2010-04-13 - 15:32
BDP TBMM GRUP TOPLANTISI...
Partisinin grup toplantısında konuşan BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, kapatılan DTP'nin eski Genel Başkanı Ahmet Türk'e yönelik saldırıyı değerlendirdi ve ''Samsun'da atılan yumruk, Sayın Ahmet Türk'e değil, devletin çarpık zihniyetine atılan yumruktur'' dedi.
Partisinin grup toplantısında konuşan BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş,
kapatılan DTP'nin eski Genel Başkanı Ahmet Türk'e yönelik saldırıyı değerlendirdi
ve ''Samsun'da atılan yumruk, Sayın Ahmet Türk'e değil, devletin çarpık
zihniyetine atılan yumruktur'' dedi.

Demirtaş, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Muş'un Bulanık
ilçesindeki olayla ilgili davanın, güvenlik gerekçesiyle Samsun'a nakledildiğini
anımsatarak, partisinin milletvekilleri, yöneticileri, avukatlar, mağdurların
aileleri ve yakınlarının, duruşmayı takip etmek üzere Samsun'a gittiğini söyledi.
Davanın Samsun'a alınmasının nedeninin, olayın örtbas edilmek istenmesinden
kaynaklandığını iddia eden Demirtaş, duruşmayı takip etmekteki diğer amaçlarının
bu konudaki duyarlılıklarını ortaya koymak olduğunu ifade etti.

Duruşmayı takip etmek isteyenlerin bir gün öncesinde Samsun'a gittiğini
ve burada bir otele yerleştiklerini anlatan Demirtaş, kent halkının kendilerine
son derece misafirperver ve dostane bir tutum sergilediklerini söyledi. Demirtaş,
Samsun halkına, gösterdikleri ilgi, dayanışma ve misafirperverlikten dolayı
teşekkür etti.

Davanın Samsun'a alınmasının nedeninin, yargılanan korucuları korumak
olduğunu ileri süren Demirtaş, şunları söyledi:

''Devlet, halkın üzerine otomatik silahlarla ateş açan köy korucularını
koruyabiliyor ama hayatı demokrasi ve özgürlük mücadelesinde bedellerle geçmiş
bir siyasi partinin genel başkanını korumuyor. Samsun'da atılan yumruk, Sayın
Ahmet Türk'e değil, devletin çarpık zihniyetine atılan yumruktur. Türkiye
Cumhuriyeti Devleti bir katili korumayı, Sayın Ahmet Türk'ü korumaya yeğlemiştir.
Hiç kimse Sayın Türk'e yapılan saldırıyı bireysel, münferit olarak
değerlendirmemelidir.

Saldırının organize olduğu, saldırganın güvenlik mensuplarından cesaret
aldığı son derece açık ve ortada. Olayın gerçekleştiği ilk dakikalarda, Sayın
İçişleri Bakanı ile yaptığımız telefon görüşmesinde, arkadaşlarımızın orada halen
güvenliğinin sağlanmadığını söyledik. Sayın Bakan, Sayın Vali'nin olaya müdahale
ettiğini ve olayın münferit olduğunu belirtmiştir. Kamu otoriteleri bu tür
olaylarda sıcağı sıcağına konuyla ilgili soruşturmanın özüne ilişkin açıklama
yapıyorsa bu, olayın örtbas edileceği anlamına gelir. Bir Vali, böylesi vahim bir
olayda, Sayın İçişleri Bakanı'na bilgi verirken, 'bu olay bireysel bir olaydır'
diyebiliyorsa, bu, oradaki kamu otoritelerinin bu işi örtmeye meyilli olduğunun
işaretidir. Biz de bu konunun ciddiyetinin anlaşılması için tepkimizi ortaya
koyduk. Vali'nin derhal açığa alınması lazım. Olayın birinci derecede sorumlusu
Samsun Valisi ve Emniyet Müdürüdür.''

Demirtaş, Türk'e yapılan saldırının yalnızca Türk'ün kişiliğine yönelik
bir saldırı olmadığını, saldıranın da saldırtanın da iyi bilindiğini söyledi.

Demirtaş, olayla ilgili iki polis yetkilisinin açığa alınmasının olumlu
bir gelişme olduğunu, ancak, olayın arkasındaki karanlık siyasi güçlerin,
amaçların, emellerin ortaya çıkarılmasının önemli olduğunu kaydetti.

Olayın Samsun'da gerçekleştirilmesinin manidar olduğunu iddia eden
Demirtaş, ''Karadeniz halkıyla, Kürtleri, Türkleri birbirine düşürecek bir
provokasyon hesaplanmışsa, herşeyden önce, halklarımız bu provokasyonu boşa
çıkarmalıdır. Yapacağımız her etkinlik ve eylemin temel sloganı, yine halkların
kardeşliği olmalıdır. Hiç bir ırkçı saldırı, halklarımızın arasına düşmanlık
tohumu ekilmesine ve etnik bir çatışmaya doğru götürmesine fırsat
yaratamayacaktır'' diye konuştu.

Demirtaş, saldırı hakkında duyarlılık gösteren siyasi çevrelere de
teşekkür ettiğini belirterek, Türkiye'nin böylesi bir saldırı karşısında anlamlı
bir birliktelik gösterdiğini ve tepki ortaya koyduğunu ifade etti.

Selahattin Demirtaş, olayda Samsunluların günahının olmadığını, ancak
provokasyona zemin olacak bir mekanda artık bu duruşmanın yapılamayacağını,
duruşmanın başka bir kente, Ankara'ya alınabileceğini söyledi.

Demirtaş, AK Parti'nin, devletin bütün gücünü kullanmasına rağmen, yerel
seçimlerde, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde hezimet yaşadığını,
partilerinin ise önemli bir başarı elde ettiğini söyledi. Seçimin ardından
kapsamlı bir gözaltı ve tutuklama furyası başlatıldığını savunan Demirtaş,
partilerine yönelik operasyonları hiç bir zaman yargı operasyonu olarak
değerlendirmediklerini, siyasi operasyon olarak değerlendirdiklerini savundu.
Demirtaş, tutuklu olanların bir yılı aşkın bir süredir hala neyle suçlandığını
bilmediklerini belirtti.

Tutuklu arkadaşlarının özgürlüğüne kavuşması için kesintisiz bir kampanya
başlatacaklarını vurgulayan Demirtaş, kampanyanın startını, yarın Diyarbakır'da
düzenleyecekleri bir yürüyüşle vereceklerini söyledi.

TBMM Anayasa Komisyonunda görüşülen Anayasa değişiklik teklifini
değerlendiren Demirtaş, kendilerinin bu konuda, ''Türkiye daha fazla özgürlüğe
layıktır'' anlayışıyla mücadelelerini sürdüreceklerini anlattı.

Demirtaş, şunları söyledi:

''Bu ülkede ana dilde eğitim yasakken, Aleviler halen kendi
ibadethanelerine sahip değilken, samimi Müslümanlar halen kendi özgürlüklerini,
inançlarını yaşayamıyorken, emekliler, emekçiler işçi ve köylüler, temel hak ve
özgürlükleri konusunda Anayasal güvence istiyorken, bunları yok sayan anlayışı
BDP desteklemeyecek. CHP, AKP uzlaşısı şeklinde yürütülebilir. Biz onlara
'hayırlı olsun' deriz. Darbe ruhu ortadan kaldırılmak isteniyorsa Anayasanın
ruhunun da değişmesi, temel hak ve özgürlüklerin de değişmesi gerekiyor.''

Bu arada, grup toplantı salonunda, kürsüye ''1483 BDP'li halen tutuklu''
yazısı asıldı, mikrofonlara siyah kurdele bağlandı. BDP'li milletvekilleri, grup
toplantı salonuna yakalarında siyah kurdeleyle geldiler.

Grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan BDP Muş
Milletvekili Sırrı Sakık, Samsun'da kendilerine yönelik konukseverlik
gösterildiğini, olağanüstü bir ilgi gördüklerini ancak bu süreci tetiklemek
isteyen faşist odakların olduğunu söyledi.

Samsun'daki saldırı olayında, kendilerinin uyarılarına rağmen,
yetkililerin gereken güvenliği almadığını savunan Sakık, olayın takipçisi
olacaklarını ifade ederek, ''Siyasilere çağrımız var; Lütfen bu ülkede oy uğruna
halkları birbirine vurdurtmayın. Oynanan oyunlara gelmeyeceğiz'' dedi. (15:32)