2012-06-06 - 14:40
Malik Ecder Özdemir: "Özel yetkili mahkemeler terör örgütü gibi çalışan yasa içi örgütlerdir. Adeta imha etme, katletme örgütü gibi çalışıyor. Örgütün Başkanı Adalet Bakanı, başı ise Başbakan'dır."
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Ayhan Sefer Üstün başkanlığında toplandı. Komisyonda, İnsan Hakları Kurumu Kanun Tasarısı ele alındı. Toplantıya Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay da katıldı.
Tasarı, Alt Komisyon Raporu üzerinden görüşüldü.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmelere geçilmeden önce söz alan CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, görsel basının dışarı çıkarılmasını doğru bulmadığını belirtti.
İnsan Hakları Kurumu Kanun Tasarısı ve Ombudsmanlık Yasa Tasarısı'nın birbirine paralel yasalar olduğunu ve Meclis tatile girmeden iki yasanın da Genel Kurul'da görüşülmesini öngördüklerini ifade eden Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay şunları söyledi: "İdari olarak Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı var ancak, uluslararası beklentileri karşılaması açısından İnsan Hakları Kurumu son derece önemlidir. Bu alanda özerk ve bağımsız bir yapının kurulması, Türkiye içinde oldukça önemli bir adımdır. İnsan Hakları Kurumu Başbakanlıkla ilişkilidir. Kamu bütçesi alacağından kamu bağının olması gerekiyor. Ancak tasarıyı hazırlarken kurumun, idareyle bağı en az olan 'ilişkili kuruluşlar' statüsünde olmasını önemsedik. Geniş bir bilgilenmeyle hazırlanan bu tasarıda elbette iyileştirmeler yapılabilir. Bu konuda bizim de katkılarımız olacak."
Alt Komisyon başkanı AK Parti İzmir Milletvekili Hamza Dağ ise hazırlanan tasarıyla, İnsan Hakları Kurumu'nun Paris ilkeleriyle birebir uyumlu olduğunu belirtti. Dağ, "Alt Komisyon olarak gerçekleştirdiğimiz 6 toplantıda STK üyeleri, akademisyenler ve barolardan görüş aldık. Daha önce Anayasa Komisyonu tarafından görüşülen bu tasarı kadük kalmıştı. Anayasa Komisyonu'nun kabul ettiği metinden hareket ederek çalışmalar yaptık. Bu süreçte tasarının geri çekilmesi yönünde eleştiriler de aldık ancak ülkemiz için son derece önemli olan tasarının bir an önce yasalaşması görüşündeyiz" şeklinde konuştu.
"Tasarı Paris ilkeleriyle taban tabana zıttır. Kamuoyuyla dalga geçmeyin" diyen CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, Alt Komisyonda görev yaptığını, komisyonda dinlenen konunun uzmanı olan kişilerin görüşlerinin hiçbir şekilde tasarıya yansımadığını öne sürdü. Gök, "Tasarıya baktığımda özerklik ve bağımsızlık göremedim. Bu alanda yetkin kişilerin tasarıyla ilgili söyledikleri tek şey: 'insan hakları alanında yapılacak bu tasarı alay etmek demektir' olmuştur. STK'ların, akademisyenlerin, konuyla ilgili otorite olan kişiler komisyonda dinlenmiş ancak tamamıyla geliş nedenlerini rencide ederek hiçbirinin görüşleri dikkate alınmamıştır" dedi.
Tasarının geri çekilmesi gerektiğini ifade eden Gök: "AKP'li üyeler bu tasarıyı nasıl içlerine sindirebiliyorlar? "dedi.
"Devletin güdümünde, iktidarın denetiminde bir kamu kurumu oluşturulmuştur" şeklinde konuşan Levent Gök, "Bu tasarıyla sıradan bir devlet dairesi mi kurulmak isteniyor? Bu kurumun her yönüyle bağımsız ve özerk olması gerekir. Oysa tasarıya baktığımızda başkan ve üyelerin tamamı Bakanlar Kurulu tarafından seçilecektir. İktidarın iki dudağı arasında atanan üyeler, iktidarın hangi yanlışının üzerine gidecektir? Üç gün önce AB'nin Türkiye temsilcisi tarafından 'tasarı bu şekilde yasalaşırsa uygun bulmamız söz konusu değildir, hoşnutsuzluk yaratır' denmiştir. Tasarı derhal geri çekilmelidir" dedi.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner ise AK Partili üyelerin cesur olmamakla suçlanmasının siyasi nezaketle bağdaşmadığını belirttiği konuşmasında şunları söyledi: "Bizler, bağlı bulunduğumuz partinin düşüncelerini tümüyle içselleştirdiğimiz için mensubuyuz. AK Parti olarak demokrasiyi, insan haklarını önemsiyoruz. Demokratik olarak hükümetimizin neler yaptığı ortadadır. Tasarıda bir devletleşme eğilimi görmedim. Bağımsızlık ve özerkliği fazlasıyla içerdiği kanaatindeyim. Özerklik, mutlak padişahlık yetkisi olarak mı alınacak? Böyle bir özerklik anlayışı insan hakları açısından da uygun değildir."
"Tasarı yasalaşırsa devletin toplumu denetlediği yeni bir mekanizma oluşacak" diyen BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü, gerekirse gece yarısına kadar çalışılıp yeni bir taslak hazırlanması gerektiğini ifade etti. Kürkcü, "Tasarı Paris ilkeleriyle uyuşmuyor. Hükümetin AB uyum sürecinde baştan beri izlediği hattın devamıdır bu tasarı da. Biçimsel gereklilikler yerine getiriliyor ancak özünde gerçek reform anlamı içermeyen değişikliklerden ibarettir. Uluslararası normların talep ettiği bir taslak çıkmamıştır. Üyelerin Bakanlar Kurulu tarafından seçilmesi halinde, Paris ilkelerinde belirtilen STK temsili nasıl olacak? Hükümete üyeleri seçme yetkisi verdiğinizde, kendinden ne kadar farklı bir kuruluş olabilir? Paris ilkelerinde kurumun insan hakları savunucularından da oluşması gerektiği yazıldığı halde, üyelerin sadece devlet memurları şartlarına haiz olması bekleniyor. Yine Paris ilkelerinde ihlal söz konusu olduğunda kurumun 'el koyması' yer alırken tasarıda 'şikayette bulunmak' ifadesi yer alıyor. Bu yönüyle de tasarının eli son derece titrektir" diye konuştu.
"Herkesin söylediğine dayalı bir metin çıkarmak mümkün değildir. Bunun dünyada örneği de yoktur" diyen AK Parti Amasya Milletvekili Naci Bostancı, Levent Gök'ün söylemlerine karşılık Komisyonun toplumla dalga geçmek gibi bir durumda olmadığını belirtti. Bostancı şunları söyledi: "Muhalefetin eleştirileri bağımsızlık noktasında toplanıyır. Bağımsızlık nedir, kim bağımsızdır? Yeryüzünde bağımsız birini gösterin. Hükümet bağımsız değil de, STK'ların bağımsız olduğunu kim söyleyebilir? Muhalefet söz konusu olduğunda bağımsız olduğu söyleniyor. Marx'a göre, herkes bağımlıdır belirli bir sistemin içinde yer alır. Normal dünyaya bakmayan, serserilerin bağımsız olduğunu söyler. Bağımsızlık düz ayak çözülecek bir iş değil. İnsan hakları alanındaki ilerlemeler siyasiler tarafından sağlandı. Siyasetin öncü rolü vardır."
MHP Kayseri Milletvekili Hallaçoğlu ise Bostancı'nın sözlerine karşılık: "Bize felsefe dersi vermeye çalışıyorsunuz. Ne alakası var? Biz felsefeyi biliyoruz. Bizi gerzeklikle, bir baltaya sap olamamakla suçluyorsunuz. Bu konuda siyaset üstü olmak zorundasınız, kanunda siyaset yapmayın" şeklinde konuştu.
CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir ise tasarıyla, var olan ancak işlevi olmayan kurumlara bir yenisinin eklendiğini savundu.
Cezaevlerindeki tablonun her geçen gün ağırlaştığını ifade eden Özdemir, Mardin Cezaevini ziyaret ettiğini, 70 yaşındaki kadınların terör örgütü kuruculuğu yapmaktan yargılandıklarını ifade etti. "Özel yetkili mahkemeler terör örgütü gibi çalışan yasa içi örgütlerdir. Örgütün Başkanı Adalet Bakanı, başı ise Başbakan'dır" diyen Özdemir, "Mardin Cezaevi, 400 kişi kapasiteli yapılmış.987 mevcut var.282 kişi yer yataklarında yatıyor.20 kişilik kadın koğuşunda her yaştan 62 tutuklu var. Türkçe bilmeyen 70 yaş üstü 5 kadın var. Yasadışı terör örgütünün kurucu üyesi sıfatıyla tutuluyorlar. Bu tabloyu gören kimse, insan haklarından söz edemez.62 kişinin kaldığı yerde 1 tuvalet var. Bunlar yaşanırken 'insan hakları iyiye gidiyor' diyenlerin utanması, arlanması lazım. Özel yetkili mahkemeler adaleti katletmektedir. Hiçbiri eline silah almamış 70 yaşındaki kadınların bu suçlamayla orada tutulması için akıldan, mantıktan, vicdandan yoksun olunması lazım. İnsanın vicdanı titriyor. Özel yetkili mahkemeler, adeta imha etme, katletme örgütü gibi çalışıyor ve sorumlusu tepesindeki Adalet Bakanıdır."
Özdemir'in bu sözleri üzerine Komisyonda kısa süreli bir tartışma yaşandı. Komisyon Başkanının gündemi kendisinin belirlediğini, muhalefeti konuşturmadığını öne süren Özdemir, "Kendi yetki alanında Diyanet İşleri Başkanı ile yarışıyorsun. Televizyon televizyon gezip fetva makamı gibi dolaşıyorsun. Senin ilinde kız çocuklarına tecavüz edilirken sesin çıkmıyor. Televizyonda fetva vermeden önce Komisyonu topla görüşlerimizi al" dedi.
"Adalet Bakanına terörist diyemezsin" diyen Mehmet Metiner ise Özdemir'e "Ergenekon terör Örgütü'nün avukatlığını yapma" diye seslendi.
Komisyon Başkanı Üstün ise Komisyona haksızlık yapıldığını, 5 alt komisyonun çalıştığını ve dışarıda 22 inceleme yapıldığını söyledi. Üstün, "Hiçbir komisyon bu kadar faaliyet içinde değildir. Cezaevleri kapatmadığımız komisyondur. Komisyon bir şeyler kaçırıyor, gizliyor, talimat alıyor söylemlerini ben yakıştıramıyorum. Kürtaj konusunda ise açıklamamı her zaman savunurum ancak toplantının konusu kürtaj değil" dedi.
Yusuf Hallaçoğlu ise, şunları söyledi: "İnsan haklarıyla ilgili bir yasa çıkarıyorsak içinde bulunduğumuz siyasi ortam ve ideolojiden sıyrılmamız lazım. Ben kendimi bağımsız bir insan olarak görüyorum. Ben bağımsız bir insanım. Arkadaşımız serseri demek istiyorsa desin. İnsan Hakları Kurumu, insan haklarına gerçekten yaraşır bir kurum olmalı. Ancak tasarıyla, Bakanlar Kurulu kendi kendini mi denetleyecek böyle bir saçmalık olmaz."
CHP Milletvekillerinin tasarının tümünün geri çekilmesiyle ilgili verdikleri önerge reddedildi.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı. (14:40)
Tasarı, Alt Komisyon Raporu üzerinden görüşüldü.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmelere geçilmeden önce söz alan CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, görsel basının dışarı çıkarılmasını doğru bulmadığını belirtti.
İnsan Hakları Kurumu Kanun Tasarısı ve Ombudsmanlık Yasa Tasarısı'nın birbirine paralel yasalar olduğunu ve Meclis tatile girmeden iki yasanın da Genel Kurul'da görüşülmesini öngördüklerini ifade eden Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay şunları söyledi: "İdari olarak Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı var ancak, uluslararası beklentileri karşılaması açısından İnsan Hakları Kurumu son derece önemlidir. Bu alanda özerk ve bağımsız bir yapının kurulması, Türkiye içinde oldukça önemli bir adımdır. İnsan Hakları Kurumu Başbakanlıkla ilişkilidir. Kamu bütçesi alacağından kamu bağının olması gerekiyor. Ancak tasarıyı hazırlarken kurumun, idareyle bağı en az olan 'ilişkili kuruluşlar' statüsünde olmasını önemsedik. Geniş bir bilgilenmeyle hazırlanan bu tasarıda elbette iyileştirmeler yapılabilir. Bu konuda bizim de katkılarımız olacak."
Alt Komisyon başkanı AK Parti İzmir Milletvekili Hamza Dağ ise hazırlanan tasarıyla, İnsan Hakları Kurumu'nun Paris ilkeleriyle birebir uyumlu olduğunu belirtti. Dağ, "Alt Komisyon olarak gerçekleştirdiğimiz 6 toplantıda STK üyeleri, akademisyenler ve barolardan görüş aldık. Daha önce Anayasa Komisyonu tarafından görüşülen bu tasarı kadük kalmıştı. Anayasa Komisyonu'nun kabul ettiği metinden hareket ederek çalışmalar yaptık. Bu süreçte tasarının geri çekilmesi yönünde eleştiriler de aldık ancak ülkemiz için son derece önemli olan tasarının bir an önce yasalaşması görüşündeyiz" şeklinde konuştu.
"Tasarı Paris ilkeleriyle taban tabana zıttır. Kamuoyuyla dalga geçmeyin" diyen CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, Alt Komisyonda görev yaptığını, komisyonda dinlenen konunun uzmanı olan kişilerin görüşlerinin hiçbir şekilde tasarıya yansımadığını öne sürdü. Gök, "Tasarıya baktığımda özerklik ve bağımsızlık göremedim. Bu alanda yetkin kişilerin tasarıyla ilgili söyledikleri tek şey: 'insan hakları alanında yapılacak bu tasarı alay etmek demektir' olmuştur. STK'ların, akademisyenlerin, konuyla ilgili otorite olan kişiler komisyonda dinlenmiş ancak tamamıyla geliş nedenlerini rencide ederek hiçbirinin görüşleri dikkate alınmamıştır" dedi.
Tasarının geri çekilmesi gerektiğini ifade eden Gök: "AKP'li üyeler bu tasarıyı nasıl içlerine sindirebiliyorlar? "dedi.
"Devletin güdümünde, iktidarın denetiminde bir kamu kurumu oluşturulmuştur" şeklinde konuşan Levent Gök, "Bu tasarıyla sıradan bir devlet dairesi mi kurulmak isteniyor? Bu kurumun her yönüyle bağımsız ve özerk olması gerekir. Oysa tasarıya baktığımızda başkan ve üyelerin tamamı Bakanlar Kurulu tarafından seçilecektir. İktidarın iki dudağı arasında atanan üyeler, iktidarın hangi yanlışının üzerine gidecektir? Üç gün önce AB'nin Türkiye temsilcisi tarafından 'tasarı bu şekilde yasalaşırsa uygun bulmamız söz konusu değildir, hoşnutsuzluk yaratır' denmiştir. Tasarı derhal geri çekilmelidir" dedi.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner ise AK Partili üyelerin cesur olmamakla suçlanmasının siyasi nezaketle bağdaşmadığını belirttiği konuşmasında şunları söyledi: "Bizler, bağlı bulunduğumuz partinin düşüncelerini tümüyle içselleştirdiğimiz için mensubuyuz. AK Parti olarak demokrasiyi, insan haklarını önemsiyoruz. Demokratik olarak hükümetimizin neler yaptığı ortadadır. Tasarıda bir devletleşme eğilimi görmedim. Bağımsızlık ve özerkliği fazlasıyla içerdiği kanaatindeyim. Özerklik, mutlak padişahlık yetkisi olarak mı alınacak? Böyle bir özerklik anlayışı insan hakları açısından da uygun değildir."
"Tasarı yasalaşırsa devletin toplumu denetlediği yeni bir mekanizma oluşacak" diyen BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü, gerekirse gece yarısına kadar çalışılıp yeni bir taslak hazırlanması gerektiğini ifade etti. Kürkcü, "Tasarı Paris ilkeleriyle uyuşmuyor. Hükümetin AB uyum sürecinde baştan beri izlediği hattın devamıdır bu tasarı da. Biçimsel gereklilikler yerine getiriliyor ancak özünde gerçek reform anlamı içermeyen değişikliklerden ibarettir. Uluslararası normların talep ettiği bir taslak çıkmamıştır. Üyelerin Bakanlar Kurulu tarafından seçilmesi halinde, Paris ilkelerinde belirtilen STK temsili nasıl olacak? Hükümete üyeleri seçme yetkisi verdiğinizde, kendinden ne kadar farklı bir kuruluş olabilir? Paris ilkelerinde kurumun insan hakları savunucularından da oluşması gerektiği yazıldığı halde, üyelerin sadece devlet memurları şartlarına haiz olması bekleniyor. Yine Paris ilkelerinde ihlal söz konusu olduğunda kurumun 'el koyması' yer alırken tasarıda 'şikayette bulunmak' ifadesi yer alıyor. Bu yönüyle de tasarının eli son derece titrektir" diye konuştu.
"Herkesin söylediğine dayalı bir metin çıkarmak mümkün değildir. Bunun dünyada örneği de yoktur" diyen AK Parti Amasya Milletvekili Naci Bostancı, Levent Gök'ün söylemlerine karşılık Komisyonun toplumla dalga geçmek gibi bir durumda olmadığını belirtti. Bostancı şunları söyledi: "Muhalefetin eleştirileri bağımsızlık noktasında toplanıyır. Bağımsızlık nedir, kim bağımsızdır? Yeryüzünde bağımsız birini gösterin. Hükümet bağımsız değil de, STK'ların bağımsız olduğunu kim söyleyebilir? Muhalefet söz konusu olduğunda bağımsız olduğu söyleniyor. Marx'a göre, herkes bağımlıdır belirli bir sistemin içinde yer alır. Normal dünyaya bakmayan, serserilerin bağımsız olduğunu söyler. Bağımsızlık düz ayak çözülecek bir iş değil. İnsan hakları alanındaki ilerlemeler siyasiler tarafından sağlandı. Siyasetin öncü rolü vardır."
MHP Kayseri Milletvekili Hallaçoğlu ise Bostancı'nın sözlerine karşılık: "Bize felsefe dersi vermeye çalışıyorsunuz. Ne alakası var? Biz felsefeyi biliyoruz. Bizi gerzeklikle, bir baltaya sap olamamakla suçluyorsunuz. Bu konuda siyaset üstü olmak zorundasınız, kanunda siyaset yapmayın" şeklinde konuştu.
CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir ise tasarıyla, var olan ancak işlevi olmayan kurumlara bir yenisinin eklendiğini savundu.
Cezaevlerindeki tablonun her geçen gün ağırlaştığını ifade eden Özdemir, Mardin Cezaevini ziyaret ettiğini, 70 yaşındaki kadınların terör örgütü kuruculuğu yapmaktan yargılandıklarını ifade etti. "Özel yetkili mahkemeler terör örgütü gibi çalışan yasa içi örgütlerdir. Örgütün Başkanı Adalet Bakanı, başı ise Başbakan'dır" diyen Özdemir, "Mardin Cezaevi, 400 kişi kapasiteli yapılmış.987 mevcut var.282 kişi yer yataklarında yatıyor.20 kişilik kadın koğuşunda her yaştan 62 tutuklu var. Türkçe bilmeyen 70 yaş üstü 5 kadın var. Yasadışı terör örgütünün kurucu üyesi sıfatıyla tutuluyorlar. Bu tabloyu gören kimse, insan haklarından söz edemez.62 kişinin kaldığı yerde 1 tuvalet var. Bunlar yaşanırken 'insan hakları iyiye gidiyor' diyenlerin utanması, arlanması lazım. Özel yetkili mahkemeler adaleti katletmektedir. Hiçbiri eline silah almamış 70 yaşındaki kadınların bu suçlamayla orada tutulması için akıldan, mantıktan, vicdandan yoksun olunması lazım. İnsanın vicdanı titriyor. Özel yetkili mahkemeler, adeta imha etme, katletme örgütü gibi çalışıyor ve sorumlusu tepesindeki Adalet Bakanıdır."
Özdemir'in bu sözleri üzerine Komisyonda kısa süreli bir tartışma yaşandı. Komisyon Başkanının gündemi kendisinin belirlediğini, muhalefeti konuşturmadığını öne süren Özdemir, "Kendi yetki alanında Diyanet İşleri Başkanı ile yarışıyorsun. Televizyon televizyon gezip fetva makamı gibi dolaşıyorsun. Senin ilinde kız çocuklarına tecavüz edilirken sesin çıkmıyor. Televizyonda fetva vermeden önce Komisyonu topla görüşlerimizi al" dedi.
"Adalet Bakanına terörist diyemezsin" diyen Mehmet Metiner ise Özdemir'e "Ergenekon terör Örgütü'nün avukatlığını yapma" diye seslendi.
Komisyon Başkanı Üstün ise Komisyona haksızlık yapıldığını, 5 alt komisyonun çalıştığını ve dışarıda 22 inceleme yapıldığını söyledi. Üstün, "Hiçbir komisyon bu kadar faaliyet içinde değildir. Cezaevleri kapatmadığımız komisyondur. Komisyon bir şeyler kaçırıyor, gizliyor, talimat alıyor söylemlerini ben yakıştıramıyorum. Kürtaj konusunda ise açıklamamı her zaman savunurum ancak toplantının konusu kürtaj değil" dedi.
Yusuf Hallaçoğlu ise, şunları söyledi: "İnsan haklarıyla ilgili bir yasa çıkarıyorsak içinde bulunduğumuz siyasi ortam ve ideolojiden sıyrılmamız lazım. Ben kendimi bağımsız bir insan olarak görüyorum. Ben bağımsız bir insanım. Arkadaşımız serseri demek istiyorsa desin. İnsan Hakları Kurumu, insan haklarına gerçekten yaraşır bir kurum olmalı. Ancak tasarıyla, Bakanlar Kurulu kendi kendini mi denetleyecek böyle bir saçmalık olmaz."
CHP Milletvekillerinin tasarının tümünün geri çekilmesiyle ilgili verdikleri önerge reddedildi.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı. (14:40)
