2008-03-07 - 02:22
TRT 1'de yayınlanan ''Zirveden Bakış'' programında gazetecilerin sorularını yanıtlayan TBMM Başkanı Köksal Toptan, terörle mücadelede ekonomik kalkınmanın önemine işaret ederek, ''Herkes mutabık ki terörle mücadele, sadece askerin, polisin mücadelesiyle olmaz'' dedi.
TBMM Başkanı Köksal Toptan, terörle
mücadelede ekonomik kalkınmanın önemine işaret ederek, ''Herkes mutabık
ki terörle mücadele, sadece askerin, polisin mücadelesiyle
olmaz'' dedi.
TRT 1'de yayınlanan ''Zirveden Bakış'' programına katılan Toptan,
gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Toptan, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Irak'ın kuzeyindeki terör örgütü
unsurlarına yönelik gerçekleştirdiği sınır ötesi kara harekatının sona
erdirilmesinden sonra gelen tepkilere ilişkin soruları yanıtlarken,
Genelkurmay Başkanlığının ''varılması lazım gelen bütün hedeflere
varıldığını, onun için çekilmenin gerçekleştiğini'' açıkladığını
anımsattı. ''Madem ki girdik, daha da gitseydik. Musul'a, Kerkük'e
girseydik'' şeklinde arzular olduğunu ifade eden Toptan, bir başka
bağımsız ülkenin sınırlarına bir operasyon yapıldığını anımsattı.
Toptan, ''Elbette uluslararası hukuktan doğan hakkımızı kullanıyoruz.
Elbette ABD dahil, bütün dünyanın destek vermesi önemli bir şey. Ama
sonuç itibariyle, bu iklim ve coğrafya şartlarında bir başka ülkede
operasyon yapıyorsunuz. O nedenle oradaki başarı veya başarısızlığı
tartışmak doğru bir şey değil'' diye konuştu.
Toptan, Genelkurmay Başkanlığınca yapılan açıklamaların net olduğunu ve
basın mensuplarını her gün bilgilendirdiğini belirterek, ''Bütün
bunlardan sonra, 'bu tartışmayı yapmaması lazımdı Türkiye'nin', diye
düşünüyorum'' dedi.
-BUNDAN SONRAKİ ADIM...-
''Terörle mücadelede askeri operasyonlar sadece olayın bir boyutu.
'Artık askeri harekat bitti, siyasi harekat başlamalı' yönünde
değerlendirmeler var. Bu yönde Hükümetten, Meclisten beklentiler var.
Siz nasıl görüyorsunuz? Bundan sonraki adım ne olacak?'' şeklindeki soru
üzerine Toptan, şöyle konuştu:
''Türkiye'de herkes bunu söylüyor, askerler de bunu söylüyor. Ayrıntılı
bilgi sahibi değilim ama zannediyorum, hükümetin, belki Milli Güvenlik
Kurulu'nun, bilemem, bu konuları içeren bir paket çalışması vardır.
Aydınların bu konuyla ilgili ortaya koyduğu bir takım düşünceler var.
Herhalde bütün bunların tümümden yararlanabilecek bir paket ortaya
çıkacaktır. Önümüzdeki günlerde onu göreceğiz.
Burada, terör örgütünün elindeki, bizim Doğu ve Güneydoğu yaşayan
vatandaşlarımıza karşı kullandığı argümanların, onların elinden alınması
lazım. Bu, geçen dönemde bazı iyileştirmelerle sağlandı ama yeterli
olmadığı anlaşılıyor. Bu gayretleri sürdürmek lazım.''
GAP projesinin önümüzdeki 5 yıl içinde mutlaka sonuçlandırılmasının
hedeflendiğini, bunun bölge için çok önemli olduğunu belirten Toptan,
belki buna paralel bir takım yeni düzenlemeler de yapılacağını söyledi.
Toptan, ''Herkes mutabık ki terörle mücadele, sadece askerin, polisin
mücadelesiyle olmaz. Diğer önlemleri aldığınız zaman, ekonomik, sosyal
bakımdan iyileştirmeleri yaptığınız zaman, terör biter mi? Bitmediğini
görüyoruz. İspanya'da görüyoruz, İngiltere'de, ABD'de görüyoruz. Ama
minimize edilebilir. Bunu, inşallah Türkiye, önümüzdeki dönemde minimize
edecektir'' diye konuştu.
-''TÜRKİYE, YAPMASI LAZIM GELEN HER ŞEYİ YAPAR''-
Toptan, ''Irak Cumhurbaşkanı Talabani'nin ziyareti, sembolik mi? Yoksa
sembolikliğin ötesinde bir şeyler var mı?'' sorusunu yanıtlarken,
Talabani'ye, Türkiye'nin terörle mücadele konusundaki kararlılığının
anlatılacağını belirtti.
''Talabani ile işler, bir noktada düzeldi gibi gözüküyor. Barzani, nasıl
bu noktaya çekilecek? Barzani, nasıl Talabani'nin noktasına
getirilecek?'' sorusunu yanıtlarken de Toptan, bunun, Irak merkezi
yönetimi ile ABD'nin işi olduğunu söyledi. Toptan, ''Türkiye, kendi
hukukunu korumak adına, terörle mücadeledeki kararlılık adına, yapması
lazım gelen her şeyi yapar. Bunun dışında Türkiye, bir öğretmen edasıyla
bölgede kimseye ders verecek değil. Yapılması lazım gelenler yapılıyor.
Mesaj verilmesi lazım gelenlere, mesaj veriliyor. Buradan herkesin
çıkaracağı anlamlar olması lazım'' diye konuştu.
TBMM Başkanı Köksal Toptan, ''Kara harekatının sadece PKK terör
örgütüyle sınırlı kalmadığını, bütün kesimlere mesajlar içerdiğini
söylediniz. Askeri yetkililerimiz, zaman zaman açıklıyorlar, 'Bölgede
bağımsız Kürt devletinin kurulmasının ulusal çıkarlarımızı büyük ölçüde
tehdit eden ve asla kabul etmeyeceğimiz bir oluşum olduğunu.' Bu anlamda
bir değerlendirme yapar mısınız?'' sorusu üzerine, ''Bence, son
harekatımız, hiçbir şey ifade etmediyse, hiç anlam taşımadıysa bile,
sizin sorduğunuz anlamda çok önemli mesaj veriyor'' dedi.
Irak'ın toprak bütünlüğünün korunmasının, baştan beri Türkiye'nin
savunduğu bir tez olduğunu ifade eden Toptan, Irak'ın bölünmesinin,
bölgede şimdikinden çok daha büyük istikrarsızlığa neden olabileceğini
söyledi.
-''TÜRKİYE, EN GÜZEL ÜLKEDİR''-
''ABD'nin, Irak'ın bölünmesine razı olabileceğine kesinlikle
inanmıyorum'' diyen Toptan, Irak'ın bölünmesinin, Amerika'nın Ortadoğu
politikalarına katkısı olmayacağını kaydetti. Toptan, önümüzdeki süreçte
Irak'ın yeniden yapılanmasında, ''gevşek federatif bir sistemin gündeme
gelebileceğini'', ''Irak'ın bölünmesinin gündeme gelebileceğini''
kesinlikle düşünmediğini söyledi. Toptan, şöyle konuştu:
''Türkiye'nin bu konudaki hassasiyeti, bu konudaki açıklamaları, orada
bağımsız devlet kurulmasından Türkiye'nin rahatsız olabileceği hep
söyleniyor. Ama burada bu hassasiyetimizi, dikkatimizi, bütün dünyanın
önüne koyduktan sonra, oralarda takılıp kalmadan kendi içimize bakmamız
lazım. O nedir?
Bizim kalkınma sürecini hızlandırmamız lazım. Ekonomimizi güçlendirmemiz
lazım. Demokrasimizi güçlendirmemiz lazım. İnsan hak ve özgürlüklerine
daha fazla önem veren bir ülke olmamız lazım. AB hedefine daha çok
yaklaşacak gayreti göstermemiz lazım. Oraya bizi götürecek olan
ekonomik, sosyal ve diğer kriterleri olabildiği kadar iyileştirerek,
bizim insanımıza, 'Bu Türkiye, en güzel ülkedir. Bu bölgenin, en
müreffeh ülkesidir, en demokrat ülkesidir. İnançların en rahat
yaşanabildiği bir ülkedir. Laik bir ülke olması bakımından kimsenin
kimseye müdahalesi söz konusu değildir. Böyle bir ülke, bizim
etrafımızda da yoktur' deyip, herkesin, bizim devletimize sahip çıkma
şuurunu geliştirmesiyle mümkündür. Bence bizim bunu yapmamız lazım.
Enerjimizin, bu alana, Türkiye'nin büyütülmesi hedefine harcanması
lazım. İktidarıyla, muhalefetiyle önümüzdeki süreçte bunu yapabiliriz.''
-''DTP'NİN KATKISI OLMADI''-
TBMM'nin şu anki yapısının kesinlikle bir şans olduğunu, bu yapı içinde
DTP'nin de bulunmasının büyük şans olduğunu ifade eden Toptan, Meclis
çalışmalarında DTP'nin tavırlarından bir şikayeti bulunmadığını
kaydetti. Toptan, ''Ama sorunun çözümüne dönük, DTP'nin şu ana kadar
katkısı olmadı'' dedi.
Toptan, ''söylemlerinden endişeleriniz var mı?'' sorusu üzerine de
DTP'nin söylemlerinin, sürecin çözümüne hiçbir katkı sağlamadığını
söyledi. Toptan, ''Önce terör örgütüyle ilgili netleşmeleri lazım. Onu
yapmadıkları sürece, katkıları olamıyor. Diliyorum ki bundan sonraki
süreçte olur'' diye konuştu.
-ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ-
Üniversitelerde başörtüsünün serbest bırakılması için anayasa
değişikliği yapıldığı anımsatılarak, ''Siz, sanki bu tartışmaları bir
kenara bırakma mesajı veriyordunuz. Yanılmıyorsam, anayasa değişikliği
yapılmasına taraftar değildiniz. Bu konuyu konuştunuz mu? O dönem bir
girişiminiz oldu mu? 'Anayasa değişikliği yapmadan, başka türlü
yapabiliriz' diye konuştunuz mu?'' diye sorulması üzerine Toptan, 1993
yılında Milli Eğitim Bakanı olduğu dönemde, bir milletvekilinin
gündemdışı konuşmasına yanıt verdiğini, ''Üniversitelerde böyle yasak
olmamalı, Kamuda olabilir'' dediğini, bugün söylediği nedenleri o zaman
da söylediğini belirtti. Konuşmasında, ''Endişe edecek bir şey yok''
dediğini ve 54 üniversiteden sadece ODTÜ ve Hacettepe üniversitelerinde,
onların da bazı bölümlerinde yasak olduğunu ifade ettiğini ifade eden
Toptan, ancak sorunun öğretim üyelerinin hoşgörüsüyle çözüleceğini
söylediği anımsattı. Ama sürecin tam tersi geliştiğini belirten Toptan,
şöyle konuştu:
''Ben, yine aynı yolu önerdim. Bu süreç yumuşar. Ben dedim ki 'YÖK
Kanununu değiştirelim, YÖK'ün üniversiteler üzerindeki yetkilerini
azaltalım. Üniversiteler, kendi şartları içinde, kendi dünya görüşlerine
göre, kendi gerçeklerine göre, nasıl istiyorlarsa öyle yapsınlar.
Burada, terslikler olabilir. Bir üniversitede serbest, öbüründe yasak.
Olabilir... Bakılacaktır ki türbanlının girmesi üniversiteyi batırmıyor,
hiç girmemesi de yükseltmiyor. Yani bir yerde bir buluşma sağlanacaktır.
Bu olayı, baştan beri sosyal hadise olarak aldım. Böyle bir çözüme
herkes katkı yapabilirdi diye düşünüyorum. Ama olmadı. Anayasa
değişikliği olmadan bu gerçekleşmez endişeleri ortaya çıktı.''
''Yasağın yasal dayağı olduğunu düşünüyor musunuz?'' sorusu üzerine
Toptan, yasağın yasal dayanağı olmadığını ifade etti.
Toptan, ''MHP, YÖK Kanunu'nun ek 17. maddesinin değiştirilmesini
istiyor. Bu değiştirilmeli mi? Yoksa anayasa değişikliğiyle bu iş
hallolur mu?'' diye sorulması üzerine, Anayasa Mahkemesi'nin, bu konuyu
görüşeceğini açıkladığını anımsatarak, ''Bu görüşmenin sonunda kabul
eder, red eder, ayrı mesele. Zannediyorum bu sürecin sonucunu beklemek
lazım'' dedi.
-''ANAYASA MAHKEMESİ KARARI ÇOK ÖNEM TAŞIYOR''-
''Türban, uygun bir zamanlama ve metodolojiyle mi gündeme geldi? Sorun,
çözülecek gibi mi görülüyor, yoksa soruna yeni halkalar mı eklenecek
gibi görülüyor'' denilmesi üzerine Toptan, şöyle konuştu:
''Burada, Anayasa Mahkemesinin vereceği karar çok önem taşıyor. Anayasa
Mahkemesi, konuyla ilgili itirazları reddederse, sanıyorum, rektör
arkadaşların yaptığı açıklamalardan anladığım kadarıyla, YÖK Kanununun
ek 17. maddesinde değişiklik yapmak gündeme gelebilecek. Öyle
anlaşılıyor. Çok güvendiğim bir takım üniversite rektörlerimizin
açıklamalarında da tereddütlerin devam ettiği görülüyor.
Anayasa Mahkemesi, bir biçimde süreci durdurursa, yine başlanılan
noktaya gelinir. Artık Türkiye'de herkes böyle bir sorunun olduğunu
kabul ediyor. Deniz Bey'in 'Biz olsaydık, bunu çözerdik' şeklinde
açıklaması var. CHP de böyle bir sorunun Türkiye'de varlığını kabul
ediyor.''
TBMM Başkanı Toptan, bir başka soruyu yanıtlarken, yargı kararlarını
tartışarak bir yere varılamayacağını belirtti. Toptan, ''Bana göre,
Anayasa Mahkemesi'nin, 367 kararı kesinlikle yanlıştır. Ama verdi böyle
bir kararı'' dedi.
Yasama, yürütme, yargı erklerinin uyumlu çalışması, birbirlerine
güvenmesi gerektiğini söyleyen Toptan, sistemde bir yanlış olmadığını
belirtti.
Toptan, başka bir soruyu yanıtlarken de Türkiye'de yıllardan beri
laik-antilaik tartışmaları yapıldığını ifade etti. Bu tartışmalardan
tehlikeler çıkarmamak gerektiğini, toplumun bu tür reflekslerini
saygıyla karşıladığını belirten Toptan, ''Ben, yapamazdım ama Cumhuriyet
mitinglerinden birine de ben gitsem diye içimden geçirmişimdir'' dedi.
Türk toplumunun kendine özgü laiklik anlayışı olduğunu belirten Toptan,
halkın bundan vazgeçmesinin söz konusu olmadığını bildirdi.
301. MADDE...
TBMM Başkanı Köksal Toptan, ''Bu kadar
tartışılan, AB'den bu kadar üzerimize gönderilen 301. maddenin, artık
değiştirilmesi, Türkiye'nin gündeminden düşmesi lazım'' dedi.
Toptan, TRT 1'de yayınlanan ''Zirveden Bakış'' programda, gazetecilerin
sorularını yanıtladı. Köksal Toptan, TCK'nın 301. maddesinin
uygulamasındaki hatalara ilişkin bir soru üzerine, yeni ceza kanununun
uygulamasında, bu tür hataların doğal olduğunu söyledi.
''Bazı yargı organlarımız zannediyorum acele hareket ettiler'' diyen
Toptan, bu konuda içtihat oluşmayınca, uygulamada sorunlar yaşandığını
belirtti.
Toptan, bu maddenin benzeri veya aynısının, bazılarında daha ağır
cezalar içermek üzere Avrupa'nın hemen hemen bütün ülkelerinde olduğuna
işaret etti. Toptan, herkesin 301. maddede değişiklik istediğini ancak
çok somut bir öneri ortaya koyamadığını ifade ederek, ''Dünya
kaldırmamış, siz niye kaldıracaksınız'' diye sordu.
301. maddenin de içinde olduğu Ceza Kanununu, AB uzmanlarıyla görüşerek
yaptıklarını dile getiren Toptan, AB uzmanlarının ''Çok modern, çok
ileri bir ceza yasası yaptınız'' şeklinde teşekkür ettiklerini söyledi.
Toptan, ''Bu kadar tartışılan, AB'den bu kadar üzerimize gönderilen bu
maddenin, artık bir biçimde değiştirilmesi lazım. Bunun, Türkiye'nin
gündeminden bir şekilde düşmesi lazım'' diye konuştu.
Hükümetin bir çalışma yaptığını ifade eden Toptan, çok fazla engel ve
itirazla karşılaşmadan değişikliğin Mecliste kabul edilebileceğini
düşündüğünü ifade etti.
-BAKANLIKLARDAN ŞİKAYET-
TBMM Başkanı Toptan, soru önergelerine ilişkin bir soruyu yanıtlarken,
milletvekillerinden çok soru geldiğini, bunların yanıtlanması
gerektiğini, burada bir sorumluluğun söz konusu olduğunu kaydetti.
Toptan, göreve geldiğinden bu yana 2 bin 159 yazılı soru önergesinin
936'sının, 499 sözlü soru önergesinin de 272'sinin cevaplandırıldığını
bildirdi.
Siyasi denetim mekanizmasının, biraz abartıldığını, belki kötüye
kullanıldığını dile getiren Toptan, bakanlıklardan Başkanlığa her gün
''Ayrı bir birim açmamız lazım'' şeklinde şikayet geldiğini söyledi.
Sadece köy adı değiştirilerek, başka illerle ilgili soru önergeleri
verildiğini ifade eden Toptan, şartları ve içtüzüğü zorlayarak
milletvekillerinin yanıt almaya çalıştığını ifade etti.
-''İNİSİYATİF KULLANMAK YERİNE...''-
Grup başkanvekilleri ve komisyon başkanlarıyla dün ve önceki gün bir
araya geldiğini anlatan Toptan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Vardığımız nokta şu; bir parlamento bu kadar çok yasa yapmaz.
Milletvekilleri haklı olarak, 'biz yasanın içeriğini bilmiyoruz, grup
başkanvekiline bakıyoruz, nasıl el kaldırıyorsa öyle kaldırıyoruz'
diyorlar. Bu kadar yasa yapmak zorunda kalırsanız, bunun başka bir
çaresi de olmuyor.
Biz bugün itibariyle 53 yasa yaptık. Niye bu kadar çok yasa yapmak
zorunda kalıyoruz? Temel sorunumuz bu. Bizde eksik olan en önemli unsur
güven unsurudur, birbirimize hiç güvenmiyoruz. Bürokrasi, önüne gelen
sorunu aşmak için inisiyatif kullanmak yerine, inisiyatif kullanmamanın
bir yolunu bulup, 'o konuda yasal değişiklik yapmak lazım' diye, siyasi
erki zorluyor. Hukukçu olmanıza gerek yok, metni okuyunca, 'Bunu şube
müdürü de yapar, niye yasa olsun' diyorsunuz. Ama yasasız hayata
geçmiyor, geçirilemiyor.
Bunu yıkmamız lazım. Demokrasimizin, demokratik kültür altyapısının
gelişmesiyle, geleneklerin ortaya çıkmasıyla belki bunu çözebiliriz.
Bütün insanlarımız için sorumluluk ahlakını, kültür, alışkanlık haline
getirebilirsek, bu sorunları aşabiliriz. Bu kadar yasa yapmak zorunda
kalmaya devam edersek, bu süreci çok kolay değiştiremeyiz.''
-MİLLETVEKİLİ MAAŞLARI-
TBMM Başkanı Toptan, bir başka soru üzerine, toplumda bu kadar işsiz
varken, asgari ücretle milyonlarca kişi geçinmek zorunda kalırken,
milletvekili maaşlarının tartışılmasını doğal bulduğunu belirtti.
Toptan, ''Milletvekillerinin maaşlarının artması nasıl eleştirilmez.
Lokantada kuru fasulyenin fiyatı biraz artsa o bile haber yapılıyor.
Eleştirileri doğal karşılıyorum'' dedi.
Toptan, milletvekili maaşlarının, devlet skalasında 20. sıraların
altında olduğunu vurguladı.
Meclisin saygınlığının artırılmasının, sadece Meclis, Meclis Başkanı,
milletvekili ve siyasi erkin değil, herkesin görevi olduğunu dile
getiren Toptan, siyaset kurumunun yıpranmasının, kimseye bir yarar
sağlamayacağını belirtti. Toptan, ''Dünyanın her yerinde olduğu gibi,
bizde de siyasetçiler çok vitrinde olduğu için, hemen hedefe onlar
alınabiliyor. Onların yaptıkları halk tarafından çok merakla izlendiği
için, basının yaptığı haberler ilgi çekiyor, ilgi çektiği için de sık
sık haber yapılıyor. Bunları doğal karşılamak, ama ölçüyü çok fazla
kaçırmamak lazım'' diye konuştu.
-EŞE ŞİİR, ÇOCUK VE TORUNLARA MEKTUP-
TBMM Başkanı Toptan, bir başka soru üzerine, eşi Saime Toptan ile
ilkokul 4. sınıftan beri sınıf ve okul arkadaşı olduğunu anlattı.
Eşinin şiir kitaplarının bulunduğunu ifade eden Toptan, lise yıllarında
eşine, Saime isminin tersten okunuşu olan ''Emias'' adlı bir şiir
yazdığını söyledi.
Toptan, yazdığı ''Bir bulut mu idin, yoksa rüzgar mı?/ Birdenbire seni
kaybediverdim/ Şaşırdım/ Karanlıklara doğru haykırdım/ Emias... Emias/
Ve sonra uzun bir sükut/ Aradan zaman geçti/ On yıl mı on beş mi bilmem/
Bir gün seni gördüm yolda geçerken/ Değişmiştin/ Saçların dağınık/
Gözlerin donuk/ Bir iç çektin derinden/ Mutsuzluğun yüzünden
haykırıyordu/ Avaz avaz/ Emias'' dizelerini de okudu.
1972'de yedek subaylık yaptığı, hayatının en mutlu dönemlerinden birini
geçirdiği Sarıkamış'tan çocuklarına; içinde edebiyat, sevgi, sanat,
şiir, şarkı olan mektuplar yazdığını anlatan Toptan, mektupları
yazdığında büyük kızı Tuğba'nın 2-2,5 yaşında, küçük oğlu Tunga'nın
1-1,5 yaşına olduğunu söyledi. Toptan, mektubu, 22 yıl sonra verdiğinde,
kızının ağladığını dile getirdi.
Toptan, büyük torunu Batuhan'a da mektup yazdığını, küçük torunu Doruk'a
da yazacağını söyledi.
-''FENERBAHÇE MAÇINA GİDECEĞİM''-
Toptan, futbola ilişkin sorulara da yanıt verdi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, İstanbul'da Fenerbahçe'nin Sevilla maçına
gitmeyi teklif ettiğini anlatan Toptan, ''(Gidelim, bir-iki
Fenerbahçeli'ye de nazire yapalım) dedim, şakalaştık, Sayın Başbakan ve
Sayın Genelkurmay Başkanı'nı da kastederek'' dedi. Toptan, ancak ertesi
günkü MGK toplantısı nedeniyle Gül'ün maça gidememesi üzerine,
kendisinin de gitmediğini ancak Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz
Yıldırım'ı aradığını ifade etti. Toptan, bundan sonraki Fenerbahçe
maçına gideceğini söyledi.
Toptan, Sevilla-Fenerbahçe maçını izlediğini, o gece uykusuz kaldığını
dile getirerek, ''10. dakikada sinirlendim, kalkıp yatayım dedim. Sonra
seyrettim. Müthiş bir heyecandı, gurur duymamak mümkün değil.
Takımlarımızın Avrupa'da yaptığı maçlarda, en çok etkilendiğim orada
yaşayan insanlarımız, onların ruh hali beni etkiliyor, maçlarımızdan
sonra bizim insanlarımız sokakta başka geziyorlardır'' diye konuştu.
TBMM Başkanı Toptan, Galatasaray'ın kongre üyesi olduğunu ifade etti.
Beşiktaş'ın şampiyon olmasına çok üzülmeyeceğini dile getiren Toptan,
''Epey zamandır da şampiyon olmadı. Beşiktaş, Sivas, Kayseri şampiyon
olsun...'' dedi.
mücadelede ekonomik kalkınmanın önemine işaret ederek, ''Herkes mutabık
ki terörle mücadele, sadece askerin, polisin mücadelesiyle
olmaz'' dedi.
TRT 1'de yayınlanan ''Zirveden Bakış'' programına katılan Toptan,
gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Toptan, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Irak'ın kuzeyindeki terör örgütü
unsurlarına yönelik gerçekleştirdiği sınır ötesi kara harekatının sona
erdirilmesinden sonra gelen tepkilere ilişkin soruları yanıtlarken,
Genelkurmay Başkanlığının ''varılması lazım gelen bütün hedeflere
varıldığını, onun için çekilmenin gerçekleştiğini'' açıkladığını
anımsattı. ''Madem ki girdik, daha da gitseydik. Musul'a, Kerkük'e
girseydik'' şeklinde arzular olduğunu ifade eden Toptan, bir başka
bağımsız ülkenin sınırlarına bir operasyon yapıldığını anımsattı.
Toptan, ''Elbette uluslararası hukuktan doğan hakkımızı kullanıyoruz.
Elbette ABD dahil, bütün dünyanın destek vermesi önemli bir şey. Ama
sonuç itibariyle, bu iklim ve coğrafya şartlarında bir başka ülkede
operasyon yapıyorsunuz. O nedenle oradaki başarı veya başarısızlığı
tartışmak doğru bir şey değil'' diye konuştu.
Toptan, Genelkurmay Başkanlığınca yapılan açıklamaların net olduğunu ve
basın mensuplarını her gün bilgilendirdiğini belirterek, ''Bütün
bunlardan sonra, 'bu tartışmayı yapmaması lazımdı Türkiye'nin', diye
düşünüyorum'' dedi.
-BUNDAN SONRAKİ ADIM...-
''Terörle mücadelede askeri operasyonlar sadece olayın bir boyutu.
'Artık askeri harekat bitti, siyasi harekat başlamalı' yönünde
değerlendirmeler var. Bu yönde Hükümetten, Meclisten beklentiler var.
Siz nasıl görüyorsunuz? Bundan sonraki adım ne olacak?'' şeklindeki soru
üzerine Toptan, şöyle konuştu:
''Türkiye'de herkes bunu söylüyor, askerler de bunu söylüyor. Ayrıntılı
bilgi sahibi değilim ama zannediyorum, hükümetin, belki Milli Güvenlik
Kurulu'nun, bilemem, bu konuları içeren bir paket çalışması vardır.
Aydınların bu konuyla ilgili ortaya koyduğu bir takım düşünceler var.
Herhalde bütün bunların tümümden yararlanabilecek bir paket ortaya
çıkacaktır. Önümüzdeki günlerde onu göreceğiz.
Burada, terör örgütünün elindeki, bizim Doğu ve Güneydoğu yaşayan
vatandaşlarımıza karşı kullandığı argümanların, onların elinden alınması
lazım. Bu, geçen dönemde bazı iyileştirmelerle sağlandı ama yeterli
olmadığı anlaşılıyor. Bu gayretleri sürdürmek lazım.''
GAP projesinin önümüzdeki 5 yıl içinde mutlaka sonuçlandırılmasının
hedeflendiğini, bunun bölge için çok önemli olduğunu belirten Toptan,
belki buna paralel bir takım yeni düzenlemeler de yapılacağını söyledi.
Toptan, ''Herkes mutabık ki terörle mücadele, sadece askerin, polisin
mücadelesiyle olmaz. Diğer önlemleri aldığınız zaman, ekonomik, sosyal
bakımdan iyileştirmeleri yaptığınız zaman, terör biter mi? Bitmediğini
görüyoruz. İspanya'da görüyoruz, İngiltere'de, ABD'de görüyoruz. Ama
minimize edilebilir. Bunu, inşallah Türkiye, önümüzdeki dönemde minimize
edecektir'' diye konuştu.
-''TÜRKİYE, YAPMASI LAZIM GELEN HER ŞEYİ YAPAR''-
Toptan, ''Irak Cumhurbaşkanı Talabani'nin ziyareti, sembolik mi? Yoksa
sembolikliğin ötesinde bir şeyler var mı?'' sorusunu yanıtlarken,
Talabani'ye, Türkiye'nin terörle mücadele konusundaki kararlılığının
anlatılacağını belirtti.
''Talabani ile işler, bir noktada düzeldi gibi gözüküyor. Barzani, nasıl
bu noktaya çekilecek? Barzani, nasıl Talabani'nin noktasına
getirilecek?'' sorusunu yanıtlarken de Toptan, bunun, Irak merkezi
yönetimi ile ABD'nin işi olduğunu söyledi. Toptan, ''Türkiye, kendi
hukukunu korumak adına, terörle mücadeledeki kararlılık adına, yapması
lazım gelen her şeyi yapar. Bunun dışında Türkiye, bir öğretmen edasıyla
bölgede kimseye ders verecek değil. Yapılması lazım gelenler yapılıyor.
Mesaj verilmesi lazım gelenlere, mesaj veriliyor. Buradan herkesin
çıkaracağı anlamlar olması lazım'' diye konuştu.
TBMM Başkanı Köksal Toptan, ''Kara harekatının sadece PKK terör
örgütüyle sınırlı kalmadığını, bütün kesimlere mesajlar içerdiğini
söylediniz. Askeri yetkililerimiz, zaman zaman açıklıyorlar, 'Bölgede
bağımsız Kürt devletinin kurulmasının ulusal çıkarlarımızı büyük ölçüde
tehdit eden ve asla kabul etmeyeceğimiz bir oluşum olduğunu.' Bu anlamda
bir değerlendirme yapar mısınız?'' sorusu üzerine, ''Bence, son
harekatımız, hiçbir şey ifade etmediyse, hiç anlam taşımadıysa bile,
sizin sorduğunuz anlamda çok önemli mesaj veriyor'' dedi.
Irak'ın toprak bütünlüğünün korunmasının, baştan beri Türkiye'nin
savunduğu bir tez olduğunu ifade eden Toptan, Irak'ın bölünmesinin,
bölgede şimdikinden çok daha büyük istikrarsızlığa neden olabileceğini
söyledi.
-''TÜRKİYE, EN GÜZEL ÜLKEDİR''-
''ABD'nin, Irak'ın bölünmesine razı olabileceğine kesinlikle
inanmıyorum'' diyen Toptan, Irak'ın bölünmesinin, Amerika'nın Ortadoğu
politikalarına katkısı olmayacağını kaydetti. Toptan, önümüzdeki süreçte
Irak'ın yeniden yapılanmasında, ''gevşek federatif bir sistemin gündeme
gelebileceğini'', ''Irak'ın bölünmesinin gündeme gelebileceğini''
kesinlikle düşünmediğini söyledi. Toptan, şöyle konuştu:
''Türkiye'nin bu konudaki hassasiyeti, bu konudaki açıklamaları, orada
bağımsız devlet kurulmasından Türkiye'nin rahatsız olabileceği hep
söyleniyor. Ama burada bu hassasiyetimizi, dikkatimizi, bütün dünyanın
önüne koyduktan sonra, oralarda takılıp kalmadan kendi içimize bakmamız
lazım. O nedir?
Bizim kalkınma sürecini hızlandırmamız lazım. Ekonomimizi güçlendirmemiz
lazım. Demokrasimizi güçlendirmemiz lazım. İnsan hak ve özgürlüklerine
daha fazla önem veren bir ülke olmamız lazım. AB hedefine daha çok
yaklaşacak gayreti göstermemiz lazım. Oraya bizi götürecek olan
ekonomik, sosyal ve diğer kriterleri olabildiği kadar iyileştirerek,
bizim insanımıza, 'Bu Türkiye, en güzel ülkedir. Bu bölgenin, en
müreffeh ülkesidir, en demokrat ülkesidir. İnançların en rahat
yaşanabildiği bir ülkedir. Laik bir ülke olması bakımından kimsenin
kimseye müdahalesi söz konusu değildir. Böyle bir ülke, bizim
etrafımızda da yoktur' deyip, herkesin, bizim devletimize sahip çıkma
şuurunu geliştirmesiyle mümkündür. Bence bizim bunu yapmamız lazım.
Enerjimizin, bu alana, Türkiye'nin büyütülmesi hedefine harcanması
lazım. İktidarıyla, muhalefetiyle önümüzdeki süreçte bunu yapabiliriz.''
-''DTP'NİN KATKISI OLMADI''-
TBMM'nin şu anki yapısının kesinlikle bir şans olduğunu, bu yapı içinde
DTP'nin de bulunmasının büyük şans olduğunu ifade eden Toptan, Meclis
çalışmalarında DTP'nin tavırlarından bir şikayeti bulunmadığını
kaydetti. Toptan, ''Ama sorunun çözümüne dönük, DTP'nin şu ana kadar
katkısı olmadı'' dedi.
Toptan, ''söylemlerinden endişeleriniz var mı?'' sorusu üzerine de
DTP'nin söylemlerinin, sürecin çözümüne hiçbir katkı sağlamadığını
söyledi. Toptan, ''Önce terör örgütüyle ilgili netleşmeleri lazım. Onu
yapmadıkları sürece, katkıları olamıyor. Diliyorum ki bundan sonraki
süreçte olur'' diye konuştu.
-ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ-
Üniversitelerde başörtüsünün serbest bırakılması için anayasa
değişikliği yapıldığı anımsatılarak, ''Siz, sanki bu tartışmaları bir
kenara bırakma mesajı veriyordunuz. Yanılmıyorsam, anayasa değişikliği
yapılmasına taraftar değildiniz. Bu konuyu konuştunuz mu? O dönem bir
girişiminiz oldu mu? 'Anayasa değişikliği yapmadan, başka türlü
yapabiliriz' diye konuştunuz mu?'' diye sorulması üzerine Toptan, 1993
yılında Milli Eğitim Bakanı olduğu dönemde, bir milletvekilinin
gündemdışı konuşmasına yanıt verdiğini, ''Üniversitelerde böyle yasak
olmamalı, Kamuda olabilir'' dediğini, bugün söylediği nedenleri o zaman
da söylediğini belirtti. Konuşmasında, ''Endişe edecek bir şey yok''
dediğini ve 54 üniversiteden sadece ODTÜ ve Hacettepe üniversitelerinde,
onların da bazı bölümlerinde yasak olduğunu ifade ettiğini ifade eden
Toptan, ancak sorunun öğretim üyelerinin hoşgörüsüyle çözüleceğini
söylediği anımsattı. Ama sürecin tam tersi geliştiğini belirten Toptan,
şöyle konuştu:
''Ben, yine aynı yolu önerdim. Bu süreç yumuşar. Ben dedim ki 'YÖK
Kanununu değiştirelim, YÖK'ün üniversiteler üzerindeki yetkilerini
azaltalım. Üniversiteler, kendi şartları içinde, kendi dünya görüşlerine
göre, kendi gerçeklerine göre, nasıl istiyorlarsa öyle yapsınlar.
Burada, terslikler olabilir. Bir üniversitede serbest, öbüründe yasak.
Olabilir... Bakılacaktır ki türbanlının girmesi üniversiteyi batırmıyor,
hiç girmemesi de yükseltmiyor. Yani bir yerde bir buluşma sağlanacaktır.
Bu olayı, baştan beri sosyal hadise olarak aldım. Böyle bir çözüme
herkes katkı yapabilirdi diye düşünüyorum. Ama olmadı. Anayasa
değişikliği olmadan bu gerçekleşmez endişeleri ortaya çıktı.''
''Yasağın yasal dayağı olduğunu düşünüyor musunuz?'' sorusu üzerine
Toptan, yasağın yasal dayanağı olmadığını ifade etti.
Toptan, ''MHP, YÖK Kanunu'nun ek 17. maddesinin değiştirilmesini
istiyor. Bu değiştirilmeli mi? Yoksa anayasa değişikliğiyle bu iş
hallolur mu?'' diye sorulması üzerine, Anayasa Mahkemesi'nin, bu konuyu
görüşeceğini açıkladığını anımsatarak, ''Bu görüşmenin sonunda kabul
eder, red eder, ayrı mesele. Zannediyorum bu sürecin sonucunu beklemek
lazım'' dedi.
-''ANAYASA MAHKEMESİ KARARI ÇOK ÖNEM TAŞIYOR''-
''Türban, uygun bir zamanlama ve metodolojiyle mi gündeme geldi? Sorun,
çözülecek gibi mi görülüyor, yoksa soruna yeni halkalar mı eklenecek
gibi görülüyor'' denilmesi üzerine Toptan, şöyle konuştu:
''Burada, Anayasa Mahkemesinin vereceği karar çok önem taşıyor. Anayasa
Mahkemesi, konuyla ilgili itirazları reddederse, sanıyorum, rektör
arkadaşların yaptığı açıklamalardan anladığım kadarıyla, YÖK Kanununun
ek 17. maddesinde değişiklik yapmak gündeme gelebilecek. Öyle
anlaşılıyor. Çok güvendiğim bir takım üniversite rektörlerimizin
açıklamalarında da tereddütlerin devam ettiği görülüyor.
Anayasa Mahkemesi, bir biçimde süreci durdurursa, yine başlanılan
noktaya gelinir. Artık Türkiye'de herkes böyle bir sorunun olduğunu
kabul ediyor. Deniz Bey'in 'Biz olsaydık, bunu çözerdik' şeklinde
açıklaması var. CHP de böyle bir sorunun Türkiye'de varlığını kabul
ediyor.''
TBMM Başkanı Toptan, bir başka soruyu yanıtlarken, yargı kararlarını
tartışarak bir yere varılamayacağını belirtti. Toptan, ''Bana göre,
Anayasa Mahkemesi'nin, 367 kararı kesinlikle yanlıştır. Ama verdi böyle
bir kararı'' dedi.
Yasama, yürütme, yargı erklerinin uyumlu çalışması, birbirlerine
güvenmesi gerektiğini söyleyen Toptan, sistemde bir yanlış olmadığını
belirtti.
Toptan, başka bir soruyu yanıtlarken de Türkiye'de yıllardan beri
laik-antilaik tartışmaları yapıldığını ifade etti. Bu tartışmalardan
tehlikeler çıkarmamak gerektiğini, toplumun bu tür reflekslerini
saygıyla karşıladığını belirten Toptan, ''Ben, yapamazdım ama Cumhuriyet
mitinglerinden birine de ben gitsem diye içimden geçirmişimdir'' dedi.
Türk toplumunun kendine özgü laiklik anlayışı olduğunu belirten Toptan,
halkın bundan vazgeçmesinin söz konusu olmadığını bildirdi.
301. MADDE...
TBMM Başkanı Köksal Toptan, ''Bu kadar
tartışılan, AB'den bu kadar üzerimize gönderilen 301. maddenin, artık
değiştirilmesi, Türkiye'nin gündeminden düşmesi lazım'' dedi.
Toptan, TRT 1'de yayınlanan ''Zirveden Bakış'' programda, gazetecilerin
sorularını yanıtladı. Köksal Toptan, TCK'nın 301. maddesinin
uygulamasındaki hatalara ilişkin bir soru üzerine, yeni ceza kanununun
uygulamasında, bu tür hataların doğal olduğunu söyledi.
''Bazı yargı organlarımız zannediyorum acele hareket ettiler'' diyen
Toptan, bu konuda içtihat oluşmayınca, uygulamada sorunlar yaşandığını
belirtti.
Toptan, bu maddenin benzeri veya aynısının, bazılarında daha ağır
cezalar içermek üzere Avrupa'nın hemen hemen bütün ülkelerinde olduğuna
işaret etti. Toptan, herkesin 301. maddede değişiklik istediğini ancak
çok somut bir öneri ortaya koyamadığını ifade ederek, ''Dünya
kaldırmamış, siz niye kaldıracaksınız'' diye sordu.
301. maddenin de içinde olduğu Ceza Kanununu, AB uzmanlarıyla görüşerek
yaptıklarını dile getiren Toptan, AB uzmanlarının ''Çok modern, çok
ileri bir ceza yasası yaptınız'' şeklinde teşekkür ettiklerini söyledi.
Toptan, ''Bu kadar tartışılan, AB'den bu kadar üzerimize gönderilen bu
maddenin, artık bir biçimde değiştirilmesi lazım. Bunun, Türkiye'nin
gündeminden bir şekilde düşmesi lazım'' diye konuştu.
Hükümetin bir çalışma yaptığını ifade eden Toptan, çok fazla engel ve
itirazla karşılaşmadan değişikliğin Mecliste kabul edilebileceğini
düşündüğünü ifade etti.
-BAKANLIKLARDAN ŞİKAYET-
TBMM Başkanı Toptan, soru önergelerine ilişkin bir soruyu yanıtlarken,
milletvekillerinden çok soru geldiğini, bunların yanıtlanması
gerektiğini, burada bir sorumluluğun söz konusu olduğunu kaydetti.
Toptan, göreve geldiğinden bu yana 2 bin 159 yazılı soru önergesinin
936'sının, 499 sözlü soru önergesinin de 272'sinin cevaplandırıldığını
bildirdi.
Siyasi denetim mekanizmasının, biraz abartıldığını, belki kötüye
kullanıldığını dile getiren Toptan, bakanlıklardan Başkanlığa her gün
''Ayrı bir birim açmamız lazım'' şeklinde şikayet geldiğini söyledi.
Sadece köy adı değiştirilerek, başka illerle ilgili soru önergeleri
verildiğini ifade eden Toptan, şartları ve içtüzüğü zorlayarak
milletvekillerinin yanıt almaya çalıştığını ifade etti.
-''İNİSİYATİF KULLANMAK YERİNE...''-
Grup başkanvekilleri ve komisyon başkanlarıyla dün ve önceki gün bir
araya geldiğini anlatan Toptan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Vardığımız nokta şu; bir parlamento bu kadar çok yasa yapmaz.
Milletvekilleri haklı olarak, 'biz yasanın içeriğini bilmiyoruz, grup
başkanvekiline bakıyoruz, nasıl el kaldırıyorsa öyle kaldırıyoruz'
diyorlar. Bu kadar yasa yapmak zorunda kalırsanız, bunun başka bir
çaresi de olmuyor.
Biz bugün itibariyle 53 yasa yaptık. Niye bu kadar çok yasa yapmak
zorunda kalıyoruz? Temel sorunumuz bu. Bizde eksik olan en önemli unsur
güven unsurudur, birbirimize hiç güvenmiyoruz. Bürokrasi, önüne gelen
sorunu aşmak için inisiyatif kullanmak yerine, inisiyatif kullanmamanın
bir yolunu bulup, 'o konuda yasal değişiklik yapmak lazım' diye, siyasi
erki zorluyor. Hukukçu olmanıza gerek yok, metni okuyunca, 'Bunu şube
müdürü de yapar, niye yasa olsun' diyorsunuz. Ama yasasız hayata
geçmiyor, geçirilemiyor.
Bunu yıkmamız lazım. Demokrasimizin, demokratik kültür altyapısının
gelişmesiyle, geleneklerin ortaya çıkmasıyla belki bunu çözebiliriz.
Bütün insanlarımız için sorumluluk ahlakını, kültür, alışkanlık haline
getirebilirsek, bu sorunları aşabiliriz. Bu kadar yasa yapmak zorunda
kalmaya devam edersek, bu süreci çok kolay değiştiremeyiz.''
-MİLLETVEKİLİ MAAŞLARI-
TBMM Başkanı Toptan, bir başka soru üzerine, toplumda bu kadar işsiz
varken, asgari ücretle milyonlarca kişi geçinmek zorunda kalırken,
milletvekili maaşlarının tartışılmasını doğal bulduğunu belirtti.
Toptan, ''Milletvekillerinin maaşlarının artması nasıl eleştirilmez.
Lokantada kuru fasulyenin fiyatı biraz artsa o bile haber yapılıyor.
Eleştirileri doğal karşılıyorum'' dedi.
Toptan, milletvekili maaşlarının, devlet skalasında 20. sıraların
altında olduğunu vurguladı.
Meclisin saygınlığının artırılmasının, sadece Meclis, Meclis Başkanı,
milletvekili ve siyasi erkin değil, herkesin görevi olduğunu dile
getiren Toptan, siyaset kurumunun yıpranmasının, kimseye bir yarar
sağlamayacağını belirtti. Toptan, ''Dünyanın her yerinde olduğu gibi,
bizde de siyasetçiler çok vitrinde olduğu için, hemen hedefe onlar
alınabiliyor. Onların yaptıkları halk tarafından çok merakla izlendiği
için, basının yaptığı haberler ilgi çekiyor, ilgi çektiği için de sık
sık haber yapılıyor. Bunları doğal karşılamak, ama ölçüyü çok fazla
kaçırmamak lazım'' diye konuştu.
-EŞE ŞİİR, ÇOCUK VE TORUNLARA MEKTUP-
TBMM Başkanı Toptan, bir başka soru üzerine, eşi Saime Toptan ile
ilkokul 4. sınıftan beri sınıf ve okul arkadaşı olduğunu anlattı.
Eşinin şiir kitaplarının bulunduğunu ifade eden Toptan, lise yıllarında
eşine, Saime isminin tersten okunuşu olan ''Emias'' adlı bir şiir
yazdığını söyledi.
Toptan, yazdığı ''Bir bulut mu idin, yoksa rüzgar mı?/ Birdenbire seni
kaybediverdim/ Şaşırdım/ Karanlıklara doğru haykırdım/ Emias... Emias/
Ve sonra uzun bir sükut/ Aradan zaman geçti/ On yıl mı on beş mi bilmem/
Bir gün seni gördüm yolda geçerken/ Değişmiştin/ Saçların dağınık/
Gözlerin donuk/ Bir iç çektin derinden/ Mutsuzluğun yüzünden
haykırıyordu/ Avaz avaz/ Emias'' dizelerini de okudu.
1972'de yedek subaylık yaptığı, hayatının en mutlu dönemlerinden birini
geçirdiği Sarıkamış'tan çocuklarına; içinde edebiyat, sevgi, sanat,
şiir, şarkı olan mektuplar yazdığını anlatan Toptan, mektupları
yazdığında büyük kızı Tuğba'nın 2-2,5 yaşında, küçük oğlu Tunga'nın
1-1,5 yaşına olduğunu söyledi. Toptan, mektubu, 22 yıl sonra verdiğinde,
kızının ağladığını dile getirdi.
Toptan, büyük torunu Batuhan'a da mektup yazdığını, küçük torunu Doruk'a
da yazacağını söyledi.
-''FENERBAHÇE MAÇINA GİDECEĞİM''-
Toptan, futbola ilişkin sorulara da yanıt verdi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, İstanbul'da Fenerbahçe'nin Sevilla maçına
gitmeyi teklif ettiğini anlatan Toptan, ''(Gidelim, bir-iki
Fenerbahçeli'ye de nazire yapalım) dedim, şakalaştık, Sayın Başbakan ve
Sayın Genelkurmay Başkanı'nı da kastederek'' dedi. Toptan, ancak ertesi
günkü MGK toplantısı nedeniyle Gül'ün maça gidememesi üzerine,
kendisinin de gitmediğini ancak Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz
Yıldırım'ı aradığını ifade etti. Toptan, bundan sonraki Fenerbahçe
maçına gideceğini söyledi.
Toptan, Sevilla-Fenerbahçe maçını izlediğini, o gece uykusuz kaldığını
dile getirerek, ''10. dakikada sinirlendim, kalkıp yatayım dedim. Sonra
seyrettim. Müthiş bir heyecandı, gurur duymamak mümkün değil.
Takımlarımızın Avrupa'da yaptığı maçlarda, en çok etkilendiğim orada
yaşayan insanlarımız, onların ruh hali beni etkiliyor, maçlarımızdan
sonra bizim insanlarımız sokakta başka geziyorlardır'' diye konuştu.
TBMM Başkanı Toptan, Galatasaray'ın kongre üyesi olduğunu ifade etti.
Beşiktaş'ın şampiyon olmasına çok üzülmeyeceğini dile getiren Toptan,
''Epey zamandır da şampiyon olmadı. Beşiktaş, Sivas, Kayseri şampiyon
olsun...'' dedi.
