2011-12-01 - 16:31
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, MHP'nin Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Simav depreminin ardından 928 kalıcı konutun vatandaşlara teslim edildiğini belirterek, ''Hükümetimiz Simav'da büyük bir başarı göstermiştir'' dedi.
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.
3 Aralık Dünya Özürlüler Günü dolayısıyla gündemdışı söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Gürsoy Erol, 2005'de Özürlüler Kanunu'nun çıkarıldığını ve Türkiye'de bir ilkin gerçekleştirildiğini ifade etti. Yasayla getirilen yenilikleri ve yapılan çalışmaları anlatan Erol, CHP'ye bu yasaya verdiği destekten dolayı teşekkür etti.
Erol, ''Engellilerin sosyal hayata daha çok katılmaları için el birliğiyle çalışılmalıdır'' dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Şafak Pavey, Türkiye'nin, engelli haklarıyla ilgili imzaladığı uluslararası anlaşmalara uymadığını savundu.
Tanınan hakların da uygulamada hayata geçemediğini ileri süren Pavey, engellilerin ve ailelerinin durumunun ''trajik'' olduğunu söyledi.
Devletin, kamuda engelli çalıştırılmasıyla ilgili kendi koyduğu kotaya da uymadığını savunan Pavey, ''Haklar kaşıkla dağıtılıp kepçeyle geri alınıyor'' dedi.
Pavey, engelli sorunlarının için Meclis araştırma komisyonu ile İnsan Hakları Komisyonu'nda engelli hakları için alt komisyon kurulması önerdi.
Pavey, ''İnsanın bütçeden daha değerli olduğunu Maliyeye hatırlatalım ve hep beraber gerekli düzenlemeleri yapalım'' diye konuştu.
Erol ve Pavey'in konuşması Genel Kurulda işaret diline çevrildi.
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan da engellilerle ilgili araştırma komisyonu kurulmasının yararlı olacağını düşündüklerini söyledi.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, Simav depremiyle ilgili bilgi verdi ve bazı eksikliklerin yaşandığını ifade etti.
Işık'ın konuşmasına yanıt veren Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Simav depremin ardından arama ve kurtarma ekiplerinin kısa sürede deprem bölgesine ulaştığını dile getirdi.
Çadırların hızla geldiğini, sabaha seyyar mutfağın dahi kurulduğunu anlatan Eroğlu, ''Zor şartlara rağmen çadırlar kuruldu ve sağlıkla ilgili problemler halledildi'' dedi.
Depremin 19 Mayıs'ta meydana geldiğini anımsatan Eroğlu, ''928 kalıcı konut vatandaşlara teslim edildi. Dile kolay. Bu, takdir edilecek bir husustur. Hükümetimiz Simav'da büyük bir başarı göstermiştir'' diye konuştu.
Eroğlu, hiç bir dönemde Simav'a bu kadar destek verilmediğini belirterek, 250 milyon TL'lik yatırım yapıldığını bildirdi.
Eroğlu, Işık'a yönelik, ''Siz tesadüfen orada doğmuş olabilirsiniz ama ben Simav'lılardan kapı gibi hemşehrilik beratı aldım ve bu gururu ilelebet taşıyacağım'' dedi.
Sataşma olduğu gerekçesiyle yeniden söz alan Alim Işık, Bakan Eroğlu'nun Simav'a geldiğinde kendisine geçmiş olsun dilediğinde bulunmadığını söyledi. Işık, ''Van'da gösterilen ilginin binde biri bile Simav'a gösterilmemiştir, Simav unutulmuştur. Bu ayrımcılık bizleri yaralamıştır, Simavlı'nın suçu, vatanperver olmak olmamalıdır'' dedi.
Işık, ''Siz tesadüfen orada doğmuş olabilirsiniz'' sözlerini Eroğlu'na yakıştıramadığını kaydetti.
Bakan Eroğlu da deprem telaşıyla, yıldırım hızıyla, gece yarısı bölgeye geldiğini ifade ederek, ''Sadece Işık'a değil, diğer vekillere bile deyip demediğimi hatırlamıyorum'' dedi.
AK Parti Adana Milletvekili Ali Küçükaydın, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun faili meçhul cinayetlerle ilgili alt komisyon kurup, zamanla sınırlı olmadan çalışabileceğini söyledi.
BDP, Danışma Kurulu toplanamadığı için 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, eski bakan Adnan Kahveci, eski Jandarma Genelkomutanı Orgeneral Eşref Bitlis'in ölümlerinin araştırılması için verdiği önergenin bugün görüşülmesini, TBMM Genel Kuruluna grup önerisi olarak getirdi.
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, öneri lehinde yaptığı konuşmada, Özal, Kahveci ve Bitlis'in, ''Kürt sorununun barışçıl bir şekilde nasıl çözüleceği konusunda raporlar hazırlayıp, konuştuğunu'' söyledi. Sakık, bu üç ismin aynı yıl öldüğüne işaret ederek, bunların tesadüf olmadığını ileri sürdü.
Sakık, ''Özal ile birlikte görev yapan kişiler, vicdan sahibiyseniz kulak verin, birlikteydiniz ne olup bittiğini iyi biliyorsunuz. Bize de çok önemli şeyler söyledi. Şam'a gittiğimizde Özal, bize 'zor bir süreçtir siz de ben de gidebilirim, bu ülkenin selameti için hepimizin bedel ödemesi gerekir' dedi'' diye konuştu.
Öneri lehinde söz alan CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, Türkiye'de siyasi düşüncelerinden dolayı Sebahattin Ali'den Hrant Dink'e kadar bir çok cinayet işlendiğini söyledi.
Demokratik hukuk devletinde, ''faili meçhul cinayet'' diye bir cinayet olmadığını ifade eden Öztürk, ''Faili meçhul bırakılan cinayet vardır. Olağanüstü rejimlerde bu olayların üzerine gidilmemiş olabilir dün gidilmemiş olması, bugün gitmemize engel değildir'' dedi.
Öztürk, siyasi cinayetlerde yakınlarını kaybedenlerin, Toplumsal Bellek Platformu oluşturduğunu anımsatarak, platformun TBMM'den tek talebinin, konunun araştırılması olduğunu söyledi.
MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz da spekülasyonun, gizem ve esrarın, ciddi olarak araştırılması, üzerine gidilmesi gereken konuların sulandırılmasına neden olduğunu ifade etti.
Korkmaz, Hükümete, ''Polis, emniyet elinizde, Jandarma, MİT'in sorumluluğu sizde, İçişleri ve Adalet bakanları görevlerinin başında, Hükümet sizsiniz. Bir takım vahim iddialar var, çıkarın ortaya mahkemelerin önüne koyun, elinizi tutan, size engel olan mı var'' diye seslendi.
Türkiye'de 17 bin faili meçhul cinayet olduğunun ortaya konulup etrafından kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığını belirten Korkmaz, geçen yıl yapılan bir çalışmaya göre, 17 bin sayısının büyük bir yalan olduğunun görüldüğünü söyledi. Korkmaz, Türkiye'de 1984-2004 arasında herhangi bir örgüt ile bağlantılı olmayan faili meçhul cinayet sayısının 568 olduğunu, 272 vatandaşın da ''karakolda kaybolduğunu'' ifade etti.
AK Parti Adana Milletvekili Ali Küçükaydın ise Özal, Kahveci ve Bitlis'in ölümlerinin aynı döneme denk geldiğini anımsatarak, bu üç ismin ülkede şeffaflıktan, aydınlıktan yana bir karakter izlediğini söyledi.
Küçükaydın, ''Faili meçhul diyoruz, meçhul olan; bilinmeyen, görünmeyen, ortaya çıkarılmayan demektir. Bir meçhulle bir başka meçhulü suçlarken bu yanlış olur. Bir arkadaş farklı, diğeri farklı sayı söyledi. Faili meçhulleri o günün şartlarında tahlil edilmiyor, o günün olaylarını bugüne getirip, bugünün mantığıyla değerlendirirseniz çok yanlış bir şey yapmış oluruz'' diye konuştu.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun bu konuyla ilgili alt komisyon kurarak, zamanla sınırlı olmadan çalışmasını öneren Küçükaydın, her şeyi açık şekilde ortaya konulmasının önünde bir engelin olmadığını belirtti.
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan sataşma dolayısıyla söz istedi ancak TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, tutanaklara baktıktan sonra karar vereceğini ifade ederek, söz vermedi.
Kaplan'ın itirazlarını sürdürmesi üzerine, Yakut, Kaplan'ı ''konuşurken elinizi indirin'' diye uyardı.
Açılan usul tartışmasında Kaplan, Yakut'un Genel Kurulu tarafsız yönetmediği iddiasında bulundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın da Meclisin İçtüzük kurallarına göre yönetildiğini, Başkanlık Divanının da buna göre hareket ettiğini söyledi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda, MHP'nin, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkında verdiği Gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmamasıyla ilgili görüşmelere başlandı.
Görüşmelerde ilk sözü önerge sahibi MHP Mersin Milletvekili ve Grup Başkanvekili Mehmet Şandır aldı.
Gensoru önergesinin gerekçesinde, Van'da meydana gelen deprem sonrasında yaşanan sorunlardan Atalay'ın siyasal sorumluluğunun açık olduğu ifade edilerek, ''Depremde koordinatörlük görevini üstlenen Atalay'dan siyasi hesap sorulmalıdır. Deprem felaketinin başından beri yanlış teşhisler, isabetsiz yorumlar, enkaz üzerinde yapılan siyasi gösteriler, kafa karışıklıkları, siyasal propaganda arayışları, koordinasyonsuzluk depremin faturasını ağırlaştırmıştır'' deniliyor.
TBMM Genel Kurulunda, MHP'nin Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkında verdiği gensoru önergesinin görüşmeleri sürüyor.
Gensoru görüşmelerinde önerge sahibi olarak söz alan Şandır, Atalay'ın Genel Kurulda olmamasını eleştirdi.
Van'da meydana gelen ikinci depremde 40 kişinin hayatını kaybettiğini ve bu 40 kişinin ölümünün ''siyasi sorumlusunun Beşir Atalay olduğunu'' savunan Şandır, ''Bu suçlamaya cevap vermesi lazım'' dedi.
Hasarlı binalar doğru tespit ve iyi koordine edilemediği için 40 insanın hayatını kaybettiğini ifade eden Şandır, ''Başbakan 'idari ve cezai sorumlular kim olursa olsun soruşturulacaktır, yargı süreci başlayacaktır' dedi. Gerçekten yargı süreci başlamıştır. Peki bu sonucun siyasi sorumlusu kim-'' diye sordu.
''Yıkım koordinatörü bir bakanla karşı karşıyayız'' diyen Şandır, ''Bunun siyasi sorumlusu hükümettir. Buna ihmal denmez bu cinayettir'' ifadesini kullandı.
Şandır, Atalay'ın milletten özür dileyip istifa etmesi gerektiğini savundu.
Atalay, Şandır'ın konuşması sırasında Genel Kuruldaki yerini aldı.
BDP Grubu adına söz alan Hasip Kaplan, Van depremiyle sosyal devletin, eşitliğin, adaletin olmadığının ortaya çıktığını ileri sürdü.
Başbakan'ın ''Vanlılara Ağustos'a kadar bekleyin'' dediğini belirten Kaplan, ''Karda kışta ne olacak-'' dedi.
''Van'ın afet bölgesi ilan edilmesi için daha ne kadar mağduriyet yaşanmasını bekliyorsunuz-'' diye soran Kaplan, Van için toplanan yardım miktarını hala bilmediklerini söyledi.
Başbakan'ın ''afet bölgesi ilan etsek bu para PKK'ya gider'' dediğini ifade eden Kaplan, ''Bu yardımın kuruşuna dokunan insan değildir'' diye konuştu.
Yardımların yerini bulmamasının artık dünya basınında alay konusu olduğunu savunan Kaplan, ''Hükümetler beceriksiz olabilir ama devlet bu enkazın altında kalmıştır'' iddiasında bulundu.
İlk 24 saatte geç kalınması halinde insanların öleceğini söyleyen Kaplan, Başbakan ve bazı bakanların yaptığı açıklamaları eleştirdi.
Gensorunun ''açılım saikiyle verildiğini düşündüklerini'' belirten Kaplan, bunun için red oyu vereceklerini söyledi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Van'daki depremde enkazın altında sadece vatandaşın değil, koordinasyon görevini yürüten Başbakan Yardımcısı'nın da kaldığını savunarak, ''Beşir Atalay'ın koordinatör olarak belirlenmesi ülkemiz ve Van için talihsizlik olmuştur. Bu gensoru reddedilirse Sayın Beşir Atalay'a düşen görev istifa etmektir'' dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, MHP'nin, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkında verdiği gensoru önergesinin TBMM Genel Kurulundaki görüşmelerinde, partisi adına söz aldı.
Büyük depremlerde hızlı bilgilendirmenin, halk ve idareciler için önemine işaret eden Eyidoğan, Van depreminde bir süre, doğru bilgi verilemediğini söyledi. Eyidoğan, en kısa zamanda, en doğru bilgilendirmenin ne kadar önemli olduğunun 17 Ağustos depreminde ortaya çıktığını kaydetti.
Depreme ilişkin veri ve değerlendirmelerin ABD'nin açıklamasından sonra değiştirildiğini ifade eden Eyidoğan, depremin gerçek büyüklüğünün 2,5 saat sonra öğrenildiğini söyledi. Eyidoğan, Japonya'da, 11 Mart'ta depremin büyüklüğünün 8.8 olarak ölçüldüğünü, hemen sora 9 diye düzeltildiğini, 3 dakika sonra tsunami uyarısı verildiğini, 16 dakika sonra ise bölgeye sevkiyat yapıldığını anlattı.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının para, insan kaynağı, cihaz bulunduğunu ifade eden Eyidoğan, ''AFAD yasasında, afet uzmanlığı kadrosu var ama diplomalı kaç kişi var- Bunlar nerede-'' diye sordu.
Eyidoğan, tüm sorumluluğun, daha önce olduğu gibi müteahhitlere yıkıldığını dile getirerek, ''Bu ülkede parası olan herkes müteahhitlik yapıyorsa sistemi sorgulamak gerekir. Proje sorumlusu, fen işleri sorumlusu, imar müdürü, sözüm ona denetim şirketi, onay veren belediyeleri sorgulayın'' dedi.
Deprem bölgesinin, afet bölgesi ilan edilip edilmemesi tartışmalarına işaret eden Eyidoğan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Afet bölgesi ilan edemeyiz'' dediğini söyledi. Eyidoğan, ''Buradaki büyük felaket ise neden afet bölgesi ilan etmiyorsunuz, deprem kaç büyüklüğünde olursa, kaç kişi ölürse afet bölgesi ilan edeceksiniz-'' diye sordu.
Eyidoğan, ''Başbakan, afet bölgesi ilan etsin etmesin Van çevresi afet bölgesi. Başbakan, ilk 24 saat hata yaptıklarını söylüyor. Siz, ilk 9 yıl hata yaptınız'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Türk milletinin, Van depreminin acılarını paylaşmada dosdoğru, dimdik ayakta durduğunu söyledi.
Arama kurtarma ekiplerine, sivil toplum örgütlerine, güvenlik görevlilerine, kamu çalışanlarına teşekkür eden Vural, gensorunun amacının deprem konusunda farkındalığı oluşturmak olduğunu dile getirdi.
Vural, depreme duyarlı olmayan bir ülkeyken, depreme dayanıklı konutlar, zorunlu deprem sigortası, yapı denetimi gibi alanlarda adımlar atıldığını ifade etti.
Hükümetin afetle ilgili üç genel müdürlüğü birleştirdiğini, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı kurduğunu anımsatan Vural, merkez ve yerel yönetim arasında bütüncül afet yönetiminin sağlanamadığını savundu.
Vural, önce Van'daki depremin şiddetinin dahil tespit edilemediğini, depremin şiddetinin, Hükümet'in zamları gibi güncellendiğini, Türkiye'nin, gerçeği ancak ABD'den öğrendiğini ileri sürdü. Vural, 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinde depremin şiddetinin bilindiğini ifade ederek, ''Aradan 12 yıl geçti, teknolojik ilerlemeler de dikkate alınırsa, şiddetin büyüklüğünü bile tespit edemiyorsanız bunun sorumluluğundan nasıl kaçacaksınız- Hükümet, Van'da feryat yükseldiğinde ancak durumun vahametini idrak etmiş, kıymetli olan zaman kaybedilmiştir'' diye konuştu.
Oktay Vural, İstanbul, Marmara'da olası bir depreme hazırlık için hiçbir adımın atılmadığını ileri sürdü.
Suriye'den gelenler için ''Bir günde çadır kent kurduk, katalitik soba verdik'' diyenlerin, Van depreminde vatandaşları unuttuğunu savunan Vural, sözlerini şöyle tamamladı:
''Enkazın altında kalan sadece vatandaş değildir, koordinasyon görevini yürüten Başbakan Yardımcısı'dır. Beşir Atalay'ın koordinatör olarak belirlenmesi ülkemiz ve Van için talihsizlik olmuştur. Sorumluluğun gereğini yapamamıştır. Sayın Bakan, 9 yıldır iktidarda olduklarını unutup doğal afetlere hazırlığı muhalefetin sorumluluğuna atmıştır. Sayın Atalay'a milletin ve Meclisin güveni kalmamıştır. TBMM olarak Sayın Bakan'a güvenmediğimizi ifade etmeliyiz. BDP ve AKP'nin oylarıyla bu gensoru reddedilirse Sayın Bakan'a düşen görev istifa etmektir.''
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Van depremiyle ilgili şu ana kadar 228 milyon 300 lira nakdi yardım toplandığını belirterek, acil yardım ödenekleri dahil olmak üzere bölgeye gönderilen insani yardım malzemelerinin toplam tutarının 390 milyon lira olduğunu bildirdi.
Atalay, hakkında verilen Gensoru önergesinin görüşmelerinde, Hükümet adına yaptığı konuşmada, deprem sonrasında en hızlı çalışmanın, arama kurtarma ekiplerinin bölgeye sevkiyle ilgili gerçekleştirildiğini söyledi. Afette ve depremde en öncelikli konunun ''daha fazla can kurtarabilmek'' olduğunu dile getiren Atalay, ''Bizim önceliğimiz de bu olmuştur'' diye konuştu.
Depremin ardından Başbakanlık Merkez Binada koordinasyon toplantısı yapıldığını, iş bölümünün tespit edildiğini ve ulusal düzeyde koordinasyonun gerçekleştiğini kaydeden Atalay, aynı zamanda Van'da da kurulu olan Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi'nin hemen çalışmaya başladığını ifade etti.
Depremin hemen ardından devlet, sivil toplum örgütleri ve vatandaşların tüm imkanlarıyla seferber olduğunu belirten Atalay, böylesine yıkıcı ve çok geniş bölgeyi etkileyen deprem sonrasında yürütülen başarılı bir koordinasyonla, deprem üzerinden daha bir kaç saat geçmeden yeteri sayıda ekip ve ekipmanın bölgeye intikal ettirildiğini bildirdi.
Aynı günün akşamında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Van'a geldiğini anımsatan Atalay, ilk bir kaç saat içinde 500'den fazla arama kurtarma, sağlık ve Kızılay personelinin araç ve ekipmanlarıyla birlikte bölgeye ulaştırıldığını ve çalışmalara başlandığını söyledi. Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Meydana gelen iki deprem sonrası AFAD tarafından 11 ilde bulunan sivil savunma, arama kurtarma ekip müdürlükleriyle, 48 il ve 39 kurumdan arama kurtarma, sağlık ve ilk yardım personeli, ekipmanları ve insani yardım malzemeleri, 77 THY, 76 askeri ve 20 özel kargo uçağıyla bölgeye sevk edilmiştir.
Bu iki depremde bölgeye toplam 72 bin 597 çadır (28 bin 147'si yurt dışından) 5 bin 267 arama kurtarma personeli, 2 bin 976 sağlık personeli, 34 arama köpeği, 732 iş makinesi ve araç, 18 hava ambulansı olmak üzere 201 ambulans, 6 tanesi faal olmak üzere 11 seyyar hastane, 146 jeneratör, 79 projektör, 151 tuvalet duş konteyneri, 480 genel maksat çadırı, 260 prefabrike ev, 4 bin 295 yaşam konteyneri, 3 bin 794 Mevlana evi, 335 bin 519 battaniye, 37 seyyar mutfak, 27 bin 288 katalitik soba-ısıtıcı, 6 bin 192 uyku tulumu ve gerekli insani yardım gönderilmiştir.''
Şu ana kadar 70 bin ton kömürün Van, Erciş ve köylerinde dağıtıldığını bildiren Atalay, 600 tır ve kamyonla insani yardım malzemesinin vatandaşlar tarafından gönderildiğini, 117 bin adet gıda paketinin dağıtıldığını ifade etti.
Bir bütün olarak devlet, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların bir afet anında yapılması gereken tüm eylemleri etkin bir koordinasyon, işbirliği ve dayanışma ruhuyla yerine getirdiğini ifade eden Atalay, ''Sahada görev yapan tüm kurum ve kuruluşlar, her kesimden insanlarımız, sadece resmi görev anlayışıyla değil toplumumuzun dayanışma ve yardımlaşma geleneğinin motivasyon ve ruhuyla üstün bir gayret göstermiştir'' dedi.
Milletin de büyük bir dayanışma örneği gösterdiğini belirten Atalay, ''Van depreminde büyük bir toplumsal bütünlük ve birlik sergilenmiştir'' diye konuştu.
Türkiye'nin gösterdiği performans ve başarının uluslararası camiada tarafından da övgüyle karşılandığını dile getiren Atalay, ''Van depremlerinden sonra afetler tarihinde kaydedilen en büyük operasyonlardan biri olduğu vurgulanmıştır'' dedi.
Atalay, pek çok ülkeden yardım geldiğini, bunlar için teşekkür ettiklerini ifade etti.
Acil yardım ödenekleri olarak Başbakanlıktan şu ana kadar Van'a 52 milyon TL gönderildiğini kaydeden Atalay, ''Yardım kampanyalarında Başbakanlık hesaplarında şu ana kadar 147 milyon 400 bin TL, Diyanet İşleri Başkanlığı yardım hesaplarında 37 milyon TL, Kızılay yardım hesaplarında 43 milyon 900 bin TL olmak üzere toplam 228 milyon 300 TL nakdi yardım toplamıştır'' dedi.
Atalay, bugüne kadar acil yardım ödenekleri dahil olmak üzere bölgeye gönderilen insani yardım malzemelerinin toplam tutarının 390 milyon TL olduğunu bildirdi.
TBMM Genel Kurulunda, MHP'nin Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
Genel Kurulda, MHP'nin Van depreminde koordinasyondan sorumlu Bakan Beşir Atalay hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmamasının görüşmeleri yapıldı.
Görüşmelerin ardından yapılan oylama sonucu, Beşir Atalay hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
**** HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
(19.11)
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.
3 Aralık Dünya Özürlüler Günü dolayısıyla gündemdışı söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Gürsoy Erol, 2005'de Özürlüler Kanunu'nun çıkarıldığını ve Türkiye'de bir ilkin gerçekleştirildiğini ifade etti. Yasayla getirilen yenilikleri ve yapılan çalışmaları anlatan Erol, CHP'ye bu yasaya verdiği destekten dolayı teşekkür etti.
Erol, ''Engellilerin sosyal hayata daha çok katılmaları için el birliğiyle çalışılmalıdır'' dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Şafak Pavey, Türkiye'nin, engelli haklarıyla ilgili imzaladığı uluslararası anlaşmalara uymadığını savundu.
Tanınan hakların da uygulamada hayata geçemediğini ileri süren Pavey, engellilerin ve ailelerinin durumunun ''trajik'' olduğunu söyledi.
Devletin, kamuda engelli çalıştırılmasıyla ilgili kendi koyduğu kotaya da uymadığını savunan Pavey, ''Haklar kaşıkla dağıtılıp kepçeyle geri alınıyor'' dedi.
Pavey, engelli sorunlarının için Meclis araştırma komisyonu ile İnsan Hakları Komisyonu'nda engelli hakları için alt komisyon kurulması önerdi.
Pavey, ''İnsanın bütçeden daha değerli olduğunu Maliyeye hatırlatalım ve hep beraber gerekli düzenlemeleri yapalım'' diye konuştu.
Erol ve Pavey'in konuşması Genel Kurulda işaret diline çevrildi.
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan da engellilerle ilgili araştırma komisyonu kurulmasının yararlı olacağını düşündüklerini söyledi.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, Simav depremiyle ilgili bilgi verdi ve bazı eksikliklerin yaşandığını ifade etti.
Işık'ın konuşmasına yanıt veren Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Simav depremin ardından arama ve kurtarma ekiplerinin kısa sürede deprem bölgesine ulaştığını dile getirdi.
Çadırların hızla geldiğini, sabaha seyyar mutfağın dahi kurulduğunu anlatan Eroğlu, ''Zor şartlara rağmen çadırlar kuruldu ve sağlıkla ilgili problemler halledildi'' dedi.
Depremin 19 Mayıs'ta meydana geldiğini anımsatan Eroğlu, ''928 kalıcı konut vatandaşlara teslim edildi. Dile kolay. Bu, takdir edilecek bir husustur. Hükümetimiz Simav'da büyük bir başarı göstermiştir'' diye konuştu.
Eroğlu, hiç bir dönemde Simav'a bu kadar destek verilmediğini belirterek, 250 milyon TL'lik yatırım yapıldığını bildirdi.
Eroğlu, Işık'a yönelik, ''Siz tesadüfen orada doğmuş olabilirsiniz ama ben Simav'lılardan kapı gibi hemşehrilik beratı aldım ve bu gururu ilelebet taşıyacağım'' dedi.
Sataşma olduğu gerekçesiyle yeniden söz alan Alim Işık, Bakan Eroğlu'nun Simav'a geldiğinde kendisine geçmiş olsun dilediğinde bulunmadığını söyledi. Işık, ''Van'da gösterilen ilginin binde biri bile Simav'a gösterilmemiştir, Simav unutulmuştur. Bu ayrımcılık bizleri yaralamıştır, Simavlı'nın suçu, vatanperver olmak olmamalıdır'' dedi.
Işık, ''Siz tesadüfen orada doğmuş olabilirsiniz'' sözlerini Eroğlu'na yakıştıramadığını kaydetti.
Bakan Eroğlu da deprem telaşıyla, yıldırım hızıyla, gece yarısı bölgeye geldiğini ifade ederek, ''Sadece Işık'a değil, diğer vekillere bile deyip demediğimi hatırlamıyorum'' dedi.
AK Parti Adana Milletvekili Ali Küçükaydın, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun faili meçhul cinayetlerle ilgili alt komisyon kurup, zamanla sınırlı olmadan çalışabileceğini söyledi.
BDP, Danışma Kurulu toplanamadığı için 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, eski bakan Adnan Kahveci, eski Jandarma Genelkomutanı Orgeneral Eşref Bitlis'in ölümlerinin araştırılması için verdiği önergenin bugün görüşülmesini, TBMM Genel Kuruluna grup önerisi olarak getirdi.
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, öneri lehinde yaptığı konuşmada, Özal, Kahveci ve Bitlis'in, ''Kürt sorununun barışçıl bir şekilde nasıl çözüleceği konusunda raporlar hazırlayıp, konuştuğunu'' söyledi. Sakık, bu üç ismin aynı yıl öldüğüne işaret ederek, bunların tesadüf olmadığını ileri sürdü.
Sakık, ''Özal ile birlikte görev yapan kişiler, vicdan sahibiyseniz kulak verin, birlikteydiniz ne olup bittiğini iyi biliyorsunuz. Bize de çok önemli şeyler söyledi. Şam'a gittiğimizde Özal, bize 'zor bir süreçtir siz de ben de gidebilirim, bu ülkenin selameti için hepimizin bedel ödemesi gerekir' dedi'' diye konuştu.
Öneri lehinde söz alan CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, Türkiye'de siyasi düşüncelerinden dolayı Sebahattin Ali'den Hrant Dink'e kadar bir çok cinayet işlendiğini söyledi.
Demokratik hukuk devletinde, ''faili meçhul cinayet'' diye bir cinayet olmadığını ifade eden Öztürk, ''Faili meçhul bırakılan cinayet vardır. Olağanüstü rejimlerde bu olayların üzerine gidilmemiş olabilir dün gidilmemiş olması, bugün gitmemize engel değildir'' dedi.
Öztürk, siyasi cinayetlerde yakınlarını kaybedenlerin, Toplumsal Bellek Platformu oluşturduğunu anımsatarak, platformun TBMM'den tek talebinin, konunun araştırılması olduğunu söyledi.
MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz da spekülasyonun, gizem ve esrarın, ciddi olarak araştırılması, üzerine gidilmesi gereken konuların sulandırılmasına neden olduğunu ifade etti.
Korkmaz, Hükümete, ''Polis, emniyet elinizde, Jandarma, MİT'in sorumluluğu sizde, İçişleri ve Adalet bakanları görevlerinin başında, Hükümet sizsiniz. Bir takım vahim iddialar var, çıkarın ortaya mahkemelerin önüne koyun, elinizi tutan, size engel olan mı var'' diye seslendi.
Türkiye'de 17 bin faili meçhul cinayet olduğunun ortaya konulup etrafından kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığını belirten Korkmaz, geçen yıl yapılan bir çalışmaya göre, 17 bin sayısının büyük bir yalan olduğunun görüldüğünü söyledi. Korkmaz, Türkiye'de 1984-2004 arasında herhangi bir örgüt ile bağlantılı olmayan faili meçhul cinayet sayısının 568 olduğunu, 272 vatandaşın da ''karakolda kaybolduğunu'' ifade etti.
AK Parti Adana Milletvekili Ali Küçükaydın ise Özal, Kahveci ve Bitlis'in ölümlerinin aynı döneme denk geldiğini anımsatarak, bu üç ismin ülkede şeffaflıktan, aydınlıktan yana bir karakter izlediğini söyledi.
Küçükaydın, ''Faili meçhul diyoruz, meçhul olan; bilinmeyen, görünmeyen, ortaya çıkarılmayan demektir. Bir meçhulle bir başka meçhulü suçlarken bu yanlış olur. Bir arkadaş farklı, diğeri farklı sayı söyledi. Faili meçhulleri o günün şartlarında tahlil edilmiyor, o günün olaylarını bugüne getirip, bugünün mantığıyla değerlendirirseniz çok yanlış bir şey yapmış oluruz'' diye konuştu.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun bu konuyla ilgili alt komisyon kurarak, zamanla sınırlı olmadan çalışmasını öneren Küçükaydın, her şeyi açık şekilde ortaya konulmasının önünde bir engelin olmadığını belirtti.
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan sataşma dolayısıyla söz istedi ancak TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, tutanaklara baktıktan sonra karar vereceğini ifade ederek, söz vermedi.
Kaplan'ın itirazlarını sürdürmesi üzerine, Yakut, Kaplan'ı ''konuşurken elinizi indirin'' diye uyardı.
Açılan usul tartışmasında Kaplan, Yakut'un Genel Kurulu tarafsız yönetmediği iddiasında bulundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın da Meclisin İçtüzük kurallarına göre yönetildiğini, Başkanlık Divanının da buna göre hareket ettiğini söyledi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda, MHP'nin, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkında verdiği Gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmamasıyla ilgili görüşmelere başlandı.
Görüşmelerde ilk sözü önerge sahibi MHP Mersin Milletvekili ve Grup Başkanvekili Mehmet Şandır aldı.
Gensoru önergesinin gerekçesinde, Van'da meydana gelen deprem sonrasında yaşanan sorunlardan Atalay'ın siyasal sorumluluğunun açık olduğu ifade edilerek, ''Depremde koordinatörlük görevini üstlenen Atalay'dan siyasi hesap sorulmalıdır. Deprem felaketinin başından beri yanlış teşhisler, isabetsiz yorumlar, enkaz üzerinde yapılan siyasi gösteriler, kafa karışıklıkları, siyasal propaganda arayışları, koordinasyonsuzluk depremin faturasını ağırlaştırmıştır'' deniliyor.
TBMM Genel Kurulunda, MHP'nin Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkında verdiği gensoru önergesinin görüşmeleri sürüyor.
Gensoru görüşmelerinde önerge sahibi olarak söz alan Şandır, Atalay'ın Genel Kurulda olmamasını eleştirdi.
Van'da meydana gelen ikinci depremde 40 kişinin hayatını kaybettiğini ve bu 40 kişinin ölümünün ''siyasi sorumlusunun Beşir Atalay olduğunu'' savunan Şandır, ''Bu suçlamaya cevap vermesi lazım'' dedi.
Hasarlı binalar doğru tespit ve iyi koordine edilemediği için 40 insanın hayatını kaybettiğini ifade eden Şandır, ''Başbakan 'idari ve cezai sorumlular kim olursa olsun soruşturulacaktır, yargı süreci başlayacaktır' dedi. Gerçekten yargı süreci başlamıştır. Peki bu sonucun siyasi sorumlusu kim-'' diye sordu.
''Yıkım koordinatörü bir bakanla karşı karşıyayız'' diyen Şandır, ''Bunun siyasi sorumlusu hükümettir. Buna ihmal denmez bu cinayettir'' ifadesini kullandı.
Şandır, Atalay'ın milletten özür dileyip istifa etmesi gerektiğini savundu.
Atalay, Şandır'ın konuşması sırasında Genel Kuruldaki yerini aldı.
BDP Grubu adına söz alan Hasip Kaplan, Van depremiyle sosyal devletin, eşitliğin, adaletin olmadığının ortaya çıktığını ileri sürdü.
Başbakan'ın ''Vanlılara Ağustos'a kadar bekleyin'' dediğini belirten Kaplan, ''Karda kışta ne olacak-'' dedi.
''Van'ın afet bölgesi ilan edilmesi için daha ne kadar mağduriyet yaşanmasını bekliyorsunuz-'' diye soran Kaplan, Van için toplanan yardım miktarını hala bilmediklerini söyledi.
Başbakan'ın ''afet bölgesi ilan etsek bu para PKK'ya gider'' dediğini ifade eden Kaplan, ''Bu yardımın kuruşuna dokunan insan değildir'' diye konuştu.
Yardımların yerini bulmamasının artık dünya basınında alay konusu olduğunu savunan Kaplan, ''Hükümetler beceriksiz olabilir ama devlet bu enkazın altında kalmıştır'' iddiasında bulundu.
İlk 24 saatte geç kalınması halinde insanların öleceğini söyleyen Kaplan, Başbakan ve bazı bakanların yaptığı açıklamaları eleştirdi.
Gensorunun ''açılım saikiyle verildiğini düşündüklerini'' belirten Kaplan, bunun için red oyu vereceklerini söyledi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Van'daki depremde enkazın altında sadece vatandaşın değil, koordinasyon görevini yürüten Başbakan Yardımcısı'nın da kaldığını savunarak, ''Beşir Atalay'ın koordinatör olarak belirlenmesi ülkemiz ve Van için talihsizlik olmuştur. Bu gensoru reddedilirse Sayın Beşir Atalay'a düşen görev istifa etmektir'' dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, MHP'nin, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkında verdiği gensoru önergesinin TBMM Genel Kurulundaki görüşmelerinde, partisi adına söz aldı.
Büyük depremlerde hızlı bilgilendirmenin, halk ve idareciler için önemine işaret eden Eyidoğan, Van depreminde bir süre, doğru bilgi verilemediğini söyledi. Eyidoğan, en kısa zamanda, en doğru bilgilendirmenin ne kadar önemli olduğunun 17 Ağustos depreminde ortaya çıktığını kaydetti.
Depreme ilişkin veri ve değerlendirmelerin ABD'nin açıklamasından sonra değiştirildiğini ifade eden Eyidoğan, depremin gerçek büyüklüğünün 2,5 saat sonra öğrenildiğini söyledi. Eyidoğan, Japonya'da, 11 Mart'ta depremin büyüklüğünün 8.8 olarak ölçüldüğünü, hemen sora 9 diye düzeltildiğini, 3 dakika sonra tsunami uyarısı verildiğini, 16 dakika sonra ise bölgeye sevkiyat yapıldığını anlattı.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının para, insan kaynağı, cihaz bulunduğunu ifade eden Eyidoğan, ''AFAD yasasında, afet uzmanlığı kadrosu var ama diplomalı kaç kişi var- Bunlar nerede-'' diye sordu.
Eyidoğan, tüm sorumluluğun, daha önce olduğu gibi müteahhitlere yıkıldığını dile getirerek, ''Bu ülkede parası olan herkes müteahhitlik yapıyorsa sistemi sorgulamak gerekir. Proje sorumlusu, fen işleri sorumlusu, imar müdürü, sözüm ona denetim şirketi, onay veren belediyeleri sorgulayın'' dedi.
Deprem bölgesinin, afet bölgesi ilan edilip edilmemesi tartışmalarına işaret eden Eyidoğan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Afet bölgesi ilan edemeyiz'' dediğini söyledi. Eyidoğan, ''Buradaki büyük felaket ise neden afet bölgesi ilan etmiyorsunuz, deprem kaç büyüklüğünde olursa, kaç kişi ölürse afet bölgesi ilan edeceksiniz-'' diye sordu.
Eyidoğan, ''Başbakan, afet bölgesi ilan etsin etmesin Van çevresi afet bölgesi. Başbakan, ilk 24 saat hata yaptıklarını söylüyor. Siz, ilk 9 yıl hata yaptınız'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Türk milletinin, Van depreminin acılarını paylaşmada dosdoğru, dimdik ayakta durduğunu söyledi.
Arama kurtarma ekiplerine, sivil toplum örgütlerine, güvenlik görevlilerine, kamu çalışanlarına teşekkür eden Vural, gensorunun amacının deprem konusunda farkındalığı oluşturmak olduğunu dile getirdi.
Vural, depreme duyarlı olmayan bir ülkeyken, depreme dayanıklı konutlar, zorunlu deprem sigortası, yapı denetimi gibi alanlarda adımlar atıldığını ifade etti.
Hükümetin afetle ilgili üç genel müdürlüğü birleştirdiğini, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı kurduğunu anımsatan Vural, merkez ve yerel yönetim arasında bütüncül afet yönetiminin sağlanamadığını savundu.
Vural, önce Van'daki depremin şiddetinin dahil tespit edilemediğini, depremin şiddetinin, Hükümet'in zamları gibi güncellendiğini, Türkiye'nin, gerçeği ancak ABD'den öğrendiğini ileri sürdü. Vural, 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinde depremin şiddetinin bilindiğini ifade ederek, ''Aradan 12 yıl geçti, teknolojik ilerlemeler de dikkate alınırsa, şiddetin büyüklüğünü bile tespit edemiyorsanız bunun sorumluluğundan nasıl kaçacaksınız- Hükümet, Van'da feryat yükseldiğinde ancak durumun vahametini idrak etmiş, kıymetli olan zaman kaybedilmiştir'' diye konuştu.
Oktay Vural, İstanbul, Marmara'da olası bir depreme hazırlık için hiçbir adımın atılmadığını ileri sürdü.
Suriye'den gelenler için ''Bir günde çadır kent kurduk, katalitik soba verdik'' diyenlerin, Van depreminde vatandaşları unuttuğunu savunan Vural, sözlerini şöyle tamamladı:
''Enkazın altında kalan sadece vatandaş değildir, koordinasyon görevini yürüten Başbakan Yardımcısı'dır. Beşir Atalay'ın koordinatör olarak belirlenmesi ülkemiz ve Van için talihsizlik olmuştur. Sorumluluğun gereğini yapamamıştır. Sayın Bakan, 9 yıldır iktidarda olduklarını unutup doğal afetlere hazırlığı muhalefetin sorumluluğuna atmıştır. Sayın Atalay'a milletin ve Meclisin güveni kalmamıştır. TBMM olarak Sayın Bakan'a güvenmediğimizi ifade etmeliyiz. BDP ve AKP'nin oylarıyla bu gensoru reddedilirse Sayın Bakan'a düşen görev istifa etmektir.''
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Van depremiyle ilgili şu ana kadar 228 milyon 300 lira nakdi yardım toplandığını belirterek, acil yardım ödenekleri dahil olmak üzere bölgeye gönderilen insani yardım malzemelerinin toplam tutarının 390 milyon lira olduğunu bildirdi.
Atalay, hakkında verilen Gensoru önergesinin görüşmelerinde, Hükümet adına yaptığı konuşmada, deprem sonrasında en hızlı çalışmanın, arama kurtarma ekiplerinin bölgeye sevkiyle ilgili gerçekleştirildiğini söyledi. Afette ve depremde en öncelikli konunun ''daha fazla can kurtarabilmek'' olduğunu dile getiren Atalay, ''Bizim önceliğimiz de bu olmuştur'' diye konuştu.
Depremin ardından Başbakanlık Merkez Binada koordinasyon toplantısı yapıldığını, iş bölümünün tespit edildiğini ve ulusal düzeyde koordinasyonun gerçekleştiğini kaydeden Atalay, aynı zamanda Van'da da kurulu olan Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi'nin hemen çalışmaya başladığını ifade etti.
Depremin hemen ardından devlet, sivil toplum örgütleri ve vatandaşların tüm imkanlarıyla seferber olduğunu belirten Atalay, böylesine yıkıcı ve çok geniş bölgeyi etkileyen deprem sonrasında yürütülen başarılı bir koordinasyonla, deprem üzerinden daha bir kaç saat geçmeden yeteri sayıda ekip ve ekipmanın bölgeye intikal ettirildiğini bildirdi.
Aynı günün akşamında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Van'a geldiğini anımsatan Atalay, ilk bir kaç saat içinde 500'den fazla arama kurtarma, sağlık ve Kızılay personelinin araç ve ekipmanlarıyla birlikte bölgeye ulaştırıldığını ve çalışmalara başlandığını söyledi. Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Meydana gelen iki deprem sonrası AFAD tarafından 11 ilde bulunan sivil savunma, arama kurtarma ekip müdürlükleriyle, 48 il ve 39 kurumdan arama kurtarma, sağlık ve ilk yardım personeli, ekipmanları ve insani yardım malzemeleri, 77 THY, 76 askeri ve 20 özel kargo uçağıyla bölgeye sevk edilmiştir.
Bu iki depremde bölgeye toplam 72 bin 597 çadır (28 bin 147'si yurt dışından) 5 bin 267 arama kurtarma personeli, 2 bin 976 sağlık personeli, 34 arama köpeği, 732 iş makinesi ve araç, 18 hava ambulansı olmak üzere 201 ambulans, 6 tanesi faal olmak üzere 11 seyyar hastane, 146 jeneratör, 79 projektör, 151 tuvalet duş konteyneri, 480 genel maksat çadırı, 260 prefabrike ev, 4 bin 295 yaşam konteyneri, 3 bin 794 Mevlana evi, 335 bin 519 battaniye, 37 seyyar mutfak, 27 bin 288 katalitik soba-ısıtıcı, 6 bin 192 uyku tulumu ve gerekli insani yardım gönderilmiştir.''
Şu ana kadar 70 bin ton kömürün Van, Erciş ve köylerinde dağıtıldığını bildiren Atalay, 600 tır ve kamyonla insani yardım malzemesinin vatandaşlar tarafından gönderildiğini, 117 bin adet gıda paketinin dağıtıldığını ifade etti.
Bir bütün olarak devlet, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların bir afet anında yapılması gereken tüm eylemleri etkin bir koordinasyon, işbirliği ve dayanışma ruhuyla yerine getirdiğini ifade eden Atalay, ''Sahada görev yapan tüm kurum ve kuruluşlar, her kesimden insanlarımız, sadece resmi görev anlayışıyla değil toplumumuzun dayanışma ve yardımlaşma geleneğinin motivasyon ve ruhuyla üstün bir gayret göstermiştir'' dedi.
Milletin de büyük bir dayanışma örneği gösterdiğini belirten Atalay, ''Van depreminde büyük bir toplumsal bütünlük ve birlik sergilenmiştir'' diye konuştu.
Türkiye'nin gösterdiği performans ve başarının uluslararası camiada tarafından da övgüyle karşılandığını dile getiren Atalay, ''Van depremlerinden sonra afetler tarihinde kaydedilen en büyük operasyonlardan biri olduğu vurgulanmıştır'' dedi.
Atalay, pek çok ülkeden yardım geldiğini, bunlar için teşekkür ettiklerini ifade etti.
Acil yardım ödenekleri olarak Başbakanlıktan şu ana kadar Van'a 52 milyon TL gönderildiğini kaydeden Atalay, ''Yardım kampanyalarında Başbakanlık hesaplarında şu ana kadar 147 milyon 400 bin TL, Diyanet İşleri Başkanlığı yardım hesaplarında 37 milyon TL, Kızılay yardım hesaplarında 43 milyon 900 bin TL olmak üzere toplam 228 milyon 300 TL nakdi yardım toplamıştır'' dedi.
Atalay, bugüne kadar acil yardım ödenekleri dahil olmak üzere bölgeye gönderilen insani yardım malzemelerinin toplam tutarının 390 milyon TL olduğunu bildirdi.
TBMM Genel Kurulunda, MHP'nin Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
Genel Kurulda, MHP'nin Van depreminde koordinasyondan sorumlu Bakan Beşir Atalay hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmamasının görüşmeleri yapıldı.
Görüşmelerin ardından yapılan oylama sonucu, Beşir Atalay hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
**** HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
(19.11)
