2009-02-17 - 16:10
CHP GRUP TOPLANTISI...
Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 'Türkiye'nin yolsuzlukla mücadelesinin turnusol kağıdı, imtihan vereceği dosya'' diye nitelendirdiği Deniz Feneri e.V Derneğine ilişkin Almanya'da açılan davanın dosyasını kürsüden göstererek, ''Koca Türkiye, apışmış kalmış, dosya bekliyor. İşte dosya burada duruyor, yap gereğini'' dedi.
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'nin yangın
yerine döndüğünü, tarihinin en önemli krizlerinden birini yaşadığını ifade
ederek, bunun bedelini de vatandaşların ödediğini söyledi.
Deniz Baykal, Türkiye'nin, dünya ülkelerinin tümünden çok daha ağır
ekonomik bunalım yaşadığını, işsizlikte dünya dördüncüsü olduğunu, ülkenin çok
ciddi sosyal bunalıma doğru sürüklendiğini ileri sürdü.
Ekonominin küçüldüğünü, açıkların büyüdüğünü, yaşanan krizin, çok
dramatik şekilde her gün kendisini hissettirdiğini belirten Baykal, dürüst,
namuslu vatandaşların, işadamlarının, aileleriyle intihar ettiğini kaydetti.

-''ÇEKİ DÜZEN VERMELİ''-

Türkiye'nin büyük sıkıntı içindeyken bundan birinci derecede sorumlu
olması gereken Başbakan'ın, Türkiye'de bugüne kadar hiçbir başbakanda görülmeyen
laubali bir üslup ve ne yapacağını şaşırmış şekilde, ona, buna saldırdığını,
sorunlar kendisini ilgilendirmiyormuş gibi davrandığını iddia eden Baykal,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''Türkiye'ye yıllarca hizmet veren, şerefli kamu görevlilerini
suçlayarak, hakaret ederek, küçük düşürmeye çalışarak, bir yerlerden yarar
bulmaya çalışıyor. Bir başbakana hiçbir şekilde yakışmayacak üslubun içinde;
medyaya kızıyor, yazarların hayvan sevgisiyle, yakışıksız bir üslupla alay etmeye
çalışıyor. Ziya Paşa'dan atıflar yapmaya çalışıyor, yüzüne gözüne bulaştırıyor.
Diyojenleri karıştırıyor. Bu tablo karşısında böyle bir laubali başbakanlık
üslubu, Türkiye'ye yakışmıyor. Türkiye bunu hak etmiyor. Türkiye'nin sorunları
karşısında, sorumlu, duyarlı, gerekeni kararlılıkla yapacak anlayışın işbaşında
olmaması; en büyük sorunumuz. Türkiye'nin ciddi bir başbakana ihtiyacı var,
Başbakan'ın da bir an önce kendisine çeki düzen vermesine ihtiyaç vardır.''

-''BU TABLONUN ACISINI YÜREĞİNDE HİSSETMELİ''-

Baykal, 700 bin kişilik ordusu olan Türkiye'de, iktidarın, izlediği
ekonomi politika sonucunda 943 bin yeni işsiz ordusunu ortaya koyduğunu savundu.
Deniz Baykal, 2001 krizinde bile bu kadar işsizin olmadığını, 2001 krizinin
tahribatından daha yüksek bir tahribatın yaşandığını, her 4 gençten birinin işsiz
olduğunu ifade etti.
Kayda geçmeyen işsizlerin de dahil edilmesi halinde 3 milyon 250 bin
resmi işsizin bulunduğunu, bunun gerçekte 5 milyona yakın olduğunu savunan
Baykal, 3 milyon işsizin; 3 milyon ailenin evine, akşam ekmek gelip
gelmeyeceğinin belli olmaması anlamına geldiğini dile getirdi. Baykal, ''Bir
başbakanın, ona buna saldırıp, hakaret edeceğine, önce bu tablonun acısını
yüreğinde hissetmesine, bunun ızdırabını yaşamasına ihtiyaç var'' diye konuştu.

-''MEYDANLARDA NUTUKLAR ATIYOR''-

Baykal, Türkiye'nin, bu tablo karşısında hala ciddi bir ekonomi politika
ortaya koymadığını, bütçesinin, gerçeğe dayanan bir yönü bulunmadığını, bütçenin
boş, hayali ve rakamların geçersiz olduğunu iddia etti.
Dünyada 38 ülkenin, ekonomik bunalım karşısında önlemler aldığını ancak
Türkiye'nin bu işle meşgul olmadığını ileri süren Baykal, mevcut tablo karşısında
Başbakan'ın, ''esip, savurduğunu'' söyledi.
Türkiye'nin ciddi, sorumlu bir hükümete ihtiyaç duyduğunu ifade eden
Baykal, İstanbul Sanayi Odası, TİSK, DİSK, Türk-İş'in feryat ettiğini, krizin,
her gün bedelini toplumdan tahsil ettiğini savundu. Baykal, ''Başbakan
meydanlarda nutuklar atıyor, Başbakan'ın palavralarıyla milletin karnı doymuyor''
dedi.
Baykal, Türkiye'nin sermayeden yediğini öne sürerek, Hükümetin, ''boş
lafı'' bırakması, ciddi program ortaya koyması ve ekonomiyi harekete geçirmesi
gerektiğini söyledi. Baykal, prim ve stopajın indirilmesini, istihdamın
kolaylaştırılıp, teşvik edilmesini istedi.

-''PALAVRA SIKAN DEĞİL''-

Kredi kartı borcunu ödeyemeyen 1 milyon 546 bin, tüketici ve konut
kredisini ödeyemeyen 624 bin kişi olduğuna dikkati çeken Baykal, ''Bunların
çözülmesi gerekir. Hükümet, ona buna caka satmak, halkı azarlamak için mi var;
halkın sorunlarını çözmek için var'' görüşünü dile getirdi.
Baykal, ''göstermelik bir takım kolaylıklar sağlayarak, karda kışta
Tunceli'de buzdolabı dağıtarak sorunların çözülemeyeceğini'' ifade etti.
Yatırım ve teşvik programının ortaya konulması gerektiğini, dünyanın,
1929 krizinden böyle yöntemlerle çıktığını kaydeden Baykal, Türkiye'nin,
''palavra sıkan değil, çözüm ortaya koyan, politikaları kararlılıkla uygulayan
bir başbakana, iktidara ihtiyacı'' olduğunu söyledi.

-''GODOT'U BEKLER GİBİ''-

Türkiye'nin, olağanüstü şekilde yolsuzluklar cenneti haline
dönüştüğünü,tarihinin en büyük yolsuzluk olaylarıyla iç içe görüntü verdiğini
iddia eden Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Deniz Feneri yolsuzluğu konusunda dünya ve Türkiye bir bekleyiş içinde.
Alman mahkemeleri konuyu inceledi, sonuçları çıktı, şimdi Türk yargının konuya el
atması lazım. Türk yargısının bu konuya el atması için kimseden medet ummaya,
yardım istemeye ihtiyacı yok. Ortada yaşanan yolsuzluk var. Yolsuzluğu
gerçekleştirenler Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, o paralar Türkiye'ye getirilmiş,
bunu yapanlar Türkiye'de ama hiçbir çalışma yok. Bir şey bekleniyor: 'Alman
mahkemesi dosyayı göndersin biz de bakalım.' Göndermese de bir şey yapman
gerekmiyor mu, sen Alman mahkemesine mecbur musun, senin yargın, emniyetin,
savcın, hakimin yok mu? Türkiye, aylardır Godot'yu, hacı bekler gibi, dosyayı
bekliyor. 'Gelsin dosya bakalım...' Almanya bu konuda karar alırken, birisinden
dosya mı bekledi? 'Türkiye'nin işi beni ilgilendirmiyor' dedi mi? Hukukunu
işletti, emniyeti, savcısı, hakimi çalıştı, örnek şekilde, hızla karar çıktı. Sen
niye yapmıyorsun? Doğrudan ilgili, sorumlu sensin, senin öncelikle harekete
geçmen lazım, niye harekete geçmiyorsun? Dosya bekliyorlarmış, al bekliyorsan,
işte sana dosya...''
Baykal, konuşması sırasında kürsüden elindeki dosyayı gösterdi.

-''SAHTEKARLARDAN VERGİ ALINMIYOR''-

''Koca Türkiye, apışmış kalmış, dosya bekliyor'' diyen Baykal, devletin
gücünün, bu dosyayı getirmeye gücünün yetmediğini, CHP'nin getirdiğini söyledi.
''İşte dosya burada duruyor, yap gereğini'' çağrısında bulunan Baykal,
dosyanın çok önemli olduğunu ifade etti.
Dosyanın, Türkiye'deki yolsuzlukların nasıl yapıldığını gösterdiğini,
yolsuzlukların kişisel, sadece sütü bozuk, paraya dayanamamış bir kişinin kendi
girişimiyle yaptığı bir iş değil, organize iş olduğunu ortaya koyduğunu belirten
Baykal, ''Sadece birkaç arkadaş bir araya gelip kendi arasında mı yapıyor?'' diye
sordu. Baykal, şöyle devam etti:
''Hayır, teşkilatın arkasında derin ilişkiler, himayeler var. Teşkilatı
yapanlar, devletin desteğine sahip, teşkilatı kuruyorlar, devlet, 'sana kimseye
vermediğim kolaylıkları vereceğim, sen vatana, millete hayırlı teşkilatsın.
Senden vergi de alanın eli kırılır, vergi almayacağım' diyor. Mehmetçik Vakfından
vergi alınıyor, bu sahtekarlardan vergi alınmıyor. Milletin, Ramazan'da
fitresini, zekatını toplayıp, burada televizyon kuranlara bu kolaylığı bugünkü
iktidar, Başbakan, bakanlar getiriyor. Yolsuzluk himaye edilince ya yolsuzluğa
teslim olacağız ya himaye edenleri değiştireceğiz, ülkeyi tekrar ahlaklı toplum
haline getireceğiz. Türkiye'nin yolsuzlukla mücadelesinin turnusol kağıdı,
imtihan vereceği dosya, bu dosyadır. Hesabını Türkiye derhal görmelidir. Bunu
görürse, ülkenin önü açılır. Bunu sağlamanın yolu da milletvekili
dokunulmazlığını derhal kaldırmaktır.''
Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, iktidara yönelik
eleştirilerde bulundu.
Türkiye'de halkın krizden bunaldığını ama iktidardakilerin çocuklarının
dükkan üstüne dükkan, zincir iş yerleri açtıklarını ifade eden Baykal, ''Açarken
babalarının gücünü kullanıyorlar. Dükkan açmaya, iş yeri kurmaya saygım var. Bunu
yapan insanı da alnından öperim bu ortamda. Elini de sıkarım, kutlarım. Ama
babasının gücüyle değil, alnının teriyle yapanı kutlarım'' diye konuştu.
CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu'nun
gündeme getirdiği iddialardan sonra Futbol Federasyonuna bağışlanan Eyüp'teki
arsa konusunu ''müthiş bir olay'' diye niteleyen Baykal, özel mülkiyete ait
çevredeki arsalarının alınabilmesi için imar planı değişikliği yapıldığını
belirtti.
Baykal, şöyle devam etti:
''Bu kadar hunharlık olabilir mi? Oradaki özel mülk sahiplerinin elinden
alabilmek için yeşil saha diyorsunuz. Aldıktan sonra da değiştiriyorsunuz. Ona
göre imarı alıyorsunuz. Her şeyi hazırlamışlar. Arsa değil, pırlanta. Ama ne
oldu? İstanbul'da bir belediye başkan adayı var. Kemal Kılıçdaroğlu. Adam,
Başbakan'a 'Sen, şu ismi tanıyor musun?' diye bir soru sordu. Başbakan,
'tanımıyorum' demeye kalkarken, tanıdığını ortaya koydu. Aradan 2 gün geçti
Büyükşehir Belediye Başkanına döndü, 'Peki Başbakan tanıyor, sen tanımıyor
musun?' dedi. Bu laf yetti. Bu, şifre bir laf. Bu laf ortaya koydu ki Kemal
Kılıçdaroğlu, dönen tezgahlardan haberdardır. Bu açıklamanın hemen akşamında,
mesai saati bittikten sonra bir kokteylde ilan ettiler. O arsayı futbol
federasyonuna bağışlayacaklar. Futbol Federasyonuna soruldu. Federasyon 'Hayır,
yok' dedi. Daha zaman yok, olay konuşulamamış, bir anlayış geliştirilememiş.''

-KILIÇDAROĞLU'NU KUTLADI-

''Pırlanta arsanın birden bire, ateş topu haline geldiğini'' ileri süren
Baykal, şunları söyledi:
''Elinde tutanı yakacak. Hemen tuttular, atmaya başladılar. 'Futbol
Federasyonuna veriyoruz' diye. İstersen verme. Başbakan, '(Rant, rant) diyorlar.
Bunun neresinde rant? Federasyona verdik' diyor. Sen, federasyona niye verdin?
Onu bir sorsana. Onu, bize bir anlatıversene. Eğer Kemal Kılıçdaroğlu, ortaya
çıkarmamış olsaydı, verecek miydin? Alelacele, bir telaşla niye verme gereğini
duydun. Çünkü gördün. Olayın her şeyi kavranmıştır. Sayın Kılıçdaroğlu,
İstanbul'a henüz büyükşehir belediye başkanı seçilmedi, inşallah seçilecek. Ama
seçilmeden, İstanbul'a da Türkiye'ye de hizmet etmeye başladı. Bu arsayı, kamuya
kazandırma sadece Kılıçdaroğlu'nun çabasıyla olmuştur. Kendisini yürekten
kutluyorum.''

-''...ASIL SUİSTİMAL İÇİNDE OLAN''-

Baykal, Başbakan Erdoğan'ın ''Medyada her türlü suistimal var. En sonunda
bana onları da söyletecekler'' dediğini ifade ederek, ''Bir suistimal var da
Başbakan biliyor, fakat söylemiyor ve gereğini yapmıyorsa, asıl suistimal içinde
olan Başbakan'ın kendisidir. Eğer ortada bir yanlışlık varsa, gereğini yap. Hem
gereğini yapmayacaksın, hem de şantaj yapar gibi 'Bak gereğini yaparım ha'
diyeceksin. Bu, bir başbakana bu yakışır mı?'' diye konuştu.
Erdoğan'ın, CHP, medya patronları ve YSK'ya yönelik sözlerini anımsatan
Baykal, ''bunun sağlıklı bir tablo olmadığını'' söyledi. Baykal, Erdoğan'ın onu
bunu suçlamayı bırakıp, işsizlik ve ekonominin durumuna bakması gerektiğini
belirtti.

-''SADECE AHLAKİ BİR SORUN DEĞİL...''-

Baykal, yolsuzlukların sadece ahlaki bir sorun değil, aynı zamanda
ekonomik bir sorun olduğuna dikkati çekerek, İstanbul eski Büyükşehir Belediye
Başkanı'nın, ''İstanbul'da son dönemde 250 milyar dolar rant yaratıldı'' dediğini
kaydetti.
CHP lideri Baykal, 250 milyar dolardan vazgeçtiklerini ifade ederek,
şöyle dedi:
''Son 6 yılda 100 milyar dolarlık rant yaratılmış olsa, bu rantın ne
kadar önemli olduğunu, doğru kullanılması halinde Türkiye'nin gerçek
sorunlarının, ekonominin temel sorunlarının çözülmesi için bu paranın yarısının
kullanılmasını düşündüğümüz zaman bile Türkiye'nin önünün ne kadar açılacağını
hep birlikte görürüz. Bu yolsuzluklar ve rant, Türkiye'nin çıkış yoludur aynı
zamanda. Dürüst bir yönetim, ne yapacağını bilen bir iktidar, kendisi
yolsuzluklara teşne olmayan insanlar, ülkeyi yönetmeye başladığı zaman, cesaretli
kararlar alarak Türkiye'de ekonominin içindeki bu kaynağı, rantı, milletin
kalkınmasına akıttıkları zaman Türkiye'yi kimse tutamaz. Türkiye en büyük
sıçramayı bu rantı doğru kullanarak gerçekleştirebilecektir.''

-''ALLAH'INDAN BULSUN...''-

Son günlerde bir haberin dikkatlerden kaçtığına işaret eden Baykal,
şunları ifade etti:
''Bir eve hırsız girmiş. Evde 3 tane kasa bulmuş. Kasalardan iki tanesi
büyük, çıkaramamışlar. Küçük bir kasayı götürmüşler. Kasayı açmışlar. 2.2 trilyon
çıkmış. Daha sonra, hırsızları tanıyan birisi, 'Bu kime ait' diye merak etmiş,
dedektif tutmuş, soruşturmuş ve öğrenmiş ki İstanbul Büyükşehir Belediyesinin
imar danışmanına ait bir evden çalınmış. Aradaki kişi, ev sahibiyle temas kurmuş.
Kasası çalınan, önce bunu ciddiye almak istememiş ama kasanın rengini,
içindekilerin zarfta olduğunu söyleyince, 'Uçak paranı vereyim atla acele gel'
demiş. Adam, İstanbul'a gelmiş, konuşmuşlar. Kasası alınan, 'Biz ailece düşündük.
Bu işi kurcalamamaya karar verdik. Allah'ından bulsun. Ahirette bunun hesabını
verecektir' demiş. Ortada bir hırsızlık, alınan kasa, kasadan çıkan para var.
Parası çalınanın, 'Ben bunu takip etmeyeceğim' diye açıklaması var. Hangi ülkede
yaşıyoruz? 2.2 trilyonu ahirete havale eden bir zenginlik.
Burada önemli olan şu: İstanbul'da onlarca, düzinelerle bulunan danışman
kadrosunun içinden bir kişinin evindeki 3 kasadan küçük olanında bu para
çıkıyorsa, Türkiye'deki rantın boyutları, derinliği, büyüklüğü hakkında herhalde
hepimize bir bilgi veriyor olmalıdır. Olay bu. Bu kişi orada görev yapmaya devam
ediyor. Savcılar harekete geçti mi bilmiyorum. Kim inceliyor, ne ortaya çıkıyor,
belli değil.''

-''DİN İMAN EDEBİYATI''-

CHP lideri Baykal, bu tobloya karşılık diğer yanda da kendini yakanlar,
çoluğunu çocuğunu öldürüp intihar edenler, kapanan iş yerleri, işinden atılan
insanlar ve işsiz kuyruklarının olduğu bir Türkiye tablosunun bulunduğunu
belirterek, ''Ve ondan sonra da din iman edebiyatı... İşte benim kanıma da en çok
bu koyuyor. Hem yapıyorsunuz hem de zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışıyorsunuz.
Dinden imandan bahsetmekte, herkesten önde gidiyorsunuz. İşte bu, benim de
milletimizin de gerçek samimi Müslüman herkesin de kanına dokunuyor'' dedi.