2011-11-03 - 14:30
KADIN ERKEK FIRSAT EŞİTLİĞİ KOMİSYONU?
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, AK Parti Kocaeli Milletvekili Azize Sibel Gönül başkanlığında toplandı.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, AK Parti Kocaeli Milletvekili Azize Sibel Gönül başkanlığında toplandı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, komisyona yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi, milletvekillerinin sorularını cevapladı.

Toplumun yarısını oluşturan kadınlarla ilgili süreci, üç bakış açısıyla yönettiklerini ifade eden Şahin, birey olarak kadının güçlendirilmesini önemsediklerini söyledi. Şahin, kadının birey olarak güçlendirilmesinin, koruyucu, önleyici tedbir olarak karşılarına çıktığını belirtti. Şahin, kız çocuklarının eğitilmesi, ekonomik olarak güçlendirilmesinin, bakanlığın en önemli çalışma alanlarını oluşturduğunu kaydetti.

Şahin, sorunlara hızlı çözüm bulacak hem hukuki altyapı güçlendirmek hem de uygulamada yaşanan sorunları çözecek mekanizmaları güçlendirmeyi önemsediklerini dile getirdi.

Kadının sorunlarını, tek başına kadınlarla çözmenin mümkün olmadığına işaret eden Şahin, farkındalık yaratmak, toplumu bilinçlendirmek, topyekun bir seferberlikle süreci yönetmeleri gerektiğini anlattı.

Kadının şiddetten korunmasına yönelik yasa taslağına ilişkin çalışmaların tamamlanmak üzere olduğunu bildiren Şahin, bugün anayasa hukukçularıyla taslağın son değerlendirmesini yapacaklarını vurguladı. Şahin, ''Herhalde hiçbir kanun bu kadar görüş, öneri alınarak, bu kadar katılımcılıkla değerlendirilmemiştir. En son 221 derneğin görüşü alındı. İşin bütün muhataplarının görüşü alındı, ilk haline göre ciddi manada revize ederek bu aşamaya getirdik. Bu tür sorunlara kapsamlı bakmadığımız, ufkumuzu genişletmediğimiz sürece, yarın uygulamada 'bunu niye düşünemedik' dediğimiz tecrübemiz de oldu. Katılımcılığı önemsiyoruz'' diye konuştu.

Bakan Şahin, milletvekillerinin sorularını da yanıtladı. İstanbul Sözleşmesi'nin hangi aşamada olduğuna ilişkin bir soru üzerine Şahin, Avrupa Konseyi'nin yaklaşık 3 ay önce toplantı yaptığını, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun hükümet adına bu sözleşmeyi imzaladığını anımsattı. Şahin, İstanbul Sözleşmesinin onaylanması ve kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin tasarının, birbirini tamamlayacak şekilde geçmesi için gerekli çalışmaları yaptıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Adalet Bakanlığı buna çekince koymaya uğraştı. Dışişleri Bakanımız, 'Bunu Hükümet adına imzaladım' dediği için... Uluslararası anlaşmaları ya kabul ya ret ediyorsun. Çekincesiz olarak Bakanlar Kurulunda imzaya açıldı, ben imza attım. İmzaların tamamlanıp, Meclise sevk edilmesini bekliyoruz. Bu konuda Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Meclis Başkanı Cemil Çiçek ile gerekli görüşmeleri yaptık. Paralel şekilde bunlar beraber çıksın, hukuki altyapımızla ilgili her şey tamamlansın.
Gördüğümüz bir gerçek var ki N.Ç olayında yaşadığımız gibi hukuk herşey değil. Dünyanın en mükemmel yasasını da yapsanız, ona bakan bakış, nereden bakıyorsa ona göre karar veriyor. Türk yargı sistemi içinde 11 yıl süren, rızaya dayalı bakış açısıyla çıkan, kabul edilemez, toplum vicdanını yaralayan bir karar çıkabiliyor. Bütün önlemleri yalnızca hukuki boyutta değil, diğer boyutları da bütün değişkenleri de kontrol ederek, süreci yönetmek durumundayız. Bakanlık bünyesinde özellikle kadınlarla ilgili kısmında altyapı güçlendirecek politikayı oluşturduk.''
Bakan Şahin, kadın sığınma evlerinin sayısıyla ilgili sıkıntılar olduğunu, içeriğiyle ilgili de yapılması gerekenlerin bulunduğunu kaydetti. Bir arada olmaması gereken grupların, bir arada olabildiğini ifade eden Şahin, kadın sığınma evlerinin ihtisaslaşarak, kendi içinde yapılanması gerektiğini söyledi.



AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık, Türkiye'nin imzaladığı Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi'ne(CEDAW) işaret etti.
Çalık, komitenin 2010'daki tavsiye kararları içinde atlanılan bir karar bulunduğunu vurgulayarak, ''(Eğitim, istihdam, sağlık, siyaset ve kamu yaşamında başörtüsü takma yasağından etkilenen kadınların sayısına ilişkin istatistiki veriler bir an önce hazırlanmalı, başörtüsü yasağın etkilerinin değerlendirilmek için çalışmalar yapılmalı.) Kadına karşı bir ayrımcılık olarak tespit edilen, kadına karşı başörtüsünün bir şiddet olduğu çok net ifade edilen, ilk kez CEDAW raporuna giren bu konunun sizlerin bilgisi, inanıyorum ki incelemesi içinde olacaktır. Bununla ilgili kamu kurum kuruluşlarıyla veri tabanı oluşturmak için bir çalışma yapabilir miyiz?'' sorusunu yöneltti.
Bakan Şahin, Çalık'ı şöyle yanıtladı:

''CEDAW, hepimizin önemsediği bir uluslararası sözleşmedir. Bakanlık olarak altına imza attığımız konularda yapmamız gereken taahhütleri yerine getirmek durumundayız. Başörtüsüyle ilgili söylediğimiz şey, insan hakları ihlali olduğunu, temel hak ve özgürlükler olduğunu, özgürlükler noktasında artık bu sorunun, özellikle sivil anayasa sürecinde çözülmesi gereken bir sorun olarak görüyoruz. Geriye dönük, raporun takibi konusunda en büyük sıkıntı, o konuda karar verilirken 'disiplinsizlik' suçu deyip, genel, aynen mahkeme kararında 'şiddetli geçimsizlik' deyip bir çok şeyi o bünye altında konulduğu gibi, burada da disiplin suçu maddesi altında, başörtüsü mağduru olan, olmayan, diğer genel kapsam içinde de değerlendirildiğinden dolayı bunu ayırmak kolay olmuyor. En azından bunu geriye dönük çalışmasına bakmak, bu bakış açısına göre mağduriyeti görmemiz gerekiyor. Ne kadar insanın eğitim hayatını, çalışma hayatını engelledik, ne kadar insanın psikolojisini zorladık, bozduk. Bu önemli istatistiki veridir. Biz de uluslararası sözleşmelere imza attık. İç hukuka, anayasaya göre bizim iç hukukumuz olmuş bir anayasadan bahsediyoruz. Bakanlık olarak benim gereğini yapma görevim var. Ben de gereğini yapmak için gerekli mekanizmaları çalıştıracağım.''

Komisyonda ayrıca, Kadının Statüsü Genel Müdürü Özlem Bozkurt Gevrek, genel müdürlüğün faaliyetleri hakkında bir sunum yaptı.

Kamu kurumlarıyla eğitim protokolleri imzalandığını anımsatan Gevrek, 45 bin polis, 65 bin sağlık personeli, 326 aile mahkemesi hakim ve savcısının eğitildiğini, 2015'te 100 bin din görevlisinin eğitilmesinin planlandığını bildirdi.

Gevrek, kadın sığınma evlerinin mevzuatının yeniden düzenlenmesine dair çalışmaların yürütüleceğini ifade ederek, kadın danışma ve izleme merkezlerinin kurulmasının planlandığını, bu konuda altyapı çalışmasına başladıklarını belirtti.

Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün 52, belediyelerin 24, sivil toplum kuruluşları bünyesinde ise 3 olmak üzere toplam 79 kadın sığınma ve konuk evinin bulunduğunu kaydeden Gevrek, toplam kapasitenin ise bin 700 olduğunu vurguladı. Gevrek, her gün giriş ve çıkışların farklı olduğunu, doluluğun değiştiğini belirterek, bunu ''borsa''ya benzetti.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Hatice Kara da, Kadın ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Kanun taslağı hakkında bilgi verdi.

Eski kanuna göre kapsamın daha geliştirildiğini, şiddetin tanımının yapıldığını belirten Kara, aile hakimlerinin yorumlarıyla yüksek sesle konuşmanın bile şiddet kabul edilebilineceğini söyledi.

Komisyonda ayrıca, iki alt komisyon kurulması kararlaştırıldı. Komisyon bünyesinde, ''Toplumsal cinsiyet açısından anayasa'' ve ''Toplumsal cinsiyet eşitliğinde medyanın rolü'' konulu iki alt komisyon çalışmalarını yürütecek.
Komisyonda, Yargıtayın 13 yaşındaki N.Ç.'nin, 'sanıklarla kendi rızasıyla birlikte olduğu' doğrultusundaki yerel mahkeme kararını onamasına ilişkin kararı da gündeme geldi.
AK Parti Gümüşhane Milletvekili Kemalettin Aydın, bu kararı kınadığını, bir baba olarak utandığını ifade etti.
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Zeynep Armağan Uslu, 2002'deki davanın nihai kararının 2011'de çıktığını anımsatarak, yargı sürecinin hızlandırılmasına yönelik yapılan çalışmaların önemine işaret etti. Uslu, böyle bir konunun AİHM sürecinde cezai yaptırım olarak dönecek bir dava olduğunu kaydederek, Türkiye'nin böyle davaların muhatabı olmamasını istedi.

Bazı komisyon üyeleri kararın kınanmasını istedi. CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar ise yasamanın, yargıyı kınayacağı bir kararın sakıncalı olduğunu, yargıya müdahale anlamı taşıyacağını belirtti.
CHP Balıkesir Milletvekili Nedret Akova da bunu kınayıp, aynı zamanda takipçisi de olmalarını istedi

Konuşmaların ardından komisyon, davanın takipçisi olma ve kınama kararı aldı. (14:30)