2014-02-23 - 14:51
MİT Kanunu'nda değişiklik öngören kanun teklifi, TBMM İçişleri Komisyonu'nda kabul edildi.
TBMM İçişleri Komisyonu, AK Parti Sinop Milletvekili Mehmet Ersoy başkanlığında toplandı. Dün geneli üzerindeki görüşmeleri tamamlanan Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 1. maddesi ele alınıyor.
AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin ile Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu'nun imzasını taşıyan ve MİT'e geniş yetkiler veren Teklif, 15 maddeden oluşuyor.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, görüşmesi sırasında yaptığı konuşmada, teklifin bazı maddelerine değinerek, CHP ve MHP'nin sözcülerinin BDP'ye muhalefet ettiklerini iddia etti. Kaplan,"Allah size akıl, fikir versin, siyaset versin" dedi.
CHP'li milletvekillerinin tepki göstermesi üzerine Kaplan, "sinirlenmeyin, doğruyu konuşacağız" karşılığını verdi.
Kaplan'ın muhalefete, "Teklifi veren AK Parti değil mi?" diye sorarak, şöyle devam etti?
"Barış ve çözüm süreci rahatsız mı ediyor? 1.5 senedir bir cenazenin gelmemesi, bir silahın patlamaması, barış ortamının yaşanması siyaseten yanlış mıdır? Rahatsız mı ediyor? Çözüm sürecini değerlendirirken siz yanlış strateji ve taktik uyguluyorsunuz. Eğer ben iktidarsam BDP olarak muhalefetinizi bize yapabilirsiniz. Biz size her türlü cevabı veririz. Ama bu sizin zaafınızı, zayıf yanınızı ortaya koyuyor. 30 yıllık çatışmanın 30 yılının bütününü sergilemek her siyasetçinin vicdan borcudur. 40 bin insanımızı kaybettik."
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ'ın, "30 yılın 12 yılı AKP dönemiydi" şeklinde tepki vermesi üzerine Kaplan, "Serindağ size sataşmıyorum. Sizi de çok seviyor, sayıyorum" diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay 2002'den sonra TBMM'de ilk "Kürt sorunu var" diyenin kendisi olduğunu belirterek, CHP'nin ortada bir sorun olduğunu kabul eden, çözüm ve tespitleri olan bir parti olduğunu kaydetti.
Altay, Kaplan'ın, "...cenazenin gelmemesi, bir silahın patlamaması sizi rahatsız mı ediyor?" sözünü eleştirerek, şunları söyledi:
"Ağır bir sözdür. Türkiye'de biz ne kürt ne diğer sorunlardan dolayı bırakın birinin cenazesini, burnunun kanamamasını bile istemeyiz. Bir köyde insan dışkısını insanların gözü önünde birine yedirmeye kalkarsanız o insanları devlete düşman edersiniz.
Türkiye'de sadece Kürt halkı yok. Gürcü, Çerkez, Laz halkı da var. Bu halkların hepsinin portakal dilimleri gibi bir kabuğunun olması lazım. Çözüm konusunda kimi dayatmaların, olmazsa olmaz önerilerin çözümsüzlüğe bir dayatma olduğunu düşünüyorum. Ama CHP'ye haksızlık yapmayın. CHP bu sorunun çözümü konusunda makul ve meşru bir zeminde durmaktadır. Ancak bununla beraber bize şunu dedirtemezsiniz; PKK bizce terör örgütüdür. Biz bunun aksini söylemeyiz. Bu sizi üzmesin. "
Bunun üzerine Kaplan, "Sen git bunu Şırnak'ta konuş seni alnından öpeyim. Onun için orada yoksun gözünü seveyim" dedi.
Altay ise "Şırnak'ta niye konuşayım. Şırnak'ta sen konuş. Sen de gel Sinop'ta konuş" karşılığını verdi.
TBMM İçişleri Komisyonu'nda, MİT Kanunu'nda değişiklik öngören teklifinin görüşmelerinde AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal ile MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural arasında tartışma yaşandı.
Komisyon'nda Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda değişiklik öngören yasa teklifinin görüşmeleri sürüyor. Teklifin 1. maddesi üzerinde konuşan MHP Mersin Milletvekili Mehmet Şandır, ortaya konulan ağır eleştiri ve sorulara yanıt verilmediğini belirterek, "Kurduğunuz bu paralel yapının sonuçları karşısında ne diyeceksiniz? Dün saflıkla sığındınız gerekçeye, gelecekte hangi tanımla sığınacaksınız? Yangından mal mı kaçırıyoruz? Hangi tehdit ve tehlike altındayız ki pazar günleri ve gece yarılarına kadar çalışarak hukuk kurmaya çalışıyoruz? 17 Aralık'tan sonra getirilen kanunlara bakıldığında bir telaş, endişe ve korku olduğunu görüyoruz. Bu nereden kaynaklanıyor? MİT?e zarar vermek Türkiye'ye, geleceğe zarar vermektir ama buna siz sebep oluyorsunuz. MİT, mevcut görev ve yetkileriyle bugüne kadar görevini yerine getiremedi mi?" dedi.
Şandır, karşısında oturan teklifi sahibi AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin'e "teklifiniz çelişkilerle dolu" dedi. Şahin'in "Millet iradesinin tesisi bakımından daha önemli olduğunu düşünerek teklifi veriyoruz. Milletin seçtiği Bakanlar Kurulu'na güvenmiyor musunuz?" sözlerine Şandır, "Bu memlekette Genelkurmay Başkanları bile terör örgütü kurmaktan ceza aldı. Terörle mücadele kapsamında kimi suçlamanın önünde engel var? Her kişiyi, her olayı suçlamak mümkün" karşılığını verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, söze girerek teklifin yanlış yorumlandığını savundu.
Şandır'ın konuşması sürerken MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ile AK Parti Grup Başkanvekili Ünal arasında tartışma yaşandı.
Ünal, "Devleti birbirinden ayrı ve bağımsız düşünemezsiniz. Bakanlar Kurulu gökten mi indi? Mili iradeye bu kadar mı düşmansınız" dedi. Vural'ın "Milli iradeye düşman sizsiniz, hukuka düşman sizsiniz" demesi üzerine Ünal, "Sizin yaptığınız siyaset değil, korku ve nefretle insanları kutuplaştırıyorsunuz. Oktay Vural siyaseti, korku ve nefret siyasetidir. Korkuyla siyaset yapıp siyasetten soğutuyorsunuz. Oktay Vural her zaman anti siyaset yapar. Sizi anti siyaset yapmakla itham ediyorum" karşılığını verdi.
Vural da Ünal'a, "Sen bir kere özgürlük düşmanısın, darbecisin. Rıza Sarraf'ı korumak için kanun çıkarıyorsunuz. Türklüğü ayaklar altına alanların Türkmenlerin adından söz etmeye hakkı bile yoktur. Millete küfreden insanlarla birlikte iş tutuyorsunuz. Çocuğu olmayanlara dil uzatıyorsunuz. Aileye, çocuğa nasıl dil uzatırsınız? Milletin hukukunu katledeceksiniz ondan sonra susacağız. İşleri güçleri hakaret. 11 yıldır yanlarında yürüyorsunuz, ondan sonra haşhaşi" dedi.
AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Akış da Vural'a, Türkmenlerle ilgili sözlerine tepki göstererek "Türkmenlere neler yapıldığını Şandır'a sorun, sana söylesin. Senin kafanın almayacağı kadar bu ülke büyük bir ülkedir" diye konuştu.
Tartışmalar üzerine Komisyon Başkanvekili Hüseyin Bürge, toplantıya ara verdi. Ancak tartışmalar arada da devam etti. Vural, "Eline tutuşturulup verilenleri burada konuşuyorsun" derken Ünal da "Sen kimsin konuşuyorsun, sana bu hakkı kim verdi? Bir saat boyuna hakaret etti, nefret söylemi sergiledi. Bir gün siyaset yap, bir gün de hakaret etmeden konuş ya...Bu siyaset kurumuna bir gün de çözüm söyle" karşılığını verdi.
Ünal ve bazı AK Parti'li milletvekilleri ayağa kalktı. Ünal ile Vural arasındaki sert tartışmalar sürerken, araya giren milletvekilleri Ünal'ı Komisyon salonundan çıkardı. Vural, sözlerine devam ederek, "İşleri güçleri hakaret. 11 yıldır yanlarında yürüyorlar haşhaşi, TSK bilmem ne...Ondan sonra aklanacaklar" dedi.
AK Parti'li Ünal ve milletvekillerinin salondan çıkması üzerine Komisyon Başkanı Mehmet Ersoy, MHP'li Şandır ve Vural'ın yanına gelerek, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın Komisyon'a geleceğini belirterek, "Sorunuz yanıtı verilmeyecek şeyler değil ki gelir verir" diye konuştu.
TBMM İçişleri Komisyonu'nda, MİT Yasa Teklifi'nin 2 maddesi bazı değişikliklerle kabul edildi.
Teklifin ilk iki maddesi, AK Parti milletvekillerinin verdiği değişiklik önergeleriyle kabul edildi. Buna göre, MİT Kanunu'nun, MİT'in görevlerini tanımlayan 4. maddesine "Dış güvenlik, terörle mücadele ve milli güvenliğe ilişkin konularda Bakanlar Kurulunca verilen her türlü görevi yerine getirmek", "Dış istihbarat, milli savunma, terörle mücadele ve uluslararası suçlar ile siber güvenlik konularında her türlü teknik istihbarat ve insan istihbaratı usul, araç ve sistemlerini kullanmak suretiyle bilgi, belge, haber ve veri toplamak, kaydetmek ve analiz etmek" ve "İstihbarat kapasitesini, niteliğini ve etkinliğini artırmak amacıyla, çağdaş istihbarat teşkilat usul ve yöntemlerini araştırmak, teknolojik gelişmeleri takip etmek ve uygun görülenleri temin etmek" bentleri eklendi.
Yapılan değişiklikle, "bu teşkilat Devletin güvenliği ile ilgili istihbarat hizmetlerinden başka hizmet istikametlerine yöneltilemez" ifadesi çıkarılırken, MİT'e kanunla sayılan görevler dışında görev verilemeyeceği ise korundu.
Teklifin, "Bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının görev ve yükümlülükleri"ni düzenleyen maddesinde öngörülen değişikten vazgeçildi. Buna göre, Milli İstihbarat Koordinasyon Kurulu; Başbakan'ın değil, MİT Müsteşarı'nın başkanlığında faaliyet gösterecek. Kurul 3 ayda bir MGK Genel Sekreteri veya yardımcısı, ilgili bakanlıkların müsteşarları, kurum ve kuruluşların yetkili amirleri, MİT'in ilgili başkanları ile MİT Müsteşarı'nın çağıracağı diğer kamu görevlilerinin iştirakiyle toplanacak. Kurul kararlarının bağlayacağı olacağına ilişkin ifade de metinden çıkarıldı.
İzmir'in Urla ilçesinde HDP'nin seçim bürosunun açılışında yaşanan olaylar, Komisyon'da tartışma konusu oldu.
CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, Urla'da HDP'nin seçim bürosunun açılışında protesto gösterileri yapıldığını belirtti. BDP Şırnak Milletvekili Kaplan'ın "Öyle oluyor hep...40 linç olayının Ege'de olması tesadüf değil. Kusur bakmayın, herkes yaptığı siyasi faaliyetin nelere neden olduğunu görmeli" demesine, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, "Bunları CHP'ye mal etmeyin" diyerek tepki gösterdi.
Güler, "Bügün Urla'da yaşanan olayda cümle şöyle; HDP'lilerin seçim bürosu açması ve Apo posteri açılması üzerine deniyor. Yani etnik kökenden birilerine yapılan protesto hareketi yok. Kaplan ve BDP'liler hep aynı şeyi yapıyor. Siz; CHP, MHP, AKP, BDP arasındaki siyasi tartışmaların etnik kökene yönelik olduğunu söyleyerek çok ciddi bir kışkırtıcılık yapıyorsunuz" dedi.
Bunun üzerine Kaplan, Urla'da bir siyasi partiye yönelik saldırı olduğunu savunarak, "Urla'da kim yaptı, kim o saldıranlar? Senin partindendi. Bakın Dikili'de de yaptınız. Sizin ırkçılığınız bu..." diye bağırdı.
Güler'in, "Etnik kökeni nedeniyle birilerine saldırmak ırkçılıktır. BDP'liler ile HDP'liler arasında bir siyasi kavga çıkmışsa bu siyasi tartışmadır. Türkiye'de ırkçılığı bulamazsınız. Partiye yönelik protestodan söz ediyoruz" demesine Kaplan, "hayır, protesto değil saldırı" dedi.
Daha önce başka partiler arasında da kavga olduğunu belirten Güler, Türkiye'de kimsenin etnik kökeni üzerinden yürüttüğü siyasetin olmadığını söyledi. Kaplan'ın kendilerine yönelik olarak "1,5 yıldır insanlar ölmüyor neden rahatsızsınız" demesinin insafsız bir değerlendirme olduğunu ifade eden Güler, "Türkiye'de bu sorun bitsin istiyoruz. Ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, bizim için klişe değil. Bu bizim siyasi formülümüz. Biz toprak üzerinde federasyona, millet üzerinden de farklı milliyet statülerine onay vermiyoruz. Bu siyasi tartışma...Bunun anaların gözyaşı veya kan dökülmekle hiçbir ilgisi olamaz. Bu kötü bir propaganda yoludur" diye konuştu.
Kaplan, sataşma gerekçesiyle söz alarak, muhalefetin iktidara karşı yapılması gerektiğini belirterek, Güler'in Urla'daki saldırıyı HDP ile BDP'lilerin birbirine karşı yaptığını söyleyerek olayı çarpıttığını söyledi. Ege Bölgesi'nde daha önce de benzer saldırıların olduğunu savunan Kaplan, siyaseti etnik temelde yapmadıklarını, bu nedenle partilerinde Türk olmayan ve farklı inançlara mensup insanların da bulunduğunu ifade etti.
Barajın olmaması halinde İzmir'den de milletvekili çıkarabileceklerini belirten Kaplan, masaya vurarak, "Türkiye'de Kürt yoktur diye milyonlarca Kürt yurttaşıma hakaret edilmesini kabul etmiyorum, buna isyan ediyorum. 50 yerde linç girişimi yapıldı. Bu tahrik siyasetidir ki halkları birbirine kırdırıyor. Bu kışkırtıcı ve tahrik edici siyasettir" diye bağırdı.
CHP'li Altay'ın, CHP Urla İlçe Başkanı'nı arayarak bilgi aldığını söylemesine Kaplan, "Bin kişi saldırmış mı, taş atmış mı, 4 kişi yaralı mı?" dedi. Altay'ın, "İçlerinde CHP'liler yok. Geçmiş olsun diyorum, daha ne yapayım" demesine ise Kaplan, "Size bir laf söyletmek için 20 takla attırmak lazım" karşılığını verdi. Bunun üzerine Altay, "Arkadaşımız orada yatıştırıcı rol oynamış. Ama siz Sinop'ta aynı şeyi yaptınız, sonra mahcup oldunuz. Yapmayın bir yere varmazsınız" diye konuştu.
AK Parti Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu, bir istihbarat teşkilatının bir ülkenin itibarı olduğunu ifade ederek, "TIR hadisesi hem teşkilatımıza hem de Türkiye'nin itibarına zarar vermiştir. Bunun önüne geçmek lazım" dedi.
Kavaklıoğlu, MİT Kanunu'nda değişiklikler öngören teklifin TBMM İçişleri Komisyonu'ndaki görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada, teklifin maddelerinin içeriği hakkında bilgi verdi.
"Bu niye bu zamanda buraya geldi, sırası mıydı?" şeklinde konuşmalar olduğunu belirten Kavaklıoğlu, Hatay'daki TIR hadisesine değindi. Kavaklıoğlu, "Yaşanan bu TIR hadisesi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bir milletvekili olarak benim canımı yakmıştır, içimi acıtmıştır, isyan etmişimdir" ifadesini kullandı.
Kavaklıoğlu, bunun seçimle bağlantısının yapıldığına dikkati çekerek, "Bir TIR meselesi var. Bunu hiç kimse gündeme getirmedi. Bir istihbarat teşkilatı bir ülkenin itibarıdır. Bu TIR hadisesi hem teşkilatımıza hem de Türkiye'nin itibarına zarar vermiştir. Bunun önüne geçmek lazım" diye konuştu.
AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Akış ise 17 Aralık süreciyle alakalı birçok eleştirinin yapıldığını ancak bir muhalefet milletvekilinin Adana'daki TIR meselesine bir kez bile bir itiraz dile getirmediğini söyledi.
Akış, şunları söyledi:
"En azından 'kurumların birbiriyle çatışması uygun değildir' diye hafif bir itiraz bile dile gelse bizim yüreğimize su serpilirdi. TIR hadisesi vahim bir hadisedir. Orada milli bir kurumun iki tane personeli birisi yüzbaşı birisi üsteğmen darp edilmiş, tekmelenmiş ve kelepçelenmiştir. Bu öyle üzerinden hemen geçilecek bir olay değildir. Hele kelepçeleme çok sembolik tarafı da olan bir hadisedir. Devletin içerisine çöreklenmiş o paralel yapı 'biz gerekirse milletin iradesine, bağımsızlığına da kelepçe vurabiliriz' diye söylemektedir, bunu yaparak."
Akış, Oslo görüşmeleri ve çözüm süreciyle alakalı görüşmelerin hukuka uygun yapılmadığının söylendiğini dile getirerek, "Ben buna bir hukukçu olarak karşı çıkıyorum. Ne denirse denilsin bunlar hukuka uygun yapılmaktadır. Oslo'ya gönderenden de Allah razı olsun, görüşenden de Allah razı olsun, görüşmeye devam edenden de Allah razı olsun. 13.5 aydır bir vatan evladı şehit düşmedi. Bir vatan evladını biz kaybetmedik. Ülkenin falanda elden gittiği yok. Herkesin bu boş tedirginliği de bir kenara bırakması gerekiyor" dedi.
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, "MİT'i güçlendiriyoruz diye bir şey yapmıyoruz. TBMM MİT'in ne yapıp yapmadığını bilsin, onaylasın ve gerekiyorsa değiştirsin. Şu anda yaptığımız biraz bu" dedi.
Atalay, MİT Yasa Teklifi'nin TBMM İçişleri Komisyonu'nda görüşülmesi sırasında yaptığı konuşmada, bazen çok dramatik senaryolar oluşturulduğunu ifade ederek, "Genelde 'bu cümle olursa şöyle şeyler olur' gibi. Bir istihbarat teşkilatının yasasının görüşüyoruz, herhangi bir kurumun değil. Bir bunu düşüneceğiz. İkincisi Türkiye'yi sanki böyle yeni kurulan işte çadır devleti gibi falan görmeyelim. Kurumlarımızın hepsinin gelenekleri ciddi şekilde oluşmuştur, özellikle MİT'in" diye konuştu.
Görüşmeler sırasında muhalefet milletvekilleri tarafından belirtilen eleştiri ve kaygılara ilişkin olarak da Atalay, şunları söyledi:
"Diyelim ki sizin örnek verdiğiniz bir şirketin genel müdürü, CEO'su veya bir yöneticisinden talep edecek istihbarat teşkilatı, bir firmadan bir bilgi isteyecek. Bunun normalde prosedürünün şöyle olması icap eder. Şu anda da zaten öyle. Önce orayla ilgili ortada bir konu olacak. Ya bir suç ya bir kara para aklama olacak. Yani ortada bir sorun olacak. Bunun belgeleri olacak, bunun dosyaları olacak. Müsteşarlık yazılı şekilde irtibat kurarak, en uygun şekilde firmadan bilgileri isteyecek. Bazen bir firmadan sadece bir personeliyle ilgili suça karışmış, bir bilgi isteyebilir. Bunları böyle keyfi, elinde rastgele bir kimliği var belki istihbaratın da mensubu da değil. Gelecek işte firmanın üst yöneticisinden 'ben senden şunu istiyorum.' Böyle şey olmaz. Hiçbir devlette olmaz. Hele hele bu dediğiniz çapta bizim ülkemizde olmaz. İstisnai olarak bir şeyler olabilir. Normal bir düzende, sistemde olması gerekenleri düşünmek lazım."
Atalay, şu anda istihbaratın teke indirilmediğini ifade ederek, iç güvenlikte emniyet teşkilatının, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı'nın çok güçlü olduğunu ve MİT kadar personeli bulunduğunu söyledi.
Bir de Jandarma istihbarat olduğunu anımsatan Atalay, şöyle devam etti:
"Bunun ikisi normal istihbari çalışmalarını yürütürler. MİT'in ki iç istihbarat değildir. Biz mümkün olduğunca onu iyice çıkarmak istiyoruz zaten. Uluslararası boyutu olan konularla ilgili daha çok. Sınır güvenliğiyle ilgili, sınır ötesine dönük falan. Burada da şundan emin olabilirsiniz; o koordinasyon kurulu zaten devam ediyor, önceden var. Arkadaşlarımız farklı bir şey getiriyorlardı, ikinci maddeyi değiştirdik. Oraya farklı bir koordinasyon fazlaca eleştiri aldığı için onu çıkardık. Esasen yapılanmada belki biraz farklı olacaktı. Çünkü zaten Milli Güvenlik Kurulu var. Bütün bu zevat zaten orada ve bütün istihbarat birimlerinin de temsilcileri orada oluyor. Dolayısıyla yeni bir mekanizma oluşturmayalım."
Atalay, istihbarat birimlerinin başkanlarının ayda bir biraraya geldiklerini ve değerlendirme yaptıklarını, ellerindeki konularla ilgili bilgi paylaşımı olduğunu belirterek, sadece terörle ilgili istihbari bilgilerin Kamu Güvenliği Müsteşarlığı'na da geldiğini söyledi. Oraya başka bilgi istemediklerini, sadece terörle ilgili olanları istihbarat birimlerinin oraya da gönderdiğini ifade eden Atalay, "Şu anda koordinasyon biriminin başkanı zaten MİT Müsteşarı, o öyle kalıyor. Diğerlerinin görevi devam ediyor" diye konuştu.
MİT'in şu anda kanunun yanında çalışmalarını yürüttüğü bir yönetmelik olduğunu kaydeden Atalay, "İnanın bunun üzerine çok şey gelmiyor. Sadece yeni teknolojiyi, internet gibi falan hesaba katan güncelleme oluyor. 'MİT'i güçlendiriyoruz' diye bir şey yapmıyoruz. Bu yönetmelik gizli bir yönetmelik olmasın, açık olsun, şeffaf olsun, parlamentodan geçsin, TBMM MİT'in ne yapıp yapmadığını bilsin, onaylasın ve gerekiyorsa değiştirsin. Şu anda yaptığımız biraz bu" dedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin ile Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu'nun imzasını taşıyan ve MİT'e geniş yetkiler veren Teklif, 15 maddeden oluşuyor.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, görüşmesi sırasında yaptığı konuşmada, teklifin bazı maddelerine değinerek, CHP ve MHP'nin sözcülerinin BDP'ye muhalefet ettiklerini iddia etti. Kaplan,"Allah size akıl, fikir versin, siyaset versin" dedi.
CHP'li milletvekillerinin tepki göstermesi üzerine Kaplan, "sinirlenmeyin, doğruyu konuşacağız" karşılığını verdi.
Kaplan'ın muhalefete, "Teklifi veren AK Parti değil mi?" diye sorarak, şöyle devam etti?
"Barış ve çözüm süreci rahatsız mı ediyor? 1.5 senedir bir cenazenin gelmemesi, bir silahın patlamaması, barış ortamının yaşanması siyaseten yanlış mıdır? Rahatsız mı ediyor? Çözüm sürecini değerlendirirken siz yanlış strateji ve taktik uyguluyorsunuz. Eğer ben iktidarsam BDP olarak muhalefetinizi bize yapabilirsiniz. Biz size her türlü cevabı veririz. Ama bu sizin zaafınızı, zayıf yanınızı ortaya koyuyor. 30 yıllık çatışmanın 30 yılının bütününü sergilemek her siyasetçinin vicdan borcudur. 40 bin insanımızı kaybettik."
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ'ın, "30 yılın 12 yılı AKP dönemiydi" şeklinde tepki vermesi üzerine Kaplan, "Serindağ size sataşmıyorum. Sizi de çok seviyor, sayıyorum" diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay 2002'den sonra TBMM'de ilk "Kürt sorunu var" diyenin kendisi olduğunu belirterek, CHP'nin ortada bir sorun olduğunu kabul eden, çözüm ve tespitleri olan bir parti olduğunu kaydetti.
Altay, Kaplan'ın, "...cenazenin gelmemesi, bir silahın patlamaması sizi rahatsız mı ediyor?" sözünü eleştirerek, şunları söyledi:
"Ağır bir sözdür. Türkiye'de biz ne kürt ne diğer sorunlardan dolayı bırakın birinin cenazesini, burnunun kanamamasını bile istemeyiz. Bir köyde insan dışkısını insanların gözü önünde birine yedirmeye kalkarsanız o insanları devlete düşman edersiniz.
Türkiye'de sadece Kürt halkı yok. Gürcü, Çerkez, Laz halkı da var. Bu halkların hepsinin portakal dilimleri gibi bir kabuğunun olması lazım. Çözüm konusunda kimi dayatmaların, olmazsa olmaz önerilerin çözümsüzlüğe bir dayatma olduğunu düşünüyorum. Ama CHP'ye haksızlık yapmayın. CHP bu sorunun çözümü konusunda makul ve meşru bir zeminde durmaktadır. Ancak bununla beraber bize şunu dedirtemezsiniz; PKK bizce terör örgütüdür. Biz bunun aksini söylemeyiz. Bu sizi üzmesin. "
Bunun üzerine Kaplan, "Sen git bunu Şırnak'ta konuş seni alnından öpeyim. Onun için orada yoksun gözünü seveyim" dedi.
Altay ise "Şırnak'ta niye konuşayım. Şırnak'ta sen konuş. Sen de gel Sinop'ta konuş" karşılığını verdi.
TBMM İçişleri Komisyonu'nda, MİT Kanunu'nda değişiklik öngören teklifinin görüşmelerinde AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal ile MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural arasında tartışma yaşandı.
Komisyon'nda Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda değişiklik öngören yasa teklifinin görüşmeleri sürüyor. Teklifin 1. maddesi üzerinde konuşan MHP Mersin Milletvekili Mehmet Şandır, ortaya konulan ağır eleştiri ve sorulara yanıt verilmediğini belirterek, "Kurduğunuz bu paralel yapının sonuçları karşısında ne diyeceksiniz? Dün saflıkla sığındınız gerekçeye, gelecekte hangi tanımla sığınacaksınız? Yangından mal mı kaçırıyoruz? Hangi tehdit ve tehlike altındayız ki pazar günleri ve gece yarılarına kadar çalışarak hukuk kurmaya çalışıyoruz? 17 Aralık'tan sonra getirilen kanunlara bakıldığında bir telaş, endişe ve korku olduğunu görüyoruz. Bu nereden kaynaklanıyor? MİT?e zarar vermek Türkiye'ye, geleceğe zarar vermektir ama buna siz sebep oluyorsunuz. MİT, mevcut görev ve yetkileriyle bugüne kadar görevini yerine getiremedi mi?" dedi.
Şandır, karşısında oturan teklifi sahibi AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin'e "teklifiniz çelişkilerle dolu" dedi. Şahin'in "Millet iradesinin tesisi bakımından daha önemli olduğunu düşünerek teklifi veriyoruz. Milletin seçtiği Bakanlar Kurulu'na güvenmiyor musunuz?" sözlerine Şandır, "Bu memlekette Genelkurmay Başkanları bile terör örgütü kurmaktan ceza aldı. Terörle mücadele kapsamında kimi suçlamanın önünde engel var? Her kişiyi, her olayı suçlamak mümkün" karşılığını verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, söze girerek teklifin yanlış yorumlandığını savundu.
Şandır'ın konuşması sürerken MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ile AK Parti Grup Başkanvekili Ünal arasında tartışma yaşandı.
Ünal, "Devleti birbirinden ayrı ve bağımsız düşünemezsiniz. Bakanlar Kurulu gökten mi indi? Mili iradeye bu kadar mı düşmansınız" dedi. Vural'ın "Milli iradeye düşman sizsiniz, hukuka düşman sizsiniz" demesi üzerine Ünal, "Sizin yaptığınız siyaset değil, korku ve nefretle insanları kutuplaştırıyorsunuz. Oktay Vural siyaseti, korku ve nefret siyasetidir. Korkuyla siyaset yapıp siyasetten soğutuyorsunuz. Oktay Vural her zaman anti siyaset yapar. Sizi anti siyaset yapmakla itham ediyorum" karşılığını verdi.
Vural da Ünal'a, "Sen bir kere özgürlük düşmanısın, darbecisin. Rıza Sarraf'ı korumak için kanun çıkarıyorsunuz. Türklüğü ayaklar altına alanların Türkmenlerin adından söz etmeye hakkı bile yoktur. Millete küfreden insanlarla birlikte iş tutuyorsunuz. Çocuğu olmayanlara dil uzatıyorsunuz. Aileye, çocuğa nasıl dil uzatırsınız? Milletin hukukunu katledeceksiniz ondan sonra susacağız. İşleri güçleri hakaret. 11 yıldır yanlarında yürüyorsunuz, ondan sonra haşhaşi" dedi.
AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Akış da Vural'a, Türkmenlerle ilgili sözlerine tepki göstererek "Türkmenlere neler yapıldığını Şandır'a sorun, sana söylesin. Senin kafanın almayacağı kadar bu ülke büyük bir ülkedir" diye konuştu.
Tartışmalar üzerine Komisyon Başkanvekili Hüseyin Bürge, toplantıya ara verdi. Ancak tartışmalar arada da devam etti. Vural, "Eline tutuşturulup verilenleri burada konuşuyorsun" derken Ünal da "Sen kimsin konuşuyorsun, sana bu hakkı kim verdi? Bir saat boyuna hakaret etti, nefret söylemi sergiledi. Bir gün siyaset yap, bir gün de hakaret etmeden konuş ya...Bu siyaset kurumuna bir gün de çözüm söyle" karşılığını verdi.
Ünal ve bazı AK Parti'li milletvekilleri ayağa kalktı. Ünal ile Vural arasındaki sert tartışmalar sürerken, araya giren milletvekilleri Ünal'ı Komisyon salonundan çıkardı. Vural, sözlerine devam ederek, "İşleri güçleri hakaret. 11 yıldır yanlarında yürüyorlar haşhaşi, TSK bilmem ne...Ondan sonra aklanacaklar" dedi.
AK Parti'li Ünal ve milletvekillerinin salondan çıkması üzerine Komisyon Başkanı Mehmet Ersoy, MHP'li Şandır ve Vural'ın yanına gelerek, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın Komisyon'a geleceğini belirterek, "Sorunuz yanıtı verilmeyecek şeyler değil ki gelir verir" diye konuştu.
TBMM İçişleri Komisyonu'nda, MİT Yasa Teklifi'nin 2 maddesi bazı değişikliklerle kabul edildi.
Teklifin ilk iki maddesi, AK Parti milletvekillerinin verdiği değişiklik önergeleriyle kabul edildi. Buna göre, MİT Kanunu'nun, MİT'in görevlerini tanımlayan 4. maddesine "Dış güvenlik, terörle mücadele ve milli güvenliğe ilişkin konularda Bakanlar Kurulunca verilen her türlü görevi yerine getirmek", "Dış istihbarat, milli savunma, terörle mücadele ve uluslararası suçlar ile siber güvenlik konularında her türlü teknik istihbarat ve insan istihbaratı usul, araç ve sistemlerini kullanmak suretiyle bilgi, belge, haber ve veri toplamak, kaydetmek ve analiz etmek" ve "İstihbarat kapasitesini, niteliğini ve etkinliğini artırmak amacıyla, çağdaş istihbarat teşkilat usul ve yöntemlerini araştırmak, teknolojik gelişmeleri takip etmek ve uygun görülenleri temin etmek" bentleri eklendi.
Yapılan değişiklikle, "bu teşkilat Devletin güvenliği ile ilgili istihbarat hizmetlerinden başka hizmet istikametlerine yöneltilemez" ifadesi çıkarılırken, MİT'e kanunla sayılan görevler dışında görev verilemeyeceği ise korundu.
Teklifin, "Bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının görev ve yükümlülükleri"ni düzenleyen maddesinde öngörülen değişikten vazgeçildi. Buna göre, Milli İstihbarat Koordinasyon Kurulu; Başbakan'ın değil, MİT Müsteşarı'nın başkanlığında faaliyet gösterecek. Kurul 3 ayda bir MGK Genel Sekreteri veya yardımcısı, ilgili bakanlıkların müsteşarları, kurum ve kuruluşların yetkili amirleri, MİT'in ilgili başkanları ile MİT Müsteşarı'nın çağıracağı diğer kamu görevlilerinin iştirakiyle toplanacak. Kurul kararlarının bağlayacağı olacağına ilişkin ifade de metinden çıkarıldı.
İzmir'in Urla ilçesinde HDP'nin seçim bürosunun açılışında yaşanan olaylar, Komisyon'da tartışma konusu oldu.
CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, Urla'da HDP'nin seçim bürosunun açılışında protesto gösterileri yapıldığını belirtti. BDP Şırnak Milletvekili Kaplan'ın "Öyle oluyor hep...40 linç olayının Ege'de olması tesadüf değil. Kusur bakmayın, herkes yaptığı siyasi faaliyetin nelere neden olduğunu görmeli" demesine, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, "Bunları CHP'ye mal etmeyin" diyerek tepki gösterdi.
Güler, "Bügün Urla'da yaşanan olayda cümle şöyle; HDP'lilerin seçim bürosu açması ve Apo posteri açılması üzerine deniyor. Yani etnik kökenden birilerine yapılan protesto hareketi yok. Kaplan ve BDP'liler hep aynı şeyi yapıyor. Siz; CHP, MHP, AKP, BDP arasındaki siyasi tartışmaların etnik kökene yönelik olduğunu söyleyerek çok ciddi bir kışkırtıcılık yapıyorsunuz" dedi.
Bunun üzerine Kaplan, Urla'da bir siyasi partiye yönelik saldırı olduğunu savunarak, "Urla'da kim yaptı, kim o saldıranlar? Senin partindendi. Bakın Dikili'de de yaptınız. Sizin ırkçılığınız bu..." diye bağırdı.
Güler'in, "Etnik kökeni nedeniyle birilerine saldırmak ırkçılıktır. BDP'liler ile HDP'liler arasında bir siyasi kavga çıkmışsa bu siyasi tartışmadır. Türkiye'de ırkçılığı bulamazsınız. Partiye yönelik protestodan söz ediyoruz" demesine Kaplan, "hayır, protesto değil saldırı" dedi.
Daha önce başka partiler arasında da kavga olduğunu belirten Güler, Türkiye'de kimsenin etnik kökeni üzerinden yürüttüğü siyasetin olmadığını söyledi. Kaplan'ın kendilerine yönelik olarak "1,5 yıldır insanlar ölmüyor neden rahatsızsınız" demesinin insafsız bir değerlendirme olduğunu ifade eden Güler, "Türkiye'de bu sorun bitsin istiyoruz. Ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, bizim için klişe değil. Bu bizim siyasi formülümüz. Biz toprak üzerinde federasyona, millet üzerinden de farklı milliyet statülerine onay vermiyoruz. Bu siyasi tartışma...Bunun anaların gözyaşı veya kan dökülmekle hiçbir ilgisi olamaz. Bu kötü bir propaganda yoludur" diye konuştu.
Kaplan, sataşma gerekçesiyle söz alarak, muhalefetin iktidara karşı yapılması gerektiğini belirterek, Güler'in Urla'daki saldırıyı HDP ile BDP'lilerin birbirine karşı yaptığını söyleyerek olayı çarpıttığını söyledi. Ege Bölgesi'nde daha önce de benzer saldırıların olduğunu savunan Kaplan, siyaseti etnik temelde yapmadıklarını, bu nedenle partilerinde Türk olmayan ve farklı inançlara mensup insanların da bulunduğunu ifade etti.
Barajın olmaması halinde İzmir'den de milletvekili çıkarabileceklerini belirten Kaplan, masaya vurarak, "Türkiye'de Kürt yoktur diye milyonlarca Kürt yurttaşıma hakaret edilmesini kabul etmiyorum, buna isyan ediyorum. 50 yerde linç girişimi yapıldı. Bu tahrik siyasetidir ki halkları birbirine kırdırıyor. Bu kışkırtıcı ve tahrik edici siyasettir" diye bağırdı.
CHP'li Altay'ın, CHP Urla İlçe Başkanı'nı arayarak bilgi aldığını söylemesine Kaplan, "Bin kişi saldırmış mı, taş atmış mı, 4 kişi yaralı mı?" dedi. Altay'ın, "İçlerinde CHP'liler yok. Geçmiş olsun diyorum, daha ne yapayım" demesine ise Kaplan, "Size bir laf söyletmek için 20 takla attırmak lazım" karşılığını verdi. Bunun üzerine Altay, "Arkadaşımız orada yatıştırıcı rol oynamış. Ama siz Sinop'ta aynı şeyi yaptınız, sonra mahcup oldunuz. Yapmayın bir yere varmazsınız" diye konuştu.
AK Parti Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu, bir istihbarat teşkilatının bir ülkenin itibarı olduğunu ifade ederek, "TIR hadisesi hem teşkilatımıza hem de Türkiye'nin itibarına zarar vermiştir. Bunun önüne geçmek lazım" dedi.
Kavaklıoğlu, MİT Kanunu'nda değişiklikler öngören teklifin TBMM İçişleri Komisyonu'ndaki görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada, teklifin maddelerinin içeriği hakkında bilgi verdi.
"Bu niye bu zamanda buraya geldi, sırası mıydı?" şeklinde konuşmalar olduğunu belirten Kavaklıoğlu, Hatay'daki TIR hadisesine değindi. Kavaklıoğlu, "Yaşanan bu TIR hadisesi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bir milletvekili olarak benim canımı yakmıştır, içimi acıtmıştır, isyan etmişimdir" ifadesini kullandı.
Kavaklıoğlu, bunun seçimle bağlantısının yapıldığına dikkati çekerek, "Bir TIR meselesi var. Bunu hiç kimse gündeme getirmedi. Bir istihbarat teşkilatı bir ülkenin itibarıdır. Bu TIR hadisesi hem teşkilatımıza hem de Türkiye'nin itibarına zarar vermiştir. Bunun önüne geçmek lazım" diye konuştu.
AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Akış ise 17 Aralık süreciyle alakalı birçok eleştirinin yapıldığını ancak bir muhalefet milletvekilinin Adana'daki TIR meselesine bir kez bile bir itiraz dile getirmediğini söyledi.
Akış, şunları söyledi:
"En azından 'kurumların birbiriyle çatışması uygun değildir' diye hafif bir itiraz bile dile gelse bizim yüreğimize su serpilirdi. TIR hadisesi vahim bir hadisedir. Orada milli bir kurumun iki tane personeli birisi yüzbaşı birisi üsteğmen darp edilmiş, tekmelenmiş ve kelepçelenmiştir. Bu öyle üzerinden hemen geçilecek bir olay değildir. Hele kelepçeleme çok sembolik tarafı da olan bir hadisedir. Devletin içerisine çöreklenmiş o paralel yapı 'biz gerekirse milletin iradesine, bağımsızlığına da kelepçe vurabiliriz' diye söylemektedir, bunu yaparak."
Akış, Oslo görüşmeleri ve çözüm süreciyle alakalı görüşmelerin hukuka uygun yapılmadığının söylendiğini dile getirerek, "Ben buna bir hukukçu olarak karşı çıkıyorum. Ne denirse denilsin bunlar hukuka uygun yapılmaktadır. Oslo'ya gönderenden de Allah razı olsun, görüşenden de Allah razı olsun, görüşmeye devam edenden de Allah razı olsun. 13.5 aydır bir vatan evladı şehit düşmedi. Bir vatan evladını biz kaybetmedik. Ülkenin falanda elden gittiği yok. Herkesin bu boş tedirginliği de bir kenara bırakması gerekiyor" dedi.
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, "MİT'i güçlendiriyoruz diye bir şey yapmıyoruz. TBMM MİT'in ne yapıp yapmadığını bilsin, onaylasın ve gerekiyorsa değiştirsin. Şu anda yaptığımız biraz bu" dedi.
Atalay, MİT Yasa Teklifi'nin TBMM İçişleri Komisyonu'nda görüşülmesi sırasında yaptığı konuşmada, bazen çok dramatik senaryolar oluşturulduğunu ifade ederek, "Genelde 'bu cümle olursa şöyle şeyler olur' gibi. Bir istihbarat teşkilatının yasasının görüşüyoruz, herhangi bir kurumun değil. Bir bunu düşüneceğiz. İkincisi Türkiye'yi sanki böyle yeni kurulan işte çadır devleti gibi falan görmeyelim. Kurumlarımızın hepsinin gelenekleri ciddi şekilde oluşmuştur, özellikle MİT'in" diye konuştu.
Görüşmeler sırasında muhalefet milletvekilleri tarafından belirtilen eleştiri ve kaygılara ilişkin olarak da Atalay, şunları söyledi:
"Diyelim ki sizin örnek verdiğiniz bir şirketin genel müdürü, CEO'su veya bir yöneticisinden talep edecek istihbarat teşkilatı, bir firmadan bir bilgi isteyecek. Bunun normalde prosedürünün şöyle olması icap eder. Şu anda da zaten öyle. Önce orayla ilgili ortada bir konu olacak. Ya bir suç ya bir kara para aklama olacak. Yani ortada bir sorun olacak. Bunun belgeleri olacak, bunun dosyaları olacak. Müsteşarlık yazılı şekilde irtibat kurarak, en uygun şekilde firmadan bilgileri isteyecek. Bazen bir firmadan sadece bir personeliyle ilgili suça karışmış, bir bilgi isteyebilir. Bunları böyle keyfi, elinde rastgele bir kimliği var belki istihbaratın da mensubu da değil. Gelecek işte firmanın üst yöneticisinden 'ben senden şunu istiyorum.' Böyle şey olmaz. Hiçbir devlette olmaz. Hele hele bu dediğiniz çapta bizim ülkemizde olmaz. İstisnai olarak bir şeyler olabilir. Normal bir düzende, sistemde olması gerekenleri düşünmek lazım."
Atalay, şu anda istihbaratın teke indirilmediğini ifade ederek, iç güvenlikte emniyet teşkilatının, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı'nın çok güçlü olduğunu ve MİT kadar personeli bulunduğunu söyledi.
Bir de Jandarma istihbarat olduğunu anımsatan Atalay, şöyle devam etti:
"Bunun ikisi normal istihbari çalışmalarını yürütürler. MİT'in ki iç istihbarat değildir. Biz mümkün olduğunca onu iyice çıkarmak istiyoruz zaten. Uluslararası boyutu olan konularla ilgili daha çok. Sınır güvenliğiyle ilgili, sınır ötesine dönük falan. Burada da şundan emin olabilirsiniz; o koordinasyon kurulu zaten devam ediyor, önceden var. Arkadaşlarımız farklı bir şey getiriyorlardı, ikinci maddeyi değiştirdik. Oraya farklı bir koordinasyon fazlaca eleştiri aldığı için onu çıkardık. Esasen yapılanmada belki biraz farklı olacaktı. Çünkü zaten Milli Güvenlik Kurulu var. Bütün bu zevat zaten orada ve bütün istihbarat birimlerinin de temsilcileri orada oluyor. Dolayısıyla yeni bir mekanizma oluşturmayalım."
Atalay, istihbarat birimlerinin başkanlarının ayda bir biraraya geldiklerini ve değerlendirme yaptıklarını, ellerindeki konularla ilgili bilgi paylaşımı olduğunu belirterek, sadece terörle ilgili istihbari bilgilerin Kamu Güvenliği Müsteşarlığı'na da geldiğini söyledi. Oraya başka bilgi istemediklerini, sadece terörle ilgili olanları istihbarat birimlerinin oraya da gönderdiğini ifade eden Atalay, "Şu anda koordinasyon biriminin başkanı zaten MİT Müsteşarı, o öyle kalıyor. Diğerlerinin görevi devam ediyor" diye konuştu.
MİT'in şu anda kanunun yanında çalışmalarını yürüttüğü bir yönetmelik olduğunu kaydeden Atalay, "İnanın bunun üzerine çok şey gelmiyor. Sadece yeni teknolojiyi, internet gibi falan hesaba katan güncelleme oluyor. 'MİT'i güçlendiriyoruz' diye bir şey yapmıyoruz. Bu yönetmelik gizli bir yönetmelik olmasın, açık olsun, şeffaf olsun, parlamentodan geçsin, TBMM MİT'in ne yapıp yapmadığını bilsin, onaylasın ve gerekiyorsa değiştirsin. Şu anda yaptığımız biraz bu" dedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
