2009-01-06 - 16:00
CHP GRUP TOPLANTISI
Genel Başkan Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada,
gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
2008 yılının başta ekonomi olmak üzere her alanda sıkıntıların giderek
ağırlaştığı bir yıl olduğunu ifade eden Baykal, 2009 yılının Türkiye için bir
aydınlanma, bilinçlenme ve gerçekleri doğru değerlendirme için fırsat yılı
olmasını diledi. Hükümetin sıkıntılara çözüm üretmek yerine, ülkenin temel
kurumlarını tahrip etmek, siyasi denetim altına almak için çaba harcadığını ileri
süren Baykal, 2009 yılı ve bu yıl içinde gerçekleşecek yerel seçimlerin bütün bu
olumsuz tablonun millet tarafından görülüp değerlendirildiği bir yıl olmasını
umut ettiğini söyledi.
Baykal, 2009 yılına Gazze'ye yönelik saldırılarla girildiğini hatırlatan
Baykal, bu olayın uluslararası tablonun gerçekte ne olduğunu acı bir biçimde
ortaya koyduğunu ifade etti.
Gazze'de yaşananların, tarafların ve bu olaya seyirci kalan dünya
ülkelerinin insani yaklaşımlarını gösterdiğini kaydeden Baykal, ''İnsanlık
tarihinin karanlık, utanç verici sayfalarından birisi bu olay vesilesiyle
Gazze'de yaşanmıştır, yaşanmaktadır'' dedi.
Bu olayı siyasetle, diplomasiyle, uluslararası hak, hukuk anlayışıyla
izah etmenin mümkün olmadığını söyleyen Baykal, ortada hiçbir şekilde makul
gösterilemeyecek bir tablo olduğunu söyledi.
Bir coğrafya parçasının uzun süre ambargo altında tutulduğunu, insanların
kendi kaderlerine terk edildiğini ardından hava saldırısı ve kara harekatı
düzenlendiğini anlatan Baykal, 10 günün sonunda 600'e yakın kişinin öldüğünü,
3000'in üzerinde kişinin de yaralandığını ifade etti. Baykal, bu rakamların
yaşanan faciayı izah etmeye yetmeyeceğini bildirdi.
''Böyle bir tablonun sorumluluğunu hangi vicdan üstlenebilir, hangi yürek
bunun acısını taşımaya kendinde güç bulabilir, hangi akıl bu olayı zihninde mazur
gösterebilir?'' diye soran Baykal, bunu anlamanın, tasavvur etmenin mümkün
olmadığını savundu.

-''TOPYEKUN İMHA TEŞEBBÜSÜ''-

Baykal, ülkelerin, uluslararası sözleşmelerin, barış ve özgürlük
taahhütlerinin yaşananlar karşısında etkisiz olduğunu kaydederek, ''Çok net
söylüyorum herkes için utanç verici bir tablo'' dedi.
Gazze'de yaşananların tüm dünyanın gözleri önünde hala sürdüğünü,
diplomatların ateşkes sözlerini telaffuz etmeye cesaret edemediklerini ileri
süren Baykal, şöyle devam etti:
''Böylesine bir topyekun imha teşebbüsünün dünyanın gözleri önünde
sergilenmesine anlayış göstermek herkes için utanç vericidir. Bundan büyük
ızdırap duyuyorum. Olayın bu boyutu çok açık, çok net. Maalesef bu olabiliyor,
olmasına göz yumuluyor. Nedir bunun altındaki ihtiyaç, niçin insanların
inançlarını, değerlerini, vicdanlarını, hukuku, ahlakı, dinin temel ilkelerini,
bütün dinlerin temel ilkelerini, bütün kutsal kitapların doğrularını allak bullak
eden bu uygulamaya niçin sessiz kalıyoruz? Sanki ortada bir gizli mutabakat var.
Belki gizli olmayan bir mutabakat var. Yani orada birileri her şeyi mubah sayarak
kendi amacına ulaşmak için bütün insanlık suçlarını işleyebilecek ve herkes bu
sonucun ortaya çıkmasına sessiz kalarak yardımcı olacak.''

-''BURADAN KİMSEYE AYNALARA BAKABİLME OLANAĞI YOK''-

Bu olayın, İsrail'i daha güvenli bir ülke, insanlarını da daha huzurlu
hale getirmesinin mümkün olmadığına işaret eden Baykal, Orta Doğu'nun istikrarlı
bir ortama kavuşmasının yolunun bu olmadığını bildirdi. Baykal, ''Bu yolun sonu
çıkmaz. Buradan kimseye huzur yok, buradan kimseye barış yok. Buradan kimseye
aynalara bakabilme hakkı ve olanağı yok. Bu yolun sonu karanlık'' diye konuştu.
Filistin halkının Orta Doğu'nun en aydınlık toplumlarından biri olduğunu
ve Arap dünyası içinde çok özel bir yerde bulunduklarını belirten Baykal, ancak
bölgede 60 yıldır çözüm olmadığını, çözümsüzlüğün de şiddeti doğurduğunu ifade
etti. Çözümsüzlüğün şiddeti beslediğini, şiddetin terörü davet ettiğini, terörün
de çözümsüzlüğü getirdiğini savunan Baykal, bu kısır döngüyü ortadan kaldıracak
tek yolun çözümün hayata geçirilmesi olduğunu söyledi. Baykal, Filistin'in
bağımsız bir devlet olması şeklindeki çözüm üzerinde geniş bir mutabakat
bulunduğunu ifade ederek, ancak iki devlete dayalı bu çözümü herkesin kabul
etmediğini, etmediği için de şiddete ve teröre başvurduğunu ileri sürdü.
Derhal Gazze'de yaşanan faciaya son verilmesi gerektiğini vurgulayan
Baykal, ''Ateşkes sözünden ister hoşlanırlar, ister hoşlanmazlar ama ateşkes
artık siyasetin değil, insanlığın bir talebi olmuştur. Bunu herkes görmelidir''
dedi.
Baykal, 11 Eylül'ün ortaya koyduğu büyük terör potansiyeline karşı
alınması gereken tedbirlerden birinin Filistin sorunun çözmek diğerinin ise
Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne tam üye olarak almak olduğunu, dünyanın böyle bir
kardeşliğe, barışa ve dayanışmaya ihtiyaç duyduğunu kaydederek, ancak her iki
noktada tam bir duyarsızlığın dünyanın büyük güçlerine egemen olduğunu ileri
sürdü.

GAZZE SALDIRILARI

Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, İsrail'in,
Gazze'ye yönelik saldırısını değerlendirdi.
Hükümetin, bu konuyla ilgili tavrına ilişkin altı çizilmesi gereken
noktalar bulunduğunu anlatan Baykal, İsrail'in, Gazze'ye yönelik saldırısından 5
gün önce İsrail Başbakanı Olmert'in, Ankara'ya resmi bir ziyaret
gerçekleştirdiğini anımsattı. Olmert'in, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile
görüştüğünü ifade eden Baykal, şöyle konuştu:
''Bu görüşmeden hemen sonra, bu büyük insanlık faciası ortaya çıktı.
Acaba Başbakan Erdoğan, bu konuda Olmert tarafından bilgilendirildi mi
bilgilendirilmedi mi? Olmert, bir kaç gün sonra başlayacağı bu büyük saldırı
konusunda Başbakan Erdoğan'a bilgi verdi mi vermedi mi? Bizim hükümet çevreleri,
'Yok böyle bir şey konuşmadı. Konuşma, sadece Suriye-İsrail sorunlarıyla
ilgiliydi' diyor. Mısır basını, Mısır'a İsrail'in bilgi verdiğini söylüyor. Şimdi
biz merak ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na bilgi verildi mi verilmedi
mi? Buradaki konuşmada, bu konu gündeme alındı mı alınmadı mı? Başbakan diyor ki
'Bize karşı bir saygısızlık yapıldığını düşünüyoruz. Görüştük Başbakanla ama
arkasından bu olay oldu' diyerek, sanki o görüşmede bu konu ele alınmadı
izlenimini vermeye çalışıyor. Görüşüldü mü görüşülmedi mi?
Eğer görüşülmediyse, bu Türkiye'ye karşı çok büyük saygısızlıktır. Hiçbir
şekilde kabul edilemez. Türkiye, Orta Doğu'da İsrail'in bütün dünyayı ayağa
kaldıracak böyle bir askeri operasyon konusunda kendisine bilgi vermemesini,
saatlerce kendisiyle konuşup buradan ayrılmasını kabul edemez. Böyle bir ilişki
tarzı düşünülemez. Eğer bilgi vermediyse, çok acı tablo var demektir. Çok şeyin
sorgulanması gerekir.''

-İKİNCİ İHTİMAL-

Baykal, ikinci ihtimalinin de Türkiye'ye saldırı konusunda bilgi verilmiş
olması olduğunu belirterek, ''Eğer bilgi verdiyse, Türkiye'nin askeri müdahaleye
kadar sessiz kalıp, askeri müdahale ortaya çıktıktan sonra en ağır ifadelerle
İsrail aleyhinde nutuklar atması samimiyetten yoksun demektir. Türkiye, bu konuda
aydınlatıldı mı aydınlatılmadı mı?'' diye konuştu.
İsrail-Türkiye ilişkilerini değerlendirirken Başbakan Erdoğan'ın, ''Ülke
yönetmek bakkal dükkanı yönetmeye benzemez'' dediğini anlatan Baykal, Can
Dündar'ın gazete köşesinde, Erdoğan'ın İsrail ile ekonomik ilişkiler konusunda
neler söylediğini anımsattığını belirtti ve bunları aktardı.

-''AL GÜLÜM VER GÜLÜM...''-

Baykal, Türkiye ile İsrail'in son dönemde anlaşmalar imzaladığını, bazı
uzmanlara göre iki ülke arasındaki savunma işbirliğinin 1,8 milyar dolar
düzeyinde olduğunu belirterek, şöyle dedi:
''Şimdi Türkiye, İsrail ile bir yandan al gülüm ver gülüm, içli dışlı,
can ciğer, kuzu sarması. Öte yanda bir bakıyorsunuz, böyle olaylar kendini
gösterince, Başbakan veriyor veriştiriyor. Bu ne perhiz ne lahana turşusu... Öyle
anlaşılıyor ki İsrail yetkilileri 'Canım bırakın konuşsun, fazla aldırmayın. O
böyle konuşacak ama biz onlarla işbirliğimizi, beraber çalışmamızı,
dayanışmamızı, karşılıklı desteğimizi sürdüreceğiz' diye düşünüyor. Bunu İsrail
yönetimi mazur görebilir ama bunun samimiyetsizliğini, Türkiye halkı görürse;
dünya, Türk dış politikasının, söylenen sözlerinin tam tersine dayalı bir dış
politika olduğu teşhise ulaşırsa, bunun zararını hiç kimse ödeyemez. Başbakan,
maalesef Türk dış politikasına güven kaybı tablosu hediye etmiştir.''

-''GELDİĞİ GÜN KARA HAREKATI BAŞLADI''-

Başbakan Erdoğan'ın, Gürcistan'da yaşanan olaylardan sonra bölgeye
giderek, Kafkas İttifak Paktı Projesi ortaya attığını anlatan Baykal, şunları
söyledi:
''(Putin, kabul etti. Gürcistan Devlet Başkanı kabul etti) dedi. Buraya
dönünce gördük ki Rusya, Güney Osetya ve Abhazya'yı tanımıştır ve Gürcistan'ı
bölmüştür. Gürcistan Devlet Başkanı hakkında da ilginç bazı projeler ortaya
atmıştır. Başbakan, 'Kafkasya'yı toparlayacağız' diye Gürcistan'a koştu Kafkasya
böyle bir manzaraya sürüklendi. Başbakan, Orta Doğu'da bu olay dolayısıyla Suudi
Arabistan, Mısır dolaştı geldi. Geldiği gün kara harekatı başladı. Kara harekatı
başladıktan sonra Başbakan ne söyleyecek diye açıklama yapmasını bekledik.
Başbakan, 'Artık konuşacak söz yok' dercesine konuşmasını iptal etti. Samimi,
inandırıcı, tutarlı olmak lazımdır. Maalesef hükümetimiz, bütün ülkeyi ve
insanlığı ilgilendiren bu olaylar karşısında bir türlü konuşuyor, uygulama bunun
tamamen tersi istikamette ortaya çıkıyor. Başbakan'a bakarsanız yeri göğü ayağa
kaldıracak, öyle konuşmalar yapıyor ama sonuç yok. Başbakan, gök gürültüsü gibi.
Gürlüyor ama yağmıyor... Başbakan, Olmert'le burada ne konuştuğunu açıklamalıdır.
Bize, İsrail haber vermiş midir, vermemiş midir? Haber vermişse, biz ne
yapmışızdır?''

-ULUSLARARASI KAMPANYA ÖNERİSİ-

Baykal, şimdi herkese düşen görevin, bir büyük uluslararası baskıyı
İsrail hükümetine yöneltmek olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
''Bu saldırılara derhal son verilmesini sağlayabilmektir. Bunun için
hepimiz üzerine düşeni yapacağız, yapmalıyız. Derhal Türkiye, uluslararası bir
yardım kampanyasını, bütün ülkeleri işin içine sokarak, ülkelerinin kamuoyularını
hükümetlerine karşı harekete geçirerek seferber etmelidir. Orada soğukta,
karanlıkta yiyecek bir şey bulamadan hayatını geçirmek zorunda olan insanlar için
ciddi bir evrensel, global, dünya çapında yardım projesi harekete geçirilmelidir.
Derhal oradaki hasta ve yaralı insanlar, Türkiye'ye taşınmalı ve tedavi
edilmelidir. Derhal ateş kesilmesi için aktif bir biçimde Mısır'da, Suudi
Arabistan'da değil, ABD, İngiltere'de, Fransa'da, İtalya'da Türkiye, oraların
kamuoyunu harekete geçirerek ateş kesilmesi konusunda ciddi kampanya
açmalıdır.''

-FİLİSTİN HALKIYLA DAYANIŞMA-

Filistin halkıyla dayanışma için ''kefiye'' ile omuzlarını örten kadın
milletvekillerini kutlayan Baykal, ''Gün Filistin halkıyla dayanışma günüdür.
Hepimizin yapması gereken bu dayanışmaya sahip çıkmaktır. Filistin halkıyla
dayanışmaya sahip çıkmak teröre sahip çıkmak değildir. Terör ayrıdır, Filistin
halkı ayrıdır. Masum Filistin halkının maruz kaldığı haksızlıklar karşısında
onlarla dayanışma içinde olduğumuzu mutlaka göstermemiz lazımdır'' diye konuştu
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Ankara'da
doğalgazdan 7 gencin ölümünde, görev ihmali bulunduğunu ifade ederek, ''Bu tablo,
Ankara'nın hangi zihniyetin elinde olduğunu bize gösteriyor.

ANKARA'DAKİ DOĞALGAZ FACİASI YETKİLİLERİN İHMALİN SONUCUDUR

Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında, Ankara'da doğalgaz faciasında
7 gencin yaşamını yitirmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
''Pırıl pırıl, ülkenin geleceği ve herkesin umudu olmayı hak eden''
gençlerin, ölüme terk edildiğini ifade eden Baykal, bu olayda hiçbir demagojinin
örtbas edemeyeceği gerçeklerin bulunduğunu söyledi. Baykal, ihbar üzerine
yetkililerinin apartmana geldiğini, ihbarı yapanların kurtarıldığını ancak, tek
bacaya bağlı doğalgaz sistemi ve ters rüzgarın görülmesine rağmen diğer 2 dairede
incelemelerde bulunulmadığını belirtti.
Deniz Baykal, yetkililerin, saat 05.09'da apartmana geldiğini, o
saatlerde gençlerin ''Azrail'in atlarının sırtına bindiğini'', ölüm saatlerinin
06.00-06.30 olduğunu ifade etti.
Ortada çok açık bir şekilde görevi ihmal, görevi ihmal nedeniyle ölüme
sebebiyet vermenin olduğunu belirten Baykal, bunu siyasi değil, hukuki ifadeyle
söylediğini kaydetti. Baykal, ciddi bir kamu yönetiminde, böyle bir facia
sonrasında özür dilenmesi, üzüntülerin paylaşılması, mahcubiyetin ifade edilmesi,
soruşturma açılması gerektiğini belirterek, ancak bir Genel Müdürün çıkıp, hiçbir
inandırıcılığı olmayan şekilde savunma yaptığını söyledi.

-''GÖZÜNDEN İKİ DAMLA YAŞ DÜŞSÜN''-

Baykal, Başkent Doğalgaz A.Ş Genel Müdürünün, kendisini dinleyenleri
''geri zekalı'' zannederek, açıklamalarda bulunduğunu savunarak, ''Bunları
söylediği yetmiyor, arkasından çocuklara, zihninde, içinde, ruhundaki bütün
çarpıklığı yansıtan iftara ve suçlamalar yönelterek, mazur göstermeye çalışıyor''
dedi.
Bu tablonun, Ankara'nın hangi zihniyetin elinde olduğunu kendilerine
gösterdiğini ifade eden Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ankara'yı yöneten zihniyet buymuş... Bütün bunların sorumlusu durumunda
olanlar, oraya tesadüfen, kurayla gelmiyorlar; tayin edildi, görevlendirildi,
sahiplenildi, desteklendiler. Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti, böyle bir
anlayışın elinde olur mu? Böyle bir faciayı önleyemesen dahi, gözünden iki damla
yaş düşsün, yüzünün kızardığını, utandığını, acıyı paylaştığını görelim en
azından. Bu zihniyet, Ankara'ya, Türkiye'ye yakışmıyor.
Daha sonra anlaşıldı ki arkadaş çok marifetli. Polatlı'dan başlamış,
Beypazarı'ndan çıkmış, vilayetin denetmeni, kendi dosyasını yıllardır kapatmış,
Melih Gökçek'in kapatmış, kapatmaya devam ediyor.''

-''TEKZİP YİYEN NE HİSSEDER?''-

Baykal, telekulak tartışmalarına da yer verdiği konuşmasında, bu konunun
gelecek günlerde gündemi çok meşgul edeceğini söyledi.
Yapılan yasal düzenlemeyle ''Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu''
oluşturulduğunu, kurum başkanını Başbakan'ın tayin ettiğini anımsatan Baykal,
hiçbir demokratik ülkede böyle bir uygulamanın bulunmadığını savundu.
''Türkiye dinleniyor, yüz binlerce telefon dinleniyor'' diyen Baykal, bir
mahkeme kararıyla, olaya yönelik değil, Türkiye'yi kapsayan dinleme
yapılabildiğini belirtti.
Baykal, Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt'ün dinlenildiğini
söylemesinin ardından, Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, İçişler Bakanı, Emniyet Genel
Müdürü ve Ankara Emniyet Müdürü'nün böyle bir şeyin olmadığını açıkladıklarını
ifade etti. Baykal, ancak savcılığın incelemesinden sonra, dinleme yapıldığının
tespit edildiğini anımsatarak, ''Devlet adamlığı, siyaset nedir? İşinize gelmeyen
konularda gerçek dışı açıklamalar yaparak, konuları örtbas etmek devlet adamlığı
mı, siyaset mi? Savcının açıklamasıyla tekzip yiyen Hükümet Sözcüsü, ilgili bakan
ne hisseder, bunları gören vatandaş ne hisseder? Güven duygusu mu doğar?'' diye
sordu.
Emniyet'te görevini başarıyla sürdüren çok sayıda kişinin bulunduğunu
dile getiren Baykal, ''Ama onları biliyoruz diye, onlara yön verenlerin hangi
zihniyette olduğunu görmezlikten mi geleceğiz?'' dedi.
Eczacıların sorunlarına da değinen Baykal, ''siyasi caka satacağım''
diyerek, eczacıların perişan edilemeyeceğini, eczacılığın ticari sektör haline
getirilemeyeceğini ifade etti.
Grup toplantısından sonra Baykal, makamında partisine katılan
Afyonkarahisar'ın ANAVATAN'lı Sinanpaşa ilçesi Akören Belediye Başkanı Ahmet
Batmaz, AK Parti'li Çay ilçesi Karamık Beldesi Hakkı İnci'ye parti rozeti
taktı.