2006-12-26 - 13:00
Dolmabahçe Sarayı'nda gerçekleşen görüşmede, bir avukatın, hayatını hiçe sayarak bir konu üzerinde ısrarla durduğunu dile getiren Arınç, buna millet egemenliğinin toplandığı Meclis'in duyarsız kalmasının mümkün olmadığını ifade etti.
TBMM Başkanı Bülent Arınç, F tipi cezaevlerini protesto amacıyla 265 gündür ''ölüm orucunda'' bulunan avukat Behiç Aşçı'nın durumuna işaret ederek, ''İsteğimiz, Behiç Aşçı'nın 265 gündür devam eden direncinin, yani 'ölüm orucu' diye isim koyduğu olayın bitirilmesidir'' dedi.
Arınç, Dolmabahçe Sarayı'nda Behiç Aşçı'nın ailesi ile bazı sivil toplum örgütlerinin temsilcilerini kabul ederek bir süre görüştü. Görüşmede bir konuşma yapan Arınç, Behiç Aşçı'nın, 265 gündür kendisinin ''ölüm orucu'' olarak adlandırdığı bir direnişi sürdürdüğünü belirtti.
Geçen süre içinde Behiç Aşçı'nın hayatının tehlikeye girdiğini vurgulayan Arınç, kutsal bir hak olan yaşama hakkının herkes için geçerli olduğunu söyledi.
Bir avukatın, hayatını hiçe sayarak bir konu üzerinde ısrarla durduğunu dile getiren Arınç, buna millet egemenliğinin toplandığı Meclis'in duyarsız kalmasının mümkün olmadığını ifade etti. Arınç, eylemin Behiç Aşçı'nın hayatını tehlikeye soktuğunu yineleyerek, ''Vakit geçirmeden bu konu üzerinde duyarlılık gösterilmelidir. Behiç Aşçı, bir an evvel bu ölüm orucunu bırakmalıdır'' dedi.
Ölüm orucuna son verilmesi durumunda Aşçı'nın sağlığına yeniden kavuşabileceğini kaydeden Arınç, şöyle devam etti:
''Kendince haklı olan bu mücadele, toplumda yankı bulacak ve dikkati çekmek istediği konu üzerinde daha büyük bir duyarlılık oluşabilecektir. Adalet
Bakanlığı ve Meclis'in harekete geçmesi için ortaya koyduğu direnç, bence görevini tamamlamıştır. Bu konuda Meclis Başkanı olarak ben arkadaşımızın bir an önce yaşama hakkına saygı gösterilmesi, kendisinin öncelikle bu saygıyı taşımasını arzu ediyorum. İsteğimiz, Behiç Aşçı'nın 265 gündür devam eden direncinin, yani 'ölüm orucu' diye isim koyduğu olayın bitirilmesidir.
Bir bayram arifesinde olduğumuzu da düşünerek arkadaşımızın toplumun düşüncesini ve ortak duyarlılığını dikkate almasını istiyoruz. İsteğimiz, ölüm orucuna bir an önce son vererek, sağlık şartlarının yerine getirilmesidir. Bu yapılabildiği takdirde konu üzerindeki çalışmayı Ocak ayının ilk haftasında başlayarak bir heyet marifetiyle sürdüreceğimizi söylemek istiyorum.''
Basının konuya geniş ilgi göstermesine de işaret eden Arınç, gösterdiği insani duyarlılık nedeniyle basına teşekkür etti. Arınç, ''Dileriz ki, Behiç
Aşçı'nın bugün bu talebimizi dikkate alarak 'Ölüm orucuna son veriyorum' demesi, toplumu rahatlatacaktır'' dedi.
Arınç, şöyle devam etti:
''Aşçı'nın hayatının kurtulması ve dikkat çekmek istediği konu üzerinde toplumsal bir duyarlılık meydana getirmek arzusu, bence hepimizi konuya eğilmeye mecbur kılıyor. Birkaç gün evvel bana pek çok imzayla birlikte konuya ilişkin mektup getirdiler. F tipi cezaevleri, bu cezaevlerinin şartları ve
iyileştirilmesi amacıyla, Behiç Aşçı'nın durumuna dikkat çekip bizim bu konuya müdahil olmamızı istediler. Doğrusu bu konuda dikkat göstermemek mümkün değil.
Çünkü yaşama hakkı kutsal bir haktır. Bu konuda Meclis'in de duyarsız kalması mümkün değil.''
Arınç, konuya ilişkin olarak dün 90 avukatın Ankara'ya gelerek kendisiyle görüşmek istediğini, ancak kendisinin bir yakınının rahatsızlığı nedeniyle
İstanbul'a gelmek zorunda kaldığını hatırlatarak, bu avukatlarla Meclis Başkan Vekili İsmail Alptekin'in görüştüğünü ve isteklerini ilettiklerini söyledi.
Behiç Aşçı'nın annesi, teyzesi ve sivil toplum örgütü temsilcileriyle İstanbul'da bir araya gelmeyi arzu ettiğini dile getiren Arınç, ailesi ve doktorlarının Aşçı'nın ciddi sağlık sorunları içerisinde olduğunu kendisine ilettiklerini ifade etti.
-''İYİLEŞTİRME YAPILABİLİR...''-
F tipi cezaevleri ve hücre sistemi uygulamasının, 2000 yılı Aralık ayında başladığını hatırlatan Arınç, konuşmasına şöyle devam etti:
''F tipi cezaevi ve hücre sistemi uygulamasında büyük sorunlar olduğu, tutuklu ve hükümlülerin toplumsal aktivitelerden uzak kaldığı, yüz yüze
görüşülemediği için bu şartların insani şartlar olmaktan çıktığı, insanların ruhsal bunalıma girdiği, ceza ve infazda arzu edilen ıslah gayesinin oluşamadığı görüldü. Bu konuda iyileştirme yapılabilir. Uygulamanın önümüze getirdiği sorunlar tek tek incelenip bunların giderilmesi için çalışılabilir.
Bütün dünyadaki ceza ve infaz sistemlerinde asıl olan, insan onuruna aykırı hareket etmemek, insan yaşamının önemi ve kutsallığını dikkate almak, hükümlüler için de ıslah ögesini unutmamak gerekir.
Bu olayın kanun ve yönetmelikleri ilgilendiren yanı da var. Adalet Bakanı bütçe konuşmasında bu konuyla ilgili oturulup konuşulabileceğini ve bazı
taleplerin dikkate alınabileceğini ifade etmiştir. Biz de TBMM İnsan Hakları Komisyonu ve bizzat Başkanlık olarak baroların da katkısıyla, sivil toplum
örgütlerinin katkısıyla, ideolojik kavganın dışında olaya insani açıdan bakarak, insan unsurunun en önemli olduğu düşüncesinden hareketle neler yapılabileceği konusunun araştırılması ve sonuca ulaştırılmasında fayda görüyoruz. Vakit geçirilmeden bu konu üzerinde duyarlılık gösterilmelidir. Basının da bu kadar ilgi göstermesi bizim önümüze bir gerçeği koyuyor; O da Behiç Aşçı'nın bir an evvel ölüm orucunu bitirmesidir.''
-SORULAR-
Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan TBMM Başkanı Arınç, bir gazetecinin Ocak ayında başlatılacak çalışmanın geç sayılıp sayılmayacağı şeklindeki sorusu üzerine, kendisinin gerçekçi bir kişi olduğunu ve bugün Aralık ayının 26'sı olduğunu hatırlatarak, bugünden yarına bir sonuç alınabileceğinin söylenemeyeceğini belirtti. Arınç, ''Yılbaşı ve kurban bayramı içinde bu konuda olumlu bir girişim yapılabilirse bundan memnun oluruz'' dedi.
Bülent Arınç, gelişmelere göre yarın Ankara'ya döneceğini ve konuyu gerek Adalet Bakanı, gerekse yetkililerle görüşeceğini de dile getirerek, bu konuda yılbaşından önce bir iyileştirme yapılabilmesi konusunda kendilerinden ricacı olacağını söyledi.
Konunun kanun ve yönetmelikleri ilgilendiren boyutunun da olduğunu hatırlatan Arınç, ''Ocak ayında bir çalışma başlatabilirsek, bu geç sayılmaz ama bir şey geç sayılır; o da Behiç Aşçı'nın bu oruca devam etmesi'' diye konuştu.
Arınç, öncelikle Aşçı'nın ölüm orucuna son vermesi gerektiğini vurgulayarak, ''Türkiye'deki tüm kamuoyu, Behiç Aşçı'nın ölüm orucunun bir an evvel sona erdirilmesini bekliyor. Sivil toplum örgütlerinin de birinci arzusu budur. Sayın Aşçı, dikkat çekme konusunda, orada yaşanan olumsuzlukların tarafı olan insanların hukukunu ortaya koyma konusunda başarılı olmuştur. Biz kendisinin aramıza bir an önce sağlıklı olarak dönmesini arzu ediyoruz'' diye konuştu.
Bülent Arınç, bir gazetecinin Aşçı'yı ziyaret edip etmeyeceğini sorması üzerine de ''Yüz yüze görüşme imkanımız olamaz ama telefonla mutlaka
görüşeceğim'' yanıtını verdi.
-AŞÇI'NIN ANNESİ VE ARINÇ-
Behiç Aşçı'nın annesi Fazilet Erdoğan ise Meclis Başkanı Arınç'a kendilerini kabul ettiği için teşekkür ederek, ''Allah razı olsun. Hepimizin çocuğunun
yaşamasını istiyorum. Tecridin kaldırılmasını istiyorum. Bayrama iyi girmek istiyoruz. Ben oğluma 'Ölüm orucundan vazgeç' diyeceğim ama F tipi kalkmadan bundan vazgeçeceğini sanmıyorum. Ancak bayrama güle güle girmek istiyorum'' diye konuştu.
Bu sırada söze giren TBMM Başkanı Arınç, analık hakkını kullanarak ve yaklaşan bayram nedeniyle oğlunun ölüm orucunu bıraktırmasını istedi. Arınç, ''Ölümle inat olmaz. O üzerine düşeni yaptı. Ona düşen, bu insanlara da saygı duymasıdır. İnşallah bugün iyi bir başlangıç olur'' dedi.
Aşçı'nın teyzesi Naime Emlik de yüreklerinin yandığını ifade ederek, Meclis Başkanı Arınç'a teşekkür etti. Bayrama ağlamadan sevinçle girmek istediklerini belirten Emlik, Aşçı'nın ölüm orucunu bırakması için somut bir adım atılması gerektiğini ifade ederek, F tipi cezaevleri konusunda 6 yıldır bazı sözler verildiğini ancak iyileşme olmadığını savundu. Emlik, ne yapılacaksa, Behiç Aşçı ölmeden yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.
-DİĞER KONUŞMALAR-
Mazlum-Der Genel Başkan Yardımcısı Şinasi Haznedar da Behiç Aşçı'nın F tipi cezaevlerinde yaşananlara dikkati çekmek amacıyla 5 Nisan 2006 tarihinden bu yana ölüm orucunda bulunduğunu hatırlattı.
Haznedar, Meclis Başkanı ile görüşmelerini, demokrasi ve insan haklarına verilen önem olarak algıladıklarını ifade ederek, diyalog kanallarının açık
tutulmasının önemli olduğunu söyledi.
F tipi cezaevlerinde 6 yılda 600 kişinin fiziksel ve ruhsal sorunlarla karşılaştığını ve 122 kişinin de hayatını kaybettiğini dile getiren Haznedar,
''Biz ölümü değil yaşamı savunuyoruz. 123. ölümün artık Türkiye'ye fazla geldiğini düşünüyoruz'' dedi.
Haznedar, isteklerinin tecritin kaldırılması, cezaevlerinin insanileştirilmesi ve ölümlerin sona ermesi olduğunu vurguladı.
Özgür-Der Genel Başkanı Hülya Şekerci de tecridin kalkmasını istediklerini belirterek, bu konunun siyasi olmadığını, insanlık meselesi olduğunu söyledi.
Görüşme, daha sonra basına kapalı olarak yaklaşık 45 dakika daha devam etti.
Görüşmeye İHD Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Doğan Genç, Hukukçular Derneği Başkanı Hüsnü Tuna da katıldı.
Arınç, Dolmabahçe Sarayı'nda Behiç Aşçı'nın ailesi ile bazı sivil toplum örgütlerinin temsilcilerini kabul ederek bir süre görüştü. Görüşmede bir konuşma yapan Arınç, Behiç Aşçı'nın, 265 gündür kendisinin ''ölüm orucu'' olarak adlandırdığı bir direnişi sürdürdüğünü belirtti.
Geçen süre içinde Behiç Aşçı'nın hayatının tehlikeye girdiğini vurgulayan Arınç, kutsal bir hak olan yaşama hakkının herkes için geçerli olduğunu söyledi.
Bir avukatın, hayatını hiçe sayarak bir konu üzerinde ısrarla durduğunu dile getiren Arınç, buna millet egemenliğinin toplandığı Meclis'in duyarsız kalmasının mümkün olmadığını ifade etti. Arınç, eylemin Behiç Aşçı'nın hayatını tehlikeye soktuğunu yineleyerek, ''Vakit geçirmeden bu konu üzerinde duyarlılık gösterilmelidir. Behiç Aşçı, bir an evvel bu ölüm orucunu bırakmalıdır'' dedi.
Ölüm orucuna son verilmesi durumunda Aşçı'nın sağlığına yeniden kavuşabileceğini kaydeden Arınç, şöyle devam etti:
''Kendince haklı olan bu mücadele, toplumda yankı bulacak ve dikkati çekmek istediği konu üzerinde daha büyük bir duyarlılık oluşabilecektir. Adalet
Bakanlığı ve Meclis'in harekete geçmesi için ortaya koyduğu direnç, bence görevini tamamlamıştır. Bu konuda Meclis Başkanı olarak ben arkadaşımızın bir an önce yaşama hakkına saygı gösterilmesi, kendisinin öncelikle bu saygıyı taşımasını arzu ediyorum. İsteğimiz, Behiç Aşçı'nın 265 gündür devam eden direncinin, yani 'ölüm orucu' diye isim koyduğu olayın bitirilmesidir.
Bir bayram arifesinde olduğumuzu da düşünerek arkadaşımızın toplumun düşüncesini ve ortak duyarlılığını dikkate almasını istiyoruz. İsteğimiz, ölüm orucuna bir an önce son vererek, sağlık şartlarının yerine getirilmesidir. Bu yapılabildiği takdirde konu üzerindeki çalışmayı Ocak ayının ilk haftasında başlayarak bir heyet marifetiyle sürdüreceğimizi söylemek istiyorum.''
Basının konuya geniş ilgi göstermesine de işaret eden Arınç, gösterdiği insani duyarlılık nedeniyle basına teşekkür etti. Arınç, ''Dileriz ki, Behiç
Aşçı'nın bugün bu talebimizi dikkate alarak 'Ölüm orucuna son veriyorum' demesi, toplumu rahatlatacaktır'' dedi.
Arınç, şöyle devam etti:
''Aşçı'nın hayatının kurtulması ve dikkat çekmek istediği konu üzerinde toplumsal bir duyarlılık meydana getirmek arzusu, bence hepimizi konuya eğilmeye mecbur kılıyor. Birkaç gün evvel bana pek çok imzayla birlikte konuya ilişkin mektup getirdiler. F tipi cezaevleri, bu cezaevlerinin şartları ve
iyileştirilmesi amacıyla, Behiç Aşçı'nın durumuna dikkat çekip bizim bu konuya müdahil olmamızı istediler. Doğrusu bu konuda dikkat göstermemek mümkün değil.
Çünkü yaşama hakkı kutsal bir haktır. Bu konuda Meclis'in de duyarsız kalması mümkün değil.''
Arınç, konuya ilişkin olarak dün 90 avukatın Ankara'ya gelerek kendisiyle görüşmek istediğini, ancak kendisinin bir yakınının rahatsızlığı nedeniyle
İstanbul'a gelmek zorunda kaldığını hatırlatarak, bu avukatlarla Meclis Başkan Vekili İsmail Alptekin'in görüştüğünü ve isteklerini ilettiklerini söyledi.
Behiç Aşçı'nın annesi, teyzesi ve sivil toplum örgütü temsilcileriyle İstanbul'da bir araya gelmeyi arzu ettiğini dile getiren Arınç, ailesi ve doktorlarının Aşçı'nın ciddi sağlık sorunları içerisinde olduğunu kendisine ilettiklerini ifade etti.
-''İYİLEŞTİRME YAPILABİLİR...''-
F tipi cezaevleri ve hücre sistemi uygulamasının, 2000 yılı Aralık ayında başladığını hatırlatan Arınç, konuşmasına şöyle devam etti:
''F tipi cezaevi ve hücre sistemi uygulamasında büyük sorunlar olduğu, tutuklu ve hükümlülerin toplumsal aktivitelerden uzak kaldığı, yüz yüze
görüşülemediği için bu şartların insani şartlar olmaktan çıktığı, insanların ruhsal bunalıma girdiği, ceza ve infazda arzu edilen ıslah gayesinin oluşamadığı görüldü. Bu konuda iyileştirme yapılabilir. Uygulamanın önümüze getirdiği sorunlar tek tek incelenip bunların giderilmesi için çalışılabilir.
Bütün dünyadaki ceza ve infaz sistemlerinde asıl olan, insan onuruna aykırı hareket etmemek, insan yaşamının önemi ve kutsallığını dikkate almak, hükümlüler için de ıslah ögesini unutmamak gerekir.
Bu olayın kanun ve yönetmelikleri ilgilendiren yanı da var. Adalet Bakanı bütçe konuşmasında bu konuyla ilgili oturulup konuşulabileceğini ve bazı
taleplerin dikkate alınabileceğini ifade etmiştir. Biz de TBMM İnsan Hakları Komisyonu ve bizzat Başkanlık olarak baroların da katkısıyla, sivil toplum
örgütlerinin katkısıyla, ideolojik kavganın dışında olaya insani açıdan bakarak, insan unsurunun en önemli olduğu düşüncesinden hareketle neler yapılabileceği konusunun araştırılması ve sonuca ulaştırılmasında fayda görüyoruz. Vakit geçirilmeden bu konu üzerinde duyarlılık gösterilmelidir. Basının da bu kadar ilgi göstermesi bizim önümüze bir gerçeği koyuyor; O da Behiç Aşçı'nın bir an evvel ölüm orucunu bitirmesidir.''
-SORULAR-
Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan TBMM Başkanı Arınç, bir gazetecinin Ocak ayında başlatılacak çalışmanın geç sayılıp sayılmayacağı şeklindeki sorusu üzerine, kendisinin gerçekçi bir kişi olduğunu ve bugün Aralık ayının 26'sı olduğunu hatırlatarak, bugünden yarına bir sonuç alınabileceğinin söylenemeyeceğini belirtti. Arınç, ''Yılbaşı ve kurban bayramı içinde bu konuda olumlu bir girişim yapılabilirse bundan memnun oluruz'' dedi.
Bülent Arınç, gelişmelere göre yarın Ankara'ya döneceğini ve konuyu gerek Adalet Bakanı, gerekse yetkililerle görüşeceğini de dile getirerek, bu konuda yılbaşından önce bir iyileştirme yapılabilmesi konusunda kendilerinden ricacı olacağını söyledi.
Konunun kanun ve yönetmelikleri ilgilendiren boyutunun da olduğunu hatırlatan Arınç, ''Ocak ayında bir çalışma başlatabilirsek, bu geç sayılmaz ama bir şey geç sayılır; o da Behiç Aşçı'nın bu oruca devam etmesi'' diye konuştu.
Arınç, öncelikle Aşçı'nın ölüm orucuna son vermesi gerektiğini vurgulayarak, ''Türkiye'deki tüm kamuoyu, Behiç Aşçı'nın ölüm orucunun bir an evvel sona erdirilmesini bekliyor. Sivil toplum örgütlerinin de birinci arzusu budur. Sayın Aşçı, dikkat çekme konusunda, orada yaşanan olumsuzlukların tarafı olan insanların hukukunu ortaya koyma konusunda başarılı olmuştur. Biz kendisinin aramıza bir an önce sağlıklı olarak dönmesini arzu ediyoruz'' diye konuştu.
Bülent Arınç, bir gazetecinin Aşçı'yı ziyaret edip etmeyeceğini sorması üzerine de ''Yüz yüze görüşme imkanımız olamaz ama telefonla mutlaka
görüşeceğim'' yanıtını verdi.
-AŞÇI'NIN ANNESİ VE ARINÇ-
Behiç Aşçı'nın annesi Fazilet Erdoğan ise Meclis Başkanı Arınç'a kendilerini kabul ettiği için teşekkür ederek, ''Allah razı olsun. Hepimizin çocuğunun
yaşamasını istiyorum. Tecridin kaldırılmasını istiyorum. Bayrama iyi girmek istiyoruz. Ben oğluma 'Ölüm orucundan vazgeç' diyeceğim ama F tipi kalkmadan bundan vazgeçeceğini sanmıyorum. Ancak bayrama güle güle girmek istiyorum'' diye konuştu.
Bu sırada söze giren TBMM Başkanı Arınç, analık hakkını kullanarak ve yaklaşan bayram nedeniyle oğlunun ölüm orucunu bıraktırmasını istedi. Arınç, ''Ölümle inat olmaz. O üzerine düşeni yaptı. Ona düşen, bu insanlara da saygı duymasıdır. İnşallah bugün iyi bir başlangıç olur'' dedi.
Aşçı'nın teyzesi Naime Emlik de yüreklerinin yandığını ifade ederek, Meclis Başkanı Arınç'a teşekkür etti. Bayrama ağlamadan sevinçle girmek istediklerini belirten Emlik, Aşçı'nın ölüm orucunu bırakması için somut bir adım atılması gerektiğini ifade ederek, F tipi cezaevleri konusunda 6 yıldır bazı sözler verildiğini ancak iyileşme olmadığını savundu. Emlik, ne yapılacaksa, Behiç Aşçı ölmeden yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.
-DİĞER KONUŞMALAR-
Mazlum-Der Genel Başkan Yardımcısı Şinasi Haznedar da Behiç Aşçı'nın F tipi cezaevlerinde yaşananlara dikkati çekmek amacıyla 5 Nisan 2006 tarihinden bu yana ölüm orucunda bulunduğunu hatırlattı.
Haznedar, Meclis Başkanı ile görüşmelerini, demokrasi ve insan haklarına verilen önem olarak algıladıklarını ifade ederek, diyalog kanallarının açık
tutulmasının önemli olduğunu söyledi.
F tipi cezaevlerinde 6 yılda 600 kişinin fiziksel ve ruhsal sorunlarla karşılaştığını ve 122 kişinin de hayatını kaybettiğini dile getiren Haznedar,
''Biz ölümü değil yaşamı savunuyoruz. 123. ölümün artık Türkiye'ye fazla geldiğini düşünüyoruz'' dedi.
Haznedar, isteklerinin tecritin kaldırılması, cezaevlerinin insanileştirilmesi ve ölümlerin sona ermesi olduğunu vurguladı.
Özgür-Der Genel Başkanı Hülya Şekerci de tecridin kalkmasını istediklerini belirterek, bu konunun siyasi olmadığını, insanlık meselesi olduğunu söyledi.
Görüşme, daha sonra basına kapalı olarak yaklaşık 45 dakika daha devam etti.
Görüşmeye İHD Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Doğan Genç, Hukukçular Derneği Başkanı Hüsnü Tuna da katıldı.
