2013-04-30 - 12:54
AK PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, ''Yalancıdan Başbakan olmaz'' sözlerini hatırlatarak, ''Kılıçdaroğlu haklı, yalancıdan başbakan olmaz. Onun için de milletim bu ülkede Kılıçdaroğlu'nu başbakan yapmıyor ve yapmaz. Sadece yalancıdan değil edepsizi Meclis çatısı altına taşıyandan, saygısız insanları koruyup, kollayandan da başbakan olmaz'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, ''Yalancıdan Başbakan olmaz'' sözlerini hatırlatarak, ''Kılıçdaroğlu haklı, yalancıdan başbakan olmaz. Onun için de milletim bu ülkede Kılıçdaroğlu'nu başbakan yapmıyor ve yapmaz. Sadece yalancıdan değil edepsizi Meclis çatısı altına taşıyandan, saygısız insanları koruyup, kollayandan da başbakan olmaz'' dedi.

Erdoğan, konuşmasına, Süper Lig'e yükselmeyi garantileyen Çaykur Rizespor ve Kayseri Erciyesspor'u, tebrik ederek, başarılar diledi.

TBMM'nin 93. kuruluş yıl dönümü kutladıklarını anımsatan Erdoğan, ''Ancak o hafta içinde Meclis çatısı altında, bırakın 23 Nisan 1920 ruhunu, Meclis'in saygınlığına, güven ve itibarına gölge düşürecek çok vahim bir hadise yaşandı. Benim dilim o şahsa, milletvekili ya da adam demeye varmıyor. Bir müsvedde tarafından Genel Kurul'da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımıza, bakan sıfatından daha önce bir hanımefendiye, bir eşe, anneye ağza alınmayacak ifadelerle saldırı düzenlendi. Bu saldırıyı, bu edepsizliği, bu şenayeti şiddetle kınıyoruz'' diye konuştu.

Erdoğan, ''bu saldırıyı düzenleyen edepsizin, özür dileyeceği, yüzü kızaracağı yerde, TBMM Başkanı'nı da hedef alarak, nasıl bir seviyesizliğin, çukurun içinde olduğunu bir kez daha gösterdiğini'' söyledi.

Olayın üzerinden günler geçmesine rağmen CHP, CHP Genel Başkanı ve CHP'nin kadın milletvekillerinden bu talihsiz olaya ilişkin, tek bir dişe dokunur, samimi açıklama gelmediğini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ağzına dürüstlük kelimesini her aldığında, CHP Genel Başkanı'na bu edepsiz vekilini hatırlatacağız. Diline doğruluk kelimesini her aldığında, CHP Genel Başkanı'na Meclis çatısı altındaki bu şenayeti hatırlatacağız. CHP kadın hakları, kadınların hak mücadelesi, eşitlik dediğinde, onlara üyelerinin bu densizliğini hatırlatacağız.

Burada Sayın Kılıçdaroğlu'na, tek bir hususu hatırlatmayı vazife addediyorum. Hafta sonunda yine gittiği yerlerde, 'Yalancıdan Başbakan olmaz' demiş. Dedim ya Kılıçdaroğlu haklı, yalancıdan başbakan olmaz. Onun için de milletim bu ülkede Kılıçdaroğlu'nu başbakan yapmıyor ve yapmaz. Sadece yalancıdan değil edepsizi Meclis çatısı altına taşıyandan, saygısız insanları koruyup, kollayandan da başbakan olmaz. Kadınlara saldıracak kadar aklını, izanını kaybetmiş birine kol kanat gerenden de başbakan olmaz.''

Başbakan Erdoğan, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de 1 Mayıs'ın Emek ve Dayanışma Günü olarak kutlanacağını anımsattı. Erdoğan, çalışanların, emekçilerin, işçilerin bu gününü kutlayarak, alınteriyle ülkenin büyümesine en büyük katkıyı sağladıkları için emekçilere şükranlarını sundu.

Erdoğan, her 1 Mayıs öncesi olduğu gibi, bu 1 Mayıs öncesinde de bazı çevrelerin, özellikle bazı sendikaların gerilimi tırmandırmak, çatışma ortamı oluşturmak, 1 Mayıs'ı Emek ve Dayanışma Günü olarak değil, gerilim ve çatışma günü haline dönüştürmek için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi.

KESK, DİSK, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ ve TTB genel başkanlarıyla dün biraraya geldiğine işaret eden Erdoğan, burada, ''Artık alışılmış bazı komplekslerin aşılması, tabuların yıkılması gerekiyor'' görüşünü dile getirdiğini anlattı. Erdoğan, heyete, ''Taksim Meydanı'nda yayalaştırma çalışmaları bulunduğunu, 30-40 metrelik kazılı şantiyelerin olduğunu, burada yapılacak bir törende provokatif eylem sonucunda olabilecek bir hareketlenmede, bırakın 20-30-40 kişiyi, 1 kişinin ölümüne dahi dayanabilir misiniz, müsaade edebilir misiniz'' dediğini aktardı.

Bunun faturasının kendilerine geleceğini ifade eden Erdoğan, kendilerine, ''Siz şantiye halindeki böyle bir Taksim Meydanı'na nasıl izin verirsiniz-'' diye sorulacağını kaydetti.

İşçi, memurların, Türkiye'de 1 Mayıs'ı kutlayamazken, 30 yılı aşkın süreden sonra bunun önünü açanın AK Parti iktidarı olduğunu dile getiren Erdoğan, bugünü rahatlıkla kutlamaların yapılabilmesi için tatil ilan ettiklerini anımsattı. Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bunu yapan iktidar biziz. Kutlamayın demiyoruz, sizden ricada bulunuyoruz. Biz 21,5 milyon oya sahip bir parti olarak, bu tür törenlerimizi Kazlıçeşme'de yapıyoruz da siz niye yapmıyorsunuz- Geçin orada yapın, gayet rahat, müsait bir yer. Alanı daraltmak, büyütmek istiyorsanız buna uygun bir yer. İstanbul'a sadece bu tür mitingler için Avrupa ve Anadolu yakasında iki yer inşa ediyoruz. Çünkü şehrin tehdide açık bu tür yerlerinde bu tür mitingleri yapmayalım, buralarda yapalım diye. Ama sadece belli bir tehdidi oluşturmak için bunlar yapılırsa bu yanlış olur.

Dün akşam kendilerine de söyledim; 30 yıl bu ülkede 1 Mayıs törenleri yapılamazken, sizin illa da Taksim Meydanı demeniz, bana şunu hatırlatıyor; AK Parti iktidarına karşı biz bunu yapıyoruz. Buradan bu anlaşılır, başka bir şey anlaşılmaz dedim. Gelin Taksim Meydanı'nda anıta, Kazancı Yokuşu'nda çelenginizi koyun, basın toplantısını yapın. Oradan da gidip Kazlıçeşme'de mitinginizi yapın. Size miting yapmayın demiyoruz. Ama bunu, bu şekilde bir gündemle yaparsanız bizi de mutlu edersin, hakikatten bu işi bayram, şölen havasında kutlamış olursunuz. Temenni ederim ki söylediklerimizden netice almış oluruz, aksi halde yarın, orada İçişleri Bakanlığımız, bütün ekibiyle, vali, emniyet müdürüyle her türlü tedbiri alacağız, kesinlikle alana böyle bir girişin yapılmasına, alanda bu tür kutlamanın yapılmasına izin vermeyeceğiz. Anıta, Kazancı Yokuşu'na çelenk koyarlarsa buyursun koysunlar, basın açıklaması yapacaklarsa yapsınlar, Kazlıçeşme kendilerine açıktır dedik, orada da mitinglerini yapsınlar, Sendikalardan inatlaşma değil, samimi şekilde bir anlayış bekliyorum. Bunu şahsım, milletim, ülkem adına bekliyorum. Türkiye'de huzurun kalıcı bahar havasına girdiği şu günlerde sendikaların da gerilime, çatışmaya değil, barışa, huzura, istikrara daha fazla emek vermesini bekliyoruz. CHP Genel Başkanı da burada bir gerilim kokusu var deyip, 1 Mayıs konusuna hiç girmesin. Bu ülkede bilip bilmeden konuşanı da başbakan yapmazlar.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, çözüm sürecine ilişkin vatandaşlara seslenerek, ''Bizden duymadığınız hiçbir iddiaya, hiçbir söze inanmayın. İşte çıkmış şunu söylüyorlar, pazarlık yapılıyormuş, tamamen yalandır. Alver süreci varmış, kuyruklu yalandır. Terör örgütü bu süreçte meşruiyet kazanacakmış, bu da yalandır. Hiçbir kardeşim bu yalanlara inanmasın, aldanmasın'' dedi.

Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, muhalefete yönelik eleştirilerde bulundu. Dün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ''ağzındaki baklayı'' nihayet çıkardığını belirten Erdoğan, ''Dikkat edin MHP Genel Başkanı, 'bizim İşçi Partisi (İP) ile ittifakımız yok' demiyor. Dün açıklama yapıyor; 'İP Genel Başkanı'nı Silivri'den çıkarın' diyor. Neden- İP Genel Başkanı'nı çok mu özledin Sayın Bahçeli- Gider bir de onu ziyaret edersin. İP Genel Başkanı çıkınca ne yapacaksın, fotoğraf mı çektireceksin- Artık 'photoshop' teknikleri çok ilerledi. Bunu da yapmak mümkün. Çok arzu ediyorsan, İP Genel Başkanı'nın Bekaa Vadisi'ndeki fotoğrafına kendi fotoğrafını monte ettir. Olay bu kadar basit. İP Genel Başkanı'nı savunmak sana mı kaldı- Bu mu senin milliyetçilik, ülkücülük anlayışın- Biz bu tezgaha gelmeyiz. Biz bu tahrikleri boyun eğmeyiz. Bu biz bu ittifaklar karşısında asla geri adım atmayız. Bunların maskelerini tek tek düşürecek, bu ülkede huzuru, istikrarı, kardeşliği egemen kıldığımız kadar inşallah temiz siyaseti de egemen kılacağız'' diye konuştu.

Bu hassas süreçte kimin nerede durduğunu, kimin kiminle iş yaptığını çok büyük dikkatle ve ibretle izlediklerini belirten Erdoğan, ''Gözünü kan bürümüş bu kan sevdalılarının siyasette, medyada hangi odaklara hizmet ettiğini çok ama çok iyi biliyoruz. Kimlerin kan durmasın, terör bitmesini diye çırpındığını, kendi kitlelerini yalanla, iftirayla kışkırttığını ibretle izliyoruz. MHP'nin bu anlayışla 780 bin kilometre karenin tamamına seslenecek, 76 milyonunun tamamını kucaklayacak siyaset üretebilmesi mümkün değil'' dedi.

MHP'nin 81 ilin 47'sinden milletvekili çıkartamamasının ''Türkiye partisi olamadığının göstergesi'' olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Türkiye'nin yarısından fazlasında milletvekili, belediye başkanı, doğru dürüst seçmeni olmayan bir partinin ülkenin tamamını ilgilendiren bir konuda söyleyecek ne sözü olabilir- Buradan milletime sesleniyorum; bizden duymadığınız hiçbir iddiaya, hiçbir söze inanmayın. İşte çıkmış şunu söylüyorlar, pazarlık yapılıyormuş, tamamen yalandır. Alver süreci varmış, kuyruklu yalandır. Terör örgütü bu süreçte meşruiyet kazanacakmış, bu da yalandır. Hiçbir kardeşim bu yalanlara inanmasın, aldanmasın. Defalarca söyledim, bugün tekrar söylüyorum; Kirli bir savaşın kazananı olmaz, şerefli bir barışın ise kaybedeni olmaz. Kan, kanla yıkanmaz. Bu süreç zafer, yenilgi, galibiyet, mağlubiyet kavramlarıyla asla tanımlanamaz. Bu sürecin kaybedeni, kan aşıkları olacaktır. Bu sürecin kaybedeni, korku siyasetinin, çatışma siyasetinin genel başkanlarıdır. Bu sürecin kazananı, inşallah milletimiz olacaktır. Türkiye olacaktır. En önemlisi de anneler, babalar olacaktır.''

Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin bugünkü grup toplantısına işaret ederek, şunları kaydetti:

''Bugün yine konuşuyor. Bahçeli'nin şu ifadesi çok anlamlı. 'BOP'un Başkanı veya Eşbaşkanı' diyor. 'Bunlarla ne tür anlaşma içerisine girdi' diyor. Gazeteciler bir sorsunlar, şu 'BOP nedir veya içeriğinde ne vardır' diye. İnanın bilmez. Bunu ciddi söylüyorum. Bilmez. Ortada artık zaten BOP diye bir şey kalmadı. Büyük Ortadoğu Projesi diye isimlendirilen bu proje... Ki Sayın Bush döneminde adımı atılmıştır. Başlamasıyla bitişi bir olmuştur. Bunun dönem içinde görevlendirilmiş ülkesi vardı; İtalya, Türkiye, Yemen. Üçünün de çalışma alanları farklıydı. Bir Ortadoğu barışı, kadın hakları ve ekonomi gibi bu alanlarda çalışmaların yapılacağı bir süreç. Bunlar dönemsel olarak yapılacak işlerdi. Ama artık zaten böyle bir şey kalmadı, bitti. Bu ortada yok. Ama bunu bitiremeyen MHP Başkanı Bahçeli ve zaman zaman da Kılıçdaroğlu....Oradan nemalandıklarını zannediyorlar. Ya nemalanmıyorsunuz. Milletimizin bu işlere prim verdiği yok. Siz ne yapacaksınız, onu söyleyin diyor. Onun için AK Parti her geçen gün daha güçleniyor, CHP kan kaybediyor, MHP de yerinde sayıyor. Durum bu...''

Bahçeli'nin bugün ''sipariş üzerine anketler yaptırılıyor'' dediğini hatırlatan Erdoğan, ''Hiç heyecanlanma. Bir sene sonra inşallah Türkiye'de seçim var. Zaten her şey ortaya çok daha net olarak çıkacak. Senin bu hakaretlerine, bütün bu edep dışı ifadelerine rağmen çıkacak. Saygısızca kullandığın hakaretlerine rağmen çıkacak. Çünkü benim milletim kendi dilini kullananlara saygı gösterir, onlara sahip çıkar. Bunu da göreceğiz. MHP Genel Başkanı, çaresizlik içinde, ne yapacağını bilemez bir halde, adeta...Geçen de söyledim; orada kayış koptu demiştim. Burada da freni patlamış kamyon gibi yokuş aşağı savrularak gidiyor. İnanın böyle'' dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de aylardır hiçbir anne, babanın, terör nedeniyle evlat acısı yaşamadığını belirterek, ''Ey CHP, MHP bundan niye rahatsızsınız- Sizi rahatsız eden ne- Gözünüzü neden bu kadar kan bürüdü- Bu kan tutkusu, bu kan sevdası ne- Ölmeyi, öldürmeyi, ölümleri seyretmeyi çok seviyorsanız, sokakları kalleşce terörize etmeyi bırakın, gidin dağlara yurt dışına çıkacak teröristlerin önünü kesin'' dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, on yıllar boyunca ülkede, emeğin, alınterinin, hak mücadelesinin istismarı yapıldığını söyledi.

İktidara geldikleri günden itibaren işçinin, alınterinin ve hak mücadelesinin samimi şekilde yanında olduklarını belirten Erdoğan, görevi devraldıklarında 184 lira olan net asgari ücretin, şu anda 774 lira olduğunu anımsattı. Nominal artışın yüzde 320 oranında olduğuna işaret eden Erdoğan, ''Bunu 10 yıllık enflasyondan şöyle bir arındıralım; asgari ücretteki artış yüzde 66. Bunu, bugüne kadar hiçbir iktidar başaramadı. Bunu sadece biz başardık. Biz eritmedik, üstüne koyduk. Yani 10 yıllık süreçte, asgari ücreti enflasyon karşısında koruduğumuz gibi yüzde 66 oranında da enflasyon üzerinde artış sağladık. Emeğin hakkını vermek, işte budur. Emek mücadelesine katkı sunmak işte budur. İşçinin, kamu işçisinin, işçi emeklilerinin maaşları enflasyon karşısında erimedi. Bundan sonraki süreçte de evellallah erimeyecek'' diye konuştu.

Anayasa, yasa değişiklikleri yaparak emeğe sahip çıktıklarına işaret eden Erdoğan, 26 maddelik pakette de bunu öncelediklerini söyledi. Zorunlu tasarruf hesabında biriken parayı, konut edindirme yardımı ödeyerek çalışana devletin borcunu kapattıklarını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

''İşçinin, memurun devletten alacağı vardı. Zorunlu tasarrufta bu 13,5 katrilyondu. KEY'de 3,5 katrilyondu. Bütün bunları biz ödedik. Kimden kaldı bunlar. MHP, ANAP, DSP, önceki iktidarlar daha geriye doğru da gidiyor. Bütün bunlardan kaldı. Ama bunları ödeyen biz olduk. Bahçeli, esip gürlüyor. Sen bunları ödedin mi onu söyle. İşçiyi, memuru ümüğüne kadar sıktınız ama böyle bir ödeme yapmadınız. Biz ise bunları ödedik. Biz slogan atmadık, iş ürettik. Biz gerilimden medet ummadık tam aksine kucakladık. Çalışanlar, huzuru kalp içinde çalışsın, üretsin hem ülkesini büyütsün hem alınterinin karşılığını alsın diye samimi gayret içinde olduk.

Bugün öğleden sonra esnafımızla biraraya gelecek, onlara da güzel bir müjdeyi açıklayacağız. Allah'a hamdolsun Türkiye'de her gün yeni güzel şeyler oluyor. Esnafımız, biz gelmeden önce Halkbankası'ndan yüzde 47 faizle kredi alıyordu. Ama şimdi 5-7 aralığında. Nereden nereye geldik. Bu esnafımızda çok farklı bir havayı estiriyor. Karamsarlara, kötümserlere, korkudan tir tir titreyenlere rağmen Türkiye büyümeye, kalkınmaya, ilerlemeye devam ediyor.

Hem sizlerden hem ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarımdan rica ediyorum; elinizi vicdanınıza koyun ve son 30 yıl içinde yaşadıklarımızı, ne olur, samimiyet, sükunet içinde sadece akılla, vicdanla şöyle bir muhasebeye tabi tutun. Çok büyük acılar yaşadık, çok ağır bedeller ödedik. Telafisi asla mümkün olmayan kayıplar yaşadık. 7'den 70'e demiyorum. Burada çok hassas ifadeler seçtim. Kundaktaki bebekten daha geri gidiyorum, hatta doğmamış bebekten tutun 80, 90 yaşındaki amcalara, ninelere kadar nice hayatın gözlerimizin önünde olduğuna, solduğunda, şehit olduğuna hep birlikte şahit olduk.''

Erdoğan, Eskişehir'de İç Anadolu Bölgesi'nin Akil İnsanlar Heyetini'nin, bir şehit ailesini ziyaret ettiğini belirterek, acılı babanın, ''Bu süreci bir şehit ailesi olarak canı gönülden destekliyoruz. Biz yandık, başkası yanmasın. Biz çok acı çektik. Biz 9 yıldır acı çekiyoruz. Ama başkaları çekmesin. Benim kan düşmanım dahi bu evlat acısını görmesin. Nereye kadar devam edeceğiz- 30 sene devam ettikte ne oldu- Keşke 2004'te bitseydi de benim yavrum şu anda hayatta olsaydı, yavrusunun başında, hanımının başında olsaydı. Yavrum evliydi. Bugünler inşallah Rabbimin, sizin ve hükümetimizin gayretiyle başarıya ulaşır'' dediğini anlattı.

Bu tür ailelerden gelen temenniler, seçilen kelimeler ve cümlelerin hep bu istikamette olduğunu vurgulayan Erdoğan, ''Tıpkı Denizli'de şehit Vedat'ın annesi gibi, Eskişehir'deki şehit İsmail'in babasının da duasına hep birlikte amin diyor, bu duanın kabul olması için gece gündüz çalışıyoruz'' dedi.

Erdoğan, ülkede aylardır hiçbir anne, hiçbir babanın, terör nedeniyle evlat acısı yaşamadığına, çocukların terör nedeniyle babasını kaybetmediğine, bir tek ocağa bile terör nedeniyle ateş düşmediğine işaret ederek, şunları kaydetti:

''Ey CHP, ey MHP bundan niye rahatsızsınız- Sizi rahatsız eden ne- Gözünüzü neden bu kadar kan bürüdü- Bu kan tutkusu, bu kan sevdası ne- Ölmeyi, öldürmeyi, ölümleri seyretmeyi çok seviyorsanız, sokakları kalleşçe terörize etmeyi bırakın, gidin dağlara yurt dışına çıkacak teröristlerin önünü kesin.

Yoksul halk çocukları, daha 15, 16'sında kandırıldı dağa götürüldü. Yıllarca annelerini, babalarını göremediler, bir mağarada, bir kayalıkta öldüler, cesetlerine bile ulaşılamadı. Nerede yattıkları bile bilinmiyor. Gariban halk çocukları davulla, zurnayla, kınayla, dua ile askere uğurladılar. Ay yıldızlı bayrağa sarılmış tabutlar içinde naaşları geldi. Yoksul, gariban halk çocukları öldükçe, şehit oldukça maalesef birileri burada sürekli ellerini ovuşturdu, onlar da kına yaktılar maalesef. Öyle bir tezgah kurmuşlar ki terörü gösteriyorlar, terörle korkutuyorlar, istedikleri her şeyi yapıyorlar, korkutup siyaseti, milleti, bölgeyi dizayn ediyorlar. Kimse kusura bakmasın biz o tezgahı bozarız ve bozuyoruz. O tezgahın sahipleri telaş içinde birbirlerine sarılmış durumdalar. Millet bunları birbirinden farklı sanıyordu. Millet bunları iki ayrı uçta zannediyordu. CHP, MHP, TKP, emekli siyasetçiler, İşçi Partisi'nin kucağında şu anda ne yazık ki söylemeyeceğim ama zırıl zırıl ağlıyorlar. Niye; çünkü terör son sığınaklarıydı, terör tutunacakları son daldı. Onu kaybediyorlar, dertleri bu.''

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***