2011-02-23 - 18:03
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulunda, uluslararası anlaşmaların onaylanmasını içeren 3 yasa tasarısı kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, uluslararası anlaşmaların
onaylanmasını içeren 3 yasa tasarısı kabul edildi.

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Bölgesinde Deniz Otoyollarının
Geliştirilmesi Hakkında Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Tasarısı, Devletlerin Ayda ve Diğer Gök Cisimlerindeki Faaliyetlerini
Düzenleyen Anlaşmamıza Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı,
Türkiye ile Yunanistan Arasında İpsala-Kipi Sınır Geçiş Bölgesinde İki Ülke
Arasında İkinci Bir Karayolu Sınır Geçişi Köprüsü İnşa Edilmesine İlişkin
Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı, kabul edilerek
yasalaştı.

CHP Bursa Milletvekili Onur Öymen, Türkiye ile Yunanistan arasında
imzalanan anlaşmayı içeren tasarı üzerinde yaptığı konuşmada, Türk ve Yunan
devlet adamlarının iki ülke ilişkilerinde ''Farklı dil'' kullandıklarını
söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Yunanistan'ı ziyaretinde, ''İki ülke
arasında kadim dostluk var. İlişkilerde yeni bir dönemece girdik. Deniz ve ekmeği
paylaşacağız. Dostluğumuz dünyaya örnek olsun'' dediğini hatırlatan Öymen, buna
karşılık Yunanistan Başbakanı Papandreu'nun, Erzurum'da ''Türkiye Kıbrıs'ta
işgalcidir'' dediğini kaydetti.

Yunanistan Cumhurbaşkanı Papulyas'ın ise Ermenistan Cumhurbaşkanı
Sarkisyan ile görüşmesinde ''Sizi ve bizi aynı barbarlar katletti'' dediğini
belirten Öymen, ''Türk-Yunan ilişkileri tarihinde hiçbir Yunan devlet adamı böyle
ağır hakarette bulunmamıştır. Buna aynı düzeyde hak ettiği cevabı vereceksiniz.
Bunu yapacak olan Hükümet'tir'' dedi.

Yunanistan'ın sınıra tel örgü çekeceğini ifade eden Öymen, ''Bunun anlamı
Yunanistan'ın, Türkiye ile AB arasına demirperde çekmek üzere olduğudur. Pek çok
ülkeden kaçak göçmen geçişi var, hangi ülkeler arasında tel örgü var? Sadece
bizimkinde olacakmış. Bunlar dostane olmayan yaklaşımlardır. Türkiye daima
Yunanistan ile ilişkilerinde iyi niyetli, barışçıl ve iş birliğine açık
davranmıştır'' diye konuştu.

CHP Edirne Milletvekili Rasim Çakır da aynı konuya değinerek, ''Berlin
Duvarı yıkılırken, tel örgüyle sınır geçişini engelleme doğru değil. Bu konuda
Dışişleri Bakanlığına önemli görev düşüyor'' görüşünü ifade etti.

MHP Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı ise Yunanistan ile vize
sorununu ortadan kaldırmak gerektiğini savunarak, iş adamlarının bölgede iş
yaparken bu nedenle ciddi zorluklarla karşılaştığını söyledi.

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, öğrencilerin
lise son sınıfta, kanuna karşı hile denilebilecek şekilde, 25 günlük rapor için
sağlık kuruluşlarını meşgul ettiğini belirterek, ''Aileleri ve öğrencileri, çoğu
zaman gerçek durumlarını yansıtmayan, adeta onları yalan söylemeye teşvik eden bu
raporların alınması yükünden kurtarmak adına devamsızlık haklarını 25 günle ve
veli iznine tabi olacak bir düzenlemeyle sonuçlandırdık'' dedi.

TBMM Genel Kurulunda, bazı uluslararası anlaşmaları onaylayan kanun
tasarılarının görüşmeleri sürüyor.

Çubukçu, tasarıların görüşmeleri sırasında milletvekillerinin sorularını
yanıtlarken, hükümetleri döneminde ortaöğretim süresinin 4 yıla çıkarıldığını,
lise son sınıfın, yüksek öğrenime geçiş sınavına hazırlığa denk geldiğini
anımsattı.

Bugüne kadar üniversite sınavında sorulan soruların birçoğunun, okulda
öğrenilen konulardan çıkmadığını, çoğunlukla müfredat dışı olduğunu belirten
Çubukçu, ''2003-2006 yılları arasında müfredatın yenilenmesiyle tamamen müfredat
odaklı, çocukların okula devamını sağlamaya yönelik, okulda öğrendiklerinden
sorumlu tutulacakları bir sınav sistemine doğru ilerledik'' diye konuştu.

Çubukçu, merkezi sınav uygulamasından sonra, sınav sistemi üzerinde
yapılan uygulamalar nedeniyle öğrencilerin liselerdeki eğitimden değil,
alternatif eğitim kurumlarından aldıkları eğitimdeki sorulardan sorumlu
tutulduklarını söyledi.

Üniversite sınavında yıllarca müfredattan soru sorulmadığını dile getiren
Çubukçu, ''Eğitim kurumlarımızda öğretilenlere güvenmiyor değiliz. Tam tersine
okullarımızdaki öğrettiğimiz bilgilere güveniyoruz, burada öğrettiğimiz
bilgilerle çocukları sorumlu tutuyoruz'' dedi.

Çubukçu, üniversite sınavına hazırlanırken, özellikle lise son sınıfta,
çok uzun yıllardır uygulanan bir yöntemin olduğuna işaret ederek, şöyle devam
etti:

''Çocuklarımızın 20 gün devamsızlık hakkı, 25 gün de raporlu olarak okula
gelmeme hakları var. Gençlerimiz, adeta kanuna karşı hile diyebileceğimiz
şekilde, lise son sınıfta 25 günlük rapor için sağlık kuruluşlarımızı, bu manada
meşgul etmekte. Hepimizin çok açıklıkla bildiği, gerçek durumu yansıtmayan,
sağlık durumu konusunda hiçbir sorunu olmayan gençlerimizin rapor almaları adeta
bir vaka olarak önümüzde duruyor. Yaklaşık 500 bine yakın gencimizin hepsinin,
rapor almak için sağlık kuruluşlarını meşgul ettikleri, çoğu zaman da gerçek
durumlarını yansıtmayan, adeta onları yalan söylemeye teşvik eden bu raporların
alınması yükünden aileleri ve öğrencileri kurtarmak adına devamsızlık haklarını
25 günle ve veli iznine tabi olacak şekilde düzenlemeyle onların fiili
durumlarını bir şekilde gözönüne alarak sonuçlandırdık. Bu durumdan hem veliler
hem öğrencilerimiz eğitim sistemimiz adına son derece memnuniyet şeklinde geri
dönüşüm aldık. Herhangi şikayet söz konusu değil. Gençlerimizin eğitim
öğretimlerini aksatmadan sınava hazırlanmaları en büyük temennimizdir.''

Genel Kurulda, Uluslararası Kalkınma Hukuku Örgütünün Kuruluşu Hakkında
Anlaşmaya Katılmayı Uygun Bulan Kanun Tasarısı, Türkiye ile Bahreyn Arasında
Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasını
Uygun Bulan Kanun Tasarısı kabul edildi.

TBMM Genel Kurulunda, Türkiye ile bazı ülkeler
arasında imzalanan uluslararası anlaşmaların onaylanmasını içeren 7 yasa tasarısı
kabul edilerek yasalaştı.

Genel Kurulda kabul edilen tasarılar şunlar:

-Türkiye ile Lüksemburg Büyük Dükalığı Arasında Gelir ve Servet Üzerinden
Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma
Anlaşmasını Değiştiren Protokol ve İlgili Notaların Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Yasa Tasarısı,

-Türkiye ile Arnavutluk Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması ile Kurulan
Ortak Komitenin Ek Menşeli Ürünler Kavramının Tanımı ve İdari İşbirliği
Yöntemlerine İlişkin Protokol 2'nin Değiştirilmesi Hakkında 1/2009 Sayılı
Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Yasa Tasarısı,

-Türkiye ile Norveç Krallığı Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde
Çifte Vergilendirmeyi önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının ve
Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı,

-Türkiye ile Slovenya Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı
Yardım Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı,

-D-8 Üyesi Ülkeler Arasında Gümrük Konularında Çok Taraflı İdari Yardım
Anlaşmasının Onaylanmasının uygun Bulunduğuna Dair Yasa Tasarısı,

-Türkiye ile Beyaz Rusya Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve
Karşılıklı Yardım Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Yasa
Tasarısı,

-D-8 Üye Devletleri arasında Tercihli Ticaret Anlaşmasının ve Anılan
anlaşmanın ekini Oluşturan D-8 Üyesi Devletler Arasında Tercihli Ticaret
Anlaşmasına (TTA) İlişkin Menşe Kurallarının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Yasa Tasarısı.

CHP Malatya Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, çifte vergilendirmeyi önleyen
bir anlaşmanın Libya ile de yapılması gerektiğini belirterek, ''Böyle bir anlaşma
yapılmadığı için sorun yaşanıyor. Libya'da iş yapan müteahhitler, 'Paramızı
Türkiye'ye getirmek, Türk bankalarında tutmak istiyoruz' diyorlar. Bunun için
çifte vergilendirmeyi önleyen bir anlaşmayı mutlaka Libya ile de yapmamız
gerekiyor. Libya yüzde 41 vergi alıyor. Yaşanan olaylar nedeniyle tüm bankalar ve
özellikle Eximbank'ın bu ülkede iş yapan müteahhitlere kredi açması lazım''
dedi.

MHP Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın, Türkiye'nin dünya ekonomileri arasındaki sıralamasıyla ilgili olarak
''Türkiye'yi 26. sıradan 16. sıraya getirdik'' dediğini belirterek, ''Başbakan
yalan söylemeyeceğine göre herhalde birileri kendisini fena halde kandırmaktadır.
Türkiye, 1993'te dünyanın 15. büyük ekonomisi olmuştur, bir daha 17. sıranın
altına hiç düşmemiştir. 8,5 yıllık iktidarınıza rağmen 15. sıraya getiremediniz.
Ortada başarı değil başarısızlık vardır. İktidarınızda işsizlik, cari açık ve
yoksulluk büyüdü, çatlak sesler yükselmeye ve milletin kulaklarını tırmalamaya,
milletin asabını bozmaya devam etmiştir'' dedi.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, MHP Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın'ın ''292
milyon dolara satılan Tekel'in içki bölümünün, şimdi 8 kat fazlasına satılmasını
nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusuna karşılık, şirketlerin iyi yönetilmesi
halinde bazen 8 kat değil, 20, 30 kat arttığını gördüklerini belirtti.

Şimşek, ''2007 yılında Citibank'ın değeri 250 milyar dolardı. Ama krizin
zirvesinde değeri onda birine düşmüştür. Türkiye'de biz iktidara gelmeden özel
bir banka 90 milyar dolara alınmışken, daha sonra 1,2 milyar avroya satılmıştır.
Demek ki o dönemde satışlar, o düzeydeydi, sonradan birileri geldi ürün
çeşitliğinden tutun, pazarlamasına kadar, yönetim değişti, katma değeri yükseldi,
karlılığı yükseldi ve değeri yükseldi'' dedi.

MHP'li milletvekillerinin tepki göstermesi üzerine, ''Şirketlerin
değerleri kat be kat artıyor. Bunun size yüzlerce örneğini getirelim'' diyen
Şimşek, nasıl yönetildiğine ve karlılığına bağlı olarak şirketlerin değerinin
artıp düşebildiğini kaydetti. Şimşek, ''Bugün Türkiye'de geçmişe doğru bakın,
100-200 milyonluk şirketler bugün milyarlarca dolar ediyor. özel sektörde de
kamuda da bu böyledir'' diye konuştu.

MHP'li Yalçın'ın ''Ben şirketin 10 kat değere ulaşmasını, 10 kat ucuza
satılması olarak değerlendiriyorum. Aksi halde şirketin karlılığının artması gibi
bir sonuca ulaşacaksak, Türkiye'de rakı içenlerin 10 kat artmış olması gerekir.
Böyle olursa o da sizin ayrı bir başarınız olması gerekir'' demesi üzerine
Şimşek, şöyle konuştu:

''Türkiye zenginleşiyor. Her sektörde katma değer artıyor. Şirketlerin
değeri artıyor. Size bir örnek vereyim; Garanti Bankası bundan 2-3 yıl önce
yarısına İtalyanlar sahip oluyordu, sonra kendileri vazgeçtiler. Şimdi yüzde
24'ünü 5 milyar doların üzerinde fiyatla sattılar. Mey İçki'nin de karı arttığı
için böyle yüksek değer veriliyor. Türkiye'nin değeri artıyor, gelişiyor,
kalkınıyor, büyüyor. Sanal büyümede 760 bin araba satılır mı, 6-7 milyon beyaz
eşya satılır mı. Satılıyorsa sanal değil gerçektir. Karlar arttığı
için....Bankaların şirketlerin karı artmıştır, ona göre değerlenmiştir. Bu,
şirketin ucuza satıldığı anlamına gelmez. Şirketi yanlış yönetirsen iflas eder,
değeri sıfırlanır. Şirketi iyi yönetirseniz değeri 100 kat da artar. Bunun
örnekleri dünyada da Türkiye'de de vardır. Olaya bu çerçevede bakmak lazım.''

MHP'li Serdaroğlu'nun eleştirilerine de yanıt veren Şimşek, şöyle
konuştu:

''Sayın Başbakanımızın söylediği şu: Türkiye'nin Türk lirası cinsinden
milli geliri var. Diyelim ki 2011 yılı için 1.2 trilyon lira. Bunu o senenin
ortalama dolar kuruna bölüyorsunuz, bu şekilde çıkan bir rakam var. Bütün dünyada
böyle yapılır. 2010 yılı için bizim tahmin ettiğimiz rakam 740-750 milyar dolar.
2002'de aynı yöntemle hesaplanan milli gelir, 230 milyar dolar. Başbakan'ın
söylediği sıralama bu çerçevedeki sıralamadır ve o anlamda doğrudur. 1990 yılında
Türkiye'nin aynı yöntemle milli geliri, 198 milyar dolardı. Sıralamalara böyle
bakılırsa Başbakanımızın dediğinde hata yoktur, doğrudur. Ama satın alma gücü
paritesini esas alırsanız, tabii ki farklı rakamlara ve sıralamalara, sonuçlara
ulaşabilirsiniz.''

TBMM Genel Kurulunda, Türkiye ile bazı ülkeler
arasında imzalanan uluslararası anlaşmaların onaylanmasını içeren 7 yasa tasarısı
kabul edilerek yasalaştı.

Genel Kurulda kabul edilen tasarılar şunlar:

-Türkiye ile Lüksemburg Büyük Dükalığı Arasında Gelir ve Servet Üzerinden
Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma
Anlaşmasını Değiştiren Protokol ve İlgili Notaların Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Yasa Tasarısı,

-Türkiye ile Arnavutluk Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması ile Kurulan
Ortak Komitenin Ek Menşeli Ürünler Kavramının Tanımı ve İdari İşbirliği
Yöntemlerine İlişkin Protokol 2'nin Değiştirilmesi Hakkında 1/2009 Sayılı
Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Yasa Tasarısı,

-Türkiye ile Norveç Krallığı Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde
Çifte Vergilendirmeyi önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının ve
Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı,

-Türkiye ile Slovenya Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı
Yardım Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı,

-D-8 Üyesi Ülkeler Arasında Gümrük Konularında Çok Taraflı İdari Yardım
Anlaşmasının Onaylanmasının uygun Bulunduğuna Dair Yasa Tasarısı,

-Türkiye ile Beyaz Rusya Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve
Karşılıklı Yardım Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Yasa
Tasarısı,

-D-8 Üye Devletleri arasında Tercihli Ticaret Anlaşmasının ve Anılan
anlaşmanın ekini Oluşturan D-8 Üyesi Devletler Arasında Tercihli Ticaret
Anlaşmasına (TTA) İlişkin Menşe Kurallarının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Yasa Tasarısı.

CHP Malatya Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, çifte vergilendirmeyi önleyen
bir anlaşmanın Libya ile de yapılması gerektiğini belirterek, ''Böyle bir anlaşma
yapılmadığı için sorun yaşanıyor. Libya'da iş yapan müteahhitler, 'Paramızı
Türkiye'ye getirmek, Türk bankalarında tutmak istiyoruz' diyorlar. Bunun için
çifte vergilendirmeyi önleyen bir anlaşmayı mutlaka Libya ile de yapmamız
gerekiyor. Libya yüzde 41 vergi alıyor. Yaşanan olaylar nedeniyle tüm bankalar ve
özellikle Eximbank'ın bu ülkede iş yapan müteahhitlere kredi açması lazım''
dedi.

MHP Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın, Türkiye'nin dünya ekonomileri arasındaki sıralamasıyla ilgili olarak
''Türkiye'yi 26. sıradan 16. sıraya getirdik'' dediğini belirterek, ''Başbakan
yalan söylemeyeceğine göre herhalde birileri kendisini fena halde kandırmaktadır.
Türkiye, 1993'te dünyanın 15. büyük ekonomisi olmuştur, bir daha 17. sıranın
altına hiç düşmemiştir. 8,5 yıllık iktidarınıza rağmen 15. sıraya getiremediniz.
Ortada başarı değil başarısızlık vardır. İktidarınızda işsizlik, cari açık ve
yoksulluk büyüdü, çatlak sesler yükselmeye ve milletin kulaklarını tırmalamaya,
milletin asabını bozmaya devam etmiştir'' dedi.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, MHP Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın'ın ''292
milyon dolara satılan Tekel'in içki bölümünün, şimdi 8 kat fazlasına satılmasını
nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusuna karşılık, şirketlerin iyi yönetilmesi
halinde bazen 8 kat değil, 20, 30 kat arttığını gördüklerini belirtti.

Şimşek, ''2007 yılında Citibank'ın değeri 250 milyar dolardı. Ama krizin
zirvesinde değeri onda birine düşmüştür. Türkiye'de biz iktidara gelmeden özel
bir banka 90 milyar dolara alınmışken, daha sonra 1,2 milyar avroya satılmıştır.
Demek ki o dönemde satışlar, o düzeydeydi, sonradan birileri geldi ürün
çeşitliğinden tutun, pazarlamasına kadar, yönetim değişti, katma değeri yükseldi,
karlılığı yükseldi ve değeri yükseldi'' dedi.

MHP'li milletvekillerinin tepki göstermesi üzerine, ''Şirketlerin
değerleri kat be kat artıyor. Bunun size yüzlerce örneğini getirelim'' diyen
Şimşek, nasıl yönetildiğine ve karlılığına bağlı olarak şirketlerin değerinin
artıp düşebildiğini kaydetti. Şimşek, ''Bugün Türkiye'de geçmişe doğru bakın,
100-200 milyonluk şirketler bugün milyarlarca dolar ediyor. özel sektörde de
kamuda da bu böyledir'' diye konuştu.

MHP'li Yalçın'ın ''Ben şirketin 10 kat değere ulaşmasını, 10 kat ucuza
satılması olarak değerlendiriyorum. Aksi halde şirketin karlılığının artması gibi
bir sonuca ulaşacaksak, Türkiye'de rakı içenlerin 10 kat artmış olması gerekir.
Böyle olursa o da sizin ayrı bir başarınız olması gerekir'' demesi üzerine
Şimşek, şöyle konuştu:

''Türkiye zenginleşiyor. Her sektörde katma değer artıyor. Şirketlerin
değeri artıyor. Size bir örnek vereyim; Garanti Bankası bundan 2-3 yıl önce
yarısına İtalyanlar sahip oluyordu, sonra kendileri vazgeçtiler. Şimdi yüzde
24'ünü 5 milyar doların üzerinde fiyatla sattılar. Mey İçki'nin de karı arttığı
için böyle yüksek değer veriliyor. Türkiye'nin değeri artıyor, gelişiyor,
kalkınıyor, büyüyor. Sanal büyümede 760 bin araba satılır mı, 6-7 milyon beyaz
eşya satılır mı. Satılıyorsa sanal değil gerçektir. Karlar arttığı
için....Bankaların şirketlerin karı artmıştır, ona göre değerlenmiştir. Bu,
şirketin ucuza satıldığı anlamına gelmez. Şirketi yanlış yönetirsen iflas eder,
değeri sıfırlanır. Şirketi iyi yönetirseniz değeri 100 kat da artar. Bunun
örnekleri dünyada da Türkiye'de de vardır. Olaya bu çerçevede bakmak lazım.''

MHP'li Serdaroğlu'nun eleştirilerine de yanıt veren Şimşek, şöyle
konuştu:

''Sayın Başbakanımızın söylediği şu: Türkiye'nin Türk lirası cinsinden
milli geliri var. Diyelim ki 2011 yılı için 1.2 trilyon lira. Bunu o senenin
ortalama dolar kuruna bölüyorsunuz, bu şekilde çıkan bir rakam var. Bütün dünyada
böyle yapılır. 2010 yılı için bizim tahmin ettiğimiz rakam 740-750 milyar dolar.
2002'de aynı yöntemle hesaplanan milli gelir, 230 milyar dolar. Başbakan'ın
söylediği sıralama bu çerçevedeki sıralamadır ve o anlamda doğrudur. 1990 yılında
Türkiye'nin aynı yöntemle milli geliri, 198 milyar dolardı. Sıralamalara böyle
bakılırsa Başbakanımızın dediğinde hata yoktur, doğrudur. Ama satın alma gücü
paritesini esas alırsanız, tabii ki farklı rakamlara ve sıralamalara, sonuçlara
ulaşabilirsiniz.''

(20.47)