2013-05-27 - 13:53
VAN'DA AVRUPA BİRLİĞİ-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ SEMPOZYUMU...
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Avrupa Birliği'nin işbirliği ile yürütülen Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi çerçevesinde Van'da düzenlenen "Avrupa Birliği-Türkiye İlişkileri: Geleceğe Yönelik Beklentiler" konulu sempozyum başladı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Avrupa Birliği'nin işbirliği ile yürütülen Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi çerçevesinde Van'da düzenlenen "Avrupa Birliği-Türkiye İlişkileri: Geleceğe Yönelik Beklentiler" konulu sempozyum başladı.

Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Türkiye Büyük Millet Meclisi Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkanı, Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi Lideri Prof. Dr. Mehmet Tekelioğlu, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile yürüttüğü tam üyelik müzakerelerinde yaşanan gelişmeleri ve Türkiye'nin Avrupa Birliği'nden beklentilerini anlattı.

Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin ortaya koyduğu siyasi ve ekonomik kriterleri karşılama yolunda önemli mesafeler aldığını belirten Tekelioğlu, Türkiye'nin demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi alanlardaki eksiklerinin de farkında olduğunu ve bu eksikleri gidermek için çalıştığını söyledi.

Tekelioğlu, "Türkiye'de eksiklikleri giderme yolunda sağlam bir irade ortaya koyan siyasi iktidar var. Bu irade aslında değişimin en önemli unsuru. Türkiye bugüne kadar büyük bir terör sorunuyla uğraştı. Bu sorunu aşarsak, eksiklikleri gidermek çok daha kolay olacak. Sorunun aşılmasını sağlayacak güçlü bir kamuoyu desteği de mevcut" değerlendirmesini yaptı.

Eşit vatandaşlık ilkesini temel alan yeni bir anayasanın da toplumu rahatlatacağını, hedeflere ulaşılmasını kolaylaştıracağını kaydeden Tekelioğlu, Türkiye'nin Avrupa Birliği vizyonunda herhangi bir sapma olmadığının da altını çizdi. Tekelioğlu, bazı ülkelerin müzakere başlıklarına koyduğu blokajların Türkiye'nin uyum çalışmalarını da olumsuz etkilediğini belirtti. Türkiye'deki Suriyeli sığınamacılara da değinen Tekelioğlu, "Biz bu insanlara kucak açmayı insani bir vazife olarak gördük ve uzun süre kendi imkanlarımızla sığınmacılara yardımcı olmaya çalıştık. Sorunun çözümü için, Avrupa Birliği artık çok daha net bir biçimde elini taşın altına koymalı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin yaptırım kararı alması için gayret göstermeli. Rusya ve Çin'in ikna edilmesi için de Avrupa Birliği üyesi ülkelerden destek bekliyoruz" dedi

Türk vatandaşlarının vize sorununa da değinen Tekelioğlu, Türkiye ve Avrupa Birliği ülkeleri arasında malların serbest dolaşımı ilkesi yürürlükteyken, insanların seyahat özgürlüğünün kısıtlanmasının kabul edilebilir olmadığını ifade etti.

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Jean-Maurice Ripert de konuşmasına, 2013'ün Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin yeniden ivme kazandığı bir yıl olduğunu belirterek başladı. Yeni müzakere başlıkların açılmasına yönelik hazırlıkların bulunduğunu, vize sorunuyla ilgili ilerlemeler sağlandığını kaydeden Ripert, "Karşılıklı üst düzey ziyaretler, Batı Balkanlar, Arap ülkeleri gibi konulardaki ortak çalışmamız, ortak tarih ve gelecek algısını gözler önüne seriyor. Türkiye'nin başlattığı cesur çözüm süreci de bizim için çok önemli. Bugün çok fazla hayata malolmuş bir sorunu çözmek için yakalanmış iyi bir fırsat var. Avrupa Birliği de bu süreçte yardımcı olmaya her zaman hazırdır" dedi.

İrlanda Parlamentosu Avrupa Birliği İşleri Başkanı Dominic Hannigan da Avrupa Birliği dönem başkanlığını yürüten İrlanda'nın Türkiye'yi çok önemli bir ortak olarak gördüğünü ve Türkiye'nin Birliğe tam üyeliğinin gerçekleşmesini istediğini söyledi. Avrupa Birliği ülkelerinin vatandaşlarının Türkiye'ye yönelik önyargılarının kırılmasının önem taşıdığını anlatan Hannigan, "Türkiye bugün artık dünyada önemli bir güç odağı. Bir çok Avrupa Birliği üyesi ülkeden daha iyi bir ekonomik duruma sahip. Avrupa'daki önyargılar büyük ölçüde cehaletten kaynaklanıyor" dedi.

İrlanda'nın Ankara Büyükelçisi Kenneth Thompson da, ekonomik krizin Avrupa Birliği'ne yönelik bir güven eksikliği yarattığını, ancak Birliğin her şeye rağmen dünya ekonomisinde önemli bir güç olmayı sürdürdüğünü belirtti. Thompson, "Türkiye ile uzayan müzakere süreci, bir çok tehlikeyi beraberinde getiriyor, radikal görüşleri besliyor. Avrupa Birliği, müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması durumunda ortaya çıkacak bedeli ciddi bir biçimde gözden geçirmeli" değerlendirmesini yaptı.

Açılış konuşmalarının ardından, Sempozyum, "Avrupa Birliği:Geçmişten Geleceğe" başlığını taşıyan oturumla devam etti.

Sempozyumun "Avrupa Birliği-Türkiye: Geçmişten Geleceğe" başlığını taşıyan birinci oturumunun moderatörlüğünü, İrlanda Parlamentosu Maliye, Kamu Harcamaları ve Reform Komisyonu Başkanı Ciaran Lynch yaptı.

Oturuma konuşmacı olarak, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı, AK Parti Siirt milletvekili Afif Demirkıran, Avrupa Parlamentosu Ulusal Parlamentolarla İlişkiler Sorumlusu Andre de Munter ve AB Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Fatih Hasdemir katıldı.

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Afif Demirkıran, konuşmasında Türkiye'nin Avrupa Birliği tam üyeliği dışında bir modele açık olmadığının altını çizdi. Dünyanın hiçbir yerinde 50 yıllık bir müzakere sürecinin bulunmadığına işaret eden Demirkıran, Fransa'nın bir an önce müzakere başlıklarına koyduğu blokajı kaldırması gerektiğini söyledi. Demirkıran, "Bazı başlıkların açılması için, Türkiye'nin Güney Kıbrıs Rum kesimine ait gemilere limanlarını açması koşul olarak öne sürülüyor. Güzel, biz limanlarımızı açalım, ama Avrupa Birliği de sözlerini yerine getirsin. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki Ercan Havalimanı'na bir Fransız uçağı indiği gün, bütün müzakere başlıkları açılabilir hale gelir" dedi.

Avrupa Birliği Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Fatih Hasdemir de, AB'nin Türkiye'ye karşı çifte standartlı bir tutum içinde olduğunu söyledi. 16 müzakere faslının açılmasının siyasi gerekçelerle bloke edildiğini, açılmış bulunan fasılların da kapatılamadığını hatırlatan Hasdemir, "Türkiye bunlara rağmen uyum için 2000 tane mevzuat çıkardı. Fasıllar üzerindeki bloke kaldırılırsa, 12 ayda 10, 18 ayda 15 faslı tamamlayabilecek durumdayız" dedi.

Avrupa Parlamentosu Ulusal Parlamentolarla İlişkiler Sorumlusu Andre de Munter de, Avrupa Birliği ile ulusal parlamentolar arasındaki ilişkileri düzenleyen mevzuat hakkında bilgi verdi.

Sempozyumun ikinci oturumunda, Avrupalılık, ortak değerler ve kültürel kimlikler konuları ele alındı. Moderatörlüğünü BDP Van milletvekili, AB Uyum Komisyonu üyesi Nazmi Gür'ün moderatörlüğünü yaptığı oturuma konuşmacı olarak, CHP Bursa milletvekili, AB uyum Komisyonu üyesi Doç. Dr. Aykan Erdemir, Fransız Senatosu Senatörü Jean-Yves Leconte, Peleponenese Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sotiris Roussos ve Çağdaş Türkiye Programı Yöneticisi Dorothee Schmid katıldı.

CHP Bursa milletvekili Aykan Erdemir, Avrupa Birliği ve Türkiye'nin paylaştığı bir çok ortak değer bulunduğunu vurguladı. Avrupa Birliği'nin kuruluşunun Avrupa'da yaşayan halkların verdiği temel bir karar üzerine kurulduğunu kaydeden Erdemir, "Avrupa, granit bir blok değil, bir mozaik olma yönünde bir tercihte bulundu. Mozaik demek, çeşitlilik demektir" değerlendirmesini yaptı.

Fransız Senatör Jean-Yves Leconte ise, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyeliğinin ancak, hem Avrupa Birliği ülkelerinin vatandaşlarının hem de Türk halkının onayı ile mümkün olabileceğini söyledi. Leconte, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyeliğinde birlikte bir gelecek inşa etme arzusunun ortak kültürel değerlerden daha önemli olduğunu da belirtti.

Çağdaş Türkiye Programı Yöneticisi Dorothee Schmid ise, Avrupa Birliği'ne tam üyelik adayı olan bir ülkenin Birliğin değerlerini içselleştirmesi gerektiğinin altını çizdi. Schmid, kültürel kimlikler konusunda dünyanın her yerinde yaşanan yükselişin ulus-devlet yapılarını zayıflattığına da dikkat çekti.

Sempozyum katılımcıları, oturumların ardından, Van'da Avrupa Birliği'nin desteğiyle hayata geçirilen geleneksel yöntemler ve desenler kullanılarak halı-kilim üretiminin yapıldığı bir merkezi de ziyaret etti.

Filiz Türer