2006-06-28 - 15:30
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, son günlerde konuşulan ittifak senoryolarının, bir şekilde siyasetin dışında kalmış ama yine de siyasetin içinde etkili rol edinmek isteyen kişilerin zorladıkları, çoğu kendi partisine muhalefet mahiyeti taşıyan, muhalefete muhalefet hareketi olduğunu söyledi.
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, partisinin grup toplantısında,
son günlerde konuşulan ittifak senaryolarına değindi. Türkiye'yi birleştirmeye
yönelik çok iyi girişimler olduğunu, bu tür girişimleri senaryolardan ayrı
tuttuğunu belirten Mumcu, ''Bu senaryoların çoğu, sözüm ona iktidara
muhalefet için, işbirliği görüntüsü altında bir şekilde siyasetin
dışında kalmış, ama yine de siyasetin içinde etkili rol edinmek
isteyen kişilerin zorladıkları, çoğu kendi partisine muhalefet
mahiyeti taşıyan, muhalefete muhalefet hareketidir'' dedi.
''Bunlar, bilerek veya bilmeyerek, isteyerek veya istemeyerek
iktidarın değirmenine su taşıyorlar'' diyen Mumcu, şöyle devam etti:
''Oluşumlar veya birleşimler bizim partimizin dışındadır. Bu tür
girişimler, partiye hayat veren, birçok fedakarlığa katlanan on
binlerce insanın emeğine saygısızlıktır'' dedi.
''FUTBOL TAKIMI TUTAR GİBİ PARTİ TUTMAK YOK ARTIK''
Partilerin hiç kimsenin malı olmadığını, milletin malı olduğunu
ifade eden Mumcu, ''çatı şurası, adres burası'' diyerek yol
gösterilmeyeceğini vurguladı. ''Demokrasinin yolu belli; ittifakı
milletle kuracaksınız'' diyen Mumcu, oluşacak bir çatı içinde milletin
yer alması gerektiğini, aksi halde bu çatının değersiz olacağını
söyledi. Erkan Mumcu, şöyle devam etti:
''İçine kendilerinin gireceği bir çatı kurmaları, milleti hiç
ilgilendirmez, hiç memnun etmez. 'Çatı kuralım, bize iyi bir yer
düşer' diyerek siyaset yapanlara sesleniyorum; Siyaset bu değil.
Yanlışın nerede olduğunu görmeden doğruyu bulamazsınız. Futbol takımı
tutar gibi parti tutmak yok artık. İyi niyetli, milleti birleştirmeye,
istikrarlı demokrasiye dönük her türlü girişimde biz varız. Kendi
nefsimizi, arzumuzu bir kenara bırakmaya hazırız. Biz olmasak da
içinde milletin olduğu oluşum yaşasın.''
''TAŞIDIKLARI HEVES, BOŞUNA BİR HEVESTİR''
Türkiye'nin dört bir yanında kıt kanaat imkanlarla, merkezden
yardım almadan, partinin geçmiş dönem borcunu ödeyip masraflarını
karşılayanların emeğinin üstünde tasarrufta bulunma hakkı olmadığını
ifade eden Mumcu, ''Onların emeklerini alacağım, birilerine ciro
edeceğim; var mı böyle bir şey? Perde arkasında oyun pozisyonu
tasarlayan insanlar, eninde sonunda neyin olmayacağını görecekler''
diye konuştu.
Mumcu, partiyi 'öldü, bitti' denilen bir durumda sahiplenerek
yaşattıklarını belirterek, ''Partiye canını, kanını verenlerin
emeklerini, birinin lehine veya aleyhine asla keşide etmedim, etmem
de... Kimse böyle bir şey beklemesin. Bizi bu yönde baskı altına
almaya çalışanlar -hiçbir isim ortada gezmez- bilsinler ki taşıdıkları
heves boşuna bir hevestir. Biz sıkı mücadeleyi göze alarak yola
çıktık'' dedi.
"BUNUN BEDELİNİ HÜKÜMETLER ÖDÜYOR"
Grup toplantısında ekonomik gelişmelere de değinen Mumcu
Dövizde 2. dalgalanmanın sonbaharda patlayacağını belirterek Merkez
Bankasının rezerv eksiltmeye devam etmesi, piyasaya müdahale etme
imkanının bulunmaması, ''yani elindeki silahta hiçbir mermi
olmadığının bilinmesi'' halinde dövizin yükseleceğini ve makasın Türk
Lirası aleyhine biraz daha açılacağını öne sürdü.
Mumcu, önlem alınmaması halinde, 4 yıldır izlenen filmin yeniden
izleneceğini ve milletin kölelik yapmaya devam edeceğini iddia ederek,
''Hala aynı tuzağın içine düşmek için herhalde ya gafil ya da hain
olmak lazım. Neden hain? Bunun bedelini hükümetler ödemiyor, millet
ödüyor'' dedi.
Son bir yılda tarım kesiminden kente 1 milyon 28 bin insanın göç
ettiğini, bu insanların işsizliği artırdığını ve şehirlerdeki
olayların artmasına neden olduğunu kaydeden Mumcu, Hükümetin, yanlış
politikalarla ülkeyi bu duruma mahkum ettiğini savundu.
Mumcu, 5 bin dolar olduğu söylenen kişi başına düşen milli gelirin
3 bin 500 dolara düştüğünü ifade ederek, ''Suç sadece Hükümette değil,
Millet olarak bir rüyanın içindeydik. Dünyanın hiçbir yerinde almadığı
faizi aldığı için, yabancı para Türkiye'deydi'' diye konuştu. Mumcu,
şöyle konuştu:
''Millet için yararlı olan politikaları hayata geçirmediği,
popülist olarak olaylara yaklaştığı, Türkiye'nin altın değerinde 4
yılını çöpe attıkları için, ülkeyi köleliği mecbur ettikleri için bu
hükümet sorumludur. Ama tek sorumluluk bu Hükümetin değildir. Hükümeti
günah keçisi ilan ederek kendi sorumluluğumuzdan kurtulmaya; millet,
medya, iş dünyası, sivil toplum olarak sorumluluğumuzdan kurtulmaya
hakkımız yoktur'' dedi.
''MODERN KÖLELİK''
Yatırım malları ve ara malları üretiminin durduğunu ve ihracatın
ithalata bağımlı hale geldiğini öne süren Mumcu, ''Bu, size modern
kölelik yaptırılıyor demek'' dedi.
Türkiye'nin, ''Avrupa KOBİ'lerinin Çin'i'' olduğu zaman kendi
ayakları üzerinde duran ve borç almak zorunda olmayan bir ülke
konumuna geleceğini ifade eden Mumcu, ''Bunun politikası, bu hükümetin
uyguladığı politika değil, Özal'ın uyguladığı politikadır'' dedi.
Erkan Mumcu, Hükümetin, ''ülkede likidite ve para bolluğu varken,
sıcak para içeriye girerken kerameti kendinde gördüğünü'' ifade
ederek, ''(Siz, otomatik pilotta uçan bir uçağın başında vın vın
yapıyorsunuz, uçak türbülansa girdiğinde ne olacağını göreceğiz)
diyordum. Şimdiki durum ortada'' dedi.
Bu hükümetten bir an önce kurtulunması gerektiğini savunan Mumcu,
Hükümetin, imtiyazlı kesimlerin lehine kurulduğunu, o kişilerin
''yeminli, taahhütlü bekçisi'' konumuna geldiğini iddia etti.
Erkan Mumcu, ''Bunlar çalıp çırparken, bazıları 'Bunlar
muhafazakardır' diyorlardı. Ben ise 'Bunlar tamahkardır' diyordum.
Muhafazakarlık soylu bir şeydir. Çalmak, muhafazakar olanlara helal
filan da değildir. Kimse 'Ben namaz kıldım, oruç tuttum, yeterince
bonus biriktirdim' deyip hırsızlık yapma, kul hakkı yeme hakkına sahip
değildir'' diye konuştu.
İstanbul'da 57 trilyon liranın, ''meslek edindirme kursu'' adı
altında AK Parti'ye destek veren kişilere dağıtıldığını öne süren
Mumcu, ''AK Parti'nin yöneticileri, Sayın Başbakan, bunun yalan
olduğunu, gidip karılarının, çocuklarının gözlerine bakarak söylesin.
Bırakın milletin yüzüne bakmayı; sizin karınızın, çoluğunuzun,
çocuğunuzun birbirinizin yüzüne bakacak yüzünüz yok'' dedi.
Mumcu'ya, konuşmasının ardından, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın
büyük boy tablosu hediye edildi.
