2011-12-06 - 14:35
TÜRKİYE-AB KPK 67. TOPLANTISI BRÜKSEL'DE YAPILDI
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) 67. Toplantısı, Brüksel'de gerçekleşti. Avrupa Parlamentosu'nun (AP) ev sahipliğindeki toplantıda söz alan TBMM ve AP üyeleri AB'nin artık Türkiye ile vizesiz seyahati başlatması gerektiği konusunda görüş birliği sağladı. KPK Eşbaşkanı ve AK Parti Siirt Milletvekili Afif Demirkıran, AB'nin Türkiye'ye vizeleri kaldırmasının ahlaki olduğu kadar hukuki bir yükümlülük de olduğunu ve hem imzalanan anlaşmaların hem de Avrupa Adalet Divanı ve AB mahkemelerinden çıkan kararların bu yönde olduğuna işaret etti.

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) 67. Toplantısı, Brüksel'de gerçekleşti. Avrupa Parlamentosu'nun (AP) ev sahipliğindeki toplantıda söz alan TBMM ve AP üyeleri AB'nin artık Türkiye ile vizesiz seyahati başlatması gerektiği konusunda görüş birliği sağladı.

67. KPK toplantısına, Türk Hükümeti adına Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Avrupa Birliği Bakanı ve Baş Müzakereci Egemen Bağış, Türkiye-AB KPK Eş Başkanı Afif Demirkıran ile AB Komisyonu adına Genişlemeden Sorumlu Komiser Stefan Füle ve Venedik Komisyonu Başkanı Gianni Buquıcchıo katıldı.

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu'nun 2 gün sürecek 67'inci toplantısı vize konusuyla başladı.

Avrupa Parlamentosu'nun (AP) ev sahipliğindeki toplantıda söz alan TBMM ve AP üyeleri AB'nin artık Türkiye ile vizesiz seyahati başlatması gerektiği konusunda görüş birliği sağladı.

Alman Hristiyan Demokrat KPK Üyesi Birgit Schnieber-Jastram, Türk vatandaşlarının yaşadığı vize sorununu ''insan hakları sorunu'' olarak değerlendirerek acil çözüm istedi.

Schnieber-Jastram, Türkiye'deki insanların Almanya'da yaşayan akrabalarını ziyaret etmek istediklerinde vize kuyruklarında sorunlar yaşadıklarını belirterek ''Bir noktadan sonra bunun bir insan hakları sorunu olduğunu düşünüyorum'' dedi.

AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Yıldırım Ramazanoğlu, vize sorunu nedeniyle Almanya'daki çok yakın bir dostunun cenazesine katılamadığını anlatarak Schnieber-Jastram'a hak verdi.

Ramazanoğlu, bir zamanlar ileri sürülen işçi akını olacağı gerekçesinin Türk ekonomisindeki olumlu gelişmelerle artık anlamını yitirdiğini kaydederek vizelerin sadece işadamları ve belli meslek grupları yerine herkes için kaldırılmasını istedi.

İngiliz Sosyalist Arlane McCarthy, AB bankalarının büyük zararlar açıklarken Türk bankalarının gayet sağlıklı olduğuna işaret ederek ''Onlardan ders almamız gerekecek. Vizeler kaldırılsın. Yoksa fırsatları kaçırıyoruz. Özellikle kriz döneminde bu konu hayati önemde. Buna hangi ülke engel oluyorsa açıklansın ve AB Komisyonu eyleme geçsin'' deyince büyük alkış aldı.

AK Parti Ankara Milletvekili Haluk Özdalga, benzer ekonomik ve sosyal göstergelere sahip Güney Amerika ülkelerinden vize istemeyen AB'nin süren katılım müzakerelerine rağmen Türk vatandaşlarından vize istemesinin çifte standart olduğuna dikkati çekti.

KPK Eşbaşkan Yardımcısı ve CHP İstanbul Millevekili Umut Oran, işadamı kimliğiyle hemen tüm AB üyelerine ihracat yapmasına rağmen vize sorunu yaşarken milletvekili olduktan sonra vizesiz seyahat etmeye başlayarak her ikisi arasındaki farkı daha iyi anladığını dile getirdi. Oran, milletvekilliği öncesinde Avrupalı tekstilcileri AB önünde temsil eden Euratex'in yönetim kurulunda olmasına rağmen Brüksel'e vize alarak gelmek zorunda kalmasının izah edilemeyeceğini belirtti.

KPK Eşbaşkanı ve AK Parti Siirt Milletvekili Afif Demirkıran, AB'nin Türkiye'ye vizeleri kaldırmasının ahlaki olduğu kadar hukuki bir yükümlülük de olduğunu ve hem imzalanan anlaşmaların hem de Avrupa Adalet Divanı ve AB mahkemelerinden çıkan kararların bu yönde olduğuna işaret etti.

AB Komisyonu İçişleri Genel Müdürlüğü'nün uluslararası işlerden sorumlu direktörü Luigi Soreca, Schengen vizesi için farklı ülkelerin talep ettiği belgelerin uyumlu hale getirilmesi, bazı gruplar için vize ücreti muafiyeti, çok girişli vizelerin payının artırılması ve Türkiye'nin bazı kentlerinde AB fonlarıyla ortak konsolosluk açılması gibi kolaylaştırıcı önlemler üzerinde çalıştıklarını belirterek bu kapsamda gelecek yıl önemli gelişmelerin olabileceğini dile getirdi.

Dışişleri Bakanlığı Göç, İltica ve Vize Genel Müdür Yardımcısı Engin Yürür ise Türkiye'nin AB'ye düzensiz göçte transit ülke olduğu şeklindeki yaklaşımı kabul etmediklerini vurguladı.

AB'nin Türkiye'ye vize serbestisi getirmesi dışında hiçbir çözümden yana olmadıklarını kaydeden Yürür, ''Sorun duvarın yüksekliği değil, duvar örülmesi'' dedi.

Yürür, AB ile taslak metninde uzlaşma sağlanan geri kabul anlaşmasını ancak üye ülkelerin Türkiye ile vize serbestisi müzakerelerini yürütmesi konusunda AB Komisyonu'na yetki vermesi halinde imzalayacaklarını ifade etti.

Genel Müdür Yardımcısı Yürür, AB'nin bir yandan Türkiye'ye vize uygularken diğer yandan Türkiye'nin hangi ülkelerle vizeleri kaldırıp kaldırmayacağına asla karışamayacağını vurguladı.

Toplantının 2. oturumunda AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve AB Genişleme Komiseri Stefan Füle'nin de katılımıyla katılım müzakereleri ve yeni anayasa çalışmaları değerlendirildi.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, KCK operasyonlarına yönelik eleştirilerle ilgili ''dün PKK-ya karşı gösterilen müsamaha bugün KCK'ya karşı gösteriliyor'' dedi.

Avrupa Parlamentosu'nun (AP) evsahipliğinde düzenlenen 67'inci Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) toplantısında konuşan Bağış, ''Türkiye, 30 yıldır masum halka kurşun sıkan bir terör örgütüyle mücadele ediyor. PKK sadece Türkiye'nin meselesi değil. Türkiye'den çok Avrupa'nın da meselesidir. Çünkü bizim vatandaşlarımızı belki mermilerle katlediyor olabilir ama sizin gençlerinizi de şu anda Avrupa'daki en geniş uyuşturucu ağına sahip, en geniş insan kaçakçılığı ağına sahip, en geniş suç çetesi ağına sahip bir yapıyla tehdit etmektedir. Sizin gençlerinizi de uyuşturucuyla zehirlemektedir, onları da katletmektedir'' şeklinde konuştu.

AB Bakanı Bağış, ''Düne kadar PKK'ya gösterilen müsamahanın bugün KCK'ya karşı gösterildiği, hatta AB ilerleme raporlarında KCK operasyonlarının eleştirildiği düşünüldüğünde bizim de bu süreci sizlerle daha açık konuşmamız gerektiğine inanıyorum'' diyerek Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'in 3 Ekim 2010 tarihinde katıldığı bir TV programında KCK'yı tanımlarken ''KCK yürütme kurulu başkanı Karayılan'ın kendisidir. KCK zaten PKK'nın adıdır. PKK adını KCK olarak değiştirmiştir'' şeklinde konuştuğunu aktardı.

Egemen Bağış, ''PKK, AB'nin terör örgütü listesinde yer alırken PKK'nın farklı bir adı olarak, şehir yapılanması olarak, paralel devlet mekanizması olarak ortaya çıkan KCK operasyonların eleştirilmesini ben Avrupa'nın tutarlığıyla çok inandırıcı bulamıyorum. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyetinden bizim dostlarımız müttefiklerimiz kurtulmalıdır. Çünkü bu bana dokunmayan yılan bugün Avrupa'nın evinin içine girmiştir'' dedi.

Başmüzakereci Bağış, Türkiye'nin AB'den vizesiz seyahat talebini dile getirirken AB Genişleme Komiseri Stefan Füle'nin salona girdiğini görünce ''Stefan, vizeleri kaldırmanız gerektiğini söylüyordum'' diyerek milletvekillerini güldürdü.

Geçmişte Türkiye'nin de bazı yanlışlarıyla katkıda bulunduğu vize sorununun bugünün şartlarında artık çözülmesi gerektiğini belirten Bağış, ''Kaldı ki vize serbestisi Türkiye'nin AB ile imzaladığı anlaşmalardan kaynaklanan hakkıdır ve milletimize anasının ak sütü gibi helaldir. Avrupa Birliği ile yarım asırdır entegrasyon sürecinde olan, bugün birçok AB üyesi ülkeyi geride bırakan bir Türkiye'ye hala katı bir vize rejimi uygulanması AB açısından makul gerekçelerle açıklanabilecek bir durum değildir. Belize'nin, Paraguay'ın, Uruguay'ın, Sırbistan'ın ve Bosna Hersek'in vatandaşları AB üyesi ülkelere vizesiz gidip gelebilirken, AB ile bu kadar köklü ve tarihi bir birlikteliğe sahip olan Türkiye asla böyle bir muameleyi hak etmiyor'' ifadesini kullandı.

Avrupa Parlamentosu'nun evsahipliğinde AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ve AB Genişleme Komiseri Stefan Füle'nin de katılımıyla gerçekleştirilen 67'inci Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) toplantısında Hollandalı ırkçı milletvekili Barry Madlener yine ''olay çıkardı''.

Oturumda söz alarak ''Türkiye gibi bir ülke AB'ye ait değildir. Çünkü geri kalmış İslami bir ideolojisi vardır ve bu Avrupa'ya ait bir durum değildir. İslam ve özgürlük bir arada yer alan iki kavram olamaz'' dedi.

Türkiye'de basının ve internetin kısıtlandığını, kadınlara ve eşcinsellere şiddet olaylarının gittikçe arttığını savunan Madlener, ''Hatta Türkiye'deki karikatüristler dahi mahkemeye çıkarılmaktan korkar hale geldiler. Bu büyük bir skandaldır'' dedi.

Daha sonra çerçevelettiği, Bahadır Baruter'e ait, yargılanan karikatürü havaya kaldıran ve Bağış'a hediye etmek istediğini söyleyen Madlener, sırasından kalkarak kürsüye yöneldi. KPK Eşbaşkanı Afif Demirkıran, yanından geçerken müdahale ettiği Madlener'in elinden karikatürü almaya çalışırken yere düşürdü. Bu sırada Bakan Bağış'ın ''Bırakın gelsin, (karikatürünü) almayın'' dediği duyuldu.

Avrupa kanadından KPK Eşbaşkanı Helene Flautre, ''Çok teşekkür ederiz Sayın Madlener, Medyatik girişimlerinizi daha önce de gördük. Siz bizi kişisel propagandanız için kullanıyorsunuz. Asıl bu bir skandaldır'' dedi.

Türk kanadından KPK Eş başkanı Afif Demirkıran ise ''Bazı arkadaşlar bu platformu sadece ve sadece provakasyon yapmak için kullanıyor. Bu bir Avrupa parlamenterine yakışmaz. Bakın bu kişi dün toplantıya geldi, çok önemli bir konu konuşulmasına rağmen hoşuna gitmediği için geri gitti ve arkadaşlarımızdan bir tanesine 'Ben yarın geleceğim ve Sayın Bağış'la kavga edeceğim' demiş. Burası bir kavga yeri değil çözüm yeridir'' şeklinde konuştu.

Bakan Bağış, Madlener'in kavga etmek istediğini duyunca ''Gelsin, onun cüssesi yetmez'' diye müdahalede bulundu.

Bağış, daha sonraki konuşmasında ''Maalesef Avrupa'da ırkçılık hastalığından muzdarip olanlar var. Onları Mevlana'nın 'gel, ne olursan ol yine gel' anlayışıyla, Yunus Emre'nin 'yaratılanı yaratandan ötürü severiz anlayışıyla'' tedavi etmeye hazır olduğumu burada vurgulamak istiyorum'' dedi.
AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye'de basına hiçbir şekilde hükümet kaynaklı bir baskı olmadığını vurgulayarak ''Basın özgürlüğünün tehdit altında olduğu hangi ülkede, basın özgürlüğü tehlikede diye nara atabilirsiniz'' diye sordu

Avrupa Parlamentosu'nun (AP) evsahipliğinde düzenlenen 67'inci Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) toplantısında konuşan Bağış, ''Daha birkaç ay önce Türk milletinin yüzde 50 oyunu alan ve 9 yıl boyunca tarihte görülmemiş bir reform sürecine imza atan AK Parti Hükümetinin basın özgürlüğüne aykırı tutum ve davranışlar içine girebileceğini düşünmek bir tutarsızlıktır'' ifadesini kullandı.

Türkiye'de basının özgür olmadığı iddialarının ''Türkiye'deki vesayetçi sistemin kalıntılarının yürüttüğü bir manipülasyondan'' ibaret olduğunu kaydeden Bağış, ''Bu manipülasyona Avrupa Birliğinin alet edilmeye çalışılması ve bunda da nisbi ölçüde başarıya ulaşılması düşündürücüdür. Açık söylüyorum, biz özgürlükler konusunda sınır tanımayan bir anlayışı temsil eden bir siyasi hareketten geliyoruz. AK Parti yıllarca çile çekmiş, özgürlüklerin kısıtlanmasından büyük zarar görmüş ve bugün özgürlüklerin kıymetini en iyi anlayacak bir harekettir, böyle bir kadrodur. Bu manipülasyonlara karşı şu gerçeği dile getirmek zorunda kalıyoruz. Türkiye'de gazetecilik yaptığı için hapse atılan, tutuklanan tek bir gazeteci dahi yoktur'' şeklinde konuştu.

Egemen Bağış, ''Bugün tutuklu olarak yargılanan, hüküm giyen gazetecilerin hepsi de farklı suçlardan hüküm giymişlerdir veya yargılanmaktadır. Gazeteci olduğu için, basın mensubu olduğu için eğer bir kişinin suç işleme özgürlüğüne sahip olması savunuluyorsa biz orada olmayız, bunu savunmayız.

Bu kampanyayı yürüten ve buna alet olan çevrelere sesleniyorum. Basın özgürlüğünün tehdit altında olduğu hangi ülkede, basın özgürlüğü tehlikede diye nara atabilirsiniz- Özgürlüklere inancı kalmamış hangi yönetim anlayışında yıllardır konuşamadıklarını konuşabilir, her konuyu özgürce tartışabilirsiniz-'' dedi.

''Türkiye'de basın özgürlüğünün gerçek anlamda tehdit edildiği, sansürün bir yöntem olarak kabul gördüğü ve uygulandığı, medyanın tek tipleştirmenin bir aracı olarak kullanıldığı'' dönemleri gördüklerini anlatan Bağış, ''Ama biz o dönemleri bugün tarihin tozlu sayfalarına çoktan havale ettik ve bir daha da o tozlu raflardan indirilmesine müsaade etmeyiz. Türkiye'de artık tabular yıkılırken, özgürlüklerin hinterlandı sürekli genişlerken basın özgürlüğü tehdit altında şeklinde bir kampanya yapmak asla iyi niyetli bir yaklaşım değildir, basın özgürlüğünden yana bir tutum da değildir'' ifadesini kullandı.

Bağış AB'ye, Türkiye kamuoyundaki olumsuz bakışı değiştirmek için ''vizeleri kaldırmayı, terör suçlularını Türkiye'ye iade etmeyi, Kıbrıs sorununda üçüncü bir yol takip etmeyi, Türk liderlerini AB zirvelerine davet etmeyi ve katılım müzakerelerinde fasıllara getirilen siyasi engelleri kaldırmayı'' önerdi.

Bağış, oturumun ardından AB Genişleme Komiseri Stefan Füle'yle görüştü. (14.35)