında kullandırmadılar.
Birçok ülke bizi, elektronik harp yöntemleriyle sıkıntıya sokacak güce
erişmiş durumda. Operasyonlarda bunun sıkıntılarını yaşadık. Bunun için karşı
koyma tekniklerini geliştirmek gerekiyor. Savunma sanayi yönünden azami ölçüde
bağımlı olmaktan kaçınmalıyız.''
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da konuşmasında, 2011 bütçesinde en
büyük payın güvenliğe ayrıldığına dikkati çekti.
Savunma sanayi harcamaları yapılırken, yoksulluk dengesinin de göz önünde
bulundurulması gerektiğini anlatan Kaplan, ''Bu durum, gün gelecek sizin
bakanlığın bütçesini de tehdit eder hale gelecek'' dedi.
Tüm demokratik ülkelerde kolluk kuvvetlerinin sivil otoritenin emri
altında olduğunu vurgulayan Kaplan, şunları kaydetti:
''Türkiye'deki durumu, kırmanın zamanı geldi. Askeri vesayetin miadı
doldu. Bunun yanında bürokratik vesayeti de bütün olarak ele alıyoruz. Siyasetin,
ticaretin kışlaya girmemesi çok önemli. Tüm silahlı güçlerin sivil otoriteye
bağlanması temel kriterdir AB'ye üyelik sürecinde.
Bizim anayasamızda hala Genelkurmay Başkanlığı, Başbakanlığa bağlı
görünüyor. Bir Köşk resepsiyonu düzenleniyor, sıkıntı oluyor. Başkomutan
Cumhurbaşkanı ise neden askerler resepsiyona katılmıyor? Aynı sıkıntıyı biz de
yaşadık. Biz seçilip geldiğimizde asker Meclisi boykot etti. Meclisini, Köşkü'nü
boykot eden bir ordu... Bu demokratik sistemin neresine oturacak? Bu sıkıntı ne
zaman giderilecek.
Başbakan, 'asker bana brifing verdi, bedelliyi, askerlik sürelerini
konuştuk' diyor. Bundan doğal bir şey olur mu? Peki bu bilgileri alan bir
Başbakan ordunun modernizasyonu ve askerlik sürelerinin kısaltılması konularında
bunu bir tezkereyle neden Meclise getirmiyor? Neden terhis umudu aşılıyorsunuz bu
çocuklara?
Askerlik adaletli ve eşit değil. 18 ay askerlik yapan 'Mehmetçik' var, 6
ay yapan 'Mehmet Bey' var, bir de Burdur da bedelli yapan 'Mehmet Ağa' var.''
Milli Güvenlik Siyaset Belgesine bir milletvekili olarak ulaşamadığından
yakınan Kaplan, ''(Tehdit olarak sadece PKK terörü var) derseniz en büyük
yanılgıya imza atmış olursunuz. Bu konuyu geniş kapsamlı bir Kürt sorunu olarak
almazsanız geçmişte yapılan hataların tekrarına düşersiniz. Kürt sorununu bir
asayiş vakası olarak görüp, bunu bu şekilde bastırma anlayışıyla sorumluluğu
TSK'ya attılar yıllar boyu. 30 yıldır gelen tüm hükümetler vicdansızlık yaptı
sorumluluğu sadece TSK'nın üzerine atarak'' diye konuştu.
Kaplan'ın, CHP Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun bazı
sözlerine yanıt vermeye çalışırken, konuşmasının bir bölümünde, ''PKK burada
olsa...'' şeklinde sözler sarfetmesine, AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili
Halil Aydoğan, ''PKK, burada olamaz'' diyerek tepki gösterdi. Kaplan, Aydoğan'ın
bu sözlerine, ''Yeri gelir olur. Brezilya'da devlet başkanı oldu. Latin Amerika
ülkelerinin parlamentolarında şu anda bir sürü var'' yanıtını verdi.
CHP Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt
Aslanoğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik'in ''askerlerin Çankaya
Köşkü'ndeki resepsiyona katılmamalarının emre itaatsizlikle eşdeğer olduğu''
açıklamasına ilişkin, ''Sen önce emir-komuta zincirinin ne olduğunu, neyin emre
itaatsizlik olduğunu öğren, ondan sonra konuş, haddini bil'' dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Milli Savunma Bakanlığı ile Savunma
Sanayi Müsteşarlığı bütçelerinin görüşülmesine devam ediliyor.
CHP'li Aslanoğlu, yaptığı konuşmada, Türkiye'de bazı değerlerin
tartışılmasının tehlikeli olduğunu belirterek, ''Acaba kendi değerlerini bu kadar
tartışan başka bir ülke var mıdır? Özgürlükler, demokrasi tabii ki her ülkenin
olmazsa olmazıdır. Bir ülkenin ordusuna, bölünmez bütünlüğüne yönelik bir
hakaret, saldırı demokrasi ise bu demokrasiye lanet olsun. Güney Amerika
ülkelerinden bahsediliyor. Oralarda başkan olanlar acaba ülkesinin değerlerine
hakaret etmiş midir?'' diye konuştu.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik'in, ''askerlerin Çankaya
Köşkü'ndeki resepsiyona katılmamalarının emre itaatsizlikle eşdeğer olduğu''
açıklamasını anımsatan Aslanoğlu, ''Sen önce emir-komuta zincirinin ne olduğunu,
neyin emre itaatsizlik olduğunu öğren, ondan sonra konuş, haddini bil'' dedi.
Aslanoğlu, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün, orduya karşı söz söyleyenlerin
karşısında duran ilk kişi olması gerektiğini de kaydetti.
CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek de Bakan Gönül'e ''Savcılar,
Genelkurmay'ın kozmik birimlerinde günlerce aramalar yaptırdı. Bu aramalarda
TSK'nın gizli kalması gereken belgeleri konusunda aksaklık, eksiklik ortaya çıktı
mı? Çıktıysa bunu nasıl telafi ettiniz?'' sorusunu yöneltti.
Özyürek, Vecdi Gönül'e, askerlerin Çankaya Köşkü'ndeki resepsiyona
katılmamalarının gerçek nedeninin ne olduğunu ve darbelere gerekçe olarak
gösterilen TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesinin kaldırılması konusundaki
düşüncesini de sordu.
Komisyon Başkanı Mustafa Açıkalın, Özyürek'in ardından, komisyon üyesi
MHP Sakarya Milletvekili Münir Kutluata'ya söz verdi. Kutluata da söz hakkını,
komisyon üyesi olmayan MHP İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'ye devretmek
isteyince, Mustafa Açıkalın, üye olmayanların en son konuşacağını belirterek, DSP
İstanbul Milletvekili Hasan Macit'in konuşması için mikrofonu açtı.
Buna tepki gösteren MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, Komisyon
Başkanı Açıkalın ile tartıştı.
''Niye ona söz hakkı vermiyorsunuz?'' diyen Günal'a, Açıkalın,
''Aldığımız karar gereği, komisyon üyesi olmayanlar en son konuşuyor'' dedi.
Açıkalın'ın, Macit'e konuşabileceğini söylemesi üzerine, Günal ayağa kalkarak,
''Geçen gün Kamer Genç'i konuşturmadın mı be? Sayın Elekdağ, Bölükbaşı konuşmuyor
mu?'' diye tepki gösterdi.
MHP'li Günal, Açıkalın'ın, oturmasını istemesi üzerine, ''Oturmuyorum,
dışarı mı atacaksın? Çifte standart yapıyorsun, yaptığın terbiyesizlik'' diyerek
salonu terk etti.
Bazı AK Parti'li milletvekilleri de ''Niye bağırıyorsun?'' diyerek
Günal'a tepki gösterdi.
Tartışmaların ardından söz verilen MHP'li Sipahi, TBMM Milli Savunma
Komisyonu üyesi olduğunu belirterek, bu bakanlık bütçesi üzerinde
konuşabileceğini söyledi.
''(Komşularla sıfır sorun) komedisi ülke güvenliği ile ilgili hususları
değiştirmez'' diyen Sipahi, Yunanistan için en önemli tehdidin hala Türkiye
olduğunu kaydetti. Kamil Erdal Sipahi, ''Yunanistan '12 mil iddiamızdan
vazgeçmeyiz' diyor'' dedi.
Sipahi, ''TSK'nın itibarı ile oynamanın rezil, çirkin bir gelenek haline
geldiğini'' ifade ederek, şöyle konuştu:
''Eski Genelkurmay Başkanı, 'TSK'nın asimetrik, psikolojik harekatın
etkisinde olduğunu' açıklamıştı. Eğer TSK'ya yönelik böyle bir asimetrik harekat
varsa, Hükümetimiz bu tehdidin neresindedir? Yol göstereni mi, teşvikçisi mi,
işbirlikçisi mi, planlayıcısı mı, icracısı mıdır? Dünyanın hiç bir ülkesinde,
kendi hükümetinin saldırısına uğrayan başka bir ordu örneği yoktur. Askerlerin
resepsiyona katılmadığı konuşuluyor. Peki, TSK'nın itibarını sarsıcı her türlü
iftira, çirkin haberler basına verilirken, Hükümet bunun içinde yer alırken, o
başkomutan neredeydi? Ben de bunu soruyorum.''
CHP Muğla Milletvekili Gürol Ergin ise Suriye sınırındaki mayınlı
arazilerin temizlenmesi konusunu gündeme getirdi.
İlk başta, ''NAMSA'nın temizleme yapmadığı, sadece temizlemeden sonra
orayı denetlediğinin'' söylendiğini kaydeden Ergin, ''Hangi devlet kendi
toprağını temizleyenlere, 'al kullan' diyebilir? Buranın temizlenme işi NAMSA'ya
verilecek. Ama Hükümet başta ısrarla buna karşı çıktı ve 'bu işi, toprağımı
yabancıya vereceğim' diye direndi'' diye konuştu.
CHP'li Ergin, ''Sayın Bakan, askere hakaret edildiği zaman sessiz
kalmamalıydı. TSK'ya sürekli hakaret edildi ama bakan hep sessiz kaldı, bu da
bizi üzüyor. Türk ordusu, benim ve sizin babanızın ordusu değil, bu Meclisin
ordusudur'' dedi.
*** haberin devamına "ilgili dökümanlar" bölümünden ulaşabilirsiniz ***
(10.30)
Bakanlığı ve Savunma Sanayi Müsteşarlığının 2011 yılı bütçelerinin görüşülmesine
başlandı.
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, komisyonda bütçeyle ilgili sunuşuna
başladı.
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, bugün için
Türkiye'nin güvenliğine yönelik en önemli tehdidin, PKK terörü olduğunu
belirterek, ''PKK terör örgütünün varlığı, güvenlik güçlerimizin yaptığı
operasyonlar ve uygulanan tedbirler neticesinde son derece kritik bir döneme
girmiştir'' dedi.
Milli Savunma Bakanlığı ve Savunma Sanayi Müsteşarlığının 2011 yılı
bütçelerini TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna sunan Gönül, 2003'te milli gelirin
yüzde 2,3'ünü oluşturan bakanlık bütçesinin, bugün milli gelirin 1,5'ini
oluşturduğunu söyledi.
''Türkiye'nin güvenliğine yönelik en önemli tehdidin, bugün için PKK
terörü olduğunu'' belirten Gönül, şöyle konuştu:
''Bilindiği üzere, PKK terör örgütünün varlığı, sınır ötesi de dahil
olmak üzere, güvenlik güçlerimizin yaptığı operasyonlar ve kararlılıkla
uygulanmakta olan tedbirler neticesinde son derece kritik bir döneme girmiştir.
Terör örgütü bu durum karşısında güçlü olduğu imajını vermek istemekte ve
yandaşlarını birlik içinde tutma gayretiyle yeni stratejik arayışlar içine
girmektedir. Terör örgütünün insanlık dışı eylemlerine karşı başta silahlı
kuvvetlerimiz olmak üzere, tüm güvenlik güçlerimizin, hükümetimizin ve konu ile
ilgili tüm kurumlarımızın, kararlı tutumunun sonuna kadar devam edeceğini
özellikle belirtmek isterim.''
Türkiye'nin 65 yıldır BM, 58 yıldır NATO üyesi olduğunu anımsatan Gönül,
Türkiye'nin Kore harekatı ile başlayan uluslararası operasyonlardaki aktif rol
oynama vizyonunun, BM şemsiyesi altında halen dünyanın bir çok yerinde devam
ettiğini söyleyerek, Türkiye'nin uluslararası kuruluşlardaki hizmetleri hakkında
bilgi verdi.
Vecdi Gönül, Türkiye'nin 10 bin Afgan personeli Afganistan'da, bin 543
personeli de Türkiye'de eğittiğini belirterek, Türk Silahlı Kuvvetlerince (TSK)
bu ülkeye yapılan yardımların, 75 milyon dolara ulaştığını ifade etti.
TSK'nın ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapılan 2009'da yapılan 9 bin
237 ihaleden 54 için Kamu İhale Kurumuna şikayette bulunulduğunu ve kurumun
incelemesi sonucunda 1 ihalenin iptal edildiğini söyleyen Gönül, Kamu İhale
Kurumu kararının iptali istemiyle açılan davanın, Milli Savunma Bakanlığı lehine
sonuçlandığını ifade etti.
Gönül, bu yılın Temmuz ayı başına kadar yapılan 3 bin 859 ihaleden 44'ü
için Kamu İhale Kurumuna şikayetçi olunduğunu ve Kurumun da bunlardan 2'sini
iptal ettiğini kaydetti.
Suriye sınırındaki mayınlı alanların temizlenmesi ve temizlenen bölgelere
Sınır Fiziki Güvenlik Sistemi tesisi projesi konusundaki çalışmalarda önemli
mesafeler alındığını belirten Gönül, ''Bu kapsamda NAMSA ile yakın koordine ve
işbirliği içinde çalışmalar sürdürülmektedir. Proje kapsamında, NAMSA ile satış
anlaşmasının Kasımda imzalanabileceği, NAMSA'nın ihalesini Şubat-Nisan 2011
aylarında gerçekleştirebileceği, projenin icra sahasının Mayıs-Haziran 2011'de
başlayıp, Aralık 2014'te tamamlanabileceği değerlendirilmektedir'' diye
konuştu.
2007'de Milli Savunma Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında imzalanan
protokol çerçevesinde, GATA'nın yatak kapasitesinin yüzde 5'inin, TSK
Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi Başkanlığının yatak kapasitesinin yüzde 30'unun
ve askeri hastanelerin yatak kapasitesinin yüzde 10'unun sivil vatandaşlara
açıldığını bildiren Gönül, TSK personeli subay, astsubay ve sivil memurlara da
sivil sağlık kurumlarında muayene olma hakkı getirildiğini kaydetti.
Bakan Gönül, TSK'nın ihtiyaçlarının yurt içinden karşılanma oranının
yüzde 54,7'ye çıktığını, dolaysız sektör cirosunun 2 milyar 319 milyon dolara
yükseldiğini, imzalanan sözleşmeler içinde yurtdışından hazır alımların ise yüzde
10'a düştüğünü bildirdi.
Savunma sanayinin özellikle son 8 yılda kayda değer gelişmelere imza
attığını belirten Gönül, ''İlk temel eğitim uçağı HÜRKUŞ, ilk ana muharebe tankı
ALTAY, ilk korvet MİLGEM, ilk insansız hava aracı ANKA, ilk uydu GÖKTÜRK, ilk jet
motoru, ilk radar, ilk piyade tüfeği, ilk makineli tüfek milli olarak
geliştirilmeye başlanmıştır. ASELSAN da dünya savunma şirketleri arasında 86.
sıraya kadar yükselmiştir'' dedi.
Bakan Gönül, bakanlık bütçesinin 16 milyar 975 milyon TL, Savunma Sanayi
Müsteşarlığı özel bütçesinin ise 32 milyon 14 bin TL olduğunu kaydetti.
Dönemlerinde ilk defa harp gemileri yapımının özel sektöre ihale
edildiğini belirten Gönül, ''Bunun sonucunda, tersanelerde kriz sebebiyle çekilen
büyük sıkıntının bir kısmı giderilmiştir. Bu ihalelerin toplam bedeli 2 milyar
liranın üzerindedir'' dedi.
Vecdi Gönül, Makine Kimya Endüstrisi Kurumunun, 2009 yılı sonu itibarıyla
570 milyon TL'lik satış gerçekleştirdiğini ve böylece İstanbul Sanayi Odasının
organize ettiği ''İSO 500 Şirket'' içindeki sıralamasında 98'den 87'ye
yükseldiğini kaydetti.
AK Parti Bitlis Milletvekili Zeki Ergezen, NATO
tarafından Türkiye'ye kurulması planlanan füze kalkanına ilişkin, ''Füze kalkanı
bir tuzaktır, buna düşmeyelim'' dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Milli Savunma Bakanlığının ve Savunma
Sanayi Müsteşarlığının, 2011 yılı bütçelerinin görüşülmesine devam ediliyor.
MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, orta vadeli ekonomik
programın, Mayıs ayında çıkması gerekirken, Bakanlar Kurulu'nda Ekim ayında
imzalandığını anımsattı.
''Bu durum hükümetin bu işleri ciddi tutmadığını, hukuku çiğnediğini çok
açık ve net bir şekilde gösteriyor'' diyen Ayhan, son yıllarda savunmanın bütçe
içerisindeki payının giderek azaldığına dikkati çekti.
Tehdit ve risk hesaplamalarının hayallere değil, gerçeklere dayanması
gerektiğini belirten Ayhan, ''Milli güvenlik planlamasının değişikliklere göre
revize edilmesi gerekiyor. Burada, günün kurtarılmaya çalışıldığını görüyoruz. Bu
işi nasıl çözdüğünüzü anlamak istiyorum'' diye konuştu.
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'e, bütçe hazırlanırken hangi risk ve
tehdit senaryolarının dikkate alındığı sorusunu yönelten Ayhan, Türkiye'nin
çevresinde yaşanan gelişmeler nedeniyle, önemli bir asimetrik tehlikeyle karşı
karşıya bulunduğunu savundu.
CHP İzmir Milletvekili Bülent Baratalı da yaptığı konuşmada partisinin
bakanlığın bütçesine olumlu baktığını söyledi.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) içeriden ve dışarıdan gelen saldırılarla
zayıflatılmaya çalışıldığını öne süren Baratalı, şöyle devam etti:
''Neden silahlı kuvvetler zayıflatılmaya çalışılıyor? Buna bakmak lazım.
TSK, halkın ordusudur. Halkı yansıtan, halkın içinden gelen bir ordudur. Tarihi
boyunca hep muzaffer olmuştur ama içine siyaset girdiği zaman başarısız olmuştur.
Onun için Gazi, her zaman orduyu siyasetten ayrı tutmuştur. O nedenle ordu
siyasete, siyasette orduya bakarken çok dikkatli olmalıdır.
'Ordu nasıl emir alır' konusunda bazı siyasetçilerin biraz araştırma
yapmaları gerekiyor. TSK bugüne kadar yasalarla kendisine verilen hangi emri
reddetmiştir? Nasıl emir alacakları yasalarda, iç hizmet kanunda yazılıdır.
Askeri Ceza Kanunu var, iç dinamikleri var. TSK'nın, çok küçük istisnalar hariç
tarih boyunca görevlerini başarıyla yaptığı görülür.''
Baratalı, bedelli askerliğin, Türkiye'nin bulduğu bir argüman olmadığına
dikkati çekerek, bedelli askerlik konusunu hak, hakkaniyet kuralları çerçevesinde
çözmemiz gerekiyor. Belki bir profesyonel gücün daha da artırılması gerekiyor.
Askerlik süreleri konusunda bir an önce karar verilmesi gerekiyor. Belki doğrusu
herkesin eşit sürelerde askerlik yapması gerekiyor. 'Profesyonel orduyu biraz
daha güçlendirip, askerlik muafiyeti getirmek bedelliden daha ahlaki olabilir'
şeklinde düşünüyorum'' diye konuştu.
''Bu ordu, TBMM'nin ordusudur'' diyen Baratalı, bunun Büyük Önder
Atatürk'ün, askerlere Kocatepe'de verdiği emirden anlaşıldığını söyledi.
AK Parti'li Ergezen, NATO tarafından Türkiye'ye kurulması planlanan füze
kalkanına ilişkin düşüncelerini komisyon üyeleriyle paylaştı.
''Füze kalkanı ülke için bir tuzaktır buna düşmeyelim'' diyen Ergezen,
şöyle konuştu:
''Kime karşı, İran'a karşı. NATO'nun bu teklifinin arkasında kimin
olduğun görmek lazım. Kumandası NATO'nun elinde olan bir füze rampası yerine
Türkiye'nin elinde olan bir füze rampası için çalışmalıyız. Bunu kabul edemeyiz.
İncirlik de NATO'nun elinde ama bize Kıbrıs savaşında kullandırmadılar.
Birçok ülke bizi, elektronik harp yöntemleriyle sıkıntıya sokacak güce
erişmiş durumda. Operasyonlarda bunun sıkıntılarını yaşadık. Bunun için karşı
koyma tekniklerini geliştirmek gerekiyor. Savunma sanayi yönünden azami ölçüde
bağımlı olmaktan kaçınmalıyız.''
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da konuşmasında, 2011 bütçesinde en
büyük payın güvenliğe ayrıldığına dikkati çekti.
Savunma sanayi harcamaları yapılırken, yoksulluk dengesinin de göz önünde
bulundurulması gerektiğini anlatan Kaplan, ''Bu durum, gün gelecek sizin
bakanlığın bütçesini de tehdit eder hale gelecek'' dedi.
Tüm demokratik ülkelerde kolluk kuvvetlerinin sivil otoritenin emri
altında olduğunu vurgulayan Kaplan, şunları kaydetti:
''Türkiye'deki durumu, kırmanın zamanı geldi. Askeri vesayetin miadı
doldu. Bunun yanında bürokratik vesayeti de bütün olarak ele alıyoruz. Siyasetin,
ticaretin kışlaya girmemesi çok önemli. Tüm silahlı güçlerin sivil otoriteye
bağlanması temel kriterdir AB'ye üyelik sürecinde.
Bizim anayasamızda hala Genelkurmay Başkanlığı, Başbakanlığa bağlı
görünüyor. Bir Köşk resepsiyonu düzenleniyor, sıkıntı oluyor. Başkomutan
Cumhurbaşkanı ise neden askerler resepsiyona katılmıyor? Aynı sıkıntıyı biz de
yaşadık. Biz seçilip geldiğimizde asker Meclisi boykot etti. Meclisini, Köşkü'nü
boykot eden bir ordu... Bu demokratik sistemin neresine oturacak? Bu sıkıntı ne
zaman giderilecek.
Başbakan, 'asker bana brifing verdi, bedelliyi, askerlik sürelerini
konuştuk' diyor. Bundan doğal bir şey olur mu? Peki bu bilgileri alan bir
Başbakan ordunun modernizasyonu ve askerlik sürelerinin kısaltılması konularında
bunu bir tezkereyle neden Meclise getirmiyor? Neden terhis umudu aşılıyorsunuz bu
çocuklara?
Askerlik adaletli ve eşit değil. 18 ay askerlik yapan 'Mehmetçik' var, 6
ay yapan 'Mehmet Bey' var, bir de Burdur da bedelli yapan 'Mehmet Ağa' var.''
Milli Güvenlik Siyaset Belgesine bir milletvekili olarak ulaşamadığından
yakınan Kaplan, ''(Tehdit olarak sadece PKK terörü var) derseniz en büyük
yanılgıya imza atmış olursunuz. Bu konuyu geniş kapsamlı bir Kürt sorunu olarak
almazsanız geçmişte yapılan hataların tekrarına düşersiniz. Kürt sorununu bir
asayiş vakası olarak görüp, bunu bu şekilde bastırma anlayışıyla sorumluluğu
TSK'ya attılar yıllar boyu. 30 yıldır gelen tüm hükümetler vicdansızlık yaptı
sorumluluğu sadece TSK'nın üzerine atarak'' diye konuştu.
Kaplan'ın, CHP Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun bazı
sözlerine yanıt vermeye çalışırken, konuşmasının bir bölümünde, ''PKK burada
olsa...'' şeklinde sözler sarfetmesine, AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili
Halil Aydoğan, ''PKK, burada olamaz'' diyerek tepki gösterdi. Kaplan, Aydoğan'ın
bu sözlerine, ''Yeri gelir olur. Brezilya'da devlet başkanı oldu. Latin Amerika
ülkelerinin parlamentolarında şu anda bir sürü var'' yanıtını verdi.
CHP Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt
Aslanoğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik'in ''askerlerin Çankaya
Köşkü'ndeki resepsiyona katılmamalarının emre itaatsizlikle eşdeğer olduğu''
açıklamasına ilişkin, ''Sen önce emir-komuta zincirinin ne olduğunu, neyin emre
itaatsizlik olduğunu öğren, ondan sonra konuş, haddini bil'' dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Milli Savunma Bakanlığı ile Savunma
Sanayi Müsteşarlığı bütçelerinin görüşülmesine devam ediliyor.
CHP'li Aslanoğlu, yaptığı konuşmada, Türkiye'de bazı değerlerin
tartışılmasının tehlikeli olduğunu belirterek, ''Acaba kendi değerlerini bu kadar
tartışan başka bir ülke var mıdır? Özgürlükler, demokrasi tabii ki her ülkenin
olmazsa olmazıdır. Bir ülkenin ordusuna, bölünmez bütünlüğüne yönelik bir
hakaret, saldırı demokrasi ise bu demokrasiye lanet olsun. Güney Amerika
ülkelerinden bahsediliyor. Oralarda başkan olanlar acaba ülkesinin değerlerine
hakaret etmiş midir?'' diye konuştu.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik'in, ''askerlerin Çankaya
Köşkü'ndeki resepsiyona katılmamalarının emre itaatsizlikle eşdeğer olduğu''
açıklamasını anımsatan Aslanoğlu, ''Sen önce emir-komuta zincirinin ne olduğunu,
neyin emre itaatsizlik olduğunu öğren, ondan sonra konuş, haddini bil'' dedi.
Aslanoğlu, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün, orduya karşı söz söyleyenlerin
karşısında duran ilk kişi olması gerektiğini de kaydetti.
CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek de Bakan Gönül'e ''Savcılar,
Genelkurmay'ın kozmik birimlerinde günlerce aramalar yaptırdı. Bu aramalarda
TSK'nın gizli kalması gereken belgeleri konusunda aksaklık, eksiklik ortaya çıktı
mı? Çıktıysa bunu nasıl telafi ettiniz?'' sorusunu yöneltti.
Özyürek, Vecdi Gönül'e, askerlerin Çankaya Köşkü'ndeki resepsiyona
katılmamalarının gerçek nedeninin ne olduğunu ve darbelere gerekçe olarak
gösterilen TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesinin kaldırılması konusundaki
düşüncesini de sordu.
Komisyon Başkanı Mustafa Açıkalın, Özyürek'in ardından, komisyon üyesi
MHP Sakarya Milletvekili Münir Kutluata'ya söz verdi. Kutluata da söz hakkını,
komisyon üyesi olmayan MHP İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'ye devretmek
isteyince, Mustafa Açıkalın, üye olmayanların en son konuşacağını belirterek, DSP
İstanbul Milletvekili Hasan Macit'in konuşması için mikrofonu açtı.
Buna tepki gösteren MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, Komisyon
Başkanı Açıkalın ile tartıştı.
''Niye ona söz hakkı vermiyorsunuz?'' diyen Günal'a, Açıkalın,
''Aldığımız karar gereği, komisyon üyesi olmayanlar en son konuşuyor'' dedi.
Açıkalın'ın, Macit'e konuşabileceğini söylemesi üzerine, Günal ayağa kalkarak,
''Geçen gün Kamer Genç'i konuşturmadın mı be? Sayın Elekdağ, Bölükbaşı konuşmuyor
mu?'' diye tepki gösterdi.
MHP'li Günal, Açıkalın'ın, oturmasını istemesi üzerine, ''Oturmuyorum,
dışarı mı atacaksın? Çifte standart yapıyorsun, yaptığın terbiyesizlik'' diyerek
salonu terk etti.
Bazı AK Parti'li milletvekilleri de ''Niye bağırıyorsun?'' diyerek
Günal'a tepki gösterdi.
Tartışmaların ardından söz verilen MHP'li Sipahi, TBMM Milli Savunma
Komisyonu üyesi olduğunu belirterek, bu bakanlık bütçesi üzerinde
konuşabileceğini söyledi.
''(Komşularla sıfır sorun) komedisi ülke güvenliği ile ilgili hususları
değiştirmez'' diyen Sipahi, Yunanistan için en önemli tehdidin hala Türkiye
olduğunu kaydetti. Kamil Erdal Sipahi, ''Yunanistan '12 mil iddiamızdan
vazgeçmeyiz' diyor'' dedi.
Sipahi, ''TSK'nın itibarı ile oynamanın rezil, çirkin bir gelenek haline
geldiğini'' ifade ederek, şöyle konuştu:
''Eski Genelkurmay Başkanı, 'TSK'nın asimetrik, psikolojik harekatın
etkisinde olduğunu' açıklamıştı. Eğer TSK'ya yönelik böyle bir asimetrik harekat
varsa, Hükümetimiz bu tehdidin neresindedir? Yol göstereni mi, teşvikçisi mi,
işbirlikçisi mi, planlayıcısı mı, icracısı mıdır? Dünyanın hiç bir ülkesinde,
kendi hükümetinin saldırısına uğrayan başka bir ordu örneği yoktur. Askerlerin
resepsiyona katılmadığı konuşuluyor. Peki, TSK'nın itibarını sarsıcı her türlü
iftira, çirkin haberler basına verilirken, Hükümet bunun içinde yer alırken, o
başkomutan neredeydi? Ben de bunu soruyorum.''
CHP Muğla Milletvekili Gürol Ergin ise Suriye sınırındaki mayınlı
arazilerin temizlenmesi konusunu gündeme getirdi.
İlk başta, ''NAMSA'nın temizleme yapmadığı, sadece temizlemeden sonra
orayı denetlediğinin'' söylendiğini kaydeden Ergin, ''Hangi devlet kendi
toprağını temizleyenlere, 'al kullan' diyebilir? Buranın temizlenme işi NAMSA'ya
verilecek. Ama Hükümet başta ısrarla buna karşı çıktı ve 'bu işi, toprağımı
yabancıya vereceğim' diye direndi'' diye konuştu.
CHP'li Ergin, ''Sayın Bakan, askere hakaret edildiği zaman sessiz
kalmamalıydı. TSK'ya sürekli hakaret edildi ama bakan hep sessiz kaldı, bu da
bizi üzüyor. Türk ordusu, benim ve sizin babanızın ordusu değil, bu Meclisin
ordusudur'' dedi.
*** haberin devamına "ilgili dökümanlar" bölümünden ulaşabilirsiniz ***
(10.30)
