2018-11-01 - 17:34
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA, VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU...
TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu, AK Parti Ordu Milletvekili Şenel Yediyıldız başkanlığında toplandı. Komisyonda, Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ele alındı.
TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu, AK Parti Ordu Milletvekili Şenel Yediyıldız başkanlığında toplandı.

Toplantıda, Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlandı.

Teklif sahibi olarak komisyona bilgi veren AK Parti Samsun Milletvekili Ahmet Demircan, yeni sisteme göre bir kanun teklifini görüşeceklerini söyledi.

Demircan, Türkiye'nin 2003'ten itibaren sağlıkta önemli bir şekilde birinci faz dönüşümünü yaptığını, sağlığın ve hizmetlerin erişiminde önemli adımlar atıldığını ve kolaylıklar sağlandığını söyledi.

Ahmet Demircan, birinci basamak olarak aile hekimliğinin ihdas edildiğini, koruyucu sağlık hizmetlerinin ücretsiz ve aile hekimliği eliyle verilir hale getirildiğini, ikinci basamakta altyapı iyileştirilmesi ve sağlık hizmetlerine katılan hekimler ile sağlık personelinin hem sayısının arttırılması hem de hizmet mekanlarının kalitesinin yükseltilmesi için önemli adımlar atıldığını anımsattı.

Türkiye'nin sahip olduğu yatak sayılarına ilişkin istatistiki bilgiler paylaşan Demircan, önemli adımlardan bir tanesinin de sağlığın finansmanı ve sağlık hizmetinin ödenmesi konusu olduğunu söyledi. Demircan, "Daha önceden parçalı bir sigorta sistemi vardı. Çalışanlar için SSK, kendi hesabına çalışanlar için BAĞKUR, kamu çalışanları için Emekli Sandığı vardı. Kendi cebinden ödeyen önemli bir sayıda da halkımız mevcuttu. Bütün bunlar tek kurum adı altında birleştirildi. Sağlık güvencesi şemsiyesi, bütün vatandaşları kapsar şekilde genişletildi." diye konuştu.

Demircan, birinci faz gelişmenin ikinci faz gelişme ile devam ettiğini söyledi.

Teklifin, sağlıkla ilgili pek çok kanunda iyileştirme, düzenleme, düzeltme ve geliştirmeler yapan bir çalışma olduğunu ifade eden Demircan, sağlığın herkesin ortak meselesi olduğunu vurguladı.

Teklifle yapılan düzenlemeleri anlatan Demircan, en çok gündeme gelen konulardan birisinin sağlıkta şiddetle ilgili konu olduğunu söyledi.

Demircan, şöyle devam etti:

"Sağlık çalışanlarına şiddet uygulanmasını anlayabilmek mümkün değildir. İnsanların derdine deva bulmaya çalışan, insanların ıstırabını dindirmeye çalışan kişilere, meslek sahiplerine uygulanmakta olan bir takım şiddet girişimlerine karşı elbetteki yürütmenin alması gereken tedbirlere bu yasal düzenleme ile ilave bir adım atmış oluyoruz. Bu atmakta olduğumuz adımla, şiddeti uygulayan kişilerin, faillerin, emniyette değil de savcılığa götürüldükten sonra işlemlerinin tamamlanması şeklinde bir düzenleme yapıyoruz. Cezai müeyyidelerle ilgili kısımda Meclisimizin de elbette talepleri olacaktır. İnşallah önümüzdeki günlerde Adalet Bakanlığının TCK üzerinde yapacağı çalışmalarda gündeme getirilmesi gerekiyor."

Türkiye'nin, sigara ile mücadelede iyi bir trend yakaladığını ancak bu trentte bir düşüşün gözlemlendiğini dile getiren Demircan, "Tütün ile mücadeleyi daha da geliştirip, halkın sağlığının korunmasını sağlamak zorundayız. Tütünden doğan sonuçların milletimize, insanımıza, aynı zamanda devletimize, kamu maliyesine çok büyük yükleri olduğunu biliyoruz. Bununla ilgili mücadelede burada yeni ilave tedbirler getiriliyor." diye konuştu.

Sağlık Bakan Yardımcısı Muhammet Güven ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde mevzuatların Meclis tarafından hazırlandığını ve uygulayıcı olan bakanlıklara da zaman zaman görüşlerinin sorulduğun belirterek, "Bize sorulan görüşlerle ilgili olarak görüşlerimizi ilgili birimlere ilettik. Onlar size sundular. Sunulan düzenlemelere hükümet tarafı olarak mutabık olduğumuzu söyleyebiliriz." dedi.
CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, "Sağlıkta şiddet sorununun, ceza yasasındaki hüküm ağırlaştırmasıyla veya sağlıkçıların ifadelerinin, karakolda değil de sağlık merkezinde alınmasıyla çözülemeyeceğini hepimiz biliyoruz. Bu kapsamlı, etraflı, çok katmanlı bir sorundur." dedi.

CHP milletvekillerinin, teklifin daha detaylı incelenmesi için alt komisyon kurulmasına ilişkin verdiği önerge, müzakerelerin ardından kabul edilmedi.

Teklifin tümü üzerinde söz alan CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, herkesin sağlıkçılara karşı şiddetten rahatsız olduğunu belirterek, sağlık çalışanlarından sürekli talepler geldiğini, bu alana devletin bir an önce el atması gerektiğini ifade etti.

Şiddet probleminin çözülmesi gerektiğini dile getiren Emir, "Sizin iktidarınız, 16 yıldır hiçbir şey yapmadı. Şimdi yaparmış gibi görünmek son derece yanlış. Bu kanun teklifinin aslında yeni hiçbir şey getirmediğini ifade etmek zorundayım. Sanki başka bir şey getiriliyormuş gibi anlatılıyor." görüşünü savundu.

Şiddete uğrayan sağlık çalışanlarına ilişkin bilgileri paylaşan Emir, sağlık alanındaki şiddetin giderek arttığını söyledi. Emir, "Sağlıkta şiddet sorununun, ceza yasasındaki hüküm ağırlaştırmasıyla veya sağlıkçıların ifadelerinin, karakolda değil de sağlık merkezinde alınmasıyla çözülemeyeceğini hepimiz biliyoruz. Bu kapsamlı, etraflı, çok katmanlı bir sorundur. Buna çok derinlikli bir yaklaşımda bulunmamız gerekiyor." diye konuştu.

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, kendisinin KHK ile meslekten ihraç edilmiş bir milletvekili olduğunu, konunun vicdanla alakalı olduğunu söyledi.

Doktorların aldığı eğitim ve yaşam felsefesinin teröristliğe uygun olmadığını ileri süren Gergerlioğlu, "İnsanları boş gerekçelerle işinden edenlerin önce bunu bilmesi gerekir. Ben 28 yıllık hekimim. Beni ihraç edenler sadece bana kötülük yapmakla kalmadı, binlerce hastama da kötülük yaptı." diye konuştu.

Doktorların insan hayatıyla ilgili kararlar aldığını dile getiren Gergerlioğlu, "Hekimlik mesleği, kutsal bir meslektir. Böyle bir meslek grubunu basit siyasi gerekçelerle, ispatlanmamış birtakım nedenlerle bir anda sokağa bırakmak hiçbir vicdanın kaldıracağı bir şey değildir." dedi.

Gergerlioğlu, KHK ile ihraç edilen doktorların yaşadıklarını anlattı.

Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslam, kendisinin de KHK ile meslekten ihraç edildiğini söyledi.

İslam, sağlık çalışanlarına şiddet konusunda ne kadar hukuki tedbir alınırsa alınsın, bunun siyasi bir arka planı olduğunu savunarak, birçok alanda şiddet olduğuna dikkati çekti. İslam, "Bunların sosyolojik arka planına biraz eğilelim. Ben, bunların nedeninin, bu toplumun kendini siyasi olarak rahatça ifade edememesine bağlıyorum. Bu baskı ortamı sürdürüldüğü sürece bu şiddeti sadece cezai ve caydırıcı tedbirlerle ortadan kaldırmanız mümkün değil. İnsana bakışınız değişmelidir." görüşünü savundu.

Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Muhammet Güven, "Devlet eğer bir kişiye, 'Ben seninle çalışmıyorum, sana güvenmiyorum' diyorsa devletin, sağlığını korumak, güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu insanları da teslim etmeme hakkı vardır. Devlet bu tedbiri koyabilir." dedi.

TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda, Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ele alındı.

Milletvekillerinin teklife ilişkin eleştirilerini yanıtlayan Güven, Sağlık Bakanlığı Güvenlik Soruşturması Değerlendirme Komisyonunun çalışma şekliyle ilgili komisyonun bilgi sahibi olmasında yarar olduğunu düşündüğünü söyledi.

Güven, üç aydır komisyonun başkanlığını yaptığını, kimseye "Seni atamıyoruz." demediklerini, sadece bazı teyide muhtaç bilgileri olanları, bunları teyit etmek için ertelediklerini anlattı. Hiç kimseye ailesinden bir şey tespit edildiği için atanmamazlık yapılmadığını belirten Güven, şahsıyla ilgili hiçbir bulgusu olmayanların hepsinin de atamasının gerçekleştirildiğini anlattı.

Teklifin, terör örgütlerine veya devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapılara üyeliği, irtibatı olduğu için kamu görevinden çıkarılan tabipler ve diş tabiplerinin, sadece sosyal güvenlik kuruluşu ile sözleşmesi bulunmayan sağlık kuruluşlarında veya muayenehanede çalışabilmesine ilişkin maddeye yönelik eleştirileri yanıtlayan Güven, bu kişilerin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile sözleşmesi olmayan kurumlarla çalışabileceklerini ancak bunun sadece orada doğrudan çalışmasını gerektirmediğini, muayenehane açtığı zaman çalışmasına bir engel olmadığını aktardı.

Güven, "Devlet eğer bir kişiye 'Ben seninle çalışmıyorum, sana güvenmiyorum' diyorsa devletin, sağlığını korumak ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu insanları da teslim etmeme hakkı vardır. Devlet bu tedbiri koyabilir." değerlendirmesinde bulundu.

Kendisinin hastane yöneticiliği yaptığını ve çok sayıda şiddet olayına tanık olduğunu ifade eden Güven, çok istisna olaylar dışında şiddet olaylarında hiçbir sağlık çalışanını şikayet etmeye ikna edemediklerini kaydetti. Güven, sağlık çalışanlarına şiddete yönelik düzenlemenin caydırıcılık getireceğine emin olduklarını vurguladı.

"Sağlık hizmetlerinin paralılaştırıldığı" iddialarına katılmadıklarını söyleyen Güven, şöyle devam etti:

"Kimden para alındığını ben çok merak ediyorum? 18 yaşına kadar herkes kayıtsız, şartsız Genel Sağlık Sigortası şemsiyesi altındadır. 18 yaşından sonra da bir ailede sadece bir kişinin, eğer başka bir sebeple sigortalı değilse, ayda 60 lira vermesi durumunda bütün aile Genel Sağlık Sigortası şemsiyesi altına giriyor. Böyle bir uygulama dünyanın hiçbir yerinde yok. Bunun altından kalkabilecek başka bir ülke olduğunu da ben düşünmüyorum."

Teklif sahibi olarak milletvekillerinin soruları yanıtlayan AK Parti Samsun Milletvekili Ahmet Demircan ise Türkiye'nin terörle mücadele meselesi olduğuna işaret ederek, "Elbette ki devlet ve devleti yönetmek üzere millet tarafından görevlendirilmiş hükümetler, bu terörle mücadele hususunda üzerine düşeni yapacak. Yasalar, kurallar içerisinde bu mücadele sürdürülecek." ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslam'ın, "Alay eder gibi bunları bize söylemeyin." demesi üzerine komisyonda kısa süreli tartışma yaşandı.

Bunun üzerine Demircan, "250 tane şehit var. Burada bu şehitler olmadı mı? PKK terörü belasından binlerce şehidimiz var. Olmadı mı bunlar? Bu ülkede, 40 yılı aşkın süredir bir terör var mı? Var. 15 Temmuz yaşandı mı? Yaşandı. Devlet kendini savunmak zorunda mı? Elbette. Bunlar sanki yaşanmamış gibi burada konuşamayız, davranamayız." diye konuştu.

Milletvekili Demircan, şehir hastanesinin işletmesinin yap-işlet-devret olmadığını, yap-kirala-devret olduğunu ve şehir hastanelerini Sağlık Bakanlığının işlettiğini belirtti. Demircan, "Dolayısıyla orada hizmet alımı yapılırken, sayıya bağlı hizmetleri, belli bir sayı üzerinden ihale edilir, sözleşmesi yapılır. Bu hasta garantisi adına değildir." değerlendirmesini yaptı.

Bunların sonucunu değerlendirecek olanın millet olduğuna dikkati çeken Demircan, milletin bu hastanelerden memnun olmaması durumunda kendilerine bunun faturasını keseceğini sözlerine ekledi.

Müzakerelerin ardından yapılan oylamada teklifin maddelerinin görüşmelerine geçilmesini kabul edildi.

Komisyon, teklif üzerindeki çalışmalarını pazartesi günü yapacağı toplantıyla sürdürecek.