2010-06-08 - 21:25
TBMM SANAYİ KOMİSYONU...
Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda kabul edildi.
Orman alanları, araştırma geliştirme faaliyetleri ile tasarım ve süreç doğrulama
testlerinin yapıldığı merkezlerin kurulması için Sanayi ve Ticaret Bakanlığına
bedelsiz tahsis edilecek.

Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı,
TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda
kabul edildi.

Tasarı, ''Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) faaliyeti'', ''Yenilik'',
''Kurucu Heyet'' ve ''Yazılım''ı yeniden tanımlarken, ''Ar-Ge personeli'',
''Araştırmacı'', ''Teknisyen'', ''Destek Personeli'', ''Kuluçka Merkezi
(İnkübatör)'', ''Teknoloji Transfer Ofisi'' ve ''Teknolojik Ürün'' tanımlarını
getiriyor.

Tasarı, Ar-Ge faaliyetini; ''Araştırma ve geliştirme, kültür, insan ve
toplumun bilgisinden oluşan bilgi dağarcığının artırılması ve bunun yeni süreç,
sistem ve uygulamalar tasarlamak üzere kullanılması için sistematik bir temelde
yürütülen yaratıcı çalışmalar'' şeklinde tanımlıyor.

Teknoloji Geliştirme Bölgesi ile ilgili başvuruları değerlendirmek
amacıyla oluşturulan ''Değerlendirme Kurulu''nda Maliye Bakanlığı temsilcisi de
yer alacak.

Bakanlar Kurulu, Değerlendirme Kurulunun uygun görüşü, Sanayi ve Ticaret
Bakanlığının teklifiyle, bölge kuruluşunun yanı sıra bölgeye ek alan katılmasına
ya da bölge sınırı değişikliğine de karar verecek.

Teknik sorumluluğu, yönetici şirket tarafından belirlenecek proje
mükellifi ve fenni mesule ait olmak üzere İmar Kanunu hükümlerine uygun olarak
hazırlanan uygulama projeleri, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca onaylanacak.

Yürürlüğe giren uygulama imar planına göre, arazi kullanımı, yapı ve
tesislerin projelendirilmesi, inşasıyla ilgili ruhsat ve izinler, İmar Kanun
hükümlerine uygun olarak bakanlık tarafından verilecek.

Bölgelerde ihtiyaç duyulacak araziler, Kamulaştırma Kanunu hükümlerine
göre sağlanabilecek.

Bölge alanları içinde yer alan üniversite arazileri, üniversitelerin
uygun görüp izin vermeleri durumunda, mülkiyeti ilgili üniversitede kalmak
kaydıyla bölgenin yönetici şirketine tahsis edilebilecek. Bu durum, diğer kamu
kurum ve kuruluşlarına ait araziler için de geçerli olacak.

Bölge içerisinde yer alan Hazinenin özel mülkiyetinde veya devletin
tasarrufu altında bulunan taşınmazlar üzerinde, Maliye Bakanlığınca bedeli
karşılığında irtifak hakkı tesis edilecek veya kullanma izni verilecek. İrtifak
hakkı veya kullanma izninin ilk yıl bedeli, yatırım konusu taşınmazın yüzde 3'ü
olacak.

İrtifak hakkı tesis edilen ve kullanma izni verilen bu taşınmazlar
üzerinde yapılacak faaliyetlerden hasılat payı alınmayacak.

Tasarıyla, teknoloji geliştirme bölgesi kurulacak alanda veya bölgenin
bulunduğu ilde; üniversite, yüksek teknoloji enstitüsü, kamu AR-GE merkez ya da
enstitüsünün olması, sanayi potansiyelinin bulunması ile finansal yeterlilik
şartı getiriliyor.

Teknoloji geliştirme bölgesi yönetici şirketinde, kooperatifler ile
TESK'e bağlı birlik ve odaların da yer almasına imkan sağlayan tasarı, yerel
yönetimlerin de yönetici şirkete ortak olabilmesinin yolunu açıyor.

Yönetici şirket, teknoloji geliştirme bölgesine ait her türlü alt yapı ve
üst yapı hizmetlerini yürütecek; kuluçka merkezi ve teknoloji transfer
ofislerinin kurulması, bölgenin amacına uygun yönetilmesinden sorumlu olacak.

Yönetici şirketin amacı doğrultusunda faaliyet göstermediğinin tespiti
halinde, bakanlık mahkemeye başvurarak, yönetici şirketin yönetim kurulu
üyelerinin görevlerinin sona erdirilmesini, şirketin yönetimi için kayyum tayin
edilmesini ve yönetici şirketin tasfiyesini isteyebilecek.

Yönetici şirket ortaklarından üniversiteler, yüksek teknoloji enstitüleri
ya da kamu AR-GE merkez veya enstitüleri, yönetici şirkete taahhüt ettikleri
sermaye payını, döner sermaye gelirlerinden ödeyebilecek.

Teknoloji geliştirme bölgelerinde ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde
yabancı uyruklu yönetici ve vasıflı Ar-Ge personeli çalıştırılabilecek.

Kuluçka merkezi inşasının da destek ve muafiyetler kapsamına alınmasını
öngören tasarı, arazi temini konusundaki bakanlık desteğini kaldırıyor.

İşletmeler, bölgede başlatılıp sonuçlandırdıkları Ar-Ge projeleri sonucu
elde ettikleri teknolojik ürünün yatırımını, bölge içinde yapabilecek.

Tasarı, teknoloji geliştirme bölgelerindeki faaliyetlerin Kamu İhale
Kanunu hükümlerinden muaf tutulmasını öngörüyor.

Teknoloji geliştirme bölgesi yönetici şirketlerin kazançları, bölgede
faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, yazılım ve Ar-Ge
faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları, 31 Aralık 2023 tarihine kadar gelir
ve kurumlar vergisinden muaf olacak.

Bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı, Ar-Ge ve destek personelinin
ücretlerindeki vergi muafiyeti de 31 Aralık 2013'den 31 Aralık 2023'e
çekilecek.

Ar-Ge personelinin, bölge dışında geçirmesi gereken süreye ait ücretlerin
bir kısmı, gelir vergisi kapsamı dışında tutulacak.

Ar-Ge faaliyetleri ile tasarım ve süreç doğrulama testlerinin yapıldığı
merkezlerin kurulması için Orman Kanuna göre orman sayılan alanlardan Hazineye
ait olan alanlar Maliye Bakanlığınca; diğer yerler ise Çevre ve Orman
Bakanlığınca, Sanayi ve Ticaret Bakanlığına bedelsiz olarak tahsis edilecek.

Tahsis edilecek alan, il genelindeki orman sayılan yerlerin binde 2'sini
geçemeyecek.

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, tasarının görüşmelerinde yaptığı
konuşmada, teknolojik gelişmeyi sağlayan buluş ve yeniliklerin ana kaynağının,
araştırma-geliştirme faaliyetleri olduğuna işaret etti.

Geçmişten bugüne kadar, gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler
arasında oluşan farkın temelinde, Ar-Ge faaliyetlerinin bulunduğunu kaydeden
Ergün, ''Gelişmiş ülkelerin sahip olduğu ekonomik gücün arkasında, bilgi ve
teknolojiye dayanarak yüksek katma değer üreten bir sanayi örgütlenmesinin
bulunduğu herkesin kabul ettiği bir gerçektir. Şiddeti her geçen gün artan
küresel rekabet ortamında, dünya ülkelerini teknolojiyi üreten ülkeler ve
teknolojiyi satın alan ülkeler olarak ikiye ayırmak mümkündür'' diye konuştu.

Ergün, Türkiye'de Ar-Ge harcamalarının, son yıllarda hızlı bir yükseliş
içinde olsa da gelinen seviyenin henüz yeterli olmadığını söyledi.

Bilgiye sahip olmak, bu bilgiyi teknoloji üretimine dönüştürmek ve
inovasyon yapabilmek için üniversitelere ve sanayiye önemli görevler düştüğüne
dikkati çeken Ergün, ülkelerin refah ve kalkınmışlık düzeyini, o ülkedeki
sanayinin gelişmişlik düzeyinin belirlediğini belirtti.

Ergün, ihracat içinde sanayi ürünlerinin payının yüzde 90'ı aştığını
vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Türkiye'nin ihracat yapısı içerisinde yüksek teknoloji ürünlerinin payı
sadece yüzde 5,1 iken, söz konusu ürünlerin AB ihracatındaki payı yüzde 21,5'tir.
Türkiye'nin kaybedecek vakti yoktur, aksine başka ülkeler bir adım atıyorsa, biz
birkaç adım birden atmalıyız.

Son yıllarda, dünyada Ar-Ge harcamalarını en hızlı artıran ülkeler
arasında ilk sıralarda yer alıyoruz. İnşallah 2013 yılına kadar Ar-Ge
harcamalarının GSYİH içindeki payını yüzde 2'ye kadar çıkaracak ve gelişmiş ülke
standardını yakalamış olacağız. Ancak bütçe ayırmakla iş bitmiyor, kullanılan
kaynakların doğru alanlara ve doğru projelere yönelmesini de sağlamak
gerekiyor.''

Bakan Ergün, teknoparkların, sanayinin teknolojik gelişmesinde itici güç
olmasını hedeflediklerini vurguladı. Ergün, göreve geldikleri 2002'de Türkiye'de
kurulu teknopark sayısının 2'den 38'e ulaştığını, bunların 26 tanesinde üretime
başlandığını bildirdi. (21.25)