2012-06-19 - 16:32
Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplanan TBMM Genel Kurulu'nda, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Tasarısı kabul edilerek yasalaştı.
Kanun, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması, mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenliyor.
Genel Kurul, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Yakut, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi. TBMM Genel Kurul'nda, siyasi partilerin grup başkanvekilleri, Dağlıca'daki terör saldırısını kınadı.
AK Parti Muğla Milletvekili Ali Boğa, 10 Haziran'da Fethiye'de meydana gelen depremin hasarsız bir şekilde atlatılmasından dolayı mutlu olduklarını söyledi. Depremin ardından ''tsunami'' söylentilerinin çıkarıldığını, halkın geceyi sokakta geçirdiğini anlatan Boğa, bu söylentinin Fethiye'de turizmi de olumsuz etkilediğini ifade etti.
CHP Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat, yurt dışındaki vatandaşların oy kullanmasına ilişkin yasal düzenlemenin yapıldığını, ancak bu vatandaşlara aynı zamanda seçilme hakkının verilmemesinin bir eksiklik olduğunu söyledi. Özbolat, en az 25 kişilik bir Avrupa milletvekilliği oluşturulmasının, AB sürecinde de ülkeye önemli katkılar sunabileceğini dile getirdi.
MHP Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu, Kahramanmaraş'taki orman yangınının, tüm müdahalelere rağmen söndürülemediğini, yangının 24 saat sonra kendiliğinde sona erdiğini ifade etti. Dedeoğlu, orman yollarının henüz açılmamış olmasının müdahaleyi güçleştirdiğini ifade etti.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, Dağlıca'daki çatışmaya ilişkin söz isteyen grup başkanvekillerine söz verdi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, bölücü saldırıların yoğunlaştığını belirterek, ''Bu hain ve kalleş saldırılar, maalesef Dağlıca'da 8 canımızı aldı. Ateş, Türk milletinin ocağına düşmüştür. 'Şehitler ölmez, vatan bölünmez' demeye devam edeceğiz. Bölücülerin tuzağına milletimizi düşürmeyeceğiz'' diye konuştu. Vural, Hükümet'e verilen sınır ötesi operasyon yetkisinin etkinlikle kullanılması gerektiğini, şehitlerin ve Türk milletinin vebalinin, bu yetkiyi kullanmayanların üzerinde olacağını söyledi.
Vural ayrıca, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''ülkücü hareket mensuplarını Fatiha suresini bilmediği'' yönündeki ifadelerine ilişkin, ''Türk İslam davasını bayraklaştıran kadrolarımızı Fatiha konusunda imanını sorgulayan, Müslüman Türk milletinin izan, idrak ve insaf ölçüsüne aykırı anlayışı kınıyorum. Bu mücadele sırasında camiden çıkarken kurşunlanan, okuluna giderken bombalanan, işkenceye maruz bırakılan ülkücü ve milliyetçi düşünceye sahip insanlarımıza bu yakıştırmalar, ancak ve ancak milletimizin milli ve manevi değerlerine karşı bir niyet ve duruşu ifade etmektedir. İman ve inançlarımıza çirkefçe yapılan bu iftiraların şirke hizmet etiği açıktır'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce de Dağlıca'daki çatışmaya ilişkin, ''Şu unutulmasın ki bu ülke, sayısız evladını bu vatanın birliği ve bütünlüğünü korumak için kaybetti. Terör ve hain pusularla, yeryüzünde özgürlükler, kardeşlikler inşa edilememiştir, edilemez de. Terörü destekleyenler, terörle kendilerine dava inşa edenler, eninde sonunda kaybedecektir'' dedi.
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan da çatışma sürecinin 30 yıldır devam ettiğini, yüzyıl savaşlarının bile bu kadar sürmediğini belirterek, ''Çatışma sürecini sonlandırma görev sorumluluğu Meclisi'ndir, hepimizindir. İcraat zamanıdır. PKK bundan sonra tüm silahlı faaliyetlerine derhal son vermeli. Hükümet, operasyonel olarak silahı susturacak en acil tedbirleri bu Meclis'te birinci sıra gündeme alarak görüşmelidir'' diye konuştu.
AK Parti Grup Başkavnekili Ahmet Aydın, ''Türkiye'de ne zaman terörün son bulması için somut adımlar atılmaya başlansa maalesef hain bir olayla karşılaşıyoruz. Terör örgütü ve onu destekleyenler, süreci akamete uğratmak için başka olaylarla karşımıza çıkıyorlar. Terör örgütü ile mücadele en etkin ve kararlı bir şekilde devam edecektir. Terörü lanetliyoruz. Terörün son bulması için gereken her türlü tedbir alınacak Bu manada bütün siyasi unsurlardan da samimi davranmalarını istiyoruz. Bu acı hepimizin acısı'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nun 28 Haziran Perşembe gününü kadar çalışma programı yeniden belirlendi.
Genel Kurul'da kabul edilen Danışma Kurulu önerisine göre, Genel Kurul bugün İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun Tasarısı'nın, yarın Devlet Sırrı Kanun Tasarısı'nın, Perşembe günü de Kolluk Gözetimi Kanunu Tasarısı'nın bitimine kadar çalışacak. Tasarının Perşembe günü tamamlanamaması halinde, Genel Kurul Cuma günü saat 14.00'de toplanarak çalışmalarına devam edecek.
TBMM Genel Kurulu, 26 Haziran Salı günü 15.00-20.00, 27 Haziran Çarşamba ve 28 Haziran Perşembe günü saat 14.00 ile 20.00 saatleri arasında toplanacak.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin şehit yakınları ve gazilerle ilgili kanun teklifinin doğrudan gündeme alınması önergesi reddedildi.
Önerge üzerinde söz alan CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, şehit çocuklarına sahip çıkmanın önemine işaret ederek ''Babasızlığın ne olduğunu bilirim. Lafa gelince Türkiye güçlü bir ülke diyoruz. Türkiye'yi güçlü yapan onbinlerce şehidimizin, gazimiz vatan aşkıdır'' dedi.
AK Parti'lilere çağrıda bulunan Oran, ''Gelin bu adımı hep beraber atalım. İstersek bu yasayı bir saatte bile geçiririz. Gelin bir ezberi bozun ve bugün bunu yapalım. Elleri evet için kaldırın. bir yaraya merhem olalım'' diye konuştu.
CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt de bugün gelen şehit haberleriyle Türkiye'nin ve bütün insanlığın ağladığını belirterek, şunları kaydetti:
''TBMM çatısı buna çaresiz kalmış, seyirci oluyor. Seyirci olmaktan artık kurtulmamız gerekir. Bir araya gelip konuşmamız lazım. Biz 550 milletvekili herkesle bir araya gelip oturup konuşup çözmezsek yarın ABD, BM veya başka uluslararası kuruluşlar devreye girdiği zaman Türkiye'yi bölecek duruma getirirler. Gelin onlar müdahale etmeden biz kendi sorunumuzu çözelim. Biz neyi paylaşamıyoruz- Parti genel başkanları ne iş yaparlar- Bu genel başkanlar bizim başkanlarımızdır, niye bunlar kendi aralarında oturup bu sorunu çözmüyorlar-''
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun sorunu çözmek için Başbakan Erdoğan'la görüştüğünü hatırlatan Ögüt, bu sırada kendisine yüksek sesle laf atan MHP milletvekillerine, ''Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu başlattı, şimdi MHP de randevu versin hep beraber konuşalım. MHP'liler benim lafımı kesmeyin. Oslo'daki müzakere masasını da konuşalım. Biz Oslo'daki müzakereyi de kabul etmiyoruz. Onu da reddediyoruz'' dedi.
CHP'nin şehit yakınları ve gazilerle ilgili kanun teklifinin doğrudan gündeme alınması önergesi reddedildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, daha sonra sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddet olaylarının araştırılması amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu'nun üyelerinin seçimi yapıldı.
Genel Kurul'da İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısı'nın maddelerinin görüşmelerine geçildi.
Görüşmelerde, muhalefet partileri tasarının başlığının değiştirilmesine ilişkin önergeler verdi. CHP, tasarının adının ''İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği'', MHP,
''Çalışan Sağlığı ve İş Güvenliği'', Bağımsız İstanbul Milletvekili Levent Tüzel de ''İşçi Sağlığı ve Güvenliği'' önerisinde bulundu.
CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, kanunun asıl adının ''İşçi Sağlığı ve Güvenliği'' olduğunu, ancak AK Parti'nin bunu değiştirdiğini belirterek, ''AKP'nin işçiye baktığı mantık açıkça görülüyor'' dedi.
MHP Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel, çalışan insanın öncelikli olması için değişiklik önergesi verdiklerini, ancak Hükümet'in buna karşı çıkmasını anlayamadıklarını dile getirdi.
Levent Tüzel de iş kazalarında, karından kısmayarak işçi maliyetlerini düşürmeye çalışan kapitalistlerin sorumlu olduğunu, AK Parti Hükümeti'nin de bunun için çalıştığını ileri sürdü.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ise çalışma hayatının bir bütün olarak ele alınması, bu nedenle tasarının bütün unsurları içermesi gerektiğini söyledi. Çelik, ''(İş sağlığı güvenliği) dediğiniz zaman çalışanı da çalıştıranı da iş yerini de kapsıyor. Bu, uluslararası bir tanımlama. 'Çalışan sağlığı' dediğiniz zaman işvereni ve iş yerini dikkate almamış olursunuz. 'İşçi sağlığı' derseniz memurları dikkate almıyorsunuz'' diye konuştu.
Tasarının 7. maddesinde karar yeter sayısının bulunamaması üzerine TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşime bir saat ara verdi.
CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, sadece kanun çıkararak iş kazalarının engellenemeyeceğini kaydetti. Kuşoğlu, ''Bu tasarı yürürlüğe girdiğinde inşallah iş kazalarında önemli düşüş olur. Ama sadece kanunla bunun olacağını düşünmüyorum. AB ilerleme raporlarında da belirtilen eleştiriler inşallah zayıflayacaktır. Ama bunun, daha önce görüştüğümüz toplu görüşme yasasını toplu sözleşmeye çevirdiğimizde olduğu gibi fiyaskoyla sonuçlanmamasını diliyorum. Toplumda gerektiği gibi bir etkiyi sağlaması lazım'' diye konuştu.
BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, iş kazalarında devletin sorumluluğunun arttırılmasına ilişkin önerge verdiklerini belirterek, sadece AB istediği için değil, Türkiye'de bir daha işçi ölümlerinin ve iş kazalarının gerçekleşmemesi için bu düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyledi.
CHP Samsun Milletvekili Haluk Koç, katılımcı bir kanun tasarısıyla karşı karşıya olmadıklarını belirterek, ''Demokrasi güçlenecek ama bunu finans çevrelerinin güdümünde, devlet karar alarak, kanun çıkartarak değil, halkın taleplerini mutlaka yasama hayatına geçirerek güçlenecek'' dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter, tasarının başlığını eleştirerek, ''İşin sağlığı olmaz. Bu, çalışanı görmezden gelen bir anlayışı doğurur. Bu anlayış, işçiyi insan olarak değil bir üretim aracı olarak kabul eden anlayıştır. AKP'nin gündeminde işçinin sağlığı güvenliği yok, işin güvenliği var'' değerlendirmesinde bulundu.
CHP Erzincan Milletvekili Muharrem Işık, hükümetin meslek örgütlerini kapsam dışı bırakmaya çalıştığını savunarak, bu şekilde herhangi bir başarıya ulaşılamayacağını ifade etti. Ülkedeki en önemli sorunlardan birinin kayıt dışı işçi çalıştırılması olduğunu kaydeden Işık, bu konunun sık gündeme getirilmesine rağmen, çözüm için gerekli adımların atılmadığını belirtti.
MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, tasarıda eksiklerin bulunduğunu, çünkü hükümetin, muhalefetin sesini, sivil toplum kuruluşlarının fikirlerini dikkate almadığını ileri sürdü. Tasarı hazırlanırken, meslek örgütleriyle yeterince çalışma yapılmadığının anlaşıldığını savunan Günal, ''Tasarı, işi tamamıyla materyalleştiren, insanı öncelemeyen bir şekilde hazırlanmış'' ifadesini kullandı.
Tasarı üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Bakan Çelik, ev hizmetlerinin yapılan düzenlemenin kapsamı dışında tutulduğuna ilişkin, ''Bir kere iş akdi oluşmuş değil'' dedi. Ev hizmetlerinde çoğunlukla kadınların çalıştığını ve kayıt dışı bir uygulamanın söz konusu olduğunu kaydeden Çelik, ''Bu konuda farklı bir düzenleme içinde olduğumuzu daha önce ifade etmiş idim. Mevzuatımızdaki eksiklikler giderilmeli. Bunun çözümü için istihdam bürolarıyla ilgili bir çalışmamızın olduğunu ifade etmek istiyorum'' diye konuştu.
İş sağlığı güvenliği kavramıyla ilgili birçok değerlendirme yapıldığına dikkati çeken Çelik, 2000 tarihinde kanun hükmünde kararname ile çok önemli değişiklikler yapıldığını, bunlardan birinin de İşçi Sağlığı Daire Başkanlığı olarak bilinen birimin, İş Sağlığı Güvenliği Genel Müdürlüğü olarak değiştirilmesi olduğunu hatırlattı.
Türk Hava Yolları çalışanlarının durumuyla ilgili sorular üzerine Çelik, şunları kaydetti:
''THY ile ilgili Yönetim Kurulu Başkanıyla görüşmemizi yaptık. Konu yargıya intikal ettirilmiş, bundan dolayı yaşanan bir yargı süreci var. Tarafların görüşleri var. Biz de arabulucu boyutuyla görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Umarım sağlıklı neticelenir. Bu süreç içinde herkes yasal çerçevede tavır sergilediğini söylüyor. THY de bu bir grevin neticesi değildi, mevcut mevzuatımıza aykırı kanunsuz bir eylemdi diyor. İki taraf da mahkemeye götürmüş durumda, yargı neticesini beklemek durumundayız.''
****HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ***
AK Parti Muğla Milletvekili Ali Boğa, 10 Haziran'da Fethiye'de meydana gelen depremin hasarsız bir şekilde atlatılmasından dolayı mutlu olduklarını söyledi. Depremin ardından ''tsunami'' söylentilerinin çıkarıldığını, halkın geceyi sokakta geçirdiğini anlatan Boğa, bu söylentinin Fethiye'de turizmi de olumsuz etkilediğini ifade etti.
CHP Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat, yurt dışındaki vatandaşların oy kullanmasına ilişkin yasal düzenlemenin yapıldığını, ancak bu vatandaşlara aynı zamanda seçilme hakkının verilmemesinin bir eksiklik olduğunu söyledi. Özbolat, en az 25 kişilik bir Avrupa milletvekilliği oluşturulmasının, AB sürecinde de ülkeye önemli katkılar sunabileceğini dile getirdi.
MHP Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu, Kahramanmaraş'taki orman yangınının, tüm müdahalelere rağmen söndürülemediğini, yangının 24 saat sonra kendiliğinde sona erdiğini ifade etti. Dedeoğlu, orman yollarının henüz açılmamış olmasının müdahaleyi güçleştirdiğini ifade etti.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, Dağlıca'daki çatışmaya ilişkin söz isteyen grup başkanvekillerine söz verdi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, bölücü saldırıların yoğunlaştığını belirterek, ''Bu hain ve kalleş saldırılar, maalesef Dağlıca'da 8 canımızı aldı. Ateş, Türk milletinin ocağına düşmüştür. 'Şehitler ölmez, vatan bölünmez' demeye devam edeceğiz. Bölücülerin tuzağına milletimizi düşürmeyeceğiz'' diye konuştu. Vural, Hükümet'e verilen sınır ötesi operasyon yetkisinin etkinlikle kullanılması gerektiğini, şehitlerin ve Türk milletinin vebalinin, bu yetkiyi kullanmayanların üzerinde olacağını söyledi.
Vural ayrıca, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''ülkücü hareket mensuplarını Fatiha suresini bilmediği'' yönündeki ifadelerine ilişkin, ''Türk İslam davasını bayraklaştıran kadrolarımızı Fatiha konusunda imanını sorgulayan, Müslüman Türk milletinin izan, idrak ve insaf ölçüsüne aykırı anlayışı kınıyorum. Bu mücadele sırasında camiden çıkarken kurşunlanan, okuluna giderken bombalanan, işkenceye maruz bırakılan ülkücü ve milliyetçi düşünceye sahip insanlarımıza bu yakıştırmalar, ancak ve ancak milletimizin milli ve manevi değerlerine karşı bir niyet ve duruşu ifade etmektedir. İman ve inançlarımıza çirkefçe yapılan bu iftiraların şirke hizmet etiği açıktır'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce de Dağlıca'daki çatışmaya ilişkin, ''Şu unutulmasın ki bu ülke, sayısız evladını bu vatanın birliği ve bütünlüğünü korumak için kaybetti. Terör ve hain pusularla, yeryüzünde özgürlükler, kardeşlikler inşa edilememiştir, edilemez de. Terörü destekleyenler, terörle kendilerine dava inşa edenler, eninde sonunda kaybedecektir'' dedi.
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan da çatışma sürecinin 30 yıldır devam ettiğini, yüzyıl savaşlarının bile bu kadar sürmediğini belirterek, ''Çatışma sürecini sonlandırma görev sorumluluğu Meclisi'ndir, hepimizindir. İcraat zamanıdır. PKK bundan sonra tüm silahlı faaliyetlerine derhal son vermeli. Hükümet, operasyonel olarak silahı susturacak en acil tedbirleri bu Meclis'te birinci sıra gündeme alarak görüşmelidir'' diye konuştu.
AK Parti Grup Başkavnekili Ahmet Aydın, ''Türkiye'de ne zaman terörün son bulması için somut adımlar atılmaya başlansa maalesef hain bir olayla karşılaşıyoruz. Terör örgütü ve onu destekleyenler, süreci akamete uğratmak için başka olaylarla karşımıza çıkıyorlar. Terör örgütü ile mücadele en etkin ve kararlı bir şekilde devam edecektir. Terörü lanetliyoruz. Terörün son bulması için gereken her türlü tedbir alınacak Bu manada bütün siyasi unsurlardan da samimi davranmalarını istiyoruz. Bu acı hepimizin acısı'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nun 28 Haziran Perşembe gününü kadar çalışma programı yeniden belirlendi.
Genel Kurul'da kabul edilen Danışma Kurulu önerisine göre, Genel Kurul bugün İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun Tasarısı'nın, yarın Devlet Sırrı Kanun Tasarısı'nın, Perşembe günü de Kolluk Gözetimi Kanunu Tasarısı'nın bitimine kadar çalışacak. Tasarının Perşembe günü tamamlanamaması halinde, Genel Kurul Cuma günü saat 14.00'de toplanarak çalışmalarına devam edecek.
TBMM Genel Kurulu, 26 Haziran Salı günü 15.00-20.00, 27 Haziran Çarşamba ve 28 Haziran Perşembe günü saat 14.00 ile 20.00 saatleri arasında toplanacak.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin şehit yakınları ve gazilerle ilgili kanun teklifinin doğrudan gündeme alınması önergesi reddedildi.
Önerge üzerinde söz alan CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, şehit çocuklarına sahip çıkmanın önemine işaret ederek ''Babasızlığın ne olduğunu bilirim. Lafa gelince Türkiye güçlü bir ülke diyoruz. Türkiye'yi güçlü yapan onbinlerce şehidimizin, gazimiz vatan aşkıdır'' dedi.
AK Parti'lilere çağrıda bulunan Oran, ''Gelin bu adımı hep beraber atalım. İstersek bu yasayı bir saatte bile geçiririz. Gelin bir ezberi bozun ve bugün bunu yapalım. Elleri evet için kaldırın. bir yaraya merhem olalım'' diye konuştu.
CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt de bugün gelen şehit haberleriyle Türkiye'nin ve bütün insanlığın ağladığını belirterek, şunları kaydetti:
''TBMM çatısı buna çaresiz kalmış, seyirci oluyor. Seyirci olmaktan artık kurtulmamız gerekir. Bir araya gelip konuşmamız lazım. Biz 550 milletvekili herkesle bir araya gelip oturup konuşup çözmezsek yarın ABD, BM veya başka uluslararası kuruluşlar devreye girdiği zaman Türkiye'yi bölecek duruma getirirler. Gelin onlar müdahale etmeden biz kendi sorunumuzu çözelim. Biz neyi paylaşamıyoruz- Parti genel başkanları ne iş yaparlar- Bu genel başkanlar bizim başkanlarımızdır, niye bunlar kendi aralarında oturup bu sorunu çözmüyorlar-''
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun sorunu çözmek için Başbakan Erdoğan'la görüştüğünü hatırlatan Ögüt, bu sırada kendisine yüksek sesle laf atan MHP milletvekillerine, ''Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu başlattı, şimdi MHP de randevu versin hep beraber konuşalım. MHP'liler benim lafımı kesmeyin. Oslo'daki müzakere masasını da konuşalım. Biz Oslo'daki müzakereyi de kabul etmiyoruz. Onu da reddediyoruz'' dedi.
CHP'nin şehit yakınları ve gazilerle ilgili kanun teklifinin doğrudan gündeme alınması önergesi reddedildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, daha sonra sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddet olaylarının araştırılması amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu'nun üyelerinin seçimi yapıldı.
Genel Kurul'da İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısı'nın maddelerinin görüşmelerine geçildi.
Görüşmelerde, muhalefet partileri tasarının başlığının değiştirilmesine ilişkin önergeler verdi. CHP, tasarının adının ''İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği'', MHP,
''Çalışan Sağlığı ve İş Güvenliği'', Bağımsız İstanbul Milletvekili Levent Tüzel de ''İşçi Sağlığı ve Güvenliği'' önerisinde bulundu.
CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, kanunun asıl adının ''İşçi Sağlığı ve Güvenliği'' olduğunu, ancak AK Parti'nin bunu değiştirdiğini belirterek, ''AKP'nin işçiye baktığı mantık açıkça görülüyor'' dedi.
MHP Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel, çalışan insanın öncelikli olması için değişiklik önergesi verdiklerini, ancak Hükümet'in buna karşı çıkmasını anlayamadıklarını dile getirdi.
Levent Tüzel de iş kazalarında, karından kısmayarak işçi maliyetlerini düşürmeye çalışan kapitalistlerin sorumlu olduğunu, AK Parti Hükümeti'nin de bunun için çalıştığını ileri sürdü.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ise çalışma hayatının bir bütün olarak ele alınması, bu nedenle tasarının bütün unsurları içermesi gerektiğini söyledi. Çelik, ''(İş sağlığı güvenliği) dediğiniz zaman çalışanı da çalıştıranı da iş yerini de kapsıyor. Bu, uluslararası bir tanımlama. 'Çalışan sağlığı' dediğiniz zaman işvereni ve iş yerini dikkate almamış olursunuz. 'İşçi sağlığı' derseniz memurları dikkate almıyorsunuz'' diye konuştu.
Tasarının 7. maddesinde karar yeter sayısının bulunamaması üzerine TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşime bir saat ara verdi.
CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, sadece kanun çıkararak iş kazalarının engellenemeyeceğini kaydetti. Kuşoğlu, ''Bu tasarı yürürlüğe girdiğinde inşallah iş kazalarında önemli düşüş olur. Ama sadece kanunla bunun olacağını düşünmüyorum. AB ilerleme raporlarında da belirtilen eleştiriler inşallah zayıflayacaktır. Ama bunun, daha önce görüştüğümüz toplu görüşme yasasını toplu sözleşmeye çevirdiğimizde olduğu gibi fiyaskoyla sonuçlanmamasını diliyorum. Toplumda gerektiği gibi bir etkiyi sağlaması lazım'' diye konuştu.
BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, iş kazalarında devletin sorumluluğunun arttırılmasına ilişkin önerge verdiklerini belirterek, sadece AB istediği için değil, Türkiye'de bir daha işçi ölümlerinin ve iş kazalarının gerçekleşmemesi için bu düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyledi.
CHP Samsun Milletvekili Haluk Koç, katılımcı bir kanun tasarısıyla karşı karşıya olmadıklarını belirterek, ''Demokrasi güçlenecek ama bunu finans çevrelerinin güdümünde, devlet karar alarak, kanun çıkartarak değil, halkın taleplerini mutlaka yasama hayatına geçirerek güçlenecek'' dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter, tasarının başlığını eleştirerek, ''İşin sağlığı olmaz. Bu, çalışanı görmezden gelen bir anlayışı doğurur. Bu anlayış, işçiyi insan olarak değil bir üretim aracı olarak kabul eden anlayıştır. AKP'nin gündeminde işçinin sağlığı güvenliği yok, işin güvenliği var'' değerlendirmesinde bulundu.
CHP Erzincan Milletvekili Muharrem Işık, hükümetin meslek örgütlerini kapsam dışı bırakmaya çalıştığını savunarak, bu şekilde herhangi bir başarıya ulaşılamayacağını ifade etti. Ülkedeki en önemli sorunlardan birinin kayıt dışı işçi çalıştırılması olduğunu kaydeden Işık, bu konunun sık gündeme getirilmesine rağmen, çözüm için gerekli adımların atılmadığını belirtti.
MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, tasarıda eksiklerin bulunduğunu, çünkü hükümetin, muhalefetin sesini, sivil toplum kuruluşlarının fikirlerini dikkate almadığını ileri sürdü. Tasarı hazırlanırken, meslek örgütleriyle yeterince çalışma yapılmadığının anlaşıldığını savunan Günal, ''Tasarı, işi tamamıyla materyalleştiren, insanı öncelemeyen bir şekilde hazırlanmış'' ifadesini kullandı.
Tasarı üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Bakan Çelik, ev hizmetlerinin yapılan düzenlemenin kapsamı dışında tutulduğuna ilişkin, ''Bir kere iş akdi oluşmuş değil'' dedi. Ev hizmetlerinde çoğunlukla kadınların çalıştığını ve kayıt dışı bir uygulamanın söz konusu olduğunu kaydeden Çelik, ''Bu konuda farklı bir düzenleme içinde olduğumuzu daha önce ifade etmiş idim. Mevzuatımızdaki eksiklikler giderilmeli. Bunun çözümü için istihdam bürolarıyla ilgili bir çalışmamızın olduğunu ifade etmek istiyorum'' diye konuştu.
İş sağlığı güvenliği kavramıyla ilgili birçok değerlendirme yapıldığına dikkati çeken Çelik, 2000 tarihinde kanun hükmünde kararname ile çok önemli değişiklikler yapıldığını, bunlardan birinin de İşçi Sağlığı Daire Başkanlığı olarak bilinen birimin, İş Sağlığı Güvenliği Genel Müdürlüğü olarak değiştirilmesi olduğunu hatırlattı.
Türk Hava Yolları çalışanlarının durumuyla ilgili sorular üzerine Çelik, şunları kaydetti:
''THY ile ilgili Yönetim Kurulu Başkanıyla görüşmemizi yaptık. Konu yargıya intikal ettirilmiş, bundan dolayı yaşanan bir yargı süreci var. Tarafların görüşleri var. Biz de arabulucu boyutuyla görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Umarım sağlıklı neticelenir. Bu süreç içinde herkes yasal çerçevede tavır sergilediğini söylüyor. THY de bu bir grevin neticesi değildi, mevcut mevzuatımıza aykırı kanunsuz bir eylemdi diyor. İki taraf da mahkemeye götürmüş durumda, yargı neticesini beklemek durumundayız.''
****HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ***
