2010-02-16 - 12:50
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde
Kıbrıs'ta kalıcı bir çözüme ulaşılmasına tam destek verdiğini bildirerek, ''Kapsamlı çözüm Kıbrıs'ta, ilgili taraflar açısından yegane çıkış yoludur'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmaya, Cuma günü
yaşamını yitiren yazar Hamit Can''ın yakınlarına ve dostlarına baş sağlığı
dileyerek başladı.
Antalya'da yaşanan sel feleketine de değinen Erdoğan, burada hayatını
kaybedenlere Allah'tan rahmet dileyerek, Antalyalılara da ''geçmiş olsun''
dedi.
Yaraların sarılması için görevlilerin çalışmalarını yoğun bir şekilde
sürdürdüğünü anlatan Erdoğan, Edirne'de de benzer bir sorun yaşandığına dikkati
çekti. Hükümet olarak, bölgeye tüm imkanları seferber ettiklerini, gerekli
uyarıları yaptıklarını bildiren Başbakan Erdoğan, alınan tedbirlerin hızlı
şekilde hayata geçirildiğini söyledi. Erdoğan, Edirnelilere de geçmiş olsun
dileğinde bulundu.
Başbakan Erdoğan, konuşmasında hafta sonu Katar'a yaptığı ziyaret
hakkında da bilgi verdi. Burada ABD-İslam Forumu'na katıldığını hatırlatan
Erdoğan, ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile bir görüşme yaptığını
anlattı.
Katar Emiri ve Başbakanı ile de ikili görüşmeler yaptığını söyleyen
Erdoğan, Türkiye ile Katar'ın, ortak bir coğrafyada bulunmalarının ötesinde ortak
bir tarihi ve kültürü paylaştıklarını ifade ederek, ''Yıllar boyunca ikili
ilişkilerin ciddi manada ihmal edildiği bu iki ülke arasında dönemimizde ciddi
manada gelişmeler kaydedilmiştir'' dedi.
Ziyarete yaklaşık 150 işadamıyla birlikte katıldığını, 50 kadar iş
adamının da Katar'da dahil olduğunu anlatan Erdoğan, 200 kadar işadamıyla
Türkiye-Katar İş konseyi toplantısını da gerçekleştirdiklerini bildirdi.
İki ülke arasındaki ticaret hacmi hakkında bilgi veren Erdoğan, 2002
sonunda Katar ile Türkiye'nin dış ticaret hacminin 24 milyon dolar seviyesinde
olduğunu hatırlattı. Bu rakamın 2008 sonu itibarıyla 1,2 milyar dolara
yükseldiğini kaydeden Erdoğan, 1'e 48'lik bir artışın söz konusu olduğunu
söyledi.
Erdoğan, 2009 yılında küresel kriz nedeniyle ticaret hacminde düşüş
yaşandığını ifade ederek, ''Bu çıtanın yükseldiği nokta artık bir bazdır''
dedi.
Türk yatırımcıların Katar'da 8,5 milyar dolarlık bir iş hacmine sahip
olduklarını anlatan Erdoğan, Türk işadamlarına Katar yönetiminin duyduğu güveni
kendisinin de gördüğünü belirtti.
Ziyareti sırasında yeni anlaşmalar imzalandığını hatırlatan Erdoğan,
bunlardan birisinin de 500 milyon dolarlık gıda sözleşmesi olduğunu söyledi.
Erdoğan, Katar ile Türkiye arasında resmi vizelerin kaldırıldığına da
dikkati çekti.
Başbakan Erdoğan, bu hafta sonunda İstanbul'da bazı sanatçı dostlarıyla
biraraya geleceklerini bildirerek, ''Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi
çerçevesinde sanatçılarımızın değerli düşüncelerini, önerilerini alma fırsatımız
olacak. Gruplar halinde bu buluşmaları bir süre daha devam ettireceğiz'' diye
konuştu.
İstanbul'da hafta sonu TOKİ'nin açılışlarını yapacağını bildiren Erdoğan,
Pazar akşamı İspanya'ya hareket edeceklerini söyledi. İşbirliği için
başlattıkları adımlardan bir tanesini de İspanya ile yapacaklarını anlatan
Erdoğan, ziyarete ilişkin bilgiler verdi.
Erdoğan, Türkiye-İspanya Zirvesinde önemli konuları İspanya Başbakanı
Zapetero ile birlikte ele alacaklarını bildirerek, Sevilla kentinde de kendisine
son derece önemli bir ödül verileceğini söyledi. Başbakan, Sevilla Nodo
Vakfı'nın, bu yıl 6'ıncısı verilecek Nodo Ödülünü kendisine verme kararını
aldığını anımsatarak, ''Bu ödülü de ülkem ve milletim adına büyük bir onurla
teslim alacağım''diye konuştu.
Kıbrıs konusunda açıklamalarda bulunan Erdoğan, müzakerelerin devam
ettiğine dikkati çekerek şunları söyledi:
''Türkiye, BM Genel Sekreteri'nin iyiniyet misyonu çerçevesinde Ada'da
kalıcı bir çözüme ulaşılmasına tam destek veriyor. Kapsamlı çözüm Kıbrıs'ta
ilgili taraflar açısından yegane çıkış yoludur. Rum tarafının, liderler
açıklamasındaki mutabakatın gereğini yerine getirmesi halinde, bu hedefe
ulaşılması hiç de zor olmayacaktır. Ve bu hedefe aslında çok yaklaşılmış durumda.
Rum tarafının bu çabaların kıymetini bilmesi ve KKTC liderliğinin çabalarına
karşılık vermesini bekliyoruz.
Kıbrıs Rum yönetiminin yapıcı bir tutum benimsemeye teşvik edilmesi
hususunda, ilgili tüm tarafları sorumluluklarını üstlenmeye davet ediyoruz.
Önemli olan, garantör ülkelerin İngiltere gibi, Türkiye, Yunanistan hep birlikte
bu konuda Güney Kıbrıs'ı teşvik etmesi... Biz Kuzey'i teşvik ediyoruz. İngiltere
ve Yunanistan'ın Güney'i özellikle teşvik etmesinde büyük faydalar mülahaza
ediyoruz. Zaman zaman bundan önce de olmuştu; Güney'in liderleri, 'Türkiye
bizimle niçin masaya oturmuyor?' gibi ifadeler kullanmıştır. Biz de kendilerine
hep şunu söyledik:'Şu noktada bizim muhatabımız siz değilsiniz. Eğer böyle bir
görüşme yapılacaksa bunu gelin dörtlü olarak yapalım. İsterseniz beşli yapalım.
'Dörtlü ile kastım, Yunanistan, Türkiye ve Kuzey, Güney. Bu onları çok rahatsız
ediyor. 'Biz Kuzeyle niçin toplanacağız' veya 'Kuzey bizim bu konuda muhatabımız
değil' ifadesini de onlar kullanıyor. Biz de kendilerine diyoruz ki; '41 görüşme
yaptınız ve bu 41 görüşmede muhatap oldunuz da şimdi ne oluyor da muhatap
olmuyorsunuz?' bunu söylüyoruz. Bu süreçte yine kendilerine bu hatırlatmaları
yaptık. Şu anda İngiltere'de bu noktaya gelmiş vaziyette. 'Beşli olarak bu
toplantıları yapabilir miyiz' diye bize soruyorlar. Biz de bu noktada rahatız
yaparız.
Erdoğan, CHP Genel Başkanı Baykal'ın ''Habur Sınır Kapısındaki yargılamalar
hakkındaki birtakım hezeyanlara tutunduğunu'' ifade etti.
''İftiralardan yola çıkarak Gensoru Önergesi vereceklerini'' ifade
ettiklerini anımsatan Başbakan Erdoğan, ''Affınıza sığınırım; Gensoru da artık bu
ülkede yalama oldu'' dedi. Erdoğan, şunları kaydetti:
''Bir netice alamayacaklarını bildikleri halde iki de bir gensoru.
Diyarbakır Valiliğinin, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı başvuru
üzerine güvenlik gerekçesiyle savcılar Habur Sınır Kapısına gitmiştir. Bu
uygulama, tamamen kanunlar çerçevesinde bir uygulamadır ve Türkiye'de ilk kez
vuku bulan bir uygulama da değildir. Halkımızı yanıltmayalım, aldatmayalım,
dürüst, samimi olalım. Ama Sayın Baykal'a yakışır, önemli değil. Ergenekon
davasının Silivri'de görülmesi, Abdullah Öcalan davasının İmralı'da görülmesi
bunun çok açık, net örnekleridir. Niçin İmralı'da görüldü? Orada adalet sarayı mı
var? Demek ki bunun gerekçeleri var, olabiliyor. Sayın Baykal'ın ifade ettiği
sözler tamamen uydurmadır, tamamen yalandır.
Devamlı dinlendiklerini söylüyorlar. Demek ki Ahmet Türk ile Atalay
görüşürken onlar da derin dinleme aletleriyle içeriyi dinliyorlardı. Ne
konuştuklarını dinliyorlardı. Sayın Türk diyor ki 'Biz böyle bir şey yapmadık,
konuşmadık, aramızda böyle bir şey geçmedi.' Sayın Atalay aynı şekilde 'böyle bir
şey yok, böyle bir şey aramızda geçmedi' diyor. Ama diyor ki 'evet, orada bunlar
konuşuldu.' Dün, İçişleri Bakanımızı bu konuyla ilgili açıklamasını yaptı. Ahmet
Türk, o da yaptı. İlgili Cumhuriyet Başsavcılığı gerekli açıklamaları çok sert
yaptı. Bu iddiaların gerçek dışı olduğunu açıkladılar. AK Parti iktidara geldiği
ilk günden itibaren, demokratik bir devletin kendinden menkul bir meşruiyete
sahip olamayacağını, meşruiyetin kaynağının da millet olduğunun altını çizerek
kalın çizgilerle ifade etmiştir.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, muhalefete, ''Terörü bitirmek için reçeteniz nedir?'' diye sorduğunu,
ancak adres gösterdikleri bölgesel kalkınma projelerinin ne aşamada olduğuna dair
en ufak bir malumatları olmadığını söyledi.
Erdoğan, ''Ankara'dan bakınca Harran Ovası, Muş Ovası, Konya Ovası
görünmez. Oralara gideceksiniz, oraların tozunu yutacaksınız. Ama gitmezler,
gidemezler. Gitseler bile hakikati söyleyemezler. Bu muhalefetin yaptığı tek şey
var; Ankara'da kriz üretmektir, kavga çıkartmaktır'' dedi.
Erdoğan, GAP, DAP ve KOP başta olmak üzere bölgesel kalkınma projelerine
yeni bir vizyon ve anlayışla cansuyu verdiklerini, Mayıs 2008'den itibaren
yeni eylem planı ile bu projeleri hızlandırdıklarını anlattı.
Eylem Planının uygulamaya başlandığı andan itibaren projelerde çok ciddi
bir ilerleme kaydedildiğini ve çalışmaların son sürat devam ettiğini, kısa süre
içinde alınan mesafeyi, yapılan yatırımları görünce mutlu olmamak ve
duygulanmamamın mümkün olmadığını kaydeden Erdoğan, bu projelerde yapılanların
bir kaçını paylaşmak istediğini dile getirdi.
''Türkiye'de neler oluyor, neler değişiyor? Tabii, Ankara'nın dışına
çıkmazsanız bunu takip etmeniz, görmeniz, bilmeniz mümkün değil'' diyen Erdoğan,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''DAP kapsamında bölgesel kalkınmaya ivme kazandıracak nitelikte sulama
ve karayolu projelerini hızlandırdık. Yeni havaalanları, terminal binalarının
tamamlanmasına, yeni kurulanlar başta olmak üzere üniversitelerin altyapı ve
insan gücünün geliştirilmesine, organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi
sitelerinin oluşturulmasına yönelik projelere önemli miktarda kaynak tahsis
ediyoruz. DAP için 2008-2010 döneminde 3,7 milyar lira tahsisat yapıldı. 2010
yılında bu bölgeye yapılan tahsisata yüzde 46'lık artış sağlandı. Konya kapalı
havzasında, yıllar yılı konuşulur ama kimse adım atmazdı, biz bu adımı attık. Bu
havzada toplam 703 bin hektar alanın, toplamda 429 bin hektarı sulamaya açılmış
oldu. Önümüzdeki dönemde Bağbaşı Barajı, Mavi Tünel tamamlanarak sistemde 414
milyon metreküp su depolanacak ve 17 kilometrelik tünelle havzaya su
aktarılacak.''
Erdoğan, 2008 yılı başında GAP yatırımları için 1 milyar 63 milyon, 2009
yılında 2,7 milyar ve 2010 yılında da 3,1 milyar lira tahsis ettiklerini
belirterek, Eylem Planı dışında yürütülen yatırımlarla birlikte bu tutarın, 2010
yılında 3,3 milyar liraya ulaştığını ifade etti. Erdoğan, bölgede GAP kapsamında
25 anaokulu, 3 bin 264 derslikli 136 ilköğretim okulu, 4 bin 500 öğrenci
kapasiteli 16 ortaöğretim pansiyonu, 816 derslikli 35 genel ortaöğretim okulu,
408 derslikli 22 mesleki ve teknik eğitim okulu inşaatının şu anda devam ettiğine
işaret ederek, şöyle konuştu:
''Toplamda baktığımız zaman 4 bin 613 dersliğin yapımını sürdürüyoruz.
Bölge üniversitelerinde 2009 yılında yaklaşık 4 bin 300 öğrencilik ilave kapasite
oluşturduk. Mevcut inşaatların tamamlanmasıyla yaklaşık 15 bin öğrencilik ilave
kapasite daha kazandırıyoruz. Harran Üniversitesine ait 600 yataklı, Dicle
üniversitesinin 150 yataklı, Adıyaman Üniversitesinin 200 yataklı hastane
inşaatları devam ediyor. Sağlık Bakanlığına ait 3 bin 240 yatak kapasiteli 24
hastane, 31 sağlık ocağıyla, attığımız adımlarla gerçekten bölgede sağlık
noktasında bir destinasyon oluşuyor. 130 ünite kapasiteli ağız ve diş sağlığı
merkezleri inşaatı da sürüyor.
Proje kapsamındaki en hayati yatırım alanını sulamadır. Bölgedeki 1
milyon 820 bin hektarlık nihai sulama hedefinin, 2013 yılına geldiğimizde 1
milyon 60 bin hektarlık kısmının tamamlanmasını planlıyoruz. 2009 yılı sonu
itibariyle yaklaşık 300 bin hektar alan sulamaya açılmıştır. Bölgede arazi
toplulaştırma projesine hız verdik. GAP bölgesinde 952 milyon liraya mal olması
beklenen bu projeyle 2,1 milyon hektarlık alanda arazi toplulaştırması
gerçekleştirilecek. Ülkemizde bugüne kadar yapılan toplam toplulaştırmanın
yaklaşık 1 milyon hektar olduğu düşünüldüğünde ne kadar büyük hamle yaptığımız
daha iyi anlaşılacaktır. İşte bütün bunlarla birlikte gerçekten Türkiye, tarımda
aklınıza ne gelirse, bütün hububat vesaire ne gelirse, bu alanda artık sürekli
ihracata girebilecek bir ülke konumuna geliyor.''
''DENİZE NAZIR HASANKEYF...''
Erdoğan, enerji alanında iki önemli proje yürütüldüğünü, bu kapsamda
yılda 3,8 milyar kilovat saat elektrik üretimi gerçekleştirilecek olan Ilısu
Barajı ve hidroelektrik santrali projesine konsorsiyum tarafından ilave ticari
kredi temin edildiğini ve baraj inşaatına hızla devam edildiğini söyledi.
Bunun bir çok özelliği olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:
''Aslında bu projemiz çok provoke edildi. Bunu Güneydoğulu kardeşlerim
çok iyi bilir. Özellikle, Mardin, Batman, o bölgedeki kardeşlerim çok iyi bilir.
'Hasankeyf gidiyor, sular altında kalacak, şöyle olacak, böyle olacak.' Her türlü
yalan söylendi. Aslında bu proje, Hasankeyfi kurtarma projesidir de aynı zamanda.
Çünkü, biz şimdi yeni bir Hasankeyf kuruyoruz. Artık hangi dünyada yaşıyoruz?
Tarihi eserlerin bir yerden alınıp bir yere taşınması, artık problem olmaktan
çıktı. Bütün kodlamaları yapmak suretiyle bunları bir yerden alıp bir başka yere
aynı bölgede taşımak mümkün. Bu da yapılırken, güçlendirme vesaire de yapılıyor,
aslına sadık kalmak suretiyle. Bunun yanında Hasankeyf ilçesi şimdi denize nazır
bir ilçe haine geliyor. Çünkü, TOKİ olarak projelere hazır hale geldi ve
Hasankeyf ilçesinde yine orada çok daha farklı bir yere çekmek suretiyle orada da
her şeyiyle gayet güzel, farklı bir Hasankeyf'i orada meydana getiriyoruz. Ama
yerli, yerel mimariyle getiriyoruz. Buna dikkat ediyoruz. Böylece denize nazır
bir Hasankeyf ilçesi meydana gelmiş olacak. Şu anda yoğun şekilde bu çalışma
devam ediyor.''
''HER İL, İLÇE VE KÖY ŞANTİYEYE DÖNÜŞTÜ''
Erdoğan, eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaştırmadan kültür ve
sanata, sulamadan enerjiye kadar her alanda bölgede hummalı bir faaliyetin devam
ettiğini ifade ederek, GAP, DAP ve KOP ile bölgelerin çehresinin ciddi manada
değiştiğini, geleceklerinin bugünden şekillendirildiğini söyledi.
AK Parti iktidarı döneminde Türkiye'nin her il, ilçe ve köylerinin bir
şantiyeye dönüştüğünü belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Edirne'den yola çıkın Hakkari'ye kadar, Muğla'dan yola çıkın Iğdır'a
kadar yol boyunca okul, hastane, TOKİ evleri, adalet sarayları, üniversiteler,
kültür merkezleri ve yurtlar, altyapı çalışmaları göreceksiniz. Büyük yol
projelerinin, enerji hattı projelerinin Türkiye'yi bir uçtan bir uca kapladığına
şahit olacaksınız. Rüzgar enerjilerinin Türkiye'de nasıl çalışmaya başladığını
göreceksiniz. Bunlar yeni mi icat oldu? Evet bunlar AK Parti iktidarı ile
Türkiye'ye geldi. KÖYDES ve BELDES, AK Parti iktidarından önce var mıydı? Yoktu
ama AK Parti iktidarıyla gündeme geldi. Şimdi artık yolu olmayan köyler yola
kavuştu. Hala devam ediyor çalışmalarımız. Elektrik, su aynı şekilde. BELDES ile
aynı çalışmalar devam ediyor. Kamu yatırımlarının tamamlanma süresi 2001 yılında
9,5 yıldı, bugün bu süreyi biz 4,5 yıla kadar düşürdük. Bakınız nereden
nereye...''
Erdoğan, grup salonunda ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' diye slogan
atanlara, ''Bizler sizlerle gurur duyuyoruz'' karşılığını verdi.
''SİZ ORALARA HİÇ GİTTİNİZ Mİ?''
Türkiye'nin dört bir yanındaki büyük, küçük her projeyi önemsediğini,
zaman zaman telefonla ilgili vali, kaymakam, hatta muhtarı arayarak projelerin ne
aşamada olduğunu sorduğunu belirten Erdoğan, ''Zaman zaman muhalefet partileri
çıkıyor, 'GAP'a kazma vurulmadı, GAP'ta hiçbir şey yapılmadı, yapılmıyor' diye
iddialarda, ithamlarda bulunuyor. Muhalefete soruyorum, siz oralara hiç gittiniz
mi, gitme nezaketinde bulundunuz mu? Oralardan yolunuz hiç geçiyor mu?'' diye
sordu.
Bir grup izleyici ''Kıskananlar çatlasın'' diye bağırırken Erdoğan,
konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Soruyorum muhalefete, terörü bitirmek için reçeteniz nedir diye...
Bölgesel kalkınma projelerini adres olarak gösteriyorlar ama o projelerin ne
aşamada olduğuna dair en ufak bir malumatları yok. Ankara'dan bakınca Harran
Ovası, Muş Ovası, Konya Ovası görünmez. Oralara gideceksiniz. Oraların tozunu
yutacaksınız. Oralardaki çiftçi kardeşlerimle hemhal olacaksınız. Giderseniz eğer
oralarda sizi 17 bin kilometreye ulaşmış yollar, okullar, hastaneler,
üniversiteler, yeni yapılmış konutlar karşılayacak. Ama oraya gitmeniz lazım.
Sulama kanallarını, göletleri, barajları göreceksiniz, o toprakların nasıl bir
bereket fışkıran zemin haline geldiğini göreceksiniz. O bereketle birlikte şimdi
nasıl bir umudun yeşerdiğini, umudun o toprakları nasıl kuşattığını, o
toprakların insanlarını nasıl sarıp sarmaladığını göreceksiniz. Ama gitmezler,
gidemezler. Gitseler bile hakikati söyleyemezler. Bu muhalefetin yaptığı tek şey
var; Ankara'da kriz üretmek ve kavga çıkartmaktır.'' (12:50)
** Haberin devamını ilgili dökümanlar kısmında bulabilirsiniz**
