2010-06-15 - 15:05
BDP TBMM GRUP TOPLANTISI...
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Bizim politikamızın özü, barışta ısrardır. Etnik çatışma peşinde koşanlar, bunun hazırlığını yapanlar avuçlarını yalasınlar. Biz barış peşinde koşacağız'' dedi.
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Bizim
politikamızın özü, barışta ısrardır. Etnik çatışma peşinde koşanlar, bunun
hazırlığını yapanlar avuçlarını yalasınlar. Biz barış peşinde koşacağız'' dedi.

Demirtaş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, AK Parti Grup Toplantısında yaptığı
konuşmayı dinlediklerini söyledi.

Başbakan Erdoğan'ın, kendi ülkesindeki bir sorundan mı yoksa başka
ülkedeki bir sorundan mı bahsettiğini anlamadıklarını ifade eden Demirtaş, ''Bir
Başbakan canlı yayınlarda toplumun karşısına çıkıp, milletin gözünün içine baka
baka yalan atabiliyorsa, o Başbakanın siyaset anlayışı iflas etmiş demektir''
dedi.

Partisinin, barış için, anaların gözyaşının dinmesi için çok önemli
çabalar sarfettiğini anlatan Demirtaş, ''Bunu halkımız ve kamuoyu çok yakından
biliyor. Bunu en iyi bilen siyasetçi Sayın Başbakan'dır. Buna rağmen kameralar
önünde kendi beceriksizliğiyle ülkeyi getirdiği noktanın sorumluluğunu bize
yüklemeye çalışıyor'' diye konuştu.

''Başbakan Erdoğan'ın, grup toplantısında yaptığı konuşmada, bir anlamda
BDP'nin kapatılması yönünde talimat verdiğini'' öne süren Demirtaş, şöyle
konuştu:

''Biz bunu anlarız. Çünkü DTP kapatılmadan önce de bu tip konuşmalar
yapmıştı. Kürsüde sürekli şikayet etmesi, partisinin iktidardan düştüğü anlamına
geliyor. 1 saattir konuşuyor sadece şikayet ediyor. 'Açılımı, demokratikleşmeyi
engelliyorlar' diyor. Demokratikleşme sürecinde hangi somut çözüm proje getirdin
de kim engel oldu? Bir yıldır Kürt sorununu nasıl çözeceğini tartışıyorsun.

Açılım süreci başladığında, 'Türkiye bu mesele ile yüzleşmeli. Ayağında
pranga olan bu meseleden kurtulmalı' diyordun. Sayın Başbakan bugün ise 'terörle
mücadele kararlılıkla sürecektir' diyor. Bir yıl önce başlayan bizim de destek
verdiğimiz bu süreç, bizim yüzümüzden mi sizin maskelerinizin düşmesinden mi bu
hale geldi? Başbakan, 'anaların gözyaşı dinecek' derken topluma karşı hamaset
yapıyor, arkadan da türlü fırıldaklar çeviriyor. Başbakan'ın çantasında çözüme
dair tek cümle yok. Gelinen noktada ''ben demokratikleşecektim, birileri
engelledi' deniliyor. Bunun adı, en yalın haliyle yalandır. Bunu en iyi biz
biliriz.

İktidar için takke düştü, kel göründü. Gerçek yüzü ortaya çıkınca bize
saldırarak sorumluluktan kurtulmaya çalışıyor. Barış istiyorsanız BDP hazırdır.
Biz çözüme yönelik en küçük barış adımını desteklemeye yürekten hazırız. Bir
araya gelelim. Hem sizinle hem de ana muhalefet partisinin lideriyle. Konuşalım,
barışa gidecek yolu biz size göstereceğiz. Arkanızda medya, holdingler ve
bürokrasi olabilir ama tek bir şey eksik o da arkanızda halk yok. O halk bizim
arkamızda''

Demirtaş, Başbakan'ın bölgede şiddet olduğunu o yüzden yatırım
yapılamadığını söylediğini ve bunun doğru olmadığını belirterek, ''Bilinçli
yoksullaştırma politikalarının sorumluluğunu başka yerlere yüklemeye çalışıyor
Sayın Başbakan''dedi. Demirtaş, Başbakan'ın bu şekilde konuşmasının hiçbir katkı
sağlamadığını ifade ederek, ''Bizim politikamızın özü, barışta ısrardır. Etnik
çatışma peşinde koşanlar, bunun hazırlığını yapanlar avuçlarını yalasınlar. Biz
barış peşinde koşacağız. AKP ya kendisi yürekten barış peşinde koşacak, çözüme
gelecek ya da kendisi çözülecek.''

Selahattin Demirtaş, Başbakan Erdoğan'ın, ''Meclis'te grubu olan bir
partinin ve bazı belediyelerin bölgede TOKİ tarafından yapılacak yatırımlara
engel'' olduğu şeklinde sözlerini anımsatan Demirtaş, şöyle devam etti:

''Belediyeler, sizin yandaşlarınızın ve milletvekillerinizin TOKİ
inşaatlarından rant sağlamasını engellemiştir. TOKİ, belediyeye hazine arazileri
üzerine yapacağı inşaatlardan pay vermemek için arazileri yandaşlarınıza satıyor
sonra da şahıs arazisiymiş gibi inşaat yapmaya başlıyor. Bunun adı düpedüz
dolandırıcılıktır Sayın Başbakan. Belediyeler, oraya gerçekten yatırım için
gidenlerin emrindedir. Biz, partimizin TBMM grubu olarak kamu kaynaklarının oraya
akması için çaba sarfediyoruz.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, çözüme yönelik hiçbir şey söylemediğini
ileri süren Demirtaş, keni politikalarının özünün barışta ısrar etmek olduğunu
söyledi.

KCK operasyonlarına da değinen Demirtaş, tutuklamaların sürdüğünü ve
davaların yürütülme şeklinden operasyonların operasyonların ne kadar siyasi
olduğunun ortaya çıktığını öne sürdü.

Gazze olayında utanç verici bir süreç yaşandığını iddia eden Demirtaş,
''Neyin hesabı soruldu? İsrail bir özrü bile çok gördü. Kürsüde atıp tutarken iyi
de... İsrail ile cumhuriyet tarihinin en yoğun ilişkilerini yürütüyorsunuz. Şimdi
Sayın Başbakan, karşı olduğunu söylediği dinsel milliyetçiliğin daniskasını
yapıyor. Bunun üzerinden iktidarda kalma hesapları yapıyor. Sayın Başbakan,
Gazze'yi dilinden düşürmüyor ama Gazze artık diline değil ayağına dolandı''diye
konuştu.

İşsizlik rakamlarının açıklandığını bildiren Demirtaş, ''Durum ortada ama
Sayın Başbakan'a göre işsizlik sorun değil, ekonomi iyi yolda ilerliyor'' dedi.

Mevsimlik işçilerin sorunlarına da değinen Demirtaş, bu işçilere,
gittikleri illerde kamu yöneticileri tarafından ''etnik ayrımcılık''
uygulandığınI öne sürdü. Giresun'da kamu yöneticilerinin bu yönde bir karar
aldığını iddia eden Demirtaş, ''Güneydoğudan artık bu ile işçi alınmayacakmış.
Adını koyamıyor 'Kürt işçi' diyemiyor. Bu insanlar kendi ülkelerinde, bu ile
kaçak yollardan girerse il dışına çıkarılacakmış. İşte açılımın geldiği nokta''
diye konuştu.

Demirtaş, grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı
ve bugün bir gazetede yer alan ''MİT'in, Öcalan ile görüştüğü'' yolundaki habere
ilişkin de şunları söyledi:

''Öcalan ile hem yakalanmadan önce hem yakalandıktan sonra devletin
çeşitli kademelerde görüşmeler yaptığı bir sır değil. Herkesin bildiği şey, sır
değil. Dolayısıyla görüşmelerin devletin hangi kademesinde, hangi ekiple
yürütüldüğünü ben detaylarıyla bilmiyorum doğrusu... Ne amaçla yürütüldüğünü ve
nasıl sonuçlara ulaşıldığını da bilmiyorum ama bunları bilmesi gereken
Başbakan'ın kendisidir. MİT, Başbakan'a bağlıdır. Dolayısıyla sayın Başbakan
çıkar açıklarsa, biz de bilgilenmiş oluruz. Bu görüşmeler olmamış gibi davranırsa
yine ben kendisini yalancılıkla itham ederim.''

(15.05)