2011-02-09 - 00:38
Yargıtay ve Danıştayda daire ve üye sayısını
artıran, ''Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı''nın 1. Bölümü, TBMM
Genel Kurulunda kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, ''temel'' kanun olarak, iki bölüm halinde ele alınan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısının
1. Bölümü üzerinde görüşmeler devam ediyor.
Birinci bölüm üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın, şöyle konuştu:
"Değerli milletvekilleri, hukuk hayatımıza, siyasi hayatımıza önemli etkileri olabilecek ciddiyette bir kanun tasarısını görüşüyoruz. Kamuoyunun büyük beklentiler içerisinde, dört gözle beklediği torba kanunun geri çekilerek bu kanunun alelacele görüşülmek istenmesindeki muradı açıkçası anlamakta zorlanıyorum. Bu acaba Sayın Bakanın seçim takvimiyle beraber görevinden ayrılacak olmasından mı kaynaklanıyor, yoksa bugün grupların olması sebebiyle gündemin doluluğundan mı istifade edilmek isteniyor, doğrusu kamuoyunun takdirine bırakıyorum.
Değerli arkadaşlar, daha önce de bu kürsüde birçok kez ifade ettim, özellikle Sayın Meclis Başkan Vekilimizin dikkatine sunuyorum: Burada on beş maddelik bir kanunu, altı ayrı kanunda değişiklik yapan, Yargıtay Kanunu, Danıştay Kanunu, HSYK Kanunu, ilk derece mahkemelerine ilişkin kanun gibi altı ayrı kanunda değişiklik yapılan, bir, on beş maddelik kanunu temel kanun olarak görüşüyoruz. Bu açık bir İç Tüzük ihlalidir ve maalesef bu İç Tüzük ihlali artık bir yol hâline, usul hâline gelmiştir. Bu konuda Meclis Başkanlığımızın bir tedbir geliştirmesi gerektiğine inanıyorum. Buraya örneğin üç maddelik bir kanun gelse de, yine grup önerisiyle temel kanun olarak görüşülmek istense buna da müdahale etmeyecek misiniz? Böyle bir yolu açmamak gerektiğini düşünüyorum.
Bir eleştirimiz de Komisyon Başkanımıza var bu hususta. Şimdi, değerli milletvekilleri, birçok konuşmacı söyledi, 2008 yılında komisyonda görüştüğümüz bir Yargıtay kanunu vardı. Bugün yaptığımızın tam tersi bir işlem öngören, Yargıtay üye sayısını 250'den 150'ye indirmeyi öngören bir kanun tasarısı vardı. Şimdi, bu tasarı komisyonda hâlen derdest durmasına rağmen bu tasarıyla, şimdi görüştüğümüz tasarıyla neden birleştirilmemiştir? Yine, bu kanun içerisinde Adli Tıpla ilgili düzenlemeler var. Bizim, milletvekilleri olarak, MHP milletvekilleri olarak Adli Tıp Kurumunun -ki bir bilirkişilik kurumudur- yapısının özerkleştirilmesine ilişkin bir kanun teklifimiz var, bu kanunla neden birleştirilmemiştir? Bunu, Komisyon Başkanımız "Benim kişisel takdirimdir." diye açıklayamaz, İç Tüzük bütün Meclisi bağladığı gibi Sayın Komisyon Başkanımızı da bağlamaktadır. "
Milliyetçi Hareket Partisi'nin bu tasarı üzerinden kamuoyunda bir takım odaklarca eleştirildiğini söyleyen Yalçın şöyle devam etti.
" Şimdi, 2 milyona yakın Yargıtayda dosya beklemekteyken, bu dosyaların tarafları, avukatları bu dosyaların bir an önce dönüşünü beklemekteyken, bu acil ihtiyaç toplumun önündeyken, biz neyi söylemek istiyoruz? Bu konuda özellikle sözlerime dikkat kesilmenizi istirham ediyorum. Ben avukatlığı bırakalı dört sene oldu, beş yıl önce temyiz ettiğim dosyaların tebliğnamesi şimdi geliyor. Evet, böyle bir sıkıntı vardır Türkiye'de, gerçekten de yüksek yargı tıkanmıştır. Hangi milletvekili bu Meclis çatısı altında, Yargıtayda 2 milyona yakın dosyanın varlığını bile bile, bunu kolaylaştıracak bir çözümün karşısında olabilir? O hâlde bu önermeye verilecek cevap evetse, iktidar grubunun bu oluşmuş ortak hassasiyet ortadayken niye bu endişeler ifade ediliyor diye düşünmesi gerekmez mi? Burada oluşan hassasiyete bir kulak kesilmesi gerekmez mi?
Değerli milletvekilleri, neticede sizin kastınız o olabilir bu olabilir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz yüksek yargıda bir mevzi kaybetme endişesi taşımadığımız gibi, bir mevzi kazanma kaygısıyla da hareket ediyor değiliz. Biz burada kamuoyunun, Türk toplumunun önemli bir kesiminin endişelerini ifade ediyoruz. Bunlar bizim şahsi kaprislerimiz değil. Onun için, gelin, yüksek yargıda ele geçirme polemiklerinin yaşanmasına yol açmayın. Yüksek yargıda geçmişte, maalesef bu sözler kullanıldı, birtakım mezhepsel yakıştırmalar yapıldı, birtakım ideolojik yakıştırmalar yapıldı. Bu tartışmalara meydan vermeden mevcut tıkanılmışlığı çözecek bir objektif arayış içerisinde olalım.
Bunu nasıl yapabiliriz? Arkadaşlar, Milliyetçi Hareket Partisi olarak komisyonda da ifade ettik. Hiçbir yasal engeli yok, hiçbir anayasal engeli yok. Burada bir geçici görevlendirme usulüyle bu tıkanıklığı aşacak bir yöntem pek tabii uygulanabilir. Sayın Bakan Anayasa'ya aykırı olduğunu ifade etti. Bu doğru değil. Biz bir illa geçici üyelik seçiminden bahsetmiyoruz. Belki geçici üyelik seçiminden bahsediyor olsak, belki bir Anayasa değişikliğine ihtiyaç olabilir ama Anayasa'nın neresinde yüksek yargıda geçici görevlendirme yapılmaz diye yazıyor? Böyle bir şey olabilir mi?
Pek tabii, bugün bu dayattığınız ve toplumda farklı ayrışmalara, farklı çatışmalara yol açacak ve hayata geçtiğinde yüksek yargıda ciddi tartışmalara sebep olacak, oraya görevlendirilecek hâkim, savcı arkadaşlarımızın hiç hak etmedikleri hâlde göreve başladıklarında bir ötekileştirmeyle, sanki oraya iktidar tarafından görevli gönderilmiş olma gibi bir bakış açısıyla mahkûm edileceği bir durum yerine, arkadaşlar, gelin, şu düzenlemeyi istirham ediyorum geri çekin. Biz çözüm istiyoruz. Biz yüksek yargıdaki tıkanıklık çözülsün istiyoruz. Vatandaşımız hakkına, hukukuna erken kavuşsun istiyoruz ama bunun yöntemi bu değil. Biz uzlaşmaya hazırız. Bir geçici görevlendirme şeklinde olacak bir yöntemi tartışmaya, müzakereye hazırız. "
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ'ın, Yargıtayda bir dosyaya 2-3 dakika zaman ayrılıyorsa, buraya neşter atılması gerektiğini söylediğini belirterek, 2-3 Temmuz 2005 tarihlerinde, CHP'nin boykotu sonucu, 2 günde 568 maddelik kanunun geçirildiğini, 24 saniyede 1 maddenin kabul edildiğini kaydetti. İnce, ''Siz, Yargıtaya 5 çekersiniz. O zaman bir neşter de buraya atmak lazım mı?'' diye konuştu.
Parlamento tarihinde, 15 maddelik bir tasarının, temel yasa olarak görüşülmesinin başka bir örneği olup olmadığını soran İnce, 21. Dönemde 7, 22. Dönemde 29 kez, 23. Dönemde 41 kez temel yasanın uygulandığını söyledi. İnce, istisnai durumun, genel durum haline geldiğini ifade etti.
İnce, Erdoğan'ın ''Ben de işkence gördüm'' açıklamasında bulunduğunu belirterek, ''İşkence gören siz değildiniz, 12 Eylülde bizim arkadaşlarımızdı'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ ise söz alarak İnce'ye yanıt verdi. Bozdağ, Başbakan Erdoğan'ın, İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanı olduğu, 12 Eylül'e denk gelen yıllarda, 6 arkadaşıyla gözaltına alındığını belirterek, Erdoğan'ın anlattığının 4-5 günlük süre içinde yaşanan olaylarla ilgili olduğunu kaydetti.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, 1. Bölüm üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından soruları yanıtladı.
Diyarbakır Cezaevi'nde Hizbullah terör örgütü üyelerine, internet bağlantısı sağlanıp sağlanmadığına yönelik soru üzerine Ergin, herhangi bir örgüt
üyesine yönelik internet bağlama, bilgisayar kullandırmanın söz konusu olmadığını kaydetti.
Ergin, anayasanın, hiç kimsenin eğitim hakkından mahrum bırakılamayacağı hükmü çerçevesinde, tutuklu ve hükümlülerin eğitim hakkına saygı gereğince uzaktan eğitim sisteminin uygulandığını anımsattı. Ergin, Diyarbakır Cezaevi'nde de bu örgüt üyelerinin, uzaktan eğitim hakkı talebinde bulunduğunu, cezaevindeki bilgisayar üzerinden eğitim aldıkları fakültenin internetine bağlandıklarını kaydetti. Ergin, ''Cezaevi bilgisayarından değil ama bağlanılan bilgisayar üzerinden, girmemeleri gereken sitelere girmişlerdir. Ancak herhangi bir iletişim, görüntülü ya da sesli görüşme tespiti yapılamadığı Diyarbakır Başsavcılığının bize gönderdiği bilgi notunda vardır. Bu, disiplin soruşturmasını gerektiren bir işlemdir. Yapmamaları gereken bir işi yaptıkları için bu hükümlü, tutuklulara ilişkin işlem yapılmıştır. Eğitim faaliyeti sırasında denetim yapması gereken cezaevi personeliyle ilgili olarak da soruşturma yapılmıştır'' diye konuştu.
Bakan Ergin, cezaevlerinde 163 kişinin, uzaktan eğitime devam ettiğini vurguladı.
Ergin, şu ana kadar 30 hakim ve savcının, mesleğe yeniden dönmek için HSYK'ya başvurduğunu ancak durumlarının henüz görüşülmediğini sözlerine ekledi.
Yargıtay ve Danıştayda daire ve üye sayısını artıran, ''Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı''nın 1. Bölümü, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.
''Temel'' yasa olarak görüşülen 1 ile 6. maddeleri kapsayan 1. Bölüme göre, Danıştayın daire sayısı 13'ten 15'e çıkarılacak. Danıştay, 14'ü dava, 1'i idari daire olmak üzere 15 daireden oluşacak.
Her dairede bir başkan ile yeteri kadar üye bulunacak. Heyetler, 1 başkan ve 4 üyenin katılımıyla toplanacak, salt çoğunlukla karar verecek.
Sayının yeterli olması halinde birden fazla heyet oluşturulabilecek. Bu durumda oluşturulan diğer heyetlere, heyette yer alan en kıdemli üye başkanlık edecek. Müzakereler gizli yapılacak.
İdari Dava Daireleri Kurulu, idari dava dairelerinin başkanları ile üyelerinden; Vergi Dava Daireleri Kurulu da vergi dava dairelerinin başkanları ile üyelerinden oluşacak.
Toplantı ve görüşme yeter sayısı İdari Dava Daireleri Kurulu için 31, Vergi Dava Daireleri Kurulu için 13 olacak. İdari Dava Daireleri ile Vergi Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyiz veya itiraz yoluyla incelenmesinde ve iki dava dairesinin birlikte yapacağı toplantıda verilen kararların incelenmesinde, bu dairelerde karara katılmış olanlar, idari ve vergi dava daireleri kurullarında bulunamayacak.
Dava dairelerinden 3, 4, 7 ve 9'uncu daireler vergi dava dairesi, diğer dava daireleri ise idari dava dairesi olarak görev yapacak.
İdari dava daireleri ile vergi dava daireleri kendi aralarında iş bölümü esasına göre çalışacak. Özel kanunlarda başka hüküm bulunmadığı takdirde, dava daireleri arasındaki iş bölümü karar tasarısı, Başkanlık Kurulunca hazırlanacak. Bu karar tasarısı, toplantı tarihinden 7 gün önce ilan edilerek, Genel Kurul'un onayına sunulacak. Genel Kurul, iş bölümü karar tasarısını aynen onaylayabileceği gibi üye tam sayısının en az üçte birinin teklifi üzerine değiştirerek de onaylayabilecek.
İptal davaları ve idari sözleşmelerden doğan davalar yönünden daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde, uyuşmazlığın kaynaklandığı mevzuat esas alınacak.
Temyiz incelemesi yapmakla görevli daire, aynı konuda ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülecek davalara bakmak ve olağanüstü kanun yolları incelemelerini de yapmakla görevli olacak.
İdare mahkemeleri arasında görev ve yetkiye ilişkin uyuşmazlıklarda ve bağlantılı davalarda merci tayini, uyuşmazlığın esasını çözümlemekle görevli idari dava dairesince yapılacak.
Vergi mahkemeleri arasında görev ve yetkiye ilişkin uyuşmazlıklarda ve bağlantılı davalarda merci tayini, uyuşmazlığın esasını çözümlemekle görevli vergi dava dairesince yapılacak.
İş bölümünde idari ve vergi dava dairelerinden herhangi birinin görevinde olduğu belirlenmemiş davalara bakmak üzere birer idari ve vergi dava dairesi görevlendirilecek.
İş bölümünde aynı mevzuattan kaynaklanan uyuşmazlıkların birden fazla dairede çözümlenmesi konusunda farklı esaslar belirlenebilecek.
Dairelerden birinin yıl içinde gelen işleri, normal çalışma ile karşılanamayacak oranda artmış ve daireler arasında iş bakımından bir dengesizlik meydana gelmişse bir kısım işler başka daireye verilebilecek.
Adli Tıp Kurumunun başkan yardımcısı sayısı 2'den 5'e yükseltilecek. Başkan yardımcılarından en az 2'si adli tıp uzmanı olacak.
Kurumun döner sermayesinden yapılacak bir kısım ödemelerde oranlar artırılacak. İkinci görevle bu kurumda çalışanlar da döner sermaye demelerinden yararlanabilecek. İkinci görevli olarak bu kurumda çalışanlar, Adli Tıp Kurumunda çalışması nedeniyle kendi kurumundan alamadığı döner sermaye ücretini, Adli Tıp Kurumundan alabilecek.
Tasarının birinci bölümünün kabul edilmesinin ardından, TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşimi, saat 13.00'de toplanmak üzere kapattı. (02.01)
1. Bölümü üzerinde görüşmeler devam ediyor.
Birinci bölüm üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın, şöyle konuştu:
"Değerli milletvekilleri, hukuk hayatımıza, siyasi hayatımıza önemli etkileri olabilecek ciddiyette bir kanun tasarısını görüşüyoruz. Kamuoyunun büyük beklentiler içerisinde, dört gözle beklediği torba kanunun geri çekilerek bu kanunun alelacele görüşülmek istenmesindeki muradı açıkçası anlamakta zorlanıyorum. Bu acaba Sayın Bakanın seçim takvimiyle beraber görevinden ayrılacak olmasından mı kaynaklanıyor, yoksa bugün grupların olması sebebiyle gündemin doluluğundan mı istifade edilmek isteniyor, doğrusu kamuoyunun takdirine bırakıyorum.
Değerli arkadaşlar, daha önce de bu kürsüde birçok kez ifade ettim, özellikle Sayın Meclis Başkan Vekilimizin dikkatine sunuyorum: Burada on beş maddelik bir kanunu, altı ayrı kanunda değişiklik yapan, Yargıtay Kanunu, Danıştay Kanunu, HSYK Kanunu, ilk derece mahkemelerine ilişkin kanun gibi altı ayrı kanunda değişiklik yapılan, bir, on beş maddelik kanunu temel kanun olarak görüşüyoruz. Bu açık bir İç Tüzük ihlalidir ve maalesef bu İç Tüzük ihlali artık bir yol hâline, usul hâline gelmiştir. Bu konuda Meclis Başkanlığımızın bir tedbir geliştirmesi gerektiğine inanıyorum. Buraya örneğin üç maddelik bir kanun gelse de, yine grup önerisiyle temel kanun olarak görüşülmek istense buna da müdahale etmeyecek misiniz? Böyle bir yolu açmamak gerektiğini düşünüyorum.
Bir eleştirimiz de Komisyon Başkanımıza var bu hususta. Şimdi, değerli milletvekilleri, birçok konuşmacı söyledi, 2008 yılında komisyonda görüştüğümüz bir Yargıtay kanunu vardı. Bugün yaptığımızın tam tersi bir işlem öngören, Yargıtay üye sayısını 250'den 150'ye indirmeyi öngören bir kanun tasarısı vardı. Şimdi, bu tasarı komisyonda hâlen derdest durmasına rağmen bu tasarıyla, şimdi görüştüğümüz tasarıyla neden birleştirilmemiştir? Yine, bu kanun içerisinde Adli Tıpla ilgili düzenlemeler var. Bizim, milletvekilleri olarak, MHP milletvekilleri olarak Adli Tıp Kurumunun -ki bir bilirkişilik kurumudur- yapısının özerkleştirilmesine ilişkin bir kanun teklifimiz var, bu kanunla neden birleştirilmemiştir? Bunu, Komisyon Başkanımız "Benim kişisel takdirimdir." diye açıklayamaz, İç Tüzük bütün Meclisi bağladığı gibi Sayın Komisyon Başkanımızı da bağlamaktadır. "
Milliyetçi Hareket Partisi'nin bu tasarı üzerinden kamuoyunda bir takım odaklarca eleştirildiğini söyleyen Yalçın şöyle devam etti.
" Şimdi, 2 milyona yakın Yargıtayda dosya beklemekteyken, bu dosyaların tarafları, avukatları bu dosyaların bir an önce dönüşünü beklemekteyken, bu acil ihtiyaç toplumun önündeyken, biz neyi söylemek istiyoruz? Bu konuda özellikle sözlerime dikkat kesilmenizi istirham ediyorum. Ben avukatlığı bırakalı dört sene oldu, beş yıl önce temyiz ettiğim dosyaların tebliğnamesi şimdi geliyor. Evet, böyle bir sıkıntı vardır Türkiye'de, gerçekten de yüksek yargı tıkanmıştır. Hangi milletvekili bu Meclis çatısı altında, Yargıtayda 2 milyona yakın dosyanın varlığını bile bile, bunu kolaylaştıracak bir çözümün karşısında olabilir? O hâlde bu önermeye verilecek cevap evetse, iktidar grubunun bu oluşmuş ortak hassasiyet ortadayken niye bu endişeler ifade ediliyor diye düşünmesi gerekmez mi? Burada oluşan hassasiyete bir kulak kesilmesi gerekmez mi?
Değerli milletvekilleri, neticede sizin kastınız o olabilir bu olabilir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz yüksek yargıda bir mevzi kaybetme endişesi taşımadığımız gibi, bir mevzi kazanma kaygısıyla da hareket ediyor değiliz. Biz burada kamuoyunun, Türk toplumunun önemli bir kesiminin endişelerini ifade ediyoruz. Bunlar bizim şahsi kaprislerimiz değil. Onun için, gelin, yüksek yargıda ele geçirme polemiklerinin yaşanmasına yol açmayın. Yüksek yargıda geçmişte, maalesef bu sözler kullanıldı, birtakım mezhepsel yakıştırmalar yapıldı, birtakım ideolojik yakıştırmalar yapıldı. Bu tartışmalara meydan vermeden mevcut tıkanılmışlığı çözecek bir objektif arayış içerisinde olalım.
Bunu nasıl yapabiliriz? Arkadaşlar, Milliyetçi Hareket Partisi olarak komisyonda da ifade ettik. Hiçbir yasal engeli yok, hiçbir anayasal engeli yok. Burada bir geçici görevlendirme usulüyle bu tıkanıklığı aşacak bir yöntem pek tabii uygulanabilir. Sayın Bakan Anayasa'ya aykırı olduğunu ifade etti. Bu doğru değil. Biz bir illa geçici üyelik seçiminden bahsetmiyoruz. Belki geçici üyelik seçiminden bahsediyor olsak, belki bir Anayasa değişikliğine ihtiyaç olabilir ama Anayasa'nın neresinde yüksek yargıda geçici görevlendirme yapılmaz diye yazıyor? Böyle bir şey olabilir mi?
Pek tabii, bugün bu dayattığınız ve toplumda farklı ayrışmalara, farklı çatışmalara yol açacak ve hayata geçtiğinde yüksek yargıda ciddi tartışmalara sebep olacak, oraya görevlendirilecek hâkim, savcı arkadaşlarımızın hiç hak etmedikleri hâlde göreve başladıklarında bir ötekileştirmeyle, sanki oraya iktidar tarafından görevli gönderilmiş olma gibi bir bakış açısıyla mahkûm edileceği bir durum yerine, arkadaşlar, gelin, şu düzenlemeyi istirham ediyorum geri çekin. Biz çözüm istiyoruz. Biz yüksek yargıdaki tıkanıklık çözülsün istiyoruz. Vatandaşımız hakkına, hukukuna erken kavuşsun istiyoruz ama bunun yöntemi bu değil. Biz uzlaşmaya hazırız. Bir geçici görevlendirme şeklinde olacak bir yöntemi tartışmaya, müzakereye hazırız. "
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ'ın, Yargıtayda bir dosyaya 2-3 dakika zaman ayrılıyorsa, buraya neşter atılması gerektiğini söylediğini belirterek, 2-3 Temmuz 2005 tarihlerinde, CHP'nin boykotu sonucu, 2 günde 568 maddelik kanunun geçirildiğini, 24 saniyede 1 maddenin kabul edildiğini kaydetti. İnce, ''Siz, Yargıtaya 5 çekersiniz. O zaman bir neşter de buraya atmak lazım mı?'' diye konuştu.
Parlamento tarihinde, 15 maddelik bir tasarının, temel yasa olarak görüşülmesinin başka bir örneği olup olmadığını soran İnce, 21. Dönemde 7, 22. Dönemde 29 kez, 23. Dönemde 41 kez temel yasanın uygulandığını söyledi. İnce, istisnai durumun, genel durum haline geldiğini ifade etti.
İnce, Erdoğan'ın ''Ben de işkence gördüm'' açıklamasında bulunduğunu belirterek, ''İşkence gören siz değildiniz, 12 Eylülde bizim arkadaşlarımızdı'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ ise söz alarak İnce'ye yanıt verdi. Bozdağ, Başbakan Erdoğan'ın, İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanı olduğu, 12 Eylül'e denk gelen yıllarda, 6 arkadaşıyla gözaltına alındığını belirterek, Erdoğan'ın anlattığının 4-5 günlük süre içinde yaşanan olaylarla ilgili olduğunu kaydetti.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, 1. Bölüm üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından soruları yanıtladı.
Diyarbakır Cezaevi'nde Hizbullah terör örgütü üyelerine, internet bağlantısı sağlanıp sağlanmadığına yönelik soru üzerine Ergin, herhangi bir örgüt
üyesine yönelik internet bağlama, bilgisayar kullandırmanın söz konusu olmadığını kaydetti.
Ergin, anayasanın, hiç kimsenin eğitim hakkından mahrum bırakılamayacağı hükmü çerçevesinde, tutuklu ve hükümlülerin eğitim hakkına saygı gereğince uzaktan eğitim sisteminin uygulandığını anımsattı. Ergin, Diyarbakır Cezaevi'nde de bu örgüt üyelerinin, uzaktan eğitim hakkı talebinde bulunduğunu, cezaevindeki bilgisayar üzerinden eğitim aldıkları fakültenin internetine bağlandıklarını kaydetti. Ergin, ''Cezaevi bilgisayarından değil ama bağlanılan bilgisayar üzerinden, girmemeleri gereken sitelere girmişlerdir. Ancak herhangi bir iletişim, görüntülü ya da sesli görüşme tespiti yapılamadığı Diyarbakır Başsavcılığının bize gönderdiği bilgi notunda vardır. Bu, disiplin soruşturmasını gerektiren bir işlemdir. Yapmamaları gereken bir işi yaptıkları için bu hükümlü, tutuklulara ilişkin işlem yapılmıştır. Eğitim faaliyeti sırasında denetim yapması gereken cezaevi personeliyle ilgili olarak da soruşturma yapılmıştır'' diye konuştu.
Bakan Ergin, cezaevlerinde 163 kişinin, uzaktan eğitime devam ettiğini vurguladı.
Ergin, şu ana kadar 30 hakim ve savcının, mesleğe yeniden dönmek için HSYK'ya başvurduğunu ancak durumlarının henüz görüşülmediğini sözlerine ekledi.
Yargıtay ve Danıştayda daire ve üye sayısını artıran, ''Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı''nın 1. Bölümü, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.
''Temel'' yasa olarak görüşülen 1 ile 6. maddeleri kapsayan 1. Bölüme göre, Danıştayın daire sayısı 13'ten 15'e çıkarılacak. Danıştay, 14'ü dava, 1'i idari daire olmak üzere 15 daireden oluşacak.
Her dairede bir başkan ile yeteri kadar üye bulunacak. Heyetler, 1 başkan ve 4 üyenin katılımıyla toplanacak, salt çoğunlukla karar verecek.
Sayının yeterli olması halinde birden fazla heyet oluşturulabilecek. Bu durumda oluşturulan diğer heyetlere, heyette yer alan en kıdemli üye başkanlık edecek. Müzakereler gizli yapılacak.
İdari Dava Daireleri Kurulu, idari dava dairelerinin başkanları ile üyelerinden; Vergi Dava Daireleri Kurulu da vergi dava dairelerinin başkanları ile üyelerinden oluşacak.
Toplantı ve görüşme yeter sayısı İdari Dava Daireleri Kurulu için 31, Vergi Dava Daireleri Kurulu için 13 olacak. İdari Dava Daireleri ile Vergi Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyiz veya itiraz yoluyla incelenmesinde ve iki dava dairesinin birlikte yapacağı toplantıda verilen kararların incelenmesinde, bu dairelerde karara katılmış olanlar, idari ve vergi dava daireleri kurullarında bulunamayacak.
Dava dairelerinden 3, 4, 7 ve 9'uncu daireler vergi dava dairesi, diğer dava daireleri ise idari dava dairesi olarak görev yapacak.
İdari dava daireleri ile vergi dava daireleri kendi aralarında iş bölümü esasına göre çalışacak. Özel kanunlarda başka hüküm bulunmadığı takdirde, dava daireleri arasındaki iş bölümü karar tasarısı, Başkanlık Kurulunca hazırlanacak. Bu karar tasarısı, toplantı tarihinden 7 gün önce ilan edilerek, Genel Kurul'un onayına sunulacak. Genel Kurul, iş bölümü karar tasarısını aynen onaylayabileceği gibi üye tam sayısının en az üçte birinin teklifi üzerine değiştirerek de onaylayabilecek.
İptal davaları ve idari sözleşmelerden doğan davalar yönünden daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde, uyuşmazlığın kaynaklandığı mevzuat esas alınacak.
Temyiz incelemesi yapmakla görevli daire, aynı konuda ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülecek davalara bakmak ve olağanüstü kanun yolları incelemelerini de yapmakla görevli olacak.
İdare mahkemeleri arasında görev ve yetkiye ilişkin uyuşmazlıklarda ve bağlantılı davalarda merci tayini, uyuşmazlığın esasını çözümlemekle görevli idari dava dairesince yapılacak.
Vergi mahkemeleri arasında görev ve yetkiye ilişkin uyuşmazlıklarda ve bağlantılı davalarda merci tayini, uyuşmazlığın esasını çözümlemekle görevli vergi dava dairesince yapılacak.
İş bölümünde idari ve vergi dava dairelerinden herhangi birinin görevinde olduğu belirlenmemiş davalara bakmak üzere birer idari ve vergi dava dairesi görevlendirilecek.
İş bölümünde aynı mevzuattan kaynaklanan uyuşmazlıkların birden fazla dairede çözümlenmesi konusunda farklı esaslar belirlenebilecek.
Dairelerden birinin yıl içinde gelen işleri, normal çalışma ile karşılanamayacak oranda artmış ve daireler arasında iş bakımından bir dengesizlik meydana gelmişse bir kısım işler başka daireye verilebilecek.
Adli Tıp Kurumunun başkan yardımcısı sayısı 2'den 5'e yükseltilecek. Başkan yardımcılarından en az 2'si adli tıp uzmanı olacak.
Kurumun döner sermayesinden yapılacak bir kısım ödemelerde oranlar artırılacak. İkinci görevle bu kurumda çalışanlar da döner sermaye demelerinden yararlanabilecek. İkinci görevli olarak bu kurumda çalışanlar, Adli Tıp Kurumunda çalışması nedeniyle kendi kurumundan alamadığı döner sermaye ücretini, Adli Tıp Kurumundan alabilecek.
Tasarının birinci bölümünün kabul edilmesinin ardından, TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşimi, saat 13.00'de toplanmak üzere kapattı. (02.01)
