2009-04-22 - 12:30
"CUMHURİYET" ADINI ALAN İLK OKUL...
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Köksal Toptan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile birlikte, 29 Ekim 1923'te, 'Cumhuriyet' adını ilk alan okulu ziyaret etti.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Köksal Toptan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile birlikte, Altındağ Cumhuriyet İlköğretim Okulu'nu ziyaret etti.

Okula gelişinde küçük seğmenler tarafından karşılanan Toptan, Cumhuriyet ilköğretim okulunun TBMM ile manevi bağları olduğunu belirtti.

23 Nisan 1920'de, Ulus'taki binada ilk Meclis'in açıldığını belirten Toptan, öğrencilere ziyaret nedenini şöyle anlattı:

''İlk Meclis açıldığı binanın çatısı yoktu. O çatının kiremitleri bu okuldan götürüldü. Anadolu'nun çeşitli yerlerinden, İstanbul'dan gelen milletvekillerinin kalacak yerleri yoktu. O milletvekilleri, ilk Meclisin milletvekilleri burada kaldılar. Kurtuluş Savaşı'nda yaralananlar, Meclis açılmadan evvel burası hastane olarak kullanıldı, burada tedavi edildiler. Yani bizim Meclisimizin açılışıyla, buranın doğrudan çok bağlantısı var. Sonradan, 29 Ekim 1923'de Cumhuriyet ilan edildiği gün buranın adı değiştirildi ve Cumhuriyet İlkokulu oldu. Bu okul, Türkiye'de birçok yerde olan Cumhuriyet okullarının ilkidir. İlk defa burası, yani sizin okulunuz Cumhuriyet adını almıştır. O bakımdan çok önem taşıyan, bu günde sizinle birlikte olmak istedik.''

Toptan, 23 Nisan 1920'de kurulan Meclisin bir taraftan yasa çıkardığını, aynı zamanda Kurtuluş Savaşı'nı yönettiğini hatırlatarak, ''Burada kalan, burayı yatakhane olarak kullanan milletvekilleri bir gün Ulus'taki o binada milletvekilliği yapıyorlardı, ertesi gün cephede düşmanla savaşıyorlardı. Burası çok şey ifade ediyor. O nedenle çocuklarımızın gençlerimizin 23 Nisan 1920'ye giden yolu, Cumhuriyet'e giden yolu mutlaka çok iyi bilmeleri, hiç unutmamaları gerekiyor'' diye konuştu.

Milli Eğitim Bakanı Çelik de bu haftanın Milli Egemenlik haftası olarak kutlandığını anımsatarak, Cumhuriyetin adını alan bu ilk okulda, öğrencilerle bir
araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Çelik'in ''okulda bir eksikleri bulunup bulunmadığı'' sorusu üzerine öğrenciler eksiklerinin bulunmadığını, eğitim-öğretimden memnun olduklarını dile
getirdiler. Çelik de okulda bir spor salonu bulunmadığını, uygun yer olması halinde spor salonu yaptıracaklarını bildirdi.
KİTAP OKUYUN....

Öğrenciler daha sonra, TBMM Başkanı Toptan'a çeşitli konularda sorular yöneltti. Bir öğrencinin ''Küçükken ilk okuduğunuz kitabı hatırlıyor musunuz?'' sorusuna Toptan, ''Doğrusu hatırlamıyorum ama ben çok kitap okurdum. İlkokuldan başlayarak elime ne geçerse okurdum. Bunu öneririm. Elinize ne geçerse okuyun'' karşılığını verdi.

''İlk mesleğe başladığınız zaman neler hissetmiştiniz?'' sorusuna, ''İlk avukatlık cübbesini giydiğim zaman heyecanlanmıştım'' yanıtını veren Toptan,
''Küçükken ne olmak isterdiniz?'' sorusu üzerine de şunları söyledi:

''İlkokul yıllarından mühendis olmak isterdim. Çünkü bizim mahallemizde, Zonguldak'ın bir mahallesinde kömür madenlerinde çalışan yabancı mühendisler vardı. Araba yoktu o zaman, onlar atlarla gelip giderlerdi. Onlar bize göre daha güzel evlerde otururlardı. Onun için mühendis olmak isterdim, fakat ilköğretim son sınıftan itibaren hep avukat olmak istedim.''

-''ATATÜRK'ÜN MAKAMINDA OTURMAK NASIL BİR DUYGU?''-

''Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'ün makamında oturmak nasıl bir duygu?'' sorusunu Toptan, ''Bir taraftan heyecan verici, bir taraftan da insana her gün, her saat çok büyük sorumlulukları hatırlatan bir makam. Meclisimizin birinci başkanı Atatürk biliyorsunuz'' diye cevapladı.

''Okulunuzda neler yapmayı severdiniz?'' şeklindeki soruya Toptan, ''Ortaokul yıllarında, o zaman Bakanlık Müfettişi olan şair Cahit Külebi, teftiş
için okulumuza gelmişti. Ondan sonra benim şiire çok merakım oldu. Şiir okudum, o zaman yazabildiğim kadar şiirler yazmaya çalıştım. Fakat liseden itibaren sürekli kültür-edebiyat başkanlığı yaptım. O çerçevede her hafta biz, hem okulumuzda hem okul dışında kültürel etkinlikler yapardık'' yanıtını verdi.

''Küçükken Milli Eğitim Bakanı veya TBMM Başkanı olacağınızı hiç düşünmüş müydünüz?'' sorusunu Toptan, şöyle yanıtladı:

''Doğrusunu isterseniz 'düşündüm' diyemem. Hep avukat olmayı hayal ederdim. Ama sonraki yıllarda milletvekili olma hevesi içinde oldum. Siyasetle
ilgilenmeye başladım. Bakanlık, Meclis Başkanlığı çok yüksek makamlar, onları çok fazla düşünmek kolay değil. Büyük yerler için hayal kurmak lazım. O hayalin gerçekleşmesi için de mutlaka çalışmak lazım, mutlaka çok okumak lazım.''

''Bize önerdiğiniz bir meslek var mı?'' diyen bir öğrenciye Toptan, gülerek ''Avukatlık'' karşılığını verdi.

''Elinizde imkanınız olsaydı çocukluğunuza dönmek ister miydiniz?'' sorusu üzerine Toptan, ''Çocukluğun tabii çok güzel yönleri var, ama ben
hayatımın her yaşıyla her yönüyle barışık olmaya çalışmışımdır. Bu yaşımda da hayatımdan şikayetçi değilim. 'Hayal kurun' dedim ama çocukluk yaşına dönme imkanı olmayacağına göre onu hayal etmenin çok fazla anlamı yok'' diye konuştu.

''Yurt dışından gelen çocuklarla da görüştünüz. Onlarla bizim aramızda fark var mı?''sorusu üzerine Toptan, şunları kaydetti:

''Hayır, fark yok. Dünyanın neresinden gelirse gelsin, TRT o işi çok güzel organize etti, Afrika'dan, Amerika'dan, Avrupa'dan, Asya'dan geliyorlar.
Çocukların hepsinde, sizde de olduğu gibi tertemiz bir yürek var, geleceğe umutla bakış var, heyecan var. Bir-iki gün içerisinde o çocukların, Türkiye'deki çocuklarla kaynaşmasından o sonucu zaten çıkarıyorsunuz. Onun için biz de doğrusunu isterseniz, sadece Türkiye'nin geleceği için değil dünyanın geleceği için çok ümitli oluyoruz. Sizin elinizdeki dünya, bana göre daha çok huzur ve barış içinde, daha refah içinde yaşayacaktır.''

''Okul ile ilgili izlenimlerinin'' sorulması üzerine Toptan, ''Okulunuz, bizim için Meclis olarak çok anlamlı bir yer. Eksikliklerinin giderilmesi için yöneticiler çalışıyor, Sayın Bakanımız da bir spor salonu sözü verdi. Eğer yapılabilirse yer bulunduğu taktirde hem sizin hem de çevredeki diğer çocukların ondan yararlanma imkanı olur. Okulu beğendim ama keşke taş bina kalsaydı daha güzel olurdu'' dedi.

''KAVGA ETMEYEN ÇOCUK OLMAZ''

''Çocukluğunuzda hiç kavga ettiniz mi?'' sorusu üzerine Toptan, ''Çocukluğumuzda etmişizdir... Tabii kavga etmeden çocukluk geçer mi? Ama
başkalarına, arkadaşlarıma zarar verecek davranışlardan hep kaçınırdım'' dedi.

Toptan, ''Bilinçli bir tüketici misiniz?'' sorusuna ''Sanıyorum'', ''Sizin gibi olabilmemiz için öğrencilere ne tavsiye edersiniz?'' sorusuna da
''Hayal kurup çok çalışacaksınız'' karşılığını verdi.

''Mesleğinizden memnun musunuz?'' şeklindeki bir soru üzerine de Toptan, ''Benim mesleğim avukatlık, memnunum. Şimdi yaptığım iş benim mesleğim değil'' dedi.

''Küçükken oynadığınız oyunlar nelerdi?'' sorusu üzerine Toptan, şunları söyledi:

''Ben ilkokula Rize'de köyde başladım. İkinci sınıfın başında, babam Zonguldak'taydı, bana bir çanta gönderdi. O çantanın içinden iki defter, o zaman bir tarafı kırmızı bir tarafı mavi kalemler vardı, bir tane ondan, bir de cam bilye çıktı. O bilyeyle, 15 gün bütün okul oynadık. Sonra kaybettik, 15 gün onu aradık bulamadık. O dönemde oyuncak yoktu. Sonra Zonguldak'a geldiğimde yıllar sonra çeşitli oyuncaklarla oynadık ama bana göre benim en iyi oyuncağım kitaptı.

Kitaplarla oyalandım, kitaplarla eğlendim, kitaplarla ders çalıştım. Üniversiteye giderken Hukuk Fakültesi kitapları kalındır, onlardan yorulduğum zaman bir şiir kitabı, bir roman okurdum.''

''Ünlü olmak sizin hayatınızı nasıl etkiliyor'' sorusuna ise TBMM Başkanı Köksal Toptan, şu karşılığı verdi:

''Güzel tarafı vardır, zor tarafları vardır. Çıkıp caddede çok rahat gezemezsiniz. Hemen gelirler bir şey sorarlar, bir şey söylerler, şikayet ederler
veya överler. Bu güzel bir şey ama zorluğu da var. Ben şikayetçi olmam hiç.''

-''KÜÇÜKKEN BESLEDİĞİM HAYVAN YOKTU''-

''Küçükken besleyip de ölen hayvanınız var mıydı?'' sorusu üzerine Toptan, ''Benim yoktu da çocuklarımın vardı, kurbağalar. Aşağı yukarı bir sene
kadar çocuklar baktı, evimizin ayrılmaz bir parçasıydı. Ona bizim çocuklar merasim falan yaptılar'' diye konuştu.

''Çocukluğunuzda örnek aldığınız kişiler var mıydı?'' sorusunu Toptan, ''Sizin yaşlarda öğretmenlerimiz örnek aldığımız kişilerdi. Daha sonraki yıllarda
okudukça, gördükçe insan, her zaman kendine yüzde yüz örnek alma anlamında değil ama bir şeyler alma gayreti içinde oluyor. Çok güzel konuşan birisi gibi konuşmak, çok okuyan birisi gibi çok okumak, spor yapan birisi gibi spor yapmaya çalışmak gibi... Ama ben mutlaka 'şöyle biri olmalıyım' diye kendime örnek aldığım biri yok'' diye yanıtladı.

''Hayatınız boyunca (Keşke yapmasaydım) dediğiniz şeyler oldu mu?'' sorusuna ise Toptan gülerek, ''Olmaz mı, çok'' yanıtını verdi.

Toptan ve Çelik, daha sonra çocuklara kitap ayıraçları hediye etti.