2011-01-28 - 12:30
CHP'Lİ KART'IN BASIN TOPLANTISI?
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Silivri Yargılamaları hakkında değerlendirmelerde bulundu.

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Silivri Yargılamaları hakkında değerlendirmelerde bulundu.

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Teğmen Mehmet Ali Çelebi'nin 18.09.2008 günü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan 2008/1756 sayılı soruşturma kapsamında gözaltına alındığını, 20.09.2008 tarihinde tutuklandığını ve halen tutuklu olduğunu söyledi.

Adı geçen, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/191 esas sayılı dosyasına intikal eden suçlamalara karşı ön savunmasını 27-28 Eylül 2010 tarihlerinde yaptığını belirten Kart, mahkeme üyesi Sedat Sami Haşlıoğlu ve Hasan Hüseyin Özese tarafından, davanın 84.celsesinde 2 gün boyunca, adı geçene ait Nokia 6670 marka telefonun hafızasında tespit edilen "?eşim, kaynana, bacanak?" gibi isimler üzerinden sorgusu yapıldığını ifade etti.

"Yapılan araştırmalar neticesinde söz konusu kayıtların Hizbut-tahrir örgütü üyesi olduğu" iddiasıyla göz altına alınan , ancak tutuklanmadan serbest bırakılan "Mahmut Oğuz Kazancı'ya ait olduğu söylenen telefon ile irtibatlı olduğundan bahisle, bu ilişkiye açıklama getirmesi istendiğini söyleyen Kart, " Mahmut oğuz Kazancı'nın 2400/191 esas sayılı dosya sanığı olmadığını ve tutuklanmasının söz konusu olmadığını yeri gelmişken ifade ediyoruz." dedi.

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, sözlerine şöyle devam etti:

" İleri sürülen bu iddia ve sunulan delillerden şaşkına dönen Teğmen Çelebi; 2 Üye Hakimin söz konusu telefon numaralarıyla kurduğu terör örgütü irtibatı suçlamalarına karşı, bunlar "tezgahtır" demiş, gerçeklerin ortaya çıkması için Mahkeme'den " telefona takılan tüm sim kartların, telefonuna ait HTS raporlarının ve telefonunda kayıtlı bulunan numaraların zamansal olarak sıralanmış halde tespitlerini?." talep etmiştir.

Kendisine olan güvenini bir anlamda ortaya koymuştur. Bu gelişmeden sonra, Sanık Avukatlarının kararlı talepleri üzerine, telefonlar üzerinde çok yönlü teknik incelemeler yaptırılmıştır.

Yapılan bilirkişi incelemesi ve resmi tutanaklara göre; teğmen gözaltına alındıktan sonra, yükleme yapılan Nokia 6670 marka telefonun 19 Eylül 2008 günü saat 17:50'de şüphelilerden Polis Memuru Ercan Sezgin'e teslim edilmiştir.

Telefon ve SİM kart çözüm tutanağının ise 20 Eylül 2008, 04.45- 05.10 saatleri arasında hazırlandığı resmi tutanakla sabittir.

TİB sonuçlarından anlaşıldığına göre; mühürlü torba içerisinde koruma altında tutulması gereken telefon 5 saat önce, 19 Eylül 2008 günü 23.52.42 - 23.54.05'lik zaman diliminde 1 dakika23 saniye süreyle usulsüz açılmıştır.

CMK'nun 134. maddesi gereği yerine getirilmediği , yani telefon içerisindeki kayıtların bire bir örneği (imajı) alınıp sanığa verilmediği için, zaten görevi kötüye kullanma suçunu işleyin Polis Memurları, bunun devamında suç işleme kasıtlarını, " delil yükleme ve suç yaratma" eylemiyle pekiştirmişlerdir.
Teğmen Çelebi'nin telefonuna sonradan kaydedilen 139 numarayla ilgili TİB sonuçlarına göre, ortada hiçbir iletişim kaydı yoktur.

Bir başka TİB raporuna göre ise, Mahmut Oğuz Kazancı isimli şahsa ait SİM kart teğmenin telefonuna hiç takılmamıştır. Kazancının telefonundaki 139 kaydın tamamının Teğmen Çelebi'nin telefonuna veri transferi yoluyla yüklendiği, kayıtların karakterlerinin bile örtüştüğü ortaya çıkmıştır.

Ortaya çıkan ve tevil edilemez gerçek şudur; Emniyet içinde örgütlenen, Devlet nüfuzunu organize bir şekilde kötüye kullanan ve en önemlisi, hem bürokratik olarak hem de siyaseten himaye edilen bir örgüt vardır.

Gözaltı işlemlerini yürüten ve Teğmen Çelebi'den alınan delillerin güvenliğinden sorumlu olan Emniyet Mensupları, Şüpheli Teğmen aleyhine delil üretmişlerdir. Şüpheli'ye iftirada bulunmuşlardır. Üretilen bu deliller gerekçe gösterilerek, Teğmen Çelebi 2 yılı aşkın bir süreden bu yana tutuklu olarak yargılanmaktadır. Bu tam bir kara mizah, trajedi, kirlilik ve utanç tablosudur. Yapılan yargılamanın sanal olduğu ve illegal karargah tarafından üretilen delillere dayandığı ortaya çıkıyor.

Bu gelişmelerden sonra Hükümete soruyoruz; Türkiye'de sayılarının 500'e ulaştığı ifade edilen yabancı istihbaratçıları bilmediğini ifade eden, bu sebeple kendisine "Taşeron Bakan" demek zorunda kaldığımız İçişleri Bakanı, bu suçüstü belgeleri tablosu karşısında, ilgili amir ve memurların görevden uzaklaştırılmaları işlemini ne zaman yapacaktır?

Delil üretim merkezlerinde bu 500 yabancının da iştiraki var mıdır?

Başlı başına bir eylem olan telefondan- telefona yükleme operasyonu "sehven" kavramıyla nasıl geçiştirilebilir?

Sehven yükleme nasıl oluyor da "2.5 yıl" gizli kalıyor? Neden sonra, bilirkişi raporuyla ortaya çıkınca geçiştirilmek isteniliyor?

Bir Emniyet Örgütü " yükleme yapma gereğini" neden duyar? Kanunsuz talimat olmadan bu operasyon yapılabilir mi?

Emniyet Müdürlüğü bu aşamadan sonra bile karartma yapmaya ve Mahkeme'nin yerine geçerek delilleri tartışmaya, hangi yetkiyle ve cesaretle devam edebilir?

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Mahkeme yerine geçip, Teğmen Çelebi hakkında kanaat getirmek yerine, öncelikle bu suçu işleyen kişilere yönelik olarak görevini neden yapmaz?

Polislerin bu eylemleri organize bir şekilde gerçekleştirdikleri; Onları himaye eden Amirlerin isimleri ve sıfatları bellidir.

Emniyet içinde bir Grup; suç ilişkileri içinde Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 8. maddesi 10. bendince düzenlendiği şekilde; "?.suç kanıtlarını yok etmek veya bilerek ve isteyerek yok olmasına neden olmak yada saklamak, saklanmasına yardımcı olmak yahut değiştirmek?" eylemini gerçekleştirmişlerdir. Bulgular bu yöndedir. Bu suç "meslekten ihracı" gerektiren ve yoğun suç kasdı altında işlenen bir eylemdir.

İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürünü uyarıyoruz; Görevinizi kanunlara uygun bir şekilde yapın. "Kanunsuz emre" uymak sizi sorumluluktan kurtarmaz. Görevden geçici uzaklaştırma işlemlerini bir an evvel uygulayın ki, sağlıklı soruşturma yapılsın ve benzeri kirli ilişkiler içinde bulunanlara ibret olsun?" dedi

Benzeri başka olaylara da değinen Kart, Basına bugün yansıyan bilgilere göre şantaj ve askeri casusluk soruşturmasının tutuklu sanığı emekli albayın telefonuna da bir kadın ile ilişkisi için telefonuna yükleme yapıldığını söyledi.

Kozmik Oda ihbarını kim yapmıştır? Ne amaçla yapmıştır? Neyin karşılığında yapmıştır? Buradaki sanal bulguları kim üretmiştir? Diye de soran Kart, " Sayın Bülent Arınç bunları bilmiyor mu? Bunlar hakkında bilgi sahibi değil mi? Bu konulardaki gelişmeleri sonradan da olsa öğrenmiş ise, bu gerçekleri halkla neden paylaşmaz?" diye sordu.

CHP'li Kart sözlerinde şunları kaydetti:

Acar bir gazeteci var. Bu gazeteciye kimler servis yapıyor? Ne karşılığında yapılıyor? Emniyet bünyesinde yasa dışı dinlemeyi ve delil üretmeyi kimler yapıyor?

Ordu içinde kimler ile işbirliği yapılıyor? Hangi ilişki ve pazarlıklarla bu işbirliği yapılıyor? Bu işbirlikleri, yandaş sözcü medyaya nasıl ve kimler aracılığıyla sızdırılıyor?

Gök kubbe altında hiçbir şey gizli kalmaz. Gerçekler ortaya bir bir çıkacaktır. Hükümet de, illegal karargah da bunu engelleyemeyecektir." dedi (12:30)