2015-03-04 - 15:25
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen ve sekiz maddesi daha kabul edilen, kamuoyunda "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen tasarının 2. bölümü tamamlandı.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı.

CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, gündem dışı söz alarak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın 5 Şubat günü TBMM'de Grup Başkanvekillerine sunduğu belgelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kuşoğlu, yaklaşık bir ay önce ilk imzası kendisine ait Bakan Yıldız hakkında iki firmayla ilgili yolsuzluk iddialarını içeren gensoru önergesi verdiğini hatırlattı. Yıldız'ın iddialara ilişkin sunduğu belgeleri incelediğini belirten Kuşoğlu, sunulan belgelerin zamanı ve içeriği açısından iddialarıyla ilgili olmadığını ileri sürdü.

İddialarını Bakan Yıldız'a aktardığını, buna ilişkin soru önergeleri de verdiğini aktaran Kuşoğlu, "Sayın Bakan'ın gensoruda bildirdiği konuların, benim iddialarımla ilgili hiçbir cevabı yok. Bu belgeler grup başkanvekillerine gönderilerek sizlerin, kamuoyunun ve basının önünde şov yapmaya çalışıldı" dedi.

Gönderilen belgelerin konuyla ilgisiz olmasının iddialarının doğruluğunu ortaya koyduğunu, kendisinin bir milletvekili olarak yolsuzluğu gündeme getirmek için elinden gelen çabayı gösterdiğini ifade eden Kuşoğlu, "Ben elimden geleni yaptım. Bu kadar büyük bir yolsuzluğun bundan sonrasını Allah'a havale ediyorum" diye konuştu.

MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz da gündem dışı konuşmasında Adana'nın sorunlarına değindi. Adana'nın AK Parti iktidarında hiçbir sorunun çözülmediğini, Türkiye'nin işsizliği en yüksek kentlerinden biri durumuna düşürüldüğünü, taşeronlaşmanın yaygınlaştırıldığını, en verimli olduğu alan tarım sektöründe bile büyük sıkıntı yaşamaya başladığını söyleyen Yılmaz, yatırım noktasında da kısıtlandığını savundu. Yılmaz, "Hükümeti göreve çağırıyorum; Adana'ya sahip çıkın, Adana'ya sahip çıkmak zorundasınız" değerlendirmesinde bulundu.

CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt ise Ardahan'ın kurtuluş yıl dönümü dolayısıyla gündem dışı konuşma yaptı.

Ardahan'ın özellikle hayvan ithalatından büyük zarar gördüğünü anlatan Öğüt, AK Parti'nin yanlış politikalarının kenti sorunlar içinde bıraktığını ve kentten göçün artmasına yol açtığını söyledi. Öğüt, Ardahan'a havaalanı yapılması gerektiğini de belirterek, bunun takipçisi olacaklarını kaydetti. Ardahan'a yapılması gereken hizmetleri sıralayan Öğüt, en önemlisinin ise gençlerin işsizlik sorunun giderilmesi olduğuna işaret etti.

Gündem dışı konuşmaların ardından CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, Başkanlığın bir tasarının havalesine ilişkin itirazı nedeniyle söz aldı.

Akar, 47 bin öğretmen atamasıyla ilgili tasarının kadın istihdamının artırılması, kadın öğretmenlerin sayısının artırılması açısından TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu'nda da görüşülmesini istedi. Akar, tasarının TBMM AB Uyum Komisyonu'nda da ele alınması gerektiğine işaret ederek, tasarının görüşmelerinin hızla tamamlanması ve tüm partilerin işbirliği ve desteği ile hayata geçirilerek öğretmenlerin atamasının yapılmasının önemli olduğunu belirtti. Akar, Türkiye'nin ihtiyacı doğrultusunda daha çok öğretmen ataması gerektiğini savunarak, tasarıdaki sayının 110 bine çıkarılmasını da önerdi.

TBMM Genel Kurulu'nda, HDP'nin İstiklal Mahkemeleri'nin araştırılması amacıyla verilen Meclis araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi kabul edilmedi.

HDP, Danışma Kurulu'nda oybirliği sağlanamadığı için İstiklal Mahkemeleri'nin araştırılması amacıyla verilen Meclis araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisini Genel Kurul'a getirdi.

HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, bu mahkemelerin yargıçların tamamının TBMM mensupları olduğunu, mahkeme kararlarının temyize açık olmadığını, verilen kararların sabit ve son karar olduğunu söyledi.

Konya, Sivas ve Diyarbakır İstiklal Mahkemeleri tutanaklarının hiç bir şekilde Parlamento'ya gelmediğini, Meclis'e teslim edilmesi gereken bu tutanakların Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'ne teslim edildiğini belirten Zozani, bu mahkemelerin tutanaklarının ve belgelerinin açıklanmasını istediklerini kaydetti. Zozani, "Böylelikle karanlık bir tarihle yüzleşmiş oluruz" dedi.

Bu mahkemelerin Fransızlardan esinlenerek Türkiye'de kurulduğunu belirten Zozani, "1793-1794 döneminde bir yıl süresince Fransa'da İstiklal Mahkemesi benzeri mahkemeler kurulmuş. Bu mahkemeler bir yılda 17 bin idam kararı vermiş ama bu zihniyetin Fransa'da katlettiği insan sayısı 400 bindir. İstiklal Mahkemeleri'nin Türkiye'de yarattığı etki de budur. 1921-1938 yılları arasında Türkiye hükümetlerinin yöneticilerinin bu coğrafyada katlettiği insanların sayısı 400 bin civarındadır. Koçgiri'de, Zilan'da, Dersim'de, Agiri'de katledilenlerin tamamı bu zihniyetin tezahürüdür" diye konuştu.

CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, İstiklal Mahkemeleri belgelerinin açılmasına kimsenin itiraz etmeyeceğini ama o dönemin karanlık bir dönem olarak ilan edilmesine itiraz ettiklerini söyleyerek, "O dönem Cumhuriyet'in aydın bir dönemidir. Her doğum sancılıdır, sancısız bir doğum olmaz. O dönemi de kendi içerisinde değerlendirmek lazım. İstiklal Mahkemeleri'ni ortaya çıkaran süreci iyi takip etmek lazım. Anarşi ve başıbozukluk ortamı vardı, böyle bir ortamda Meclis açılmıştı, İngilizlerle işbirliği yaparak Milli Mücadele'ye karşı çıkanlar vardı. Atatürk'e suikast planlanıyordu" dedi.

Geçmişle hesaplaşmanın bütünlük içinde olması gerektiğini vurgulayan Öztürk, İstiklal Mahkemeleri'nin belgelerini tarihçilerin incelemesinin daha faydalı olacağını, bunu siyaset malzemesi yapmanın da kimseye faydasının olmayacağını bildirdi. Öztürk, bu mahkemelerin, Cumhuriyet devrimlerine karşı mücadele eden gericileri bastırmak amacıyla kurulduğunu, o mahkemeleri bugünün koşuluyla değerlendirmenin yanlış olacağını söyledi.

Öztürk, "Elbette bu mahkemelerin aldığı yanlış kararlar vardır ama bunları gündeme taşıyarak, bunlar üzerinden Atatürk ve Cumhuriyet'in temel değerleriyle hesaplaşmak kimsenin haddi de değildir, hakkı da değildir" dedi.

Sataşma gerekçesiyle kürsüye gelen Zozani, "Diyarbakır İstiklal Mahkemeleri'nde bir Kürt genci Türkçe bilmediği, mahkemede kendini ifade edemediği için idam edildi. Genç, gece Süreyya'nın rüyasına giriyor, 'benim günahım neydi, sen niye benim idamıma karar verdin?' diyor. Sabah kan ter içinde uyanan Ahmet Süreyya mahkeme kararlarına itiraz ediyor, pişmanlık duyuyor. Bunun üzerine Mazhar Müfit Kansu onu İnönü'ye şikayet ediyor. İnönü de Ahmet Süreyya'ya telgraf çekiyor ve 'gayemiz Kürtlerin ve Kürtçülüğün kafasının ebediyete kadar ezilmesidir. Hakim arkadaşlarla anlaş, gözlerinden öperim" diyor. Senin biraz önce allayıp pulladığın İsmet İnönü bu ifadeyi kullanıyor" diye konuştu.

AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin, ilk dönem İstiklal Mahkemeleri'nin 18 Eylül 1920'de kurulduğunu, ikinci dönem mahkemelerinin 30 Temmuz 1921'de başladığını, 1923 yılının ekim ayına dek faaliyetlerini sürdürdüğünü, üçüncü dönem mahkemelerin ise 1923-1927 yılları arasında faaliyet gösterdiğini söyledi.

Toplamda 7 bölgede bu mahkemelerin kurulduğunu belirten Şahin, "Bu mahkemelerde görev alanların tamamı hukuk eğitimi almış kişiler değildir. O mahkeme tutanaklarının günümüz Türkçesine çevrilmesi konusunda çalışma başlatılmış ve yakında açıklanacaktır" dedi.

Şahin, başlangıçta iyi niyetle kurulan bu mahkemelerin daha sonrasında nasıl bir acı bıraktığının herkesçe bilindiğini söyledi.

MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu ise Diyarbakır İstiklal Mahkemesi zabıtlarının, diğer devlet belgeleri gibi Mili Mücadele sonrasında Diyarbakır surlarında leblecilere satıldığını iddia etti. Yargılanıp idam edilenlerinin sayısının bin 630 olduğunu, 400 bin kişinin öldürüldüğü iddiasının gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Konuşmaların ardından HDP'nin önerisi kabul edilmedi.

AK parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Meclis Genel Kurulu'nun çalışmalarına ilişkin, "Hiçbir iç tüzük yasa çıkartmama üzerine bir takım hakları ilanihaye muhalefete vermez" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, partisinin grup önerisi hakkında AK Parti grubu adına konuşma yapacak milletvekillerinden birinin bu talebinden vazgeçtiğini ancak başkanlığın bu değişiklik hakkında gruplara bilgi vermediğini ifade ederek, usul tartışması talep etti.

Açılan usul tartışmasında söz alan HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İç Güvenlik Paketi'nin Meclis'ten geçmesi gerektiğini söylediğini ifade ederek, şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanı şu an başkomutan değil mi? Başkomutan. Her gün çıkıyor, 'Bu paket geçecek' diyor. Bu paket geçince dördüncü muharebeyi kazanmış olacak. 'Gezi'de kazandım' diyor. '17-25 Aralık'ta kazandım' diyor. Sonra geliyoruz, 'Şah-Fırat Operasyonunda kazandım' diyor. Bu paket geçerse bunu da kazandım diyecek, etti dört. Şimdi biliyorsunuz mareşal unvanı için Meclis Kanunu var. İki, üç meydan muharebesini kazanan başkomutanlar ve komutanlara mareşal rütbesi veriyorlar. Meclis tarihinde bir tek Atatürk'e verilmiş, bir de Fevzi Çakmak almış. Vallahi bu paketi bitirdikten sonra eğer böyle bitirseniz, yarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a mareşal unvanı verilsin diye bir kanun teklifi verirseniz hiç şaşırmam. Madde ihdası yaparlar pakete, kanun teklifini de koyarsınız bu paketi de öyle çıkarır, arkasında da çıkar bir de tören yaparsınız. Atlılarla, o duşakabinoğullarının üniformalarıyla, sarayda bunu yaparsınız. Yapmayın, etmeyin."

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı da Kaplan'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik ifadeleri nedeniyle söz alarak, herkesin zaman zaman alaycı bir dil kullanabileceğini ancak ülkenin ortak sembollerine karşı herkeste az çok bir dikkat olması gerektiğini söyledi. Bostancı, "Sayın Cumhurbaşkanına ait olmayan beyanlar üzerinden böylesine alaycı bir dille konuşmak ancak o dilin sahibi bakımından problem doğurur" dedi.

İç Güvenlik Paketi'nin memleket için önemli olduğunu düşündüklerini ancak muhalefetin tavrı nedeniyle bir türlü akılcı bir zeminde tartışılmadığını belirten Bostancı, "Hiçbir iç tüzük yasa çıkartmama üzerine bir takım hakları ilanihaye muhalefete vermez" değerlendirmesinde bulundu.

Bostancı konuşmasında muhalefetin temelsiz itirazlarla Genel Kurul'daki görüşmeleri uzattığını ifade ederek, HDP'li Zozani'nin yaklaşımını örnek gösterdi ve bunun da bir angarya olduğunu söyledi.

HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani de sataşma nedeniyle söz alarak, maddi gerekçesi bulunmayan hiçbir itirazları olmadığını söyledi. Zozani, "Siz, sayın milletvekillerinin konuşma hakkını bloke etme hakkına sahip değilsiniz. Biz iç tüzükten kaynaklanan haklarımızı kullanıyoruz" dedi.

Bostancı'nın sözleri nedeniyle sataşma gerekçesiyle tekrar söz alan Kaplan da "Yarın bu Meclis hakkında, grubunuzun uygulamaları ve başkanvekillerinizin iç tüzüğü çiğneyen tutumlarıyla ilgili yarın saat 14.00'de basın toplantısıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne angaryadan dava açıyorum" dedi. Kaplan, Anayasa Mahkemesi'ne de iç tüzük ihlalleri gerekçesiyle ayrı bir başvuru yapacağını bildirdi.

Konuşmasında Cumhurbaşkanı'na yönelik alaycı bir uslubu olmadığını da ifade eden Kaplan, "Alay etmek ne haddimize. Cumhurbaşkanı Elazığ Meydanı'nda 'bu paket ya geçecek ya geçecek' diyor. Kime diyor? Bu yasama meclisine diyor. Kime diyor? Terracotta askerlere, size diyor. Uçaktan gelirken de aynı şeyi söyledi, 'bu paket az bile' dedi. Cumhurbaşkanı'nın görevleri içinde kanun çıkarılırken bu yasama meclisinin iradesine hükmetmek, milletvekillerinin iradesine hükmetmek var mıdır? Bu Meclis'le alay eden, sizinle alay eden Cumhurbaşkanı'dır. Hiçbiriniz 'hayır' diyemiyorsunuz. Esas duruşa geçmişsiniz, hazır ol durumdasınız. Önce kendinizi gözden geçirin" diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de görüşülen İç Güvenlik Paketi'ni "polis devleti yasa teklifi" olarak tanımladı.

İktidarın çoğunluk gücüne dayanarak paketi yasalaştırma çabasında olduğuna işaret ederek, "Ben size buradan bir kez daha çağrı yapıyorum; bunda ısrar etmeyin. O geçirdiğiniz maddeleri gelin düzeltelim, çıkaralım. Türkiye'de polis devleti kurulmasına imkan veren bu düzenlemeleri tekliften çıkaralım" dedi.

MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu ise "Yapacağınız en iyi iş komisyona geri gönderin. Komisyonda bunlar tam anlamıyla bir mutabakat sağlansın, ondan sonra gelsin, bir hafta sürmez bu kanunun çıkması" diye konuştu.

Halaçoğlu, "Cumhurbaşkanı'nın mareşallığından bahsedildi. Öyle bir hareket yapıldı ki neredeyse mareşal unvanı da verilecek hale geldi basın tarafından. Ama ben tarihte hiçbir zaman toprak kaybeden bir generalin, başkomutanın mareşal unvanı aldığına şahit olmadım" değerlendirmesinde bulundu.

Görüşmelerin ardından Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu, uygulamasında iç tüzüğe aykırı bir durum bulunmadığını, bu nedenle tutumunda bir değişiklik olmadığını söyledi.

TBMM Genel Kurulu'nda CHP ve MHP'nin grup önerileri reddedildi.

CHP Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, partisinin Nilüfer Çayı'ndaki kirliliğin araştırılmasıyla ilgili Meclis Araştırması önergesinin gündeme alınmasına ilişkin önerisi üzerinde yaptığı konuşmada, Nilüfer Çayı'nın Bursa ve bölge açısından önemine işaret etti.

Nilüfer Çayı'nda yapılan analizlerin kirliliğin yasal limitlerin üzerinde olduğunu ortaya koyduğunu belirten Demiröz, bu durumun böyle devam etmesi halinde yıllar içinde insanlara ve çaydaki canlılara zarar vereceğinin açıkça görüldüğünü vurguladı. Demiröz, Nilüfer Çayı'nın ve yan kollarının temizlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması için yetkilileri göreve çağırdı.

MHP Bursa Milletvekili Necati Özensoy da konuşmasında Nilüfer Çayı'nın kirlilikten kurtarılması yönünde herkesin hemfikir olduğunu ancak buna yönelik çalışmaların kağıt üzerinde kalmaktan öteye gidemediğini söyledi. Sanayileşmenin getirdiği olumsuzluklara da değinen Özensoy, Bursa'nın Organize Sanayi Bölgesi'ne doymuş bir kent olduğunu, yeni sanayi oluşumları yerine çevrenin korunmasına öncelik verilmesini istedi.

HDP Mardin Milletvekili Erol Dora ise AK Parti iktidarının çevre konularını gözardı eden bir yaklaşım içinde olduğunu savundu. Büyük çaplı pek çok projenin ÇED raporları kapsamı dışında tutulduğunu bunun da iktidarın anlayışının göstergesi olduğunu ifade eden Dora, hükümetin HES uygulamalarını da eleştirdi.

AK Parti Bursa Milletvekil Önder Matlı da CHP'nin grup önerisine ilişkin konuşmasında, iktidarlarının yaptığı yatırımlar ve getirilen hizmetlerle Bursa'nın bir marka kent haline geldiğini söyledi. Matlı, Nilüfer Çayı'na yönelik çalışmaların da yapıldığını, en kısa zamanda yüzülebilir derecede temiz bir hale geleceğini belirterek, muhalefet milletvekillerini temizlenmiş Nilüfer Çayı'nda birlikte yüzmeye ve balık tutmaya davet etti.

Görüşmelerin ardından oylanan CHP Grup önerisi reddedildi.

Genel Kurul'da MHP'nin, uluslararası anlaşmalar ile Türkiye'nin egemenliği altındaki Ege Denizi ve Akdeniz'deki 16 adanın Yunanistan tarafından işgali, kıta sahası ve ekonomik bölgenin Yunanistan ve Güney Kıbrıs tarafından hukuksuz kullanıldığı iddialarına dair verilen Araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi de kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulu'nda kamuoyunda "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine devam ediliyor.

HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, tasarının 39. maddesi üzerinde yaptığı konuşmada, baroların ve sivil toplum örgütlerinin İç Güvenlik Paketi'nin, iktidarın savunduğu gibi özgürlükler içermediği görüşünü ortaya koyduklarını söyledi.

Tasarının komisyona geri çekilmesini isteyen Kaplan, "Bunu özgürlük paketi diye kim yutturduysa size vazgeçin bundan. Hasta olacaksınız. Sabahlara kadar boşuna duruyorsunuz burada. Size de yazık, memlekete yazık. Bu faşizm paketinden vazgeçin. Bu davetimi dikkate alın, yoksa sonrasına karışmam" diye konuştu.

CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin de tasarının antidemokratik düzenlemeler içerdiğini ileri sürerek, "Demokrasiye inanıyorsanız, bu yasa tasarısında ısrar edip hem kendinize, hem millete eziyet etmekten vazgeçin. Tasarıyı geri çekin" dedi.

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ise iktidarın tasarıya yaklaşımında fanatik ve dogmatik bir hal olduğunu, bu anlayışla anlaşmazlıkların giderilemeyeceğini ileri sürerek, tasarının bir inat ve intikam tasarısı olduğunu, anayasaya aykırılık özelliği taşıdığını savundu. Yeniçeri, tasarı yasalaşsa bile Anayasa Mahkemesi'nce iptal edileceğin söyledi.

Öte yandan CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ve HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ayrı ayrı söz alarak İç Güvenlik Paketi görüşmelerinin ilk günlerinde Meclis Genel Kurulu'nda yaşanan kavgalar ve yapıldığını ileri sürdükleri usulsüzlüklere ilişkin Meclis Başkanlığı'na yaptıkları başvurulara, Başkanlıktan iç tüzüğe aykırı bir durum olmadığı yönünde cevaplar geldiğini aktararak, bu duruma tepki gösterdiler.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***