2007-11-13 - 17:55
TBMM Genel Kurulunda milletvekillerine hitap eden Abbas, ''Yüce Meclisiniz, sağlam demokrasinin kalesidir, siyasi çoğulculuğun temsilcisidir. Bu çoğulculuk bizim için ayrıca örnek oluşturmaktadır. Arzumuz, bundan esinlenerek yol alabilmektir'' dedi.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, ABD'de
yapılacak Annapolis Barış Konferansını ''müstesna bir fırsat'' olarak
tanımlayarak, ''Bu müstesna fırsatın hafife alınması, tehlikeli sonuçlar
doğuracak. Bu müstesna fırsatı muhakkak değerlendirmek, başarmak için
elden gelen gayreti sarf etmemiz lazım'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda milletvekillerine hitap eden Abbas, ''Yüce
Meclisiniz, sağlam demokrasinin kalesidir, siyasi çoğulculuğun
temsilcisidir. Bu çoğulculuk bizim için ayrıca örnek oluşturmaktadır.
Arzumuz, bundan esinlenerek yol alabilmektir'' görüşünü kaydetti.
Türkiye'nin sergilediği uygar ve demokratik uygulamaların, bölge
halkları ve Filistin halkınca takdirle izlendiğine işaret eden Abbas,
Türkiye'nin, Yüce Meclisi ile Cumhuriyetin gücüne güç kattığını ve idame
ettirdiğini söyledi.
Abbas, Türkiye'nin, ayrı da olsa vatandaşlarının düşüncelerini kabul
ettiğini, kendilerinin de Filistin'de demokrasinin yerleşmesini,
seçimlere dayalı yeni bir siyasal sistemi oluşturmayı istediklerini
belirterek, şöyle konuştu:
''Bu gayretlerimiz, bağımsızlık mücadelemizin bir parçasıdır. Aynı
zamanda bağımsız Filistin devletinin çekirdeği olsun istedik. Seçimler
ve sandık aracılığıyla yönetimin el deştirmesini, yetkinin tamamen halka
bırakılmasını istedik. Sizlerin uygulamanızı takip etmeyi arzuladık,
ancak üzülerek belirteyim; bu hedefe ulaşmak için bütün gayret ve
çabalarımıza rağmen bazı uluslararası baskılara maruz kaldık, ayrıca
siyasi ve ekonomik yaptırımlara, ambargolara hedef olduk. Böylelikle bu
deneyimimizin başarısızlığa ulaşması için baskılara maruz kaldık. Ayrıca
içimizde de bazı güçler, demokrasi yolundaki gayretlere inanmadılar,
bunları reddettiler. Demokrasinin altyapısını oluşturan hukuki ve yasal
düzenlemeleri kabul etmediler. Kuvvete başvurdular, siyasi ve askeri
devrimlere daha öncelik verdiler ve böylelikle halka gidilmesini
reddettiler. Uğraşmamıza rağmen Filistin'de sizlerin uygulamasını tatbik
edemedik.''
-''TÜRKİYE'YE TAKDİRLERİMİZİ SUNUYORUZ''-
Mahmud Abbas, ''Yüce Allah'ın Türkiye'ye 'müstesna bir coğrafi konum'
bahşettiğini, basiretli liderlerinin de tarihin çeşitli dönemlerinde
insanlığa birlik beraberlik tablosu yaşattığını ve siyasi köprü olarak
ülkenin önemli roller oynamasını sağladığını söyledi.
''Biz bu vesileyle, Türkiye'ye takdirlerimizi sunuyoruz'' diyen Abbas,
ayrıca Türkiye'nin ''dinlerarası diyalog'' adı altında başlatılan önemli
uğraşıdan dolayı takdirlerini ifade etti. Türkiye'nin bölgesinde ve
uluslararası platformdaki etkinliğinin bilincinde olduklarını vurgulayan
Abbas, ''Biz Filistin'de kardeş ülke Türkiye ile siyasi ve ekonomik
alanda gelişen ilişkilerimizden memnuniyet duyuyoruz. Filistin'e ve
Filistin davasına desteğinizden dolayı, sizlere teşekkür etmek
istiyorum'' dedi.
Türkiye'nin, bağımsız Filistin devleti kurulması yönünde sürekli
kendilerini desteklediğini ifade eden Abbas, ''Türkiye'nin, gerek
Filistin-İsrail uyuşmazlığı, gerekse de İsrail-Arap uyuşmazlığına çözüm
bulma yolunda etkin rollerde bulunacağına ve bunu gerçekleştirmeye
imkanı olduğuna inanıyoruz. Sizin rolünüz, uluslararası barışsever
ülkeler ve uluslararası kuruluşlar düzeyinde kesinlikle etkili
olacaktır'' görüşünü kaydetti.
-''BARIŞÇIL TUTUM İZLİYORUZ''-
ABD'de yapılacak ''Annapolis Barış Konferansı'' arefesinde olduklarını
hatırlatan Abbas, görüşlerini şöyle ifade etti:
''Hiç kuşkusuz itidali ve bölgemizde barışın gerçekleşmesini arzu
ediyoruz. İki taratan biri kazanacaktır; ya barış ve itidal tarafları ya
da şiddete başvuran, işgali devam ettiren, savaş taraftarı olan...
Bizler Filistin ve Türkiye, aynı kampta yer alıyoruz. Barışçıl tutum
izliyoruz, aşırıcılığı reddediyoruz. Halklarımızın karşılaştığı
güçlüklere ve zorluklara göğüs gerebilmemiz için barışçıl yolları
izlemekteyiz. Kültürümüz, inancımızın temelini oluşturan prensiplerimiz
ve insani değerler, itidali ve barışçıl olmayı emretmektedir.
İnsanlar arasında ayırım yoktur, insanlar eşittir. Hiçbir zaman başka
bir ulusun halkına karşı düşmanca davranmak, haksız yere zulüm yapmak,
toprağını işgal etmek; ne insanlığımız ile ne de dini inancımızla
bağdaşmaktadır. Bizler barış yolunda gerekli çabaları devam ettiriyoruz.
Bu gayretlerimiz kesintisiz devam ediyor.''
Abbas, Dörtlü Komitenin, ABD Başkanı Geroge Bush'un girişimi ve kapsamlı
barış yolunda iki devlet esası üzerine kurulu çağrısını ve girişimini
desteklediklerini, bunun, İsrail'in yanı sıra bağımsız Filistin devleti
oluşumunu öngördüğünü söyledi. Abbas, ABD Dışişleri Bakanı Rice'in
gayretlerini de desteklediklerini belirterek, ''Zira bu gayretler
bağlamında 1967 yılında işgal edilmiş olan Filistin topraklarının
tamamının İsrail işgalinden kurtarılması ve taraflar arasında
uyuşmazlığa neden olan konulara çözüm öngörülmektedir'' dedi.
''Bu müstesna fırsatın hafife alınmasının, tehlikeli sonuçlar
doğuracağını'' kaydeden Abbas, bunun gerçekleşmesi önünde engeller
çıkarılmasının, dar bir açıdan bakılmasının olumsuz sonuçlara yol
açacağını kaydetti. Abbas, şöyle devam etti:
''Halıhazırdaki durumun devamı, emrivakinin kabul ettirilmesi
gayretleri, hiç kuşkusuz olumsuz neticelere yol açacaktır. Bu müstesna
fırsatı muhakkak değerlendirmek lazım, başarmak için elden gelen gayreti
sarf etmemiz lazım. Biz daha önce müteaddit defalar, yerleşim yerlerinin
genişletilmesi, duvar inşaatının devamının, bölgede barış ve güvene
altyapı oluşturamayacağını söyledik. 12 binden fazla Filistinli
vatandaşımızın tutukluluk hali devam etmektedir. Köyler ve kentler
arasında barikatlar sürmektedir.''
Mahmud Abbas, Filistin sorununun tüm yönleriyle çözümünü isterken,
bölgedeki geniş kapsamlı barış çabalarını da unutmadıklarını söyledi.
Doğu Kudüs'ün, 1967'de işgal edilen topraklar içinde kaldığını
hatırlatan Abbas, ''Filistin Devletinin, Doğu Kudüs'ten başka başkenti
olmayacaktır'' dedi.
Abbas, TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, Irak'ta yaşanan
gelişmelere değinerek, Irak halkının içinde bulunduğu zor durumdan bir
an önce çıkması ve Irak'a barış gelmesini diledi.
Lübnan'da da barışın sağlanmasını isteyen Abbas, Lübnan'ın
bağımsızlığının ve demokratik deneyiminin korunmasından yana olduklarını
söyledi. Bu ülkede yaşayan Filistinli mültecilerin yurtlarına dönmesini
temenni eden Abbas, Filistinlilerin Lübnan halkının korunması için
çalıştıklarını bildirdi.
Kendi iç sorunlarının çözümünde de demokrasiye bağlı kalacaklarını ve
diyalog içinde hareket edeceklerini kaydeden Mahmud Abbas, ''Emrivakiler
ve askeri darbeler ayrılıkları daha da artırır. Biz, elimizi diyalog
için uzatıyoruz'' diye konuştu.
Konuşmasında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon
Peres, TBMM Başkanı Köksal Toptan ve milletvekillerine teşekkür eden
Filistin Devlet Başkanı Abbas, Türk halkına hitap etmekten büyük
mutluluk duyduğunu söyledi.
Filistin halkıyla Türk halkı arasında köklü bağlar bulunduğunu
vurgulayan Abbas, ''Biz, sürekli size bakacağız ve sizi izleyeceğiz.
Deneyimlerinizi örnek alacağız'' dedi.
Mahmud Abbas, konuşmasını tamamladıktan sonra Komisyon sıralarında
oturan Cumhurbaşkanı Gül, İsrail Cumhurbaşkanı Peres ve TBMM Başkanı
Toptan'ın yanına giderek tokalaştı. Başkanlık Divanına da teşekkür eden
Abbas, daha sonra Bakanlar Kurulu sırasına yönelerek Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan ve Bakanların ellerini sıktı.
Daha sonra Cumhurbaşkanı Gül ve konuk cumhurbaşkanları TBMM Başkanı
Köksal Toptan'ın refakatinde Genel Kurul salonundan ayrıldı.
yapılacak Annapolis Barış Konferansını ''müstesna bir fırsat'' olarak
tanımlayarak, ''Bu müstesna fırsatın hafife alınması, tehlikeli sonuçlar
doğuracak. Bu müstesna fırsatı muhakkak değerlendirmek, başarmak için
elden gelen gayreti sarf etmemiz lazım'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda milletvekillerine hitap eden Abbas, ''Yüce
Meclisiniz, sağlam demokrasinin kalesidir, siyasi çoğulculuğun
temsilcisidir. Bu çoğulculuk bizim için ayrıca örnek oluşturmaktadır.
Arzumuz, bundan esinlenerek yol alabilmektir'' görüşünü kaydetti.
Türkiye'nin sergilediği uygar ve demokratik uygulamaların, bölge
halkları ve Filistin halkınca takdirle izlendiğine işaret eden Abbas,
Türkiye'nin, Yüce Meclisi ile Cumhuriyetin gücüne güç kattığını ve idame
ettirdiğini söyledi.
Abbas, Türkiye'nin, ayrı da olsa vatandaşlarının düşüncelerini kabul
ettiğini, kendilerinin de Filistin'de demokrasinin yerleşmesini,
seçimlere dayalı yeni bir siyasal sistemi oluşturmayı istediklerini
belirterek, şöyle konuştu:
''Bu gayretlerimiz, bağımsızlık mücadelemizin bir parçasıdır. Aynı
zamanda bağımsız Filistin devletinin çekirdeği olsun istedik. Seçimler
ve sandık aracılığıyla yönetimin el deştirmesini, yetkinin tamamen halka
bırakılmasını istedik. Sizlerin uygulamanızı takip etmeyi arzuladık,
ancak üzülerek belirteyim; bu hedefe ulaşmak için bütün gayret ve
çabalarımıza rağmen bazı uluslararası baskılara maruz kaldık, ayrıca
siyasi ve ekonomik yaptırımlara, ambargolara hedef olduk. Böylelikle bu
deneyimimizin başarısızlığa ulaşması için baskılara maruz kaldık. Ayrıca
içimizde de bazı güçler, demokrasi yolundaki gayretlere inanmadılar,
bunları reddettiler. Demokrasinin altyapısını oluşturan hukuki ve yasal
düzenlemeleri kabul etmediler. Kuvvete başvurdular, siyasi ve askeri
devrimlere daha öncelik verdiler ve böylelikle halka gidilmesini
reddettiler. Uğraşmamıza rağmen Filistin'de sizlerin uygulamasını tatbik
edemedik.''
-''TÜRKİYE'YE TAKDİRLERİMİZİ SUNUYORUZ''-
Mahmud Abbas, ''Yüce Allah'ın Türkiye'ye 'müstesna bir coğrafi konum'
bahşettiğini, basiretli liderlerinin de tarihin çeşitli dönemlerinde
insanlığa birlik beraberlik tablosu yaşattığını ve siyasi köprü olarak
ülkenin önemli roller oynamasını sağladığını söyledi.
''Biz bu vesileyle, Türkiye'ye takdirlerimizi sunuyoruz'' diyen Abbas,
ayrıca Türkiye'nin ''dinlerarası diyalog'' adı altında başlatılan önemli
uğraşıdan dolayı takdirlerini ifade etti. Türkiye'nin bölgesinde ve
uluslararası platformdaki etkinliğinin bilincinde olduklarını vurgulayan
Abbas, ''Biz Filistin'de kardeş ülke Türkiye ile siyasi ve ekonomik
alanda gelişen ilişkilerimizden memnuniyet duyuyoruz. Filistin'e ve
Filistin davasına desteğinizden dolayı, sizlere teşekkür etmek
istiyorum'' dedi.
Türkiye'nin, bağımsız Filistin devleti kurulması yönünde sürekli
kendilerini desteklediğini ifade eden Abbas, ''Türkiye'nin, gerek
Filistin-İsrail uyuşmazlığı, gerekse de İsrail-Arap uyuşmazlığına çözüm
bulma yolunda etkin rollerde bulunacağına ve bunu gerçekleştirmeye
imkanı olduğuna inanıyoruz. Sizin rolünüz, uluslararası barışsever
ülkeler ve uluslararası kuruluşlar düzeyinde kesinlikle etkili
olacaktır'' görüşünü kaydetti.
-''BARIŞÇIL TUTUM İZLİYORUZ''-
ABD'de yapılacak ''Annapolis Barış Konferansı'' arefesinde olduklarını
hatırlatan Abbas, görüşlerini şöyle ifade etti:
''Hiç kuşkusuz itidali ve bölgemizde barışın gerçekleşmesini arzu
ediyoruz. İki taratan biri kazanacaktır; ya barış ve itidal tarafları ya
da şiddete başvuran, işgali devam ettiren, savaş taraftarı olan...
Bizler Filistin ve Türkiye, aynı kampta yer alıyoruz. Barışçıl tutum
izliyoruz, aşırıcılığı reddediyoruz. Halklarımızın karşılaştığı
güçlüklere ve zorluklara göğüs gerebilmemiz için barışçıl yolları
izlemekteyiz. Kültürümüz, inancımızın temelini oluşturan prensiplerimiz
ve insani değerler, itidali ve barışçıl olmayı emretmektedir.
İnsanlar arasında ayırım yoktur, insanlar eşittir. Hiçbir zaman başka
bir ulusun halkına karşı düşmanca davranmak, haksız yere zulüm yapmak,
toprağını işgal etmek; ne insanlığımız ile ne de dini inancımızla
bağdaşmaktadır. Bizler barış yolunda gerekli çabaları devam ettiriyoruz.
Bu gayretlerimiz kesintisiz devam ediyor.''
Abbas, Dörtlü Komitenin, ABD Başkanı Geroge Bush'un girişimi ve kapsamlı
barış yolunda iki devlet esası üzerine kurulu çağrısını ve girişimini
desteklediklerini, bunun, İsrail'in yanı sıra bağımsız Filistin devleti
oluşumunu öngördüğünü söyledi. Abbas, ABD Dışişleri Bakanı Rice'in
gayretlerini de desteklediklerini belirterek, ''Zira bu gayretler
bağlamında 1967 yılında işgal edilmiş olan Filistin topraklarının
tamamının İsrail işgalinden kurtarılması ve taraflar arasında
uyuşmazlığa neden olan konulara çözüm öngörülmektedir'' dedi.
''Bu müstesna fırsatın hafife alınmasının, tehlikeli sonuçlar
doğuracağını'' kaydeden Abbas, bunun gerçekleşmesi önünde engeller
çıkarılmasının, dar bir açıdan bakılmasının olumsuz sonuçlara yol
açacağını kaydetti. Abbas, şöyle devam etti:
''Halıhazırdaki durumun devamı, emrivakinin kabul ettirilmesi
gayretleri, hiç kuşkusuz olumsuz neticelere yol açacaktır. Bu müstesna
fırsatı muhakkak değerlendirmek lazım, başarmak için elden gelen gayreti
sarf etmemiz lazım. Biz daha önce müteaddit defalar, yerleşim yerlerinin
genişletilmesi, duvar inşaatının devamının, bölgede barış ve güvene
altyapı oluşturamayacağını söyledik. 12 binden fazla Filistinli
vatandaşımızın tutukluluk hali devam etmektedir. Köyler ve kentler
arasında barikatlar sürmektedir.''
Mahmud Abbas, Filistin sorununun tüm yönleriyle çözümünü isterken,
bölgedeki geniş kapsamlı barış çabalarını da unutmadıklarını söyledi.
Doğu Kudüs'ün, 1967'de işgal edilen topraklar içinde kaldığını
hatırlatan Abbas, ''Filistin Devletinin, Doğu Kudüs'ten başka başkenti
olmayacaktır'' dedi.
Abbas, TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, Irak'ta yaşanan
gelişmelere değinerek, Irak halkının içinde bulunduğu zor durumdan bir
an önce çıkması ve Irak'a barış gelmesini diledi.
Lübnan'da da barışın sağlanmasını isteyen Abbas, Lübnan'ın
bağımsızlığının ve demokratik deneyiminin korunmasından yana olduklarını
söyledi. Bu ülkede yaşayan Filistinli mültecilerin yurtlarına dönmesini
temenni eden Abbas, Filistinlilerin Lübnan halkının korunması için
çalıştıklarını bildirdi.
Kendi iç sorunlarının çözümünde de demokrasiye bağlı kalacaklarını ve
diyalog içinde hareket edeceklerini kaydeden Mahmud Abbas, ''Emrivakiler
ve askeri darbeler ayrılıkları daha da artırır. Biz, elimizi diyalog
için uzatıyoruz'' diye konuştu.
Konuşmasında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon
Peres, TBMM Başkanı Köksal Toptan ve milletvekillerine teşekkür eden
Filistin Devlet Başkanı Abbas, Türk halkına hitap etmekten büyük
mutluluk duyduğunu söyledi.
Filistin halkıyla Türk halkı arasında köklü bağlar bulunduğunu
vurgulayan Abbas, ''Biz, sürekli size bakacağız ve sizi izleyeceğiz.
Deneyimlerinizi örnek alacağız'' dedi.
Mahmud Abbas, konuşmasını tamamladıktan sonra Komisyon sıralarında
oturan Cumhurbaşkanı Gül, İsrail Cumhurbaşkanı Peres ve TBMM Başkanı
Toptan'ın yanına giderek tokalaştı. Başkanlık Divanına da teşekkür eden
Abbas, daha sonra Bakanlar Kurulu sırasına yönelerek Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan ve Bakanların ellerini sıktı.
Daha sonra Cumhurbaşkanı Gül ve konuk cumhurbaşkanları TBMM Başkanı
Köksal Toptan'ın refakatinde Genel Kurul salonundan ayrıldı.
