2015-03-24 - 15:41
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, çocuk yardımı, çeyiz hesaplarına devlet katkısı, 47 bin öğretmen kadrosu gibi düzenlemelerini de içeren "Torba Kanun Teklifi"nin birinci bölümünde yer alan maddeler kabul edildi, 5 madde metinden çıkarıldı.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, "Üniversitelerde bölücü terör yapılanmalarının engellenmesi konusunda devletin iradesini kullanması gerekir" dedi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.
MHP Grup Başkanvekili Vural, yerinden söz alarak, üniversitelerde bölücü terör örgütü yapılanmalarının sınava giren öğrencilere yönelik terörize hareketlerini devam ettirdiğini söyledi.
Bu hareketlerin eğitim ve öğretim özgürlüğünü engelleyecek noktaya geldiğini belirten Vural, "Öğrencilere yönelik fiili bir saldırı olursa sorumlusu rektör ve yönetim olacaktır. Rektörlük ve polis, güvenlik tedbirlerini alarak öğrencilerin sınava girmelerini ve can güvenliğini sağlamalıdır" diye konuştu.
Vural, bu yapılanmaların engellenmesi konusunda devletin iradesini kullanması gerektiğini kaydetti.
CHP Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan, Dilovası'nda kanser görülme oranının ortalamaların üstünde olduğunu ifade ederek, bununla ilgili tedbirlerin bir an önce alınmasını istedi.
AK Parti İzmir Milletvekili Rıfat Sait, yurt dışı seçmenlerin, eğer yaptırmadılarsa 27 marta kadar seçmen kayıtlarını yaptırmalarını gerektiğini söyledi.
MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz, İş ve Meslek Danışmanlığı Sertifikası Alanların Atanması konusunda gündem dışı konuşma yaptı.
TBMM Genel Kurulu'nda üç ayrı Gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmamasına ilişkin görüşmeler yapılacak.
AK Parti Grubu'nun kabul edilen grup önerisine göre, bugün Bakanlar Kurulu, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ve Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı hakkında verilen gensoru önergelerinin gündeme alınıp alınmamasına ilişkin görüşmeler yapılacak. Yarın ise Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker hakkında verilen gensoru önergesi ele alınacak.
TBMM Genel Kurulu'da, CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi'nin, kumpas mağdurlarının hukuksal haklarının iadesine ilişkin kanun teklifinin doğrudan gündeme alınması önerisi görüşüldü.
Akif Hamzaçebi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Balyoz Davası'nı anımsatarak, "Hepimiz aldatıldık" ifadesini kullandığını belirtti. Bu ifadeyi samimi bulmadıklarını kaydeden Hamzaçebi, Erdoğan'ın geçmişte "Bu davanın savcısıyım" dediğini ifade etti.
TBMM Başkanlığı'nu sunduğu kanun teklifinin, hukuksuz bir şekilde yargılanan ve mağdur olan komutanların bütün haklarının iadesini içerdiğini belirten Hamzaçebi, "Sayın Erdoğan bu davalarda aldatıldığı düşüncesine sahipse bizim kanun teklifimizi kabul edersiniz" dedi.
Doğrudan gündeme alınması önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin "yurt dışındaki vatan toprağının terk edildiği" gerekçesiyle Bakanlar Kurulu hakkında verdiği Gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelere başlandı.
Gensoru hakkında ilk sözü önerge sahiplerinden MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz aldı.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin "Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolunun Bulunduğu Türkiye Toprağını Savunmama, PKK/PYD ile IŞİD Terör Örgütlerini Muhatap Alma" iddiasıyla Bakanlar Kurulu hakkında verdiği Gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
Önerge sahiplerinden MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz, Türk milletinin bir tehdit karşısında tabanı yağlayıp kaçacak bir millet olmadığını, tarihte bunun örneklerini asla bulunamayacağını söyledi.
"Devletimiz de milli ve manevi emanetlerini savunamayacak kadar temelsiz, onursuz, sıradan bir devlet değildir" diyen Korkmaz, "Ne var ki AKP Hükümeti, vatanın her köşesinde bayrağımızın indirilmesine seyirci kaldığı gibi Süleyman Şah Türbesi'nde de seyirci kalmış, vatanımızın her köşesini PKK teröristlerine teslim ettiği gibi Suriye'deki vatan toprağını da IŞİD adlı terör örgütüne teslim etmiştir" görüşlerini öne sürdü.
HDP Grubu adına söz alan Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Türkiye'yi yönetenler o sandukayı alıp Türkiye'ye kaçırmak zorunda kalmamışsa, bu utançla malul olmaktan son anda kurtulabilmişlerse, bu, orada kendilerinden terörist diye bahsedilen Rojava yönetiminin idaresi ve yönetici partisi PYD sayesindedir" dedi.
Kürkçü, "Genelkurmay bugün kalkmış avaz avaz bağırıyor, 'Biz onlarla bir şey yapmadık, Eşme ruhu diye bir şey yoktur, bölücübaşıyla konuşmadık' diye. Bütün herkesle konuştunuz. Öcalan'la konuştunuz, Karayılan'la konuştunuz, herkesle konuştunuz. İyi ki de konuştunuz; bir melanetten, bir rezaletten, bir utançtan kendinizi kurtarabileceğiniz bir yol açtınız" ifadelerini kullandı.
Kürkçü'nün, komisyon sıralarında oturan askerlere dönerek, "Savaş, size bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir. Savaş, sadece milletin temsilcileri tarafından ele alınacak bir meseledir" sözlerine Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, "Askere söylenilmez, siyasetçiye söylenilir. Onların söz hakkı yok" diye tepki gösterdi.
Kürkçü de Yılmaz'a "Siz asker değilsiniz, ne oradan bana cevap veriyorsunuz? Genel Kurulun bir parçasılar, oradalar, herkese konuşuruz" dedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da "Burada muhatabımız siyasi iktidardır. Dolayısıyla, bunu vesile görüp şerefli Türk ordusuna böyle bir müdahale hadleri değil" diye konuştu.
Kürkçü de MHP Grubuna yönelik, "Genelkurmay Başkanına saydırdınız, problem olmadı; biz saydırınca mı problem?" karşılığını verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, "Hiçbir kurum eleştiriden vareste değildir ama her eleştirinin yeri, zamanı, jesti vardır. Genel Kurul'da hükümete yönelik olarak açılmış bir gensoru üzerine konuşurken, konuşma hakları bulunmaya askeri temsilcilere karşı mevcut jest ve tavır içerisinde yapılmış olan bu hareketi şiddetle reddediyorum. Bu, asla bir eleştiri olarak görülemez" dedi.
CHP Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner, "Komşularla sıfır sorun diyenler, sandukayı sıfır noktasına taşıyarak Türkiye'nin itibarını sıfıra indirmişlerdir" dedi.
"Vatan toprağın koruma kararlılığı, Genelkurmay Başkanlığı'ndaki görüşmelerde ceket çıkarmaya benzemez" ifadesini kullanan Öner, "Dünya, böylesine fiyaskoyla sonuçlandığı halde zafer edasıyla sunulan bir operasyon görmedi. Şah Fırat Operasyonu'ndan bir başarı hikayesi çıkarılamaz" diye konuştu.
Milli kurtuluş savaşının şanlı önderi Atatürk'ün her türlü saygıyı ve rahmetle anılmayı hak ettiğini belirten Öner, "Milli günlerde Anıtkabir defterlerini imzalayanlar başka yerlerde kindarlıklarını sergilemekten vazgeçmelidir" dedi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile ilgili açıklamalarını anımsatan Öner, " Gerçekleri açıklamayı niye erteliyorlar? O zamana kadar hangi gizli yasaklı suç örtülü kalacak?" sorularını yöneltti.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Anayasa uyarınca, Bakanlar Kurulu'nun yurt savunması görevini yerine getirmediğini, PKK ve PYD'yi muhatap aldığını öne sürdü.
Türkiye'nin hak ve menfaatlerini koruyamayan bir hükümet olduğunu savunan Vural, "Bakanlar Kurulu'nun alayı bu konuda sorumludur. Bu hezimet ve teslimiyettir. Türkiye'nin vatan toprağı, ecdat yadigarı, gecekondu mantığıyla üç beş çapulcuya bırakılmıştır" dedi.
"Süleyman Şah Türbesi'nin bulunduğu yer vatan toprağı olarak kabul edilmişken bundan ricat edenler yarın Lozan ile çizilmiş sınırlardan geri çekilmeyi zafer olarak gösterebilirler" ifadesini kullanan Vural, telefondan, Başbakan Davutoğlu'nun Süleyman Şah türbesiyle ilgili açıklamaları dinletti.
Vural, "Burası için 'vatan toprağıdır, yapılacak girişimler anında mukabele görür' diyenler, bu topraktan kaçmayı bir zafer olarak sunabilmektedir. Vatan toprağını savunma cesaretini gösteremeyenler, yarı öbür gün Anadolumuzun bir başka yöresinde tehdit olduğunda ne yaparlar sizce? Mehmetçiğin o toprağın korunmasında zerre kadar şüphemiz yok ama Bakanlar Kurulu'nun iradesi yok" diye konuştu.
AK Parti Ankara Milletvekili Emrullah İşler, Suriye'de çatışma ortamı ve DAEŞ'in varlığının, Süleyman Şah Türbesi'nin uzun süredir ciddi risk altında tuttuğunu söyledi.
40 askeri personelin üzerindeki baskı ve tehditlerin ciddi boyutlara ulaştığını ifade eden İşler, yapılan mülahazaların sonucunda, türbenin geçici olarak taşınmasına karar verildiğini kaydetti.
İşler, "Türkiye'nin toprak kaybı hiçbir şekilde söz konusu değildir. Aynı yüzölçümüne sahip güvenli bir bölgeye nakledilmiştir. Harekat tamamen Türkiye'nin kendi tasarrufuyla gerçekleştirilmiştir. Böylesine başarılı operasyon TSK gücünü dost, düşmana herkese göstermiştir" dedi.
Böylesine bir milli meselede muhalefet tarafından aleyhte değerlendirmede bulunulması ve MHP'nin gensoru vermesini yüce milletin takdirine bıraktığını ifade eden İşler, "Suriye topraklarında bayrak indirilmedi. Başka bir yere bayrak dikildi sonra nakil işlemi gerçekleştirildi. Eğer karakola müdahale olsaydı gerekli cevabı verirdik ama bu olmadı. Herkes bölgede Türkiye'nini gücünü bilmekte. Zamanı geldiğinde karakolun yeniden Karakozak'a taşındığını bütün millet görecektir" diye konuştu.
Sataşmadan söz alan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, "Türkiye, vatan toprağı olan Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu'nun olduğu alanı terk edip kaçmıştır. Bunun başka hiçbir açıklaması yoktur" dedi.
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Şah Fırat operasyonu ile ilgili muhalefetin verdiği gensoru önergesine ilişkin, "Bu operasyon (Şah Fırat) için gensoru önergesi vermek değil, teşekkür etmek hakşinaslıktır. Milli bir davada sorumlu bir muhalefet gibi hareket etmenin de gereğidir" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin "yurt dışındaki vatan toprağının terk edildiği" gerekçesiyle Bakanlar Kurulu hakkında verdiği Gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelerde Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz söz aldı.
Yılmaz, TBMM'de 2014 yılında kabul edilen hükümet tezkeresinde, Süleyman Şah Saygı Karakolu'na dönük güvenlik riskinin arttığının açıkça belirtildiğini ve gerekli durumda sınır ötesi müdahale yetkisi alındığını anımsattı.
İsmet Yılmaz, uluslararası hukuktan doğan hakların saklı kalması kaydıyla hükümet tarafından, herhangi bir provokasyona fırsat vermemek için Süleyman Şah Saygı Karakolu'ndaki manevi değeri yüksek ecdat yadigarı emanetlerin, geçici olarak Eşme köyü sınırları içinde kalan ve güvenlik güçleri tarafından koruma altına alınan bir yere taşınmasına karar verildiğini dile getirdi.
Süleyman Şah Saygı Karakolu'nda görev yapan 40 personelin 6 Haziran 2014 tarihinde görevlerine başladığını, operasyon gününe kadar geçen sürede personel değişiminin yapılamadığını kaydeden Yılmaz, "Bu durumun bir süre daha devam edeceği ve mevcut hassasiyeti artıracağı değerlendirilmiştir" dedi.
Yılmaz, şöyle devam etti:
"Karakol civarındaki bölgeyi ve ikmal yollarını da kontrol eden DEAŞ, değişim faaliyetinde Türkiye'yle pazarlık yapma çabası içine girmek istemiştir. Buna da imkan tanınmamıştır.
Değişik tarihlerde karakolumuza yönelik ciddi tehdit istihbaratları alınmıştır. Karakol bölgesi hava şartları müsait olduğu durumlarda yirmi dört saat süreli insansız hava araçlarıyla gözlem altında tutulmuştur, hava şartları elverişli olmadığında risk artmakta, hedef tespiti de mümkün olamamaktadır. Ancak bir saldırı halinde Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları takviye gelinceye kadar karakoldaki görevli personele kanlarının son damlasına kadar savunmaları emri verilmiştir. 21 Şubat 2015'te tank tabur görev kuvveti, 2 özel kuvvet taburu ve 1 komando bölüğü Süleyman Şah Saygı Karakolu istikametinde, 1 tank bölük timi Suriye Eşme'si istikametinde hudut aynı anda geçilerek harekata başlanılmıştır. Karakolun yeni yerini emniyete almakla görevli tank bölük timi bölgeyi kontrol altına almış ve saat 21.45'te yeni bölgede Türk Bayrağı göndere çekilmiştir.
Bu bölgeye ilişkin herhangi bir şahsın tapuya dayalı herhangi bir hakkının bulunmadığını da belirtmek isterim. Suriye topraklarında 9 tank bırakıldığına dair iddialar doğru değildir, bırakılan hiçbir araç da yoktur.
Tahliye harekatı yapılması halinde DEAŞ'ın bütün güçleriyle buna karşı koyacağı tehdidine rağmen, bu harekat icra edilmiş, katılan birliklerin gücü ve kararlılığı karşısında DEAŞ herhangi bir tepki gösterememiştir.
Hükümetimiz bu kararı alırken, bir saldırı halinde bu saldırıya karşılık verinceye kadar geçecek sürede Mehmetçik'imizin maruz kalacağı riskin boyutunu göz önüne almıştır, insan hayatının söz konusu olduğu yerde riskin alınmaması yönünde tercihini kullanmıştır.
Şah Fırat operasyonunda, operasyonun başlangıcında intikal sırasında kaza sonucu şehit olan bir astsubayımız dışında bir kayıp olmadan operasyon tamamlanmıştır. Bu nedenle, bu operasyon için gensoru önergesi vermek değil, teşekkür etmek hakşinaslıktır. Milli bir davada sorumlu bir muhalefet gibi hareket etmenin de gereğidir.
Karakolumuzun sınırımıza bitişik bir bölgeye taşınmasıyla Ankara Anlaşması'ndan doğan hakkın muhafazası, karakolda bulunan personelin güvenliğinin daha etkin sağlanması, ülkemizin Suriye'deki belirsizlik ortamına çekilmesi yönündeki karakoldan kaynaklanan risk ortadan kaldırılmıştır. Toprak kaybı söz konusu değildir. Uluslararası hukuka uygundur, aksi olsaydı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde ülkemiz aleyhine bir karar çıkardı.
2 Ekim 2014 tarihinde, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve risk ve tehditlerin giderilmesi için her türlü tedbirlerin alınması için hükümete yetki verildi. Yapılan operasyon bu yetki çerçevesinde yapılmıştır."
Yılmaz, hükümetin aldığı yetki kapsamında, Türkiye'yi Ortadoğu'da bir savaş bataklığına sokmamak için en doğru tedbiri aldıklarını vurguladı.
Gensoru önergesinde "hak ve menfaatlerimize yönelik tehditler karşısında savunma ve caydırıcılık yeteneğinin etkisizleştiği" iddiasında bulunulduğunu belirten Yılmaz, bunun doğru olmadığını ifade ederek, "Terör örgütü gerek Irak'ta gerek Suriye'de kutsal sayılan her türbeyi tahrip ederken, yıkarken Süleyman Şah Türbesi'ne dokunamamışsa bu, Türkiye'nin caydırıcılığının en güzel göstergesidir. Yoksa, Süleyman Şah Türbesi'ni Kutsal saydığından değil. Yine, terör örgütü, kontrol altında tuttuğu bölgedeki yabancı ülke vatandaşlarını rehin alıp Amerikalı, Fransız, Japon, Ürdünlü demeden vahşet gösterisiyle katlederken karakolda görevli tek bir Mehmetçiğimize dokunamamış ise bu, Türkiye'nin caydırıcılığının ve gücünün önemli bir göstergesidir" diye konuştu.
İsmet Yılmaz, şöyle devam etti:
"Gensoru gerekçesinde, vatan toprağını terk iradesiyle Türkiye'nin menfaatlerine haleldar edildiği de ifade edilmektedir, bu da doğru değildir. Burada bir terk iradesi söz konusu değildir. Mehmetçiğin can güvenliğine yönelik bir riski ortadan kaldırmak için gerekli tedbir alınmıştır. Terk iradesi olan yerde bayrak dalgalanmaz.
Yine, önergede, ordumuza 'kaçtı" denilmektedir. Kendi ordusunun komutanına hakaret eden, kendi yöneticisine saldıran, kendi ordusuna tedbir aldı diye 'kaçtı' sıfatını yakıştıran ve kendisine 'milliyetçi' sıfatını veren bir grup Türkiye dışında başka bir ülkede yoktur.
Dış güçlerin ordumuza saldırmalarını anlıyoruz ancak dış güçler saldırırken içeriden ordumuza saldırılmasını anlayamıyoruz. Bunu milletimiz affetmeyecektir. Ordumuza yönelik bu haksız suçlamayı yapanları milletimiz tarih huzurunda mahkum edecektir.
Terör örgütü bu coğrafyada, Suriye, Irak, Lübnan ve Suudi Arabistan sınırı demeden her yere saldırıyor iken Türkiye sınırında duruyorsa bunun nedeni Türkiye'nin sahip olduğu gücüdür. Bunu göremeyen, görüp de söyleyemeyen, dili tutulan insanda ne insaf ne de sorumluluk vardır."
Bu operasyona karşı çıkanlar, hiç şüpheniz olmasın, karakolumuza baki bir saldırı yapılması halinde bu saldırıya karşılık verecek, üzerine de 'Suriye bizim neyimize? Arap bataklığına niye girdik?' diyeceklerdi.
Ne bekleniyordu? Biz Suriye'de savaşa girilmesini, Mehmetçik'in şehit cenazelerinin ülkeye gelmesini, ülkemizin savaşa girmesini, istismarını önledik. Biz doğrusunu yaptık, istismar siyasetinin yolunu kapattık.
Şah Fırat Operasyonu nedeniyle Bakanlar Kurulu hakkında bir gensoru önergesi vermek, tarih gösterecektir ki verenlerin ayıbı olarak kalacaktır."
Konuşmasının ardından Süleyman Şah Türbesi'nin fotoğrafını gösteren Yılmaz, Arif Nihat Asya'nın "Bir bayrak rüzgar bekliyor" şiirinden bir bölüm okudu.
Yılmaz'ın ardından söz alan MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, "Maalesef, milli savunma yerine sıvışmayı millilik olarak gösteren bir kimsenin bu Bakanlar Kurulu sıralarında olması gerçekten utanç verici" dedi. Vural, Eşme ile ilgili bir fotoğraf göstererek, "Ay yıldızlı bayrağı, bu PKK'yla, PKK paçavrasının gölgesine sığdırdığın utanç" ifadelerini kullandı. İsmet Yılmaz ise tekrar Süleyman Şah Türbesi'nin fotoğrafını gösterdi.
MHP milletvekilleri ile İsmet Yılmaz arasında tartışma yaşandı.
Gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu hakkında "İhalelerde Kamu Menfaatini Korumadığı, İstanbul?daki Bazı Yerleri Rant Alanı Haline Getirdiği, Orman ve Su Varlıklarını Etkin Yönetemediği" iddiasıyla verdiği Gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
Önerge üzerinde MHP Grubu adına söz alan Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun görev yaptığı son yedi yılın "ormancılık tarihinin en karanlık ve en karmaşalı bir dönemi" olduğunu savundu.
Seçimin yaklaştığı bir dönemde 130 bin kişi için Türkiye İş Kurumu'yla bir anlaşma yapıldığını belirten Yılmaz, "Sayın Orman Bakanı, 130 bin kişiyi ne yapacaksın? Türkiye'de ortalama 200 işletme olduğunu varsayarsan, her işletmeye 600-700 civarında işçi düşüyor. Bugün görüyoruz ki AKP'li milletvekilleri sizin bu talimatınız üzerine muhtarları arayarak, sağı solu arayarak AK Parti'li işçi arıyorlar. Bunun üzerinden siyaset yapılmaz" diye konuştu.
Orman Bakanı'nın, bu kişilerin fidan dikeceğini açıkladığını anımsatan Yılmaz, "Ey Orman Bakanı, sen fidan dikim döneminin ne zaman olduğunu biliyor musun? Fidan dikim dönemi bitti. Akdeniz sahillerinde fidan dikim dönemi bitti, diğer yerlerde de şurada bir aylık bir fidan dikim dönemi kaldı" görüşünü savundu.
Yılmaz, "Altı aylık alınan ve seçimden sonra kapının önüne konacak bu 130 bin kişinin vebali, sorumluluğu kime ait olacak?" sorusunu yöneltti.
Bazı yolsuzluk iddialarını da gündeme getiren Yılmaz, "Millet iş bekliyor, aş bekliyor, Orman Bakanı'nın keyfi uğruna yandaşlar işe alınıp devlet malı peşkeş çekilemez. Bunu Allah da kabul etmez, kulu da kabul etmez. Ben inanıyorum ki vicdan sahibi AK Parti'li milletvekilleri de bu bakana son bir dersi verecektir" dedi.
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, su kaynaklarının elbette doğru değerlendirmesi gerektiğini ancak "ülkenin doğasını, tarihini, kültürünü, turizmini peşkeş çekmeyi HDP olarak asla kabul etmeyeceklerini" kaydetti. Kaplan, şunları söyledi:
"Asla Hasankeyf gibi tarihi merkezlerimizden vazgeçemeyiz. Birileri kendini sadece tarih ve kök olarak Osmanlı ile sınırlı görebilirler. Oysaki Anadolu'nun bütün güzellikleri bizim kültürümüzdür. Nasıl ki Hasankeyf'e milattan öncesinden tutun da tek tanrılı dinlerin gelişmesine kadar Süryaniler de, Türkler de, Kürtler de, Araplar da, daha önceki uygarlıklar da buna sahip çıkıyorsa biz de buna sahip çıkmaya devam edeceğiz.
8 Haziran'da iktidara geldiğimiz zaman, HES'lerle tahribat yapanlara bunu ödettireceğiz. Bu konuda tereddüdümüz yok. Bu konuda kimse 'HDP iktidara geldi, bize bunu yaptı' demesin. Bunu yapacağız. HES barajlarıyla Türkiye'nin doğasını, tarihini, iklimini, turizmini tahrip edenlerin zihniyetini tahrip edeceğiz."
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.
MHP Grup Başkanvekili Vural, yerinden söz alarak, üniversitelerde bölücü terör örgütü yapılanmalarının sınava giren öğrencilere yönelik terörize hareketlerini devam ettirdiğini söyledi.
Bu hareketlerin eğitim ve öğretim özgürlüğünü engelleyecek noktaya geldiğini belirten Vural, "Öğrencilere yönelik fiili bir saldırı olursa sorumlusu rektör ve yönetim olacaktır. Rektörlük ve polis, güvenlik tedbirlerini alarak öğrencilerin sınava girmelerini ve can güvenliğini sağlamalıdır" diye konuştu.
Vural, bu yapılanmaların engellenmesi konusunda devletin iradesini kullanması gerektiğini kaydetti.
CHP Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan, Dilovası'nda kanser görülme oranının ortalamaların üstünde olduğunu ifade ederek, bununla ilgili tedbirlerin bir an önce alınmasını istedi.
AK Parti İzmir Milletvekili Rıfat Sait, yurt dışı seçmenlerin, eğer yaptırmadılarsa 27 marta kadar seçmen kayıtlarını yaptırmalarını gerektiğini söyledi.
MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz, İş ve Meslek Danışmanlığı Sertifikası Alanların Atanması konusunda gündem dışı konuşma yaptı.
TBMM Genel Kurulu'nda üç ayrı Gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmamasına ilişkin görüşmeler yapılacak.
AK Parti Grubu'nun kabul edilen grup önerisine göre, bugün Bakanlar Kurulu, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ve Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı hakkında verilen gensoru önergelerinin gündeme alınıp alınmamasına ilişkin görüşmeler yapılacak. Yarın ise Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker hakkında verilen gensoru önergesi ele alınacak.
TBMM Genel Kurulu'da, CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi'nin, kumpas mağdurlarının hukuksal haklarının iadesine ilişkin kanun teklifinin doğrudan gündeme alınması önerisi görüşüldü.
Akif Hamzaçebi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Balyoz Davası'nı anımsatarak, "Hepimiz aldatıldık" ifadesini kullandığını belirtti. Bu ifadeyi samimi bulmadıklarını kaydeden Hamzaçebi, Erdoğan'ın geçmişte "Bu davanın savcısıyım" dediğini ifade etti.
TBMM Başkanlığı'nu sunduğu kanun teklifinin, hukuksuz bir şekilde yargılanan ve mağdur olan komutanların bütün haklarının iadesini içerdiğini belirten Hamzaçebi, "Sayın Erdoğan bu davalarda aldatıldığı düşüncesine sahipse bizim kanun teklifimizi kabul edersiniz" dedi.
Doğrudan gündeme alınması önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin "yurt dışındaki vatan toprağının terk edildiği" gerekçesiyle Bakanlar Kurulu hakkında verdiği Gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelere başlandı.
Gensoru hakkında ilk sözü önerge sahiplerinden MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz aldı.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin "Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolunun Bulunduğu Türkiye Toprağını Savunmama, PKK/PYD ile IŞİD Terör Örgütlerini Muhatap Alma" iddiasıyla Bakanlar Kurulu hakkında verdiği Gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
Önerge sahiplerinden MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz, Türk milletinin bir tehdit karşısında tabanı yağlayıp kaçacak bir millet olmadığını, tarihte bunun örneklerini asla bulunamayacağını söyledi.
"Devletimiz de milli ve manevi emanetlerini savunamayacak kadar temelsiz, onursuz, sıradan bir devlet değildir" diyen Korkmaz, "Ne var ki AKP Hükümeti, vatanın her köşesinde bayrağımızın indirilmesine seyirci kaldığı gibi Süleyman Şah Türbesi'nde de seyirci kalmış, vatanımızın her köşesini PKK teröristlerine teslim ettiği gibi Suriye'deki vatan toprağını da IŞİD adlı terör örgütüne teslim etmiştir" görüşlerini öne sürdü.
HDP Grubu adına söz alan Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Türkiye'yi yönetenler o sandukayı alıp Türkiye'ye kaçırmak zorunda kalmamışsa, bu utançla malul olmaktan son anda kurtulabilmişlerse, bu, orada kendilerinden terörist diye bahsedilen Rojava yönetiminin idaresi ve yönetici partisi PYD sayesindedir" dedi.
Kürkçü, "Genelkurmay bugün kalkmış avaz avaz bağırıyor, 'Biz onlarla bir şey yapmadık, Eşme ruhu diye bir şey yoktur, bölücübaşıyla konuşmadık' diye. Bütün herkesle konuştunuz. Öcalan'la konuştunuz, Karayılan'la konuştunuz, herkesle konuştunuz. İyi ki de konuştunuz; bir melanetten, bir rezaletten, bir utançtan kendinizi kurtarabileceğiniz bir yol açtınız" ifadelerini kullandı.
Kürkçü'nün, komisyon sıralarında oturan askerlere dönerek, "Savaş, size bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir. Savaş, sadece milletin temsilcileri tarafından ele alınacak bir meseledir" sözlerine Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, "Askere söylenilmez, siyasetçiye söylenilir. Onların söz hakkı yok" diye tepki gösterdi.
Kürkçü de Yılmaz'a "Siz asker değilsiniz, ne oradan bana cevap veriyorsunuz? Genel Kurulun bir parçasılar, oradalar, herkese konuşuruz" dedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da "Burada muhatabımız siyasi iktidardır. Dolayısıyla, bunu vesile görüp şerefli Türk ordusuna böyle bir müdahale hadleri değil" diye konuştu.
Kürkçü de MHP Grubuna yönelik, "Genelkurmay Başkanına saydırdınız, problem olmadı; biz saydırınca mı problem?" karşılığını verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, "Hiçbir kurum eleştiriden vareste değildir ama her eleştirinin yeri, zamanı, jesti vardır. Genel Kurul'da hükümete yönelik olarak açılmış bir gensoru üzerine konuşurken, konuşma hakları bulunmaya askeri temsilcilere karşı mevcut jest ve tavır içerisinde yapılmış olan bu hareketi şiddetle reddediyorum. Bu, asla bir eleştiri olarak görülemez" dedi.
CHP Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner, "Komşularla sıfır sorun diyenler, sandukayı sıfır noktasına taşıyarak Türkiye'nin itibarını sıfıra indirmişlerdir" dedi.
"Vatan toprağın koruma kararlılığı, Genelkurmay Başkanlığı'ndaki görüşmelerde ceket çıkarmaya benzemez" ifadesini kullanan Öner, "Dünya, böylesine fiyaskoyla sonuçlandığı halde zafer edasıyla sunulan bir operasyon görmedi. Şah Fırat Operasyonu'ndan bir başarı hikayesi çıkarılamaz" diye konuştu.
Milli kurtuluş savaşının şanlı önderi Atatürk'ün her türlü saygıyı ve rahmetle anılmayı hak ettiğini belirten Öner, "Milli günlerde Anıtkabir defterlerini imzalayanlar başka yerlerde kindarlıklarını sergilemekten vazgeçmelidir" dedi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile ilgili açıklamalarını anımsatan Öner, " Gerçekleri açıklamayı niye erteliyorlar? O zamana kadar hangi gizli yasaklı suç örtülü kalacak?" sorularını yöneltti.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Anayasa uyarınca, Bakanlar Kurulu'nun yurt savunması görevini yerine getirmediğini, PKK ve PYD'yi muhatap aldığını öne sürdü.
Türkiye'nin hak ve menfaatlerini koruyamayan bir hükümet olduğunu savunan Vural, "Bakanlar Kurulu'nun alayı bu konuda sorumludur. Bu hezimet ve teslimiyettir. Türkiye'nin vatan toprağı, ecdat yadigarı, gecekondu mantığıyla üç beş çapulcuya bırakılmıştır" dedi.
"Süleyman Şah Türbesi'nin bulunduğu yer vatan toprağı olarak kabul edilmişken bundan ricat edenler yarın Lozan ile çizilmiş sınırlardan geri çekilmeyi zafer olarak gösterebilirler" ifadesini kullanan Vural, telefondan, Başbakan Davutoğlu'nun Süleyman Şah türbesiyle ilgili açıklamaları dinletti.
Vural, "Burası için 'vatan toprağıdır, yapılacak girişimler anında mukabele görür' diyenler, bu topraktan kaçmayı bir zafer olarak sunabilmektedir. Vatan toprağını savunma cesaretini gösteremeyenler, yarı öbür gün Anadolumuzun bir başka yöresinde tehdit olduğunda ne yaparlar sizce? Mehmetçiğin o toprağın korunmasında zerre kadar şüphemiz yok ama Bakanlar Kurulu'nun iradesi yok" diye konuştu.
AK Parti Ankara Milletvekili Emrullah İşler, Suriye'de çatışma ortamı ve DAEŞ'in varlığının, Süleyman Şah Türbesi'nin uzun süredir ciddi risk altında tuttuğunu söyledi.
40 askeri personelin üzerindeki baskı ve tehditlerin ciddi boyutlara ulaştığını ifade eden İşler, yapılan mülahazaların sonucunda, türbenin geçici olarak taşınmasına karar verildiğini kaydetti.
İşler, "Türkiye'nin toprak kaybı hiçbir şekilde söz konusu değildir. Aynı yüzölçümüne sahip güvenli bir bölgeye nakledilmiştir. Harekat tamamen Türkiye'nin kendi tasarrufuyla gerçekleştirilmiştir. Böylesine başarılı operasyon TSK gücünü dost, düşmana herkese göstermiştir" dedi.
Böylesine bir milli meselede muhalefet tarafından aleyhte değerlendirmede bulunulması ve MHP'nin gensoru vermesini yüce milletin takdirine bıraktığını ifade eden İşler, "Suriye topraklarında bayrak indirilmedi. Başka bir yere bayrak dikildi sonra nakil işlemi gerçekleştirildi. Eğer karakola müdahale olsaydı gerekli cevabı verirdik ama bu olmadı. Herkes bölgede Türkiye'nini gücünü bilmekte. Zamanı geldiğinde karakolun yeniden Karakozak'a taşındığını bütün millet görecektir" diye konuştu.
Sataşmadan söz alan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, "Türkiye, vatan toprağı olan Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu'nun olduğu alanı terk edip kaçmıştır. Bunun başka hiçbir açıklaması yoktur" dedi.
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Şah Fırat operasyonu ile ilgili muhalefetin verdiği gensoru önergesine ilişkin, "Bu operasyon (Şah Fırat) için gensoru önergesi vermek değil, teşekkür etmek hakşinaslıktır. Milli bir davada sorumlu bir muhalefet gibi hareket etmenin de gereğidir" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin "yurt dışındaki vatan toprağının terk edildiği" gerekçesiyle Bakanlar Kurulu hakkında verdiği Gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelerde Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz söz aldı.
Yılmaz, TBMM'de 2014 yılında kabul edilen hükümet tezkeresinde, Süleyman Şah Saygı Karakolu'na dönük güvenlik riskinin arttığının açıkça belirtildiğini ve gerekli durumda sınır ötesi müdahale yetkisi alındığını anımsattı.
İsmet Yılmaz, uluslararası hukuktan doğan hakların saklı kalması kaydıyla hükümet tarafından, herhangi bir provokasyona fırsat vermemek için Süleyman Şah Saygı Karakolu'ndaki manevi değeri yüksek ecdat yadigarı emanetlerin, geçici olarak Eşme köyü sınırları içinde kalan ve güvenlik güçleri tarafından koruma altına alınan bir yere taşınmasına karar verildiğini dile getirdi.
Süleyman Şah Saygı Karakolu'nda görev yapan 40 personelin 6 Haziran 2014 tarihinde görevlerine başladığını, operasyon gününe kadar geçen sürede personel değişiminin yapılamadığını kaydeden Yılmaz, "Bu durumun bir süre daha devam edeceği ve mevcut hassasiyeti artıracağı değerlendirilmiştir" dedi.
Yılmaz, şöyle devam etti:
"Karakol civarındaki bölgeyi ve ikmal yollarını da kontrol eden DEAŞ, değişim faaliyetinde Türkiye'yle pazarlık yapma çabası içine girmek istemiştir. Buna da imkan tanınmamıştır.
Değişik tarihlerde karakolumuza yönelik ciddi tehdit istihbaratları alınmıştır. Karakol bölgesi hava şartları müsait olduğu durumlarda yirmi dört saat süreli insansız hava araçlarıyla gözlem altında tutulmuştur, hava şartları elverişli olmadığında risk artmakta, hedef tespiti de mümkün olamamaktadır. Ancak bir saldırı halinde Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları takviye gelinceye kadar karakoldaki görevli personele kanlarının son damlasına kadar savunmaları emri verilmiştir. 21 Şubat 2015'te tank tabur görev kuvveti, 2 özel kuvvet taburu ve 1 komando bölüğü Süleyman Şah Saygı Karakolu istikametinde, 1 tank bölük timi Suriye Eşme'si istikametinde hudut aynı anda geçilerek harekata başlanılmıştır. Karakolun yeni yerini emniyete almakla görevli tank bölük timi bölgeyi kontrol altına almış ve saat 21.45'te yeni bölgede Türk Bayrağı göndere çekilmiştir.
Bu bölgeye ilişkin herhangi bir şahsın tapuya dayalı herhangi bir hakkının bulunmadığını da belirtmek isterim. Suriye topraklarında 9 tank bırakıldığına dair iddialar doğru değildir, bırakılan hiçbir araç da yoktur.
Tahliye harekatı yapılması halinde DEAŞ'ın bütün güçleriyle buna karşı koyacağı tehdidine rağmen, bu harekat icra edilmiş, katılan birliklerin gücü ve kararlılığı karşısında DEAŞ herhangi bir tepki gösterememiştir.
Hükümetimiz bu kararı alırken, bir saldırı halinde bu saldırıya karşılık verinceye kadar geçecek sürede Mehmetçik'imizin maruz kalacağı riskin boyutunu göz önüne almıştır, insan hayatının söz konusu olduğu yerde riskin alınmaması yönünde tercihini kullanmıştır.
Şah Fırat operasyonunda, operasyonun başlangıcında intikal sırasında kaza sonucu şehit olan bir astsubayımız dışında bir kayıp olmadan operasyon tamamlanmıştır. Bu nedenle, bu operasyon için gensoru önergesi vermek değil, teşekkür etmek hakşinaslıktır. Milli bir davada sorumlu bir muhalefet gibi hareket etmenin de gereğidir.
Karakolumuzun sınırımıza bitişik bir bölgeye taşınmasıyla Ankara Anlaşması'ndan doğan hakkın muhafazası, karakolda bulunan personelin güvenliğinin daha etkin sağlanması, ülkemizin Suriye'deki belirsizlik ortamına çekilmesi yönündeki karakoldan kaynaklanan risk ortadan kaldırılmıştır. Toprak kaybı söz konusu değildir. Uluslararası hukuka uygundur, aksi olsaydı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde ülkemiz aleyhine bir karar çıkardı.
2 Ekim 2014 tarihinde, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve risk ve tehditlerin giderilmesi için her türlü tedbirlerin alınması için hükümete yetki verildi. Yapılan operasyon bu yetki çerçevesinde yapılmıştır."
Yılmaz, hükümetin aldığı yetki kapsamında, Türkiye'yi Ortadoğu'da bir savaş bataklığına sokmamak için en doğru tedbiri aldıklarını vurguladı.
Gensoru önergesinde "hak ve menfaatlerimize yönelik tehditler karşısında savunma ve caydırıcılık yeteneğinin etkisizleştiği" iddiasında bulunulduğunu belirten Yılmaz, bunun doğru olmadığını ifade ederek, "Terör örgütü gerek Irak'ta gerek Suriye'de kutsal sayılan her türbeyi tahrip ederken, yıkarken Süleyman Şah Türbesi'ne dokunamamışsa bu, Türkiye'nin caydırıcılığının en güzel göstergesidir. Yoksa, Süleyman Şah Türbesi'ni Kutsal saydığından değil. Yine, terör örgütü, kontrol altında tuttuğu bölgedeki yabancı ülke vatandaşlarını rehin alıp Amerikalı, Fransız, Japon, Ürdünlü demeden vahşet gösterisiyle katlederken karakolda görevli tek bir Mehmetçiğimize dokunamamış ise bu, Türkiye'nin caydırıcılığının ve gücünün önemli bir göstergesidir" diye konuştu.
İsmet Yılmaz, şöyle devam etti:
"Gensoru gerekçesinde, vatan toprağını terk iradesiyle Türkiye'nin menfaatlerine haleldar edildiği de ifade edilmektedir, bu da doğru değildir. Burada bir terk iradesi söz konusu değildir. Mehmetçiğin can güvenliğine yönelik bir riski ortadan kaldırmak için gerekli tedbir alınmıştır. Terk iradesi olan yerde bayrak dalgalanmaz.
Yine, önergede, ordumuza 'kaçtı" denilmektedir. Kendi ordusunun komutanına hakaret eden, kendi yöneticisine saldıran, kendi ordusuna tedbir aldı diye 'kaçtı' sıfatını yakıştıran ve kendisine 'milliyetçi' sıfatını veren bir grup Türkiye dışında başka bir ülkede yoktur.
Dış güçlerin ordumuza saldırmalarını anlıyoruz ancak dış güçler saldırırken içeriden ordumuza saldırılmasını anlayamıyoruz. Bunu milletimiz affetmeyecektir. Ordumuza yönelik bu haksız suçlamayı yapanları milletimiz tarih huzurunda mahkum edecektir.
Terör örgütü bu coğrafyada, Suriye, Irak, Lübnan ve Suudi Arabistan sınırı demeden her yere saldırıyor iken Türkiye sınırında duruyorsa bunun nedeni Türkiye'nin sahip olduğu gücüdür. Bunu göremeyen, görüp de söyleyemeyen, dili tutulan insanda ne insaf ne de sorumluluk vardır."
Bu operasyona karşı çıkanlar, hiç şüpheniz olmasın, karakolumuza baki bir saldırı yapılması halinde bu saldırıya karşılık verecek, üzerine de 'Suriye bizim neyimize? Arap bataklığına niye girdik?' diyeceklerdi.
Ne bekleniyordu? Biz Suriye'de savaşa girilmesini, Mehmetçik'in şehit cenazelerinin ülkeye gelmesini, ülkemizin savaşa girmesini, istismarını önledik. Biz doğrusunu yaptık, istismar siyasetinin yolunu kapattık.
Şah Fırat Operasyonu nedeniyle Bakanlar Kurulu hakkında bir gensoru önergesi vermek, tarih gösterecektir ki verenlerin ayıbı olarak kalacaktır."
Konuşmasının ardından Süleyman Şah Türbesi'nin fotoğrafını gösteren Yılmaz, Arif Nihat Asya'nın "Bir bayrak rüzgar bekliyor" şiirinden bir bölüm okudu.
Yılmaz'ın ardından söz alan MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, "Maalesef, milli savunma yerine sıvışmayı millilik olarak gösteren bir kimsenin bu Bakanlar Kurulu sıralarında olması gerçekten utanç verici" dedi. Vural, Eşme ile ilgili bir fotoğraf göstererek, "Ay yıldızlı bayrağı, bu PKK'yla, PKK paçavrasının gölgesine sığdırdığın utanç" ifadelerini kullandı. İsmet Yılmaz ise tekrar Süleyman Şah Türbesi'nin fotoğrafını gösterdi.
MHP milletvekilleri ile İsmet Yılmaz arasında tartışma yaşandı.
Gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu hakkında "İhalelerde Kamu Menfaatini Korumadığı, İstanbul?daki Bazı Yerleri Rant Alanı Haline Getirdiği, Orman ve Su Varlıklarını Etkin Yönetemediği" iddiasıyla verdiği Gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
Önerge üzerinde MHP Grubu adına söz alan Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun görev yaptığı son yedi yılın "ormancılık tarihinin en karanlık ve en karmaşalı bir dönemi" olduğunu savundu.
Seçimin yaklaştığı bir dönemde 130 bin kişi için Türkiye İş Kurumu'yla bir anlaşma yapıldığını belirten Yılmaz, "Sayın Orman Bakanı, 130 bin kişiyi ne yapacaksın? Türkiye'de ortalama 200 işletme olduğunu varsayarsan, her işletmeye 600-700 civarında işçi düşüyor. Bugün görüyoruz ki AKP'li milletvekilleri sizin bu talimatınız üzerine muhtarları arayarak, sağı solu arayarak AK Parti'li işçi arıyorlar. Bunun üzerinden siyaset yapılmaz" diye konuştu.
Orman Bakanı'nın, bu kişilerin fidan dikeceğini açıkladığını anımsatan Yılmaz, "Ey Orman Bakanı, sen fidan dikim döneminin ne zaman olduğunu biliyor musun? Fidan dikim dönemi bitti. Akdeniz sahillerinde fidan dikim dönemi bitti, diğer yerlerde de şurada bir aylık bir fidan dikim dönemi kaldı" görüşünü savundu.
Yılmaz, "Altı aylık alınan ve seçimden sonra kapının önüne konacak bu 130 bin kişinin vebali, sorumluluğu kime ait olacak?" sorusunu yöneltti.
Bazı yolsuzluk iddialarını da gündeme getiren Yılmaz, "Millet iş bekliyor, aş bekliyor, Orman Bakanı'nın keyfi uğruna yandaşlar işe alınıp devlet malı peşkeş çekilemez. Bunu Allah da kabul etmez, kulu da kabul etmez. Ben inanıyorum ki vicdan sahibi AK Parti'li milletvekilleri de bu bakana son bir dersi verecektir" dedi.
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, su kaynaklarının elbette doğru değerlendirmesi gerektiğini ancak "ülkenin doğasını, tarihini, kültürünü, turizmini peşkeş çekmeyi HDP olarak asla kabul etmeyeceklerini" kaydetti. Kaplan, şunları söyledi:
"Asla Hasankeyf gibi tarihi merkezlerimizden vazgeçemeyiz. Birileri kendini sadece tarih ve kök olarak Osmanlı ile sınırlı görebilirler. Oysaki Anadolu'nun bütün güzellikleri bizim kültürümüzdür. Nasıl ki Hasankeyf'e milattan öncesinden tutun da tek tanrılı dinlerin gelişmesine kadar Süryaniler de, Türkler de, Kürtler de, Araplar da, daha önceki uygarlıklar da buna sahip çıkıyorsa biz de buna sahip çıkmaya devam edeceğiz.
8 Haziran'da iktidara geldiğimiz zaman, HES'lerle tahribat yapanlara bunu ödettireceğiz. Bu konuda tereddüdümüz yok. Bu konuda kimse 'HDP iktidara geldi, bize bunu yaptı' demesin. Bunu yapacağız. HES barajlarıyla Türkiye'nin doğasını, tarihini, iklimini, turizmini tahrip edenlerin zihniyetini tahrip edeceğiz."
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
