2011-12-09 - 14:30
10 ARALIK DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ...
'10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü' nedeniyle, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün ve Komisyon Eski Dönem Başkanları TBMM'de düzenlenen toplantıda bir araya geldi.
'10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü' nedeniyle, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün ve Komisyon Eski Dönem Başkanları TBMM'de düzenlenen toplantıda bir araya geldi.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun kuruluşundan bugüne kadar yapılan çalışmaların değerlendirildiği toplantıda konuşan TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, 1948 yılında dünya devletlerinin ortak imzasıyla İnsan Hakları Bildirisinin imzalandığını, Türkiye Cumhuriyeti'nin de bildirgeyi kabul edip yayınladığını hatırlattı.

Üstün, dünya tarihi boyunca insanların eziyeti ve inançlarına karşı yapılan müdahaleyi yine insanlardan gördüğünü ve en büyük acıların birinci ve ikinci dünya savaşları süresince yaşandığını belirtti.

İnsan haklarının devredilemez ve vazgeçilemez olduğunu vurgulayan TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, insan haklarının yeni kavramlar ile desteklenebileceğini ifade etti.

Süreç içerisinde bazı şahısların insan haklarının geliştirilmesi için katkı sağladığını söyleyen Üstün, Anayasa'da da değişiklikler yapıldığını hatırlattı. Son değişiklikle, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkının sağlandığını söyleyen Üstün, Türkiye'de en fazla insan hakkı ihlalinin darbe dönemlerinde yaşandığına dikkat çekti.

Üstün ayrıca, 1961 Anayasası'yla başlayıp 1982 Anayasası'nda devam ettirilen geçici 15. Maddenin kaldırıldığını söyledi.

Komisyon Başkanı Üstün, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun kanunla kurulduğunu ve Eyüp Aşık'ın komisyona başkanlık ettiğini belirtti.
Üstün "Önümüzde Anayasa süreci var. İnsan haklarını koruyan, insanı merkeze koyan bir Anayasa olmasını arzu ediyoruz." dedi.

Komisyonun tüm eski başkanlarına, kendi görev yaptıkları dönemleri hatırlatan hediyeler veren Üstün, daha sonra tüm başkanlara konuşmaları için söz verdi.

20. ve 21. dönemlerde bakanlık görevinde bulunan Sema Pişkinsüt, komisyonun MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun ölmesi olayını incelemesi gerektiğini söyleyerek, ''Ben başkan olsaydım araştırırdım ve ölümünün araştırılmasını isterdim'' dedi.

18. Dönemde başkanlık görevini üstlenen Eyüp Aşık, telefon dinlemelerinden çok rahatsız olduğunu ve bunun da insan haklarını rahatsız edecek boyutlara ulaştığını ifade ederek, tutukluluk sürelerinin ceza süresini aşacak boyutlara ulaşmasının Türkiye'nin insan hakları seviyesine yakışmadığını bildirdi. Aşık, ''Komisyon bu konuya el atmalı, gerekirse yargı üzerinde baskı kuralım. Bununla ilgili tasarıların Meclise sevkedilerek, bunun önlenmesi gerekiyor'' dedi.

Dönemiyle ilgili bazı konuları paylaşan Aşık, komisyonun yaptırım gücü olduğunu kaydetti. Komisyonun, Körfez Savaşından sonra Kuzey Irak'tan 1,5 milyon peşmergenin gelmesi ve gitmesi konusunda aktif rol oynadığını söyledi.

Aşık, komisyon başkanı olduğu dönemde, üniversitelere başörtüsü sorununun giderilmesi konusunda yazılar yazdıklarını ve rektörlerin de ''biz de başörtüsü sorunu yoktur'' diye cevap verdiklerini anımsattı.

O dönemde ''Yeşil'' kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili çok şikayetler aldıklarını, ''Bu adam geliyor köyümüzü yakıyor, bıktık artık Yeşil ve adamlarından'' denildiğini ifade eden Aşık, ''Biz de bunun üzerine Tunceli'ye heyet gönderdik. Yanlış hatırlamıyorsam 7. Kolordu Komutanlığına 'böyle bir adam var, sizin adınıza hareket ediyor, insan haklarını ihlal ediyor' diye yazdım. Bir ay sonra, 'yazınız üzerine Yeşil'in görevine son verdik' diye cevap verildi. Tarih de zannederim, 30 Mart 1991 idi'' diye konuştu.

Geçen dönem başkanlık görevini yürüten Zafer Üskül de salonda görev yapan kameramanların omuzları yerine tripotta çekim yapmasına atıfta bulunarak, ''Bu beni biraz sevindirdi. Çünkü, (Başkan olduğu dönemde haklarının iyileştirilmesi için komisyona başvuran kameramanlar) onların sorunlarına çözüm bulamadık, sosyal güvenlik hakları açısından iyileştirme gerçekleştiremedik'' şeklinde konuştu.

Başkan olduğu zaman yaşadığı sıkıntıları anlatan Üskül, ''Belge istiyoruz, belgenin üstüne hemen gizli damgası basarak yazıyı gönderiyorlar. Sıkıyönetim irtibat subaylarının ismini istedik, o ilde görev yapan bütün subay ve astsubayların ismini gönderdiler 'alın uğraşın' diye'' dedi.

Üskül, uzun tutuklulukların önlenmesi gerektiğine işaret ederek, ''Burada, Anayasa'nın 'uluslarararası sözleşmelerin kanunların üstünde olduğunu içeren' 90. Maddesi önemli. Ancak bir toplantıda Anayasa Mahkemesi Başkanı, bu ifadenin mahkemeyi bağlamadığını neredeyse söyledi'' sözlerini sarfetti.

22. Dönemde başkanlık görevinde bulunan Mehmet Elkatmış da insan haklarının uygulanması konusunda eksiklikler olduğunu söyleyerek, başkanlığı döneminde 160 yabancı heyetle görüştüğünü belirtti. Elkatmış, ''Ben onlardan hesap sormaya başlamıştım'' dedi.

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün eski 5 başkanın imzaladığı bildiride, ''Coğrafyasına, her manada örnek olan Türkiye'nin, yeni anayasasındaki hak ve özgürlüklerle de örnek olacağına inancımız tamdır'' denildi.

Üstün ile eski başkanlar, yemekli toplantının ardından, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü nedeniyle yayınladıkları bildiriyi imzaladı.

Başkan Üstün'ün toplantıda okuduğu, ''Şimdi ve önceki dönem TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanları olarak bizler aşağıdaki bildiriyi müştereken imza ederiz'' denilen bildiride, 10 Aralık 1948 tarihinde devletlerin, insanın vahşice katledilip değersizleştirildiği bir dizi savaşın ardından, büyük umutlarla İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini kabul ettiği vurgulandı.

Bildiride; insan onurunu korumak, insana doğuştan sahip olduğu hakları tanımak, özgürlük, adalet ve barışın temeli olarak adlandırılan bu değerlere ulaşmanın, insanların en yüksek özlemi olarak ilan edildiği ifade edilerek, şöyle denildi:

''İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun süreç içindeki Başkanları olarak bizler, çalışmalarımıza ilham veren ve dayanak oluşturan beyannamedeki hak ve özgürlüklerin ayrım gözetilmeksizin tüm insanlar için gerçekleştirilmesine katkı sağlamak adına, dünya görüşlerimizden bağımsız olarak, ülkemizdeki ve dünyadaki hak ihlallerinin üzerine evrensel değerler ışığında, tarafsız biçimde ve kararlılıkla giderek, komisyonun kuruluş amacına her daim sadık kaldık. Komisyonun tıpkı şimdi ve geçmişte olduğu gibi gelecek yıllarda da çalışmalarını, insan hak ve özgürlüklerini en üst seviyede gerçekleştirme gayesiyle, azimli ve tarafsız bir biçimde sürdüreceğine yürekten inanıyoruz.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin medeniyete en önemli katkılarından biri de çok sayıda devletin anayasalarına verdiği ilhamdır. Bu vesileyle, yeni anayasa çalışmalarında temel hak ve özgürlüklerin evrensel standartlarda tanınmasını önemsediğimizi ifade etmek isteriz. Coğrafyasına her manada örnek olan Türkiye'nin, yeni anayasasındaki hak ve özgürlüklerle de örnek olacağına inancımız tamdır.''


(14.30)