2009-10-06 - 14:52
DTP TBMM GRUP TOPLANTISI...
DTP Genel Başkanı Türk: ''Değişim ve dönüşüm kendini Türkiye'ye dayatmıştır. Bunu fark ederek, bu yolu açın, sonuna kadar destek oluruz. Ama bir kandırmaca çabası içindeyseniz, bu halk yaşanan bu kadar acıdan sonra, makyaj ile gerçeği birbirinden ayıracak kadar politiktir''

DTP Genel Başkanı Türk, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, partilerinin,
hafta sonu yapılan kongreyle birlikte, önümüzdeki döneme yenilenmiş bir yapıyla
başladığını ifade etti.

Demokratik açılım sürecine değinen Türk, Hükümetin başlattığı bu
çalışmanın, demokratikleşme ve özgürlük için mücadele eden tüm kesimleri
umutlandırdığını söyledi. Açılımın, ülkenin geniş çaplı reform ihtiyacına denk
düşmesi halinde gerçekçi olacağını anlatan Türk, aksi halde bunun bir
kandırmacadan ibaret olacağını ileri sürdü.

''Demokratik açılım'' konusunda Hükümete seslenen Türk, ''Değişim ve
dönüşüm kendini Türkiye'ye dayatmıştır. Bunu fark ederek, bu yolu açın, sonuna
kadar destek oluruz. Ama bir kandırmaca çabası içindeyseniz, bu halk yaşanan bu
kadar acıdan sonra, makyaj ile gerçeği birbirinden ayıracak kadar politiktir''
dedi.

Türk, DTP olarak, samimi ve kararlı adımlar atılması halinde bu süreci
destekleyeceklerini, aktif rol oynayacaklarını söyledi.

''ROTAYI SAĞA SOLA KIRIYOR

Hükümetin sürece uygun olmayan tutum sergilediğini öne süren Türk, şöyle
devam etti:

''Dokunulmazlığımıza rağmen, bize isnat edilen suçlamalarının hepsinin
düşünce özgürlüğü ile ilgili olmasına rağmen, ülkeyi bölmek ve parçalamak maddesi
geniş yorumlanarak, tamamen hukuksuz bir şekilde ifade vermemize karar kılınıyor
ve bu işi gerçekleştirmek de devletin kolluk güçlerine veriliyor. Bu işi başlatan
Hükümettir. Yerel mahkeme yargılamayı durdurma kararı verirken, Adalet Bakanlığı
bizlerin yargılanması için Yargıtaya başvurdu. Kriz bunun üzerine patlak verdi.

Bu olaylar karşısında demokratik bir refleks bile gösteremeyen bir
Hükümet, demokratik açılım gibi bir reform hareketini nasıl göğüsleyebilecek? Biz
samimiyetine nasıl inanalım, sorguladığımız konu budur.

Sayın Başbakan ve Hükümet, sürekli makas değiştirmekte, rotayı sağa sola
kırmaktadır. Hükümet, 'kervan yolda dizilir' mantığının bir sonucu olsa gerek,
savaş çığırtkanlarının ortaya koyduğu milliyetçi, ırkçı reflekslere göre açılımın
rotasını belirlemektedir.''

Ahmet Türk, ''Anayasa değişikliğinin yapılmamasının, operasyonların devam
etmesinin, DTP'ye karşı siyasal, yargısal operasyon yürütülmesinin'' açılımla
bağdaşmadığını iddia ederek, ''(Bedeli ne olursa olsun) deniliyor ama buna denk,
kararlı ve cesur adımlar atılamıyor. Bu durumda kalıcı bir çözümden söz edebilmek
olanaklı değildir'' diye konuştu.

Türk, DTP'nin dışında tutulacağı bir sürecin, açılım olmayacağını
savundu.

"CUMHURBAŞKANI GÜL'ÜN TBMM'DEKİ KONUŞMASI''

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, 23. dönem 4. yasama yılının açılışında
yaptığı konuşmayı değerlendiren Türk, şöyle devam etti:

''Sayın Cumhurbaşkanı konuşmasında, demokrasinin ilkelerine, farklı
kimlik ve kültürlerin bir arada yaşamalarına güçlü ve özel vurgular yaptı.
Günümüz Türkiye'sinin girmesi gereken rotayı, anayasal değişimi, reform istencini
ima etti. Bu konuşmayı, bu şekilde okuyor ve değerlendiriyoruz.

Konuşmasında, 'Demokratik devlet, farklı olanı tek bir kalıp içerisinde
eritmez ve ötekileştirmez; her bir bireyi var olan değerleriyle birlikte koruması
altına alır' demektedir. Elbette bu söyleme katılmamak mümkün değil. Bu söylem,
çağdaş bir anayasanın dibacesine girebilecek nitelikte bir özdeyiş gibidir.

Fakat, farklılıkların güvence altına alınmasının, günümüz Türkiye'sinde
Anayasal bir karşılığı var mıdır? Sayın Cumhurbaşkanı'nın konuşması ile
yürürlükteki 12 Eylül Anayasası, birbirleriyle temelde bir zıtlık ve çatışma
içindedir.''

''ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ''

Türk, Anayasa'daki ''Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı
olan herkes Türk;tür'', ''Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim
kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez''
ifadelerini ve parlamenterlerin siyaset özgürlüğü ve yerel yönetimler konusundaki
bazı maddeleri eleştirerek, çağın demokratik gerekleriyle çelişen bir çok
Anayasal düzenleme bulunduğunu iddia etti.

Sivil bir Anayasanın oluşturulmasının elzem olduğunu vurgulayan Türk,
şunları söyledi:

''Sayın Gül, 'Çağdaş demokrasiler, anayasal demokrasilerdir; anayasalar
da toplumun çoğulcu yapısını ve temel hak ve hürriyetleri koruyacak biçimde
düzenlenirler' diyerek, dolaylı olarak da olsa Parlamentoyu yeni bir anayasa
yapmaya davet etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'ni en üst makamda temsil eden Sayın
Cumhurbaşkanı'nın ifadeleri, Anayasal bir reformu acil bir ihtiyaç olarak önümüze
koymaktadır. Bu zihniyete uygun Anayasal reform projesini, Hükümet, Meclisin
gündemine getirmek zorundadır.

Sayın Cumhurbaşkanı'nı, yeni Anayasanın inşasından tutalım da bir bütün
olarak demokratikleşme reformlarına kadar somut projelerle parlamentoyu bu
noktada cesaretlendirmeye ve açılım sürecinde daha aktif rol oynamaya
çağırıyoruz.''

SINIR ÖTESİ HAREKAT TEZKERESİ

Ahmet Türk, TSK'nın sınır ötesi harekat yapabilmesi için Hükümete yetki
veren tezkerenin Meclise getirilmesinin kaygı verici ve düşündürücü olduğunu
iddia etti.

Parlamentonun sorun değil çözüm üreten, çatışma değil barışı geliştiren
bir Meclis olması gerektiğini belirten Türk, ''Ama ne yazık ki sınır ötesi
operasyon tezkeresiyle parlamentomuz bir kez daha askeri vesayetin altına
sokulmuştur. AKP artık kararını vermek durumundadır. Çözümün tarafı mı yoksa
sorunun tarafı mı olacak? Çözümden yana olacaksa, bunun yolu barış adımlarını
atmaktan geçer. Tezkerenin uzatılması, çözümü zorlaştırır '' diye konuştu.

Bu konuda tavırlarının net olduğunu belirten Türk, tezkereye 'hayır' oyu
vereceklerini bildirdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a mektup
göndereceğine yönelik açıklamasını fıkra anlatarak eleştiren Türk, ''Savaş için
bir araya geliyorlar, barış için böyle mektup gönderiyorlar'' dedi.