2010-04-14 - 12:31
CHP'li üyeler, Anayasa değişikliği konusunda Anayasa Komisyonu raporuna muhalefet şerhi koydu.
CHP'li üyeler, Anayasa değişikliği konusunda
Anayasa Komisyonu raporuna muhalefet şerhi koydu.
Antalya Milletvekili Atilla Emek, İstanbul Milletvekili Mehmet Ali
Özpolat, Konya Milletvekili Atilla Kart, Manisa Milletvekili Şahin Mengü ve
Mersin Milletvekili İsa Gök'ün imzalarını taşıyan muhalefet şerhinde, ilk olarak
''eylemli İçtüzük ihlali'' iddiası temellendirildi.
Bir kanun teklifindeki imzanın, teklif TBMM Genel Kurul gündemine gelene
kadar geri alınabileceği belirtilerek, komisyonun eksilen imzalar yüzünden
geçersiz hale düşen önergeye sahip çıkamayacağı, ancak bu durumda süreçle ilgili
değerlendirmeyi yapma ve karar verme yetkisinin komisyona ait olduğu ifade
edildi.
''Süreç artık Komisyon Başkanının münferiden değerlendirme yapabileceği
bir konu olmaktan çıkmıştır'' görüşüne yer verilen muhalefet şerhinde, komisyon
yerine Komisyon Başkanının kendi başına hüküm kurumayacağı görüşü dile
getirildi.
Anayasa Mahkemesinin CHP olağanüstü kongresiyle ilgili yaptığı
değerlendirmenin de bu görüşü doğruladığı belirtilerek, mahkeme kararında, belli
bir aşamadan sonra ''kolektif irade'' kavramının devreye girdiğinin ifade
edildiği anımsatıldı. Muhalefet şerhinde şu görüşlere yer verildi:
''Toplu irade beyanıyla oluşan değişiklik teklifinin geri alınması da
yine toplu irade beyanıyla mümkün olacaktır. Komisyon, eksilen imzaların
tamamlatılması ya da mevcut imzaların tümünden yeni bir irade istihsalini
sağlamak zorundadır. Komisyonun bu gerçeği öngörüp buna göre değerlendirme
yapması zorunluluğu vardır. Ancak Komisyon Başkanı bu prosedürü işletmekten
kaçınmıştır. Tarafımızdan bu yönde yapılan uyarılara rağmen ihlali sürdürmüştür.
Esasen 7 imzayla verilen ilk teklif yok hükmündedir. Bu konuda komisyon iradesi
oluşmamıştır. Başkan bu süreci engellemiştir. Teklifin 61 imza geri çekilerek
geçersiz hale getirilmesi mümkün değildir.
Öte yandan, yoklama evraklarının-stok imza kataloglarının 7 kişilik
teklifin arkasına eklenerek anayasa değişikliği teklifi haline getirilmiş olması,
Meclis Başkanının ve Komisyon Başkanının bu sürece icrai ya da ihmali
hareketleriyle iştirak etmeleri, İçtüzük ihlalinin ötesinde suç ilişkileri içeren
unsurlar taşımaktadır.
Bu süreçte Meclis Başkanının en hafif deyimiyle görevi kötüye kullanma
anlamına gelen bu davranışı yanında, Başbakanın imza sahteciliği konusunda
'velevki olsa ne olur', Cumhurbaşkanı'nın da 'olsun, gerekirse çizik atarız'
yolunda söylemde bulunmaları, Türkiye Cumhuriyetini en üst seviyede yöneten 3
kişinin devlet adamı kimliği adına vahim bir tabloyu bir kez daha ortaya
çıkarmıştır.''
''İmza sahteciliğine ilişkin suç bulgularının henüz ortada olduğu'' iddia
edilen muhalefet şerhinde, birinci teklifin varlığını koruduğu, ikinci teklifin
incelenme sürecinin de buna göre gerçekleştirilmesi gerektiği savunuldu.
Şerhte, Komisyon Başkanının işlem ve uygulamalıyla ''eylemli İçtüzük
ihlali yapıldığı'' öne sürüldü.
Muhalefet şerhinde, siyasal iktidarın ''kendi kontrolünde olan bir yargı
yapılanmasını gerçekleştirmek istediği'' savunuldu. Bu amaca ulaşabilmek için
için de ''taslağın boyandığı, toplumun muhtelif kesimlerinin ilgisini çekecek
hükümler serpiştiriliği'' iddia edilen muhalefet şerhinde, ''Kuvvetler ayrılığı
ilkesi bu şekilde ayaklar altına ılınırken, bir taraftan da anayasanın
değiştirilemeyecek hükümleri arasında bulunan hukuk devleti ilkesi ortadan
kaldırılmak istenilmektedir. Hukukun arkasından dolanılmaktadır'' görüşüne yer
verildi.
Teklifin anayasanın Cumhuriyetin temel ilkelerini düzenleyen 2. ve
Anayasanın ''değiştirilemeyecek ve değiştirilmesi teklif edilemeyecek''
hükümlerini düzenleyen 4. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek, ''Anayasa
Komisyonunun, anayasanın temel hükümlerine ve varlık sebebine aykırı olan bu
teklifin esasına girmeden reddine karar vermesi gerektiği açık ve tartışmasız
olmasına rağmen, böylesine amir ve açık olan hükümlere rağmen Anayasaya aykırı
düzenleme yapılmıştır'' denildi.
''İktidarın, vatandaşın gerçek sorunlarına çözüm üretemediği, devletin
sosyal niteliğini yok ettiği, halkı yoksullaştırdığı, yolsuzlukların kurumsal
hale geldiği, uygulanan yanlış politikalar nedeniyle toplumun pek çok kesiminde
ayrışma sürecinin başladığı'' iddia edilen muhalefet şerhinde, şu görüşler dile
getirildi:
''Böyle bir ortamda, siyasal iktidar, kurumsal çatışma, anayasal
tartışmalar, yetki çatışması yoluyla adeta bir fetret dönemi yaratmak suretiyle,
anayasa değişikliğini dayatmacı bir anlayışla gerçekleştirmek istemektedir.
Toplumun gerçek gündeminin konuşulması engellenmektedir.
Samimi bir şekilde toplumsal uzlaşma arayışına girmeden 'oldu, bitti'
yoluyla anayasa değişikliği bir an evvel tamamlatılmak istenilmektedir. AKP
yönetiminin kişisel ve siyasi kaygıları da gözönüne alındığında yapılmak
istenilen anayasal değişikliğin temel amacının, kendi yargısını ve yargıcını
oluşturmaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır.''
Maddelere ilişkin değerlendirmeler yapılan muhalefet şerhinde, Mecliste
çoğunluğu elinde bulunduran partiye tüzel kişilik olarak ''dokunulmazlık zırhı''
getirildiği, siyasi partilerin sınıf veya zümre diktatörlüğünü ya da herhangi bir
tür diktatörlüğü savunması ve yerleştirmesinin önünün açıldığı iddia edilerek,
demokrasinin ''TBMM'de katledilmesi sonucunun doğacağı'' savunuldu.
Anaya Mahkemesinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin hükmün de
eleştirildiği muhalefet şerhinde, Anayasa Mahkemesinin Yüce Divan yapılanması
kontrol altına alınarak, siyasal ve kişisel kaygıların giderilmek istendiği iddia
edildi. Muhalefet şerhinde, benzer eleştiriler HSYK'nın yeniden
yapılandırılmasına ilişkin hükümler için de sıralandı.
Teklifin halk oylamasına sunulması durumunda tümünün oylanması
düzenlemesi de eleştirilen muhalefet şerhinde, bu ''fahiş ölçüde hata'' olarak
nitelendirildi. ''Siyasal iktidarın getirdiği değişiklik teklifi ile temel hak ve
özgürlükleri sınamak yoluna'' gittiği öne sürülen muhalefet şerhinde, ''Her
konuda referanduma başvurulmasının sakıncaları sayılamayacak kadar çoktur. Halk
oylaması tümüyle ve birlikte yapılmak suretiyle seçmen iradesi baskı altına
alınmakta'' ifadesi kullanıldı.
Muhalefet şerhinde, komisyon raporuna, siyasi partilerin kapatılması ile
ilgili 8, Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın yeniden yapılandırılmasıyla ilgili 17. ve
23, halk oylamasının tümüyle yapılmasına dair 27. maddeleri ile bağlantılı 10,
15, 18, 19, 20. ve çerçeve 26. maddeler yönünden şerh konulduğu kaydedildi.
Şerhte, bu maddelerin ''Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde
düzenlenmiş olan hukuk devleti ilkesini ortadan kaldırmaya yönelmiş olduğu ve bu
suretle değiştirilmesi teklif dahi edilemez nitelikte olan 2 ve 4. maddelerin
açıkça ihlal edildiği'' ileri sürüldü. (12.31)
Anayasa Komisyonu raporuna muhalefet şerhi koydu.
Antalya Milletvekili Atilla Emek, İstanbul Milletvekili Mehmet Ali
Özpolat, Konya Milletvekili Atilla Kart, Manisa Milletvekili Şahin Mengü ve
Mersin Milletvekili İsa Gök'ün imzalarını taşıyan muhalefet şerhinde, ilk olarak
''eylemli İçtüzük ihlali'' iddiası temellendirildi.
Bir kanun teklifindeki imzanın, teklif TBMM Genel Kurul gündemine gelene
kadar geri alınabileceği belirtilerek, komisyonun eksilen imzalar yüzünden
geçersiz hale düşen önergeye sahip çıkamayacağı, ancak bu durumda süreçle ilgili
değerlendirmeyi yapma ve karar verme yetkisinin komisyona ait olduğu ifade
edildi.
''Süreç artık Komisyon Başkanının münferiden değerlendirme yapabileceği
bir konu olmaktan çıkmıştır'' görüşüne yer verilen muhalefet şerhinde, komisyon
yerine Komisyon Başkanının kendi başına hüküm kurumayacağı görüşü dile
getirildi.
Anayasa Mahkemesinin CHP olağanüstü kongresiyle ilgili yaptığı
değerlendirmenin de bu görüşü doğruladığı belirtilerek, mahkeme kararında, belli
bir aşamadan sonra ''kolektif irade'' kavramının devreye girdiğinin ifade
edildiği anımsatıldı. Muhalefet şerhinde şu görüşlere yer verildi:
''Toplu irade beyanıyla oluşan değişiklik teklifinin geri alınması da
yine toplu irade beyanıyla mümkün olacaktır. Komisyon, eksilen imzaların
tamamlatılması ya da mevcut imzaların tümünden yeni bir irade istihsalini
sağlamak zorundadır. Komisyonun bu gerçeği öngörüp buna göre değerlendirme
yapması zorunluluğu vardır. Ancak Komisyon Başkanı bu prosedürü işletmekten
kaçınmıştır. Tarafımızdan bu yönde yapılan uyarılara rağmen ihlali sürdürmüştür.
Esasen 7 imzayla verilen ilk teklif yok hükmündedir. Bu konuda komisyon iradesi
oluşmamıştır. Başkan bu süreci engellemiştir. Teklifin 61 imza geri çekilerek
geçersiz hale getirilmesi mümkün değildir.
Öte yandan, yoklama evraklarının-stok imza kataloglarının 7 kişilik
teklifin arkasına eklenerek anayasa değişikliği teklifi haline getirilmiş olması,
Meclis Başkanının ve Komisyon Başkanının bu sürece icrai ya da ihmali
hareketleriyle iştirak etmeleri, İçtüzük ihlalinin ötesinde suç ilişkileri içeren
unsurlar taşımaktadır.
Bu süreçte Meclis Başkanının en hafif deyimiyle görevi kötüye kullanma
anlamına gelen bu davranışı yanında, Başbakanın imza sahteciliği konusunda
'velevki olsa ne olur', Cumhurbaşkanı'nın da 'olsun, gerekirse çizik atarız'
yolunda söylemde bulunmaları, Türkiye Cumhuriyetini en üst seviyede yöneten 3
kişinin devlet adamı kimliği adına vahim bir tabloyu bir kez daha ortaya
çıkarmıştır.''
''İmza sahteciliğine ilişkin suç bulgularının henüz ortada olduğu'' iddia
edilen muhalefet şerhinde, birinci teklifin varlığını koruduğu, ikinci teklifin
incelenme sürecinin de buna göre gerçekleştirilmesi gerektiği savunuldu.
Şerhte, Komisyon Başkanının işlem ve uygulamalıyla ''eylemli İçtüzük
ihlali yapıldığı'' öne sürüldü.
Muhalefet şerhinde, siyasal iktidarın ''kendi kontrolünde olan bir yargı
yapılanmasını gerçekleştirmek istediği'' savunuldu. Bu amaca ulaşabilmek için
için de ''taslağın boyandığı, toplumun muhtelif kesimlerinin ilgisini çekecek
hükümler serpiştiriliği'' iddia edilen muhalefet şerhinde, ''Kuvvetler ayrılığı
ilkesi bu şekilde ayaklar altına ılınırken, bir taraftan da anayasanın
değiştirilemeyecek hükümleri arasında bulunan hukuk devleti ilkesi ortadan
kaldırılmak istenilmektedir. Hukukun arkasından dolanılmaktadır'' görüşüne yer
verildi.
Teklifin anayasanın Cumhuriyetin temel ilkelerini düzenleyen 2. ve
Anayasanın ''değiştirilemeyecek ve değiştirilmesi teklif edilemeyecek''
hükümlerini düzenleyen 4. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek, ''Anayasa
Komisyonunun, anayasanın temel hükümlerine ve varlık sebebine aykırı olan bu
teklifin esasına girmeden reddine karar vermesi gerektiği açık ve tartışmasız
olmasına rağmen, böylesine amir ve açık olan hükümlere rağmen Anayasaya aykırı
düzenleme yapılmıştır'' denildi.
''İktidarın, vatandaşın gerçek sorunlarına çözüm üretemediği, devletin
sosyal niteliğini yok ettiği, halkı yoksullaştırdığı, yolsuzlukların kurumsal
hale geldiği, uygulanan yanlış politikalar nedeniyle toplumun pek çok kesiminde
ayrışma sürecinin başladığı'' iddia edilen muhalefet şerhinde, şu görüşler dile
getirildi:
''Böyle bir ortamda, siyasal iktidar, kurumsal çatışma, anayasal
tartışmalar, yetki çatışması yoluyla adeta bir fetret dönemi yaratmak suretiyle,
anayasa değişikliğini dayatmacı bir anlayışla gerçekleştirmek istemektedir.
Toplumun gerçek gündeminin konuşulması engellenmektedir.
Samimi bir şekilde toplumsal uzlaşma arayışına girmeden 'oldu, bitti'
yoluyla anayasa değişikliği bir an evvel tamamlatılmak istenilmektedir. AKP
yönetiminin kişisel ve siyasi kaygıları da gözönüne alındığında yapılmak
istenilen anayasal değişikliğin temel amacının, kendi yargısını ve yargıcını
oluşturmaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır.''
Maddelere ilişkin değerlendirmeler yapılan muhalefet şerhinde, Mecliste
çoğunluğu elinde bulunduran partiye tüzel kişilik olarak ''dokunulmazlık zırhı''
getirildiği, siyasi partilerin sınıf veya zümre diktatörlüğünü ya da herhangi bir
tür diktatörlüğü savunması ve yerleştirmesinin önünün açıldığı iddia edilerek,
demokrasinin ''TBMM'de katledilmesi sonucunun doğacağı'' savunuldu.
Anaya Mahkemesinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin hükmün de
eleştirildiği muhalefet şerhinde, Anayasa Mahkemesinin Yüce Divan yapılanması
kontrol altına alınarak, siyasal ve kişisel kaygıların giderilmek istendiği iddia
edildi. Muhalefet şerhinde, benzer eleştiriler HSYK'nın yeniden
yapılandırılmasına ilişkin hükümler için de sıralandı.
Teklifin halk oylamasına sunulması durumunda tümünün oylanması
düzenlemesi de eleştirilen muhalefet şerhinde, bu ''fahiş ölçüde hata'' olarak
nitelendirildi. ''Siyasal iktidarın getirdiği değişiklik teklifi ile temel hak ve
özgürlükleri sınamak yoluna'' gittiği öne sürülen muhalefet şerhinde, ''Her
konuda referanduma başvurulmasının sakıncaları sayılamayacak kadar çoktur. Halk
oylaması tümüyle ve birlikte yapılmak suretiyle seçmen iradesi baskı altına
alınmakta'' ifadesi kullanıldı.
Muhalefet şerhinde, komisyon raporuna, siyasi partilerin kapatılması ile
ilgili 8, Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın yeniden yapılandırılmasıyla ilgili 17. ve
23, halk oylamasının tümüyle yapılmasına dair 27. maddeleri ile bağlantılı 10,
15, 18, 19, 20. ve çerçeve 26. maddeler yönünden şerh konulduğu kaydedildi.
Şerhte, bu maddelerin ''Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde
düzenlenmiş olan hukuk devleti ilkesini ortadan kaldırmaya yönelmiş olduğu ve bu
suretle değiştirilmesi teklif dahi edilemez nitelikte olan 2 ve 4. maddelerin
açıkça ihlal edildiği'' ileri sürüldü. (12.31)
