2015-03-03 - 16:12
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, kamuoyunda "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 4 maddesi daha kabul edildi, bir madde metinden çıkarıldı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı.

TBMM Genel Kurulu'nda, İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın dün Genel Kurul'da Anayasa ile ilgili sözleri tartışıldı.

MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, yerinden söz alarak, İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın dün Genel Kurul'da "Anayasa'yı tanımıyorum" dediğini savundu.

"Anayasa'yı tanımayanı bu millet de tanımaz" diyen Işık, "Sayın Bakan aklını başına al. TBMM'de bu hakareti yapamazsın. Sayın Bakan Anayasayı yok sayıyor ve hakaret ediyor. PKK'nın önünde diz çöken, kutsal değerleri pazarlayan bakanı nefretle kınıyorum" ifadelerini kullandı.

Işık, bu sözün düzeltilmesi için Başkanlık Divanı'nın işlem yapmasını istedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı ise "Sayın Bakan 'Anayasa'ya yemin ediyoruz, uyuyoruz ama bu, anayasanın kötü bir anayasa olduğunu söylememize engel bir durum yok, olsa da tanımıyoruz' diyor. Engel olanı tanımıyoruz diyor. 'Bakan Anayasa'yı tanımıyor' gibi bir polemik yapmak uygun değil. Ortaokul çocuğu bile bunu anlar" diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, "Bakan, politik terörist gibi konuşmuştur. 'Kesin interneti, kırın kapıyı, hukuk sonradan gelir' diyen, hukuku tanımayan zihniyetin bakan koltuğunda oturması ona meşruiyet tanımaz. Bu bakan hukuku tanımıyor, milletin hukukunu ayaklar altına alıyor" ifadelerini kullandı.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de Bingöl Üniversitesi'nde rektör ve üniversite yönetiminin uygulamalarını eleştirdi.
HDP?nin, 2 Mart 1994'da bazı DEP milletvekillerinin gözaltına alınması ve dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda Meclis Araştırması açılmasına ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.

HDP, TBMM Danışma Kurulu?nda uzlaşma sağlanamaması üzerine, "2 Mart darbesi" olarak tanımladığı olayın araştırılması konusunda grup önerisini Genel Kurul?a taşıdı. Öneri üzerinde konuşan HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, "2 Mart?ta yapılan darbenin kaynağı aranmadığında 28 Şubat darbesinin de çözülmesinin mümkün olmadığını" ifade etti. Aralarında Orhan Doğan, Ahmet Türk, Leyla Zana'nın da olduğu bazı milletvekillerinin dokunulmazlığı kaldırılmadan Meclis?ten götürüldüğünü belirten Kaplan, millet iradesinin yok sayıldığını kaydetti. Kaplan, "Bugün yine aynı Anayasa, aynı seçim barajı, aynı zorba yasalar var. Bu Meclis'te yakın zamanda yine partimiz kapatıldı, iki vekilin üyeliği düşürüldü" dedi.

AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, "O dönemde yaşanan antidemokratik olayları tasvip etmemiz mümkün değildir. Onu bu çatı altında savunacak hiç kimse yoktur. 90'lı yıllar her açıdan zor yıllar olmuştur. Siyasi, ekonomik krizler, terör olayları, faili meçhul cinayetler, koalisyon ve istikrarsız yönetimler hafızamıza kazınmıştır. O dönemde sadece HEP, DEP değil, kılık kıyafet özgürlüğünü savunan partiler de kapatılmıştır. 2002'den beri bir yandan demokratikleşme hamleleri yapılmış, diğer taraftan ülke ekonomide büyümüş, dev projelere imza atarak dünyanın dikkatini çekmiştir" diye konuştu.

Tunç, İç Güvenli Paketi'nin, "özgürlüklerin korunması ve güvenliğin sağlanması paketi" olduğunu belirterek, parti kapatmanın, BDP destek vermediği için anayasa paketinden düştüğünü söyledi.

HDP'li Kaplan, sataşma gerekçesiyle söz alarak, "2009 yılında sizin döneminizde partimiz kapatıldı. Türkiye'yi partiler mezarlığına çevirdiniz, Guinnes rekorlar kitabına girdiniz. Anayasa değişikliğinin birinci turunda 5 milletvekilimiz oy verdi. İkinci turda sizin içinizdeki çürük sayısı 12'ye çıktı, onun için geçmedi. Kendi içinizden vuruldunuz. Şimdi 90'lardan beter paketini özgürlükler paketi diye yutturursanız size de muzu, sosis diye yuttururlar" diye konuştu.

CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk de sataşma gerekçesiyle söz alarak, "Siz 12 Eylül çocuğusunuz. Siz 12 Eylül'ün bugün iktidardaki muktedir çocuklarısınız. 12 Eylül'ün kurumlarından medet umuyor, onlardan besleniyorsunuz. Demokrasi ve özgürlükleri kullanarak iktidara geldiniz ama onları kendi yandaşlarınız için yaptınız. İktidarınızda darbecilerin tanımı değişti. Recep Tayyip Erdoğan'ı desteklemeyenler darbeci ilan edildi. Demokrasi ve özgürlük mücadelesi sizin fıtratınızda yok. Demokrasi kim, siz kimsiniz" dedi.

MHP Konya Milletvekili Faruk Bal da sataşma gerekçesiyle söz alarak, "57. Hükümet döneminde yatak odalarında 7 tane kasa barındıran bakan çocuğu yoktur. 57. Hükümet döneminde rüşvet olarak bavulla milyon dolar gönderilen bakan yoktur. 57. Hükümet döneminde sırt çantalarıyla taksi bagajlarında milyon dolarların taşındığı bir ahlaksızlık, ferasetsizlik yoktur. 57. Hükümet döneminde elbise kutularında, ayakkabı kutularında, çikolata kutularında bakanlar rüşvet kabul etmemiştir, sizinkiler ayan beyan ortadadır. Siz polis devleti ve tek adam diktasını kurmaya çalışıyorsunuz" görüşünü savundu.

AK Parti'li Tunç, 57. Hükümet döneminde 21 bankanın içinin boşaltıldığını, küçülme rekoru kırıldığını savunarak, "12 Eylül'ün izlerini silen AK Parti'nin 12 Eylül'ün mağduru olduğunu" belirtti. Tunç, "12 Eylül'ü yapanların yargılanmasına evet mi dediniz, yargılanmasın dediniz. Çıkıp burada hangi yüzle konuşuyorsunuz?" diye sordu.

MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, kendisine laf atan bazı AK Parti milletvekillerine "Kes sesini dinle" diye bağırdı. AK Parti'lilerin tepki göstermesi üzerine konuşmasını sürdüren Bal, "Siz hırsızlığın daniskasını yapan Hükümetsiniz. Yatacak yeri kalmamış Hükümetsiniz. 7 Haziran'da bunların hesabı teker teker sizden sorulacak" ifadelerini kullandı.

CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, iktidarın darbecilerin yargılanması yönündeki CHP önergesini reddettiğini belirtti. Çıray, İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın, "Millet egemenliğini devletin anayasal kurumlarının eliyle kullanır mı zannediyorsunuz? Bırakın Allah aşkına, millet bu egemenliğini milletin eliyle kullanır" dediğini belirterek, "Milli irade tabii ki milletin verdiği yetkilerle kullanılabilir, milli iradeyle kullanabilirsiniz. Ancak milli irade AKP'nin ortak iradesi değildir, Meclis'in tümünün iradesidir. Bu Meclis'te milli irade demek, milletin ortak arzularının, tercih ve eğilimlerinin burada yansıtılması demektir. Kuvvetin kaynağı bizatihi milletin kendisidir, kuvvetin kaynağı sizin emir aldığınız Cumhurbaşkanı değildir" diye konuştu.

Ala'nın konuşmasıyla "Anayasa'yı ihlal ettiğini, yeminini inkar ettiğini" ileri süren Çıray, "Aslında Cumhurbaşkanı tutum ve davranışlarıyla bu Anayasa'yı askıya almıştır. Siz Anayasa'yı tağyir, tebdil ve ilgaya teşebbüs ediyorsunuz. Millet iradesini tabii ki kurumlar aracılığıyla kullanır. Bunlardan bir tanesi TBMM'dir, diğeri yargıdır, diğeri hükümettir. Eğer 'Bunlar doğru değil' diyorsa bu Bakan, Hükûmet gayrimeşrudur; millet iradesini kullanamaz. Sayın Erdoğan, Kenan Evren'in sağlığı döneminde, kendisi Belediye Başkanı iken bir kokteylde yanına giderek, 'eğer sizin olduğunuz dönemde ben belediye başkanı olsaydım çok daha büyük işler yapardım' dediğini ve onunla arka kapıdan girerek gizli görüştüğünü de size arz ediyorum değerli sahte demokratlar" ifadelerini kullandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, "2001'de bu ülke büyük kriz yaşadı. Millet de bu krizin müsebbiplerini tarihin çöp sepetine attı. Milletin iradesine saygı, 2002'deki karara da saygının gereğidir. Elbette buradaki herkes milletin iradesini temsil ediyor. Ancak demokrasi hep beraber hükümeti yürütmek değildir. Çoğunluğu sağlayan yürütme görevini üstlenir, yaptıklarının da hesabını verir. Oyunun kuralları açıktır. 13 yıldır halk AK Parti'ye destek veriyorsa, bundan en çok ders alması gerekenler de 13 yıldır muhalefet olanlardır" diye konuştu.

CHP'li Çıray sataşma gerekçesiyle tekrar söz alarak, "AKP, millet iradesini rejimi değiştirme hakkı zannediyor; bunda yanılacaksınız, buna izin vermeyiz. Bir ülkede seçimi haber alma özgürlüklerini kısıtlayarak yapabilirsiniz, bu seçim kanuni olabilir ama yaptığınız seçimler haber alma özgürlüğünü engellediğiniz için siyaseten gayrimeşrudur" görüşünü ileri sürdü.

AK Parti milletvekilleri, birleşimi yöneten Başkanvekili Güldal Mumcu'ya, sataşma gerekçesiyle söz vermesi üzerine "yanlış yapıyorsunuz, TBMM'yi çalıştır" diye tepki gösterdi. Mumcu, "O zaman sataşmayın, laf atmayın, hak doğuyor. Meclis'i çalıştırmayan ben değil, siz oluyorsunuz" karşılığını verdi.

Konuşmaların ardından HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

CHP'nin, gümrüklerdeki sorunlar ve antrepolardaki denetime ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, MHP Grubu'nun, taksici esnafının sorunlarının araştırılmasına yönelik önerisinin reddedilmesinin ardından CHP'nin önerisi ele alındı.

CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, öneri üzerinde yaptığı konuşmada, AK Parti iktidarının son bir yılında gümrüklerle ilgili değişiklikler yapıldığını belirterek, ?Her bakan kendine göre düzeleme mi yapacak yoksa bir tutarlılık mı izlenecek? Antrepolarda denetim kim tarafından yapılacak? Kamu görevlileri mi, gümrük müşavirleri mi, yetkilendirilmiş gümrük müşavirleri mi yoksa Bakan'ın yaptığı gibi antrepo sahiplerine yetki verilerek mi işlemler yapılacağının araştırılmasına ihtiyaç var. Bakan'ın yaptığı işlemler kuşku verici. Kendisinden öncekileri yok sayıp ya da onlar kötüymüş gibi işe hızlı girip gümrükle üzerinde oynaması kabul edilebilir değil" dedi.

HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, Türkiye'nin bütün gümrük kapılarında sorun olduğunu, Hükümet'in ise hiçbir sorun yokmuş gibi davrandığını söyledi. Hakkari Uludere'de 34 kişinin ölümünde yaşanan olaya işaret eden Zozani, "Bir katır yüküyle ticaret yapan insanların yaptığı kaçakçılık değil. Mevzuatta sınır ticaret karnesi var. Sınırlara yakın oturanlara bu karne verilerek sorunun önüne geçebilirsiniz. Ayrıca serbest ticaret bölgesi uygulamasına geçilebilir. Ama buna yanaşmayan bir Hükümet var" görüşünü ifade etti.

MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, gümrüklerin yol geçen hanına döndüğünü belirterek, sınır fiziki güvenlik sisteminin hala kurulamadığını, kaçak geçişlerin önlenemediğini söyledi. Günal, 17 Aralık soruşturmasında da gümrüklerle ilgili konunun gündeme geldiğini belirterek, "1,5 ton altın usulsüz şekilde, sahte evrakla Gana'dan İstanbul'a geliyor. Beyanda, 'mineral numune' yazıyor. Tespit edildiği için nakli yapılamıyor. Sahte evrakla altının Gana'ya gönderilmesi sağlanıyor. 3 ton planlanırken, 1,5 ton altın geliyor. Sahte belgeyle altın Gana'ya gönderilmesine izin veriliyor. Ama 292 kilo altın kayboluyor. Bu, rüşvet olarak bırakılan kısım mı? Bakan'a bunu sorduk. Tespit yapılmış, idari para cezası kesilmiş. Bakan, 'Vali kapattı' dedi. Çok gülmüştük. Bu laçkalık böyle gitmez. O belgenin arkasında kimin çıkacağını bildiğiniz için ilgili bakanın Yüce Divan'a gitmesine izin vermediniz. Usulsüzlüklerin üzeri örtülmüş. Böyle gümrüklerdeki sorunları çözemeyiz" diye konuştu.

AK Parti Konya Milletvekili Hüseyin Üzülmez ise gümrüklerin Cumhuriyet tarihi boyunca sorunlu olduğunu, ancak iktidarları döneminde sıkıntıların asgariye indirildiğini ifade etti. Sınır kapılarındaki modernizasyonla gümrük işlemlerinin çok daha hızlı yapıldığını kaydeden Üzülmez, hedeflenen ihracat rakamlarının yakalanabilmesi için değişiklik yapılmasının zorunluluk olduğunu söyledi. Üzülmez, "Geçmişte kaçakçılık had safhadaydı, şimdi asgariye indirilmiştir" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Üzülmez'in sözlerine karşılık, "Keşke dediği gibi olsaydı, şimdi devlet eliyle sınırlar kevgire dönmüştür. Bırakın mal ve emtiayı, devlet eliyle silahların ve radikal unsurların geçirildiği bir dönemi yaşıyoruz" görüşünü ifade etti.

Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Genel Kurul'da, gündeme geçilmeden önce, MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın "Ahıska Türkleri'nin vatandaşlığa alınmasını" içeren ve ilgili komisyonda 45 gün içinde görüşülmeyen yasa teklifinin İçtüzük uyarınca doğrudan gündeme alınma önergesi ele alındı. Teklifin doğrudan gündeme alınması reddedildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, TBMM Başkanlık Divanı'nın, tasarının görüşmelerindeki oylamaların İçtüzüğe uygun olduğu yönündeki kararı tartışıldı.

TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, grup önerilerinin ardından, "İç Güvenlik Paketi"nin görüşmelerine geçmeden, tasarının görüşmelerinde İçtüzük ihlali olmadığı yönündeki Başkanlık Divanı kararını okuttu.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, bu kararın demokrasi, TBMM adına hiç uygun düşmediğini, "demokrasiye vurulmuş bir darbe olduğunu" öne sürdü.

İçtüzüğün çiğnendiğini savunan Hamzaçebi, "Hukuku çiğneyen bir karardır, görüşmelere devam edemeyiz" dedi.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, AK Parti'li üyelerin sayısal çoğunluklarına dayanarak böyle bir karar alındığını, İçtüzüğün devre dışı bırakıldığını savunarak, "Bu yasa tasarısı İçtüzük ihlalleriyle görüşülemez" diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, karar yeter sayısı istediklerini ve bunun tutanaklarda bulunduğunu belirterek, "Başkanlık Divanı'nda siyasi nitelikte karar alınmıştır. Bu yapı içinde tasarının görüşülmesine devam edilmesi mümkün değil" ifadesini kullandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, itirazların Başkanlık Divanı tarafından karara bağlandığını anımsatarak, tasarının görüşmelerine devam edilmesi gerektiğini kaydetti.

HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, hakkında şikayet bulunan üyenin, Başkanlık Divanı toplantısına giremeyeceğini ve İçtüzük ihlali yapıldığını savundu.

AK Parti'li milletvekilleri, Mumcu'ya, konuyla ilgili grup başkanvekilleri dışında milletvekillerine de söz vermesi nedeniyle tepki gösterdiler.

TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, "İçtüzüğe göre, hakkında şikayet olan Başkanlık Divanı üyesinin girmemesi gereken bu toplantıya girdiğini söylüyorsunuz. Yeni itirazlarınızı Meclis Başkanlığı'na bildirirsiniz, itirazlarınızı oraya verirsiniz. Bundan sonraki yolun ne olacağı konusuna ondan sonra bakarız. Beğenelim ya da beğenmeyelim böyle bir divan kararı var, bu kararı uygulayacağım" dedi.

Muhalefetin usul tartışması açması üzerine, AK Parti'li milletvekilleri Mumcu'ya tepki gösterdi ve tasarının görüşmelerine devam edilmesini istediler.

Açılan usul tartışmasında Mumcu'nun tutumunda değişiklik olmadı ve "İç Güvenlik Paketi"nin 34. maddeden itibaren görüşmelerine geçildi.

TBMM Genel Kurulu'nda İç Güvenlik Paketi'nin görüşmelerinde, muhalefet parti milletvekillerinin birbirlerine sataşma gerekçesiyle söz istemesine AK Parti Grubu tepki gösterdi.

Genel Kurul'da, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına öngören Yasa Tasarısı'nın görüşmeleri 34. madde üzerinden başladı.

CHP Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan, önerge üzerinde konuşmasına başlarken, gaz kapsülü ve fotoğraf göstererek, şöyle konuştu:

"Polislerin kullandığı 250 gram gaz kapsülü... Üzerinde, 'İnsanlara doğrudan atılmaz, kapalı alanlarda kullanılmaz, iyi eğitilmiş polislerle 45 derecelik açıyla verilir' yazılı. Sizin polisiniz döneminde, bu polis sizce demin üzerinde bahsettiği bir noktayla mı ateş ediyor? Diz çöküyor, nişan alıyor ve ateş ediyor. Bu polis, henüz sizin şu süreçte vermediğiniz yetkilerle bunu yapıyor. 2007'deki yetkilerle yapıyor. Gezi Parkı olaylarında, işçilerin eylemlerinde, öğrencilerin hak aramalarında bunların hepsi orantısız olarak kullanıldı. Onlarca gencimiz gözlerini kaybetti."

Gezi Parkı eylemlerinde ölenlerin adını sayan Kaplan, "Polisin yetkisi var; dövdüler, isteselerdi kelepçeyle yakalayabilirlerdi. Döverek öldürdünüz ve ses çıkarmadınız. O polislerin aldığı ceza nerede? Yarın sokak ortasında iç güvenlik gerekçesiyle istediğinizi öldüreceksiniz, istediğinizi infaz edeceksiniz, faili meçhuller artacak. Bu mu demokrasi, bu mu ileri demokrasi? Polise bu kadar yetki vermenin altında ne var? Altında eğer 'Yarın Güneydoğu'da, Irak'ta, Suriye'de bir kaos yaşanacak ve iç savaş olacak, biz bunun arkasına sığınıyoruz' diyorsanız, bedeli ağır olur" diye konuştu.

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, önerge üzerinde konuşmasında, düzenlemenin "çelik korse yasası" olduğunu savunarak, "Bu, bir çeşit Beria yasasıdır. Bu yasanın demokratik hak ve özgürlükler yönünden tepeden tırnağa sorunlu bir yönü vardır çünkü psikolojisi bozuk bir yasadır. Şizofren ve paranoyak hal içinde ele alınmıştır. Böyle bir yasadan hayırlı bir sonuç beklemek abesle iştigaldir" ifadesini kullandı.

Yeniçeri'nin, önerge üzerinde konuşmaya başlarken, "Bu CHP, HDP bir uyansın, böyle biraz arkaya doğru bir kendinize gelin" demesi Genel Kurul'da muhalefet ile AK Parti arasında tartışmaya yol açtı.

Sataşma gerekçesiyle söz alan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, MHP sıralarını göstererek, şunları söyledi:

"Kimin uyuduğu belli. CHP ile takviye edilen sıralarda 10 milletvekili olmadığını görecektir. 56 milletvekili yerine 7-8 milletvekili bulundurursanız, çalışan muhalefet görüntüsü değil, uyuyan muhalefet görüntüsü olur. Bu da en çok AKP'nin işine yarar. Meclis'te canla başla çalışa iki parti var; AKP ülkeyi karanlığa götürecek, polis devleti anlayışı getirecek yasayı canla başla çıkarmaya çalışıyor, HDP de yasanını çıkmaması için etkin muhalefet yapıyor. 120 küsur milletvekiliyle böyle muhalefet yapacaksanız... Ülkeyi 12 yıl daha AKP'ye teslim edemeyeceğiz."

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de sataşma gerekçesiyle söz alarak, şunları kaydetti:

"Kim iktidarla gizli işbirliği içinde? Siz daha birkaç gün önce hükümetin Başbakan Yardımcısı ile oturdunuz 10 maddelik deklarasyonu kamuoyuyla paylaştınız. Sizin öncelikleriniz arasında yüzde 10 seçim barajını indirmek yok mudur? Siz nasıl demokratsınız? Yüzde 10 barajı siz benimsiyorsunuz, kabul ediyorsunuz, hiçbir şekilde de bunu bir şart olarak ileri sürmüyorsunuz. Bu, AKP ile nasıl işbirliği yaptığınızın çok açık bir göstergesi. Gerçekten özgürlüğe, demokrasiye inananlar Gezi'nin bir özgürlük hareketi olduğuna inanır, kayıtsız, şartsız onu destekler. Siz onu aynen AKP gibi darbe olarak gördünüz. 4+4+4 ve HSYK düzenlemeleri için de muhalefet etmediniz, yolsuzluklarla ilgili bu kürsüde tek laf etmediniz."

MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu da sataşma gerekçesiyle söz alarak, HDP'ye yönelik olarak, "AKP'yi iktidara getiren sizsiniz. Sevr'i imzalayanlar gibi Dolmabahçe'de bir görüntü verdiniz mi, vermediniz mi? AKP ile birlikte hareket ediyorsunuz, hatta seçime bile birlikte girebilirsiniz, umarım öyle olacaktır" dedi.

Halaçoğlu, Cumhuriyet'in kurucusu olduğunu iddia eden CHP'nin bütün ilkelerinden vazgeçtiğini, iktidarın PKK ile masaya oturduğunu savundu.

HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, kürsüye kim çıkarsa kendi partisinin adını telaffuz ettiğini belirterek, "HDP'nin Türkiye'nin ekseni olduğunu" ifade etti. Zozani, "Taksim'de direnenlerin kendisiydik. Taksim'de iş makinesine karşı bedenini yatıran kendisiydik. Biz Gezi eylemlerinde 'Mustafa Kemal'in askeriyiz' demedik, demeyeceğiz. Dolmabahçe'de Türkiye'nin geleceğinin deklarasyonu okundu. Deklarasyonunun bir tarafı olmaktan onur duyarız" diye konuştu.

Birleşimi yöneten Başkanvekili Güldal Mumcu'unn muhalefet milletvekillerine sataşma gerekçesiyle söz vermesine AK Parti Grubu tepki gösterdi. AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, Mumcu'ya, "Burası Meclis mi, tiyatro mu? Bunu belirlemeniz lazım. Muhalefet muvazaalı olarak söz alıyor, dürüst davranmıyorlar. Siz de buna davetiye çıkarıyorsunuz. Sizi kınıyorum" dedi.

Mumcu, "Milletvekillerinin nasıl konuşacağına kimse karışamaz. 'Milletvekilleri şöyle konuşacak, böyle konuşacak' diye talimat veremeyiz. Böyle düşünceleri milletvekillerine yakıştıramam" karşılığını verdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın'ın "Genel Kurul'u etki altında yönetiyorsunuz. İsteyen herkese söz verme yetkiniz yok, İçtüzüğe aykırı davranıyorsunuz" sözlerine Mumcu, hakkaniyet ölçüsünde davrandığını, aleni sataşma durumunda söz verdiğini belirterek, aksi yönde davrandığını kimsenin iddia edemeyeceğini söyledi. Mumcu, AK Parti'li milletvekillerinin tepkisinin sürmesi üzerine birleşime ara verdi.

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****