2007-02-13 - 17:50
İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu hakkında verilen gensoru önergesi, TBMM Genel Kurulunda reddedildi.
TBMM Genel Kurulunda, Anavatan Partisi milletvekillerinin, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu hakkında verdikleri gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmamasına ilişkin görüşmelere başlandı.
Gensoru önergesinin bugün ele alınmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisinin kabul edilmesinden sonra, önergenin gerekçesi okundu.
İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, TBMM Genel Kurulunda, Anavatan Partisi milletvekillerinin, hakkında verdiği gensoru önergesi üzerinde söz alarak, iddiaları cevaplandırdı.
İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, güvenlik kurumlarını birbirine düşürmeye yönelik hareketlere kesinlikle izin vermeyeceklerini bildirerek, ''Bu konuyu siyasi malzeme yapanları şiddetle kınıyorum'' dedi.
Terörle mücadelede uluslararası işbirliğinin önemine işaret eden Aksu, 25 ülke ile teröre karşı işbirliği anlaşması yaptıklarını söyledi.
PKK ve DHKP-C terör örgütlerinin, ABD ve AB ülkelerince terör örgütü listesine alındığını anlatan Aksu, Türkiye'ye dost ve komşu ülkelerin, 2002
yılından sonra 176 teröristi Türkiye'ye teslim ettiklerini bildirdi.
DHKP-C'ye karşı İtalya, Hollanda, Almanya, Belçika ve Türkiye'de eş zamanlı operasyonlar yapıldığını; yakalanan 128 teröristin 65'inin tutuklandığını
kaydeden Aksu, ilk kez terör örgütlerine karşı uluslararası bir operasyon yapıldığını söyledi.
Özellikle bomba eğitimi alan 168 teröristin eylem yerine varmadan yakalandığını kaydeden Aksu, bölücü, aşırı sağ ve sol ile dini motifli örgütlere
yaptıkları operasyonlarda, 594'ü ölü 664 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.
Güvenlik güçlerinin işbirliği ve koordinasyon içinde hareket ettiklerini ifade eden Aksu, suçun sosyoekonomik temellerine dikkati çekti. Ekonomik krizler döneminde suçların arttığını ifade eden Aksu, geçmiş dönemdeki hükümetlerin hatalı uygulamaları sonucu artan suçlarla da mücadele ettiklerini söyledi.
Bilişim suçlarıyla mücadeleyi öngören kanun tasarısının TBMM'ye sunulduğunu hatırlatan Aksu, suç ve suçluyla mücadelede toplumun tüm kesimlerinin işbirliği yapması gerektiğini belirtti.
-KADINLAR VE ÇOCUKLAR-
Aksu, daha önce güvenlik güçlerine gitmekten çekinen, tecavüz ve aile içi şiddet ve istismar mağdurlarının artık karakollara başvurduğunu belirterek, ''Gazetelerde bu tür haberlerin artması, bu suçların arttığı şeklinde yorumlanmamalı. Bu suçlar ilk kez istatistiklere giriyor'' dedi.
Muhalefet sözcülerinin Türkiye'de kargaşa bulunduğu yolundaki iddialarına da cevap veren Aksu, ''Kargaşa varsa milyarlarca dolarlık yabancı sermaye niye geliyor, borsa niye yükseliyor, Türk parası neden değer kazanıyor ve enflasyon neden düşüyor?'' diye sordu.
Güvenlik güçlerinin sayısını artıracaklarını bildiren Aksu, 34 il ve 14 ilçeye MOBESE sisteminin kurulacağını kaydetti.
Silah ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi organize suçlarla mücadelede, hükümetleri döneminde Cumhuriyet tarihinin en başarılı yıllarının geçirildiğini
savunan Aksu, uluslararası uyuşturucu ticareti yapan pek çok çetenin çökertildiğini söyledi. Aksu, son 4 yılda yapılan operasyonlarda 59 bin 618 kilo uyuşturucu; ayrıca, insan ticareti yapan 188 kişinin ele geçirildiğini açıkladı.
Şov yapmadan, kararlı ve etkili mücadele yürüttüklerini ifade eden Aksu, ''Organize suç örgütlerinin elebaşlarının birini bile dışarda göremezsiniz,
göremeyeceksiniz'' dedi.
-DİNK CİNAYETİ-
Aksu, gazeteci Hırant Dink'in katil zanlısının 32 saat sonra yakalandığını hatırlatarak, olayın tüm yönleriyle soruşturulduğunu söyledi. Bu konuda ihmali ve suçu olanların cezalandırılacaklarını bildiren Aksu, soruşturmanın hukuki zeminde, sabır ve dikkatle sürdürüldüğünü kaydetti.
Emniyet güçlerinin bu gayretini göz ardı ederek, ''başka bir gezegende yaşıyormuş gibi'' güvenlik güçlerine insafsızca eleştiriler yapıldığını ifade
eden Aksu, bunun kabul edilemez olduğunu söyledi.
Güvenlik teşkilatları arasında çekişme olduğu yönünde bazı dedikoduların gerçekmiş gibi dile getirilmesinden üzüntü duyduklarını ifade eden Aksu,
''Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik kardeş kuruluşlar olarak sırt sırta, omuz omuza, geçmişte olduğu çalışmalarını sürdürüyor'' diye konuştu.
Güvenlik kurumlarını birbirine düşürmeye yönelik hareketlere izin vermeyeceklerini vurgulayan Aksu, ''Bu kurumlarımız, Cumhuriyetin teminatı olarak
dimdik ayaktadırlar'' dedi. Aksu, az sayıda teşkilat mensubunun hatasının bütün bir teşkilata genellenerek, bunun üzerinden siyaset yapılmasını şiddetle kınadığını belirterek, kadrolaşma ve kaos ortamı bulunduğu iddialarının, milletin kafasını karıştırmaya yönelik olduğunu söyledi.
-BOMBALI SALDIRI-
Aksu, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı'nın kararnamesinin hiç bir zaman Çankaya Köşkü'ne gönderilmediğini bildirerek, Müsteşarın, İçişleri Bakanlığı Teşkilat Kanununa göre atandığını söyledi.
Kadrolaşma iddialarını tasvip etmediğini belirten Aksu, şunları söyledi:
''(Dinime küfreden Müslüman olsa bari) diye bir atasözümüz var. Ben terör saldırısına hedef oldum. 1978 yılında Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu'na gönderilen bombalı paketten bana da gönderildi. Rahmetli Hamido ve üç yakını hayatını kaybetti. O zaman Sayın Ecevit Başbakandı. Olaya üzüldü. Sayın Genel Başkanınız da bakandı, o da üzüldü ama İçişleri Bakanı istifa etmedi.
Kahramanmaraş Emniyet Müdürü idim, aldılar Adıyaman Şube Müdür Yardımcılığına atadılar. Kadrolaşmanın daniskası budur.''
AK Parti grubu adına söz alan Diyarbakır Milletvekili Aziz Akgül, gensoru önergesi verilmesini eleştirerek Türkiye'nin, ''AB ülkeleri ile kıyaslandığında
dünyanın en güvenli ülkelerinden biri olduğunu'' söyledi.
Fransa ve Almanya'da insana ve mala karşı işlenen suçların Türkiye'de işlenenlerin 2-3 katı olduğunu ifade eden Akgül, ''Sayın Aksu'nun İçişleri Bakanı olması, Türkiye için büyük şanstır. Sayın Aksu döneminde 18 olay yaşanmıştır, bunlardan biri hariç tamamının failleri yakalanmıştır'' dedi.
Görüşmelerde, önerge sahibi olarak ilk sözü, ANAVATAN Grup Başkanvekili Süleyman Sarıbaş aldı.
Önerge sahibi adına söz alan Sarıbaş, meydana gelen olayların, hukuki, idari ve siyasi sorumlularının olduğunu belirterek, siyasetin hesap sorulma yerinin Meclis olduğunu söyledi.
Süleyman Sarıbaş, Türkiye'de son 9 ayda 700 bin asayiş olayının meydana geldiğini, ''bir tarafında devletin gücünün hissedildiğinin belli olmadığını''
ifade etti.
Toplumun 'hakkıma, hukukuma tecavüz olursa devletim gereğini yapar' anlayışından uzaklaştığını ileri süren Sarıbaş, maddi imkanı olanların özel
güvenlik şirketleri tarafından mal ve canlarını koruduğunu, maddi imkanı olmayanların ise korumasız kaldığını savundu.
2006 yılında 800 bin mala ve cana karşı cürüm işlendiğini, bu sayının 2007 yılında 1 milyon 200 bin civarında olmasının beklendiğini belirten Sarıbaş,
''Sorumluluk sahiplerinin kutsalları vardır. Sizin kutsalınız, standardınız, limitiniz nedir? Hangi olay olursa istifa edersiniz? 'Her Hükümetin bakanı
olunur' diye bir kanun mu var? Söyle de kıstasını görelim. 'istifa etmem için bir Hrant Dink'in öldürülmesi yetmez 10 Hrant Dink öldürülmüş olması lazım' deyin bilelim. Türkiye'de meydana gelen olaylar başka ülkelerde olsaydı, bakanları gensoruya gerek kalmadan istifa ederlerdi'' diye konuştu.
-PETROL KAÇAKÇILIĞI...-
ANAVATAN'lı Sarıbaş, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in ''son 2.5 yılda 36 ülkeden Türkiye'ye 28 milyar dolarlık petrol girişi
yapıldığını, bunun 18 milyar dolarının kaçak olduğunu'' söylediğini kaydetti.
Petrol haricinde Türkiye'ye 1.5 milyar dolarlık şeker, 500 milyon dolarlık çay gibi birçok ürünün kaçak olarak sokulduğunu ileri süren Sarıbaş, ''Kurumlar, bu haksız kazancın hangi çete örgütlerine gittiğini biliyor. Ancak kurumların yöneticileri deri koltuklarda kuzu kuzu oturuyorlar. Petrol kaçakçılığının kimin cebine girdiğinin hesabını birileri vermeli'' diye konuştu.
'Habur Sınır Kapısı'nı değiştirin' dediklerini, ancak şimdiye kadar bu yönde bir gelişme olmadığını belirten Sarıbaş, ''Orada sistem kurulmuş'' dedi.
-''EĞER DİNK, YUKARIDAN İZLİYOR OLSAYDI''-
Hrant Dink cinayetinin 'bağıra bağıra' geldiğini ifade eden Sarıbaş, cenaze töreninde 'hepimiz Ermeniyiz' sloganı atılması konusuna değindi. İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'ya ''İhbardan haberiniz var mıydı?' diye soran Sarıbaş, şöyle devam etti:
''Eğer Dink, yukarıdan izliyor olsaydı ne derdi biliyor musunuz? 'Hayır hayır. Hepinizin Ermeni olmanıza gerek yok. Olduğunuz gibi olun. Ogün olmayın, insan olun' derdi. Biz olduğumuz, göründüğümüz gibi olamadık.
Türkiye'de mafya, kaçakçılık kol geziyor. Eğer böyle olmasını arzu ediyorsanız siz bu millete ait olamazsınız. Gelin istifa edin. Bu millet
devletini istiyor; tahribatını yaptığınız devletini... Umut ediyorum aklınızı başınıza alırsınız.''
Sarıbaş, İstanbul'da mikrofon uzatılan vatandaşlardan yüzde 10'unun İçişleri Bakanı'nı hakkında 'iyi' demesi halinde verdikleri gensoruyu geri çekeceklerini söyledi.
-''HEDEF SAPTIRILMIŞTIR''-
CHP grubu adına söz alan Konya Milletvekili Atilla Kart, AK Parti Hükümeti döneminde Cumhuriyetin temel niteliklerini değiştirmeyi hedefleyen kadrolaşma yapıldığını ileri sürerek, ''Bu kadrolaşma, toplumun barışını bozacak boyutlara ulaşmıştır'' dedi.
Kart, ''Derin devlet adlandırmasıyla hukuk dışı zemin hazırlayanlar, kendi aczlerini gizleme çabasındadırlar. Belli bir sınıfa zümreye ayrımcılık
yapılmıştır. Bilgi kirliliği oluşturularak hedef saptırılmıştır'' diye konuştu.
İçişleri Bakanlığı Müsteşar Vekilliğine Bakanlık görevlendirilmesiyle atanan Şehabettin Harput'un üçlü kararnameyle atanması gerektiğini belirten Kart, ''Atamayla ilgili tarikat ilişkilerine dair bilgi, belgeler kamuoyuna yansımıştır'' dedi.
-''F TİPİ KADROLAŞMA''-
2. Sınıf Emniyet Amirlerinin terfilerinde teamüllere aykırı hareket edildiğini ileri süren Kart, 800 kişi arasında 1. sınıfa terfi etmesi gereken 81
kişinin ilk 150 kişi arasından yapılmadığını, 281. sıradan alınıp ilk 81 kişi arasına yerleştirildiğini ileri sürdü.
Kart, şöyle devam etti:
''Terfi edenler arasında irticai faaliyette bulunduğu sabit olan 17 kişi de var. Kurullar, yetki tecavüzü yaparak, vasıfsız kadrolaşma yapmıştır. Bu tür
kadrolaşma kişisel ilişkiler ve cemaat dayanışması içinde sistemli kadrolaşma söz konusu. Bunlara 'F tipi kadrolaşma' deniliyor. Polis okulları, kolejler bu kadrolaşmanın içinde. İç güvenlik örgütleri, kimliğini ve işlevini kaybetmektedir. Yönetim kadrolarının çürümeler sonucu hukuk dışı eylemleri
rahatlıkla gerçekleştirecek zemin bulmaktadır.''
CHP'li Kart, meydana gelen olaylardan sonra İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun izini kaybettiklerini ifade ederek, ''Arayıp ulaşamıyoruz. Olaydan çok sonra çıkıp 'kanları yerde kalmayacak' nakaratını tekrarlıyor. Bu yönüyle son derece başarılı. Bakanlığı döneminde 15-16 kritik cinayet olduğunu, ancak bu olayların perde arkasının aydınlatılmadığını görüyoruz'' diye konuştu.
Bakan Aksu'nun konuşmasından sonra yapılan oylamada gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
Gensoru önergesinin bugün ele alınmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisinin kabul edilmesinden sonra, önergenin gerekçesi okundu.
İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, TBMM Genel Kurulunda, Anavatan Partisi milletvekillerinin, hakkında verdiği gensoru önergesi üzerinde söz alarak, iddiaları cevaplandırdı.
İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, güvenlik kurumlarını birbirine düşürmeye yönelik hareketlere kesinlikle izin vermeyeceklerini bildirerek, ''Bu konuyu siyasi malzeme yapanları şiddetle kınıyorum'' dedi.
Terörle mücadelede uluslararası işbirliğinin önemine işaret eden Aksu, 25 ülke ile teröre karşı işbirliği anlaşması yaptıklarını söyledi.
PKK ve DHKP-C terör örgütlerinin, ABD ve AB ülkelerince terör örgütü listesine alındığını anlatan Aksu, Türkiye'ye dost ve komşu ülkelerin, 2002
yılından sonra 176 teröristi Türkiye'ye teslim ettiklerini bildirdi.
DHKP-C'ye karşı İtalya, Hollanda, Almanya, Belçika ve Türkiye'de eş zamanlı operasyonlar yapıldığını; yakalanan 128 teröristin 65'inin tutuklandığını
kaydeden Aksu, ilk kez terör örgütlerine karşı uluslararası bir operasyon yapıldığını söyledi.
Özellikle bomba eğitimi alan 168 teröristin eylem yerine varmadan yakalandığını kaydeden Aksu, bölücü, aşırı sağ ve sol ile dini motifli örgütlere
yaptıkları operasyonlarda, 594'ü ölü 664 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.
Güvenlik güçlerinin işbirliği ve koordinasyon içinde hareket ettiklerini ifade eden Aksu, suçun sosyoekonomik temellerine dikkati çekti. Ekonomik krizler döneminde suçların arttığını ifade eden Aksu, geçmiş dönemdeki hükümetlerin hatalı uygulamaları sonucu artan suçlarla da mücadele ettiklerini söyledi.
Bilişim suçlarıyla mücadeleyi öngören kanun tasarısının TBMM'ye sunulduğunu hatırlatan Aksu, suç ve suçluyla mücadelede toplumun tüm kesimlerinin işbirliği yapması gerektiğini belirtti.
-KADINLAR VE ÇOCUKLAR-
Aksu, daha önce güvenlik güçlerine gitmekten çekinen, tecavüz ve aile içi şiddet ve istismar mağdurlarının artık karakollara başvurduğunu belirterek, ''Gazetelerde bu tür haberlerin artması, bu suçların arttığı şeklinde yorumlanmamalı. Bu suçlar ilk kez istatistiklere giriyor'' dedi.
Muhalefet sözcülerinin Türkiye'de kargaşa bulunduğu yolundaki iddialarına da cevap veren Aksu, ''Kargaşa varsa milyarlarca dolarlık yabancı sermaye niye geliyor, borsa niye yükseliyor, Türk parası neden değer kazanıyor ve enflasyon neden düşüyor?'' diye sordu.
Güvenlik güçlerinin sayısını artıracaklarını bildiren Aksu, 34 il ve 14 ilçeye MOBESE sisteminin kurulacağını kaydetti.
Silah ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi organize suçlarla mücadelede, hükümetleri döneminde Cumhuriyet tarihinin en başarılı yıllarının geçirildiğini
savunan Aksu, uluslararası uyuşturucu ticareti yapan pek çok çetenin çökertildiğini söyledi. Aksu, son 4 yılda yapılan operasyonlarda 59 bin 618 kilo uyuşturucu; ayrıca, insan ticareti yapan 188 kişinin ele geçirildiğini açıkladı.
Şov yapmadan, kararlı ve etkili mücadele yürüttüklerini ifade eden Aksu, ''Organize suç örgütlerinin elebaşlarının birini bile dışarda göremezsiniz,
göremeyeceksiniz'' dedi.
-DİNK CİNAYETİ-
Aksu, gazeteci Hırant Dink'in katil zanlısının 32 saat sonra yakalandığını hatırlatarak, olayın tüm yönleriyle soruşturulduğunu söyledi. Bu konuda ihmali ve suçu olanların cezalandırılacaklarını bildiren Aksu, soruşturmanın hukuki zeminde, sabır ve dikkatle sürdürüldüğünü kaydetti.
Emniyet güçlerinin bu gayretini göz ardı ederek, ''başka bir gezegende yaşıyormuş gibi'' güvenlik güçlerine insafsızca eleştiriler yapıldığını ifade
eden Aksu, bunun kabul edilemez olduğunu söyledi.
Güvenlik teşkilatları arasında çekişme olduğu yönünde bazı dedikoduların gerçekmiş gibi dile getirilmesinden üzüntü duyduklarını ifade eden Aksu,
''Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik kardeş kuruluşlar olarak sırt sırta, omuz omuza, geçmişte olduğu çalışmalarını sürdürüyor'' diye konuştu.
Güvenlik kurumlarını birbirine düşürmeye yönelik hareketlere izin vermeyeceklerini vurgulayan Aksu, ''Bu kurumlarımız, Cumhuriyetin teminatı olarak
dimdik ayaktadırlar'' dedi. Aksu, az sayıda teşkilat mensubunun hatasının bütün bir teşkilata genellenerek, bunun üzerinden siyaset yapılmasını şiddetle kınadığını belirterek, kadrolaşma ve kaos ortamı bulunduğu iddialarının, milletin kafasını karıştırmaya yönelik olduğunu söyledi.
-BOMBALI SALDIRI-
Aksu, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı'nın kararnamesinin hiç bir zaman Çankaya Köşkü'ne gönderilmediğini bildirerek, Müsteşarın, İçişleri Bakanlığı Teşkilat Kanununa göre atandığını söyledi.
Kadrolaşma iddialarını tasvip etmediğini belirten Aksu, şunları söyledi:
''(Dinime küfreden Müslüman olsa bari) diye bir atasözümüz var. Ben terör saldırısına hedef oldum. 1978 yılında Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu'na gönderilen bombalı paketten bana da gönderildi. Rahmetli Hamido ve üç yakını hayatını kaybetti. O zaman Sayın Ecevit Başbakandı. Olaya üzüldü. Sayın Genel Başkanınız da bakandı, o da üzüldü ama İçişleri Bakanı istifa etmedi.
Kahramanmaraş Emniyet Müdürü idim, aldılar Adıyaman Şube Müdür Yardımcılığına atadılar. Kadrolaşmanın daniskası budur.''
AK Parti grubu adına söz alan Diyarbakır Milletvekili Aziz Akgül, gensoru önergesi verilmesini eleştirerek Türkiye'nin, ''AB ülkeleri ile kıyaslandığında
dünyanın en güvenli ülkelerinden biri olduğunu'' söyledi.
Fransa ve Almanya'da insana ve mala karşı işlenen suçların Türkiye'de işlenenlerin 2-3 katı olduğunu ifade eden Akgül, ''Sayın Aksu'nun İçişleri Bakanı olması, Türkiye için büyük şanstır. Sayın Aksu döneminde 18 olay yaşanmıştır, bunlardan biri hariç tamamının failleri yakalanmıştır'' dedi.
Görüşmelerde, önerge sahibi olarak ilk sözü, ANAVATAN Grup Başkanvekili Süleyman Sarıbaş aldı.
Önerge sahibi adına söz alan Sarıbaş, meydana gelen olayların, hukuki, idari ve siyasi sorumlularının olduğunu belirterek, siyasetin hesap sorulma yerinin Meclis olduğunu söyledi.
Süleyman Sarıbaş, Türkiye'de son 9 ayda 700 bin asayiş olayının meydana geldiğini, ''bir tarafında devletin gücünün hissedildiğinin belli olmadığını''
ifade etti.
Toplumun 'hakkıma, hukukuma tecavüz olursa devletim gereğini yapar' anlayışından uzaklaştığını ileri süren Sarıbaş, maddi imkanı olanların özel
güvenlik şirketleri tarafından mal ve canlarını koruduğunu, maddi imkanı olmayanların ise korumasız kaldığını savundu.
2006 yılında 800 bin mala ve cana karşı cürüm işlendiğini, bu sayının 2007 yılında 1 milyon 200 bin civarında olmasının beklendiğini belirten Sarıbaş,
''Sorumluluk sahiplerinin kutsalları vardır. Sizin kutsalınız, standardınız, limitiniz nedir? Hangi olay olursa istifa edersiniz? 'Her Hükümetin bakanı
olunur' diye bir kanun mu var? Söyle de kıstasını görelim. 'istifa etmem için bir Hrant Dink'in öldürülmesi yetmez 10 Hrant Dink öldürülmüş olması lazım' deyin bilelim. Türkiye'de meydana gelen olaylar başka ülkelerde olsaydı, bakanları gensoruya gerek kalmadan istifa ederlerdi'' diye konuştu.
-PETROL KAÇAKÇILIĞI...-
ANAVATAN'lı Sarıbaş, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in ''son 2.5 yılda 36 ülkeden Türkiye'ye 28 milyar dolarlık petrol girişi
yapıldığını, bunun 18 milyar dolarının kaçak olduğunu'' söylediğini kaydetti.
Petrol haricinde Türkiye'ye 1.5 milyar dolarlık şeker, 500 milyon dolarlık çay gibi birçok ürünün kaçak olarak sokulduğunu ileri süren Sarıbaş, ''Kurumlar, bu haksız kazancın hangi çete örgütlerine gittiğini biliyor. Ancak kurumların yöneticileri deri koltuklarda kuzu kuzu oturuyorlar. Petrol kaçakçılığının kimin cebine girdiğinin hesabını birileri vermeli'' diye konuştu.
'Habur Sınır Kapısı'nı değiştirin' dediklerini, ancak şimdiye kadar bu yönde bir gelişme olmadığını belirten Sarıbaş, ''Orada sistem kurulmuş'' dedi.
-''EĞER DİNK, YUKARIDAN İZLİYOR OLSAYDI''-
Hrant Dink cinayetinin 'bağıra bağıra' geldiğini ifade eden Sarıbaş, cenaze töreninde 'hepimiz Ermeniyiz' sloganı atılması konusuna değindi. İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'ya ''İhbardan haberiniz var mıydı?' diye soran Sarıbaş, şöyle devam etti:
''Eğer Dink, yukarıdan izliyor olsaydı ne derdi biliyor musunuz? 'Hayır hayır. Hepinizin Ermeni olmanıza gerek yok. Olduğunuz gibi olun. Ogün olmayın, insan olun' derdi. Biz olduğumuz, göründüğümüz gibi olamadık.
Türkiye'de mafya, kaçakçılık kol geziyor. Eğer böyle olmasını arzu ediyorsanız siz bu millete ait olamazsınız. Gelin istifa edin. Bu millet
devletini istiyor; tahribatını yaptığınız devletini... Umut ediyorum aklınızı başınıza alırsınız.''
Sarıbaş, İstanbul'da mikrofon uzatılan vatandaşlardan yüzde 10'unun İçişleri Bakanı'nı hakkında 'iyi' demesi halinde verdikleri gensoruyu geri çekeceklerini söyledi.
-''HEDEF SAPTIRILMIŞTIR''-
CHP grubu adına söz alan Konya Milletvekili Atilla Kart, AK Parti Hükümeti döneminde Cumhuriyetin temel niteliklerini değiştirmeyi hedefleyen kadrolaşma yapıldığını ileri sürerek, ''Bu kadrolaşma, toplumun barışını bozacak boyutlara ulaşmıştır'' dedi.
Kart, ''Derin devlet adlandırmasıyla hukuk dışı zemin hazırlayanlar, kendi aczlerini gizleme çabasındadırlar. Belli bir sınıfa zümreye ayrımcılık
yapılmıştır. Bilgi kirliliği oluşturularak hedef saptırılmıştır'' diye konuştu.
İçişleri Bakanlığı Müsteşar Vekilliğine Bakanlık görevlendirilmesiyle atanan Şehabettin Harput'un üçlü kararnameyle atanması gerektiğini belirten Kart, ''Atamayla ilgili tarikat ilişkilerine dair bilgi, belgeler kamuoyuna yansımıştır'' dedi.
-''F TİPİ KADROLAŞMA''-
2. Sınıf Emniyet Amirlerinin terfilerinde teamüllere aykırı hareket edildiğini ileri süren Kart, 800 kişi arasında 1. sınıfa terfi etmesi gereken 81
kişinin ilk 150 kişi arasından yapılmadığını, 281. sıradan alınıp ilk 81 kişi arasına yerleştirildiğini ileri sürdü.
Kart, şöyle devam etti:
''Terfi edenler arasında irticai faaliyette bulunduğu sabit olan 17 kişi de var. Kurullar, yetki tecavüzü yaparak, vasıfsız kadrolaşma yapmıştır. Bu tür
kadrolaşma kişisel ilişkiler ve cemaat dayanışması içinde sistemli kadrolaşma söz konusu. Bunlara 'F tipi kadrolaşma' deniliyor. Polis okulları, kolejler bu kadrolaşmanın içinde. İç güvenlik örgütleri, kimliğini ve işlevini kaybetmektedir. Yönetim kadrolarının çürümeler sonucu hukuk dışı eylemleri
rahatlıkla gerçekleştirecek zemin bulmaktadır.''
CHP'li Kart, meydana gelen olaylardan sonra İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun izini kaybettiklerini ifade ederek, ''Arayıp ulaşamıyoruz. Olaydan çok sonra çıkıp 'kanları yerde kalmayacak' nakaratını tekrarlıyor. Bu yönüyle son derece başarılı. Bakanlığı döneminde 15-16 kritik cinayet olduğunu, ancak bu olayların perde arkasının aydınlatılmadığını görüyoruz'' diye konuştu.
Bakan Aksu'nun konuşmasından sonra yapılan oylamada gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
