2012-03-29 - 15:35
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Yakut, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline söz verdi. Zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran kanun teklifinin ilk 22 maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Yakut, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline söz verdi.
Türk, gündemdışı konuşmasında Batman'da Nevruz kutlamalarında yaşanan olayları anlattı. Kendisinde kalp pili olması ve akciğerlerindeki sağlık sorunları nedeniyle Batman Konukevi'nde bulunduğunu ve arkadaşlarına ''gazın olduğu yere gelmeyeceğini'' söylediğini belirten Türk, ancak kendisini arayanların durumun iyi olmadığını, ''gelmeniz halinde sorunun sancısız şekilde çözülebileceğini'' söyledikleri için alana gittiğini anlattı.
''Otobüsümüz tarlaya çekilmiş, 1 dakikada 10 gaz bombası düşüyordu'' diyen Türk, Batman Valisi ile telefonda görüşerek, durumun çok gergin olduğunu, alana girmelerine izin verilmesi halinde kitleyi sakinleştirebileceklerini söylediğini ifade etti. Vali'nin bir daha kendisine dönmediğini, gittikçe yoğun gaz bulutunun başladığını belirten Türk, şöyle konuştu:
''Tarlanın içinde artık boğulma noktasındayız. Otobüsle alana giderken 40-50 polis, parti otobüsünü gaz bombalarıyla taşlamaya başladı. Kendimizi dışarıya attık, yarı baygın haldeydim. Tıknaz, orta boylu bir polis yaklaştı, tabii öyle bir şey beklemiyorum, bir polis yaklaştı sol gözüme yumruklar indi. Olay Vali'nin açıkladığı gibi değil. Orada bir tek sivil yok, polisler ve biz varız. Polis arabasına yöneldik. Polis bizi götürüp götürmemekte tereddüt geçirdi. 3 yıldızlı bir komiser, 'götürün' diye işaret verdi. Bir polis öfkesine yenilebilir, faşist biri olabilir, provokatör olabilir. Ama bir Vali'nin olayı örtbas etmek için bizi yalancı çıkartmaya çalışması demokrasimiz açısından vahim bir durumdur. Otobüs alana geliyor, görüntüler var, polisler otobüsü taşladığı zaman görüntüler kesiliyor. Ben yumruklanıyorum görüntü yok ama 2 metre sonra arabaya geçtiğimizde yine görüntüler başlıyor. Vali, 'kimin elinde görüntü varsa getirin' diyor, 'otobüs sarsıntı yapmış bir yere çarpmış olabilir' diyor. Yüzlerce insan orada, hastaneye gittiğimizde doktorlar orada.''
Türk'ün, konuşma süresinin dolması üzerine mikrofonu kapandı. CHP'li milletvekillerinin itiraz etmesi üzerine Yakut, ''Ondan sonra 'O partiye verdiniz, bu partiye vermediniz' diyorsunuz. Grup başkanvekilleri söz versinler söz vereyim, benim meselem değil'' dedi.
Konuşmasını sürdüren Türk, birilerinin yumruk atmasını önemsemediğini ifade ederek, ''Eğer Hükümet isterse bunu çıkarır. Ama örtbas ederse bunun peşini bırakmayız. Birileri de gelip, o bölgede rahat dolaşmayacak. Burada hiçbir zaman öfkeye kapılmadım. Ama inanın ki meydanlarda yumruk yersek, bu alışkanlık her tarafa yayılacak. Ben bir polisin ceza almasını önemsemiyorum. Kimsenin mağdur olmasını da istemem. Ama bu Parlamentoda demokratik değerleri, demokratik bir Türkiye'yi, yaşanacak olumsuzlukları ortadan kaldıracak sorumlulukla mı hareket edeceğiz yoksa siyasileri kendi ideolojilerine, kendi anlayışlarına yakın olmadığı için onları tehditle mi terbiye edeceğiz- Aslında Parlamento'nun bunun üzerinde durması lazım'' diye konuştu.
Yakut, konuşmasını bitiren Türk'e ''geçmiş olsun'' dedi.
CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray da gündemdışı konuşmasında, ''AKP sonunda şehitlik makamını da tartışmaya açtı. Tek parti devleti kurmayı başardınız. Başardığınız zorbalık ve korku imparatorluğu. Estirdiğiniz endişe ve korkunun aynısı sizi bekliyor. Eden bulacak, ettiğinizi günü geldiğinde bulacaksınız. Boğazınıza kadar günaha gömüldünüz. Hepinizi şehit kanları tutacak'' dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Osman Boyraz ise gündemdışı konuşmasını, Aşık Veysel'in 39. ölüm yıldönümüne ayırdı. Aşık Veysel'in şiirlerinden örnekler okuyan Boyraz, ''Anadolu kültürüyle yetişmiştir, şiirlerinde hoşgörü, birlik ve bütünlük mesajı vardır. Keşke biz Aşık Veysel'i bu toprakların her santimetrekaresine ilmik ilmik işleseydik. Belki yüreklerimizi dağlayan olaylar olmayacak, anneler ağlamayacaktı'' diye konuştu.
AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk adına yanlışlıkla düzenlenen dokunulmazlık dosyasında düzeltmeye gidiliyor.
TBMM Genel Kurulu'nda, gündemdışı konuşmaların ardından ''Başkanlığın Genel Kurula sunuşları'' bölümünde Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ imzasıyla gönderilen Başbakanlık Tezkeresi okundu.
Tezkerede, ''Adı geçen Mustafa Öztürk'ün, halen görev yapan Bursa Milletvekili olmadığı, görevi sona eren Hatay Milletvekili olduğundan dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere'' iadesi istendi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, halen TBMM Anayasa Adalet Karma Komisyonu'nda bulunan dosyanın Hükümet'e geri gönderildiğini bildirdi.
BDP, Danışma Kurulu'nda oybirliği sağlanamaması nedeniyle basın özgürlüğü konusunda verdiği Meclis araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul'un gündemine getirdi.
BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt, öneri lehinde yaptığı konuşmada, yıllarca basın özgürlüğünün tartışılmasına rağmen bu konuyla ilgili bir adım atılmadığını, her iktidarın, kendine göre basını dizayn etmeye çalıştığını savundu.
Kurt, ''Tutuklananlar, gazeteci değil'' denildiğini ifade ederek, ''Bunlar içinde gaspçı, tecavüzcü, adam öldürmeye kast eden var deniliyor, kim bunlar, tek tek açıklayın- Tutuklu olan yüz küsur gazeteciyi, töhmet altında bırakamazsınız. Bu şekilde itham etmek, vicdansızlıktır. Basın özgürlüğü, bu ülkenin alnındaki kara lekedir. Bu lekeyi derhal silmek lazım'' dedi.
Öneri aleyhinde konuşan AK Parti İzmir Milletvekili Rıfat Sait, fikirlere karşı olmadıklarını, herkesin, fikrini söyleyebilme, yazabilme hakkı bulunduğunu ancak bunun nefrete, şiddete, kana dönüşmemesi, birlik ve beraberliği bozmaması gerektiğini söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, şiir okuduğu için mahkum edildiğini anımsatan Sait, ''Basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün değerini en iyi bilen AK Parti'dir'' diye konuştu.
Sait, gazetelerin kapatılmasının doğru olmadığını ifade ederek, üçüncü yargı paketiyle artık Türkiye'de gazetelerin kapanmayacağını dile getirdi.
AK Parti'li Sait, ''Cezaevinde tutuklu ve hükümlü gazeteciler var'' denilirken, bu konunun sadece rakamsal olarak değil, işlenen suçların gazetecilik faaliyetleri kapsamında olup olmadığı şeklinde değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
CHP Adana Milletvekili Turgay Develi de öneri lehinde yaptığı konuşmada, şunları kaydetti:
''Devletin demokratikleşmesi gerçekleşmedikten sonra, burada bize dayatılan sonuçlar üzerinden tartışmalar yaparız, gündemi kendimiz belirleyemeyiz. 1980 askeri darbenin yapılış gerekçesini bilmeden, darbeden sonra yaşanılanları unutursak sorunlara doğru çözümler bulamayız. Toplumun omurgası, yeniden şekillenmeye çalışılıyor, basın özgürlüğünü bunların dışında tutmak mümkün değil. Bir muhabirin bir haberi gazeteye koyup koymaması, yazdığı yazıdan dolayı köşesinin kapatılması, işsiz kalması, bir gazetenin kapatılması, bunlar basın özgürlüğü değil, basın özgürlüğü bir kavram. AKP, kendi resmi ideolojisini dayatmaya çalışıyor. Basın özgürlüğünü de bu kapsamda değerlendirmek gerekiyor.''
AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin, Hükümet'in, çeşitli düzenlemelerle, basın özgürlüğünü teminat altına aldığını belirtti.
''Özgürlükler de bir yere kadardır'' diyen Şahin, ''Basın mensupları, kamuoyunu aydınlatmak için çalışıyorlar. Ama Türkiye Cumhuriyeti, 780 bin kilometrekareden oluşan üniter devlet yapısına sahip, bağımsız bir ülkedir. Bu konuda açmaza girmezseniz hiçbir sorun yaşamazsınız'' görüşünü dile getirdi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
MHP'nin, bor madenciliğinin sorunlarıyla ilgili Araştırma Önergesi'nin bugün görüşülmesini içeren grup önerisi, kabul edilmedi.
MHP, TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamaması üzerine, grup önerisini Genel Kurul'a taşıdı. Öneri üzerinde konuşan MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, kısa bir süre önce bor madenlerinin özel sektöre açılmasına imkan veren yasa tasarının Meclise sevkedildiğini hatırlatarak, ancak Anayasa ve ilgili yasalarda madenlerin devlet eliyle işletilmesinin öngörüldüğünü ifade etti.
Danıştay'ın konuyla ilgili kararının da bulunduğuna işaret eden Işık, ''Devlet eliyle işletmenin ne anlama geldiğini bilecek bilgi birikimine sahip değilseniz bu tasarıdan imzanızı çekin. Hizmet alımı yöntemiyle yürütülen işlemlerin artık yetmediği, bunun yerine bor üretim tesislerinin, rezervlerin bulunduğu alanların 3. kişilere devredilerek yapılmasıyla, özelleştirmenin önü açılıyor'' diye konuştu.
AK Parti Ankara Milletvekili Tülay Selamoğlu, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, bor pazarının büyümesini beklemek yerine, yeni alanların aranmasının hedeflendiğini belirterek, bor üretim ve satışının arttığını söyledi. Selamoğlu,''Bor ile ilgili olarak ortaya atılan '40 milyon dolar ile yabancı firmaya satılacağı, hammade olarak yurt dışına satılıp ürün olarak geri alınması'' gibi dedikodular var. Bu boyutta bir kuruluşun 40 milyon dolara satılması mümkün değil'' görüşünü ifade etti.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, öneri lehinde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin en stratejik ürününün bor olduğunu belirtti. Bor madenlerinin Eti Madencilik tarafından işletildiğini anımsatan Erdoğdu, şöyle konuştu:
''Açılan ihale Fernas Şirketi'ne verilmiştir. Hatırlarsanız, Enerji Bakanlığı'nda organize yolsuzluk yapıldığı ortaya çıkmıştı. Fernas bu aktörlerden biriydi. İki yöneticisi ihaleye fesat karıştırmaktan hüküm giydi. Fernas şirketi, daha sonra eti madenlerinin ihalesine başvurdu. Türkiye'nin en stratejik madeni olan bor dekapaj ilahesine başvurdu ve aldı. İşte Hükümet'in bor madenlerine bakışı budur. Yarın önümüze gelecek tasarıyla bu zaten fiilen gerçekleşmişti. Enerji Bakanlığı bunu engelleyebilirdi. Ben Bakanlığı, Hükümeti suçluyorum, şirketi suçlamıyorum.
Benzer süreçler kömür madenleri için geçerli. Madenlerin bir kısmı ihalesiz olarak sizin partinize yakın işadamlarına verildi. Çorum Dodurga madeni için yapılan ihale.... Açık ve üstü kapalı olan iki ayrı yer var. Üstü kapalı olandan maden çıkarmak çok daha zordur. İhaleye girenler, 'açık yer dahil mi-' diye hem sözlü hem de yazılı olarak soruyorlar ve 'hayır değil' yanıtı alıyorlar. Şirket daha sonra TKİ'ye başvuruyor. Siyasi bir sihirli çubuk dokunuyor ve üstü açık maden bu şirkete veriliyor. Bu şirket, Meclis'in tam karşısında otelin de sahibi olan Çelikler. Fakir ailelere kömür dağıtılıyor. Bunun parasını Hazine'den alıyorsanız ve kömürü ihalesiz alıyorsanız, burada ahlaki sorun var. Enerji Bakanı gelsin, 'bunlar gerçek değil' desin, özür dileyeceğim. Ama bunu Hazine ve Sayıştay raporlarıyla ispat edersem bir tek şey istiyorum; iktidarınızda bir kez yolsuzlukla mücadele edin ve Bakanı gensoruyla düşürün.''
AK Parti Kütahya Milletvekili Soner Aksoy, bor madenlerinin özelleştirilmesine dair bir gelişme olmadığını belirterek, ''Bor meselesinin sahibi benim. Bize ait olan mesele. Devlet de sahip olmuş. Mülkiyeti devlette kalmak kaydıyla taşeron kullanabilir. Taşeron kullanmak yanlış mı- AK Parti bu işe sahip çıkmıştır ve büyütmüştür. Sizin daha önce bordan haberiniz bile yoktu'' görüşünü savundu.
CHP'li Erdoğdu, 'sataşma' olduğu gerekçesiyle söz aldı. AK Parti sıralarından kendisine ''ah yavrum...'' diye laf atılması üzerine Erdoğdu, ''Ah yavrum yok kardeşim. Benim canımı sıkma. Senin beynin yetmez. Enerji Bakanı bürokratlarıyla buraya gelecek. Bu herkesin, 75 milyonun parası. Benim görevim bunun hesabını sormak. Biz de belgelerimizi açacağız. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır'' dedi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada MHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, zorunlu eğitimi kademelendirerek 12 yıla çıkaran kanun teklifinin görüşmelerine, 9. maddeden başlandı.
BDP, MHP'nin grup önerilerinin ardından CHP'nin, emeklilikte yaş sınırına takılanlara ilişkin verdiği araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi görüşüldü.
CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, sosyal güvenlik sisteminde sıklıkla yapılan değişiklikler ve ekonomik krizlerin, her seferinde çalışanları vurduğunu söyledi.
Çetin, emeklilikte yaşı kademeli olarak yükselten kanun nedeniyle vatandaşların mağdur olduğunu ifade ederek, bu sorunun çözülmesi gerektiğini belirtti.
BDP Bingöl Milletvekili İdris Baluken ''AK Parti döneminde, ultra zengin sayısının arttığını, emekçi kesimin bütçeden aldığı payın ise her geçen gün düştüğünü'' iddia etti.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, bir çok vatandaşın, sosyal güvenlik sistemi nedeniyle mağduriyet yaşadığını, emeklilikte yaşını bekleyenlerin haklarını aradığını, TBMM'den çözüm beklediğini ifade etti.
AK Parti Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç, 1990'lı yıllarda kadınların 38, erkeklerin 43 yaşında emekli olmasına yönelik sosyal güvenlik sisteminde, sürekli açık verildiğini söyledi. Bilgiç, 2008'deki reformla, emeklilik yaşıyla ilgili 65 yaş sınırının, popülist söylemlerle değil, bürokratların, teknik uzmanların çalışmasıyla oluşturulan bir sınır olduğunu anlatarak, bunun bu gerekli ve önemli olduğunu dile getirdi.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamada, CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurulda, daha sonra zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran kanun teklifinin görüşmelerine geçildi.
Kanun teklifinin 9. maddesinin görüşmelerinde, AK Parti Grup Başkanvekillerinin imzasıyla önerge verildi.
Kabul edilen önergeyle, ilköğretim kurumları tanımlanırken, ''imam-hatip ortaokulları'' da bu tanımda yer aldı.
Önergeye göre, ilköğretim kurumları; 4 yıllık zorunlu ilkokullar, 4 yıllık zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkan veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarından oluşacak.
Ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarında; lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulacak. Ortaokul ve liselerde, Kur'an-ı Kerim ve ''Hz. Peygamberimizin hayatı'', isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulacak. Bu okullarda okutulacak diğer seçmeli dersler ile imam-hatip ortaokulları ve diğer ortaokullar için oluşturulacak program seçenekleri, Bakanlıkça belirlenecek.
Önergenin gerekçesinde, ''Okutulacak seçmeli derslerle ilgili kamuoyundaki yanlış bilgilendirmelere açıklık getirmek amacıyla önerilmiştir'' ifadesine yer verildi.
Önerge, AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla kabul edildi.
**** HABERİN DEVAMINA 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ****
(15.35)
Türk, gündemdışı konuşmasında Batman'da Nevruz kutlamalarında yaşanan olayları anlattı. Kendisinde kalp pili olması ve akciğerlerindeki sağlık sorunları nedeniyle Batman Konukevi'nde bulunduğunu ve arkadaşlarına ''gazın olduğu yere gelmeyeceğini'' söylediğini belirten Türk, ancak kendisini arayanların durumun iyi olmadığını, ''gelmeniz halinde sorunun sancısız şekilde çözülebileceğini'' söyledikleri için alana gittiğini anlattı.
''Otobüsümüz tarlaya çekilmiş, 1 dakikada 10 gaz bombası düşüyordu'' diyen Türk, Batman Valisi ile telefonda görüşerek, durumun çok gergin olduğunu, alana girmelerine izin verilmesi halinde kitleyi sakinleştirebileceklerini söylediğini ifade etti. Vali'nin bir daha kendisine dönmediğini, gittikçe yoğun gaz bulutunun başladığını belirten Türk, şöyle konuştu:
''Tarlanın içinde artık boğulma noktasındayız. Otobüsle alana giderken 40-50 polis, parti otobüsünü gaz bombalarıyla taşlamaya başladı. Kendimizi dışarıya attık, yarı baygın haldeydim. Tıknaz, orta boylu bir polis yaklaştı, tabii öyle bir şey beklemiyorum, bir polis yaklaştı sol gözüme yumruklar indi. Olay Vali'nin açıkladığı gibi değil. Orada bir tek sivil yok, polisler ve biz varız. Polis arabasına yöneldik. Polis bizi götürüp götürmemekte tereddüt geçirdi. 3 yıldızlı bir komiser, 'götürün' diye işaret verdi. Bir polis öfkesine yenilebilir, faşist biri olabilir, provokatör olabilir. Ama bir Vali'nin olayı örtbas etmek için bizi yalancı çıkartmaya çalışması demokrasimiz açısından vahim bir durumdur. Otobüs alana geliyor, görüntüler var, polisler otobüsü taşladığı zaman görüntüler kesiliyor. Ben yumruklanıyorum görüntü yok ama 2 metre sonra arabaya geçtiğimizde yine görüntüler başlıyor. Vali, 'kimin elinde görüntü varsa getirin' diyor, 'otobüs sarsıntı yapmış bir yere çarpmış olabilir' diyor. Yüzlerce insan orada, hastaneye gittiğimizde doktorlar orada.''
Türk'ün, konuşma süresinin dolması üzerine mikrofonu kapandı. CHP'li milletvekillerinin itiraz etmesi üzerine Yakut, ''Ondan sonra 'O partiye verdiniz, bu partiye vermediniz' diyorsunuz. Grup başkanvekilleri söz versinler söz vereyim, benim meselem değil'' dedi.
Konuşmasını sürdüren Türk, birilerinin yumruk atmasını önemsemediğini ifade ederek, ''Eğer Hükümet isterse bunu çıkarır. Ama örtbas ederse bunun peşini bırakmayız. Birileri de gelip, o bölgede rahat dolaşmayacak. Burada hiçbir zaman öfkeye kapılmadım. Ama inanın ki meydanlarda yumruk yersek, bu alışkanlık her tarafa yayılacak. Ben bir polisin ceza almasını önemsemiyorum. Kimsenin mağdur olmasını da istemem. Ama bu Parlamentoda demokratik değerleri, demokratik bir Türkiye'yi, yaşanacak olumsuzlukları ortadan kaldıracak sorumlulukla mı hareket edeceğiz yoksa siyasileri kendi ideolojilerine, kendi anlayışlarına yakın olmadığı için onları tehditle mi terbiye edeceğiz- Aslında Parlamento'nun bunun üzerinde durması lazım'' diye konuştu.
Yakut, konuşmasını bitiren Türk'e ''geçmiş olsun'' dedi.
CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray da gündemdışı konuşmasında, ''AKP sonunda şehitlik makamını da tartışmaya açtı. Tek parti devleti kurmayı başardınız. Başardığınız zorbalık ve korku imparatorluğu. Estirdiğiniz endişe ve korkunun aynısı sizi bekliyor. Eden bulacak, ettiğinizi günü geldiğinde bulacaksınız. Boğazınıza kadar günaha gömüldünüz. Hepinizi şehit kanları tutacak'' dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Osman Boyraz ise gündemdışı konuşmasını, Aşık Veysel'in 39. ölüm yıldönümüne ayırdı. Aşık Veysel'in şiirlerinden örnekler okuyan Boyraz, ''Anadolu kültürüyle yetişmiştir, şiirlerinde hoşgörü, birlik ve bütünlük mesajı vardır. Keşke biz Aşık Veysel'i bu toprakların her santimetrekaresine ilmik ilmik işleseydik. Belki yüreklerimizi dağlayan olaylar olmayacak, anneler ağlamayacaktı'' diye konuştu.
AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk adına yanlışlıkla düzenlenen dokunulmazlık dosyasında düzeltmeye gidiliyor.
TBMM Genel Kurulu'nda, gündemdışı konuşmaların ardından ''Başkanlığın Genel Kurula sunuşları'' bölümünde Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ imzasıyla gönderilen Başbakanlık Tezkeresi okundu.
Tezkerede, ''Adı geçen Mustafa Öztürk'ün, halen görev yapan Bursa Milletvekili olmadığı, görevi sona eren Hatay Milletvekili olduğundan dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere'' iadesi istendi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, halen TBMM Anayasa Adalet Karma Komisyonu'nda bulunan dosyanın Hükümet'e geri gönderildiğini bildirdi.
BDP, Danışma Kurulu'nda oybirliği sağlanamaması nedeniyle basın özgürlüğü konusunda verdiği Meclis araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul'un gündemine getirdi.
BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt, öneri lehinde yaptığı konuşmada, yıllarca basın özgürlüğünün tartışılmasına rağmen bu konuyla ilgili bir adım atılmadığını, her iktidarın, kendine göre basını dizayn etmeye çalıştığını savundu.
Kurt, ''Tutuklananlar, gazeteci değil'' denildiğini ifade ederek, ''Bunlar içinde gaspçı, tecavüzcü, adam öldürmeye kast eden var deniliyor, kim bunlar, tek tek açıklayın- Tutuklu olan yüz küsur gazeteciyi, töhmet altında bırakamazsınız. Bu şekilde itham etmek, vicdansızlıktır. Basın özgürlüğü, bu ülkenin alnındaki kara lekedir. Bu lekeyi derhal silmek lazım'' dedi.
Öneri aleyhinde konuşan AK Parti İzmir Milletvekili Rıfat Sait, fikirlere karşı olmadıklarını, herkesin, fikrini söyleyebilme, yazabilme hakkı bulunduğunu ancak bunun nefrete, şiddete, kana dönüşmemesi, birlik ve beraberliği bozmaması gerektiğini söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, şiir okuduğu için mahkum edildiğini anımsatan Sait, ''Basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün değerini en iyi bilen AK Parti'dir'' diye konuştu.
Sait, gazetelerin kapatılmasının doğru olmadığını ifade ederek, üçüncü yargı paketiyle artık Türkiye'de gazetelerin kapanmayacağını dile getirdi.
AK Parti'li Sait, ''Cezaevinde tutuklu ve hükümlü gazeteciler var'' denilirken, bu konunun sadece rakamsal olarak değil, işlenen suçların gazetecilik faaliyetleri kapsamında olup olmadığı şeklinde değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
CHP Adana Milletvekili Turgay Develi de öneri lehinde yaptığı konuşmada, şunları kaydetti:
''Devletin demokratikleşmesi gerçekleşmedikten sonra, burada bize dayatılan sonuçlar üzerinden tartışmalar yaparız, gündemi kendimiz belirleyemeyiz. 1980 askeri darbenin yapılış gerekçesini bilmeden, darbeden sonra yaşanılanları unutursak sorunlara doğru çözümler bulamayız. Toplumun omurgası, yeniden şekillenmeye çalışılıyor, basın özgürlüğünü bunların dışında tutmak mümkün değil. Bir muhabirin bir haberi gazeteye koyup koymaması, yazdığı yazıdan dolayı köşesinin kapatılması, işsiz kalması, bir gazetenin kapatılması, bunlar basın özgürlüğü değil, basın özgürlüğü bir kavram. AKP, kendi resmi ideolojisini dayatmaya çalışıyor. Basın özgürlüğünü de bu kapsamda değerlendirmek gerekiyor.''
AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin, Hükümet'in, çeşitli düzenlemelerle, basın özgürlüğünü teminat altına aldığını belirtti.
''Özgürlükler de bir yere kadardır'' diyen Şahin, ''Basın mensupları, kamuoyunu aydınlatmak için çalışıyorlar. Ama Türkiye Cumhuriyeti, 780 bin kilometrekareden oluşan üniter devlet yapısına sahip, bağımsız bir ülkedir. Bu konuda açmaza girmezseniz hiçbir sorun yaşamazsınız'' görüşünü dile getirdi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
MHP'nin, bor madenciliğinin sorunlarıyla ilgili Araştırma Önergesi'nin bugün görüşülmesini içeren grup önerisi, kabul edilmedi.
MHP, TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamaması üzerine, grup önerisini Genel Kurul'a taşıdı. Öneri üzerinde konuşan MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, kısa bir süre önce bor madenlerinin özel sektöre açılmasına imkan veren yasa tasarının Meclise sevkedildiğini hatırlatarak, ancak Anayasa ve ilgili yasalarda madenlerin devlet eliyle işletilmesinin öngörüldüğünü ifade etti.
Danıştay'ın konuyla ilgili kararının da bulunduğuna işaret eden Işık, ''Devlet eliyle işletmenin ne anlama geldiğini bilecek bilgi birikimine sahip değilseniz bu tasarıdan imzanızı çekin. Hizmet alımı yöntemiyle yürütülen işlemlerin artık yetmediği, bunun yerine bor üretim tesislerinin, rezervlerin bulunduğu alanların 3. kişilere devredilerek yapılmasıyla, özelleştirmenin önü açılıyor'' diye konuştu.
AK Parti Ankara Milletvekili Tülay Selamoğlu, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, bor pazarının büyümesini beklemek yerine, yeni alanların aranmasının hedeflendiğini belirterek, bor üretim ve satışının arttığını söyledi. Selamoğlu,''Bor ile ilgili olarak ortaya atılan '40 milyon dolar ile yabancı firmaya satılacağı, hammade olarak yurt dışına satılıp ürün olarak geri alınması'' gibi dedikodular var. Bu boyutta bir kuruluşun 40 milyon dolara satılması mümkün değil'' görüşünü ifade etti.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, öneri lehinde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin en stratejik ürününün bor olduğunu belirtti. Bor madenlerinin Eti Madencilik tarafından işletildiğini anımsatan Erdoğdu, şöyle konuştu:
''Açılan ihale Fernas Şirketi'ne verilmiştir. Hatırlarsanız, Enerji Bakanlığı'nda organize yolsuzluk yapıldığı ortaya çıkmıştı. Fernas bu aktörlerden biriydi. İki yöneticisi ihaleye fesat karıştırmaktan hüküm giydi. Fernas şirketi, daha sonra eti madenlerinin ihalesine başvurdu. Türkiye'nin en stratejik madeni olan bor dekapaj ilahesine başvurdu ve aldı. İşte Hükümet'in bor madenlerine bakışı budur. Yarın önümüze gelecek tasarıyla bu zaten fiilen gerçekleşmişti. Enerji Bakanlığı bunu engelleyebilirdi. Ben Bakanlığı, Hükümeti suçluyorum, şirketi suçlamıyorum.
Benzer süreçler kömür madenleri için geçerli. Madenlerin bir kısmı ihalesiz olarak sizin partinize yakın işadamlarına verildi. Çorum Dodurga madeni için yapılan ihale.... Açık ve üstü kapalı olan iki ayrı yer var. Üstü kapalı olandan maden çıkarmak çok daha zordur. İhaleye girenler, 'açık yer dahil mi-' diye hem sözlü hem de yazılı olarak soruyorlar ve 'hayır değil' yanıtı alıyorlar. Şirket daha sonra TKİ'ye başvuruyor. Siyasi bir sihirli çubuk dokunuyor ve üstü açık maden bu şirkete veriliyor. Bu şirket, Meclis'in tam karşısında otelin de sahibi olan Çelikler. Fakir ailelere kömür dağıtılıyor. Bunun parasını Hazine'den alıyorsanız ve kömürü ihalesiz alıyorsanız, burada ahlaki sorun var. Enerji Bakanı gelsin, 'bunlar gerçek değil' desin, özür dileyeceğim. Ama bunu Hazine ve Sayıştay raporlarıyla ispat edersem bir tek şey istiyorum; iktidarınızda bir kez yolsuzlukla mücadele edin ve Bakanı gensoruyla düşürün.''
AK Parti Kütahya Milletvekili Soner Aksoy, bor madenlerinin özelleştirilmesine dair bir gelişme olmadığını belirterek, ''Bor meselesinin sahibi benim. Bize ait olan mesele. Devlet de sahip olmuş. Mülkiyeti devlette kalmak kaydıyla taşeron kullanabilir. Taşeron kullanmak yanlış mı- AK Parti bu işe sahip çıkmıştır ve büyütmüştür. Sizin daha önce bordan haberiniz bile yoktu'' görüşünü savundu.
CHP'li Erdoğdu, 'sataşma' olduğu gerekçesiyle söz aldı. AK Parti sıralarından kendisine ''ah yavrum...'' diye laf atılması üzerine Erdoğdu, ''Ah yavrum yok kardeşim. Benim canımı sıkma. Senin beynin yetmez. Enerji Bakanı bürokratlarıyla buraya gelecek. Bu herkesin, 75 milyonun parası. Benim görevim bunun hesabını sormak. Biz de belgelerimizi açacağız. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır'' dedi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada MHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, zorunlu eğitimi kademelendirerek 12 yıla çıkaran kanun teklifinin görüşmelerine, 9. maddeden başlandı.
BDP, MHP'nin grup önerilerinin ardından CHP'nin, emeklilikte yaş sınırına takılanlara ilişkin verdiği araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi görüşüldü.
CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, sosyal güvenlik sisteminde sıklıkla yapılan değişiklikler ve ekonomik krizlerin, her seferinde çalışanları vurduğunu söyledi.
Çetin, emeklilikte yaşı kademeli olarak yükselten kanun nedeniyle vatandaşların mağdur olduğunu ifade ederek, bu sorunun çözülmesi gerektiğini belirtti.
BDP Bingöl Milletvekili İdris Baluken ''AK Parti döneminde, ultra zengin sayısının arttığını, emekçi kesimin bütçeden aldığı payın ise her geçen gün düştüğünü'' iddia etti.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, bir çok vatandaşın, sosyal güvenlik sistemi nedeniyle mağduriyet yaşadığını, emeklilikte yaşını bekleyenlerin haklarını aradığını, TBMM'den çözüm beklediğini ifade etti.
AK Parti Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç, 1990'lı yıllarda kadınların 38, erkeklerin 43 yaşında emekli olmasına yönelik sosyal güvenlik sisteminde, sürekli açık verildiğini söyledi. Bilgiç, 2008'deki reformla, emeklilik yaşıyla ilgili 65 yaş sınırının, popülist söylemlerle değil, bürokratların, teknik uzmanların çalışmasıyla oluşturulan bir sınır olduğunu anlatarak, bunun bu gerekli ve önemli olduğunu dile getirdi.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamada, CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurulda, daha sonra zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran kanun teklifinin görüşmelerine geçildi.
Kanun teklifinin 9. maddesinin görüşmelerinde, AK Parti Grup Başkanvekillerinin imzasıyla önerge verildi.
Kabul edilen önergeyle, ilköğretim kurumları tanımlanırken, ''imam-hatip ortaokulları'' da bu tanımda yer aldı.
Önergeye göre, ilköğretim kurumları; 4 yıllık zorunlu ilkokullar, 4 yıllık zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkan veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarından oluşacak.
Ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarında; lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulacak. Ortaokul ve liselerde, Kur'an-ı Kerim ve ''Hz. Peygamberimizin hayatı'', isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulacak. Bu okullarda okutulacak diğer seçmeli dersler ile imam-hatip ortaokulları ve diğer ortaokullar için oluşturulacak program seçenekleri, Bakanlıkça belirlenecek.
Önergenin gerekçesinde, ''Okutulacak seçmeli derslerle ilgili kamuoyundaki yanlış bilgilendirmelere açıklık getirmek amacıyla önerilmiştir'' ifadesine yer verildi.
Önerge, AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla kabul edildi.
**** HABERİN DEVAMINA 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ****
(15.35)
