2007-02-06 - 13:20
ANAVATAN GENEL BAŞKANI MUMCU:
''Bir ülkenin Başbakanı, yıllardır alıştığı bir mağduriyet edebiyatı içerisinde milletinin samimi duygularını suistimal ederken, milletin devlete düşmanlığının önünü açmıştır''
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu,
''Bir ülkenin Başbakanı, yıllardır alıştığı bir mağduriyet edebiyatı içerisinde
milletinin samimi duygularını suistimal ederken, milletin devlete düşmanlığının
önünü açmıştır'' dedi.
Mumcu, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, dün laiklik
ilkesinin Anayasaya girişinin 70. yıldönümü olduğunu anımsattı.
Başlangıçta, laiklik ilkesinin amacının neye hizmet ettiğinin
anlaşılmamasının muhtemel olduğunu ifade eden Mumcu, ''Laiklik, din işlerinin
devlet işlerinden ayrılması olarak anlatıldı. Bu kocaman doğrunun sadece küçük
bir parçasıdır'' dedi.
''Mesele, devletin inançlar karşısında eşit uzaklıkta, tarafsız olması;
vatandaşları arasında ayrımcılığa yer vermemesidir'' diyen Mumcu, şöyle devam
etti:
''Mesele, farklı ibadet edenlerin hayatına siyasi müdahale yapılmamasıdır.
İnanan ve inanmayan insanları bir arada tutmanın yolu, devletin yansız, tarafsız
durumunu muhafaza etmesidir; bunun teminatı laiklik ilkesidir. Laik devlet,
birlik ve bağımsızlık iradesini ortaya koymuş milletimizin, sıkı sıkıya sarılması
gereken tek unsurdur. Laikliğin asıl misyonu, insanları bir millet olarak bir
arada tutmaktır.''

-''KORKULAR ENJEKTE EDİYORLAR''-

Laiklik meselesinin din meselesi olmadığını ifade eden Mumcu, hiçbir dinin
insanlara bağnazlığı öğütlemediğini, başkasının hakkına tecavüzü kabul etmediğini
söyledi.
Erkan Mumcu, şunları kaydetti:
''Dini, siyasete alet etmeyi alışkanlık haline getirmiş insanlar, halkın
geniş bir kesiminde onların samimi din duygularını istismar ederek yanlış
kanaatlere yol açıyorlar. Adeta, laikliğin dinsizlik demek olduğu yargısına
varacak kadar ya da din düşmanlığı demek olduğu yargısına ulaşılacak kadar
insanlara, zehirli, karanlık, yanlış fikirler ve korkular enjekte ediyorlar.
İnsanların kendi hak ve hürriyetlerinin, inanç özgürlükleri dahil olmak
üzere yegane teminatı olarak laik, demokratik, sosyal devleti görmek yerine, bir
siyasi partiyi, bir grubu, bir cemaati, bir tarikatı, bir aşireti güvence olarak
görmeye başladıkları andan itibaren, bu ülkede birliğin çimentosu çözülmeye
başlamış demektir. Bugün Türkiye'nin en önemli meselesi budur. Bizi birleştirmesi
gereken değerler etrafından ayrılıyoruz.''
Din, çeşitlilik ve milliyetçiliğin, milleti birleştiren değerler olması
gerektiğini belirten Mumcu, ''Bir milleti, çeşitli ailelerden gelmiş olsalar bile
bir çatı altında, kader birliği içinde görmek; herkesin hakkının, hukukunun
garantörü olarak o ülkenin devletini görmek bizim en önemli ihtiyacımızken, biz
bugün milliyetçilik ve millet kavramı etrafında tartışıyoruz, kavga çıkıyor''
dedi.

-''DEVLET VAR OLDUĞUNDAN BERİ...''-

''Bir ülkenin Başbakanı, yıllardır alıştığı bir mağduriyet edebiyatı
içerisinde milletinin samimi duygularını suistimal ederken, milletin devlete
düşmanlığının önünü açmıştır'' diyen Mumcu, ''(Derin devlet var ama biz onla baş
edemiyoruz) ne demek? Bu ne demek? Bir şekilde devleti suç örgütü olarak
tanımlamak değil mi? Devleti bir çete gibi faaliyet gösteren, insanların hakkına,
hukuka tecavüz eden bir örgüt gibi gösteren anlayışın önünü açmıyor musunuz?''
diye sordu.
Milletin ''devlet baba, devlet ana'' derken, ülkenin bağımsızlığını güvence
altına alan devlet kudretinden bahsettiğini kaydeden Mumcu, şunları söyledi:
''Ama millete, devletinin üst kademelerinden söylenen söz, derin devlet
edebiyatının arkasında suç işleyen bir devlet algılaması. Devlet içinde
birilerinin suç işlediği, devlet var olduğundan beri bilinen bir şey. Ama devlet,
bunun için var olmuş değildir. Devlet, bir milletin birlik ve bağımsızlık
iradesinin örgütlü varlığıdır. Bir arada yaşamak isteyen, menfaatleri, değerleri,
tarihleri, ülküleri, vatanları ortak insanların bir arada yaşama iradelerinin,
bağımsız, boyunduruk altında olmadan, istiklal içinde, hilalin gölgesinde yaşama
iradelerinin teminatıdır devlet...''

-''DAHA BU MİLLET SİZE NE YAPSIN?''-

''Başarısızlıkların arkasına mağduriyet edebiyatı koyarsanız olacak budur''
diyen Mumcu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Hani vardır ya elini böğrüne koyup, 'hastaneden yeni çıktım bana yardım
edin ağabey' diyen adamlar. Sürekli böyle konuşurlar 'ben mağdurum, ben
mağdurum'... AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı siyasetin özeti de
budur. Sürekli bir mağduriyet edebiyatı... Kardeşim, mağdur edilmemeniz için
millet size daha ne yapsın.
Anayasayı değiştirecek çoğunlukta millet sizi getirdi. Bu ülkenin Anayasası
üzerinde söylediğiniz sözlere, giriştiğiniz faaliyetlere, demokrasi karşısında
beklediğiniz şüpheli niyetlere rağmen 'ıslah olursunuz' diye getirdi, iktidar
yaptı. Daha bu millet size ne yapsın, ne versin. 'Derin devlet var ama
erişemiyoruz' diyor. Erişemiyorsan, var olduğunu nereden biliyorsun?''

''ÜLKENİN EMNİYETİNİ KORUMAKLA YÜKÜMLÜ KURULUŞLAR,
BİRBİRLERİNİ AÇIĞA DÜŞÜRME SAVAŞI VERİYORLAR''

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Mumcu, gazeteci Hrant Dink'in
öldürülmesinin ardından yaşanan sürece değindi. Milletin güvenliğini, istikbalini
emanet ettiği kurumların, toplumsal hafızanın üzerinden, adeta bir oyun oynar
gibi birbirleriyle apaçık savaş verdiğini ifade eden Mumcu, buna Başbakan ve
bakanların da katıldığını söyledi.
Bu durumu milletin dehşet içinde seyrettiğini vurgulayan Mumcu, ''Ülkenin
emniyetini korumakla yükümlü kuruluşlar, birbirlerini açığa düşürme savaşı
veriyorlar. Toplumsal hafıza üzerinden güç kavgası veriyorlar. Benim anlamadığım
bu güç kavgası, neyin adına, kimin adına veriliyor'' diye konuştu.
Mumcu, bu sürecin en bariz bir şekilde Şemdinli'de ortaya çıktığını dile
getirerek, Şemdinli'den bugüne kadar birilerinin birilerine sürekli tezgah
kurduğunu savundu. ''Bu tezgaha düşen Türkiye'nin, Türk milletinin ta kendisi''
diyen Mumcu, herkesin endişe içinde olduğunu söyledi.
Emniyet Genel Müdürlüğünün 2005-2006 yılı suç kayıtlarına değinen Mumcu, bu
verilerin kurumun sitesinden kaldırılmasını eleştirdi. Mumcu, rakamlarda
utanılacak değerlerin bulunduğunu ifade ederek, ''Utanç tablosu saklanarak hiçbir
yere varamazsınız'' dedi.
ANAVATAN lideri Mumcu, Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2005 yılına
oranla 2006 yılında, mala karşı işlenen suçlarda yüzde 64, evden hırsızlık
suçlarında yüzde 59, kapkaçta yüzde 70, yaralama, öldürme gibi kişiye karşı
işlenen suçlarda yüzde 61, uyuşturucu suçlarında yüzde 35, mali suçlarda yüzde
36, terör suçlarında da yüzde 14 artış görüldüğünü bildirdi.
Hükümetin uyguladığı politikanın, üreticinin elini ayağını bağladığını, para
politikasının milleti göçe zorladığını ifade eden Mumcu, Başbakan Erdoğan'ın
İstanbul'a girişte vize uygulanmasına yönelik sözlerini eleştirdi.

-''UTANMAZCA BİR SÖZ''-

Mumcu, Hükümetin çaresizlik içinde kıvranan vatandaşlara yasak getirmekten
başka bir şey düşünmediğini savunarak, şunları kaydetti:
''Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı utanmazca, 'İstanbul'a gelen adama
sormak lazım, cebinde paran var mı, niye geldin İstanbul'a?' diyor. Ben hayatımda
bunun kadar utanmazca bir söz duymadım. Bu söz mağdurlara değil, kibirlilere
yakışan bir sözdür. Bu söz, firavunlara yakışan bir sözdür. Bu sözü söyleyen
dönüp milletine kendisinin de mağdur olduğunu anlatmaya çalışıyor. Bu sözü
söyleyen kişi vize uygulanmış olsaydı kendisi İstanbul'da olabilir miydi? Şimdi
bir gariban çıksa sana dese ki 'Bana İstanbul'a gelirken paran var mı diye
soracak olan ey Başbakan, ben askere giderken karnın tok mu diye sordun mu?' Bana
'İstanbul'a gelirken paran var mı?' diye soracaksın, ama Cudi Dağına gönderirken,
memleketin hudutlarına gönderirken, beni ateşlerin içine gönderirken 'cebinde
paran var mı, karnın tok mu, arkada bıraktığın ananın, çoluğunun çocuğunun
geçimini nasıl sağlayacaksın diye sormayacaksın. Ondan sonra diyeceksin ki ben
Başbakanım. Yazıklar olsun.''
Erkan Mumcu, Hrant Dink cinayeti sonrası vali ve emniyet müdürünün görevden
alındığını ama İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'da 'tık'' olmadığını ifade ederek,
''felaketin taşeronluğunu yapan hükümetin birileri tarafından kayrıldığını'' öne
sürdü.

-''PETROL YASASI İHANETİN BELGESİ''-

ANAVATAN Genel Başkanı Mumcu, geçen hafta TBMM'de yasalaşan ve Cumhurbaşkanı
Ahmet Necdet Sezer tarafından kısmen veto edilen Türk Petrol Kanununu, ''ihanetin
belgesi'' olarak nitelendirdi.
Kanunda, yerel yönetimlere petrolden pay verilmesinin öngördüğünü dile
getiren Mumcu, ''Bunun, ülkenin birliğine karşı işlenmiş bir suç olduğunu
görmemek için cahil olmak yetmez, mutlaka hain olmak lazım. Bu kanun Kerkük
petrollerinin kaderinin tayin edileceği bir dönemde çıkıyor. Kanun, yerel
yönetimlere pay verilmesini öngörüyor. Yani milli servetler yerelleştirilsin. Tam
da Diyarbakır Belediye Başkanının bunu talep ettiği zamandan 2 hafta sonra... Bu
millet daha başka vesika istiyor mu? Bu ihanete başka belge lazım mı?'' diye
konuştu.
Kamu İhale Kurumunun, incelediği 67 dosyadan 43'ünde yolsuzluk ve usulsüzlük
yapıldığını tespit ettiğini belirten Mumcu, ''Bu rapor Resmi Gazetede yayınlandı.
Merak ediyorum şimdi Başbakan ne yapacak? Milletvekili belge getirdi partiden
ihraç ettiler. Bakarsın Resmi Gazeteyi, Kamu İhale Kurumunu kapatırlar'' dedi.
Mumcu, işsizleri İş ve İşçi Bulma Kurumuna iş başvurusu yapmaya çağırarak,
bu sayede gerçek işsizliğin ne kadar olduğunun belirleneceğini bildirdi.