2010-12-09 - 10:25
TBMM İNSAN HAKLARINI İNCELEME KOMİSYONU BAŞKANI ÜSKÜL, KOMİSYONUN İSVİÇRE ZİYARETİNİ DEĞERLENDİRDİ
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, İsviçre cezaevlerinde bir hükümlünün, cezasının tamamını çektikten sonra, toplum için tehdit oluşturması durumunda cezaevinde gözetim altında kalmasına karar verilebildiğini belirterek, bunun açık bir insan hakkı ihlali olduğunu söyledi.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı
Zafer Üskül, İsviçre cezaevlerinde bir hükümlünün, cezasının tamamını çektikten
sonra, toplum için tehdit oluşturması durumunda cezaevinde gözetim altında
kalmasına karar verilebildiğini belirterek, bunun açık bir insan hakkı ihlali
olduğunu söyledi.

Üskül, bazı komisyon üyesi milletvekilleri ile birlikte 28 Kasım-4 Aralık
tarihleri arasında gerçekleştirdiği İsviçre ziyaretini değerlendirdi.

Bern şehrinde dış ilişkiler komitesi üyeleriyle yaptıkları toplantıda,
''suç işleyen yabancıların otomatikman ülke dışına gönderilmesi ve minarelerin
yasaklanması'' konusunda İsviçre'de yapılan referandumları ele aldıklarını ifade
eden Zafer Üskül, görüşmede, İsviçre'de giderek artan yabancı düşmanlığı ve insan
hakları konusunda referandum yapılamayacağını söylediklerini belirtti.

Üskül, İsviçre'li parlamenterlerin, kendilerinin bu görüşlerine
katıldıklarını, ancak bu ülkede 100 bin imza toplandığı zaman referandum
yapılmasının zorunlu olduğunu söylediklerini anlattı. Bu tür referandumlarda,
kırsal alanda yaşayan İsviçre'lilerin oyunu almanın kolay olduğunu ifade eden
Üskül, ''Tek bir soru soruluyor ve insanların o soruya yanıt verirken, kaygıları,
ürkekliği, yabancılara karşı duydukları duygular çok kolaylıkla istismar
edilebiliyor'' dedi.

Avrupa, Orta Asya, AGİT ve Avrupa Konseyinden sorumlu genel müdürün
onurlarına verdiği akşam yemeğine katıldıklarını belirten Üskül, yemeğe, Türkiye,
Arnavutluk, Kosova, Bosna-Hersek ve Makedonya büyükelçilerinin de katıldığını
bildirdi. Zafer Üskül, İsviçre'nin Yugoslavya'nın dağılmasından sonra o bölgeden
çok göç aldığını hatırlatarak, Türklerin karşılaştıkları sorunlarla onların da
karşı karşıya kaldığını söyledi.

Zafer Üskül, BM İnsan Hakları Komiserliği ziyaretine de değindi.

BM İnsan Hakları Komiser Yardımcısıyla, komiserliğin Türkiye ile
ilişkileri ve insan hakları alanında ortaya çıkan gelişmeler konusunda görüş alış
verişinde bulunduklarını ifade eden Üskül, ''Orada gördük ki BM İnsan Hakları
Komiserliği, Anayasa değişikliğinin insan hakları açısından olumlu olduğu
değerlendirmesini yapıyor'' açıklamasında bulundu.

Üskül, Zürih Belediyesinde, Entegrasyon Servisi Başkanı ile orada yaşayan
Türklerin entegrasyonu konusundaki sorunları değerlendirdiklerini de bildirdi.

İsviçre'de genel olarak, üstü örtülü ayrımcılığın en çok iş ve konut
bulma konusunda yaşandığını belirten Üskül, ''Bu ayrımcılık sadece Türklere karşı
değil, diğer yabancılara karşı da yapılıyor. Hiç kimse yabancılara iş ya da ev
vermemezlik yapmıyor ama İsviçre'li ve yabancı tercihi ile karşı karşıya
kaldığında kendi vatandaşını tercih ediyor. Büyük kentlerde konut sıkıntısı
yaşandığını, hatta bir eve 200 talep olduğunu söylediler. Belediyeye,
yabancıların konut sıkıntısının giderilmesi için neler yaptıklarını sorduk. Onlar
da tüm konutların yüzde 20'sinin belediyelerine ait olduğunu ve bunları da
yabancılara açtıklarını söylediler'' diye konuştu.

Zafer Üskül, İsviçre'de ziyaret ettikleri cezaevlerinin sağlam ve
kaliteli olduğunu gözlemlediklerini belirterek, bu cezaevlerinde çalışmanın
zorunlu olduğunu ve katı bir disiplin uygulandığını bildirdi.

İsviçre'deki cezaevlerinde, diğer ülkelerdeki cezaevlerinde
karşılaşmadıkları sorunlarla karşılaştıklarını ifade eden Üskül, şöyle konuştu:

''Bir hükümlü cezasının tamamını çektikten sonra, toplum için tehdit
oluşturuyorsa, gözetim altında kalmasına karar verilebiliyor ve bu kişiler
cezaevinde gözetim altında kalıyor. Mahkum değil ama cezaevinde kalmaya devam
ediyor. Bunun açık bir insan hakkı ihlali olduğunu düşünüyoruz. Bunu orada ifade
ettik. Cezasını tamamladıktan sonra gözetim altında kalmasına karar verilebilir
ama bu gözetimin psikiyatri hastanelerinde gerçekleştirilmesi gerekir, cezaevinde
değil.''

Zafer Üskül, İsviçre'de yabancı düşmanlığının giderek yükseldiğini
belirterek, ''Oradaki nüfusun yaklaşık yüzde 30'u yabancı. Yabancı kökenden gelip
İsviçre vatandaşı olanları da hesap ederseniz, nüfusun yarıdan fazlasını
yabancılar oluşturuyor. Yabancı düşmanlığı sadece İsviçre'ye mahsus değil, bütün
Avrupa'da var. Bu yüzden Avrupa'daki yabancı düşmanlığına karşı ortak
politikaların geliştirilmesi gerekiyor'' dedi.

İsviçre'de minarelerin yasaklanmasının bütün kantonlarda kabul
edilmediğini belirten Üskül, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu konuda
İsviçre'yi mahkum etmesi halinde, ciddi bir anayasal sorunla karşı karşıya
kalabileceklerini savundu. Üskül, ''Çünkü, bu karar federal hükümete gidecek.
Kantonların her biri ise kendi kurallarını uyguluyor. Bu yüzden İsviçre, gelecek
yıllarda kendi anayasal sistemini tartışmak zorunda kalabilir'' görüşünü dile
getirdi. (10.25)