2008-06-03 - 13:20
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Erdoğan ve Hükümetin, AK Parti'nin kapatılması için başlatılan hukuki süreç sonrasında siyasi meşruiyetini tamamen kaybettiğini iddia etti.
MHP Genel TBMM Grubu toplandı.
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Bahçeli, Başbakan Erdoğan ve
Hükümetin, AK Parti'nin kapatılması için başlatılan hukuki süreç
sonrasında siyasi meşruiyetini tamamen kaybettiğini iddia etti.
Türkiye'de son günlerde yaşananların, bu stratejinin tezahürleri
olduğunu dile getiren Bahçeli, ''senaryolardan, skandallardan,
kavgalardan ve ince hesaplardan bunalan Türkiye kilitlenmiş ve çok ağır
tahribatı olan bir cenderenin içine hapsedilmiştir'' diye konuştu.
Bahçeli, mevcut iktidar dönenimin en belirgin özeliklerinden birisinin,
Türk milletinin ortak değerleri üzerinden siyaset yapılması, Türkiye'nin
temel harcı olan bu değerlerin siyaset malzemesi ve istismar aracı
olarak kullanılması olduğunu savunarak, ''AKP, bugüne kadar ortak milli
ve manevi değerlerimizi içerde çatıştırarak, bu nifak siyasetiyle siyasi
kazanç sağlamayı amaçlamıştır. Türk milletini birleştiren bu değerler
dışarıda da tartışmaya açılmış ve şikayet konusu yapılmıştır'' dedi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türk yargısını, başta AB olmak üzere dış
mihraklara ''şikayet ve ihbar eden AK Parti yetkililerinin'', dış baskı
ve müdahaleyi meşru hale getirmek için Türkiye'nin onur ve haysiyetini
ayaklar altına almakta bir beis görmediğini söyledi. Bahçeli, şöyle
devam etti:
''Anayasal düzenin temel taşları ve bu kapsamda laiklik ilkesi de AKP
tarafından dışarıya şikayet edilmiş ve AB müfettişlerine Türkiye için
yeni laiklik reçeteleri hazırlanması için açık davet yapılmıştır. Son
dönemde, AKP'nin bu iflah etmez siyaset anlayışının yeni ve ibret verici
tezahürlerine şahit olunmuştur.
Dışişleri Bakanı'nın AB komiserleri önünde hesap verirken, Türkiye'de
Müslüman çoğunluğun da dini özgürlük bakımından sorunlar yaşandığını
iddia etmesi, manevi değerlerimizin AKP tarafından siyaset piyasasına
yeniden sürüldüğünü gösteren çok hazin bir gelişme olmuştur. Dışişleri
Bakanı'nın bu hezeyanına Başbakan Erdoğan'ın hemen destek vererek sahip
çıkması ve bu sorunlar hakkında Diyanet İşleri Başkanlığını adres
göstermesi, AKP'nin inançlar üzerinden siyaset yapma alışkanlığının
tedavi kabul etmez bir marazi hastalık halini aldığının ikrarı ve
delilidir.
Dini duygular kullanarak manevi değer ticareti yapan inanç hortumcusu
AKP, bu çirkin hüviyetini bir kere daha göstermiş ve din
istismarcılığıyla yeniden sahneye çıkmıştır. Bugüne kadar bu konuyu iç
siyaset malzemesi ve rant aracı olarak kullanan AKP, şimdi bu istismar
siyasetini Avrupa'nın gündemine taşımış ve bu konuda yeni bir dış cephe
açma arayışına girmiştir.''
-''MANEVİ DEĞERLER ÜZERİNDEN İSTİSMAR TİCARETİ...''-
Bahçeli, ''laiklik ilkesine aykırı fiillerin odağı olmaktan'' aleyhinde
kapatma davası acılan AK Parti'nin, manevi değerler üzerinden istismar
ticaretine yeniden sarılmasının, çok vahim bir siyasi basiretsizlik
olduğunu iddia etti. Bahçeli, ''bu aymazlığın bizi ilgilendiren
yönü bulunmamaktadır. Söyledikleri sözlerin ne anlama geldiğini ve
nereye gideceğini düşünmek AKP yöneticilerini ilgilendiren bir
meseledir. Ancak, bu sözleri söyleyen Bakan ve bunlara sahip çıkan
Başbakan, şimdi Türk milletinin karşısına çıkıp, Müslüman çoğunluğun
dini özgürlük alanındaki sorunlarının neler olduğunu, 6 yıla yaklaşan
iktidarları döneminde bu konuların çözümü için ne yaptıklarını dürüst ve
namuslu bir şekilde açıklamak durumundadır'' diye konuştu.
-''AB'NİN DAYATMALARI...''-
AB'nin, Türkiye'deki dini azınlıklara ilişkin dayatmalarının başında,
İstanbul Fener Rum Patrikhanesinin papaz ihtiyacı için Heybeliada Ruhban
Okulunun açılması, Patriğin ''Ekümenlik'' statüsünün kabul edilmesi ve
azınlık cemaatlerine tüzel kişilik tanınması geldiğini ileri süren
Bahçeli, Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın ''Türkiye'de sadece gayrimüslim
azınlıkların sorunları değil, Müslüman çoğunluğun da sorunları
bulunmaktadır'' diyerek, AB'nin bu taleplerinin haklı ve meşru olduğunu
kabul ettiğini söyledi.
AK Parti hükümetinin yakın zamanda, AB'nin bu konulardaki dayatmalarını
da Meclisteki çoğunluğuna güvenerek yerine getirmeyi planladığını ileri
süren Bahçeli, şunları söyledi:
''Sayın Başbakan, bizce malum olan bu konudaki gerçek düşünce ve
niyetini Türk milletine açıkça itiraf etmek dürüstlüğünü ve cesaretim
göstermekten artık kaçmamalıdır. Örneklerine, ancak Mondros Mütarekesi
döneminde rastlayabileceğimiz yönetim acziyeti ve devlet adamlığı
sefaleti, ne üzücüdür ki yalnızca iktidar zihniyetini değil, beraberinde
aziz milletimizi de felakete sürüklemekte, ülkemiz bir kaosa doğru
ilerlemektedir. Artık Türkiye'yi taşımaya kabiliyeti olmadığı ortaya
çıkan AKP zihniyetinin 'yola devam' diyerek hızlandırdığı fren tutmayan
siyasetinin nerede devrileceği, hangi duvara toslayacağı ve kimleri de
altına alacağı belli değildir.
Temennimiz, bu zihniyetin, kendisiyle birlikte, sarsıntı yaşayan
Türkiye'mize, bunalan milletimize ve zedelenen siyasetimize daha fazla
zarar vermeden bu maceranın bir an önce sona ermesidir. Demokrasilerde
hiç kimse ve hiçbir siyasi parti vazgeçilmez değildir. Siyaset kendi
kulvarında mutlaka çözümü bulacak, seçmen sağduyusu demokrasinin
taşlarını yerine oturtacaktır. Ümidimiz bu yöndedir. Bu bulanık ortamda,
Türkiye mutlaka demokrasi içinde ve sandıkta bir çözüme ulaşacak,
yıllardır süren aldatmaya bir son verecektir. Türkiye sahipsiz değildir.
Milliyetçi hareket her hal ve şartta, milletimizin ağır sorunlarına
vakıftır, çözmeye hazırdır.''
-GAP EYLEM PLANI-
MHP Genel Başkanı Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından
açıklanan GAP Eylem Planını da eleştirdi. Başbakan Erdoğan'ın
sahiplenmeye çalıştığı bu projenin ana ekseninin, 30 yıl öncesinden ve
başka hükümetler tarafından oluşturulduğunu anlatan Bahçeli, Erdoğan'ın
ilan ettiği planın 57. Hükümet döneminde 26 ili kapsayacak şekilde
''Doğu ve Güneydoğu Anadolu Eylem Planı'' adı altında 9 Mayıs 2000
tarihinde uygulamaya konulduğunu iddia etti.
''Şayet durum Başbakanın iddia ettiği gibi partisinin başlatmış olduğu
bir uygulama ise, bugüne kadar toplam projenin yüzde 59'unun tamamlanmış
olmasının izahı nasıl yapılacak?'' diye soran Bahçeli, şunları kaydetti:
''Bizler, Hükümetin bu bölgemizi 5,5 yıl sonra hatırlamış olmasına
rağmen, başlattığımız ekonomik yatırımları sürdürmesinden memnuniyet
doyacağımızı, vatandaşımıza ulaşması halinde sağlanacak refahı ve huzura
canı gönülden temenni ettiğimizi belirtmek istiyorum. Dileğimiz, terörle
mücadele kapsamında gündeme gelen bu ekonomik tedbir ve yatırımların,
yıllardır hizmet, iş ve aş arayan başka bölgelerimize de bir an önce
ulaşması, Karadeniz, Akdeniz, Ege, Marmara, İç Anadolu ve Doğu Anadolu
bölgelerimizin ve insanlarının da bir an önce hatırlanmasıdır.
Beklentimiz, adı bile AKP'nin siyasi tarihinden çok önce konmuş ve
başlatılmış GAP'ın kalkınmaya ve refaha vesile olmasıdır. Bunlar MHP'nin
her mensubunu memnun edecek gelişmeler olacaktır. Bundan hiç kimse kuşku
duymamalıdır. Ancak, Sayın Başbakan'ın bu projeyi, ülkemizi terör
belasından kurtaracak bir sihirli formül olarak sunması ve sözde
vatandaşı terörün dil ve kültür tabanından kurtaracağını söyleyerek
TRT'de ana dillerde tam gün yayına geçeceğini açıklaması, MHP için asla
kabul edilemez bir durumdur.''
-TRT'DE ANA DİLDE 24 SAAT YAYIN YAPILMASI-
Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın, hiçbir yasal düzenlemeye ihtiyaç duymadan
TRT bünyesinde 24 saat ana dilde yayın yapılacağını Diyarbakır'da ilan
ettiğini, TBMM'nin ise bir dayatma ile karşı karşıya bırakılarak
Başbakan'ın taahhüdünün, emrindeki siyaset kadrosu tarafından derhal
yerine getirildiğini savundu.
Meclis komisyonlarında tartışılmadan, Anayasa ve diğer kanunlar
karşısındaki durum gözetilmeden, adeta yangından mal kaçırırcasına
Türkçe dışındaki bir dilin resmileştirilmeye çalışıldığını öne süren
Bahçeli, ''Bu tavır 'önce devlet adım atsın' diyen PKK'nın dağ
kadrolarına Başbakan tarafından yapılmış, siyasi bir jesttir. Sözde
'barışı sağlama ve şiddeti durdurma' adına yürütülen kirli kampanyalarla
milletimizi etnik çatışma ve bölünmeye götürecek yolun, siyasi
basamakları bu şekilde birer birer döşenmektedir'' dedi.
-''TAM GÜN YAYIN, DAĞ KADROSUNA TAM BİR TESLİMİYET...''-
Türkçeden başka dillerde, TRT'den yapılacak tam gün yayın anlayışının,
PKK terör örgütünün dağ kadrosunun silahlı baskısına ve şehirdeki
uzantılarının ise siyasal taleplerine karşı tam bir teslimiyetin ifadesi
olduğunu kaydeden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bölücülüğün bilinen siyasi parti kongrelerinin Barzani marşları ile
açıldığı, İmralı canisinin her platformda bir sfenks haline getirilerek
kutsandığı, bölgedeki kuraklığın bile Mehmetçiğin harekatına bağlandığı,
bölücü taleplerle sözde demokratik çözüm önerilerinin birlikte anıldığı
bir ortamda, Hükümetin sözde tedbirlerinin kanayan yarayı daha da
azdırmasından başka bir sonuç vermesi beklenmemelidir.
Verilen tavizler burada da son bulmayacak, önümüzdeki dönemde ana dilde
eğitime ve oradan da ayrı dil konuşanların, ayrı devlet kurmak için
ayrılma taleplerine kadar gidecektir. AKP'nin ardına kadar açtığı
kapıdan çıkacak sonuç, maalesef böylesi bir bölünme ve ayrışmadan başka
bir şey değildir. Hükümetin son GAP çıkışı ile 5 Kasım Beyaz Saray
görüşmesinin perde arkası da aydınlanmaya başlamıştır. Sözde ekonomik
yatırım ve yardım ile maskelenmiş bir siyasal açılım projesi, bir türlü
bitirilemeyen PKK terör örgütünün Kandil kadroları ile onun siyasal
temsilcilerinin önüne konulmuştur. Onların yeterli görmesi ile
uygulanması mümkün olacak, şayet bu aşamada yetersiz bulurlarsa terör
destekli bölücü talepler artarak hız kazanacaktır.
İmralı canisine affa kadar varan bölücü emellerin bu girişimle de
tatmin olmayacağı düşünülürse, önümüzdeki dönemde de terör örgütü kanlı
eylemlerini sürdürecek, bölücülük giderek suç olmaktan çıkacağı bir
siyasallaşma sürecine girecektir. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin ortaya
koyduğu sözde açılımın sonucunda Türkçemiz anadil ve resmi dil olmaktan
giderek uzaklaşıp yerel dil sayılmaya başlanacak, çok kimlikli, çok
dilli, çok etnikli bir parçalanma alt yapısı, ne zaman patlayacağı,
kimin basacağı belli olmayan bir mayın gibi milletimizin kucağına
bırakılacaktır.
Milliyetçi hareket, aziz milletimize reva görülen bu zilletin
farkındadır ve milliyetçilerin eli bu felaketi hazırlayanların mutlaka
yakasında olacaktır.''
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti'nin
iş, aş ve üretimden uzak ekonomi anlayışının neden olduğu sancıların,
toplumun her kesimince yakından hissedilmeye başlandığını söyledi.
Büyük sermaye ve sanayi çevrelerinin bile hükümeti eleştirmeye başladığı
bu süreçte, yaşanan sıkıntıların artık evlere ve mutfaklara kadar
girdiğini belirten Bahçeli, ''Yaşanan yokluk ve yoksulluk artık yamama
tedbirlerle ve evlere dağıtılan kömürlerle örtülemeyecek boyutlara
yükselmiş, dar gelirlimiz, emeklimiz, işçimiz, memurumuz, köylümüz ve
çiftçimiz açlık ve çaresizlikle yüz yüze gelmiştir'' diye konuştu.
-''ESNAFIN DURUMU İÇLER ACISI''-
MHP Lideri Bahçeli, esnaflık mesleğinin, tarım sektörü ile birlikte en
yoğun iş gücüne sahip alanlardan birisi olduğuna dikkati çekti. Esnafın
sorunlarının azalacağı yerde her geçen gün çoğaldığını, enflasyonla
birlikte faizlerde yaşanan artışların ve vergi yükünün artığını söyledi.
Büyük alışveriş merkezlerinin, yurt dışından ithal edilen ucuz ve
kalitesiz ürünlerin, esnaf ve sanatkarın yaşadığı sorunların temelini
oluşturduğuna işaret eden Bahçeli, ''Nitekim AKP iktidarında, türedi ve
yandaş zengin sayısındaki artış, var olan toplumsal düzeni tam anlamıyla
alt üst etmiştir. Bozulan bu ekonomik dengenin en çok etkilediği kesim
olan esnafımız çoğu zaman siftah etmeden kepenk indirmeye başlamıştır''
dedi.
Devlet Bahçeli, Hükümet'in esnafın sorunlarını çözüme yönelik bu güne
kadar hiç bir tedbir almadığını iddia ederek, ''Yalnızca bir imtiyazlı
zümreyi zenginleştirmeyi amaçlayan iktidar partisinin esnaf umurunda
bile olmamıştır. Aynı zamanda küreselleşmenin göz ardı
edilen sosyo-ekonomik tesirleri en çok esnafımızı etkilemiş, maalesef bu
sıkıntılı sürecin tahribatına sessiz kalınmıştır'' ifadesini kullandı.
Esnafın içinde bulunduğu soruların, ülkenin genel sorunlarından ayrı
tutulmasının mümkün olmadığını bildiren Bahçeli, şöyle devam etti:
''AK Parti iktidarının çarpık ve sakat ekonomi politika uygulamalarıyla
ülkemizin ucuz ithal mallarının cenneti haline geldiği, üreticimizin
rekabet gücünü kaybetmiş olduğu, semtindeki alışveriş merkezini gezen
herkesin vitrin ve raflara bakarak kolaylıkla tespit edebileceği
gerçeklerdir.
Bütün uyarılara rağmen; önlenemeyen ve artan kayıt dışı ekonomi ile
perakende ticaret piyasasında yabancı sermayeli büyük kuruluşların
giderek büyüyen ağırlığı, esnaf ve sanatkarlarımızın zayıflamalarında,
hatta iş yerlerini kapatmalarında en önemli etkendir. Bir tarafta, AKP
döneminde ticarete atılıp hızla zenginleşen eş-dost, hısım-akraba
ihtişamı vardır. Diğer tarafta ise ömrünü dükkanında, tezgahında
çürütmesine rağmen yoksullaşan ve işini bırakarak çıkış yolu arayan yüz
binlerce vatan evladının acıklı durumu vardır.''
Bahçeli, yüksek faiz nedeniyle kredi kullanamayan, kullandığı krediyi
ise ödeyemeyen esnafın içinde bulunduğu sorunların, aynı zamanda
toplumsal birliği ve bütünlüğü de tehdit eden bir faktör olduğunu
söyledi.
''Sattığı malın yerine mal koyamayan, sabahları dükkanını umutla
açamayan, akşamları gönül rahatlığıyla evine gidemeyenlerin sayısındaki
artış vahim boyutlara ulaşmıştır'' diyen MHP Genel Başkanı Bahçeli,
şöyle devam etti:
''Kapanan iş yerleri, tükenen umutlar, kaybolan beklentiler, haciz
kıskacında kıvranan esnafımızın durumunun hazin bir özetidir. AKP
iktidarı; yandaş holdinglerden, sıcak para tacirlerinden, küresel
ölçekte faaliyet gösteren şirketlerden fırsat bulup esnafa, çiftçiye,
emekliye, memura gereken özeni ve alakayı göstermemiştir. AKP
Hükümeti, finansman problemlerinin çözümü için kabul edilebilir bir
hamle yapmamış, esnaf yüksek faiz ve kısa vadelere mahkum edilmiştir.
Esnafın, esnaf ve kefalet kooperatifleri vasıtasıyla Halk Bankasından
aldığı kredinin faizlerinin bugünkü durumu, faaliyette bulunan
vatandaşlarımızı endişeye sevk etmektedir.''
-''BAŞBAKAN'IN GÜNDEMİNDE ESNAF YOKTUR''-
Kaderine terk edilen esnafın, yüzyılları aşan geleneğinden güç ve kuvvet
alarak varlığını sürdürmeye çalıştığını vurgulayan Bahçeli, ''Başbakan
Erdoğan'ın da 'Beraber yürüdüğü yollarda' kimlerle birlikte olmak
istediği, kimi yol arkadaşı görmeye çalıştığı artık belli olmuştur. Başbakan'ın
siyasi gündeminde, yolculuğunda; esnafımız yoktur, sanatkarımız
bulunmamaktadır, çiftçimiz kenardadır, emeklimiz uzaktadır, memurumuz,
işçimiz unutulmuştur. Buradan Başbakan Erdoğan'a diyorum ki Ferhat gibi
dağları delmekle uğraşacağınıza; vatandaşımızın dayanılmaz hale gelen
feryadını işitin'' dedi.
Devlet Bahçeli, Hükümet'in, esnaf ve sanatkarın çığ gibi biriken ağır
sorunlarına kulak vermesini ve gereken tedbirleri bir an önce almasını
isteyerek, MHP olarak bu konu da her türlü desteği vermeye hazır
olduklarını dile getirdi.
Kepenklerini indiren esnaf sayısı ile yeni iş yeri açan esnaf sayısı
arasında kaygı verici uçurumun her geçen gün büyüdüğünü savunan Bahçeli,
şöyle dedi:
''2004 yılında iş yeri açmış esnaf ve sanatkarımızın yüzde 63,4'ü işini
terk etmiş ve dükkanlarını kapamıştır. 2005 yılında esnaf ve sanatkar
olarak çalışma hayatına 196 bin 494 kişi başlarken, daha önceleri iş
yeri açmış 282 bin 600 esnaf ve sanatkar işlerini terk etmişlerdir. 2006
yılında 284 bin 516 olan tescil işlemine karşılık, 304 bin 267 esnaf
işini bırakmıştır. 2007 yılında zorluklarla dolu çalışma hayatına umutla
adım atan esnaf ve sanatkarlarımızın yüzde 69,5'i bugün bu işlerini
yapmamak üzere dükkanlarını ve tezgahlarını kapatmışlardır. 2008 yılının
ilk dört ayında ise 69 bin 640 esnaf işe başlamış, 43 bin 432 esnaf
umduğunu bulamayarak ve büyük borçlar içinde yaptığı işi bırakmak
zorunda kalmıştır. 2002 yılında protesto edilen senet sayısı 498 bin 748
adet iken, 2008 yılının ilk dört ayında 493 bin 336 adet senet protesto
edilmiş, ilk dört ayda 2002 yılının tüm yıl toplamına şimdiden
ulaşılmıştır. Protesto edilen senet tutarında ise 2002'ye oranla yüzde
143 oranında bir artış gerçekleşmiştir. Karşımızdaki gerçek, maalesef
budur. Bu tablo Başbakan Erdoğan'ın, 'Geliştik, refah bulduk,
zenginleştik' masalının sona erdiğini gösteren, kötü sonla biten filmin
neticesidir.''
Başbakan Erdoğan'a, ''Bu yokluk ve yoksulluğun sebebi de demokrasi
karşıtı olduğunu iddia ettiğiniz güçler midir?'' sorusunu yönelten MHP
Lideri Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın vereceği cevabının olmadığını,
söyleyeceği sözünün de tükendiğini bildirdi.
Devlet Bahçeli, ''Yıllardan beri bir türlü yüzü gülmeyen, iş yerlerinin
günlük giderini dahi karşılayamayan milyonlarca vatandaşımızın artık boş
sözle, sahte vaatle geçirecek zamanı kalmamıştır. Kendi derdine düşen
Başbakan Erdoğan ve partisi; ne yazık ki vatandaşlarımızı dayanılmaz
sorunlarıyla kaderine terk etmiştir. MHP olarak, milletimizin her
sorununun olduğu gibi, esnafımızın sorunlarının daha da derinleşmeden ve
başka sosyo-ekonomik sorunlara fırsat vermeden mutlaka çözümlenmesi
gerektiğine inanmaktayız'' diye konuştu.
-MİLLİ TAKIMA DESTEK-
MHP Genel Başkanı Bahçeli, 7-29 Haziran tarihleri arasında Avrupa Futbol
Şampiyonası'nın yapılacağını anımsatarak, Şampiyonaya katılacak olan A
Milli Futbol Takımı'na başarılar diledi.
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Bahçeli, Başbakan Erdoğan ve
Hükümetin, AK Parti'nin kapatılması için başlatılan hukuki süreç
sonrasında siyasi meşruiyetini tamamen kaybettiğini iddia etti.
Türkiye'de son günlerde yaşananların, bu stratejinin tezahürleri
olduğunu dile getiren Bahçeli, ''senaryolardan, skandallardan,
kavgalardan ve ince hesaplardan bunalan Türkiye kilitlenmiş ve çok ağır
tahribatı olan bir cenderenin içine hapsedilmiştir'' diye konuştu.
Bahçeli, mevcut iktidar dönenimin en belirgin özeliklerinden birisinin,
Türk milletinin ortak değerleri üzerinden siyaset yapılması, Türkiye'nin
temel harcı olan bu değerlerin siyaset malzemesi ve istismar aracı
olarak kullanılması olduğunu savunarak, ''AKP, bugüne kadar ortak milli
ve manevi değerlerimizi içerde çatıştırarak, bu nifak siyasetiyle siyasi
kazanç sağlamayı amaçlamıştır. Türk milletini birleştiren bu değerler
dışarıda da tartışmaya açılmış ve şikayet konusu yapılmıştır'' dedi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türk yargısını, başta AB olmak üzere dış
mihraklara ''şikayet ve ihbar eden AK Parti yetkililerinin'', dış baskı
ve müdahaleyi meşru hale getirmek için Türkiye'nin onur ve haysiyetini
ayaklar altına almakta bir beis görmediğini söyledi. Bahçeli, şöyle
devam etti:
''Anayasal düzenin temel taşları ve bu kapsamda laiklik ilkesi de AKP
tarafından dışarıya şikayet edilmiş ve AB müfettişlerine Türkiye için
yeni laiklik reçeteleri hazırlanması için açık davet yapılmıştır. Son
dönemde, AKP'nin bu iflah etmez siyaset anlayışının yeni ve ibret verici
tezahürlerine şahit olunmuştur.
Dışişleri Bakanı'nın AB komiserleri önünde hesap verirken, Türkiye'de
Müslüman çoğunluğun da dini özgürlük bakımından sorunlar yaşandığını
iddia etmesi, manevi değerlerimizin AKP tarafından siyaset piyasasına
yeniden sürüldüğünü gösteren çok hazin bir gelişme olmuştur. Dışişleri
Bakanı'nın bu hezeyanına Başbakan Erdoğan'ın hemen destek vererek sahip
çıkması ve bu sorunlar hakkında Diyanet İşleri Başkanlığını adres
göstermesi, AKP'nin inançlar üzerinden siyaset yapma alışkanlığının
tedavi kabul etmez bir marazi hastalık halini aldığının ikrarı ve
delilidir.
Dini duygular kullanarak manevi değer ticareti yapan inanç hortumcusu
AKP, bu çirkin hüviyetini bir kere daha göstermiş ve din
istismarcılığıyla yeniden sahneye çıkmıştır. Bugüne kadar bu konuyu iç
siyaset malzemesi ve rant aracı olarak kullanan AKP, şimdi bu istismar
siyasetini Avrupa'nın gündemine taşımış ve bu konuda yeni bir dış cephe
açma arayışına girmiştir.''
-''MANEVİ DEĞERLER ÜZERİNDEN İSTİSMAR TİCARETİ...''-
Bahçeli, ''laiklik ilkesine aykırı fiillerin odağı olmaktan'' aleyhinde
kapatma davası acılan AK Parti'nin, manevi değerler üzerinden istismar
ticaretine yeniden sarılmasının, çok vahim bir siyasi basiretsizlik
olduğunu iddia etti. Bahçeli, ''bu aymazlığın bizi ilgilendiren
yönü bulunmamaktadır. Söyledikleri sözlerin ne anlama geldiğini ve
nereye gideceğini düşünmek AKP yöneticilerini ilgilendiren bir
meseledir. Ancak, bu sözleri söyleyen Bakan ve bunlara sahip çıkan
Başbakan, şimdi Türk milletinin karşısına çıkıp, Müslüman çoğunluğun
dini özgürlük alanındaki sorunlarının neler olduğunu, 6 yıla yaklaşan
iktidarları döneminde bu konuların çözümü için ne yaptıklarını dürüst ve
namuslu bir şekilde açıklamak durumundadır'' diye konuştu.
-''AB'NİN DAYATMALARI...''-
AB'nin, Türkiye'deki dini azınlıklara ilişkin dayatmalarının başında,
İstanbul Fener Rum Patrikhanesinin papaz ihtiyacı için Heybeliada Ruhban
Okulunun açılması, Patriğin ''Ekümenlik'' statüsünün kabul edilmesi ve
azınlık cemaatlerine tüzel kişilik tanınması geldiğini ileri süren
Bahçeli, Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın ''Türkiye'de sadece gayrimüslim
azınlıkların sorunları değil, Müslüman çoğunluğun da sorunları
bulunmaktadır'' diyerek, AB'nin bu taleplerinin haklı ve meşru olduğunu
kabul ettiğini söyledi.
AK Parti hükümetinin yakın zamanda, AB'nin bu konulardaki dayatmalarını
da Meclisteki çoğunluğuna güvenerek yerine getirmeyi planladığını ileri
süren Bahçeli, şunları söyledi:
''Sayın Başbakan, bizce malum olan bu konudaki gerçek düşünce ve
niyetini Türk milletine açıkça itiraf etmek dürüstlüğünü ve cesaretim
göstermekten artık kaçmamalıdır. Örneklerine, ancak Mondros Mütarekesi
döneminde rastlayabileceğimiz yönetim acziyeti ve devlet adamlığı
sefaleti, ne üzücüdür ki yalnızca iktidar zihniyetini değil, beraberinde
aziz milletimizi de felakete sürüklemekte, ülkemiz bir kaosa doğru
ilerlemektedir. Artık Türkiye'yi taşımaya kabiliyeti olmadığı ortaya
çıkan AKP zihniyetinin 'yola devam' diyerek hızlandırdığı fren tutmayan
siyasetinin nerede devrileceği, hangi duvara toslayacağı ve kimleri de
altına alacağı belli değildir.
Temennimiz, bu zihniyetin, kendisiyle birlikte, sarsıntı yaşayan
Türkiye'mize, bunalan milletimize ve zedelenen siyasetimize daha fazla
zarar vermeden bu maceranın bir an önce sona ermesidir. Demokrasilerde
hiç kimse ve hiçbir siyasi parti vazgeçilmez değildir. Siyaset kendi
kulvarında mutlaka çözümü bulacak, seçmen sağduyusu demokrasinin
taşlarını yerine oturtacaktır. Ümidimiz bu yöndedir. Bu bulanık ortamda,
Türkiye mutlaka demokrasi içinde ve sandıkta bir çözüme ulaşacak,
yıllardır süren aldatmaya bir son verecektir. Türkiye sahipsiz değildir.
Milliyetçi hareket her hal ve şartta, milletimizin ağır sorunlarına
vakıftır, çözmeye hazırdır.''
-GAP EYLEM PLANI-
MHP Genel Başkanı Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından
açıklanan GAP Eylem Planını da eleştirdi. Başbakan Erdoğan'ın
sahiplenmeye çalıştığı bu projenin ana ekseninin, 30 yıl öncesinden ve
başka hükümetler tarafından oluşturulduğunu anlatan Bahçeli, Erdoğan'ın
ilan ettiği planın 57. Hükümet döneminde 26 ili kapsayacak şekilde
''Doğu ve Güneydoğu Anadolu Eylem Planı'' adı altında 9 Mayıs 2000
tarihinde uygulamaya konulduğunu iddia etti.
''Şayet durum Başbakanın iddia ettiği gibi partisinin başlatmış olduğu
bir uygulama ise, bugüne kadar toplam projenin yüzde 59'unun tamamlanmış
olmasının izahı nasıl yapılacak?'' diye soran Bahçeli, şunları kaydetti:
''Bizler, Hükümetin bu bölgemizi 5,5 yıl sonra hatırlamış olmasına
rağmen, başlattığımız ekonomik yatırımları sürdürmesinden memnuniyet
doyacağımızı, vatandaşımıza ulaşması halinde sağlanacak refahı ve huzura
canı gönülden temenni ettiğimizi belirtmek istiyorum. Dileğimiz, terörle
mücadele kapsamında gündeme gelen bu ekonomik tedbir ve yatırımların,
yıllardır hizmet, iş ve aş arayan başka bölgelerimize de bir an önce
ulaşması, Karadeniz, Akdeniz, Ege, Marmara, İç Anadolu ve Doğu Anadolu
bölgelerimizin ve insanlarının da bir an önce hatırlanmasıdır.
Beklentimiz, adı bile AKP'nin siyasi tarihinden çok önce konmuş ve
başlatılmış GAP'ın kalkınmaya ve refaha vesile olmasıdır. Bunlar MHP'nin
her mensubunu memnun edecek gelişmeler olacaktır. Bundan hiç kimse kuşku
duymamalıdır. Ancak, Sayın Başbakan'ın bu projeyi, ülkemizi terör
belasından kurtaracak bir sihirli formül olarak sunması ve sözde
vatandaşı terörün dil ve kültür tabanından kurtaracağını söyleyerek
TRT'de ana dillerde tam gün yayına geçeceğini açıklaması, MHP için asla
kabul edilemez bir durumdur.''
-TRT'DE ANA DİLDE 24 SAAT YAYIN YAPILMASI-
Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın, hiçbir yasal düzenlemeye ihtiyaç duymadan
TRT bünyesinde 24 saat ana dilde yayın yapılacağını Diyarbakır'da ilan
ettiğini, TBMM'nin ise bir dayatma ile karşı karşıya bırakılarak
Başbakan'ın taahhüdünün, emrindeki siyaset kadrosu tarafından derhal
yerine getirildiğini savundu.
Meclis komisyonlarında tartışılmadan, Anayasa ve diğer kanunlar
karşısındaki durum gözetilmeden, adeta yangından mal kaçırırcasına
Türkçe dışındaki bir dilin resmileştirilmeye çalışıldığını öne süren
Bahçeli, ''Bu tavır 'önce devlet adım atsın' diyen PKK'nın dağ
kadrolarına Başbakan tarafından yapılmış, siyasi bir jesttir. Sözde
'barışı sağlama ve şiddeti durdurma' adına yürütülen kirli kampanyalarla
milletimizi etnik çatışma ve bölünmeye götürecek yolun, siyasi
basamakları bu şekilde birer birer döşenmektedir'' dedi.
-''TAM GÜN YAYIN, DAĞ KADROSUNA TAM BİR TESLİMİYET...''-
Türkçeden başka dillerde, TRT'den yapılacak tam gün yayın anlayışının,
PKK terör örgütünün dağ kadrosunun silahlı baskısına ve şehirdeki
uzantılarının ise siyasal taleplerine karşı tam bir teslimiyetin ifadesi
olduğunu kaydeden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bölücülüğün bilinen siyasi parti kongrelerinin Barzani marşları ile
açıldığı, İmralı canisinin her platformda bir sfenks haline getirilerek
kutsandığı, bölgedeki kuraklığın bile Mehmetçiğin harekatına bağlandığı,
bölücü taleplerle sözde demokratik çözüm önerilerinin birlikte anıldığı
bir ortamda, Hükümetin sözde tedbirlerinin kanayan yarayı daha da
azdırmasından başka bir sonuç vermesi beklenmemelidir.
Verilen tavizler burada da son bulmayacak, önümüzdeki dönemde ana dilde
eğitime ve oradan da ayrı dil konuşanların, ayrı devlet kurmak için
ayrılma taleplerine kadar gidecektir. AKP'nin ardına kadar açtığı
kapıdan çıkacak sonuç, maalesef böylesi bir bölünme ve ayrışmadan başka
bir şey değildir. Hükümetin son GAP çıkışı ile 5 Kasım Beyaz Saray
görüşmesinin perde arkası da aydınlanmaya başlamıştır. Sözde ekonomik
yatırım ve yardım ile maskelenmiş bir siyasal açılım projesi, bir türlü
bitirilemeyen PKK terör örgütünün Kandil kadroları ile onun siyasal
temsilcilerinin önüne konulmuştur. Onların yeterli görmesi ile
uygulanması mümkün olacak, şayet bu aşamada yetersiz bulurlarsa terör
destekli bölücü talepler artarak hız kazanacaktır.
İmralı canisine affa kadar varan bölücü emellerin bu girişimle de
tatmin olmayacağı düşünülürse, önümüzdeki dönemde de terör örgütü kanlı
eylemlerini sürdürecek, bölücülük giderek suç olmaktan çıkacağı bir
siyasallaşma sürecine girecektir. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin ortaya
koyduğu sözde açılımın sonucunda Türkçemiz anadil ve resmi dil olmaktan
giderek uzaklaşıp yerel dil sayılmaya başlanacak, çok kimlikli, çok
dilli, çok etnikli bir parçalanma alt yapısı, ne zaman patlayacağı,
kimin basacağı belli olmayan bir mayın gibi milletimizin kucağına
bırakılacaktır.
Milliyetçi hareket, aziz milletimize reva görülen bu zilletin
farkındadır ve milliyetçilerin eli bu felaketi hazırlayanların mutlaka
yakasında olacaktır.''
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti'nin
iş, aş ve üretimden uzak ekonomi anlayışının neden olduğu sancıların,
toplumun her kesimince yakından hissedilmeye başlandığını söyledi.
Büyük sermaye ve sanayi çevrelerinin bile hükümeti eleştirmeye başladığı
bu süreçte, yaşanan sıkıntıların artık evlere ve mutfaklara kadar
girdiğini belirten Bahçeli, ''Yaşanan yokluk ve yoksulluk artık yamama
tedbirlerle ve evlere dağıtılan kömürlerle örtülemeyecek boyutlara
yükselmiş, dar gelirlimiz, emeklimiz, işçimiz, memurumuz, köylümüz ve
çiftçimiz açlık ve çaresizlikle yüz yüze gelmiştir'' diye konuştu.
-''ESNAFIN DURUMU İÇLER ACISI''-
MHP Lideri Bahçeli, esnaflık mesleğinin, tarım sektörü ile birlikte en
yoğun iş gücüne sahip alanlardan birisi olduğuna dikkati çekti. Esnafın
sorunlarının azalacağı yerde her geçen gün çoğaldığını, enflasyonla
birlikte faizlerde yaşanan artışların ve vergi yükünün artığını söyledi.
Büyük alışveriş merkezlerinin, yurt dışından ithal edilen ucuz ve
kalitesiz ürünlerin, esnaf ve sanatkarın yaşadığı sorunların temelini
oluşturduğuna işaret eden Bahçeli, ''Nitekim AKP iktidarında, türedi ve
yandaş zengin sayısındaki artış, var olan toplumsal düzeni tam anlamıyla
alt üst etmiştir. Bozulan bu ekonomik dengenin en çok etkilediği kesim
olan esnafımız çoğu zaman siftah etmeden kepenk indirmeye başlamıştır''
dedi.
Devlet Bahçeli, Hükümet'in esnafın sorunlarını çözüme yönelik bu güne
kadar hiç bir tedbir almadığını iddia ederek, ''Yalnızca bir imtiyazlı
zümreyi zenginleştirmeyi amaçlayan iktidar partisinin esnaf umurunda
bile olmamıştır. Aynı zamanda küreselleşmenin göz ardı
edilen sosyo-ekonomik tesirleri en çok esnafımızı etkilemiş, maalesef bu
sıkıntılı sürecin tahribatına sessiz kalınmıştır'' ifadesini kullandı.
Esnafın içinde bulunduğu soruların, ülkenin genel sorunlarından ayrı
tutulmasının mümkün olmadığını bildiren Bahçeli, şöyle devam etti:
''AK Parti iktidarının çarpık ve sakat ekonomi politika uygulamalarıyla
ülkemizin ucuz ithal mallarının cenneti haline geldiği, üreticimizin
rekabet gücünü kaybetmiş olduğu, semtindeki alışveriş merkezini gezen
herkesin vitrin ve raflara bakarak kolaylıkla tespit edebileceği
gerçeklerdir.
Bütün uyarılara rağmen; önlenemeyen ve artan kayıt dışı ekonomi ile
perakende ticaret piyasasında yabancı sermayeli büyük kuruluşların
giderek büyüyen ağırlığı, esnaf ve sanatkarlarımızın zayıflamalarında,
hatta iş yerlerini kapatmalarında en önemli etkendir. Bir tarafta, AKP
döneminde ticarete atılıp hızla zenginleşen eş-dost, hısım-akraba
ihtişamı vardır. Diğer tarafta ise ömrünü dükkanında, tezgahında
çürütmesine rağmen yoksullaşan ve işini bırakarak çıkış yolu arayan yüz
binlerce vatan evladının acıklı durumu vardır.''
Bahçeli, yüksek faiz nedeniyle kredi kullanamayan, kullandığı krediyi
ise ödeyemeyen esnafın içinde bulunduğu sorunların, aynı zamanda
toplumsal birliği ve bütünlüğü de tehdit eden bir faktör olduğunu
söyledi.
''Sattığı malın yerine mal koyamayan, sabahları dükkanını umutla
açamayan, akşamları gönül rahatlığıyla evine gidemeyenlerin sayısındaki
artış vahim boyutlara ulaşmıştır'' diyen MHP Genel Başkanı Bahçeli,
şöyle devam etti:
''Kapanan iş yerleri, tükenen umutlar, kaybolan beklentiler, haciz
kıskacında kıvranan esnafımızın durumunun hazin bir özetidir. AKP
iktidarı; yandaş holdinglerden, sıcak para tacirlerinden, küresel
ölçekte faaliyet gösteren şirketlerden fırsat bulup esnafa, çiftçiye,
emekliye, memura gereken özeni ve alakayı göstermemiştir. AKP
Hükümeti, finansman problemlerinin çözümü için kabul edilebilir bir
hamle yapmamış, esnaf yüksek faiz ve kısa vadelere mahkum edilmiştir.
Esnafın, esnaf ve kefalet kooperatifleri vasıtasıyla Halk Bankasından
aldığı kredinin faizlerinin bugünkü durumu, faaliyette bulunan
vatandaşlarımızı endişeye sevk etmektedir.''
-''BAŞBAKAN'IN GÜNDEMİNDE ESNAF YOKTUR''-
Kaderine terk edilen esnafın, yüzyılları aşan geleneğinden güç ve kuvvet
alarak varlığını sürdürmeye çalıştığını vurgulayan Bahçeli, ''Başbakan
Erdoğan'ın da 'Beraber yürüdüğü yollarda' kimlerle birlikte olmak
istediği, kimi yol arkadaşı görmeye çalıştığı artık belli olmuştur. Başbakan'ın
siyasi gündeminde, yolculuğunda; esnafımız yoktur, sanatkarımız
bulunmamaktadır, çiftçimiz kenardadır, emeklimiz uzaktadır, memurumuz,
işçimiz unutulmuştur. Buradan Başbakan Erdoğan'a diyorum ki Ferhat gibi
dağları delmekle uğraşacağınıza; vatandaşımızın dayanılmaz hale gelen
feryadını işitin'' dedi.
Devlet Bahçeli, Hükümet'in, esnaf ve sanatkarın çığ gibi biriken ağır
sorunlarına kulak vermesini ve gereken tedbirleri bir an önce almasını
isteyerek, MHP olarak bu konu da her türlü desteği vermeye hazır
olduklarını dile getirdi.
Kepenklerini indiren esnaf sayısı ile yeni iş yeri açan esnaf sayısı
arasında kaygı verici uçurumun her geçen gün büyüdüğünü savunan Bahçeli,
şöyle dedi:
''2004 yılında iş yeri açmış esnaf ve sanatkarımızın yüzde 63,4'ü işini
terk etmiş ve dükkanlarını kapamıştır. 2005 yılında esnaf ve sanatkar
olarak çalışma hayatına 196 bin 494 kişi başlarken, daha önceleri iş
yeri açmış 282 bin 600 esnaf ve sanatkar işlerini terk etmişlerdir. 2006
yılında 284 bin 516 olan tescil işlemine karşılık, 304 bin 267 esnaf
işini bırakmıştır. 2007 yılında zorluklarla dolu çalışma hayatına umutla
adım atan esnaf ve sanatkarlarımızın yüzde 69,5'i bugün bu işlerini
yapmamak üzere dükkanlarını ve tezgahlarını kapatmışlardır. 2008 yılının
ilk dört ayında ise 69 bin 640 esnaf işe başlamış, 43 bin 432 esnaf
umduğunu bulamayarak ve büyük borçlar içinde yaptığı işi bırakmak
zorunda kalmıştır. 2002 yılında protesto edilen senet sayısı 498 bin 748
adet iken, 2008 yılının ilk dört ayında 493 bin 336 adet senet protesto
edilmiş, ilk dört ayda 2002 yılının tüm yıl toplamına şimdiden
ulaşılmıştır. Protesto edilen senet tutarında ise 2002'ye oranla yüzde
143 oranında bir artış gerçekleşmiştir. Karşımızdaki gerçek, maalesef
budur. Bu tablo Başbakan Erdoğan'ın, 'Geliştik, refah bulduk,
zenginleştik' masalının sona erdiğini gösteren, kötü sonla biten filmin
neticesidir.''
Başbakan Erdoğan'a, ''Bu yokluk ve yoksulluğun sebebi de demokrasi
karşıtı olduğunu iddia ettiğiniz güçler midir?'' sorusunu yönelten MHP
Lideri Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın vereceği cevabının olmadığını,
söyleyeceği sözünün de tükendiğini bildirdi.
Devlet Bahçeli, ''Yıllardan beri bir türlü yüzü gülmeyen, iş yerlerinin
günlük giderini dahi karşılayamayan milyonlarca vatandaşımızın artık boş
sözle, sahte vaatle geçirecek zamanı kalmamıştır. Kendi derdine düşen
Başbakan Erdoğan ve partisi; ne yazık ki vatandaşlarımızı dayanılmaz
sorunlarıyla kaderine terk etmiştir. MHP olarak, milletimizin her
sorununun olduğu gibi, esnafımızın sorunlarının daha da derinleşmeden ve
başka sosyo-ekonomik sorunlara fırsat vermeden mutlaka çözümlenmesi
gerektiğine inanmaktayız'' diye konuştu.
-MİLLİ TAKIMA DESTEK-
MHP Genel Başkanı Bahçeli, 7-29 Haziran tarihleri arasında Avrupa Futbol
Şampiyonası'nın yapılacağını anımsatarak, Şampiyonaya katılacak olan A
Milli Futbol Takımı'na başarılar diledi.
