2013-02-16 - 15:11
PARLAMENTOLAR ARASI DEĞİŞİM VE DİYALOG PROJESİ, TERÖR SEMPOZYUMU...
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Avrupa Birliği'nin ortaklaşa yürüttüğü Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi kapsamında düzenlenen Terör Sempozyumu, Antalya'da başladı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Avrupa Birliği'nin ortaklaşa yürüttüğü Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi kapsamında düzenlenen Terör Sempozyumu, Antalya'da başladı.

Türkiye ve Avrupa Birliği'nden parlamenterler, sivil toplum örgütü temsilcileri ve akademisyenler katıldığı sempozyumun açılış konuşmasını, Başbakan Yardımcısı ve Terörle Mücadele Yüksek Kurulu Başkanı Beşir Atalay yaptı.

Atalay konuşmasında, terörün bir ülkenin ya da bölgenin değil, bütün dünyanın ortak sorunu olduğunu vurguladı. Terörle etkin biçimde mücadele edilebilmesi için bütün ülkelerin ve uluslararası kuruluşların etkin biçimde işbirliği yapması gerektiğini kaydeden Atalay, Türkiye'nin coğrafi konumu itibariyle terör konusunda özellikle hassas bir ülke durumunda olduğunu belirtti.

Türkiye'nin 30 yıldır mücadele ettiği PKK terör örgütünün, çoğunluğunu Kürt kökenli sivillerin oluşturduğu 30 bin insanın ölümü, yüzbinlerce vatandaşın yaşadığı yerlerden göç etmesi ve büyük ekonomik kayıpların sorumlusu olduğuna işaret eden Atalay, "PKK her anlamda Türkiye'nin ayağına vurulmuş büyük bir prangadır" dedi.

Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetleriyle birlikte, Türkiye'nin terörle mücadele anlayışında önemli değişimlerin yaşandığını anlatan Atalay, terörle çok yönlü mücadele, teröristle vatandaşın ayrılması ve demokratik yaklaşımın son on yılda terörle mücadelenin temel ilkeleri haline geldiğini söyledi. Vatandaşların haklı taleplerinin yerine getirilmesine çalışıldığını, otoriter devlet anlayışından insan odaklı devlet anlayışına geçildiğini belirten Atalay, "PKK terör örgütünün zemin olarak kullandığını, Kürt kökenli vatandaşlara yönelik inkar, asimilasyon politikaları bütünüyle terk edildi. Biz bu dönemde, çoğulculuğu nasıl sağlarız, geçmişimizde olduğu gibi, farklılıkları zenginlik olarak yaşama noktasına nasıl ulaşırız çabası içindeyiz" dedi.

Ana dil kullanımıyla ilgili yasal düzenlemelerin yapıldığını, Güney ve Doğu Anadolu'da devlet yatırımlarının artırıldığını kaydeden Atalay, reformların devam edeceğini söyledi.

Terörle mücadelede şu anda 3 boyutun eşzamanlı olarak sürdürüldüğünü belirten Atalay, güvenlik güçleri terörle mücadeleye deva ederken, demokratikleşme adımlarının kesintisiz olarak atıldığını, son olarak da, bir görüşme ve diyalog sürecinin başlatıldığını bildirdi. Atalay, " Bu yeni ve ileri bir adımdır. Bu sürece hem vatandaşların hem de sivil toplum örgütlerinin ve muhalefetin desteği var. İyi bir atmosfer yakaladık ve bu atmosferi iyi değerlendirmeye çalışıyoruz" dedi.

Türkiye'nin terörle mücadele konusunda Avrupa ülkelerinden daha fazla destek beklediğinin altını çizen Atalay, Türkiye'de eylem yapan terör örgütlerinin Avrupa ülkelerinde dernek, sivil toplum örgütü altında bir çok faaliyet yürüttüğüne dikkat çekti. Türkiye'nin kırmızı bültenle aranan bir çok teröristin iade edilmesi yönündeki talebinin AB ülkeleri tarafından reddedildiğini ifade eden Atalay, Ankara'daki ABD Büyükelçiliği'ne yönelik saldırıyı gerçekleştiren teröristin de Türkiye'nin iade taleplerine karşın, uzun yıllar Almanya'da hayatını sürdürmüş ve Türkiye'ye illegal yollarla girmiş bir kişi olduğunu hatırlattı. Atalay, "Artık PKK Avrupa'ya yönelik bir tehdittir. Finans toplama, insan toplayıp dağa gençleri götürme açısından tehdittir. Biz Avrupa ülkelerinden bu manada daha fazla destek ve işbirliği bekliyoruz" dedi.

Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkanı, Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi Lideri Mehmet Tekelioğlu da konuşmasına proje çerçevesinde yapılan çalışmaları özetleyerek başladı. Proje kapsamında, Hatay, Şanlıurfa, Mardin, Edirne, İstanbul ve Viyana'da toplantılar düzenlendiğini anlatan Tekelioğlu, projenin amacının Türk parlamenterler ile AB'ye üye ülkelerin parlamenterleri arasında diyaloğu geliştirmek ve Avrupa Birliği sürecinde parlamentoyu daha etkin kılmak olduğunu söyledi.

Türkiye'nin Avrupa Birliği hedefi doğrultusunda çalışmayı sürdürdüğünü vurgulayan Tekelioğlu, "Üyelik sürecinde zaman zaman tıkanıklıklar yaşansa da, Türkiye'nin vizyonunda herhangi bir değişiklik ya da perspektif kaybı olmamıştır" dedi.

Terörün Türkiye'ye uzun yıllardır enerji kaybettiren bir sorun olduğuna dikkat çeken Tekelioğlu, "Terör, finans ve insan kaynağı olarak Avrupa'yı kullanıyor. Uyuşturucu ticaretinde Avrupa'yı kullanıyor. Avrupalı dostların bu konuda daha hassas olmasını talep ediyoruz. Avrupalı dostlar terörle uğraşmadıkları için bizi anlamakta zorlanıyor. Bizi daha iyi anlamaları için bu toplantılar önemli. Terörist organizasyonlar Avrupa'da bir takım faaliyetler yaparken eğer Avrupa Birliği vatandaşlarını huzursuz etmeye başlarsa, o ülkelerde bir takım tedbirler alınıyor. Fransa'nın son zamanlarda terör örgütüne yönelik yaptığı gözaltıların altında teröristlerin Fransa'daki Türk vatandaşlarının yanı sıra kendi vatandaşlarından da talepler bulunması yatıyor" dedi.

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Jean-Maurice Ripert de dünyada terörizm tehdidinden uzak hiçbir ülkenin ya da bireyin bulunmadığını söyledi. Terörizmin herhangi bir mazeretinin olamayacağını vurgulayan Ripert, "Türkiye ve Avrupa Birliği'ni birleştiren bir konudur terörizm. Terör illetine karşı yılmadan birlikte çalışmamız gerekiyor" dedi.

Türk halkının 30 yıldan fazla terör olaylarına maruz kaldığını dile getiren Ripert, "İmralı ile başlatılan görüşmeler gerekli bir adımdır, biz bunu destekliyoruz ve buna geniş bir destek olduğunu görüyoruz halktan, siyasi partilerden. Uzlaşma sürecinin yardım çalışmalarıyla güçlendirileceğini düşünüyoruz. Bu fırsattan istifade ederek 30 yıldan fazla devam eden bu çatışmaya son verileceğini düşünüyoruz" diye konuştu.

İki gün devam edecek sempozyuma Almanya, Avusturya, Belçika, Estonya, Fransa, İngiltere, Bulgaristan, İspanya, İrlanda, Portekiz, Yunanistan, Macaristan, Litvanya ve Polonya ulusal parlamentoları ve Avrupa Parlamentosu parlamenterleri katılıyor.